Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul Il Kadin Kollari 5. Olagan Kongresi’ndeki konusmasinin tam metni
Kıymetli kardeşlerim; sizleri Kadın Kollarımızın İstanbul İl Teşkilatının 5. Olağan Kongresinde en kalbi duygularla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Buradan İstanbul’un tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı özellikle gönderiyorum. Biliyorum ki şu anda televizyonlarda ekranları başında bizleri izliyorlar.
Ve bu buluşmamızın tüm İstanbul’umuz için, tüm ülkemiz için, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti İstanbul teşkilatlarımızda ve özellikle kadın kollarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.
Kadın Kolları Kongremizin şehrimiz için, İstanbul’la birlikte ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kardeşlerim; İstanbul öyle bir şehir ki, burayı anlatmak için yazılan şiirlerin, söylenen sözlerin, yapılan resimleri külliyatı başlı başına nice kütüphaneleri, nice müzeleri doldurur. Şairlerden ilham alarak şöyle bir ifade edecek olursak, bizim için İstanbul sadece bir kentini sevmenin bile bir ömre değdiği yerdir. Bu şehri ancak gözleri kapalı dinlediğimizde anlayabiliriz, bu şehir öyle bir şehir. Bu şehir benim zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim, vatanım dediğimiz şehir. Burası, güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar olan bir şehir. Ne kadar içinde yaşarsak yaşayalım seni görüyorum yine, gözlerimle kucaklar gibi uzaktan diyerek bu şehre hasretimizi dindiremeyiz. Ama her şeye rağmen Rumeli Hisar’ında oturup bir türkü tutturduğumuz bu şehirde bunu da yaşamaktan asla vazgeçemeyiz. Kimi zaman yine sen kazandın İstanbul, ben yenildim diye isyan etsek de, sözümüzün sonunu yine emrindeyim diye bitirmekten kendimizi alamayız. Ve hep dediğimiz ve diyeceğimiz gibi, seversen olayım yârin İstanbul. Evet, sadece kıtaların değil medeniyetlerin, kültürlerin, güçlerin de birleştiği bu şehrin insana kattığı vizyon ve kazandırdığı ufuk hiçbir maddi değerle ölçülemez.
Daha da önemlisi, bu şehrin manevi dünyamıza sağladığı zenginliği ancak içinde yaşayanlar hissedebilir. Sizler işte böyle bir şehrin hanımefendileri olarak hem şanslısınız, hem de büyük bir sorumluluk sahibisiniz. İstanbul 15 milyonu bulan nüfusuyla dünyadaki ülkelerin 4’te 3’ünden daha büyük bir şehirdir. Aynı şekilde İstanbul’un her bir ilçesi nüfusuyla, ticaretiyle, sosyal, kültürel, sportif altyapısıyla pek çok şehrimizden çok daha ileridedir.
Tabi İstanbul siyasi temsilde de çok önemli bir yere sahiptir. Yeni sistemde 600’e çıkan milletvekillerimizin 98 tanesini tek başına İstanbul seçiyor. Böyle olunca İstanbul’da iddia ve güç sahibi değilseniz, Türkiye’nin kalanında belli bir düzeyin üzerine çıkabilmeniz neredeyse imkansız hale geliyor. Önümüzde bir erken seçim var, 24 Haziran’da Türkiye hem yeni yönetim sistemine göre görev yapacak cumhurbaşkanını seçecek, hem de Meclisin 600 üyesini belirleyecek. İstanbul yaklaşık 9,5 milyonluk seçmeniyle 24 Haziran’ın da belirleyicisi olacaktır, İstanbul ne derse Türkiye onu der.
