Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul Gençlik Kollari 5. Olagan Kongresi’nde yaptigi konusmanin metni

 

Aziz İstanbullular, değerli yol arkadaşlarım, sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan sizlerin şahsında AK Partinin AK gençlerini, 81 vilayetimizdeki bütün genç kardeşlerimi selamlıyorum. Buradan öğrencilerimize, işçi, emekçi, genç işveren kardeşlerime, dünyanın dört bir yanında ülkemizin bayrağını gururla dalgalandıran tüm gençlerimize selamlarımı gönderiyorum.

Din, dil, ırk, renk, mezhep ayrımı gözetmeden Türk milletinin yardım elini mazlum ve mağdurlara ulaştıran sivil toplum kuruluşlarımızın genç neferlerini selamlıyorum.

Bu muhteşem atmosferden Afrin’de, El Bab’da, Cerablus’ta, Cudi’de, Tendürek’te teröristlere aman vermeyen Mehmetçikleri, polislerimizi, jandarmalarımızı, güvenlik korucularımızı selamlıyorum.

Şu anda çatısı altında bulunduğumuz Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezinde:

“Şu kopan fırtına Türk Ordusudur ya Rabbi,

Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi.

Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın,

 Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın.”

Ve işte Afrin’de bunu yaptılar, Cerablus’ta bunu yaptılar ve şu anda Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, evet, Mehmetçiğimiz bunu yapıyor.

Kimi henüz 16-17 yaşlarında körpe bir fidanken şehadete yürüyen 15 Temmuz gecesinin genç yiğitlerine, genç aslanlarına buradan selam gönderiyorum.

Şehit Abdullah Tayyip Olçak’ı, Mahir Ayabak’ı, Mutlu Can Kılıç’ı, Rüstem Resul Perçin’i, Uhut Kadir Işık’ı, Özgür Mustafa Karasakal’ı, Halil İbrahim Yıldırım’ı, Engin Tilbaşı rahmetle yad ediyorum. Rabbim cennetinde bizleri buluştursun inşallah.

Şair ne güzel söylüyor… Eyvallah. Rabbim öyle buyuruyor, esteizü billah bismillah, “…” Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz, anlamazsınız. Vatanımızı böldürmedik, vatanımızı böldürmeyeceğiz, kararlılıkla yürüyeceğiz.

Ve o güzel kelimeleriyle şair ne diyor:

“Vurulup ömrünün ilkbaharında,

Kanından çiçekler açar yanında.

Cümle şehitlerin omuzlarında,

Bir sabah gelecek, kardan aydınlık.”

Evet, kardan aydınlık geleceğimiz için canların feda eden terörle mücadele şehitlerimize, Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatlarında ebediyete uğurladığımız tüm kahramanlarımıza Mevla’dan rahmet diliyorum.

Bu ülke asırlardır ölümü öldüren o yiğitler sayesinde ayaktadır. Bu millet şehitleriyle yaşayan, onları baş tacı eden bir millettir. Rabbim şehitlerimizin mekanlarını cennet, makamlarını âli eylesin. Rabbim bizi şehitlerimizin o kutlu yolundan ayırmasın.

Yine bu salondan sizlerin şahsında Açe’nin, Bağdat’ın, Saraybosna’nın, Sana’nın, Kahire’nin gençlerini, sizlerin genç kardeşleriniz selamlıyorum.

Kendilerine acı vatan Avrupa’yı yurt kılan, başarılarıyla, dayanışmalarıyla göğsümüzü kabartan bütün gurbetçi gençlerimize selam ve muhabbetlerimizi iletiyorum.

İsrail Zulmüne, İsrail’in devlet terörüne boğun eğmeyen, Filistin’in her biri direniş abidesi gençlerimizi selamlıyorum, Allah onların yar ve yardımcıları olsun diyorum. Türkiyeli genç kardeşlerinin yüreklerinin onlarla birlikte attığını buradan ifade ediyorum.

Bugün bir kez daha çatışma, açlık ve yoksulluktan kaçarken Akdeniz’in azgın dalgalarında sevdikleriyle kucak kucağa can veren umut yolcusu gençleri selamlıyorum.

Yani maşallah güzel şeyler yapmışsınız. Evet, yeter söz milletindir, karar da milletindi, hiç şüphe yok.

Elbette AK Parti İstanbul İl Gençlik Kollarımızın tüm mensuplarını, İstanbul’un tüm gençlerini, İstanbul gençliğinin şahsında ülkemdeki her bir genç kardeşimi buradan muhabbetle selamlıyorum.

İstanbul İl Gençlik Kollar Kongresinin başarılı geçmesini, ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum.

