Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Kadin Kollari ve Gençlik Kollari Iftar programinda yaptigi konusma

 

Kadın ve Gençlik Kollarımızın kıymetli mensupları, saygıdeğer hanımefendiler, geleceğimizin teminatı sevgili gençler, değerli yol arkadaşlarım, gönül arkadaşlarım; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerifin artık son dönemlerine girmiş bulunuyoruz ve böyle anlamlı bir sofrada, muhabbetin hakim olduğu bir sofrada biraraya geldik. Biliyorsunuz şair güzel söylemiş: Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl.

Parti teşkilatımızın en kritik organları olarak gördüğüm kadın ve gençlik kollarımızın siz değerli temsilcileriyle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Şu anda ülkemizin dört bir köşesinden bugüne kadar bu işe gönül vermiş ve gerçekten alın teri dökmüş ve bu yükü sırtlanarak bu kutlu yolculuğu beraber yürüdüğümüz siz değerli kardeşlerime özellikle bu güzel iftar sofrasında tabi ki teşekkür bizim için adeta vaciptir. Ve burada emeği geçen arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.

Artık Leyle-i Kadr göründü, inşallah Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece Leyle-i Kadr, Kadir Gecesi ve ardından Ramazan Bayramına ulaşıyoruz, inşallah Pazar günü de Ramazan Bayramımızın birinci günü. Ve 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerifinizin Leyle-i Kadirle şerefleneceğimiz Çarşamba gecesini şimdiden tebrik ediyorum. Tabi burada müjdeler var ve bu müjdelerden de inşallah hep birlikte nasibimizi alırız.

Kıymetli yol arkadaşlarım, gönüldaşlarım; AK Parti olarak 2002 Kasım ayından beri yaklaşık 15 senedir milletimize hizmet etmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu dönemde eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, gıda-tarımda, aklınıza gelen her alanda Cumhuriyet döneminin hamdolsun tamamında yapılanların katbekat üstünde hizmetler verdik, bunu tabi ki hep birlikte gerçekleştirdik.

Ekonominin adeta çökme dönemine geldiği bir Türkiye’yi aldık 2003 yılında, o günden bugüne 3 kat Türkiye’yi büyüttük. Bitti dediler, ayağa kalkamaz dediler, göçtü dediler, gitti-gidiyor dediler, ama onlar öyle dedikçe biz daha da palazlandık, çok daha da güçlendik. Ve hiçbir zaman onlar hedeflerine ulaşamadılar, ama biz anbean hedefe doğru gidiyoruz. Çünkü biz şunu biliyoruz: Hedefe ulaşmayan kısrak utansın. Yarınlarından umudunu kesmiş bir ülkeyi, darbe teşebbüsü dahil birçok badireyi rahatça atlatan güçlü bir yapıya kavuşturduk.

Şimdi birileri yürüyor sokak, cadde filan-falan. Aynen tabi Demirel’in dediği gibi, yollar yürümekle aşınmaz. Bunlar da tabi bu yolları yürümekle aşındıramayacaklar, ancak ellerindeki adalet levhalarını, levhalar bile utanır bunlardan, istismarla adalet aranmaz. Adaletin aranacağı yer bellidir. Ya siz, bu ülkede Parlamentonun kahir ekseriyetine sahip olan AK Partinin kapatılması davalarının açıldığı o günlerde Ankara’da da yargıçlar varmış diye sokaklara dökülen adamlarsınız. Şimdi kalkıp utanmadan, sıkılmadan AK Partiyi adaletsizlikle veyahut da adalet noktasındaki sıkıntıları yaşayanların yanında yer almamakla suçluyorsunuz. Karar yargındır, yargının verdiği bu karara da saygı duymak zorundasınız. Anayasa devletiyiz diyorsunuz, hukuk devletiyiz diyorsunuz, anayasanın 138. maddesi kim için, belli bir grup için mi? Kim olursa olsun, eğer birileri bırakın siz hükmetmeyi, tavsiye dahi edemez, yargıyı baskı altına alamaz. Ve yargıyı baskı altına almak isteyenler de aynı durumla yarın karşı karşıya kalabilirler, yargı onlar için de geçerlidir.

Ve biz partimizin o kapatılma döneminde, o gayretin olduğu dönemde hep arkadaşlarıma şunu tavsiye ettim: Sabır sabır sabır, men sabera zafera dedik ve sabrettik. Çünkü biz ülkemizin karışmasını istemiyorduk, biz ülkemizi hendeklerle, çukurlarla açanlar gibi, her tarafı bombalarla, şunlarla-bunlarla tehdit edenler gibi, işte şimdi de bu beyefendiler gibi sokaklara dökülmek suretiyle, her tarafı tahrik etmek suretiyle biz kendimize bir demokrasi mücadelesi tesis etmedik, tam aksine demokrasiyi hukuk standartları içerisinde mücadeleyi vererek yürüttük, tesis ettik, hamdolsun bugünlere de geldik.