Bilindiği gibi 2017 halkoylamasında İstanbul’da yaklaşık 4,5 milyon oyla yüzde 48,6 düzeyinde bir evet oranına ulaşmıştık. O zaman açık söyleyeyim üzüntülüydüm, çünkü biz yüzde 48,6’yla sandıklardan çıkmamalıydık, çünkü bu İstanbul’a bizim aşkımızla mukayese edilecek başka aşık yoktu. Biz İstanbul’u çok seviyoruz, İstanbul’a olan aşkımız bizim çok çok farklı, ama böyle oldu, şimdi yeni bir yoldayız. Bu 48,6 şüphesiz ki önemli bir başarı, ama bizim beklediğimizin çok uzağında. AK Parti için İstanbul’un çıtası çok daha yüksektir, öyle olmak zorundadır, aksi takdirde Türkiye genelinde hedeflediğimiz düzeye çıkamayız. İyi bir çalışmayla buradaki oyumuzun üzerine 1-1,5 milyon çok rahat koyabileceğimize ben inanıyorum; inanıyor muyuz? İnanıyor muyuz?
Unutmayınız, İstanbul sadece İstanbul değildir, İstanbul Türkiye’dir, İstanbul dünyadır. Tıpkı dünyanın ve Türkiye’nin yarısı gibi, İstanbul’un yarısı da hanımlardır. Dolayısıyla sizlerin göstereceği çaba ve elde edeceği sonuç, İstanbul’un ve onunla birlikte Türkiye’nin kazanılmasında hayati öneme sahiptir. İstanbul adeta 81 vilayetimizin bayraklarının dalgalandığı bir şehirdir. 81 vilayetimizin burada temsilcisi var mı? Var. Öyleyse el ele vereceğiz, kol kola vereceğiz ve 24 Haziran’da destanımızı yazacağız.
Hanımlar, sizin gadanızı alayım gadanızı, maşallahınız var.
Hanım kardeşlerim; 24 Haziran’da İstanbul’da tarih yazmaya hazır mıyız? Maşallah. 24 Haziran’a kadar İstanbul’un tüm ilçelerini, mahallelerini, sokaklarını, binalarını kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? 24 Haziran’a kadar İstanbul’da ulaşılmamış ve gönlü kazanılmamış hiçbir hanımefendi bırakmamaya hazır mıyız? İstanbul seçimlerine hanım eli değdirmeye, hanım damgası vurmaya, hanım titizliğiyle bu şehri baştan sona ayağa kaldırmaya hazır mıyız? Maşallah, barek Allah. İstanbul’a, İstanbul’un kadınlarına da zaten bu yakışır.
Geçtiğimiz 15 yılda mal paylaşımdan istihdama, şiddetten korunmadan doğum desteklerine kadar her alanda kadınlarımıza yaptığımız hizmetleri anlatmakla bu kongrede bitirecek halimiz yok. Şimdi de kadınlarımızı siyasette daha etkili, daha katılımcı, daha yüksek oranlarda temsil edilir şekilde Parlamentoda görmek istiyoruz.
Buradan tüm kadınlarımızı 24 Haziran’da ve önümüzdeki yıl yapılacak mahalli seçimlerde AK Parti saflarında daha aktif bir şekilde yer almaya davet ediyorum.
Kardeşlerim; İstanbul sadece gönlümüzün başköşesinde yer almakla kalmıyor, aynı zamanda hizmetlerimizden en büyük payı da İstanbul alıyor. Önce Marmaray, sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve nihayet Avrasya Tüneliyle iki kıtayı denizin altından ve üstünden birbiriyle 3 kez daha ne yaptık, buluşturduk.
Değerli kardeşlerim; şöyle bir özellik daha var, nedir o? Biz Fatih’in torunlarıyız, Fatih gemileri, kadırgaları karadan yürüttü, biz de ahdettik, dedemiz Fatih gemileri, kadırgaları karadan yürüttüğüne göre, biz de ondan ilham alarak denizin altından Marmaray’ı, Avrasya Tünelinden de otomobilleri yürütmekte kararlıyız dedik ve bunu başardık.
Ve şimdi yurt dışından gelen birçok lider bunları gördüğü zaman ne diyor? Siz bunları nasıl başardınız diyor.
Ondan şüphemiz yok. Ama bizim bir derdimiz var, sadece başkanlığı almayacağız, aynı zamanda da Parlamentonun kahir ekseriyetini de AK Parti olarak bizim almamız, cumhurun ittifakı olarak bizim almamız gerekiyor. Cumhur ittifakı Parlamentoda önemli, bunu başarmamız lazım ve kahir ekseriyetiyle başarmamız lazım ki birilerine, özelikle de bu Ana Muhalefete ve terör destekli olan malum partiye, bunlara gerekli dersi inşallah 24 Haziran’da verelim.
