Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul’da halka hitabinin tam metni
Bugün yine bir başkasın Sultangazi. Kaç gün kaldı, 8 gün. 8 gün sonra ikinci bir bayrama hazırlanıyor muyuz?
Bugün biliyorsunuz aslında iki bayramı birarada yaptık. Bir taraftan Ramazan Bayramı, bir taraftan Cuma.
Şimdi öncelikle Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Rabbim Ramazan boyu tuttuğunuz, tuttuğumuz oruçları kabul eylesin.
Değerli kardeşlerim; Rabbim bizleri Ramazan-ı Şerife kavuşturduğu gibi hamdolsun Ramazan Bayramına da kavuşturdu, ne güzel.
Şimdi Rabbimden bizim niyazımız odur ki inşallah 8 gün sonra Türkiye’de bizlere özellikle bir demokrasi bayramını da yaşatsın. Zira çıktığımız bir yolculuk var, bu yolculukta karşımızda birleşenleri görüyorsunuz değil mi? Bunların bu ülke için, bu millet için yapacağı bir şey var mı? Bunların terörle mücadele diye bir derdi var mı? Bunların ekonomi diye bir anlayışı var mı? Bunların eğitim diye bir anlayışı var mı? Bunların turizm, ulaşım diye bir derdi var mı? Ne diyor? Yüksek hızlı tren neymiş, kapacağız diyor. Köprü, bir tanesini Demirel yapmış, öbürünü Özal yapmış, üçüncüsü de Erdoğan yapmış, dördüncüyü de ben yaparım. Soruyorlar gazeteciler, nereye yapacaksın? Çalışırız diyor canım, çalışırız, uygun bir yere yaparız. Ya senin daha planın yok, projen yok. Bu iş ustalık işi ustalık. Zira büyük Türkiye güçlü lider ister. Büyük Türkiye ustalık ister. Soruyorum, bir bakkal dükkânın olsa çırağa teslim eder misin? Etmezsin. Öyleyse büyük Türkiye ya, buraya biz durup dururken gelmedik, 3,5 kat Türkiye’yi büyüttük. Nereden aldık, nereye geldik. Ama bu bize yeterli değil, biz daha ileri gideceğiz, daha ileri gitmek için koşacağız.
Kardeşlerim, ne dedik? Türkiye’yi dört sütun üzerinde büyüteceğiz; eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Peki, bunun üzerine neleri inşallah yerleştireceğiz dedik? Ulaşım dedik. Başka? Tarım dedik. Başka? Kültür turizm dedik. Başka, değerli kardeşlerim; özellikle de yüklendiğimiz dış politikada onurlu ve şahsiyetli bir dış politika dedik. Bu adımları attık mı? Atıyor muyuz? İşte hemen şurada yanı başımızda Sultangazi’de muhteşem bir hastaneyi yaptık mı? Ya biz konuşmayız, biz yaparız yaparız. Buralarda bu tür şeyler var mıydı? Ama bakın biz yaptık. Şurada düşünün, biz göreve geldik, okulumuzun sayısına bakın, şimdi okullarımızın sayısına bakın. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Kardeşlerim; bakınız şu ana kadar başta İnce olmak üzere bunların ağzından terörle mücadele diye bir şey duydunuz mu? Niye? Bunların kitabında terörle mücadele yok, ama bizde var. Şimdi ben buradan sesleniyorum; biz terörle mücadele ediyoruz. Sayın İnce başta olmak üzere diğerleri yatıp kalkıp ne diyorlar? Niye Edirne Cezaevinde kalsın diyorlar. Ya kardeşim, sen nasıl bir insansın? Bunların partisi bir başka bu tür cezai konumu olmayan, tutukluğu veya mahkûmiyeti olmayan bir başka adam bulamıyor mu da bunu cumhurbaşkanı adayı olarak çıkıyor? Dert başka. Ve Sayın İnce, Bay Muharrem ne yaptı? Edirne’de gitti, beyefendiyi ziyaret etti.