Düşünün, esnafın siftahsız dükkan kapattığı bir Türkiye’den rekor düzeyde büyüyen, üreten, ürettiğini de bütün dünyaya satan bir ülke konumuna bütün bunlara rağmen geldik. Bunlar hep önümüzü kestiler, hala da önümüzü kesiyorlar, ama biz bunlara rağmen büyümeye devam ediyoruz.

Ülkemizin bugün ulaştığı seviye elbette önce milletimizin emeğinin, sonra da AK Partinin son 15 yılda hayata geçirdiği reformların eseridir. En büyük reformumuz ise, ülkemizde devletle millet arasındaki soğukluğun ortadan kaldırılması, cumhurla Cumhuriyetin barıştırılmasıdır. Onun için bizim bir Rabia’mız var dedik. Ama bakıyorsunuz, utanmadan, sıkılmadan teröristlerin işaretini diyor kendilerine işaret edindiler. Ya sen bunun içinde ne var biliyor musun? Sen zaten Arapça, “erba” nedir, “rabia” nedir onu da bilmezsin.

Bir de bunun içinde ne var? Bunun içinde tek millet var, bunun içinde tek bayrak var, bunun içinde tek vatan var, bunun içinde tek devlet var. Bunun hangisine karşısın?

Senin 7 tane, 6 tane neyse okun var, Sakarya’da bir vatandaş sordu, saysana bana bu 6 tane oku dedi, sayamadın. Biz Rabia’mız diyoruz kızıyorsun, niye rahatsız oluyorsun? Sizin gibi dünyanın o ileri gelen malum tiplerinin işaretlerini yapmıyoruz. Biz, ülkemizi bütünleştirecek bir içeriği muhtevi Rabia’mızı söylüyoruz.

Tek millet, 80 milyon tek millet, Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Acem’i, Roman’ı, Boşnak’ı, hep beraber tek millet.

İki, tek bayrak. Bayrağımız şehidimizin kanıyla oradan rengini almış, hilaliyle bağımsızlığımızın ifadesini bulmuş, yıldızıyla da şehitlerimizin ifadesi olmuş.

Ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bu vatan da uğrunda ölenlerle yoğrulmuş, haşır neşir olmuş ve 780 bin kilometrekare böyle vatan olmuş.

Ve dördüncü de, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde başka bir devlet asla tanımıyoruz. Kimse bu yollara tevessül etmesin, bu yollara tevessül edenler bunun bedelini nasıl şu anda ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edeceklerdir; Gabar’da da ödeyecekle, Tendürek’te de ödeyecekler, Kato’da da ödeyecekler, Cudi’de de ödeyecekler, Beslerderesi’nde de ödemeye devam edecekler. Ve bu konuda durmak yok, yola devam, onun için Hatice’lerimizin sayısı tabi artması lazım. Tarihte Nene Hatun’larımız var, şimdi de bizim Hatice’lerimiz var, maşallah hiç yılmadan, usanmadan yola devam.

Bilhassa 15 Temmuz’da hiçbir şeye, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde gördük ki, milletimiz devletine tüm kalbiyle ve tüm gücüyle sahip çıkmaktadır. Dünyanın en güçlü ülkelerini dahi sarsacak 15 Temmuz ihanetinin üstesinden işte bu sayede hamdolsun geldik.

Her zaman ifade ediyorum, bir ülkenin en büyük gücü tankı, topu, silahı değildir, bunlar elbette önemlidir, ama bir ülkenin asıl gücü kendisine sahip çıkacak vatandaşlarıdır, halkıdır. Milletiyle kenetlenmiş bir devleti dize getirecek hiçbir fani güç yoktur. Hamdolsun Türkiye 15 senede işte bunu başarmıştır. Türkiye’nin terör örgütlerine ve uluslararası şer odaklarına karşı yürüttüğü beka mücadelesinde dimdik yanında duran milletimize şükran borçluyuz. AK Parti Türk milletinin tarihiyle, kültürüyle, değerleriyle olduğu kadar, devletiyle kurduğu güçlü bağın da sembolüdür. Bu bağı ne kadar kavi, ne kadar muhkem tutarsak, ülkemiz de, partimiz de o kadar güçlü olur. Böyle bir milletin evladı olmaktan, böyle bir ülkeye Belediye Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak hizmet etmekten duyduğum sevinci, gururu her fırsatta ifade ediyorum.

Şahsıma mazlum ve mağdurların umudu olan bu ülkeyi büyütme, kaldırma imkanı bahşettiği için Rabbime daima hamd ediyorum. Bütün AK Parti teşkilatlarının da aynı hissiyatı taşıdığına, taşıması gerektiğine inanıyorum. Sahip olduğumuz makamlar, mevkiler, güçler sadece ve sadece millete, devlete, ülkeye dahi iyi hizmet etmenin vasıtalarıdır. Üstlendiğimiz görevlerin sağladığı imkanlardan ziyade, üzerimize yüklediği sorumlulukların hesabını yapmak mecburiyetindeyiz.