Kardeşlerim; İstanbul’u Ankara, Eskişehir, Konya, Bilecik, Kocaeli ve Sakarya’ya yüksek hızlı trenle kim bağladı? Biz bağladık. Türkiye’nin geçmişinde yüksek hızlı tren diye bir şey var mıydı? Yoktu, ama şimdi var ve gelecek olanlar da var. Türkiye’yi en doğudan en batıya inşallah yüksek hızlı trenle de kuşatacağız.
Üçüncü havalimanı, ilk etabını inşallah 29 Ekim’de hizmete alıyoruz. Ve hanım kardeşlerim, bakınız yılda 90 milyon insanın taşınacağı 3’üncü havalimanıyla dünyada ilklerin arasına giriyoruz. Daha da ileri inşallah 2023’te bu rakam 150 milyona çıkacak yılda, 150 milyon ve orada belki de bir numara olacağız, çünkü ilklerin partisiyiz, ilklerin iktidarıyız, bize de bu yakışır, bunu yapmamız lazım.
İstanbul-İzmir arasındaki mesafeyi 3,5 saate düşürüyoruz. Ey gidi günler ey, 6 saat, 7 saat, 8 saat İstanbul-İzmir, 10 saat İstanbul-İzmir, şimdi 3,5 saat ve yollar pırıl pırıl. Peki, burada Körfez’i neyle geçiyoruz? Osman Gazi Köprüsüyle geçiyoruz. Osman Gazi Köprüsüyle bir şeyi daha başarıyoruz, İstanbul-Bursa arasını da değerli kardeşlerim, 1 saat 15 dakika, 1,5 saate indiriyoruz.
Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.
Peki, bütün bunlar niçin yapılıyor, neden biliyor musunuz? Biz milletimizi çok seviyoruz ya, biz milletimize aşığız ya. Ya bizim milletimiz en güzele layık ya. En modern yolculuk, yollar bizim milletimize has ya. Şimdi şuradan çıkıyorsun, arabana biniyorsun, giderken bakıyorsun yolun sağı-solu yemyeşil. Eskiden Amerika’ya filan, Avrupa’ya gittiğimizde bakardık yolun sağı-solu filan yemyeşil, her taraf orman ve onların arasından araçla gidiyorsun. Ya bu adamlar bunu yaptı, Hans yapıyor, George yapıyor, biz niye yapmıyoruz? Biz de bunları yapacağız dedik ve yaptık mı? Yaptık, ama bitmedi, daha yapacağımız çok şey var. İşte modern Türkiye’nin inşası budur.
İşte biz şimdi modern Türkiye’yi inşa ediyoruz, ama bunu inşa ederken, örneğin kentsel dönüşüm diyoruz, hemen karşımıza bakıyorsunuz Ana Muhalefet çıkıyor; niye? Rahatsız rahatsız malum, teferruatına girmeyeyim siz anlıyorsunuz zaten, rahatsız. Çünkü bu ülkede bunların dikili bir ağacı yok, bunlar taş taş üstüne koymadılar. Ama biz istiyoruz ki bir şeyler ortaya konsun, bunları yapalım. Biz ağaç dikiyoruz, adam kalkıyor yürüyüş yapıyor. Nerede? Gezi’de. Ne diyor? Bunlar ağaç söktü diyor. Ya biz ağaç söker miyiz ya? Biz milyonlarca, milyarlarca fidan, ağaç diktik bu ülkede ya. Ey Bay Kemal, senin dikili ağacın var mı ya, sor bakalım? Kaç tane var onu söyle ya. Belediyelerin de dahil olmak üzere kaç tane var onu söyle? Ama biz geldiğimiz bu yana hamdolsun Türkiye’nin geneline fidanlarımız, ağaçlarımızla tarih yazdık ve yeşil Türkiye’yi bu şekilde inşa ettik, etmeye de devam ediyoruz.
