Cumhurbaskani Erdogan’in, Kanal 24 / Cumhurbaskani Özel programindaki konusmasinin metni
MURAT ÇİÇEK- İyi geceler efendim. Rize’den Güneysu’dan hepinize iyi geceler diliyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın baba evinden canlı yayında karşınızdayız. 360 Televizyon, 24 Televizyonundan ve Anadolu Yayıncılar Birliği Derneği Başkanı Sayın Sinan Burhan’ın 100’e yakın Anadolu’daki yerel televizyonda canlı yayınla karşınızdayız, hepinize merhabalar diliyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanını bu seçim sürecinde ağırlıyoruz. Aslına bakarsanız ağırlıyoruz demeyi Sayın Cumhurbaşkanına bırakmak lazım. Çünkü Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk kez baba evinde, Güneysu’da kendileri bizi ağırlıyorlar.
Hepinize tekrar hayırlı geceler dileyelim. Ve çok teşekkür ederiz efendim bizi burada kabul ettiniz, ağırladınız.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayır geceler, çok teşekkür ediyorum, sağ olun.
MURAT ÇİÇEK- Evet süre içerisinde konu başlıklarını konuşacağız ama, kimlerle yayın yapacağız bir kere daha hatırlatayım; Sayın Ersoy Dede burada, 24 Televizyonu yayın danışmanı ve sabah haberleri moderatörü.
Ersoy, merhaba.
ERSOY DEDE- Merhaba.
MURAT ÇİÇEK- Ve Sinan Burhan, Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı ve sağ olsun Anadolu’daki bütün yerel televizyonun da yayınını sağladı, buradan bütün Türkiye’ye yayın yapacağız hem 24 ve 360 Televizyonu olarak, hem de Anadolu Yayıncıları olarak.
Efendim, gündem malum, seçimi konuşacağız, vaatleri konuşacağız, rakiplerimizin söylemleri üzerinden sorularımız var, onları konuşacağız, onları aktaracağız, soracağız sizlere. Ama öncelikli olarak burası hakikaten ilk defa ben geliyorum, Rize’ye de ilk defa geliyorum ve böyle bir ortamda yayın yapmak da herhalde meslek hayatımda ilk defa yaşıyorum. Çok sıcak yer, gelirken de komşularınızla hasbelkader bir merhabalaşma durumu falan oldu. Öncelikle buranın bir havasını bize anlatır mısınız, çok sık gelir misiniz baba evine? Bu sıcaklığı yaşatabilmek adına sadece siz değil bildiğim kadarıyla çocuklarınız da geliyor, sık sık ziyaret ediyorsunuz herhalde, nasıl bir duygu, nasıl bir atmosfer burası efendim, buradan başlayalım isterseniz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Öncelikle şu anda ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarıma, milletime bu gecenin bu duygusallığını onlarla beraber paylaşacağım için en kalbi şükranlarımı bildiriyorum.
Tabii bugün malum Trabzon’da mitingimiz vardı, muhteşemdi, coşkuluydu, heyecan doluydu. Ardından malum Ovit Tünelinin açılışını yaptık, tabii o da bir başka bizim için tarihi özellikleri itibariyle önemli bir projeydi ve İkizdere, öbür taraftan İspir, ama bu nedir, Rize-Erzurum’u birbirine bağlayan bir hat ve buralar geçilmez yerlerdi. Şimdi bu tünelin, tünellerin daha doğrusu, çünkü hem gidiş tüneli var iki hat, aynı şekilde bir gelişi var iki hat, bunun tabii yapılması mesela bu yıl orada dağı geçmeme diye bir şey olmadı, tek tüp çalıştıkları halde geçtiler. Bu tabii çok önemli bir hakikaten yatırımdı, adımdı, bu bizi ayrıca çok mutlu etti. Bu arada tabii orada bir dolu bindirdi, bu doluyla beraber de…
ERSOY DEDE- Herkes tünele sığınmış.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Herkes tünele geldi.
ERSOY DEDE- O da güzel bir manzara olmuş efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Çok güzel bir manzara oldu. Hele hele o hanım kardeşlerimizin o doluya rağmen o tünele doğru koşmaları, tünele gelip girmeleri falan bambaşkaydı. Ve ardından da tabii yağmur zaten başladı. Ve Rize’ye geldiğimizde de, Rize’de de yine muhteşem bir katılım vardı, coşku vardı, heyecan vardı. Bütün bunlarla beraber tabii biz şu anda seçim kampanyası içerisinde bu güzellikleri yaşayınca onlar bize tabii ayrı bir güç veriyor.
Şimdi tabii burası aslında anne-baba evimiz değil. Hemen annemin baba evi şöyle yan tarafta, babamın daha yukarıda, Dumankaya, orada. Tabii babam rahmetli olduktan sonra biz bu tarafa, yani annemin köyüne inelim dedik ve burada böyle bir yerleşim imkânı bulduk ve daha sonra işte burada kardeşler olarak burayı yaptık. Ve burada şimdi fırsat bulsak tabii ben de geliyorum, ama aynı şekilde kardeşlerim gelme imkânına sahipler, projeyi de ona göre yaptık, güzel bir proje oldu. Böyle bir mütevazı bir proje oldu.
ERSOY DEDE- Çok sıcak, çok hoş.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Bu şekilde de böyle ana-baba ocağında burayı değerlendirme imkânı bulduk.
ERSOY DEDE- Ne hissediyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanım, Güneysu’ya geldiğinizde hissiniz nedir, duygularınız nedir?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii bir huzur, bir rahatlamayı hissediyorum, duyuyorum ve en azından hemşehrilerimle tabii bizim kuşakta çok fazla kalmadı. Bizim kuşaktan olanlardan da burada olanlarla görüşüyoruz. Kimi ebediyete göçtü, hala yaşayanlarla böyle biraz görüşme imkânı oluyor. Ama benim zaten geldiğimde buralarda kalma şansım, işte taş çatlasın bir hafta. Ve yıl boyu olduğunda da işte o civarda oluyor işte, kardeşim aynı şekilde, kız kardeşimi biraz zorluyorum sen de git falan diye.
ERSOY DEDE- Güneysu’yu boş bırakmayalım diyorsunuz yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii. Yani mesele ana-baba ocağında bizim bir bacamız tütsün, eserimiz olsun, varlığımız orada devam etsin.
MURAT ÇİÇEK- Şöyle bir şey oluyor mu: Köklere bağlılık, sizin zaten birçok meselede dile getirdiğiniz mevzu, ola da siyaseti bıraktığınızda, ayrıldığınızda falan hani dönüp gelebileceğiniz bir yer midir Güneysu?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Dönüp gelme noktasında, tabii özellikle kalmak, sürekli kalma anlamında değil de, ama bizim baba ocağımız, ana ocağımız var, oraya da gelip uğramak, bu çok önemli, yani kökten kopmamak. Çünkü çocukluğumda babam bizi her yıl yaz tatillerinde buraya getirirdi. Ve yaz tatilinde biz babamla beraber burada 1 ayımızı geçirirdik. Ve o duyguyu keşke ben yine aynı şekilde tabi yaşayabilsem. Fakat tabii ilçe çok değişti. O zaman burası ilçe değildi, nahiyeydi ve nahiyeden bugüne bu değişiklikle beraber bizim iktidarımızda da tabii artık fiziki olarak ciddi bir değişim burası yaşadı. Hem ilçe oldu, ilçe olmakla beraber…
ERSOY DEDE- Çehresi değişti.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Biz burada tabii şimdi bu gelişlerle artık sılayı rahim noktasında baba, dede, bunlar olmadığı için o noktada değiliz. Ama o zaman bir sılayı rahim anlayışıyla da bu ziyaretleri gerçekleştiriyorduk. Mesela dedem, anneannem, onlar sağ idi, onları sürekli…
MURAT ÇİÇEK- Babanız değil mi efendim, şu şeyin üzerindeki fotoğraf, arkadaşlar da yayında verebilir ama…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet.
MURAT ÇİÇEK- Aşağıda da bir gazetecilik yaptım, odaları da gezdim, rahmetli Tenzile Hanımefendinin de bir fotoğrafı var, diğer odada falan da annenizin fotoğrafı da vardı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Babam Denizyolları’nda kıyı kaptanıydı, onun gençlik resmi, Allah rahmet etsin.