Şimdi ben buradan Güneydoğulu kardeşlerime sesleniyorum; kardeşlerim, bak ben bugüne kadar Kürt kardeşlerim dedim, ayrım yapmadım. Niye? Kardeşlerim, bizim değerlerimizde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Arnavut, Boşnak, böyle bir ayrım yok. Niye? Ya biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik. Rabbimizin emri bu, ayrım yapamayız. Ben şimdi ta buradan Güneydoğu’ya sesleniyorum, Doğu’ya sesleniyorum; kardeşlerim, ya bu Erdoğan Türk-Kürt ayrımı yaptı mı? Ama şu anda bu Demirtaş denen zat, 7 Haziran olaylarında benim Diyarbakır’daki kardeşlerimi sokağa döktü mü ve orada 53 tane Kürt kardeşim öldürüldü mü? Ah benim Kürt kardeşlerim; bu oyuna gelecek misiniz? Ve bu oyunu da siz bozacaksınız siz, ben size inanıyorum.
Kardeşlerim, unutmayın, hiçbir zaman zulüm ile abat olunmaz. Onun için biz mazlumların yanında yer alacağız, yer almaya devam edeceğiz. Bu oyunu da bozacağız.
Bakınız, dün bizim Şanlıurfa Milletvekilimiz Kürt’tür, onlar esnaf ziyareti yapıyorlar ve Şanlıurfa milletvekilimizin ağabeyini öldürüyorlar. Siz diyor bizim HDP’li olduğumuzu bilmiyor musunuz, niye buraya geldiniz? Ya olabilirsin HDP’li yani sana bir ziyaret yapıldıysa niye rahatsız oluyorsun? Şimdi bugün defnedildi, Şanlıufra milletvekilimizin ağabeyi. Şu anda Başbakanımız orada, bakanlarımız orada. Kardeşim, biz barış istiyoruz, bunlar lafta barış diyorlar, lafta özgürlük diyorlar, hepsi yalan. Bunların bugüne kadar öldürdükleri insanların sayısı yüzlerce, binlerce. Ya bunlar değil miydi, Diyarbakır Belediyesinin önünde benim Kürt annelerimi ağlatanlar bunlar değil miydi? Onların kızlarını Kandil’e kaçıranlar bunlar değil miydi? Kardeşlerim, bizden böyle bir şey duydunuz mu? Ve bunlar hala buna devam ediyorlar.
Şimdi 8 gün sonra demokratik bir şekilde sandıkta bunlara bu hesabı sormaya var mıyız?
Bakınız bu seçim var ya, bu ülkede 81 milyonun huzuru içindir. Şu anda Güneydoğu’da, ah aramızdaki Diyarbakırlı kardeşlerim, bilmiyorum ne kadar var burada ve geçen Diyarbakır’daydım, aman ya Rabbim, o Diyarbakır ne kadar güzel olmuş. Dört gidiş-dört geliş havaalanı yolu, İstanbul’da böyle yollar yok. Ve gelirken bir kadayıfçıya uğradık, bir anda orası miting alanına döndü, muhteşem bir şey oldu. Niye? Biz hizmetin partisiyiz. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik ve bu yolda böyle devam edeceğiz, ama beraber. Siz bizi buralara getirdiniz. Şu Sultangazi, ah ah, buranın 20 yıl önceki halini bilseniz, neydi ne oldu değil mi? Neyle oldu? AK Parti’yle oldu. Ama biz bunları da yeterli bulmuyoruz, daha da iyi olacak. 79 senede bu ülkede 6 bin 100 kilometre yol yapıldı, 16 senede biz 20 bin kilometre yol yaptık; farkımız bu.
Kardeşlerim; bütün bunlarla beraber göreve geldiğimizde Türkiye’nin IMF’e borcu neydi? 23,5 milyar dolar. Şu anda bizim borcumuz var mı? Yok. Çıkmış konuşuyor Bay İnce, dördüncü köprüyü yapacakmış, yap bakalım nereye yapacaksın, adres veremiyor, veremez, bildiği yok, ders çalışmamış. Biz şu anda Marmaray’ı yaptı mı? Biz Avrasya Tünelini yaptık mı? Biz Osmangazi Köprüsünü yaptık mı? Ara sıra Bay Muharrem de istifade eder dedik; Yalova’da oturuyor ya, Yalovalı ya. Biz buyuz ve ne yaptığımızı bilsin istiyoruz, ama derdi yok, anlamaz ve biz yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim bu ülkede yapacağımız çok şey var.