Kuzey Marmara Otoyolunun bir parçası olan şimdi en önemli adım 1915 Çanakkale Köprüsünün de inşasına başladık. Biliyorsunuz orada da Gelibolu ayaklarının temeli atıldı, geçenlerde de yine Sayın Başbakanımızla birlikte Lapseki tarafının kazıklarını da çaktık ve temeli attık. Beş yıl diyorlar ama, inşallah biz bunu 4 yılda Allah’ın izniyle bitireceğiz. Herhangi bir sıkıntımız yok, yola devam ediyoruz ve Çanakkale’deki o kopukluğu da gideriyoruz, orada da Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlıyoruz; biz buyuz. Fakat bunu milletimize kim anlatacak? Siz hanım kardeşlerim anlatacaksınız. Şu anda ekranları başında bizi izleyenler olabilir, ama olmayan da olabilir, dolayısıyla hanım kardeşlerim bunları anlatmalı. Ve unutmayın; hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür, unutur insanoğlu, onların da unutmaması için bunları anlatmamız lazım. Ya bir kere anlattım, olmaz, bir daha anlat, bir daha anlat, anlat ve anlatarak hedefe yürüyeceğiz.
Şimdi hazırlıklarını sürdürdüğümüz benim çılgın projem dediğim Kanal İstanbul var. İnşallah bu şehrin en büyük projesi Kanal İstanbul olacak ve bu bir dünya projesi. Yani bir yerde Süveyş olabilir, bir yerde Panama olabilir, ama burada da Kanal İstanbul ve bununla dünyaya mesajımızı vereceğiz. Yeni dönemde ilk işlerimizden biri, inşallah Kanal İstanbul’un inşasını başlatmak olacaktır.
İstanbul büyüklüğünde bir şehrin ulaşımını ancak raylı sistemler üzerinden çözmek mümkündür, bunun için de İstanbul’umuzu raylı sistemlerle donattık, donatıyoruz. Derdimiz şu: Vatandaşımız sıkıntı çekmesin, vatandaşımız çok daha rahat hareket etsin, her yere rahatlıkla gidebilsin. En son Üsküdar-Ümraniye metrosu açılışını bizzat yaptık. İstanbul yollarını rahatlatacak 16 tünel projesinden biri olan Kasımpaşa-Hasköy Tünelini de 27 Ocak’ta yine bizzat açtık. Bugüne kadar İstanbul’a 17 kilometre uzunluğunda tünel, 160 kilometreyi aşan metro hattı inşa ettik.
İstanbul, sana aşığız. İstanbul, aşkımızın gereğini yerine getiriyoruz, ama 24 Haziran’dan da senin aşkının gereğini ifa edeceğinize inanıyoruz.
2020’ye kadar İstanbul’u 68 kilometre tünel ve 355 kilometre metro uzunluğuyla, evet, kavuşturmak istiyoruz. Bu tarihten sorası için de 120 kilometre yeni tünel, 650 kilometre de yeni raylı sistem projemiz hazır. Kardeşlerim, rahat olun, biz bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik, biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik, başka bir yerde asla. Şimdi hedef, 190 kilometre tünel ve bin kilometre raylı sistem uzunluğuyla İstanbul’u dünya çapında bir ulaşım ağına kavuşturmaktır.
Sağlıkta İstanbul’a 51’i hastane olmak üzere toplam 127 tesisi hükümetlerimiz döneminde kazandırdık. Şimdi de İstanbul’un iki yakasına 7 bin yatak kapasiteli iki dev şehir hastanesi yapıyoruz. İkitelli’deki Başakşehir şehir hastanesinin inşaatı hızla sürüyor, Sancaktepe şehir hastanemizin inşasına da inşallah en kısa sürede başlıyoruz.
TOKİ vasıtasıyla 15 yılda başlattığımız 156 bine yakın konut projesiyle İstanbul’u adeta yeni baştan inşa tetik.
Tarih boyunca çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış İstanbul gerçekten eşsiz bir şehir, ancak tarih boyunca şehre su temini hep önemli mesele olmuştur. Bir başka ifadeyle, İstanbul suyun yanı başında, ama suyu hasret bir şehir olmuştur. İstanbul’da geçmişte yaşanan su sıkıntısının şehri nasıl esir aldığını ancak bilen bilir.
