Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Istanbul Mitinginde yaptigi konusmanin metni

 

İstanbul, aşkım, sevdam, yârim İstanbul, yoldaşım, sırdaşım, sığınağım İstanbul, kardeşim, kaderdaşım, yoldaşım İstanbul, sade bir semtini sevmenin bile bir ömre bede olduğu İstanbul, güleni şöyle dursun, ağlayanı bile bahtiyar İstanbul, bugün yine muhteşemsin İstanbul, bugüne yine destan yazıyorsun İstanbul, bugün yine bize güç ve cesaret veriyorsun İstanbul. Sizleri muhabbetle selamlıyorum İstanbul.

Gökkuşağı renklerini senden alır, gümüş rengini senin yakamozlarından çalar, şairler asıl sana vurgundur, aşıklar sana tutkun, mimarlar sana hayrandır, sultanlar sana meftun, Leyla sensin, Aslı sensin, Şirin sensin, gönülleri yakan kor ateş sensin İstanbul.

Malazgirt’te Alp Arslan’ın yüreğinde senin aşkın vardı, Kudüs’ü alırken Selahaddin sana sevdalıydı, Ertuğrul’un ufkunu aydınlatan yine sendin. Söğüt’te Osmangazi fidanı senin için toprağa dikti. Osmanlı çınarı senin ilhamınla dallarını tüm cihana yaydı. Çanakkale’de Mehmet’ler senin için toprağa düştü. İstiklal Harbinde Anadolu senin için kıyama kalktı. Maraş’ta Sütçü İmam, Antep’te Şahin Bey, Erzurum’da Nene Hatun senin için savaştı. Kastamonu’da Şerife Bacı yüreğine seni sardı. Pakistan’da Muhammed İkbal şiirlerin senin için yazdı. Afrika’da mazlumlar senin için dua etti. Sen kırık kalplerin devasısın, sen mazlumların umudusun, sen istikbalimizin kutup yıldızısın İstanbul. Seni saygıyla, hürmetle, özlemle selamlıyorum İstanbul.

Bugün Babalar Günü, anneler-babalar hepsi birarada maşallah. Tüm babaların bu güzel gününü tebrik ediyorum.

Babaları şehit olduğu için böyle bir günü boyunları büyük geçiren tüm evlatlarımıza diyorum ki, sizin 81 milyon manevi babanız var. Milletim adına şehitlerimizin tüm evlatlarının Babalar Gününü tebrik ediyorum.

Böyle bir günde biz de en baba mitingimizi İstanbul’da yapıyoruz, muhteşem bir İstanbul var maşallah. Rabbim nazardan saklasın inşallah. 6 günümüz var.

Buradan, bu muhteşem meydandan İstanbul’un tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki kardeşlerime en kalbi sevgilerimi yolluyorum.

Bugün bayramın 3’üncü günü, bayramınızı tekrar tekrar tebrik ediyorum. Ramazan Bayramının inşallah ilhamıyla, onun bize verdiği aşka 6 günü evvel Allah başarılı bir şekilde sürdüreceğiz. Sonunda da Rabbimden niyazımız odur ki, ya Rab, inşallah bu cumhurbaşkanlığı yönetim sistemini Pazar günü AK Partiyle, bizlerle güçlendir.

Sizlerin aracılığıyla, fabrikasında, dükkanında, ticarethanesinde ülkemiz için, geleceğimiz için, ailesinin iaşesi için çalışan tüm kardeşlerimi selamlıyorum.

Buradan, kışın soğuğuna, yazın sıcağına, gecenin zifiri karanlığına aldırmadan vatanımızın huzuru için fedakarca görev yapan güvenlik güçlerimizi selamlıyorum.

21 yaşında bu aziz şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet Han’ın mirasçıları olan genç yürekleri selamlıyorum.

Coğrafyamızın dört bir yanında özgürlük ve adalet mücadelesi veren Filistinli, Suriyeli, Iraklı, Türkistanlı kardeşlerimizi selamlıyorum.

Dünya şehri İstanbul’dan, her türlü baskı ve yıldırma politikasına rağmen 7 Haziran’dan beri sandıklara koşan gurbetçilerimizi selamlıyorum.

Ramazan Bayramınızı tekrar gönülden tebrik ediyorum. Yüce Mevla’dan hepimizi huzuru kalple idrak edeceğimiz nice Ramazan’lara, nice bayramlara kavuşturmasını niyaz ediyorum. Bu mübarek günde Rabbimden bize 24 Haziran akşamı bir bayram daha yaşatmasını niyaz ediyorum.

Şimdi buradan soruyorum, hazır mıyız İstanbul? 24 Haziran’da kükremeye var mıyız? 24 Haziran’da güçlü hükümet için kükremeye var mıyız? 24 Haziran’da güçlü Meclis için kükremeye var mıyız? 24 Haziran’da güçlü Türkiye için kükremeye var mıyız? 24 Haziran’da bir destan daha yazıyor muyuz? İstanbul, 24 Haziran’da vakit birlik vakti diyor muyuz?) Vakit İstanbul vakti diyor muyuz? Vakit Türkiye vakti diyor muyuz? İrade, erdem ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırıyor muyuz? Maşallah.

Ben inanıyorum İstanbul’da bu iş bitmiş, İstanbul kararını Allah’ın izniyle vermiş. 24 Haziran demokrasi bayramımız şimdiden hayırlı olsun.

Kardeşlerim; İstanbul… Maşallah. Sizlerle iftihar etmeyeceğim de kimlerle iftihar edeceğim? Bu yağmura rağmen sizler evvel Allah dediniz ki, o Rabbimin rahmeti, bu rahmetle beraber siz de Yenikapı Meydanında buluştunuz. Bu milletin bir ferdi olmaktan iftihar ediyorum.

Ya Rab, bizlere böyle bir görevi lütfettin, bahşettin, hizmeti lütfettin, bahşettin, inşallah bu bayrağı sonuna kadar dalgalandırmaya bizleri güçlenerek bu yolda devam etmeyi nasip eyle.

İstanbul nedir biliyor musunuz? İstanbul merkez buldandır, yani dünyanın merkezidir. Bu şehre hizmet sadece Türkiye’ye değil, dünyaya hizmet etmektir. İstanbul aynı zamanda bir başlangıçtır, biz Türkiye’ye hizmet yolculuğumuza nereden başladık? Buradan başladık, İstanbul’dan başladık.