MURAT ÇİÇEK- Allah rahmet etsin annenize de, babanıza da.
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, bugün Ovit Tünelini açtınız, fakat meydanlarda en çok konuşulan konu; işte havaalanı, köprü, tüneller, yollar. Muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayları diyor ki efendim; tamam bunları yapıyorsunuz, ama milli marka, milli üretim, sanayileşme, kendi tankımızı, topumuzu, tüfeğimizi niye yapmıyoruz da, yol yapıyoruz, kaldırım yapıyoruz ya da ne bileyim köprü yapıyoruz gibi birtakım eleştiriler yapıyorlar. Bu konuda milli üretim ve milli sanayi konusunda neler söylersiniz muhalefetin bu dediklerine ilişkin efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bunlar tabii bizi takip etmiyorlar. Takip etseler dahi, bilseler dahi yaptıklarımızı hiçbir zaman yapıyor demiyorlar. Şu anda biz savunma sanayinde bir defa ilk defa göreve geldiğimizde yüzde 20 civarındaydı yerli sanayi üretimi, şimdi bu yüzde 65. Biz dışa bağımlılıktan bu oranda artık kurtuluyoruz. Bakın, şu anda Türkiye artık insansız hava araçları üretiyor mu? Üretiyor. Silahlı insansız hava araçlarını üretiyor mu? Üretiyor. Şu anda mesela tüfeklerde üretime geçtik, yapıyoruz. Aynı şekilde şu anda tankta prototip yapıldı, seri üretime geçilecek. Zırhlı taşıyıcılarda alternatifli zırhlı taşıyıcılarımız var. Mesela TOMA’lar vesaire falan, bütün bunlar artık Türkiye’de yapılır hale geldi. Şimdi her geçen gün öz güven de arttığı için biz yerli bu noktada motorumuzu da yapar hale geliyoruz. Bunu yaptığımız andan itibaren zaten bu iş çok daha ileri kademelere taşınmış olacak. Kaldı ki biz her şeyden önce Atak’ı yaptık. Şimdi Atak helikopterlerini ben Sayın Berlusconi’nin İtalya Başbakanı olduğu zaman onunla görüşerek İtalyanlarla ortaklaşa bir üretime geçtik. Şu anda biz Atak helikopterlerini biliyorsunuz üretiyoruz ve hatta hatta ihracata da bu noktada Atak helikopterlerinin de başladık, bu noktaya geldik. Bunların bunlardan haberleri yok ki. Türkiye’de savunma sanayinde neler yapılıyor, haberleri yok. Şimdi biz eğitim uçaklarıyla ilgili, mesela Hürkuş, bunu yapar hale geldik. Ama bunlara sor, bilmezler. Çünkü bunlar dertli değil biz dertliyiz. Mesela bizim şimdi kendi milli yerli tüfeklerimizi üretir hale geldik, bunları yapıyoruz.
ERSOY DEDE- Böyle bir hedefleri de mi yoktu?..
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayır hayır, hiçbir zaman olmadı ki. Allah rahmet etsin, biliyorsunuz Nuri Demirağ Sivaslı ve Nuri Demirağ yerli uçağı yaptı, CHP zihniyeti o zaman Nuri Demirağ’ın bu üretiminin önüne geçerek o fabrikayı gaz ocağı fabrikasına dönüştürdü. Bunların mantığı, anlayışı bu.
ERSOY DEDE- Neden efendim sizce?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunlar Türkiye’de bir yerli, milli sanayinin olması diye bir dertleri yok ki. Bir yerlerden aldıkları talimat neyse, o talimatın gereğini yerine getiriyorlar; yapma, etme, biz size veririz, işiniz mi yok ya, ne gerek var? Çünkü bunlar müstemleke, müstemleke yapıdan başka bir şey bekleyemezsiniz. Ama biz kendi irademizi koyduk, çükü İsrail bize 10 tane ancak İHA verdi, Heron ve daha sonra bunlar arızası yaptı 2 tanesi neyse, 8’i şu anda yarı kullanılabilir durumda, böyle bir vaziyette. Amerika ise Kongre izin vermiyor diyerek bize mesela insansız hava aracını vermedi.
ERSOY DEDE- Parasını vereceğimiz halde.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi. Şimdi biz, kötü komşu ev sahibi yapar ve biz şimdi kendi üretimimizi kendimiz yapıyoruz hamdolsun, artık ev sahibi konumuna gelmiş bulunuyoruz. Tabi şu anda mesela S-400 alakalı da yine aynı durum söz konusu oldu. Şimdi S-400’lerle alakalı diyor ki, işte yapmayacaksınız? Niye yapmayalım? Bu NATO konseptine terstir. Öbür taraftan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, o da açıklama yapıyor, biz buna karışamayız, bu üyemizin kendi tasarrufudur.
ERSOY DEDE- Başka NATO üyesi almışlar, Yunanistan gibi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Almışlar, Yunanistan’ın var, S-300’leri var. Şu anda onda S-300 varken ona böyle bir şeyi söylemiyorsun, öbür tarafta NATO dışında aynı şekilde Suriye’de bunlar var herhangi bir şey söylemiyorsun, Türkiye’ye gelince böyle bir takılma politikası; bunu anlamak mümkün değil.
Biz kendi ihtiyacımız olan savunma sanayine yönelik ne gerekiyorsa bunları yapmanın gayreti içerisindeyiz.
MURAT ÇİÇEK- Çünkü paranız dahi olsa vermiyorlar.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Vermiyorlar. Ben kendi ülkemin ihtiyacını niye yapmayayım?
ERSOY DEDE- Koruma silahlarını bile alamadığımız zamanlar oldu değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Yapacağız. Biz dedik ki, gelin bunları beraber yapalım, ona da girmiyorlar. Ama biz şu anda S-400’de hem kredi noktasında Rusya sağ olsun bize çok uygun şartlarda kredi verdi, hem de işin ikinci, üçüncü kademesinde ortaklaşa bir üretime gireceğiz, bir de o da var. Sen yapmıyorsun bizimle böyle bir şey.
ERSOY DEDE- Bir süre sonra artık S-500 filan kendimiz yapıyor olacağız inşallah.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok, onu da beraber yapacağız, o teklifi yaptım.
MURAT ÇİÇEK- S-500’ü beraber üretelim teklifini diyorsunuz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi tabi.
MURAT ÇİÇEK- Şimdi madem projelerden devam ettik, oradan devam edeyim. Özellikle bakıyorum efendim, son dönemlerde kritik ve stratejik ne kadar proje varsa ısrarla gidiyorsunuz üzerine. Az önce bahsetmiş olduğunuz S-400’ler, savunma sistemleri, ortak üretim, Türkiye’nin de know-how’ını satın almasını ya da know-how’ını elde etmesi bir tarafta, F-35’ler keza öyle, İHA’lar, SİHA’lar, onlar zaten üzerine roman yazılacak derecede işler yapıldı ama, bu işin sadece savunma ve silah yönünde. Ama aynı zamanda işin en az onun kadar stratejik olan enerji meselesi de var. Mesela TANAP geçen gün devlet başkanlarıyla berber, Sayın Aliyev, Ukrayna Devlet Başkanı, Sırbistan Devlet Başkanıyla beraber vanayı açtınız, 1850 kilometre Türkiye’den geçen bildiğim kadarıyla 18 milyar metreküp şu anda, ama 31 milyar metreküpe kadar doğalgaz geçecek ve 6 milyarı bizim olacak.
Fark şu bildiğim kadarıyla: Bu zaman kadar dağıtıcı olan Türkiye, şimdi o vanayı elinde tutan ülke oldu, çok stratejik bir şey olduğu zaten yabancı basında yazıyor.
Bu tarz stratejik adımlar bugünü ya da yarın kurtarmaya matuf işler değil, görebildiğim kadarıyla önümüzdeki 20 yılı, işte 2053 diyorsunuz, 2071 diyorsunuz, 2023 zaten öyle, buna yönelik hamleler değil mi? Yani bugünden yarına değil, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek hamleler bunlar.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir defa, TANAP Projesi bizim ne kadar stratejik bir konumda olduğumuzu gösteren çok önemli bir proje. Tabi birbirinin alternatifi değil ama, aynı şekilde Türk Akımı projesi de öyle, Rusya’dan gelen o proje de öyle. Şimdi bunların hepsi Türkiye’yi hub haline getiriyor ve Avrupa’ya dağıtımı yapıyoruz. Ve Avrupa şu anda bizden bunu ne yapacak? Alma durumuna girecek. Sayın Putin diyor ki, bu konularda karar Türkiye’nin diyor.
