Cumhurbaskani Erdogan’in Izmir Ticaret Odasi Özel Meclis Toplantisi’ndaki konusmasinin tam metni
Sayın Başbakan, İzmir Ticaret Odamızın çok kıymetli Başkanı, çok değerli Meclis Başkanı, Meclis üyeleri, değerli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
İzmir Ticaret Odamızın bu Özel Meclis Toplantının ülkemiz ve şehrimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Gerçekten böyle güzel, muhteşem bir Meclis binasına kavuşmuş olmaları sebebiyle de Sayın Başkana, tüm ekibine ve tüm Meclis üyelerine de burada hayırlı hizmetler icra etmelerini temenni ederim.
Bizleri Ticaret Odamızın yönetiminin yanı sıra Sanayi Odamızın yöneticileri, Ticaret Borsamızın yöneticileri ve şehrimizin önde gelen işadamlarıyla bu mutena atmosferde misafir ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Değerli dostlar; özellikle Sayın Özgener’in İzmir Ticaret Odası Başkanı sıfatıyla bu büyük hamlenin öncülüğünü yapması sebebiyle de kendilerine tebriklerimi sunuyorum. Tabi burada esasen İzmir’in ticari hayatının serencamı da çok çok önemli. Ve bugün biz ilk mitingimizi burada yaparken, dedik ki, bu mitingimizi müteakiben de Sayın Başkanımızı her ne kadar telefonda tebrik ettiysek de, bir de bu Meclis toplantısıyla kendileriyle buluşalım ve 3’üncü Cumhurbaşkanı sıfatıyla burada olamam da benim için ayrı bir mutluluk vesilesi. Gerek Gazi Mustafa Kemal, gerek ardından Turgut Özal ve şimdi de şahsımın burada olması, özellikle bu kurumlara ne gibi önem verdiğimizin de bir ifadesidir.
Sayın Özgener’in İzmir Ticaret Odası Başkanı sıfatıyla bu büyük hamlenin öncülüğünü bundan sonra da yapacağına ben inanıyorum.
Biz Türkiye için çalışan, yatırım yapan, üreten, istihdam sağlayan, ihracat gerçekleştiren herkesin yanındayız, yanında olmayı da sürdüreceğiz. İzmir Ticaret Odası 80 bin üyesiyle büyük bir potansiyeli ifade eden başlı başına bir güç. Böylesine bir gücün Türkiye’ye ve Türkiye ekonomisine çok daha fazla katkı sunmasını özellikle istiyoruz.
Esasen İzmir’in ticari hayatının serencamı Türkiye’nin ticaret ve sanayi tarihinin çarpıcı bir özeti gibidir. Anadolu’nun işgali, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında yaşanan kapsamlı mübadele, İzmir’in sosyal ve ekonomik görünümünü baştan sona değiştirmiştir.
Yunan askerlerinin çekilirken İzmir’i yakmaları, bu güzel şehrin birikimine vurulmuş büyük bir darbe olmuştur. Siz bakmayın Türklerin adının çıktığına, bu coğrafyada insana, tarihe, kültüre en büyük darbeleri kendilerini medeni olarak tarif edenler vurmuştur. Bizim ecdadımız asla yıkmak, yok etmek değil, daima inşa etmek, yüceltmek, yükseltmek yanlısı olmuştur. Bunun için de eline geçen tüm imkanları, tüm fırsatları, bulduğu tüm değerleri sonuna kadar kullanmayı prensip edinmiştir.
Cumhuriyetimizin ekonomi alanındaki en önemli girişimlerinden biri olan İktisat Kongresinin ilkinin İzmir’de toplanmış olması, o da rastgele bir karar değildir. İzmir sadece askeri zaferle gelen siyasi özgürlüğün değil, aynı zamanda ekonomik özgürlüğün de sembolü olarak görülmüştür. Elbette 9 Eylül 1922 tarihinden bugüne kadar İzmir her alanda çok önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bununla birlikte, İzmir’in bir türlü kendisinden beklenen o büyük atılımı gerçekleştiremediğini de üzülerek ifade etmemiz gerekiyor.
Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum, yapılanlar önemlidir, ama İzmir’in potansiyelinin yanında yetersizdir. Bu bakımdan İzmir’i 2023 hedeflerimizin öncü şehirlerinden biri haline getirmek için inşallah hep birlikte daha çok çalışacağımız bir döneme giriyoruz.
Değerli arkadaşlar; Türkiye’nin yaşadığı tüm siyasi ve ekonomik krizlerin sonuçlarının en çok hissedildiği yerlerden biri de İzmir’dir. Onun için İzmir’in istikrara ve güvene her yerden çok değer vermesi gerekiyor. Ben bu iki kelimeyi adeta hep kutlu kelimeler olarak anarım, bunun üzerinde ısrarla durmamız lazım, güven ve istikrar.
