Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Izmir’de halka hitabinin tam metni

 

Maşallah İzmir, sadece Ege’nin değil, Türkiye’nin de incisi İzmir, tarihin, tabiatın ve en önemlisi güzel insanların şehri İzmir. Kordon’uyla ayrı güzel, Kemeraltı’sıyla ayrı güzel, ilçeleriyle ayrı güzel İzmir. Zeybekleriyle vakur, efeleriyle heybetli, türküleriyle yürekli İzmir. Seni gönülden selamlıyorum İzmir.

Ne diyor Neşet Ertaş:

“Dost elinden gel olmazsa varılmaz,

Rızasız bahçenin gülü derilmez,

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez,

Gönülden gönle gider yol gizli gizli,

Yol gizli gizli.”

Evet, ben de bugün sana tüm yüreğimle, tüm kalbimle geldim İzmir. Bizim bugüne kadar İzmir’e kendimizi tam olarak anlatamadığımıza inanıyorum. Kalpten kalbe giden yolları artık açık etmenin zamanı geldi. İnşallah bu defa İzmir’le aramızdaki tüm perdeleri kaldıracak, bütün zincirleri kıracağız, hazır mıyız?

İzmir, kurtuluşun şehridir. İzmir, Gazi Mustafa Kemal’in şehridir. İzmir, demokrasinin, milli iradenin şehridir. İzmir, AK Parti iktidarlarının diriliş hamlelerine şahitlik etmiştir. İnşallah İzmir 24 Haziran’da şahlanışın sembol şehri olarak da tarihe geçecektir.

Ey İzmir, 24 Haziran’da cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmeye hazır mıyız?

Ey İzmir, 24 Haziran’da güçlü ve itibarlı Meclisiyle, etkili ve istikrarlı hükümetiyle, bağımsız ve tarafsız yargısıyla yeni bir Türkiye’ye merhaba demeye hazır mıyız?

Ey İzmir, 24 Haziran’da gelişmiş demokrasisiyle, geniş temel hak ve özgürlükleriyle, yurt içinde ve yurt dışında tahkim edilmiş güvenliğiyle daha güçlü bir Türkiye’yi selamlamaya hazır mıyız? İşte benim meftun olduğum İzmir budur. İşte benim 2023 hedeflerimize doğru birlikte yürümek istediğim İzmir karşımda budur. İşte benim gençlerine 2053 ve 2071 vizyonlarını emanet edeceğim İzmir budur. Rabbim hepimizden razı olsun.

Kardeşlerim; biz bugüne kadar birilerinin yaptığı gibi İzmir’i, İzmir halkının değerlerini, hassasiyetlerini istismar etmedik. Soruyorum size, korku ve tahrik siyasetiyle İzmir’in üzerine karabasan gibi çökenler, Allah aşkına bu şehre ne vermişlerdir? Hangi eserleriyle, hangi hizmetleriyle, hangi yatırımlarıyla İzmir’in geleceğine katkıda bulunmuşlardır. Soruyorum size, AK Parti 15 yılı geride bırakan iktidarları döneminde İzmir’e sadece yatırım, sadece hizmet kazandırmanın dışında neler yaptı? AK Partinin İzmir’e ve İzmir halkına en küçük bir zararı, en küçük bir yanlışı, en küçük bir baskısı, en küçük bir kötülüğü dokunmuş mudur? Tam tersine, biz Türkiye’nin diğer 80 vilayetiyle birlikte İzmir’de de demokrasinin, temel haklar, temel özgürlüklerin, bireysel ve kültürel hakların genişletilmesi için var gücümüzle çalıştık.

Demokrasinin bu ülkede sadece belli bir kesimin değil, tüm vatandaşlarımızın hakkı olduğu söylemek, bunu gerçekleştirmek suç mudur? Özgürlüklerin sadece belli bir grubun değil, hangi kökenden, hangi meşrepten, hangi kesimden olursa olsun herkesin hakkı olduğunu, bunları savunmak ve bununla mücadele etmek suç mudur? Türkiye’yi sadece belli bölgeleri ve belli … değil, tüm şehirleri, tüm bireyleriyle kalkındırmak, geliştirmek, zenginleştirmek, herkesin refah düzeyini artırmak için çalışmak suç mudur? Eğer bunlar suçsa, evet, bizim suçumuz büyük, hem de çok büyük. Çünkü Türkiye’yi 15 yılda 3,5 kat büyüttük. Türkiye’de vesayetin, darbelerin, cuntaların tepesine bindik. Çünkü Türkiye’yi sadece bir avuç seçkin için değil, herkes için, güven ve zenginlik içinde yaşanılabilir bir yer haline getirdik.