Şimdi konuşmamı ben ekranları başında bizi izliyorlar, 2’ye böleceğim, konuşmamın bir bölümünde İstanbul’u anlatacağım, diğer bölümünde ise Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, bu dönemde neler yaptık, bunu anlatacağım. Yani ben birileri gibi konuşmayacağım. Yalanın bini bin para, hala atıyor ve çok da bu işte maharetliler, yani usta neyse çırağı da o.

Kardeşlerim; milletimize dair hayallerimizin nüvelerini önce İstanbul’da hayata geçirdik. Şimdi soruyorum; burada İstanbul var, İstanbul’da bizim içme suyumuz var mıydı, soruyorum? Genç kardeşlerimiz, evlatlarımız bunu bilmez. İstanbul’da 94’te içme suyu bulabiliyor muyduk? Yok. Çöp dağları yükselmiş miydi? O çöplükler, o pislikler var mıydı İstanbul’da? Vardı. Ve bunun yanında, kirli havayı soluyor muyduk? Peki, İstanbul’u kim yönetiyordu? Cumhuriyet Halk Partisinin Belediye Başkanı yönetiyordu.

Şimdi buradan bir soru daha soruyorum; Ümraniye’de Ümraniye çöplüğü patladı mı? Kim vardı orada? Gene CHP’li Belediye Başkanı vardı. Kaç kişi öldü? 39 kardeşimiz orada öldü; ya CHP bu. CHP’nin olduğu yerde çöplük var, çöplük var, susuzluk var, kirli hava var ve CHP’nin olduğu yerde işte bu tür ölümler var.

Ve bakın çok enteresandır, Türkiye’de 6 ilimizde doğalgaz vardı biz gelmeden önce, biz geldik şimdi 78 vilayetimizde doğalgaz var, 3 vilayet kaldı, şimdi onları da bitireceğiz. Niye? AK Parti temizliktir, AK Parti huzurdur, AK Parti mutluluktur, biz bunu sağladık, bunu başardık, başarmaya devam ediyoruz.

Şimdi geliyorum bir başka soruya, içinizde Haliç’i bilmeyeniniz var mı? Haliç’in yanından geçmek mümkün müydü? Ben orada doğdum, büyüdüm Kasımpaşa’da, Haliç’i nedir gayet iyi bilirim. Fakat Haliç’in içinde artık su kalmamıştı neredeyse, kara parçalı ve pislikten geçilmiyor. Peki, kim var? CHP var. Kardeşim, niye yapmadın bunları. Geldik, geldikten sonra dünya ile görüşerek, Türkiye’de özel firmaları bu konuları görüşerek ne yaptık? İşin içine girdik ve Haliç’teki bütün o çamuru biz 9,5 kilometre mesafede bir taşocağına pompaj sistemiyle naklettik. Şu anda Vialand denilen Alibeyköy’deki hani çocukların oyun alanı var ya, işte orayı doldurduk, o hale getirdik. Ve Haliç’i temizledikten sonra Boğazı biz Haliç’e bağladık. Şu anda Haliç’te balık var? Var. İcabında Haliç’te yüzmek isteyenler de yüzüyor. Ya biz buyuz Bay Muharrem, sen bu işlerden anlamazsın.

Bak ben sana CHP’yi anlatıyorum, CHP’nin yaptıklarını anlatıyorum ve bir de bizim yaptıklarımızı anlatıyorum; biz buyuz.

Ve şimdi yalan üstüne yalan dedim ya, geleceğim biraz sonra örneklerine.

İnsanların yaşamaktan usandığı bir şehir 4,5 yıl içerisinde Türkiye’nin huzur ve güven adasına çevirdik, 4,5 yıl. İstanbul’a itibarını biz yeniden kazandırdık. Kültür, sanat, ulaşım, çevre, sosyal yardım ve diğer alanlarda İstanbul’u tarihinin en kaliteli belediyecilik hizmetleriyle tanıştırdık. Bay Muharrem, şöyle Habitat’ı bir sor, soruştur, Habitat’a da sor ve Hatibat-2 Toplantısında sonuç bildirgesine bir şey kaydedildi, neydi biliyor musunuz? Dünyanın en temiz şehir İstanbul. Bak ben sana belge veriyorum, o hale getirdik, nereden aldık nereye getirdik.

Bir taraftan rant odaklarının saldırılarını püskürttük… Bay Muharrem, bak yolsuzluklardan falan bahsediyorsun, haddini bil.  2,5 milyar dolar borçla devraldım ben İstanbul Büyükşehir Belediyesini ve ayrılırken de … milyar dolar borçla devrettim, ama bunun yanında da İstanbul’a bunca yatırımları yaptık. Hem yatırımlar, hem borç ödedik, biz buyuz. Önce bizi tanıyacaksın, sen bizim yaptığımız yatırımları, kör müsün ya, görmüyor musun bu yatırımları? Adam tam kör. Adam soygunlardan bahsediyor, haddini bil. Biz Marmaray’ı neyle yaptık, Avrasya Tünelini neyle yaptık, Yavuz Sultan Selim Köprüsü neyle yaptık, Osman Gazi’yi neyle yaptık, Nissibi Köprüsünü neyle yaptık? Bizde icraat var icraat, laf değil.

79 senede 6100 kilometre bölünmüş yolun yapıldığı Türkiye’de, biz 16 senede 20 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Ey Bay Muharrem, sen nerede geziyorsun ya?

25 tane havalimanı varken, buna 29 havalimanı daha ilave edildi, bundan haberin var mı Bay Muharrem? İnsan utanır, sıkılır. Sen buralardan seyahat etmiyor musun ya?

Ve bütün bu adımlarla beraber dedik ki, Türkiye şanına yakışanı yakalayacak.

Ve bir de, fakirlik, şu-bu, şimdi ona da geleceğim.

İstanbul’dan aldığımız güç, cesaret ve vizyonla ülkemizi yönetmeye talip olduk. İstanbul’da olgunlaştırdığımız hizmet anlayışını 2002’den itibaren tüm Türkiye’ye yaydık.

Bay Muharrem, 23,5 milyar dolar IMF’e borcumuz vardı biz geldiğimizde, 23,5 milyar dolar borcu biz sıfırladık biz Bay Muharrem, CHP değil.