İzmir ve genel olarak Ege Bölgesi Demokrat Partiye ve rahmetli Mendes’e verdikleri büyük destekle demokrasiye olan bağlılığını da ispatlamış bir yerdir. Buna rağmen şehir arzu ettiği ilerlemeyi eğer kaydedemiyorsa, bir yerlerde tıkanıklık var demektir. AK Parti hükümetleri döneminde diğer 80 vilayetimizle birlikte İzmir’in de eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma, enerjiden sanayiye, ticarete kadar her alanda gelişmesi için gereken altyapıyı kurduk. Hatta açık konuşmak gerekirse, normal şartlarda belediyelerin yapması gereken pek çok yatırımı da bakanlıklarımız eliyle gerçekleştirerek İzmir’e ekstra destek bile çıkardık.
Bakanlar Kurulumuzdaki en becerikli, en pratik, en üretken bakanımızı Büyükşehir Belediye başkan adayı olarak milletvekili olarak İzmir’e gönderdik. İzmir kendisinin hizmetine talip olmayınca biz de Binali Beyi Başbakan olarak ülkenin hizmetine sunduk.
Verdiğimiz tüm desteğe rağmen İzmir hala patinaj yapıyorsa, hep birlikte üzerinde durup düşünmemiz lazım. Tüm samimiyetimle ifade ediyorum ki, İzmir’in bir dünya kenti olması projesi bizim projemizdir. Bunun için yaptığımız yatırımların yanı sıra, mesela dünyanın en büyük organizasyonlarından biri olan büyük EXPO’yu İzmir’e kazandırmak için çok çalıştık, ama olmadı. Burada İzmir’in şu özeleştiriyi yapması gerekir: Biz EXPO’yu İzmir’e kazandırmak için elimizden geleni yaptık, ama acaba İzmir tüm kurumları, kuruluşları ve lobileriyle aynı gayreti, niyeti ve performansı ortaya koydu mu? Kendimizi de bir hesaba çekeceğiz. Bunun cevabını tartışacak ve bulacak olanlar da siz değerli arkadaşlarımsınız.
İl Kongremizde de ifade ettim, Rabbimiz insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır buruyor. Evet, çok çalışacağız, ama yanı zamanda birlikte çalışacağız, el birliği, güç birliği, gönül birliği yaparak çalışacağız, aksi takdirde herkes farklı bir tarafa doğru çekerse çok enerji harcarız, ama bu arabayı yerinden kımıldatamayız.
Sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar doğmasını beklemek pek akıl karı değildir. Burada sizlerin huzurunda İzmir’e diyoruz ki, gelin bir defa bu düzeni değiştirelim, farklılıkları çekişme değil, zenginlik unsuru haline getirerek İzmir’i aritmetik değil, şöyle geometrik büyüme sürecine sokalım, gelin İzmir’i şaha kaldıralım, biz İzmir’de bu potansiyeli görüyoruz. İzmir hiç kimsenin, hiçbir siyasi anlayışın ideolojik saplantılarına kurban edilemeyecek kadar önemli büyük bir şehirdir. Tek sorun, İzmir’in bu önemini İzmir’deki bazı kesinlerin hala anlayamamış olmasıdır.
Türkiye’yi önümüzdeki dönemde 2 kat büyüteceksek, İzmir’i çok daha fazla büyütmemiz şarttır. Çünkü her şehirde böyle bir imkana ve potansiyele sahip değiliz. Ben burada sizlerle bu kadar samimi, bu kadar içten, bu kadar hasbi konuşuyorum ama, sizlerden de aynı karşılığı bekliyorum.
Değerli arkadaşlar; Türkiye 24 Haziran’da bir seçim yapacak. Her seçim önemlidir, her seçim kritiktir, ama 24 Haziran seçimlerinin diğerlerinden bambaşka bir farkı vardır. Türkiye 24 Haziran seçimleriyle birlikte Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonraki en önemli değişimi hayata geçirecek ve yeni yönetim sistemine geçecek. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte artık yürütme yasamadan tamamen farklı bir şekilde doğrudan milletin yetki verdiği cumhurbaşkanı tarafından oluşturulacak. Buna karşılık cumhurbaşkanı bütçe dışında Meclis çalışmalarıyla ilgili hiçbir yetkiye sahip bulunmayacaktır. Böylece yasamayla yürütmenin karşılıklı denge ve gözetim içinde çalıştığı, ama gerçek anlamda birbirinden ayrıldığı yeni bir döneme geriyoruz.
Buradan bir kez daha hem seçimlerin, hem yeni yönetim sistemimizin hayırlı olmasını diliyorum.
Tabi Türkiye bu noktaya durduk yere gelmemiştir. Yani biz bir sabah kalktığımızda hadi yönetim sistemin değiştirelim diyerek bu yola çıkmadık. Bu kararın gerisinde çok uzun, çok maliyetli, çok sancılı bir geçmiş var. Tek parti dönemini, açıkçası yönetim sistemimiz bakımından herhangi bir kategoriye yerleştirmiyorum. Atatürk dönemiyle İnönü döneminde tamamen farklı şekilde yönetildiğimiz tek parti devrinin muhasebesini tarihe ve milletimizin vicdanına bırakıyorum. Bu vesileyle, Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’i bir kez daha rahmetle yad ediyorum.