Peki her seçimde İzmir’in, İstanbul’un ve Ankara’nın belli içlerinin oylarına ipotek koyanlar ne yaptı? Türkiye için, İzmir için en küçük bir proje, en küçük bir vizyon üretemeyenler, tüm eksiklerini, hatalarını, yanlışlarını, ihanetlerini laiklik kavramının altında gizlemeye çalışıyorlar. Halbuki AK Partinin laikliğe bakışı bırakanız bunları, Avrupa ülkelerinde dahi takdirle karşılanan bir tanımla vücut bulmuştur. Partimizin programında laikliği demokrasinin vazgeçilmez şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak gördüğümüz açıkça yazıyor. Tabi biz aynı zamanda laikliğin ülkemizde birilerinin bilinçli olarak ve ısrarla yaptıkları gibi din düşmanlığı şeklinde yorumlanmasına ve bu sebeple örselenmesine de karşı çıktık.

Türkiye’de bırakınız Müslümanları, Hıristiyan’ından Musevi’sine kadar tüm inançlara mensup vatandaşlarımızın ibadetlerini rahatça icra edebilmelerini, dini kurumlarını rahatça çalıştırabilmelerini biz sağladık, biz. Gidiniz Ortodoks’undan Katolik’ine kadar tüm Hıristiyan cemaatlerinin, Musevi cemaatinin kanaat önderlerine kadar herkese sorunuz, hepsinden de en rahat, en huzurlu, en özgür dönemlerini AK Parti iktidarlarında yaşadıkları cevabını alırsınız. Çünkü bizim kimsenin inancıyla, ibadetiyle, zikriyle, fikriyle bir derdimiz yok. Bizde Alevi-Sünni ayrımı da yok, varsın yapanlar yapsın, bizim böyle bir derdimiz yok. Tam tersine, biz bu özgürlüklerin herkes için alabildiğine geniş bir şekilde yaşatılabilmesi için mücadele ettik, hala da ediyoruz.

Kardeşlerim; bu konuda tek bir kırmızı çizgimiz var, o da, ülkemizin ve milletimizin aleyhinde faaliyet yürütülmemesi, özellikle de terör örgütlerine bulaşılmamasıdır. Biz nasıl her kesimden vatandaşlarımız kendi hayat biçimlerini yaşayabiliyorlarsa, tüm dinlerin inançlarını tam manasıyla yaşayabilmelerinin önünü açtık. Ama şunu söyledik: Müslümanın da inancını yaşamasına karışmayın, o da inancını yaşasın. Ve biz dininin siyasete alet edilmesine kesinlikle karşıyız, ama inancını yaşamak isteyenlerin örselenmesine, tedip ve tahkir edilmesine de karşıyız.

Milletimizin dini hassasiyetlerini örgüt çıkarları için kullananlara karşı en güçlü tavrı biz koyduk. FETÖ’ye karşı 17-25 Aralık’ta mücadele ettik, CHP’yi bu ihanet örgütünün saflarında bize karşı yumruk atarken bulduk. Ben Marmaris’ten İstanbul’a hareket ettim, havalimanına geldiğimde onbinler Atatürk Havalimanındaydı. Kardeşlerim, meğerse ben 01:20’de oraya indiğimde, 23:15’te Bay Kemal oraya gelmiş, tanklar orada, korumaya almışlar ve oradan Bakırköy Belediyesine gidiyor. Halbuki daha önceleri de darbe olursa tankların üzerine önce ben çıkarım diyen kişi, bu defa tankların korumasında havalimanından hareket ediyor. Şimdi bunları inkar ediyor. İstediğin kadar inkar et, tüm belgelerde, tüm televizyon kayıtlarında varsın; yandın Kemal yandın. Sen darbe karşıtı değil, darbecisin. Ve biz o akşam orada, ertesi gün, evet, 16 saat orada operasyonu bizzat ben yönettim. Bakan arkadaşlarımla basın toplantımı yaptım. Ve hemen Genelkurmay Başkanımızı darbeciler götürdüğü için Genelkurmay Başkanlığına da atamayı oradan kaptım; kimi? Şu andaki İkinci Başkanı Genelkurmay Başkanlığına vekaleten atadım.