Değerli kardeşlerim; sene 1994, İstanbul susuz muydu? Gençler bilmeyebilir, çünkü o zaman doğanlar şu anda kaç yaşında? 24 yaşında, yani 24 yaşındaki genç İstanbul’un susuzluğunu bilmez. Şimdi söylüyorum, o susuz şehri su bulur hale kim getirdi, biz getirdik. Susuzluktan daha kötü bir şey olabilir mi? Benzin istasyonları gibi İstanbul’da su istasyonları kurulmuştu ya. Ve biz 180 kilometreden, Istranca dağlarından İstanbul’a su getirdik ve İstanbul’u susuzluktan kurtardık.
Ve değerli kardeşlerim, şimdi su nedir? Abı hayattır, eskiler böyle der. Şimdi abı hayata kavuşturduğumuza göre, evet, ben de halkımdan bir şeyler istiyorum. Ben inanıyorum ki, benim halkım da bunun gereğini yapacaktır. Çünkü CHP susuzluk demektir, o zaman İstanbul’da CHP iktidarı vardı, onlar bizi susuz bıraktılar.
Ümraniye’de çöplük patladı, 39 vatandaşım benim Ümraniye’de öldü, CHP çöplük demektir. Ve biz oraları şimdi pırıl pırıl yaptık, oralarda spor tesislerini kurduk, ama bunlar asla bunları yapamadılar.
CHP demek hava kirliliği demektir. Yine o dönemde gazeteler ne dağıtıyordu? Maske dağıtıyordu maske hava kirliliğinden dolayı, unutmayalım bunları. Ve aynı zamanda yine CHP demek değerli kardeşlerim, işte bu dönemlerde yaşadığımız bu sıkıntılarda olduğu gibi, biz doğalgazı İstanbul’a getirdik. Teslim aldığımız CHP yönetiminin o dönemde İstanbul’daki ne kadar eve doğalgaz getirmişti biliyor musunuz? 50 bin. Ben İstanbul’dan ayrılırken İstanbul’a bizim getirmiş olduğumuz doğalgaz miktarı 1 milyon 250 bin eve biz doğalgaz getirmişiz, biz böyle çalıştık, çalışıyoruz. Ama şimdi zaten elhamdülillah iki ilimizin dışında doğalgazın gitmediği il… Sayın Bakan, öyle mi? Bu yılsonu itibarıyla o iki il de halloluyor ve böylece 81 ilimizin tamamına doğalgazı götürmüş oluyoruz.
Şimdi bunlar modernite diyorlar, modernizm diyorlar, medeni olmak diyorlar. Ya sizin medeni olmakla ne işiniz var ya? Lafla medeni olunmaz, lafla modern olunmaz, icraat icraat. Sen benim vatandaşımı, evet, tezekten kurtarıyor musun? Yok, çünkü CHP demek aynı zamanda tezek demektir. Onlar tarih oldu ya, artık benim Anadolu’da, Erzincan’ın Refahiye’sinde benim oradaki Ayşe kardeşim butona basacak ve orada ne yapacak? Bütün eve sıcak su gelecek, bunu sağlamamız lazım. Ama bunlarda böyle bir şey yok, ama biz dertliyiz, dertli olduğumuz için de bunu yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Niye? 81 vilayette benim bütün halkım Batı ne yapmışsa biz de onu yapıyoruz, yapacağız ve onları geçeceğiz, daha ileri.
Bak sadece İstanbul’a biz ne kadar fidan diktik biliyor musunuz? 21 milyon fidan dikerek şehrin yeşil alanlarını çoğalttık, büyüttük. Niye? Modern bir şehir.
Aynı zamanda eğitim-öğretim şehri olan İstanbul’un bu konudaki çıtasını da yükselttik. 2002’de 21 olan İstanbul’daki üniversite sayısı bugün 57; nereden nereye. Böylece 2002’de 206 bin olan İstanbul’daki üniversite öğrenci sayısı bugün 890 bini aştı.
