Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul-Bagcilar 6. Olagan Ilçe Kongresi’nde yaptigi konusmanin metni

 

Bağcıların saygıdeğer güzel insanları, sevgili kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Çok ara verdik, şimdi 6. Olağan Kongre vesilesiyle biraradayız. Divan Heyetimize, delegelerimize ve tüm misafirlerimize kalbi şükranlarımı arz ediyorum.

Arka taraftaki sandalyeler de boş, tribünlerde olan kardeşlerimizi oraya alalım ve teşkilat mensuplarımız özellikle dışarıda olan kardeşlerimize de yardımcı olsunlar, çünkü dışarıda şu anda bu salondaki kardeşlerimizin en az bir o kadarı var.

Buradan Bağcıların tüm mahallelerine, tüm oralardaki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Bağcılar teşkilatımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Kongremizin şehrimiz için, ilçemiz için, Bağcılarla birlikte ülkemiz için, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bağcılar 16 Nisan halkoylamasında yüzde 61’lik evet oranıyla adeta bir destan yazmıştı. Şimdi yeni destanlar yazmaya hazır mıyız? Öyleyse önce Mart yerel seçimleri, ardından Kasım cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, bu seçimleri yaşayacağız. 2019 seçimlerinde Bağcılarda hem belediye başkanlığında, hem milletvekilliğinde, hem Cumhurbaşkanlığı seçiminde çok daha büyük oranlarla tarihe geçecek bir netice bekliyorum. Bunun için hep birlikte daha çok çalışmamız gerekiyor.

Evet, şimdi ana kademeye sesleniyorum, ana kademeyi bir göreyim bakayım, ana kademe, 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Bu, laf ola beri gel olmayacak ha, kapı-kapı dolaşacağız; buyurun.

Kadın Kolları, bir de sizleri görelim, maşallah, 2019’a kadar her eve girmeye hazır mıyız? Ses biraz daha yüksek çıkması lazım. Hazır mıyız. Maşallah, teşekkür ediyorum; buyurun.

Gençlik Kolları, 2019’a kadar liselerden üniversitelere tüm gençlerimize ulaşmaya hazır mıyız?  

Kucaklayıcı olacağız, asla uzaklaştırmayacağız ve onlarla beraber inşallah yeni büyük Türkiye’nin inşasını gerçekleştireceğiz. Bağcılar’da ayak basmadık yer, dokunmadık gönül, desteğini almadık vatandaşımız bırakmamaya söz veriyor muyuz? Maşallah.

Kardeşlerim; bizim İstanbul’a bakışımızı ve hizmetlerimizi aslında en iyi 1992 yılından beri müstakil bir ilçe olan Bağcıların serencamı anlatır. 1992’nin Bağcılar’ı neydi, bugünün Bağcılar’ı ne, buraya bakacağız. Burada yaşayanlar, aslında onlara çok şey anlatmaya da gerek yok, onlar yaşayarak bunu gördüler, yaşayarak bildiler. Dolayısıyla da, eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri, eser ortada.

Bağcılar bugün 22 kilometrekarelik alandaki 750 bin nüfusuyla İstanbul’un önde gelen ilçeleri arasında yer alıyor. Ama ilçe olduğu ilk dönemlerde bu bölge kışın çamurdan, yazın tozdan geçilmeyen, hiçbir altyapısı olmayan, plansızlık ve projesizlik abidesi bir yer durumundaydı ve seçim kampanyasına buraya geldiğimiz zaman ilk ilçe olduğunda çizmelerle dolaştık. Ve o zaman ilk Belediye Başkanımız olarak milletvekilimiz Feyzullah Beyle birlikte burada seçimi kazandık ve hamdolsun yoğun bir çalışmayla işte bugünlere geldik. İlçe belediye başkanlarımız bir yandan, 1994 yılında Büyükşehir Belediye Başkanı olmamızla biz bir yandan çalıştık ve ondan sonra zaten Büyükşehir de sürekli olarak bizde kaldı ve bugün bambaşka bir Bağcılar var. Güngören böyle, şimdi oradan Beyoğlu’na geçeceğiz, böyle. Çalışırsan bağ, çalışmazsan dağ oluyor.