Ve bunları yaparken de Sayın Başbakanla da irtibat halinde odum. Fakat baktım ki Mecliste konuşma yapıyorlar, Sayın Başbakanın Ilgaz Tüneline saklandığını söylüyorlar. Ya eğer tünellere saklanacak olanlar varsa başınızdaki adam saklananlardan bir tanesi, ama o tünel bulmadı, Bakırköy Belediyesine gitti. Sayın Başbakanla biz devamlı irtibat halinde olduk ve kendileriyle istişare ederek de o geceyi yönettik.

Bay Kemal, biz Allah’ın izniyle ölümü korkutarak bu yolda yürüdük. Zira bizim Rabbimize verilecek bir canımız var, onu vakti, saati geldiğinde vermesini biz değil Rabbim takdir eder.

15 Temmuz’da milletimizle birlikte FETÖ’ya tarihi bir şamar vurduk, CHP’yi yine bu örgütün saflarında bizim üzerimize yürürken bulduk. İşte 7 Ağustos, davet yaptım ve bu davetime olumsuz cevap verdi, fakat çok baskı altında kaldı biliyorum, son Cuma günü katılacağını söyledi ve Yenikapı’ya geldi. Fazla dayanamadı, ondan sonra o birliktelikten koptu.

Kardeşlerim; CHP artık bugün yargımızın terör örgütü olarak tescillediği FETÖ’nün ülkemizdeki borazanı haline dönüşmüştür. Sadece bununla kalmayan CHP, aynı zamanda PKK’dan PYD’ye kadar ülkemize ve milletimize kurşun sıkan ne kadar terör örgütü varsa hepsinin de sözcüsü durumundadır. İşte bize ne dedi? Afrin’e gitmeyin. Sen ne diyorsun ya, nasıl gitmeyiz? Orada zulüm var, oradan bize devamlı taciz atışları var. Ona kalsa inanın Gabar’ı, Cudi’yi, Kandil’i, Tendürek’i, bırakın bize saldırsınlar der. Bay Kemal, boşuna uğraşma, biz bu topraklarda evvel Allah en ufak bir parselasyona müsaade etmedik, etmeyeceğiz.

İşte bakın, bugün buraya gelirken rakamları aldım, son rakamları veriyorum siz, son rakamlar, Afrin’de etkisiz hale getirilenlerin sayısı 4305’e ulaştı, Kuzey Irak’ta etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısı 372, bitmedi yurt içinde Cudi’de, Gabar’da, Beslerderesi’nde vesaire, etkisiz hale getirilenlerin sayısı 281. Bay Kemal, bırakalım mı, devam etmeyelim mi? Edeceğiz edeceğiz, bize bu millet bu görevi verdi. Biz Mehmet’imizin kanını yerde bırakmayacağız, gazilerimizin ahını yerde bırakmayacağız, bu kararlılıkla bu yola devam edeceğiz.

Her seçimde İzmir’e gelip laiklik nutukları atanların, Meclisteki grup kürsülerini aylarca FETÖ’ye kiraladıklarını unutmadınız değil mi? İzmir’in artık CHP’nin ilkesiz ve omurgasız siyasetine teslim olmayacağına inanıyorum.

Ey İzmir, 24 Haziran’da bu tembellere, bu istismarcılara derslerini veriyor muyuz?

Ey İzmir, 24 Haziran’da tercihimiz hizmetten, projeden, icraattan yana kullanıyor muyuz?

Ey İzmir, 24 Haziran’da bizlerin çektiği sıkıntıları evlatlarımız çekmesin diye büyük ve güçlü Türkiye’yi beraberce inşa ediyor muyuz? İşte bana göre gerçek İzmir bu, işte İzmir’in özlediği tablo bu, işte Türkiye’nin ihtiyacı olan duruş bu. İnşallah 24 Haziran Türkiye’yle birlikte İzmir için de bir milat olacaktır.