İstanbul’a 34 bin derslik, 14 bin 500 kişilik yükseköğrenim yurtları kazandırdık, önümüzdeki 3 yıl içinde 14 bin 250 kişilik yurtlar daha açıyoruz.
Kardeşlerim; İstanbul’a yaptığımız bu hizmetler yetmiyor, ama bunu özetleyecek olursak biz gerçekten çok kısa bir özet yaptık. Ama şimdi kampanyada bunları sizlere animasyonlarla inşallah çok daha farklı bir şekilde anlatacağız.
Biliyorum biliyorum, şu kalan 54 gün içinde inşallah İstanbul’umuzun girilmedik sokağı kalmayacak, ben buna inanıyorum. Ama benim hanım kardeşlerimizden ayrıca bir ricam var, yaptıklarımızı her fırsatta her yerde milletimize anlatmalıdır, çünkü 24 Haziran çok farklı bir seçim. İnşallah bir kez daha milletimizin karşısına çıkıyoruz, bugüne kadar yaptıklarımızın hesabını veriyoruz, yapacaklarımızı da anlatıyoruz. Fakat muhalefetin yaptığı bir şey yok, yaptığı bir şey olmadığı için neyi yapacağını söyleyecek ve böyle bir şey de olmayacak tabi. Gördüğünüz gibi karnemiz gayet dolu, gayet iyi durumdayız.
Yeni yönetim sisteminde cumhurbaşkanı ve belediyeler olarak el ele vererek İstanbul’u çok daha ileriye taşıyacak projeleri hayata geçireceğiz. Unutmayın, İstanbul büyüdükçe Türkiye büyür. Bunun için Cumhurbaşkanı olarak mesaimin önemli bir bölümünü İstanbul’a vermemden daha tabii bir şey olamaz. Bizim İstanbul’a sevdamız son nefesimize kadar bitmeyecek, böyle bir sevdadır.
Hanım kardeşlerim; üstat ne diyor:
“Gideriz, nur yolu izde gideriz,
Taş bağırda, sular dizde gideriz,
Bir gün akşam olur, biz de gideriz,
Kalır dudaklarda şarkımız bizim.”
Evet, biz gitsek de inşallah ülkemize ve özellikle İstanbul’a olan sevdamızın sevdası Allah’ın izniyle dudaklarda kalacaktır.
24 Haziran seçimlerinde işte bu yolda bir kez daha milletimizin huzuruna çıkıp destur isteyeceğiz. Bizim Türkiye için hedeflerimiz var, bizim milletimiz için hayallerimiz var, bizim çocuklarımıza bırakmak istediğimiz bir ülke fotoğrafı var. Bu fotoğrafta yokluğa, yoksulluğa, yasaklara, açıyorum, baskıya, zulme, haksızlığa, adaletsizliğe, esarete yer yoktur. Bizim büyük ve güçlü Türkiye fotoğrafımızda sadece demokrasi vardır, sadece adalet vardır, sadece hukuk devleti vardır, sadece temel haklar ve özgürlükler vardır, sadece refah vardır, sadece kalkınma vardır.
Hanımlar; 24 Haziran’da demokrasimizi daha da güçlendirmeye var mıyız? 24 Haziran’da ekonomimizi daha da büyütmeye var mıyız? 24 Haziran’da ülkemizi daha ileriye taşımaya var mıyız? Önemli bir soruya geliyorum, 24 Haziran’da rekor bir oyla cumhurbaşkanı seçmeye var mıyız? 24 Haziran’da Mecliste en yüksek oyu ve sandalye sayısını almaya var mıyız? 24 Haziran’da kendimizle birlikte tüm dünyada bizi takip eden yüzlerce milyon kardeşimizin yüreğini ferahlatmaya var mıyız? Evet, 24 Haziran’da sandıklarda Soros’ları bitirmeye var mıyız? Çok önemli bu. Ne tezgahlar ne tezgahlar, içerideki Soros’lar, dışarıdaki Soros’lar, hepsi birleşmişler niçin çalışıyorlar? Sadece AK Partiyi nasıl bitiririz. Bitiremeyeceksiniz, bölemeyeceksiniz, Allah’ın izniyle inandığımız bu yolda kararlılıkla yürüyoruz ve yürüyeceğiz.