İstanbul’un önemli iş merkezlerinden bir kısmına ev sahipliği yapan ve yaklaşık 200 bin konutun bulunduğu ilçemizin kentsel dönüşüm çalışmalarının ardından çok farklı bir konuma geleceğine inanıyorum. Son yıllarda burada yapılan parklar, engellilere yönelik tesisler, sosyal ve kültürel merkezler, müzeler, bilgi evleri, aile sağlığı merkezleri, ilçenin adeta çehresini değiştirmiştir, bugün farklı bir Bağcılar var. 

Belediyemizin 740 milyon liralık bir yatırımla, yani 740 trilyon, hizmete aldığı 250 tesis ilçemizde yaşayanların hayat kalitesini fevkalade yükseltmiştir. Halen 470 trilyon liralık maliyetle inşası süren 12 proje tamamlandığında Bağcılar daha da güzelleşecektir. Bunlar arasında yeni belediye hizmet binası, Bağcılar Meydanı ve kapalı otoparkı, spor kompleksleri, yüzme havuzları, gençlik merkezleri de bulunuyor.

Halen hizmette olan bir tramvay ve iki metro hattına ilave olarak inşası süren 4 metro hattı ile proje aşamasındaki 2 metro, bir tramvay projesi sayesinde ilçemizin ulaşım sorununu da Allah’ın izniyle kökten çözüyoruz.  

Yakında başlanacak olan okçuluk ve buz hokeyi spor kompleksi, amfi tiyatro, spor parkı, bilim parkı, sıfır atık parkı, güneşli kültür merkezi ve şehir kütüphanesiyle Bağcılar artık geleceğe hazırlanıyor, tutana aşk olsun.

Bu hizmetlerin hayata geçirilmesinde emeği olan herkesi tebrik ediyorum.

Kardeşlerim; sadece Büyükşehir ve ilçe belediyelerinde değil, Hükümet olarak da İstanbul’a çok büyük hizmetler getirdik, İstanbul Büyükşehir aynı şekilde çok büyük hizmetler getirdi. Geçtiğimiz 15 yılda İstanbul’a, evet, 210 katrilyon liralık yatırım yaptık. Boğaz’ın altına Marmaray ve Avrasya tünelleri, üstüne Yavuz Sultan Selim Köprüsünü inşa ederek şehri ve kıtaları birbirine bağladık.

Hemen yanı başımızdaki Osman Gazi Köprüsü de esasen İstanbul’un bir projesidir. İstanbul-İzmir otoyolunun bir parçası olan bu köprü sayesinde İstanbul’dan Körfez’in karşı tarafına gidip gelmek çok kolaylaştı.

Marmara’nın etrafını bir otoyol ağıyla kuşatma projemizin bir diğer önemli bölümü olan 1915 Çanakkale Köprümüzün şu anda inşası da sürüyor.

İstanbul’un Ankara, Eskişehir, Bilecek, Kocaeli, Sakarya illerimize hızlı trenle bağlantısını sağlayarak ulaşımda yepyeni bir dönem başlattık.

Tüm etapları tamamlandığında dünyanın en büyüğü olacak yeni havalimanımızın inşaatı da sürüyor, 3’üncü havalimanı. Bu yılın sonuna kadar inşallah 3’üncü havalimanının yıllık yolcu kapasitesi ne olacak biliyor musunuz? 90 milyon ve 2023’te bu 150 milyona çıkacak.

Kanal İstanbul için şu anda geri sayım sürüyor, güzergahını ilan etmiştik, şimdi ilanıyla ilgili hazırlıkları yapıyoruz, inşallah çok uzak olmayan bir gelecekte ihalesine çıkılacak.

İstanbul’da 446 kilometre yeni bölünmüş yol yaparak ulaşımı rahatlattık. Raylı sistemleri yaygınlaştırıyoruz. En son birkaç ay önce Üsküdar-Ümraniye metrosunun açılışını yaptık. 2020 yılında metroda 355 kilometre uzunluğa ulaşarak bin kilometrelik nihai hedefimize bir adım daha yaklaşmakta kararlıyız. Trafiği akıcı hale getirmek için şehrin çeşitli bölgelerinde tüneller inşa ediyoruz. Ocak ayı sonunda Kasımpaşa-Hasköy tünelini hizmete açtık. Bu tünellerin uzunluğunu 2020’de inşallah 70 kilometreye ve nihai olarak da 190 kilometreye çıkarmakta kararlıyız.