Sevgili İzmirliler, erken seçim kararının ilan edildiği 18 Nisan’dan bugüne kadar geçen 10 günlük sürede yaşanan hadiseleri sizler de ekranlardan, medyadan takip ettiniz. Ana Muhalefetin ve onunla aynı telden çalanların nasıl savrulmalar yaşadıklarını gördünüz değil mi? Biliyorsunuz Türkiye’nin yeni yönetim sistemine geçiş kararını 16 Nisan 2017 tarihindeki halkoylamasıyla birlikte verdik. Muhalefetin aradan geçen 1 yıla aşkın sürede ne cumhurbaşkanı adaylarıyla ilgili, ne de seçimde millete söyleyecekleriyle ilgili en küçük bir çalışmaları, en ufak bir hazırlıkları olmadığı ortada, öyle mi? Halbuki biz seçimlerin 2019 yılında yapılacağı hesabıyla hareket etmemize rağmen, cumhurbaşkanı adayımızdan yeni yönetim mimarimize kadar her konuda çocuklarımıza, evet,  çoktan söz vererek göreve başlamıştık.

Hatta seçim ittifakları meselesini dahi hukuki bir zemine kavuşturmuş, MHP’yle de ittifak yapma kararımızı milletimize ilan etmiştik, cumhur ittifakı buydu. Şu anda bu meydanda ne var? Cumhur ittifakı var. El eleyiz, omuz omuzayız. Ve bütün bunları yaparken derdimiz ne? Cumhur, yani milletin ittifakını sağlayalım, bu ittifak çok önemli.

Peki, muhalefet neden bu konuda kılını kıpırdatmadı dersiniz? Çünkü bunların ülkeyi yönetmek, millete hizmet etmek, yeni projelerle, yeni yatırımla Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkartmak gibi bir dertleri yok. Üstelik öyle bir tezgah kurmuşlar ki, birisi oradan sar bana 15 mebus diyor, öteki daha cümle bitmeden 15 milletvekilini paket yapıp gönderiyor. Mecliste ya bakıyorum arka tarafta milletvekilleri ağlıyor. Niye ağlıyor? Ya kendi yuvası orası, kendi yuvasından Genel Başkanı onu kovuyor. Ne diyor? Git sözde bir parti var, o partiye siz hadi bakalım. Ben de o gün 23 Nisan Meclisteyim, baktım ki koltuklar bomboş, bu 15 kişi sözde partiye hala katılmamışlar, yine onlar kendi sıralarında oturuyor. Böyle demokrasi olur mu, böyle milli idare olur mu? Tayyip Erdoğan’a diktatör diyeceksin, kalkıp diktatörlüğün daniskasını sen kendin yapacaksın. Ve bu milli iradeye saygısızlıktır, o 15 kişiyi seçenlere saygısızlıktır. Sen Genel Başkan olabilirsin, ama sen o milletvekillerini pazarlayan bir insan olamazsın, bu budur. Ve tarih bunu Güneş Motel’de yazmıştır, bir de şimdi Bay Kemal’le yazmıştır. Zira bizlerin tarihinde asla ve kata bu yoktur. Zira milletimizin iradesine biz ipotek koyamayız.

Kardeşlerim; internetten oyuncak bebek siparişi verseniz, inanın bu kadar hızlı servis olmaz. Ülkede maalesef şimdi bunları görmeye başladık, Meclise de yazık, o garip milletvekillerine de yazık.

Bütün bunların sebebi nedir biliyor musunuz? Bunlar siyaseti millete hizmet için değil, göbeklerinden bağlı oldukları mahfillerin hesapları için yapıyorlar. Bunlar içeride ve dışardaki Soros’lar için yapıyorlar, onların talimatlarıyla yapıyorlar. Bunların tek derdi var, o da Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak. Sanıyorlar ki Tayyip Erdoğan olmazsa milletimiz bunları baş tacı edecek. Ya Tayyip Erdoğan’ı Soros getirmedi, Tayyip Erdoğan’ı benim milletim getirdi milletim, alırsa milletim alır, milletim aldığı zaman bana düşen de el-göz baş üstüne.