Merkez Bankasının döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, Başbakanlığım döneminde bir ara 138 milyar dolara kadar çıkarttık, şu anda 110 milyar dolar civarında. Bu nasıl oldu? Ya soygunun yapıldığı bir ülkede böyle bir Merkez Bankası olabilir mi? Bu güç nereden geldi? Hatta IMF bizden borç istedi, arkadaşlara dedim verin. Ne istedi? 5 milyar avro, verin dedim. Ya biz verin deyince IMF vazgeçti. Baktı ki bu çılgın Türkler şaşırdı, verecekler bu parayı ve vazgeçtiler.

Esnafın siftah yapamadığı için kepenk kapattığı bir ülkeyi bölgesinin ticaret merkezine biz dönüştürdük. Maaş ödemelerini dahi güçlükle yapabilen bir ülkeden, memurunu enflasyona ezdirmeyen bir ülkeye biz getirdik. İşçisini unutmuş, emeklisine sırtını dönmüş, çiftçisini kaderine terk etmiş bir ülkeyi, emeklisine bayram ikramiyeleri veren bir ülkeye biz getirdik. Nasıl 4,5 yıl içerisinde İstanbul’u yeniden yaşanabilir bir şehir haline getirdiysek, ülkemizi de 16 senede yepyeni bir çehreye biz kavuşturduk.

16 yılda İstanbul’a toplam ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Onu da söyleyeyim, Bay Muharrem, ustana da söyle, 236 katrilyon liralık yatırım yaptık sadece İstanbul’a. Ya bunlar nasıl yalan söylüyor, şöyle soydular, böyle soydular. Neyi soyduk? Bu ne hayasızlık.

İstanbul’a toplam 34 bin yeni derslik kazandırdık, 34 bin. Eğitim ve kültürde şehrimizin vizyonumuzu genişlettik. İstanbul’da 21 olan üniversite sayısını, 4’ü vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 57’ye ulaştırdık. Öğretmen ya, belki anlar. 2002’de 206 bin olan İstanbul’daki üniversite sayısı bugün ne biliyor musunuz? 890 bini geçti. Ey gidi Muharrem. 14500 kişilik yeni yükseköğrenim yurt binaları açtık, önümüzdeki 3 yıl içinde 14250 kişilik yeni yurt binaları daha açıyoruz.

İstanbul AKM, Atatürk Kültür Merkezi, ne dedim? Biz burayı yıkacağız dedim, yıktık mı? Yıktık. Ama şimdi Türkiye’nin bir numaralı opera binasını oraya yapıyoruz. Gittim, geçenlerde gezdim, son halini gördüm. Bilmiyorum rejide AKM var mı? Şöyle bir yayınlayalım. Var mı arkadaşlar? Şimdi şu dev ekranları izleyelim. Muharrem de izliyordur herhalde.

Evet, nasıl? İçeride görüyorsunuz güzel bir küre. Nasıl buldunuz? Bu animasyon, şu anda inşaatı başlıyor, ama mimari süper.

Ve aynı şekilde bir de Maksem denilen İSKİ’ye ait bir yer var, bir tarafta biliyorsunuz İstiklal Caddesi’nin bitişinde sağ tarafta malum bir kilise var, sol tarafa da orada malum Ağa Camii’nin dışında hiçbir cami yok, dolayısıyla Taksim özellikle Cuma günleri ciddi sıkıntılar yaşadı. Dedik ki, buraya bir de büyükçe bir cami yapalım ve şu anda İstiklal Caddesi’nin çıkışında yolun sol tarafına da yaklaşık 5 bin kişilik bir cami yapılıyor, kaba inşaatı onun da şu anda bitmek üzere, altında da yine aynı şekilde kitap, hat, ebru, bu tür şeyler de olacak. Şimdi Ramazan’ın son günlerinde gittim her ikisini de gezdim, gördüm, baktım. Ya biz dertliyiz dertli, bunların hepsi olacak, İstanbul’a bunlar yakışır, olacak.

Ve 250 yıllık tarihi olan bir adım daha atıyoruz, ne biliyor musunuz? Meşhur Rami Kışlası’nı biliyorsunuz değil mi? Bilenler bir kaldırsın ellerini bakayım. Maşallah, oo, iyi. Şimdi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne 5 milyon cilt kitaplı kütüphane yapıyoruz, Rami Kışlası’nın da aynı şekilde şimdi 7 milyon cilt kitaplık aynı şekilde orayı da kütüphaneye çeviriyoruz, inşaatı devam ediyor, orayı da hallediyoruz. Niye? Ankara’da 5 milyon olursa, İstanbul daha fazla olması lazım. Ve bunun için de bütün kitapevleriyle alakalı, mücellithanesi vesairesi, bunların hepsi olacak ve şu anda devam ediyor. Biz yeniden İstanbul’u kültür, sanat noktasında bir merkez haline dönüştürüyoruz, bu adımları biz atıyoruz. Bunlara sor ne yapacaksın diye, şunu yapacağım dedikleri yok, sadece Tayyip Erdoğan’a hakaret ediyor, başka bir şey yok.

Kuleli Askeri Lisesinin restorasyonunu yaparak onu da müzeye dönüştürüyoruz.

Ülkemizin birçok şehrinde tematik müzeler yapıyoruz inşallah. İstanbul’da müzik müzesi ve sikke müzesi kuracağız. Sikkeyi biliyorsunuz değil mi? O tarihi paralar, vesaire, bunlarla.

Şimdi bir önemli müjde var, o da şu: Yassıada vardı ya, o Yassıada’yı biz Demokrasi ve Özgürlükler Adası’na çeviriyoruz. Onda rejide acaba var mı bir şey? Son halini Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nı bir göstersek. Şimdi onu gösteriyorum sizlere.

Eski hali bu.

Nasıl, beğendiniz mi? Onlar, o CHP zihniyeti Menderes gibi insanları ipe götürdü. Ey Muharrem, Menderes ve arkadaşları ipe götürülürken siz ne yaptınız? Tam arkadan siz de desteklediniz, çünkü sizi buraya getiren zihniyet öyle emretti dediler ve ipe götürdüler. Siz tarihe kendinizi affettiremeyeceksiniz. İşte şu anda bu Ada’yı biz bu hale getirdik, getiriyoruz Allah’ın izniyle, burada biz uluslararası toplantılar yapacağız ve bu uluslararası toplantılarımızda Ada’ya kapanacağız, 2 gün, 3 gün, 4 gün ve buradan netice alarak çıkacağız. Bu, uluslararası camiada var, ama bizde yoktu, şimdi biz bunun ilk adımını burada atıyoruz ve adı da Demokrasi ve Özgürlükler Adası. Biz buyuz.