ERSOY DEDE- Fiyatı Türkiye belirler diyor yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onu da diyor.
Şimdi ayın şekilde yine TANAP’la alakalı olarak da, mesela biz herhangi bir sıkıntıya düştüğümüz anda da yine TANAP’tan biz burada oranı, miktarı artırabilme imkânına sahip olacağız. Yani bizim, çok daha kısasını söyleyeyim, doğalgaz olayı bir tehlike olmaktan veya bir tehdit olmaktan çıkıyor.
ERSOY DEDE- Bizi gaz arzıyla tehdit mi ediyorlardı efendim daha önce?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Etme durumları olabilir.
ERSOY DEDE- Ya da en azından bunu kullanabilme imkânları vardı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi. Şu anda mesela Rusya bizim üzerimizden geliyor, çünkü Bulgaristan orada geçmişte bir yanlış yaptı, almadı, alsaydı bu bizim için talihsizlik olurdu. Ama şimdi bizim üzerimizden gelip geçmesi Rusya’nın, bu konuda bize ayrı bir güç kattı. Zaten çok ciddi miktarda biliyorsunuz biz Rusya’dan doğalgaz kullanıyoruz, yani en yüklü doğalgazı Rusya’dan biz alıyoruz. Şimdi bununla birlikte tabi Türk Akımıyla, bu bize ayrı bir güç katıyor, TANAP’la da ayrı bir güç katıyor ve bu her geçen gün daha da artacak. Ve Batı dolayısıyla TANAP’tan kullanırken Türkiye ve Azerbaycan danışmanın en güzel bir örneğini de yaşama imkânını böylece bulacak ve biz böylece burada stratejik bir konumda temsil görevini ifade ediyoruz.
ERSOY DEDE- Biz bu saatten sonra AB’ye üye olsak ne olur, olmasak ne olur? Zaten şu anda başka bir noktaya…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onların çalışmasını da…
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, bu projeleri yaparken…
ERSOY DEDE- Bir de bu arada, sayın izleyicilere de söyleyeyim, üzerindeki renkler Çaykur Rizespor renkleri. Tebrik ediyoruz Çaykur Rizespor’u da, şampiyon oldu bu arada da.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, Çaykur Rizespor şampiyon oldu, biz de bu akşam böyle bir programı dedik ki Çaykur Rizespor’un renkleriyle yapalım.
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, üçüncü havaalanı bitmek üzere, yeni havaalanları yapılıyor, yollar yapılıyor. Muhalefet partileri, özellikle Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki, biz bu projelere karşı değiliz. Daha önceden bu projelere karşı olduklarını, üçüncü havaalanına, köprüye karşı olduklarını ifade etmişlerdi ama, şimdi diyor bütçesine biz karşıyız diyor. Yani AK Parti döneminde kendi işadamları zengin oluyor, vatandaşa, memura, işçiye, emekliye veriyorlar. Sermaye tabana sizin döneminizde yayıldı mı Sayın Cumhurbaşkanım, yoksa bu eleştirilere ne dersiniz efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Sinan Bey, bir defa şunu bilmek lazım: İnanın bu biraz belki ağır gelir ama, bu adamlar ekonomiyi bilmiyor. Bunlar zannediyor ki, ekonomi sadece cepteki paradır. Ekonomi sadece cepteki para değildir, ekonomide özelikle kaynakların çeşitlendirilmesi diye bir tez vardır. Şimdi biz geldiğimizden bu yana hep kaynakları çeşitlendirdik.
Dünyada birçok sistemler var, işte bunlardan bir tanesi BOT’dir, bir tanesi PPP’dir, bu sistemlerin hepsini kullandık ve bu sistemleri kullanmak suretiyle biz kendi bütçemizden para kullanmadan yap-işlet-devret’i kullandık veyahut da kamu-özel ortaklığını devreye soktuk ve bunları yapmak suretiyle parayı kim buluyor? İşi yüklenecek olan firma buluyor, sadece bizden zaman zaman Hazine garantisi istedikleri, o da bizim için zaten çok çok önemli bir yük değil. Ve biz bu şekilde yüklenici firmalarla anlaşırken, bunun neticesinde de tabi yüklenici firma çok seri olarak üretimi yapmak durumunda kalıyor. Ne kadar erten bitirirse kendisi de o kadar çabuk en yapacak? Para kazanacak. Onun için işe önem veriyor. İşi sıkı tutuyor ve mesela hastanelerse hastanelerde, yollarsa yollarda, bütün bunlarda bu işlerin bu kadar sıkı yürüdüğünü, örneğin Yavuz Sultan Selim Köprüsünde, örneğin Marmaray’da, Osmangazi’de, ne bileyim Avrasya Tünelinde, bütün bunlarda bu anlayışla beraber biz Türkiye’yi ayağa kaldırdık. Yüksek hızlı trenlerde aynı şekilde ayağa kaldırdık. Bundan sonraki süreçte de bu yine böyle devam edecek.
Hani şimdi bazıları diyor ya Türkiye’de ekonomi zor durumda. Kardeşim, Türkiye’de ekonomi zor durumda olsa, bu yüklenici firmalar bu kredileri, bu rakamları nereden bulacaklar?
ERSOY DEDE- Efendim, daha çok yeni bir şey geldi, Londra’da 7 büyük fonu yöneten bir firma ve işte Katar’la işte 24 Haziran sonrası oluşacak istikrar ortamını beliyorlar, onlar fonlarını buraya yönlendirecekler. Daha çok yeni, bütün o Moody’s’in, şunun-bunun falan çekmeye çalıştığı operasyonlara rağmen 7,4’lük büyümeyi elde ettik ki bu OECD ülkeleri arasında Hindistan sonra…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İnşallah 24 Haziran’dan sonra o Moody’s’e bir operasyon biz çekeceğiz.
MURAT ÇİÇEK- Nasıl bir şey efendim bu?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biz Moody’s’in şu anda üyesi değiliz, üyesi olmadığımız halde kalkıyorlar şu anda şişte olur olmaz açıklamalar yapıyor. Ne yaptı? Sıfır açıklama yaptı. Büyüme ne çıktı? 7,4 çıktı.
ERSOY DEDE- Bizim prestijli Türk şirketlerine de olumsuz raporlar yazıyorlar, onlar da yatırımlarını…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ayıp denen bir şey var, yani edep denen bir şey var. Sen bu kadar önemli konumda olan bir firma olacaksın, ekonomide böyle önemli bir yere sahip olacaksın ve Türkiye’yi ben nasıl karalarım, onu nasıl bu noktada zor duruma sokarım diye bu tür adımları atacaksın; başaramayacaklar.
MURAT ÇİÇEK- Efendim, bu özellikle muhalefetin diline doladığı meselelerden bir tanesi de OHAL meselesi. Yani OHAL olması nedeniyle özgürce kampanya yapamıyoruz diyeni mi ararsınız. OHAL kalkacak mı 24 Haziran’dan sonra? Bununla ilgili olabilir diye bir ifadeniz vardı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir defa, OHAL’in kampanyalara yansıyan en ufak bir yanı yok ki. Bana bir tane örnek versinler, OHAL nerede hangi kampanyayı engelledi.
Bir defa bu OHAL bizim göreve geldiğimiz zamandaki OHAL değil, bu OHAL tam aksine şu anda terör tehdidi altındaki bölgeleri bu tehditten kurtarmaya yönelik bir güvenlik tedbiridir. Fakat biz buna rağmen göreve geldiğimizde olağanüstü hal vardı ve biz bir ayda olağanüstü hali o zaman kaldırdık. Ve bize o zaman ne dediler biliyor musunuz Güneydoğu’da, Doğu’da? Sadece OHAL’i kaldırın yeter dediler. Kaldırdık, ama yetmedi, ondan sonra terör o bölgede aldı başını yürüdü. Ve şu anda da ben diyorum, yani inşallah 24 Haziran’dan sonra bu göreve devamım halinde, ilk işimiz inşallah OHAL’i kaldırmak olacaktır. Çünkü OHAL’i kaldırmak demek, tamamıyla bunu artık yok etmek, bir daha geri dönememe kaydıyla diye bir şey olmaz. Çünkü biz terörü gördüğümüz zaman teröre karşı tedbir neyse bunu yine alırız.