Biz 16 sene, eğer buna bir de İstanbul Belediye Başkanlığını ilave edersek 20 sene ne yaptık hizmetten başka? Ya bizim cemaziyülevvelimiz belli, bizi İstanbul’a sor, 15 sene Türkiye’ye sor, her şey ortada. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri, biz eserlerimizle ortadayız. Ya sizin çapınız ne ki milletten böyle bir paye, böyle bir lütuf, böyle bir teveccüh bekliyorsunuz.  Her seçimde…

İşte biz biliyorsunuz nereye gittik? Hatay’a, Reyhanlı’ya. Giderken, dünyada bu oluyor, sanatçılarımızı da yanımıza alalım dedik ve seçkin sanatçılarımız, sporcularımız, medya, beraber gittik. Reyhanlı da sınır noktası, 10 kilometre var. Oraya gittik ve orada askerilerimizle, generallerimizle, hepsiyle birlikte birarada olduk. Ve tabi orada sanatçılarımızla birlikte… Polat, getirebilir misiniz buraya? Şimdi İbrahim Tatlıses üstadımız da bizimle beraberdi. Şimdi de biliyorsunuz İzmir’den adaylığa müracaat etti. Tabi orada askerlerimize buraya girdiğimizde Esat Kabaklı’nın malum parçası var ya, o parçayı askerlerimizle beraber söyledik. Tekrar parçayı açabiliyor musunuz?

Şimdi bundan rahatsız oldular, niye? Tatlı ses Münbiç’i dolaş da gel diyor, Afrin’i dolaş da gel diyor. Kime? Mehmetçiğe. Ve biz Mehmetçikle sanatlarımız orada bir olduk, beraber olduk, iri olduk, ya kıskandı. Biz de gel dedik, sen de gel. Sordular, gitsin dedik, daha iyi olur, fakat oraya kadar olmasa da gitti. Tayyip yürüdü, o da arkasından yürüdü, iyi oldu. Birleşmek bu, birlik bu, beraberlik bu, bunu başarmamız lazım. İnşallah ben İzmir’i 24 Haziran’da böyle görüyorum. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bir şüphe var mı? Yok.

Kardeşlerim; inşallah her seçimde millet bizi kantara koyuyor ve oradan notumuzu veriyor. Boş çuval gibi ayakta duramayanlara oy vermez. AK Partinin seçimlerde elde ettiği oy oranları lütuf değil, emeğinin, alın terinin karşılığıdır, anasının ak sütü gibi helaldir. Hani şayet biz de onlar gibi, 5 dönüm bostan, yan gel yat Osman diyerek çalışmayı bırakıp ense yapsak, milletimiz inanın bize de kapıyı gösterir, ama biz çalışıyoruz, çalışacağız. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, enerjide, tarımda bütün bu adımları atacağız.

İşte şu susuz İzmir’e suyu getiren biziz ya. Yani Büyükşehir Belediyesinin görevi olan bir konuyu talimat verdim DSİ’ye ve biz İzmir’e suyu getirdik. Aynı şekilde Ödemiş Ovası’nı, hamdolsun, kuruyan ovayı o barajla biz suladık. Ya biz dertliyiz, bizim millete aşkımız var, çok çalışmamız lazım. Ve farklı olacağız derken işte farkımız buydu, boş durmadık, çok koştuk, terledik, terliyoruz ve terleyeceğiz.

Değerli kardeşlerim; işte şurada bir Aliağa var ve bu Aliağa’ya bizler 10 milyar dolarlık bir yatırım çektik, bunlar durup dururken olmadı.

Tabi kendileri meseleye nasıl olsa her seçimde yüzde 25 oy cepte garanti diye baktıkları için, bizim de aldığımız yüzde 52 oyun üzerine yatacağımızı sanıyorlardı. Halbuki milletimizin bize teveccühünün sebebi, daha çok çalışacak, daha çok hizmet verecek olmamızdır. Hamdolsun, daha çok çalışacağız.