2001 yılından beri Gençlik Kollarında çalışmış, büyük ve güçlü Türkiye davasına gönül vermiş tüm genç kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Bugünkü Kongrede emaneti devreden dava arkadaşlarıma şahsım ve partim adına teşekkür ediyor, yeni sorumluluk üstlenen kardeşlerimize de Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum.

Biliyorsunuz ecdadımız şöyle derdi: Önce Rafik, sonra Tarik. Yani bana sizler gibi gençlerle yol yürüme şerefini bahşettiği için Rabbime binlerce kez hamdediyorum. Nasıl bugüne kadar mücadelemizi siz gençlerle sırt sırta vererek yürütmüşsek, inşallah bundan sonra da aynı şekilde bu yola devam edeceğiz.

Sevgili gençler; siyaset özünde millete hizmet yarışıdır. Siyasetçinin var oluş gayesi de ülkeye, millete ve elbette oyunu aldığı seçmene en güzel, en kaliteli şekilde hizmet etmektir. Siyaset ilkelerle, prensiplerle, belli değerlerle yapılan, yapılması gereken bir iştir. Ahlakı, ilkesi olmayan siyasetin ne ülkeye, ne de millete faydası olur. Rüzgargülü gibi esintiye göre yön değiştiren, eğilip bükülen bir siyasi anlayış, popülizmin bataklığında debelenmeye mahkumdur.

Türk siyasi hayatı bu açıdan gerçekten ibret verici hadiselerle doludur. Siyasi tarihimizde bir tarafta ülkesine hizmet için gecesini gündüzüne katan asil devlet adamları, diğer tarafta da üç kuruluşluk menfaati için 40 takla atan şahsiyet fukaraları vardır. 90 yıllık siyasi geçmişimizde milletin emanetini canı pahasına koruyan kahramanlar olduğu gibi, darbecilere selam duran, tankları görünce sıvaşıp kaçan korkaklar da vardır. Türk siyasetinde ülkenin bekası için kurşun yağmuru altında kenetlenenler olduğu gibi, ülke düşmanlarına yancılık yapmayı siyaset zanneden muhterislere de rastlanır.

Bu ülkenin siyasi geçmişi bir bakıma erdemli siyaset yapanlarla, ahlaksız, ilkesiz siyasetçilerin mücadele sahası olmuştur. Farklı partiler ve politik karakterler üzerinde bu iki anlayış daima birbiriyle mücadele etmiştir. Merhum Menderesin bir sabah vakti darağacında sonlanan hayatı işte bu kavganın tarihidir. Merhum Özal’ın ömrünün son yılları ülkenin ve milletin sırtına kene gibi yapışan asalaklarla mücadeleyle geçmiştir. Rahmetli Erbakan, merhum Türkeş, merhum Yazıcıoğlu gibi siyasetçilerin tamamı sırf bu vatana bağlılıkları ve millete sevdaları dolayısıyla muhterislerin hedefi olmuş, onların saldırılarına maruz kalmıştır.

Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.

Gençler; Türkiye’de erdemli, ilkeli, ahlaki siyasetin öncelikli muarızı politikayı ikbal kapısı olarak gören, evet, kifayetsizlerdir. Bu ülkede siyasete irtifa kaybettirenler, yeri geldiğinde çıkarları için haysiyetlerini dahi tezgaha koyan muhterisledir. Bugün Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi sıfatını taşıyan CHP, maalesef işte bu kötü örneğin temsilcisi olmayı kimseye bırakmamıştır. 27 Mayıs’ta iktidara giden yolu darbecileri kışkırtmakta gören CHP, 1978 senesinde iktidar kapısını ancak kirli pazarlıklar neticesinde transfer edilen 11 milletvekiliyle açabilmiştir. Nasıl bozuk temel üzerine inşa edilen bina ayakta kalamazsa, siyasi ahlaksızlıklar üzerinde kurulan iktidarın da ömrü çok kısa olmuştur. Siyasi kaos, kargaşa bitmemiş, ülke dönemin basiretsiz siyasileri eliyle günden güne darbe ortamına sürüklenmiştir. 12 Eylül böyle geldi, temel sebebi bu olmuştur. Ve kısa süreli iktidar uğruna CHP’nin açtığı kirli milletvekili tezgahı o zaman vardı, şimdi yine var.

Sevgili gençler: geleneği kirli olanın geleceği de pirüpak olmaz. İşte üzerinden 40 sene geçmesine rağmen eski alışkanlıklarından kurtulamadığını gördük. Dün olduğu gibi bugün de CHP siyaseti bir kabzımal pazarlığına dönüştürdü. CHP milletin kendi adına hareket etmesi için emanet verdiği iradelerini pazara çıkardığı milletvekilleriyle özellikle de gençlere kötü örnek oluyor.