Sağlıkta İstanbul’a 51’i hastane olmak üzere tam 127 tesis kazandırdık. İstanbul’un her iki yakasına toplam 7 bin yatak kapasiteli dev şehir hastaneleri şu anda kazandırıyoruz. Bir tanesi bu yakada nerede? İkitelli’de ve İkitelli’deki hastane hızla devam ediyor, bir diğeri de Asya Yakasında, o da şu anda proje aşaması tamamlanıyor, hemen ihalesi yapılıp inşaatı başlayacak.

TOKİ vasıtasıyla şehir genelinde 156 bine yakın konut projesini hayata geçirdik, bu projelerle adeta şehir içinde yeni şehirler kuruyoruz.

İçme suyundan doğalgaza, çevrenin korunmasından restorasyonlara kadar her alanda İstanbul’u tarihinde görmediği hizmetlerle donattık.

Kardeşlerim, 94’te bu göreve geldiğimizde İstanbul’un, evet, çöp noktasında ne halde olduğunu herhalde biliyoruz değil mi? ("Evet" sesleri) Hava kirliliğinde ne durumda olduğunu biliyoruz değil mi? ("Evet" sesleri) Susuzluk almış başını gidiyordu. Elhamdülillah çöpü hallettik, tertemiz bir İstanbul. Dedik ki, yeterli değil, hava kirliliğini giderdik. Geldiğimizde 50 bin eve doğalgaz giderken, biz bunu 1 milyon 250 bine çıkarttık Belediye Başkanlığım döneminde. Şimdi artık bu sorun zaten tamamıyla çözüldü.

Ama yetmez, su sorunu, en büyük sorun, evlerde küvetlerin içine su dolduruluyordu, benzin istasyonları gibi su istasyonları kurulmuştu İstanbul’da ve o küvetler doldurulur, oradan ihtiyaç karşılanırdı. Ne yaptık? Ta Istranca Dağları’ndan dağları delerek İstanbul’a su getirdik. Hamdolsun şimdi bu sıkıntı giderildi.

Eğitimde bu şehir 57 üniversitesi ve 890 bin öğrencisiyle başlı başına ayrı bir dünyadır.

Kardeşlerim; görüldüğü gibi İstanbul’dan aldığımız güç ve ilhamla hem bu şehri, hem de ülkemizi geliştiriyor, büyütüyor ve güçlendiriyoruz. Türkiye ilerledikçe, yükseldikçe, kendi kararlarını alıp kendi imkanlarıyla uygulamaya koydukça rahatsızlık açıklamaları, endişe beyanları, hatta ufak çaplı da olsa politika değişikliği sinyalleri gelmeye başladı. Dikkat ederseniz, Türkiye’nin Afrin operasyonundan ve Afrin şehir merkezine girmesinden rahatsız olan bölgemizdeki insanlık dışı görüntüler karşısında derin bir sessizliğe gömülmüşlerdir. Mesela Doğu Guta’da binlerce sivil ağır silahlarla katledilirken bunlar hiç rahatsız olmadı mı? Mesela İdlib’de bir okulun öğrencilerinin hem de savaş uçaklarıyla katledilmesinden bunlar hiç endişe duymadı mı? Mesela bölücü teröristlerin ailelerinin ellerinden zorla koparıldığı ve akıbetleri meçhul olan binlerce 13-14 yaşında çocuk, bunlardan hiç rahatsız olmadılar mı? Mesela Almanya’da hemen her gün bir camimizin bölücü teröristler veya ırkçılar tarafından saldırıya uğraması bunlarda hiçbir endişeye yol açmıyor. İsveç’te, Hollanda’da benzer saldırılar bunları hiç rahatsız etmiyor. Mesela Filistin’deki çocuklara, sivil halka uygulanan zulümden bunlar hiç rahatsız olmuyor. Mesela Arakan’da yüzbinlerce insanın sırf inançlarından dolayı evlerinden edilmesi, bunların onbinlercesinin insanlık dışı işkencelerle katledilmesi bunlarda hiçbir tesire yol açmıyor. Velhasıl bunların duyarlılığı sadece Türkiye’ye karşıdır. Çatlasanız da, patlasanız da biz hak hakim oluncaya kadar bu yola devam edeceğiz. Çünkü bunların vicdanları nasırlı. Türkiye husumeti dışında kıllarını dahi kıpırdatmazlar. Haklarını yememek lazım, elbette Batıda insan hakları konusunda samimi hassasiyeti olan pek çok kişi var. Mesela 2003 yılında haksız yere evi yıkılmaya çalışılan bir Filistinliyi korumaya çalışırken buldozerler tarafından ezilerek katledilen Rachel Corrie’yi unutamayız, bu da var. Bunun gibi daha çok sayıda örnek var. Bizim itirazımız; Batı yönetimlerinin sergilediği ve ahlaki hiçbir izahı olmayan çifte standartlaradır.