Ve kardeşlerim, siyasi hayatımda hep hanım kardeşlerime güvendim, en verimli çalışmaları hep hanım kardeşlerimle birlikte yürüttüm. Sizler bugün burada tamam diyorsanız, 24 Haziran’da zaferimiz tamamdır inşallah. Unutmayın, kale içeriden fethedilir, o da sizinle olur. Dünyada kadınların isteyip de başaramadığı bir iş var mıdır? Ben bilmiyorum. Eyvallah, biz de sizin yanınızdayız. Güçlü kadınlarla güçlü yarınlara. Bugün burada sizlerin gönlünde ve gözünde 24 Haziran başarısının azmini, heyecanını, kararlılığını görüyorum. İnşallah o gece zaferimizi de sizlerle birlikte kutlayacağız.
Kardeşlerim; Türkiye 2027 yılındaki cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliğiyle başlattığı işi, inşallah 24 Haziran’da nihayete erdiriyor. Geçtiğimiz 10 yılda yaşadığımız her hadise bize atılan bu adımın ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. Ülkemizin yaklaşık 200 yılı bulan yönetim sistemi arayışlarında dönüm noktalarını Tanzimat’ın ilanı, Cumhuriyet’in kuruluşu ve özgür seçimlerle çok partili siyasi hayata geçimimiz olarak sayabiliriz.
Şimdi burada bir şeyi özellikle vurgulamak istiyorum, o da şudur: İnşallah 16 Nisan’la hukuki temeli atılan 24 Haziran tarihini ne yapacağız? Buna ilave edeceğiz, çünkü 16 Nisan bunun tamamı değildi, sadece bir kısmıydı, şimdi tamamını inşa ediyoruz. Esasen bunların hepsi birbirini tamamlayan, bir sonrasının önünü açan atılımlardır.
Yaşadığımız dönemin ve günlerin önemini bazen çok daha sonraki zamanlarda anlayabiliriz. Mesela 2007’deki anayasa değişikliğinin ülkemizi bugünlere getireceğini o zaman çok az kişi kavrayabilmişti. Aynı şekilde birilerinin hala 24 Haziran’ın önemini anlayamadığını görüyorum, eğer anlasalardı 18 Nisan’dan bugüne kadar geçen süreyi saçma sapan milletvekili transferleriyle, adaylık tartışmalarıyla, polemiklerle heba etmezlerdi. Ne yazık değil mi, hale bakın ya, 15 tane milletvekilini kalkıyorsun bir tane partiye, sözde bir partiye veriyorsun; neymiş, grup kursunlar. Ya bu bir defa 15 tane milletvekiline saygısızlıktır, onlara oy veren halkımıza da saygısızlıktır. Onlara demokratik haklarını kullanmak suretiyle bir milletvekili payesini verenlere saygısızlıktır. Ama hani bu diktatör var ya, ikide bir bana diktatör diyor, ya diktatörün ta kendisi sensin, hem de öyle bir diktatörsün ki insanların iradesine ipotek koyuyorsun ya.
Baktım gözleri yaşlı milletvekilleri var orada, üzüldüm, çünkü bu Parlamentonun içinde böyle milletvekilleri olamaz. Ama ne yapsın garibim ya, Genel Başkanları emretti, onlar da gözleri yaşlı olarak oraya gitti. Gitti de, Parlamentoda o sözde yeni adım atan partinin sıralarına oturmadılar. Yine nerede kaldılar? Mevcut partisinin sıralarında, koltuklarında kaldılar. Böyle bir demokrasi olur mu, böyle bir politika olur mu, böyle bir siyaset olur mu? Ama bu Ana Muhalefet işte bu ülkeye bunu da kazandırdı.
Ben de diyorum ki, asıl belirleyici sen değilsin, asıl belirleyici milletimdir, 24 Haziran’da bunu sana gösterecek. İşte yeni yönetim sisteminin ne anlama geldiğini çok iyi bildiğimiz için çalışmalarımızı ona göre yaptık, yapıyoruz.