Şimdi ben buradan sesleniyorum, ey 15 milletvekili, ya siz iradenizi nasıl oluyor da bu kadar ucuza satıyorsunuz be? Ey 14 milletvekili, bak karıştırma ha, siz Çanakkale’deki 15’liler değilsiniz, siz iradesini satanlardansınız, onları da lekelediniz. Ve siz size oy veren bu milletin iradesine saygısızlık yaptınız. Size Bay Kemal talimat verdi diye siz bunu yerine getirdiğiniz zaman, bu şahsiyetsizliktir. Sizin şahsiyetiniz olgunlaşmamız, yok demektir. Siz bu noktada, Sayın Bay Kemal, siz bizim irademizi satın alamazsınız. Milletin bize vermiş olduğu bu yetkiyi bize farklı istikamette kullandıramazsınız demeliydiniz. Ama yazık oldu, gittiniz. Sözde partinin koltuklarına bile oturamadınız, çünkü sizin asli koltuğunuz müsaade etmiyordu, bunları da yaşadık.

Şimdi ekranları başında bizi izleyen tüm CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarıma sesleniyorum, 24 Haziran’da bunları sandığa gömmeye var mısınız diye sesleniyorum.

Gençler, ama biz çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz, durmak yok… Ve lise son sınıftaki gençlerden alacağız üniversitedeki gençleri kucaklayacağız.

Evvel Allah. Tüm İstanbul ayakta, tüm İstanbul.

16 Nisan’daki İstanbul’u istemiyoruz artık, şimdi çok daha farklı bir İstanbul istiyoruz, buna hazır mıyız? Şu kalan süre içerisinde kapı-kapı dolaşmaya, üniversitedeki, lisedeki tüm genç arkadaşlarımızı kucaklamaya var mıyız? Durmak yok…

Çünkü kardeşlerim; unutmayın, bu parti, CHP hiçbir ilke ve ahlakla bağdaşmayan, kapalı kapılar arkasında yürüttüğü pazarlıklarla Türk siyasetini kirletmeye, Türk siyasetini lekelemeye devam ediyor. CHP’nin bir başka partiye adeta ikram ettiği, bu durumda rızalarının olmadığı her hallerinden belli olan, hele hele arka taraftaki o gözü yaşlı milletvekillerini görünce çok üzüldüm, eyvallah dedim, Türk Parlamentosu ne hale gelmiş. Siyasi tarihimize yeni bir utanç vesikası olarak kaydoldu bu. Aslında bu hadise aradan geçen 40 yıla rağmen CHP’de hiçbir şeyin değişmediğini de ortaya koymuştur. Her ne kadar kendileri ve medyadaki aveneleri bu skandalı örtbas etmeye kalksalar da, milletimiz meseleyi çok net bir şekilde görmüştür. Ortadaki fotoğraf öylesine kötü ki, bu tezgahın milleti kandırmaktan ziyade, ülkemizin Ana Muhalefet Partisini itibarsız hale getirme noktasında bir hamle olduğunu görüyorum.

Hazır mıyız? Rabia’ya hazır mıyız? Yoruldunuz biliyorum, kalkın bakalım şöyle ayağa. Hazır mıyız? Çok gür sedayla, Özbekistan duysun, buradan Özbekistan’a gidiyorum biliyorsunuz.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Tek millet, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Roman’ıyla, 81 milyon tek millet. Biz 81 milyonu ayırt etmeksizin seviyoruz, çünkü biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdik.

Tek bayrak, şu bayrağımızdan daha güzel ne olabilir ya? Üzerindeki renk şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Ölmeye hazır mıyız? İşte Afrin şehitlerimizi görüyorsunuz, 56 şehit verdik, Özgür Suriye Ordusundan da 200 civarında, ancak 4500’e varan teröristi de etkisiz hale getirdik.

Üç; tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı böldürmedik, böldürmeyeceğiz inşallah; bu konuda kararlıyız değil mi? O PKK-mkk’sı hikaye, FETÖ-metö hikaye, bu topraklar bölünmeyecek.

Ve dört; tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz. Eğer Pensilvanya’ya gitmek isteyenler olursa buyursunlar gitsinler, biletlerini de veririz, buyursunlar gitsinler.

Şimdi bütün bunları halletmek için ne yapacağız? Kardeşlerim, yüksek sesle; bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…

Birbirimizi Allah için seveceğiz gençler, tamam, makam, mevki, para-pul, bunun için değil ve bizim gençliğimizin bu şuurda olduğuna inanıyorum. Ve sizi selamların en güzeliyle selamlıyorum.

Buradan Özbekistan, oradan Güney Kore, inşallah dua buyurun Perşembe gecesi burada olacağız.

Ya selam diyorum, Allah’a ısmarladık.

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.