Gazi’nin bize emanet ettiği Cumhuriyeti daha ileriye taşımak için geçtiğimiz 15 yılda nasıl büyük bir gayretle çalıştıysak, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz.
Çok partili siyasi hayatımızın her atılım döneminin darbeler ve krizlerle önünün kesildiği hakikaten ibretlik bir dönem olarak değerlendiriyorum. Rahmetli Menderes’in demokraside ve ekonomide ülkemizi bir üst lige çıkartmak için başlattığı reformlara cevabın 1960 darbesinin ardından darağacıyla verilmiş olmasını milletimiz asla unutmadı, unutmayacak.
Aynı şekilde, 1970’li yılarda her geçen yıl katlanarak artan terör olaylarının ortaya çıkış ve yayılış sebebini bugün daha iyi anlayabiliyoruz.
Yine rahmetli Özal’ın demokraside ve ekonomide kendi deyimiyle ülkemize çağ atlattırmak için ortaya koyduğu çabaların önünün kimler tarafından nasıl ve niçin kesildiğini de bugün daha iyi görebiliyoruz.
Koalisyonlar, demokratik ve ekonomik sancılarla geçen 1990’larda pek çok bakımdan kayıp yıllar olarak bunlar envanterimize girmiştir. AK Parti işte böyle bir siyasi, demokratik ve ekonomik mirasın üzerinde ülke yönetimini devralmıştır. Bizim istikrar ve güven iklimini korumak için ne kadar titiz olduğumuzun en yakın şahidi iş dünyasıdır. Buna rağmen, 15 yıllık iktidarımızda vesayetin oyunlarından darbe girişimlerine kadar nerelerle mücadele etmek zorunda kaldığımızı da sizler çok iyi biliyorsunuz.
2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi Türkiye’nin artık mevcut sistemle daha faza yoluna devam edemeyeceğinin ilanı, 16 Nisan halkoylaması da yeni sistemin adının konması olarak tarihe geçmiştir. Evet, 2007 yılında başlayan bu süreç, sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır emri mucibince 24 Haziran’da Türkiye’yi bambaşka bir yönetim sistemine geçirmemizle sonuçlandı. Böyle rahmetli Menderes ve Özal başta olmak üzere artık eski diyebileceğimiz sistemin arızalarının, krizlerinin, çarpıklıklarının mağduru ne kadar değerimiz varsa, hepsinin de ruhunu şad ettiğimize inanıyorum.
Değerli arkadaşlar; yeni dönemin en büyük faydası nereye olacak? Ekonomiye olacaktır. Türkiye, evet, 15 yılda 3,5 kat büyümüştür, ama biliyoruz ki bazı alanlarda da bir süredir arzu ettiği ivmeyi yakalayamamaktadır. Bu sürecin küresel ve bölgesel boyutları kadar, kendi sistemimizden kaynaklanan sebepleri de vardır. İstikrar ve güven ortamını özellikle korumanın tek başına yetmediği, girişimciler, yatırımcılar, işadamları için çok daha fazlasını sağlamamız gereken bir aşamaya geçtiğimizin farkındayız. Artık kararları daha hızlı vermek, daha hızlı uygulamak ve hedeflerimize çok daha hızlı bir şekilde ilerlemek mecburiyetindeyiz.
Tüm gayretlerimize rağmen, 2023 hedeflerimizin ekonomik büyüklüklerine ulaşma konusundaki zaman planlamasında bir parça da olsa geriye düştüğümüzü biliyoruz. Farkı kapatmak için 24 Haziran’ın ardından iş dünyasıyla birlikte seferberlik ruhuyla çalışmaya başlamamış şart. AK Parti hükümetleri ve Cumhurbaşkanlığım dönemimde iş dünyamızın tüm projelerine nasıl bir destek verdiğimin şahidi bizzat sizlersiniz. İnşallah yeni dönemde yeni yönetim mimarimizde, yeni yönetim kadromuzla elimizdeki tüm imkanları kullanacağız, bu şekilde Türkiye’ye vites yükselttirecek, ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkaracak icraatları hep birlikte hayat geçireceğiz.
İzmir Ticaret Odamızın yeni yönetimiyle yeni dönemde çok daha yakın çalışarak, çok daha iyi işbirliği yaparak, İzmir’in bu süreçte hak ettiği yere gelmesi en önemli hedeflerimizden inşallah biri olacaktır. Bugünkü birlikteliğimizi işte bu sürecin ilanı olarak görüyorum.
Bir kez daha İzmir Ticaret Odamızın yönetimine başarılar diliyorum. Bizleri bu güzel hazirunla buluşturduğu için Sayın Başbakana teşekkür ediyorum.
Hepinizi sevgilerimle, saygılarımla özellikle kutluyorum, hayırlı olsun diyorum, başarılarınızın artarak devamını da özellikle temenni ediyorum.
Kalın sağlıcakla.