Bay Muharrem, bak ben laf salatası yapmıyorum, icraattan bahsediyorum. Ya sen de bir şeyden bahset, şunu yapıyorum de.

Bugün Elazığ’da konuşmuş, bizim millet bahçeleriyle dalga geçiyor. Şimdi geçenlerde orada biliyorsunuz maalesef şehitlerimiz oldu Emniyet Müdürlüğünün önünde. Ve dün TOKİ’ye talimat verdim, TOKİ orayı konut planına almıştı, dedik ki, hayır, orada konut filan yapmayacağız, orayı millet bahçesi yapacağız. Yaklaşık 26 dönümlük bir yer, o 26 dönümlük yeri Elazığ’da, şu anda zaten Emniyet Müdürlüğü binası yıkılmış vaziyette, hemen süratle TOKİ yeni projesini hazırlıyor, Çarşamba’ya kadar inşallah ilk taslağı bize de getirecek ve orayı da Elazığ’a bir millet bahçesi olarak kazandırıyoruz, ortasına da güzel bir yere de bir şehitler anıtı da koyacağız. Biz buyuz, biz icraat üstüne icraat yapıyoruz. Ve Elazığ’ımıza bu millet bahçemiz de hayırlı olsun.

Değerli kardeşlerim; tabi şimdi biz bir adım da nerede atıyoruz biliyor musunuz? Onu da söyleyeyim, Haliç’te, Haliç’te bir bilim ve teknoloji merkezi kuruyoruz. Haliç’teki bilim ve teknoloji merkezimiz de neresi olsa iyi olur? Onu da söyleyeyim, evet, Haliç tersanesini bilim ve teknoloji merkezi yapıyoruz, hazırlıklar tamam ve süratle inşallah yıkımı yapılacak ve haliç tersanesi devasa bir bilim ve teknoloji merkezine dönüşecek ve bu Avrupa’nın en büyük bilim ve teknoloji merkezi oluyor. Gençler, işte biz buradayız.

Sağlıkta İstanbul’a adeta çağ atlattık. 53’ü hastane olmak üzere, toplam 129 adet sağlık tesisi inşa ettik. Yatırım bedeli yaklaşık 5 katrilyon olan 14 adet sağlık tesisimizin inşası devam ediyor. İstanbul’un iki yakasına toplamda 7 bin yataklı 2 dev şehir hastanesi yapıyoruz. 2682 yataklı Başakşehir Şehir Hastanesinin yapımı devam ediyor, 2 yıla kadar tamamlanacak. 4200 yataklı Sancaktepe Şehir hastanemiz ise şu anda YPK onayında.

Sosyal hayatta İstanbul’da 30 yeşil alan ve 5 büyük millet bahçesini hayat geçiriyoruz. Daha önce söyledim, Atatürk Havalimanının tamamını yeni havalimanın hizmete girmesiyle birlikte İstanbul için bir millet bahçesine dönüştürüyoruz. Böylece dünya şehri İstanbul’da, Amerika’daki Central Park, Londra’daki Hyde Park benzeri, ama onlardan katbekat fazla daha büyük bir millet bahçesi.

Evet, getirelim arkadaşlar.

Amerika’daki Central Park’ın 3,5 kat büyüklüğünde; bize bu yakışır.

Anneler, size müjdeler olsun, artık çocukları alın beyinizle beraber buralarda istediğiniz gibi koşturun.

Evet, oylarınıza sunuyorum, nasıl? Kabul edenler… Kabul edilmiştir. Elhamdülillah, Rabbim bizlere bugünleri de gösterdi.

Tabi şimdi hemen 29 Ekim’de biliyorsunuz havalimanını açıyoruz, hava limanının açılışıyla birlikte burada da millet bahçesinin yıkım çalışmaları başlıyor. Derdimiz, istiyoruz ki İstanbul’umuz bu güzelliklere bir an önce sahip olsun. Zaten dünyanın ilk 3’ü içerisinde olacak havalimanımız. Ya Bay Muharrem, senin havsalan böyle bir havalimanını alır mı ya? Zaten kafadan karşı çıktılar, niçin? Var diyor bizim havalimanımız ya.

Kanal İstanbul, ne işimiz var diyor bizim Kanal İstanbul’la? Hale bak hale. Ya anlamaz. Bugün Panama’yı Panama yapan Panama Kanalıdır. Süveyş Kanalı Mısır’ın en büyük maddi kaynağı; ama bunların havsalası almaz.

Ve çıkıyor, hala bakıyorsun ileri, geri bol bol yalanlar konuşuyor. Ya gerçekleri söyle. Hayatınızda zaten bir şey yok. Gereğini zaten bir hafta sonra yapacağız, biliyorum ve ben sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bak şimdi Başakşehir, Maslak, Pendik ve Bakırköy’deki 4 büyük şehir parkları tamamlanarak İstanbullu hemşehrilerimin hizmetine sunulacak, Atatürk Havalimanın dışında bunlar.

Haliç kompleksi projesiyle inşallah İstanbul’un çehresi değişecek.

İmar planı tamamlanan ve yaklaşık 1,5 katrilyon lira maliyet olan projeyle yat limanı, yaşam merkezi, sosyal ve kültürel alanlar yapacağız.

Salıpazarı kurvaziyer limanı sahasına yönelik özelleştirme işlemi 2014 yılında bitti, yani meşhur Tophane’de biliyorsunuz muhteşem bir kurvaziyer limanı şu anda devam ediyor. Yatırımlar devam ederken proje inşallah önümüzdeki yıl tamamlanıyor.

452 trilyon lira maliyeti olan Çamlıca televizyon radyo kulesi projemizi de hayata geçiyoruz.

Toplu konutta TOKİ vasıtasıyla İstanbul’da son 15 yılda yaklaşık 156 bin konut projesini hayat geçirdik.

Yeni havalimanımızın personelinin sıkıntı yaşamaması için yakın bir mesafesine yaklaşık 10 bin konutluk yeni bir hayat alanı inşallah oluşturacağız.

Ulaştırmada önce Marmaray’la, sonra Avrasya Tüneliyle iki kıtayı birbiriyle iki kez buluşturduk, Yavuz Sultan Selim Köprüsünü hizmetinize sunduk.

446 kilometre uzunluğunda bölünmüş yol yaptık.