ERSOY DEDE- Sayın Cumhurbaşkanım, Batı tıpkı OHAL üzerinden yüklendiği gibi, aynı zamanda sistemli bir şekilde İslamofobiyi yükseltiyorlar, işte…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yalnız oraya bir parantez açalım. Fransa OHAL’i kaldırdı mı tamamen? Kaldırıyor, tekrar koyuyor.
ERSOY DEDE- Ve OHAL altında başkanlık seçimlerine girdiler Fransa’da.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aynen. Şimdi Avusturya’yı örnek verdiniz, gayet güzel…
ERSOY DEDE- Bir tek Avusturya değil efendim, Hollanda’da da mesela caminin önünde domuz çevirme eylemi yapacaklardı, o son anda işte oradaki Müslümanların güzel bir karşı duruşuyla engellendi.
Ne oluyor şimdi Batıda? Bu İslam karşıtlığı sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi. Nasıl okuyorsunuz bunu efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabi biraz sabırla şu 4’ü bir atlatalım diyoruz, yani 24’ünden sonra özellikle Batının güçlü olan ülkelerine gerekli olan biz de tavırları, tedbirleri koyacağız.
Tabi Batıda bunu neyle biz stabil hale getiririz? Birinci derecede Almanya’yla, Almanya’yla bunları konuşacağız, ki bu gidiş gidiş değil. Şu anda Almanya tamamen FETÖ teröristleriyle tıklım tıklım dolu, hepsi cirit atıyor orada ve bunlar marka isimler; Amerika öyle, Hollanda öyle, Belçika öyle. Ve buralarda tabi bakıyorsunuz PKK var, PYD var, YPG var, hepsi buralarda, bunlara karşı aldığımız bizim de sinyaller, istihbarat teşkilatımızın tespitleri var, bunları konuşacağız. Eğer dostsak, eğer NATO’da berabersek, Avrupa Birliği’nde müzakereciysek gelin bu işi çözelim diyeceğiz. Bu adımları da beraber atmayı planlıyoruz, çünkü başka çaremiz yok, üzerine gideceğiz bu işin.
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, biz Anadolu’yu geziyoruz efendim, Anadolu’da şöyle bir zaman zaman tabloyla karşı karşıya kalıyoruz: Biz Sayın Cumhurbaşkanımızı seviyoruz, ilk turda Sayın Cumhurbaşkanımıza vereceğiz ama, partide gerek listeler veyahut da gerek başka nedenlerden dolayı biz farklı partiye verebiliriz gibi birtakım spekülasyonlar var. Eğer ilk turda cumhurbaşkanı siz olur, Meclis farklı olursa nasıl bir Türkiye olur; bu konuyla ilgili kanaatiniz nedir efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Sinan Bey, bunları tabi şu anda konuşmak çok çok erken. Zira dereyi görmeden paçayı sıvamak olacak bir iş değil. Şu anda doğrusu ben halkımın bir defa Parlamentoda beni yalnız bırakmayacaklarına inanıyorum, dolayasıyla Parlamentodan da iyi çıkacağımıza inanıyorum; ki Parlamentoda eğer gerekli destek gelmezse, o zaman tabi ki bizim kanunun çıkarmada sıkıntılarımız olabilir, çünkü cumhurbaşkanlığı kararnamesi bizim tek hareket yolumuzdur. Benim kanun çıkarma yetkim yok, sadece bütçede bir tasarrufumuz var, bunun dışında tamamen Parlamentoya aittir. Dolayısıyla şu anda güçlü Meclis derken biz bunu ifade ediyoruz. Güçlü Mecliste de işte cumhur ittifakına özellikle halkımızın desteği şart. Eğer cumhur ittifakı halkımızdan beklenen desteği gördüğü anda, evvel Allah biz yolumuza güvenle gideriz.
Cumhurbaşkanlığı noktasında da bu gücü halkımızdan aldıktan sonra, biz inşallah çok daha farklı bir Türkiye’yi dünyada zeminine oturtacağız ve görmedikleri bir Türkiye’yi görecekler. Bu Türkiye artık eski Türkiye olmayacak, bu Türkiye artık böyle ikide bir tökezleyen, ayağı prangalı Türkiye olmayacak. 16 yılda biz ülkemizi nasıl uçurduysak, bundan sonra çok daha farklı bir şekilde, çok daha hızlı bir şekilde ülkemizi uçuracağız, onun için 2003 farklı bir Türkiye olacak, 2053 farklı olacak, 2071 farklı olacak.
Ve bunu hemen, daha fazla değil, 2019 Mart yerel seçimlerinde de göreceğiz, ben buna da inanıyorum.
MURAT ÇİÇEK- Şimdi prangalardan bahsederken Sayın Cumhurbaşkanım, bunlardan bir tanesinin terör olduğu aşikâr. Türkiye terörle mücadele konusunda merhale bayağı kat etti. En son Kandil’e yönelik operasyon, bunların kökünü kurutmaya matuf hamleler yaptı. Bu operasyonla ilgili durum nedir? Muhalefetin girmeyin söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şunu çok açık, net söylemem lazım: Bakın biz ilk hamleyi biliyorsunuz Cerablus’ta yaptık, Sayın Obama döneminde Obama’yla yaptığım görüşmelerde yüz-yüze vesaire bizim bir Zeytinlik Harekâtımız vardı. Bu Zeytinlik Harekâtında Sayın Obama sözünde durmadı. Ne zamandı bu? Malum Antalya G-20 Zirvesinin olduğu dönemde de kendisiyle bunları çok açık konuştum, bakın dedim bizi oyalıyorsunuz ve bunu Zeytinlik Harekâtı geciktiği için de maalesef oradan ülkemize tehditler oluyor. İşte Kilis’e gelen tehditler vesaire. Ve dedi ki; bunu halledeceğiz, tabii hallolmadı. Arkadan Trump geldi, onunla konuştuk, yine hallolmadı. Ve bunun üzerine biz baktık ki bu olacak gibi değil ve bu arada işte o malum 1250 tır silah yüklü olarak mühimmatıyla beraber Kuzey Suriye’ye geldi. Tabii Kuzey Suriye’de Amerika’nın biliyorsunuz 20’yi aşkın üssü var. Bunlar tabii bu üslerde depolanıyor ve bununla kalmadılar. Ben bunu kendisine söylediğim zaman olamaz dedi. Nerede kendisine söyledim? Hamburg Zirvesinde söyledim, mümkün değil dedi. Komutanları yanına çağırdı, sağır odaya girdik, orada bunları konuştuk. Dedim olamaz değil, işte şu anda oluyor, bu var, benim istihbaratım da bana bu bilgileri veriyor. Ve orada kendine göre bazı talimatlar verdi, işte izliyorsunuz yani Trump’ın bu noktadaki durumu nedir-ne değildir diye. Ve daha sonra bu rakam 5 bin tıra çıktı, ayrıca da iki tane kargo uçağıyla yine buraya gelişler oldu ve bu işin olmayacağını görünce biz tabii Afrin hazırlıklarını yaptık. Ama Cerablus’ta 2 bin kilometrekarelik alanı kontrolümüze aldık ve buraya artık yavaş yavaş oraların sakinleri geri dönmeye başladı.