Şimdi İzmir’i İstanbul’a bağlıyor muyuz? Hazır mıyız? İstanbul-İzmir 3,5 saate inecek mi? İşte AK Parti iktidarı bu ya.  Şimdi Osman Gazi Köprüsünden geçerken bir başka oluyoruz değil mi? Aman ya Rabbi. İstanbul-Bursa 1 saat 15 dakika, bu hale geldi. Ve şimdi buralar, İstanbul-Manisa, buralar, hepsi,  elhamdülillah yollar pırıl pırıl. Hele hele yeşil alanların o çevre, peyzaj, onlar bittiği anda zevk için seyahat edeceksiniz, İstanbul-İzmir, İzmir-İstanbul, bu hale geldik.

İnşallah 24 Haziran’ın ardından milletimizin desteğiyle cumhurbaşkanı olarak seçildiğimizde de aynı azim ve inançla yolumuza devam edeceğiz.  

Yeni yönetim sistemi bize milletimize hizmet ederken bugüne kadar karşılaştığımız pek çok sorunu daha kolay aşma imkanı veriyor.

Kardeşlerim; ya bundan 15 sene önce, ah kardeşlerim ah, şu koskoca İzmir’in doğru dürüst bir havalimanı var mıydı? Ya biz geldik Adnan Menderes Havalimanı yaptık ya. Niye? Ya koskoca İzmir’e, Ege’nin incisi İzmir’e böyle bir havalimanı yakışmaz mıydı? Niye bizden öncekiler yapmadılar, niye yapamadılar? Onların derdi yoktu, bizim derdimiz vardı, yaptık ve daha birçok şey aynen yapılmaya devam edecek.

Eğer dün bir birim iş üretiyorsak, yarın iki birim, üç birim iş üreteceğiz. Türkiye’yi 2023 hedeflerimize ulaştırabilmemiz için, ülkemizi en kısa sürede 2 kat daha büyütmemiz gerekiyor, bunu da yapacağız. Bunun için demokrasi, bunun için inşallah temel haklar, özgürlükler, bunların üzerine gideceğiz.

Ve hatırlayın, göreve geldiğimizde Türkiye’nin IMF’e borcu 23,5 milyar dolardı, 2002 Kasım, ama 2013 Türkiye’nin IMF’e borcu yok, bitti, ödedik bitirdik.

Göreve geldik, Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, ama şimdi Merkez Bankamızın döviz rezervi 110 milyar dolar. Bunlar böyle durup dururken olmuyor.

Ve 36 milyar dolar ihracatımız varken, şimdi 160 milyar dolar ihracatımız var, buradan buraya geldik.

Ve hatırlayın, paramızın değeri yoktu, tuvalete gidiş 1 milyondu, 6 sıfır. Biz ne yaptık? Göreve geldikten sonra 6 sıfırı attık. Ya böyle bu ülke kalkındı.

İnşallah 6 Mayıs’ta yeni dönemdeki çalışmalarımızın ilkelerinin yer aldığı cumhurbaşkanlığı manifestomuzu İstanbul kongresinde açıklayacağım. Daha sonra da cumhurbaşkanlığı hükümeti olarak yapacağımız icraatlardan oluşan seçim beyannamemizi de milletimizle paylaşacağız.

Şimdi İzmir, 24 Haziran’da tarih yazmaya hazır mı? İzmir, 24 Haziran’da kendisine biçilen gömleği parçalayıp atmaya, özgürleşmeye hazır mı?

İzmir, 24 Haziran’da kendi iradesini çantada keklik görenlere hadlerini bildirmeye hazır mı?

İzmir, 24 Haziran’da tercihini demokrasiden, kalkınmadan ve hizmetten yana kullanmaya hazır mı? Maşallah maşallah.

Bizim siyasetimiz hiçbir zaman lafla peynir gemisi yürütme siyaseti olamadı, biz hep hizmet siyaseti yaptık, eser siyaseti yaptık, geçtiğimiz 15 yılda kazandırdığımız 50 milyar liralık yatırımla İzmir’imiz de bu anlayıştan payını aldık.

Ve eğitimde 9 bin 252 yeni derslik yaptık, 6 bin 200 yataklı yeni yükseköğrenim yurtları inşa ettik, 3 yeni üniversiteyi faaliyete geçirerek İzmir’i kadim tarihine yakışır bir altyapıya kavuşturduk.