İstanbul-İzmir arası mesafeyi 3,5 saate düşürecek İstanbul-İzmir otoyolu yine süratle devam ediyor.

Dünyanın 4’üncü en büyük orta açıklık asma köprüsü olan Osman Gazi Köprüsünü sadece İstanbul’a değil ülkemize kazandırdık.

Kuzey Marmara otoyolunun ve Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir otoyolunun İstanbul’u ilgilendiren kesimlerinin inşaatları da devam ediyor.

Yaklaşık 2,5 katrilyon lira maliyeti olan Hasdal kavşağı, Kemerburgaz, Yassıören ayrımı devlet yolunu önümüzdeki yıl tamamlıyoruz.

İstanbul’un, Ankara, Eskişehir, Konya, Bilecik, Kocaeli, Sakarya ile olan bağlantılarını yüksek hızlı tren ile sağladık.

Toplam maliyeti 8,5 katrilyon lira olan Gebze, Sabiha Gökçen, Yavuz Sultan Selim Köprüsüyle İstanbul yeni havalimanı Halkalı arasındaki yüksek hızlı tren projemizin çalışmaları da sürüyor. Gebze, Sabiha Gökçen, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul yeni havalimanı kesiminin yapım ihalesine bu ay çıkılıyor. İstanbul yeni havalimanı ve Halkalı bağlantısının ise proje çalışmaları tamamlanmak üzere.

Biliyorsunuz, Bay Kemal Sabiha Gökçen’e de karşı çıkmıştı, nedir bu demişti. Uçak inmiyor, bu hava limanı niye var demişti. Bu havalimanını biz yapmadık ki Bay Kemal, bizden öncekiler yaptı. Ne oldu? Biz geldik, işte o çalışmayan havalimanını çalışır hale getirdik. Şimdi Sabiha Gökçen yetmiyor, onun için yeni bir pist daha yapıyoruz, yeni bir terminal binası daha yaptık; anlamazsınız anlamazsınız. İşte onun için bak o dev havalimanını yapıyoruz. Ve ilk açılışta yılda 90 milyon uçak kapasitesi olacak, 2023’te 150 milyon yolcu kapasitesi olacak. Ya bunlar nerede geziyor, biz nerede geziyoruz. Öyle zannediyorum ki bunlar uçaklarla inmeyecekler, kağnılarla gelecekler. Onun için diyorlar ki, ne gerek var bu kadar havalimanına? Ya büyük devlet olmak, büyük ülke olmak bunu gerektiriyor.

Takmış kafayı bizim Külliyeye, çok enteresan. Zaten ustası da öyleydi ya, gelmeyeceğim gelmeyeceğim dedi, sonra kuzu kuzu geldi tabi. Şimdi kafayı oraya takmış.

Bir hatıramı anlatacağım. Sayın Putin bir ziyaret yaptı, ilk gelişi, bizim salonda kendisiyle konuşuyoruz, şöyle bir süzdü her tarafını, süzdükten sonra ayrılırken ne dedi biliyor musunuz? O çok enteresandı, büyük devlet olmanın alameti farikası budur dedi, vaka bu. Şimdi bunlar da onu bilmem nereye verecekmiş, şunu nereye verecekmiş.

Ya bak Bay Kemal, Bay Muharrem, ben bu sene çok amaçlı salonumuzda 2 iftar, bunun bir tanesini muhtarlarımızla yaptık, ikinci iftarı yapamadık, dedim ki sahur yapalım ve sahur yaptık, sahuru da muhtarlarımızla yaptık. Muhtarlarımıza dedik ki, gelirken mahallenizden yanınıza bir kardeşimizi de alın öyle gelin ve onlarla açılışını yaptık buranın. Ya biz dertliyiz. Bak şimdi aynı anda orada 2500 kişiye biz yemek verebiliyoruz. Şimdi bu onları rahatsız ediyor. Ya bu, bu ülkenin, bu milletin, bu devletin hamdolsun nerede olduğunu gösteriyor.

Gelen kim? Muhtar. Muhtar kim? İşti sizin o kabullenemeyeceğiniz insanlar. Siz bana da öyle dediniz ya, başlıkları öyle attılar, muhtar bile olamaz dediler. İşte benim milletim bu evladını muhtar olmanın da ötesine çıkardı, Cumhurbaşkanı yaptı.

Yapacağımız daha çok iş var, yürüyeceğimiz çok iş var, yol var.

Hızlı tren inşallah Avrupa’yla buluşacak. 230 kilometre ve yatırım bedeli 3,2 katrilyon Halkalı-Kapıkule hızlı tren hattının ihalesine 2018 yılı sonunda çıkılacak, inşallah 2022 yılında tamamlayıp hizmete almayı planlıyoruz.

İstanbul 3’üncü havalimanın inşası bitmek üzere, inşallah 29 Ekim’de ilk etabını hizmete sunuyoruz.

Tabi şimdi bir başak hedef daha var, 3 katlı büyük İstanbul tüneli projesi, dünyada örneği yok, Boğaz’a onu yapıyoruz. Ve bununla beraber inşallah Avrupa-Asya gidiş-gelişleri çok daha farklı, çok daha rahat olacak ve şu anda çalışmalar devam ediyor.

Kanal İstanbul projemizle ilgili hazırlık çalışmalarımız devam ediyor. Yaklaşık olarak uzunluğu biliyorsunuz Kanal İstanbul’un değerli kardeşlerim, 45 kilometre. Ama burada iki adete butik şehir kuracağız her iki tarafta ve bu aynı zamanda bizim rezerv alanlarımız da olmuş olacak. Ve biz bunu kurarken Boğaz’ın o stratejik sıkıntısını ortadan kaldıralım istiyoruz. Geçenlerde işte biliyorsunuz yalıya bindirdi, bu bir tanker de olabilirdi, tanken olsaydı bir felaket yaşayacaktık. Ama şimdi Kanal İstanbul’la bu sıkıntıları da büyük ölçüde inşallah aşmış olacağız daha rahat. Şimdi izliyoruz Kanal İstanbul.

Nasıl? Oylama yapalım mı? Sağ olasınız.  İnşallah Kanal İstanbul, İstanbul’umuza, ülkemize bir başka canlılık, bir başka hava getirecek. Ve buna ne ihtiyaç var diyor.