Şu anda dünyada beşten büyüktür derken biz neyi kastediyoruz? Dünyada bütün ülkeler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde yerini almalı diyoruz.
Biz one minute derken neyi kastediyoruz? Bak, sen bir Siyonist olabilirsin, bir İsrailli olabilirsin, ama sen bir defa öldürmeyi iyi bilirsin. Bunlar 7’den 70’e o Filistinli yavruları Gazze’de öldürenler değil mi? Bunlara karşı bu mücadeleyi veren Türkiye değil mi? Biz verdik. Çıkmış Bay Muharrem konuşuyor.
Kardeşlerim; bakınız Kudüs meselesinde bile kalktı bu Bay Muharrem onu istismar etmeye. Ya sizin Kudüs’te bir derdiniz yok. Afrin meselesinde ne dediler? Afrin’e gitmeyin. Cerablus’ta ne dediler? Gitmeyin. Biz ne dedik? Gideceğiz. Gittik mi? Gittik. Ve şu ana kadar orada Mehmet’imiz, Özgür Suriye Ordusu hamdolsun teröristlere karşı büyük bir mücadele verdi ve Suriye’nin kuzeyinde terör koridorunu kaldırdık. Şimdi sırada Kandil’i bombalıyoruz, evet. Biz onlara, dost geçinenlere diyoruz ki; eğer dost iseniz siz halledin, siz halletmiyorsanız biz hallediyoruz. Size birkaç gün içerisinde daha başka müjdelerimiz de olacak inşallah. Durmak yok... Durmak yok... Durmak yok... Rabbim Mehmetçiğimize güç-kuvvet versin. Ya Hafız ismi şerifi hürmetine Mehmetimizi korusun Allahımız.
Biz bütün imkânlarımızla şu anda Mehmet’imizin yanındayız, komutanlarımızın yanındayız. Çıkmış ne diyor Bay Muharrem? Ya bizim İsmail Metin Paşa saldırıyor. Niye saldırıyorsun? Onun diyor, Erdoğan’ın masasında alkış yapması benim aleyhimde propagandadır diyor. Ya ne alakası var. Bir general partili olamaz. Bay Muharrem, o partili değil, toplantı parti toplantısı da değil. Toplantı, Türkiye Esnaf Sanatkârlar Odası’nın bir toplantısı. Ama General oranın protokolündendir ve o protokol olarak orada bulunuyor. Ama Bay Muharrem unutma, ben Anayasanın amir hükmü gereğince Başkomutanım Başkomutan. Adam bunu da bilmiyor. Ya bundan Türkiye’de cumhurbaşkanı adayı olur mu?
Zaten Bay Kemal de bundan kurtulmak için bunu aday yaptı, kendisi aday olmadı. Hâlbuki Bay Muharrem diyordu, sen aday olacaksın sen, ama buna rağmen olmadı. Niye? Bir an önce o koltuğu kimseye kaptırmayayım dedi Bay Kemal. Bunu sürdü ileri. Kazanamayacağını da biliyor, bunu süreyim dedi kurtulayım. Ne dedi Bay Muharrem, ben kazanamazsam bırakırım dedi. Göreceğiz, zaman fazla değil 8 gün kaldı, tamam?
Şimdi kardeşlerim, sizi bu güneşin altında daha fazla bekletmeyeceğim. Yalnız Rabia’mızı biliyorsunuz değil mi?
Şöyle güçlü bir seda ile 8 gün hanımlar; kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?
Gençler; kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?
Bak Sultangazi bizi hiçbir zaman mahcup etmedi. Ben yine mahcup etmeyeceğinize inanıyorum, ama oyları patlatacağız.
Öyleyse, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Bir olacağız iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Hepinize çok teşekkür ediyorum. Yolunuz, yolumuz açık olsun inşallah.