Göztepe ve Karşıyaka İzmir’in medarı iftiharı olan takımlarımız. Göztepe yeniden Süper Lige malum çıktı, şimdi arkadan Altınordu, Karşıyaka, bunlar kovalıyor. Her iki yerde de 15’şer bin kişilik stadyumlar inşa ediyoruz, böyle İzmir takımlarımıza şanlarına yakışır tesislerle destek vermiş oluyoruz.

Çarpık kentleşmeyi inşallah kaldıracağız. TOKİ kanalıyla 18 bin konut projesini hayata geçirerek kentsel dönüşümün önünü açtık.

Evet, şimdi hazır mıyız, Rabia’mıza hazır mıyız? Rabia’mızda neler olduğunu biliyorsunuz?

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Tek bayrakta hilal, renk şehidimizin kanı, yıldız şehidimizin ta kendisi değil mi?

Tek millet, 81 milyon tek milletiz.

780 bin kilometrekareyle tek vatan, bizi bölemeyecekler, bizi parçalamayacaklar, iyi duracağız, buna hazır mıyız?

Kardeşlerim, bütün bunlar için bir şeye ihtiyacımız var. Nedir o? Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…

Durmak yok… Çok koşacağız, ev-ev dolaşacağız, bildiklerimizi bilmeyenlere anlatacağız.

Sağlıkta bakın 31’i hastane olmak üzere 107 tesisi İzmir’imize kazandırdık, şimdi 2 şehir hastanesiyle bunları taçlandırıyoruz. Nedir bu şehir hastaneleri? Bir kapıdan gireceksin öbüründen çıkacaksın, ama hiç öyle şu sedyeyle, bu sedyeyle, yok, özel, tamamıyla otomatik, onun içerisinde sizi götürecekler, getirecekler.

Tabi canım tabi, bunları onlar düşünemez. Şu anda yaptıklarımız var, Isparta’ya git gör, Adana’ya git gör, şu anda hizmet veriyor onlar.

Bunlardan 2 bin 60 yataklı Bayraklı şehir hastanemizin inşaatı sürüyor, inşallah 2020 yılında bu hastanemizi hizmete alıyoruz. Bu arada bin 200 yataklı Tınaztepe şehir hastanemizle ilgili planlama çalışma çalışmaları da devam ediyor. Şehir genelinde 5 ayrı devlet hastanesinin inşaatı ayrıca sürüyor.

İzmir’in bölünmüş yol uzunluğunu tam 2 kat artırarak 811 kilometreye ulaştırdık. İstanbul-İzmir otoyolu hızla devam ediyor. İnşallah Osman Gazi Köprüsünü size söylemem gerek yok, bütün bunlar tamamlandığında işte İzmir-İstanbul bambaşka iki büyük şehir olacak.

Menemen-Çandarlı-Aliağa otoyolu sadece ulaşım değil, aynı zamanda İzmir’in sanayi ve ticaret bakımından da önemli bir hattı. Bu otoyolun bir başka faydası da ağır vasıtaların şehir içine girmeden yollarına devam edebilmelerini sağlayacak olmasıdır. Geçtiğimiz yıl inşasına başlanan bu otoyolu inşallah sözleşme süresi 2020 yılı buna kalmadan hizmete sunmayı hedefliyoruz.

Sabuncubeli Tüneli ve bağlantı yollarını Temmuz ayında hizmete açıyoruz.

Torbalı, Bayındır, Ödemiş ve Kiraz ilçelerimizi birbirine bağlayan yol projemiz de tamamlanmak üzere, inşallah yılsonuna kadar burayı da hizmete sunuyoruz.

İzmir-Ankara hızlı tren hattının inşası etap etap hızla sürüyor. İzmir-Ankara otoyolunun hazırlık çalışmaları da bitmek üzere. Aynı şekilde İzmir Körfez geçişi projesinin de hazırlıkları sona yaklaşıldı. Zaten bunların çoğunu Sayın Başbakan sizlere de anlattı.

Kardeşlerim; şimdi bugün tabi hava güneş, 31 derece sıcak var, ama buna rağmen farklı söyleyelim değil mi? Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey İzmir’i hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun. İnşallah başlangıç mitingimiz hayırlara vesile olsun.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.