ERSOY DEDE- Burada İdlib’i de kontrol etmeye başladık Astana’yla beraber.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Asıl İdlib kontrolü Afrin’le başladı. Şimdi Afrin’i halledince, oradan da yaklaşık bir 2 bin kilometrekarelik bir alan kontrol altına alınınca, gözetleme kulelerinden de 12 tane gözetleme kulesi bizim kontrolümüze verildi ve onlarla beraber İdlib olayı kontrole alındı. Ama biz burada tabii gerek İran, gerek Rusya, gerek Türkiye üçlü olarak iyi bir koordinasyon güdüyoruz ve hala da bu devam ediyor. İşin merkezi yönetimle olan kısmını ise onlara da zaten Rusya falan götürüyor. Ve burada bizim şimdi Tel Rifat ve en son işte Münbiç olayı, Münbiç’te de bildiğiniz gibi Pompeo ayın 4’ünde Dışişleri Bakanımızla Amerika’da biraraya geldiler, görüşmeler yapıldı. Şu anda biz belirlenen takvimle Münbiç’te çok daha iyi bir mesafe alacağımıza inanıyoruz. Ve süratle de şu anda bu gidiyor. Onlar Fırat’ın doğusuna gitmek suretiyle bu işi rahatlatacaklar ve sözünü verdiler. Üstelik bir de tabii bu silahların üzerindeki kendi sicil seri numaralarıyla falan bunu şey yapmak suretiyle geri toplayacaklar, bunun sözünü verdiler. Eğer seri numaralarıyla bunları geri toplarlarsa, oradaki sıkıntı daha da aşılmış olacak. Ve bunu ben önemli bir gelişme olarak görüyorum. Bu kayıtlar Dışişleri Bakanımızda ve Bakanlıkta zaten var. Biz de burada gerek Sayın Putin, gerek Sayın Ruhani telefon diplomasisiyle süreci takip ediyoruz. Temennim odur ki, bu işi bir defa süratle bitirelim, koalisyon güçleriydi, Türkiye’ydi, Rusya’ydı, Ruhani’ydi, aramızda bir sıkıntı yaşanmasın.
ERSOY DEDE- Şimdi bundan sonra herhalde Kandil, yani o Kararlılık Harekâtı devam ediyor. Fakat bir taraftan da hani biz orada terörle, teröristle ya da onların arkasındaki uluslararası güçlerle uğraşırken bir taraftan da içeriden anlaşılmaz bir muhalefet geliyor. Bir siyasi parti başkanı çıkıyor girmesinler diyor, birisi çıkıyor Kandil’de zaten terörist kalmadı diyor. Bir tanesi, göreceksiniz seçime kadar giremeyecekler zaten, şov yapıyorlar gibi şeyler söylüyor. Yani nedir bu iç muhalefetin bizim terörle mücadelemizde, özellikle Kandil’le ilgili olarak bu defansı nasıl görüyorsunuz efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şunu bir defa çok açık, net ortaya koyalım: Şu anda muhalefet Türkiye’de var mı? Türkiye’deki muhalefet iş yaptırmama üzerine kurulmuş. Mesela terörle mücadele diye şu anda Bay Muharrem’den bir şey duydunuz mu?
ERSOY DEDE- Onun gündeminde yok.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bay Kemal’den terörle mücadele adına bir şey duydunuz mu? İşte kalkıyor Edirne’de Cezaevinde terör örgütü PKK’nın arkasında durduğu bir kişiyi gidip ziyaret ediyor, bu nasıl bir anlayıştır?
ERSOY DEDE- Bu Kandil konusundaki sözlerini de beraber değerlendirmek lazım değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunların hepsini değerlendirmek lazım. Bir de 7 Haziran seçimlerinden sonra biliyorsunuz 53 tane Kürt kardeşimi öldüren bunlar değil mi? Bunlar. Sokağa dökülün demedi mi? Sokağa dökülün dedi. 15 yaşındaki Yasin’i öldürenler bunlar değil mi? Üzerinden arabayla geçenler bunlar değil mi? Ve bütün bunlar, oradaki yakıp-yıkanlar bunlar değil mi? Bunlar. Peki, bunlara karşı ne yapabildik? Onların bunlara karşı herhangi bir tavrı oldu mu? Olmadı. Şu anda neymiş? CHP’si de olsun, diğeri de olsun, dedikleri ne? Bir cumhurbaşkanı adayı cezaevinde duramaz diyor. Ne demek ya? Aday olmak sana böyle bir özgürlüğü getirmez.
ERSOY DEDE- Ayrıca cumhurbaşkanı adayı olduğunda içerideydi zaten.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olduğunda içerideydi, orada zaten bir eksiklik var, bir yanlışlık var. Yani biz burada illa mahkûmiyeti adaylık şartları arasında saymamamız lazım. Tutuklu da olsa, bence tutuklu olan kişi de aday olamaz, olmamalı. Çünkü bu bir kaçamak yoldur, buna niye böyle bir fırsatı biz verelim? Ha öyle veya böyle, şimdi bu şartlar içerisinde tabii gelecek işte 5-10 dakika neyse TRT’de konuşmasını da Edirne’de cezaevinden çekim yapılmak suretiyle yapacak. Yani burada bunlar kalkıp iktidar engelledi deyip oradan bir rant elde etmenin gayreti içerisine de girebilirler, bir mağduriyet pozisyonuna da girebilirler. Ben arkadaşlara onu söyledim, bırakın dedim ya, mağduriyet şeyini falan imkânını bunlara vermeyin, bırakın. Yüksek Seçim Kuruluyla da görüşün, gitsinler orada cezaevinde çekimi yapsınlar. Zaten bunlar canlı yayın değil malum, ondan sonra da konuşması neyse bu konuşması yayınlanır. Olay bu.
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, özellikle 2002’den bu tarafa AK Parti döneminde Kürt kardeşlerimize ilişkin olarak çok ciddi demokratik atılımlar yaptınız, ciddi açılımlar yaptınız, ama son dönemde AK Parti’nin dilinin devletleştiği ve Kürt halkıyla bir mesafe olduğuna yönelik birtakım alandan eleştiriler de var. Sizin bu konuyla ilgili tespitiniz nedir, sizin aranızda böyle bir mesafe olabilir mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Buna bir defa katılmam benim mümkün değil. Çok açık, net konuşuyorum Sinan Bey; ben Müslümanım, benim dinimde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhazca, böyle bir şey yok. Benim dinimde hüküm şudur: Esteuzubillah, Bismillah. “İnnemel mû’minûne ihvetun” Tüm inananlar şüphesiz kardeştir. Ben onlara kardeş olarak bakıyorum. Yunus’un diliyle de, yaratılanı Yaradan’dan ötürü seviyorum. Kürt olduğu için sevmiyorum, Türk’ü de Türk olduğu için sevmiyorum, Laz’ı Laz olduğu için sevmiyorum, Boşnak’ı, Arnavut’unu, bunları ben kendi kavminden dolayı sevmiyorum, ben kavmiyetçi değilim.
Burada bir şey anlatacağım. Rahmetli babama bir gün sordum; baba dedim ya, biz Türk müyüz, Laz mıyız? Hani buralıyız ya, Rizeli olduğumuz için bize Laz derler. Dedem benim büyük mollaydı. Oğlum, bir gün ben de dedene sordum biz Türk müyüz, Laz mıyız falan diye. Dedem de demiş ki, büyük dedem bu tabii; torunum, bir gün öleceğiz ve bize kabirde “…” diye bir soru sormayacaklar demiş. Yani Rabbin kim, nebin kim, dinin ne. Ama kavmin ne diye bir soru sormayacaklar. Elhamdülillah Müslümanım de geç demiş. Şimdi ölçü bu, biz Müslümanız ya, bizim dinimizde kavmiyetçilik yok ve biz kavmiyetçi olamayız. Ha Türk Türklüğüyle övünür, ama diğer kavimlere karşı benim kavmim daha üstündür diyemez. Kürt de kürtlüğüyle övünebilir, ama Kürt de diğer kavimlere göre kendi kavminin üstünlüğüyle kalkıp övünemez, çünkü bunlar ayrımcılık sebebidir. Diğerleri de öyle. Laz’ı da öyle, Boşnak’ı da, Gürcü’sü de, vesaire vesaire. Ama bunlar bizi sevgiden uzak eder mi? Hayır, biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevdik kardeşim, seviyoruz. Ben eğer bugün Kürt kardeşlerim diyebiliyorsam, demek ki benim onlara karşı bir tavrım yok. Biz biliyorsunuz 2005’te ben Diyarbakır konuşmamda ben Kürt sorunuyla ilgili açıklamalar yaptım.
ERSOY DEDE- Sayın Cumhurbaşkanım, şeyi de söylemek lazım; belki 20 yaş altına böyle çok rahat anlatıyorlar, yutturuyorlar, ama siz 2005’te ilk Diyarbakır’daki o Kürt sorunu benim sorunumdur diyene kadar çok ciddi bir ret, inkâr, imha, asimilasyon politikalarıyla bölge uğraşıyordu, Kürt demenin suç olduğu dönemi geride bırakmak üzereydik yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şu anda 18 yaş seçmen yaşı oldu malum, aynı zamanda seçilme yaşı oldu.