Unutmayınız ki, AK Parti bir çıkar değil, bir gönül hareketidir, kalpleri fetih hareketidir. AK Parti, kardeşliğin, vefanın, dayanışmanın ve diğerkâmlığın partisidir. AK parti, kadınıyla-erkeğiyle, genciyle-yaşlıysa her kökenden, her meşrepten insanıyla 80 milyonun tamamının partisidir. Şimdiye kadar sadece ve sadece Hakk’ın ve halkın rızasını kazanmak için çalıştık. Milletimizden başka kimseye eyvallah demedik, onun emanetini asla yere düşürmedik. Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik karşısında asla boynumuzu bükmedik. Biz bugünlere milletimizle, sizlerle birlikte, milletimizin hayır duasıyla geldik. İnşallah bundan sonra da aynı coşkuyla, aynı azimle, aynı kararlılıkla milletimizle irtibatımızı daha da güçlendirerek ilkelerimizden asla taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz.

Sevgili kardeşlerim, bu tespitlerimin bilhassa önümüzdeki dönem açısından son derece kritik olduğunu düşünüyorum. Zira Türkiye 16 Nisan halkoylamasında milletimizin teveccühüne mazhar olan değişiklikle yeni ve farklı bir sürece girmiştir. 16 Nisan halkoylaması, Türk demokrasisi ve siyasal sistemi açısından tarihi bir milattır, bir dönüşüm noktasıdır. Anayasa değişikliğinin en önemli sonuçlarından biri de, yüzde 50+1 gibi oldukça yüksek bir oranı iktidar eşiği olarak belirlemesidir. Her ne kadar AK Parti olarak biz birçok seçimde ve halkoylamasında bu düzeyde oylar almış olsak da, yeni dönemde işimizin kolay olmadığı çok açıktır.

Parti teşkilatımızdaki tüm arkadaşlarımızın şu noktayı daima göz önünde bulundurulmaları gerekiyor: 16 Nisan’dan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Yeni dönemin gerektirdiği çalışma yöntemine, söylemine ve hareket tarzına kendimizi süratle hazırlamalıyız. Türkiye’de değişimin ve yeniliğin sembolü olan AK Partinin kendisini durağanlığa mahkum etmesi kesinlikle düşünülemez. Biliyorsunuz, il, ilçe kongrelerimiz başlıyor, teşkilatlarımızın tüm kademelerini yeni dönemin gerektirdiği birikime, dinamizmle ve üretkenliğe sahip kadrolarla tahkim etmeliyiz. Metal yorgunluğu gösteren teşkilatlarımız mutlaka yenilemeliyiz. AK Parti teşkilatlarında görev almak, hizmet yarışında kulvara girmek demektir. Böyle bir yarışta geri kalmanın bedelini o kişiler değil, milletimiz ve ülkemiz öder, hiçbirimizin böyle bir hakkı yoktur. Bu bakımdan 2019 seçimleri için çok güçlü bir hazırlık yapmamız şarttır. Her seçimde bize zorluk çıkaranlar bu süreçte de boş durmayacaklardır.

Bölgemizde son dönemde meydana gelen hadiselerin ülkemizle ve hareketimizle ilgisini görmemek cahillik değilse, en hafif tabirle saflıktır. Aynı şekilde muhalefet cephesinde şimdiden tartışmaları yapılan ortak aday gösterme arayışlarını da unutmayalım. İnşallah son 15 yılda olduğu gibi 2019’da da tüm bu senaryoları, siyaset ve medya mühendisliklerini boşa çıkaracağız. Bunun için her zamankinden daha uyanık olmamız, daha çok çalışmamız gerekiyor.

Kadınların ve gençlerin sahip çıkmadığı bir hareketin geleceğinin olmadığına inanıyorum. AK Partinin bugüne kadar elde ettiği başarılarda kadınlara ve gençlere bu kesimlerin parti bünyesindeki teşkilatlanmasına çalışmalarına verdiği önemin çok büyük payı var. Önümüzdeki dönemde sizlerden daha fazla çaba, daha gayret bekliyorum. Kapı-kapı dolaşacağız, kucaklayıcı olacağız. Ve az önce ilahi emri duydunuz, kesinlikle kimseyi karşımızdan asla üzmeyecek, korkutmayacak, tam aksine toparlayacağız. Ve biz düşmanı azaltmaya, dostu artırmaya gayret edeceğiz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Rabbim bizi kendine, İslam’a, bu aziz millete ve tüm insanlığa hizmet etmekten alı koymasın.

Bu düşüncelerle bir kez daha Ramazan-ı Şerefinizin hayırlı, bereketli olmasını diliyor, sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.