Yerli, milli otomobil diyoruz, 20 yıl geriden diyor ve yerli, milli otomobili hangi tür yapacağımızdan da haberi yok, ya bir sor. Bu bir defa akülü olacak, burada mazotlu veyahut da benzinli değil. Şimdi Elon Musk Tesla onun sahibi biliyorsunuz, sağ olsun biz davet ettik geldi ziyaretimize, kendisiyle bunların hepsini konuştuk. Ya Bay Muharrem, görüyorsun bak bir şeyler yapmanın gayretindeyiz. Ya hayırlı olsun diyeceğin yerde, 20 yıl geriden geliyorlar, niye bunu konuşuyorsun? Ya hayatınız boyunca dikili bir taşınız, dikili bir ağacınız yok ya. Ya bir de “made in Turkey” diye bize ait bir araç olsa güzel olmaz mı? Niye rahatsız oluyorsun?

Ve inşallah, isteseler de, istemeseler de ben 5 tane babayiğit aradım ve bu 5 tane babayiğidi buldum, biraraya getirdik, imzaları attık ve en sonunda sağ olsun CEO’yu da onlar buldu ve CEO, şu anda o da çalışmasına inşallah başlıyor. Biz yol alıyoruz yol ve süratle de bu adımları atacağız, inşallah 2022 hedefimiz var.

Son 16 yılda İstanbul’a 17 kilometrelik tünel, 160 kilometreyi aşan metro hattı inşa ettik. Ben yaptıklarımızı konuşuyorum, hayal üretmiyorum. Hedefimiz, 2020’ye girerken tünellerde 68 kilometreye, metroda 355 kilometreye ulaşmaktır. Daha sonrası için de 120 kilometre yeni tünel, 650 kilometre de yeni metro hatları projemiz var. böylece 190 kilometreyi bulan tünel ve bin kilometrelik metro hattı uzunluğuyla İstanbul’u dünyanın en yaygın ulaşım ağıyla donatmış olacağız.

Biliyorsunuz adalardaki faytonlarda kullanılan atlarla ilgili vicdanları yaralayan görüntülere şahit oluyoruz. Bu konuda gerekli kararı aldık, adalardaki atları faytonların boyunduruğundan kurtarıp özgürlüklerine kavuşturmak için bir çalışma yapıyoruz. … camilerinin üzerine kuş evleri yapmış, Peygamberi kedisi ölen bir çocuğa başsağlığına gitmiş bir medeniyetin mensuplarıyız. Zaman zaman gerek eziyet gören köpeklerle ilgili, gerek adalardaki faytonlarda kullanılan atlarla ilgili vicdanları yaralan görüntülere şahit oluyoruz.

Sevgili Peygamberimizin Aleyhissalatu Vesselam, bir gün yanında sahabelerle giderken yol kenarında bir köpek leşi var. Yanındaki sahabeler burunlarını tutuyorlar konudan dolayı. Fakat Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam, dişlerine bakıyor, aah dişleri ne kadar da güzelmiş diyor. Biz böyle bir Peygamberin ümmetiyiz.

Ve şimdi yeni düzenlemelerle özellikle bu hayvan sevenler, ister ev, ister sokak, bunlar üzerindeki çalışmaları 5119 Sayılı Yasayı çok daha farklı bir şekilde ele alıp değerlendireceğiz.

Ve tabi burada bir şey çok daha büyük önem arz ediyor, biliyorsunuz bu operatör bugün tutuklandı, Sapanca’daki olayla ilgili yargı tutuklama kararını verdi ve o da tutuklandı. Tabi olayın kabul edilebilir hiçbir yanı yok, ama bu hassasiyeti göstermek çok çok önemli.

Kardeşlerim; 1994 yılı öncesinde İstanbul’da yaşananlar ortada. Ve nasıl benzin istasyonları varsa, su istasyonları vardı, bunların hepsini geçtik. Şimdi yeni bir sürece doğru ilerliyoruz, atmamız gereken çok çok önemli adımlar var. Fakat burada artık sizlerden bir destek arıyorum, çünkü büyük Türkiye, güçlü Meclis, güçlü cumhurbaşkanı ister. Unutmayın, vakit Türkiye vakti, vakit İstanbul vakit, bunu ortaya hep beraber koymalıyız.

Şimdi ben buradan önce hanım kardeşlerime sesleniyorum. Hanım kardeşlerim; şu 6 gün içinde kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?

Gençler, şu 6 gün kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Durmak yok… Durmak yok… Çok çalışacağız, sandıklarımıza sahip çıkacağız, oylarımıza sahip çıkacağız. Demokrasinin bir namus olduğunu unutmayacağız.

Avrupa’daki tüm akrabalarımıza, yakınlarımıza telefonlarla ulaşacağız. Ülkemizin içinde hangi memleketliysek, memleketimize telefon açacağız, bütün akrabalarımıza bu işin hassasiyetini anlatacağız, ister Doğu, ister Güneydoğu, ister Doğu Karadeniz, Akdeniz, Ege, neresi olursa, Trakya, neresi olursa.

Ve sandıkları patlatmaya var mıyız? Yoğun bir çalışmayla patlatacak mıyız? Ve ben size inanıyorum. Ve sandıklardan bu neticeyi evvel Allah çok daha farklı bir şekilde alacağımıza inanıyorum.

Şunu unutmayın: Batı 24 Haziran’da bakıyor. Neyi bekliyor Batı? Acaba Erdoğan nasıl çökecek? Batıya da gerekil dersi vermeye hazır mıyız? Onun için bugüne kadar hep verdiniz, ben size inanıyorum, Allah’ın izniyle yine vereceksiniz.

Kardeşlerim; CHP zihniyetini en iyi bilen şehir İstanbul’dur, bu belediyecilik alanında da böyledir, hak ve özgürlükler alanında da böyledir. İstanbul CHP faşizmini iliklerine kadar yaşamış bir şehirdir.

Bakınız, dün 16 Haziran’dı. 16 Haziran 1950 bu ülkede Ezan-ı Muhammediye’nin 18 yıllık hasretin ardından tekrar semalarımızda yankılandığı gündür. O gün yaşananlara dair inanın çok hüzünlü anılar, hikayeler var. Ben bugün burada sizlere bir tanesini aktaracağım. Özellikle gençler bunu bilmez, bu acı hikayeyi çok iyi dinlemesi gerekir.