ERSOY DEDE- Onlara anlatıyorlar şimdi. Önceki gün bir gazete manşet atmış çünkü, Muharrem İnce Kürt sorunu dedi diye. Günaydın yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunlar zaten daha yeni uyanıyorlar. Bir defa inkâr politikalarını dile getiren benim, ret politikalarını gündeme getiren benim, baskıcı politikaları gündeme getiren benim ve bunlara karşı mücadeleyi veren, aynı zamanda da tamamıyla bir defa bu sorun benim sorunumdur dedim, bununla mücadeleyi vereceğim dedim, verdim işte çözüm süreçleri vesaire vesaire oralara geldik. Ama şu anda artık bir Kürt sorunu yoktur dedim. Ne zaman? Diyarbakır konuşmamda, şimdi son.
ERSOY DEDE- Çok güzel bir tabloydu Diyarbakır bu arada.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Diyarbakır’da o gün muhteşem bir katılım vardı. Akşam kanaat önderleriyle bir toplantım oldu. Ondan sonra havalimanına gelirken orada mesela bir büyük dükkânda durduk, Kadayıfçı Lokman’dı galiba, bak reklamını da bol bol yapıyorum, herhalde bundan sonra tepsiler gelir. Ve birçok adımları attık, neydi? TRT Kürtçeyi kim kurdu? Biz kurduk. Kürtçe propagandanın yolunu kim açtı? Biz açtık.
ERSOY DEDE- Sayın Cumhurbaşkanım, Kürtçe demişken, bu memlekette Kürtçe şarkı söyleyeceğim dediği için yurt dışında hayatını kaybeden sanatçılar oldu.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onlar oldu, aynı zamanda cezaevinde oğlunu ziyaret eden annelerin Kürtçe konuştuğu için cezalandırıldığı dönemler oldu. Ya bunları ortadan kaldıran kim? AK Parti iktidarı, biziz. Ama bunlar hala bunu duymak istemiyor, görmek istemiyor. Bunu şu anda benim Kürt vatandaşlarım adına ortada dolaşanlar çok iyi biliyorlar. Propagandalarını yaparken, sokaklarda o levhaları asarken bunları çok iyi biliyorlar. Ve burası Türkiye, Türkiye olarak biz bu noktada bu imkânları verdik ve her şeye rağmen verdik. Ama kusura bakmasınlar, hala bunu anlamamakta direnenler, milletim de yeri geldiği zaman bunun bedelini onlara ağır ödetir.
MURAT ÇİÇEK- Net bir şekilde ödetecek, öyle gözüküyor. Çünkü sokak röportajlarında hakkı teslim eden birçok insanlarla konuşuyoruz, diğer televizyonlarda da var.
Ama muhalefet ısrarla kaçak güreşmek diyeceğim, ama hafif bir tabir, çünkü ispatlandı birçok meselede yalan söylüyor. Bunlardan bir tanesi mesela, arkadaşlar hazırsa NTV yayınında Sayın Muharrem İnce bu Milli Savunma Üniversitesiyle ilgili bir cümlesi vardı, hazırsa o videoyu bir izleyelim Sayın Cumhurbaşkanıyla beraber, ardından onunla ilgili bir sorum var, onu aktaracağım.
(VTR İzlendi)
MURAT ÇİÇEK- Dört ayrı yerde, 9 Mayıs, 11 Mayıs, 11 Mayıs, 17 Mayıs’ta dördüncü köprüyü ben yaparım diyor, üçüncü köprüyü Sayın Erdoğan yaptı, dördüncüyü de ben yaparım diyor. Nereye yaparsınız sorusuna, ya lafın gelişi söyledim diyor.
FETÖ meselesi ki Türkiye’nin hakikaten istikbal mücadelesi verdiği, yani hani çünkü bu ülkeyi bir şekilde başkalarına peşkeş çekmeye çalışan Türkiye Cumhuriyeti’nin ya da tarihimize göre bizim belki en büyük terör örgütü, onunla ilgili birilerini suçluyor, rektörü, rektör değil dekan diyor, dekan da değilmiş, 150 şube müdüründen biri. Ya niye bunun üzerine geliyorsunuz, söyledik işte bir tanesi var mıymış-yok muymuş gibi bir cumhurbaşkanı adayı bunları milletin gözünün içine baka baka söylüyor.
Benim sorum şu: Zaman zaman hayıflandığınız oluyor mu? Yani hakikaten karşıma dişli bir rakip çıksaydı da, şununla hani kora-kor mücadele etseydim dediğiniz oluyor mu efendim? Bunlar sadece basit iki örnek.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olmaz olur mu? Her şeyden önce ben Bay Muharrem derken, Bay Kemal derken boşuna demiyorum. Şimdi bir defa bunlar hakikaten ciddiyetten tamamen uzaklar, desteksiz atıyorlar. Zaten Bay Muharrem’i, Bay Kemal artık ben bundan bir kurtulayım diyerek bunu gönderdi, kendisi onun için aday olmadı. Ve şimdi bu da araziye çıktı, zannetti ki ben aday olursam herhalde koltuk için büyük bir avantaj yakalarım. Tabii böyle bir avantaj yakalamayacak, bilmiyorum şimdi sizin rejide bu kayıtlar var mı? Hani diyor ya, bir çıktın yenildin, iki çıktın yenildin…
MURAT ÇİÇEK- Var, arkadaşlar onu da hızlıca hazırlayın.
ERSOY DEDE- Yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yenmiş de yenmiş. Şimdi aynı durum bunun için geçerli değil mi? Geçen söyledim bir yerde konuşmamda, şimdi sen bakalım bu seçimden birinci çıkamazsan istifa edecek misin, bu işi bırakacak mısın? Bırakmayacaksın. Niye? Çünkü senin için şimdi yeni bir sayfa açılacak.
ERSOY DEDE- CHP’nin içine siyaset yapıyor aslında.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, bunu yapıyor.
Şimdi burada Erhan Bey için FETÖ’cü diyor önce, tabii Erhan Bey cevabını verince, işte ben onu demek istememiştim diyor. Dekan için aynı şeyi söylüyor ki 150 polisten bir tanesi, sonra onunla ilgili de yine, ya niye üzerime geliyorsun diyor. Ya ne demek üzerine, sen adama iftira atıyorsun, adam da senin bu iftiranı düzeltiyor.
ERSOY DEDE- Meğer dekan da değilmiş şube müdürüymüş.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ve bundan niye rahatsızsın, yani dekan değil ama adam şube müdürü. Şimdi bundan sen rahatsız olursan bu düzeltilmeyecek mi? Çünkü bu ciddi bir iftira ve sen de cumhurbaşkanı adayısın. Ve bu bir albay.
Şimdi bütün bunlarla beraber hayatları yalan üzerine kurulu. Biz şimdi bu yalancılarla mı bu meydanlarda mücadele edeceğiz. Bunu söylediğimiz zaman da çıkıyor ertesi günü de bende yalan olmaz diyor. Ya her şeyin yalan. Biz ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız diyerek yola çıktık, ama bunlarda böyle bir şey yok. Sadece bu değil diğerleri de öyle, diğerleri de öyle. Toplam hepsini alın, al birini vur öbürüne.
ERSOY DEDE- Siz Kılıçdaroğlu’nun siyaseti için bir şey dediniz ama, hani Kılıçdaroğlu Muharrem İnce’yi neden sahaya sürdü diye. İki gün önce bir görüntü vardı tam ibretlik. Kemal Kılıçdaroğlu’na çok yakın bir CHP milletvekili Zonguldak’ta esnaf ziyareti yapıyor, sizin için oy istedi, izlediniz mi bilmiyorum.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayır.
MURAT ÇİÇEK- Onun videosu vardı zannedersem.
ERSOY DEDE- Yani o kadar olur. Siz dedi oyunuzu cumhurbaşkanlığında Reise verin, ama milletvekilliğinde ben sizden oy istiyorum dedi. Yani CHP ekibi…
MURAT ÇİÇEK- Komple size çalışıyor efendim.
ERSOY DEDE- CHP ekibi de size çalışmaya başlamış, hayırlı olsun.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olsunlar.