Seçimlerin 2019 yılında yapılacağını hesap ederken bile, partimizi ve ülkemizi vakitlice bu büyük değişime hazırlamak için erkenden yola çıkmıştık. Seçim ittifaklarından milletimizle kucaklaşmaya kadar tüm altyapımızı oluşturduğumuz için, 24 Haziran tarihi bizde herhangi bir telaşa, herhangi bir şaşkınlığa yol açmadı. Teşkilatlarımızla ve parti organlarımızla kesintisiz bir istişare halinde adımlarımızı atıyoruz, Yüksek Seçim Kurulunun takvimine göre ona paralel olarak tüm hazırlıklarımızı tıkır tıkır yürüyor, sandığın milletimizin önüne konacağı günü sabırsızlıkla bekliyoruz. Çünkü biz hiçbir zaman… Sağ olasınız.
Kardeşlerim; biz hiçbir zaman sadece seçimden seçime milleti hatırlayan parti olmadık, bizim her günümüz, her anımız milletimizle birlikte geçiyor. Şimdi seçimler dolayısıyla milletimizle aramızdaki bu muhabbeti, bu hasbihali daha da sıklaştıracağız.
Şimdi ben sizlere özellikle şunu söylüyorum: Milliyetçi Hareket Partisiyle biliyorsunuz bir ittifak oluşturduk, bu ittifak cumhurun ittifakıdır. Dolayısıyla cumhurun ittifakında ben inanıyorum ki sizler aramızdaki bu dayanışmayı daha da güçlendireceksiniz, hiçbir dedikoduya, fitneye, fesada fırsat vermeden el ele dayanışma halinde cumhurun ittifakı olarak hem cumhurbaşkanımızı seçeceğiz, hem de Parlamentoda cumhurun ittifakı olarak çok güçlü bir grupla temsil yetkisini milletimizden alacağız.
Şimdi hazır mıyız? Şöyle yoruldunuz, bir ayağa kaldırayım sizi, çok yoruldunuz biliyorum, çünkü sadece koşarak insanoğlu yorulmaz, bazen de oturarak yoruluyor.
Şimdi Rabia’mız malum, Rabia’mızda ne var? Şimdi onu açıklayalım, tüm Türkiye duysun, ekranlardan izleyenler hep beraber bunu duyacak.
Tek millet… Çok az oldu bu. Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Tek millette ne var? 81 milyon var, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Roman’ıyla 81 milyon tek millet.
İki; tek bayrak. Şu bayrağımızın güzelliğini görüyor musunuz? Bu bayrağımıza eş bir bayrak tanımıyoruz. Ve değerli kardeşlerim, rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.
Ve değerli kardeşlerim; işte hilal, biliyorsunuz Afrin, Fırat Kalkanı, bütün bunlar onun uğruna yapıldı. Şu anda Afrin’de son geldiğimiz sayıyı da sizlere vereyim, Afrin’de 4 bin 305 teröristi etkisiz hale getirdik, Kuzey Irak’ta 372 teröristi etkisiz hale getirdik, yurt içinde Cudi’de, Gabar’da 281 teröristi etkisiz hale getirdik. Rabbim yar ve yardımcıları olsun.
Rabbim inşallah bütün şehitlerimizi o peygamberler makamına en yakın makamda taltif edecek, vaadi var. Bundan yüce bir makam olmaz, Rabbim inşallah bizlere de o makamı lütfetsin.
Kardeşlerim; dördüncüsü tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bir devlet tanımıyoruz. Yok paralel devletmiş, yok şuymuş, yok buymuş. Paralel devleti isteyenler varsa buyurun Pensilvanya’ya, buyursunlar oraya gitsinler, Avrupa’ya gitsinler, nereye isterlerse, ama bu topraklarda paralel devlete yer olmayacak. Bu topraklarda Allah’ın izniyle devletine ihanet eden, vatanına ihanet eden, milletine ihanet edenlere yer olmayacak. İnsanca çalışacaksan, bu vatana hizmet edeceksen eyvallah, aksi hayır.
Değerli kardeşlerim; işte bütün bunlar için bir şeye ihtiyacımız var. Nedir o?
Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız… Bunu başardığımız anda, evvel Allah, yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya, yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Türkiye.
Sağ olun.