Sultanahmet Camii’ndeki müezzinler Allahu Ekber Allahu Ekber diye haykırınca, Beyazıt, Süleymaniye, Fatih derken İstanbul bir anda ezan sesleriyle dalgalandı. Aynı makamda biri bırakıyor, öbürü başlıyor. Herkes heyecandan tir-tir titriyor. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Ezanlar bitene kadar millet avluda oturdu kaldı. Adeta bir şaşkınlık içindeydiler. Bir başka vatandaşımız ise o gün Bursa’da yaşananları şöyle dile getiriliyor: Bursa’da bir camide o gün ikindi ezanının tam yedi defa okunduğunu öğrendim. Halk bir türlü doyamamıştı ezanı Muhammediye. Çünkü ezan biliyorsunuz Türkçeye gönderilmişti. Umumi arzı üzerine müezzinler defalarca okumuş, okutmuşlardı.

Evet, 18 yıl aralıksız süren CHP zulmünün ardından Ezanı Muhammediyle yeniden kavuşmak milletimizi işte böyle mesut etmişti. Türkiye böylesine acı, böylesine sıkıntılı, böylesine zulüm ve yokluk dolu dönemlerden geçerek bugünkü konumuna geldi.

Şimdi Muharrem İnce kalkmış din eğitimi, din hürriyeti üzerine ahkam kesiyor. Çok enteresan, daha dün kamuda çalışan personelin kılık kıyafetiyle ilgili AK Parti ile MHP’nin 411 oyla Meclis’ten geçirdiği düzenlemeyi Genel Başkanıyla birlikte Anayasa Mahkemesi’ne götürüp iptal ettiren sen değil misin Bay Muharrem. Ya siz ne zamandan beri tereciye tere satmaya başladınız. Dürüst olun dürüst. Daha düne kadar imam hatiplere de, diğer okullarda verilen din derslerine de karşı çıkan siz değil misiniz ya? Arşivlerde bu seçimlere kadar senin camide namaz kılarken çekilmiş tek bir resmin var mı ya? Maşallah şimdi camiden çıkmıyor ya. Ama biz bundan üzülmeyiz, tam aksine seviniriz. Aleyhtekiler dışında Kur’an dedikleri, tefsir dedikleri, hadis dedikleri, din eğitimi dedikleri tek bir demeçlerini bulamadık. Şimdi maşallah bıraksalar ilahiyatlarda hocalık yapacak. Bayağı iyi gidiyorlar. Bunlar ucuz oyunlar Muharrem, dürüst ol.

Kürt kardeşlerimin dillerini öğrenme hakkında bahsediyor. AK Parti’nin tüm bu hakları verdiğinden haberi yok. Ya bunun hakkını biz verdik. Geldik, ana dilde öğrenmeyi, bunun önünü biz açtık. Bütün billboardlara seçim kampanyalarında kendi ana dillerinde kampanya yapabilmelerinin önünü biz açtık. Başbakanlığım döneminde anneler evlatlarıyla cezaevlerinde Kürtçe konuşabilmelerinin önünü biz açtık, kimi aldatıyorsun ya, dürüst ol. İstismar peşinde. Dün biz bu hakları getirirken hakkımızda demediklerini bırakmamışlardı. Şimdi kendileri aynısını söylüyor.

Sürekli hukuktan, adaletten, kuraldan, kaideden söz ediyor, ama kendisinin, şimdi geliyorum, bakın burası çok önemli ha, çok çok önemli, bu pek açıklanmış bir şey değil, ama zannediyorum sosyal medyada bu yayınlandı; Yalova’da kendisin dershane müdürlüğü yaparken hukuksuz bir şekilde öğretmen çalıştırdığından ve bu yüzden çok büyük cezalar ödediğinden hiç bahsetmiyor. Milletin sofrasında ne var, ne yok diye soruyor. AK Parti’nin 16 yılda Türkiye’yi 3,5 kat büyüttüğünden, zenginleştirdiğinden haberi yok. Mesela 2002 yılında 1 milyon olan buzdolabı satışının geçen yıl –sayı olarak veriyorum- 3 milyonu geçtiğinden, 824 bin olan çamaşır makinesi satışının 2,5 milyonu geçtiğinden, 282 bin olan bulaşık makinesi satışının 1 milyon 800 bini geçtiğinden, 91 bin olan otomobil satışının 750 bini geçtiğinden hiç bahsetmiyor. Hep cehalet, hep yalan. Biz Türkiye’yi içinde kitaplarıyla, internetiyle, orada ders çalışacak, araştırma yapacak gençlerimize katkı olsun diye yapacağımız ikramlarla millet kıraathanelerinden bahsediyoruz, onlar bu projenin kekine takılıp kalmışlar. Bugün Elazığ’da maşallah herkesin elinde kek var. Bak Bay Muharrem, sana ben bir şey söyleyeceğim; eğer dürüstsen çık Zeytinburnu’ndaki Millet Kıraathanesine gel. Bak bu bizim Zeytinburnu Belediyemizin yaptığı, bak daha devlete başlamadık. Ben sadece sana şimdi Belediyemizin yaptığını söylüyorum. Bizim belediyemizin ulaştığı yerlere sizin kudretiniz ulaşamaz. Ve şu anda bizim belediyemiz orada öğrencilere çorba veriyor, bunu belediyemiz yapıyor. Kek, bunun yanında çayı, kahvesi, simidi; inşallah bu bizim projemiz. Bak Beyazıt’ta Kültür ve Turizm Bakanlığımızın eski Millet Kütüphanesini restore ettik, gel yüreğin yetiyorsa bir ibret al ya, git orayı bir gez, bak bakalım nasıl bir şey olmuş. Muhteşem bir eser, biz buyuz. Sen bunların kek olduğunu biliyorduk, ama 3,5 kuruşluk keke tamah edeceklerine ihtimal vermiyorum. Arnavut ciğerinden bahsediyor, Tatar böreğinden bahsediyor, ya ben bunlardan hiçbir yerde bahsetmedim, böyle bir şey konuşmadım, ya yalan söyleme. Maalesef meğerse bunların vizyonu kek kadar kek. Bunların sadece sözleri değil hayatları da yalan. Bu millet hak ve özgürlüklerini CHP’nin lütfuyla değil idam edilen başbakanlarının fedakarlığıyla bedel ödeyerek kazandı. 10 yıl boyunca milletimizi tarihi nitelikte hizmetlerle buluşturan Menderes, hizmetlerinin karşılığını CHP’nin kışkırtmasıyla gerçekleşen darbe sonucu canıyla ödedi. Tanıyan herkesin tam bir beyefendi dediği merhum Menderes’i uyduruk davalarla, asılsız ithamlarla, iftiralarla bunların ağa babaları ne yaptı? Darağacına götürdü. CHP’liler aynı tavrı Özal’a da takındı. Görev süresinde rahmetli Özal hakkında atmadık iftira, söylemedik söz bırakmadılar. İktidar yolunu milletin gönlünde değil cuntacıların icazetinde aradılar.