MURAT ÇİÇEK- Bununla ilgili zaten sosyal medyada bayağı bir şey açıldı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Arkadaşlar, şöyle Güneysu’da bir dondurma yiyin ya. Değil mi, bu evde uyar yani.
ERSOY DEDE- Uyar vallaha.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hadi bakalım çocuklar, şöyle bir dondurma getirin.
MURAT ÇİÇEK- Bu sohbeti güzel oldu Sayın Cumhurbaşkanım.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ev sohbeti yapmıyor muyuz?
ERSOY DEDE- Çok güzel oldu yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Protokol takılmıyoruz yani.
ERSOY DEDE- Bütün söyleşileri evde yapalım bundan sonra.
SİNAN BURHAN- Efendim, Muharrem İnce’nin açıklamaları var, sizi beyaz Türk olmakla itham ediyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Var mı bende beyazlık ya?
SİNAN BURHAN- Ben diyor, zenciyim diyor. Bu kategorik ayrım konusunda ne söylersiniz efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunların karakterinde var, yapılarında var. Öyle kasketi takmakla adam çiftçi olmuyor veya traktöre binmekle veya geri vitese takmakla falan adam çiftçi olmuyor, geç o işleri. Şimdi onu yaparken öbür taraftan da tabii deniz sefasındaki hayat, onlar da bir şeyi ortaya koyuyor değil mi?
ERSOY DEDE- Bir de o var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onlar sizin kayıtlarda vardır.
ERSOY DEDE- Bütün kayıtlarda var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bütün kayıtlarda bunlar var, hele hele Ramazan gününde deniz sefaları çok daha tabii farklı.
ERSOY DEDE- Herkes farkında değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, yani bizi konuşturtmasınlar, bizim edebimiz buna müsaade etmez de biz bunları konuşmayız. Biz ne beyaz, ne zenci, böyle bir şeyin içerisinde değiliz. Biz sadece bu millete efendi değil hizmetkâr olmaya geldik, bu milletin hizmetkârıyız, bizim derdimiz bu. Eğer bu ülkede zenci Türklerden bahsediliyorsa, o biziz. Niye? Çünkü bizim yavrularımız okulların kapısından geri döndürüldü ve bizim yavrularımız bu ülkenin üniversitelerinde okutulmadı. Kızlarımız, çocuklarımız imam hatip okullarından mezun oldular katsayı engeline takıldılar.
ERSOY DEDE- Bizzat sizin kendi çocuklarınız efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii onları kastediyorum. Sen şimdi neyi konuşuyorsun ya, hangi zenci Türk, senin böyle bir derdin oldu mu? Bizim böyle dertlerimiz oldu, biz bunları yaşadık ve bizim çocuklarımız ülkemizde üniversite okuyamadılar, gittiler yurt dışında okudular. Kızlarım da, oğlumun bir tanesi de, o da yurt dışında okudu ve başarılı da oralarda ilim tahsil ettiler. Kızlarım da, oğlum da hepsi. Ama onlara konulan bu engel neyin engeliydi? Beyaz Türk olmadıkları için. Şimdi kalkıyorsun lafını yapıyorsun, laf ola beri gele, yok böyle bir şey. Ondan sonra kalkıyorsun Erhan Afyoncu’ya takılıyorsun. Erhan Afyoncu kim, sen kim ya? Erhan Afyoncu’nun atılacak tırnağı olmazsın, biz öyle bir insanı oraya getirdik koyduk. Aynı şekilde Dekan arkadaşın durumu da öyle. Aynı şeyi bu İsmail Metin Paşaya yapmadı mı? İsmail Metin Paşa bir kahraman, sen kalkıyorsun onun apoletlerini sökecekmişsin. Kimsin sen ya, neyin apoletini söküyorsun? O apoleti sen takmadın ki, o apoleti millet taktı. Dolayısıyla o da cephelerde, o dağlarda, Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, buralarda teröristlerle savaştı, hala savaşıyor, Afrin’de aynı şekilde. Sen nerede, kiminle savaştın?
MURAT ÇİÇEK- 15 Temmuz’da.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- 15 Temmuz’da verdikleri mücadele ortada.
ERSOY DEDE- Öldürmeye, şehit etmeye geldiler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sen ne yaptın? Siz teröristlerle beraber yürüdünüz. O gece, 15 Temmuz gecesi saat 23;:17 Bay Kemal havaalanına iniyor ve tankların arasından kendi takımı onu alıyor, doğru Bakırköy Belediyesine götürüyor. Tabii alanda o anda 10 binler var ve ben de işte 3 civarında oraya iniyorum. Ve ne diyor? Beni de haberdar etseydi ben de beklerdim onu diyor, şu yalana bak ya. Oraya gelen kişiler sadece bir telefon duyurusuyla oraya geldiler. Cumhurbaşkanlarının, Başbakanın çağrısıyla oraya geldiler. Siz protokol takılıyorsunuz her yerde. Ve 7 Ağustos’ta da aynı şeyi yaptı. 7 Ağustos çağrıma önce hayır dedi. Son ana kadar hayır demişti. Son anda kendisine baskılar yapıldı ve bu baskılar üzerine kendisi Yenikapı’ya gelmek zorunda kaldı. Ondan sonra ne yaptı? Hemen tornistan. Ama biz Sayın Bahçeli’yle o süreci o gün, bugündür işlettik, işletiyoruz.
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, bu noktada FETÖ’nün iadesine ilişkin usul hatası tartışması hakkında ne dersiniz?
Bir de, Adil Öksüz’ün Almanya’da görüldüğü şeklinde bugün bir haber yansıdı, ne dersiniz efendim bu konularda?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bir defa FETÖ’yle ilişkili olan konu noktasında, tamamen olay zaten kendisi de inkâr ediyor, yalan. Kim inkâr ediyor? Bay Kemal. Hatta televizyonlarda filan da yayınlandı, bilmiyorum sizde de rejide var mı o?
ERSOY DEDE- Tabii tabii.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani bizden Adalet Bakanlığına gelip dosyaları incelemek istediler. Ben de arkadaşlara, tamam gelsinler dedim. Dört kişiyi gönderdiler, bunlardan bir tanesi de FETÖ’cü. Ve geldiler incelemeleri yaptılar, kendileri Bay Kemal’e raporu verdi.
MURAT ÇİÇEK- Üç sayfalık rapor vermiş.
ERSOY DEDE- Aynı rapor Muharrem İnce’ye de gitti diyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Muharrem İnce’ye gittiğini de o söylüyor. Ve o raporda da, buna göre Amerika Feto’yu iade etmeli diyor. Kim diyor? Bay Kemal diyor.
ERSOY DEDE- Kendi Genel Başkanı yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Peki, Bay Muharrem ne diyor? Bir şey yok, onlar hep gazete kâğıdı. Şimdi biz bunların hangisine inanalım ya? Bay Muharrem böyle diyor, Genel Başkanı Bay Kemal böyle diyor. Adalet Bakanlığı da açıyor onlara her şeyi. Raporları hazırlayan kim? Cumhuriyet Halk Partisi’nin gönderdiği kendi avukatları.
Şimdi ben bunu milletime bu şekilde anlatmam lazım ki, milletim oyunu verirken yanılmasın. Çünkü bu tarihi bir oylama. 24 Haziran sıradan bir oylama değil. Türkiye küllerinden çok farklı bir şekilde zaten doğruluyor. 16 aydır bu süreç devam ediyor. İnşallah bu 24 Haziran’da da bu süreç aynı kararlılıkla devam edecek. Bütün mesele burada benim vatandaşımın, benim halkımın Türkiye’nin dört bir yanında eğitimden sağlığa, sağlıktan adalete, emniyete, ulaşımdan turizme, dış politikaya, bütün bu alanlarda yapılanları gayet iyi değerlendirmesi ve ona göre de oyunu kullanması.
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, özellikle taşeron konusunda efendim AK Parti çok önemli bir hizmete imza attı. 1 milyona yakın vatandaşımız kadro aldı, iş sahibi, ekmek sahibi oldu. Fakat bununla ilgili süreçte bazı serzenişler de var; işte maaşlar eşit olmadı ya da birtakım sosyal haklar eksik oldu. Aslında çok büyük bir devrim niteliğindeki bir proje çok iyi kamuoyuna izah edilebildi mi efendim? Hakikaten yani herkese iş sağlandı, aş sağlandı. Hatta öyle duyuyorduk ki kadro almak için birtakım ekonomik bütçe verenler bile bana kadro şu kadar veririm derken AK Parti bugün 1 milyon kişiye kadro verdi. Nedir bu konuyla ilgili, çalışma yaşamıyla ilgili.