Türkiye siyasette, ekonomide, diplomaside, mesela özellikle de süratle mesafe aldıkça bu tarz husumetlerin artarak süreceği açıkça ortadadır. Bu durum karşısında yapmamız gereken tek şey; daha çok çalışmak, daha başarılı olmak, daha büyük kazanımlar elde etmektir. Kendimizi bu konuda geliştirdikçe, kör husumetlerin yerini uzlaşma ve işbirliği çabalarının alması kaçınılmazdır. Herkesle dost olmak zorunda değiliz. Ama çıkarlarımızın uyuştuğu herkesle müttefik olabiliriz.

Kardeşlerim; şimdi ben buradan Bağcılar’a, Bağcılar’ın şahsında İstanbul’a sesleniyorum. Biz dost edinmeye mecburuz, düşmanları azaltmaya; buna çok çalışacağız, buna gayret edeceğiz. Şimdi bir cumhur ittifakı oluşuyor değil mi? Cumhur ittifakıyla işte biz bu mesafeyi alıyoruz. Ağzı olan konuşabilir, hiç önemli değil. Biz cumhur ittifakıyla Türkiye’de bir değişim-dönüşümü gerçekleştireceğiz. Bu ittifakı da bildiğiniz gibi Milliyetçi Hareket Partisiyle beraber partimiz yapıyor, bunun artık yetkili kurullarda kararını verdik, adımımızı da attık, hayırlı olsun, mübarek olsun diyorum. Tabii bunu hazmedemeyenler yok değil, var, olacak. Niye?  Zira AK Parti ile MHP’nin böyle birleşme, böyle bir cumhur ittifakı yapması hasımları çıldırtıyor. Onların da kimler olduğu belli. Hakiki dostlarımızın kimler olduğunu biliyoruz ve onları da el üstünde tutuyoruz. Bunun yanında bir müttefikimiz olduğunu iddia edenler var, bir de gerçek müttefikimiz olduğunu iddia edenler. Onların da kimler olduklarının gayet iyi farkındayız. İster dostluk için olsun, ister belirli bir alanda ve konuda işbirliği için olsun, bize uzatılan hiçbir samimi eli havada bırakmadık, bırakmayız. Ama aynı eli yumruk olup üzerimize geliyorsa, kimse kusura bakmasın, ona da karşılık vermesini biliriz.

Değerli kardeşlerim; bugün itibariyle Afrin’deki mücadelemiz kararlı bir şekilde devam ediyor. Ve Afrin’de iş bitmeyecek, Afrin’in devamı var, İdlib var, Münbiç var, Fırat Kalkanı Harekatı bölgesiyle bunun bütünleşmesi var. Zira bütün mesele oradaki mağdur-mazlum kardeşlerimizi bir an önce yerlerine kavuşturmak yatıyor. Salona gelirken sordum, terörist etkisiz hale sayı itibariyle ne kadar geldi? Aldığım rakam şu: 3731 terörist etkisiz hale getirilmiş. Tabii şehitlerimiz de var, ancak şehitler işte bu teröristlerin elhamdülillah bu noktaya gelmesinin vesilesidir ve onun asıl bereketi onlardır.

“Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.”

Ve bu şehitlerimize en büyük müjde, Sevgililer Sevgilisi Peygamberimize komşu olacaklar, bundan daha güzeli olabilir mi? Rabbim bizlere de o makamı lütfetsin inşallah.

Bu duygularla hemen Rabia’mıza geçelim, hazır mıyız? Çok yoruldunuz biliyorum, şöyle bir ayağa kalkın bakalım.

Bunu hiç unutmayacağız, bütün seçim kampanyalarında Rabia’mız.

Tek millet; Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla, Roman’ıyla velhasıl 81 milyon tek millet.

Tek bayrak; bayrağımız şehidimizin kanından rengini alıyor, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız evet şehitlerimizin ta kendisi.

Üç; 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Böldürmeyiz, parçalatmayız ve bu vatan topraklarında ezanımızı susturmayız, susturtmayız.

Ve dört; tek devlettir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz.

Ve bunun için de şimdi gür sedayla hep beraber:

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Kalın sağlıcakla, hepinize mutluluklar diliyorum ve hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.