Şimdi ne diyor? Yok Edirne’den bilmem nereye kadar gönül köprüsü kuracak. Ya geç kaldın geç, o gönül köprülerini biz bu ülkenin en doğusundan en batısına kadar kurduk. Öğrencilerimizi aldık doğudan batıya, batıdan doğuya taşıdık, biz bunları yaptık Bay Muharrem.

Ecdat ne diyor, can çıkar ama huy çıkmaz.  CHP’nin faşist, baskıcı karakteri yıllar geçse de asla değişmiyor. Her seferinde çuvallasalar da iftira ve yalan siyasetlerinden bir türlü vazgeçemiyorlar. Dün merhum Menderes’e iftira atıyorlardı, bugün bize atıyorlar. Dün hizmetlerinden dolayı merhum Özal’ı eleştiriyorlardı, bugün bizi eleştiriyorlar. Yaptırmamak için diğer siyasetçilere adeta kan kusturdukları eserler üzerinden güya bizim eserlerimizi de kötülemeye çalışıyorlar. İşte son günlerde şimdi de diline köprü geçiş fiyatlarını dolamış. Sen İstanbul’dan Yalova’ya gidip gelirken niye Körfez’i dolaşmıyor, öyle mi, Yalovalı ya, niye Körfez’i dolaşmıyorsun da Osman Gazi Köprüsünü tercih ediyorsun, öyle mi? Demek ki işine yarıyor. Eğer bizim yaptığımız bu köprü olmasa, sen bizim aleyhimizde atıp tuttuğun mitinglerine bile yetişemezsin ya. Eğer bizim yaptığımız havalimanları, bölünmüş yollar olmasa sen sürekli yalan söylediğin o il mitinglerini yapamazsın ya. Bir de kendince ince cinlik yapıyor. İmayı Boğazdaki köprüye yapıyor. Fiyatı, üstelik de en büyük araç tarifesinden Osman Gazi Köprüsünden veriyor. Bunlar hizmetten, yatırımdan, icraattan anlamaz. Bak bunlar milli bütçeden yapılan köprü değil. Kaynakların çeşitlendirilmesiyle biz Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yaptık. Osman Gazi’yi aynı şekilde BOT, kamu-özel ortaklığıyla yaptık, ama anlamaz. Ve dolayısıyla onun fiyatını belirleme hakkı-yetkisi de kime ait? Şüphesiz ki bizim oradaki işleticiyle, onlarla yaptığımız anlaşmaya göre yürüyen bir süreç. Kimse oradan geçmeye mecbur değil, arzu eden geçer.

Bunların en büyük hizmetleri, darbe şakşakçılığı yapıp Başbakan astırmak. Dikkat ederseniz kendilerinin yaptığı bir tek hizmetten bile örnek veremiyor. Örnekleri Demirel’den veriyor, Özal’dan veriyor, hatta farkında olmadan AK Parti’den veriyor. Niye biliyor musunuz? Çünkü onların bu ülkede dikili ağacı yok. Yalan yanlış bile olsa bizi üzerinden eleştirebilecekleri ortada tek bir tane eseri yok. En önemli icraatları 18 yıl boyunca bu milleti Ezan-ı Muhammediye’ye hasret bırakmak oldu. Yasaklar, baskılar, Nazileri aratmayan uygulamalar dışında bu ülkede sayabilecekleri tek bir eserleri dahi yok. İşte dün iktidar yolunu cuntacılara yaranmakta buldular.

Aday oldu, gittiği ilk yer neresi oldu? Edirne Kapalı Cezaevi. Kimi ziyaret etti? Terör örgütünün arkasında olduğu bir kişiyi gitti orada ziyaret etti. Ben şimdi milletime soruyorum; böyle bir terör örgütünün arkasında olduğu bir kişiyi ziyaret eden bu zata gerekli dersi 24 Haziran’da vermeye hazır mıyız? Ya bu kadar ucuz mu bu iş? Ve biz bu kadar şehit vermişiz. Düşünebiliyor musunuz, 7 Haziran’da herkes sokağa diyor ve sokağa döktükten sonra da 53 tane Kürt kardeşimi orada öldürüyorlar, 53 Kürt kardeşimi öldürüyorlar. 15 yaşında Yasin Börü’yü kurban eti dağıtırken öldürüyorlar ya, düşünebiliyor musunuz? Ve bu talimatı veren kişiyi Bay Muharrem gidip Edirne Kapalı Cezaevinde ziyaret ediyor.

Değerli kardeşlerim; Ankara’dan İstanbul’a sözde adalet yürüyüşü yapanlar bunlar değil mi? Bunlar. Ne adaletiydi? Hiç, sadece laf ola beri gele, bunların adaletle falan da bir alakası yok. Şimdi bunların elinden gelse Türkiye’yi 1940’a dönüştürürler. Ellerinden gelse bölücü örgütün siyasi uzantısıyla el ele verip Türkiye’yi yasakların kol gezdiği BAAS rejimine döndürürler. Ama milletimiz bunların karakterini iyi biliyor. Bu millet CHP zihniyetinin ne demek olduğunu gayet iyi biliyor. Yokluk, yoksulluk, hatırlayın büyük babalarımızın, benim babamın cüzdanında karnesinde o yokluk döneminin damgaları vardı. Yağ kuyrukları, orada hepsinin o mühürleri var. Ama şimdi böyle bir şey var mı? Çıkıyor fakirlikten bahsediyor, nerede? Hamdolsun nereden nereye geldik. Bu çakma takiyecilere bekledikleri cevabı inşallah bir hafta sonra veriyor muyuz?

Onun için tekrar vakit birlik vakti diyor muyuz? Vakit dirlik vakti diyor muyuz? Vakit İstanbul vakti diyor muyuz? Vakit Türkiye vakti diyor muyuz?

Öyleyse hep beraber Rabia’mıza yönelelim. Hazır mıyız? Daha gür sedayla…

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

İnşallah haftaya Pazar Rabbim bizlere zaferi lütfeylesin, sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.