Bir de, emeklilere, dul ve yetimlere neler yapıldı efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii bütün bu hesaplar dört dörtlük yapıldı, sizin de ifade ettiğiniz gibi 1 milyona yakın bir defa taşeronlar yanında çalışan insanlara kadro verildi. Ya bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bu bir defa bir devrimdir ya. Ve bu riski, bu hesabı üstlenen bir iktidar var. Ve maalesef utanmadan şunu söyleyebiliyorlar: Malatya’da konuşuyor, büyümeden sizin cebinize bir şey girdi mi diyor. 7,4 büyüdük ya. G-20’de Hindistan’ın arkasından ikinci sıradayız, OECD ülkeleri arasında birinci sıradayız. Sizin cebinize bir şey girdi mi diyor, ne büyümesi diyor. Adam büyümenin tanımını bilmiyor. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Ve sadece şu işsizlikle mücadelede işsizler ordusunu ortadan kaldırıp da 1 milyonu aşkın bir defa işsizi iş sahibi yapmak, taşeronlar noktasında bu insanlara kadro vermek, bunlar büyümenin en önemli işaretleri, ama bilmiyor. Ve kalkıyor sadece bu zenginlerin, rantiye sınıfının aldığı imkânlardır diyor.
ERSOY DEDE- Sayın Cumhurbaşkanı, o büyümeyi şöyle hatırlatmak lazım yine 20 yaş altına muhakkak ki, 7,4 diyorsunuz, ne anlama geliyor; 90’ların ortasında eksi 6 büyüme, yani küçülmenin düşük çıkmasına seviniyorduk üçlü koalisyon yıllarında değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii onlar tartışılmaz şeyler.
ERSOY DEDE- Küçülmenin az çıkmasına seviniyorduk.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tartışılmaz şeylerdi onlar. Biz o dönemleri hatırlamak istemiyoruz, o iş bitti. Biz şimdi artık diyoruz ki; büyüyen bir Türkiye var, güçlenen bir Türkiye var ve bu da artık OECD’de G-20 ülkeleri arasındaki değerlendirmelerde şöyle grafiğe baktığımız zaman, o grafikte Türkiye’nin durumu ortada, ama bunu anlamak istemiyor. Ve şu anda bütün bu yatırımlar eğer sizin böyle bir büyüyen güçlü Türkiye olmasanız bu imkânlar olabilir mi? Yani ben bu konuda mesela çok daha teknik bir bilgiyi de verebilirim, o da şudur: Türkiye ekonomisinin şu anda ilk çeyrekte bu 7,4 büyüme kaydederek buraya gelmesi, tabii OECD, G-20, onlar da ortada. Yani ekonomimiz ilk çeyrekte gerek hane halklarının tüketiminde, gerekse yatırımlarda çok ciddi bir gelişime sahne oldu. Özel tüketimde yüzde 11’lik ve yatırımlarda yüzde 9,7’lik reel büyüme iktisadi aktivitede ne derece ciddi bir hareketlilik olduğunu ortaya açıkça koyuyor. Bunlar dünyanın birçok ekonomisinde zor rastlanan konulardır, rakamlardır. Türkiye ekonomisinin dinamizmini net bir şekilde kanıtlıyor, ispat ediyor. Özellikle yatırımlardaki ivme artışını, şimdi geliyorum aynı şeye, istihdama katkı, istihdamda bir defa çok ciddi bir sıçrama var ve ayrıca sürdürülebilir büyüme açısından da sevindirici buluyoruz, bu da ortada. Üstelik yatırımlarda son dönemlerde bir yandan inşaat, inşaatta ciddi bir hareketlenme var, diğer yandan makine ve teçhizatta da istikrarlı bir artış kaydedildiğini görmek, bunlar da bizleri memnun ediyor. Demek ki firmalarımız üretim kapasitelerini artırıcı yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. İstihdam verilerine baktığımızda da, ilk çeyrekte sınır dışı artışların devam ettiğine şahit oluyoruz. Ocak, Şubat ve Mart ortalaması verileri son 1 yılda tam 1 milyon 210 bin kişi yeni iş imkânı bulmuş vaziyette. İşte bunlar büyümenin nasıl geliştiğini, nasıl olgunlaştığını ortaya koyan, ispat eden şeyler.
ERSOY DEDE- İşadamlarına her konuşmanızda da bunu söylüyorsunuz zaten, istihdam konusunu.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ama Bay Kemal bunları anlamak istemiyor.
MURAT ÇİÇEK- Bununla ilgili belki ek bilgi olarak şunu söylemekte fayda var: Rakamlar en nihayetinde yalan söylemiyor, yani bu Türkiye’nin açıkladığı rakamlar değil. Söylediğinize ek olması bakımından aklıma geldiği için söylüyorum; Dünya Bankası da bir rakam açıkladı, bu da son 10 yılda Türkiye’nin yoksullukla mücadele eden ülkeler sıralamasında ilk 3’ün içerisine girdiği yönünde, yani yoksulluğu bitiren ülkeler sıralamasında 2000’li yıllardan 2017’ye geldiğimizde bayağı artı bir rakam olduğunu Dünya Bankası söylüyor. Dolayısıyla mesela muhalefetin söylediği mesele, her yer inşat yapıldı, yol yapıldı, ne var ki unda. Sadece inşaat ve yol yapmakla ekonomi düzelir mi? İstihdamı artırmak lazım gibi, elde olan verilere rağmen söylemleri var eleştirmek bakımından ya da muhalefet etmek bakımından Sayın Cumhurbaşkanım.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben şu anda size zaten istihdamı söyledim, yani 1 milyon 210 bin istihdam derken bunu söyledim. Ama bunun dışında da taşeronlar noktasında bütün o birikimleri ne yaptık? Sıfırladık. Bunlar şimdi neyi getiriyor? Onu getiriyor. Ve sizin söylediğiniz gibi 2002’de Türkiye öyle bir konumdaydı maalesef, çok berbat bur durumdaydı, ama şimdi Türkiye artık tamamen tırmanışa geçmiş vaziyette.
MURAT ÇİÇEK- Geçen sosyal medya hesabınızdan bir rakam açıkladınız, meydanlarda da söylüyorsunuz bunu zaten, 2000 yılının başında araç sayısından bahsediliyor, 357 bin, şu anda 1 milyon 900 bin seviyesine gelmiş.
Geçen arkadaşlarla konuşurken şunu söylüyorlardı: Bırakın bir arabayı bulmayı, her evde neredeyse 2 araba oldu. Bunu da nereden biliyoruz? AVM’lerde arabayı park edecek yerler bulunmuyor. Bu bir gelişmiş seviyesi midir, refah seviyesi midir? Bana göre elbette ki baktığınız zaman.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Murat Bey, bir defa bu söylediğiniz şey çok hassas, geçen yine dediğiniz gibi televizyon programında da bunu söyledim. Bir defa, evlerimizde buzdolabı filan hak getire, yoktu. Yani bizler giderdik yarım saat mesafeden buz alırdık. Böyle tük buzlar, onları böyle keserlerdi, biz de onu bağlarlar, onu alır eve gelirdik ve kovanın içinde o buzla soğuk su veyahut da soğutulması gereken ne varsa onunla yapardık. Nerede buzdolabı? Şimdi artık buzdolabında rekabet var, yani marka rekabeti var, bir de, aldım, 2 sene, 3 sene ben bu buzdolabını kullandım, şimdi daha yeni model değişti, hemen değiştiriyorlar, bunlara geldik. Bunları görmüyor musunuz arkadaş ya?
Fırın; ne fırını ya, fırın mı vardı eskiden? Kuzine kuzine, kuzineyle hem ısınıyorduk,
ERSOY DEDE- Tandır var, kuzine vardı yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir de o vardı. Ama şimdi fırında da aynı şekilde rekabet var, yani bu noktaya geldik.
Çamaşır makinesi, böyle bir şey mi vardı ya?
ERSOY DEDE- Leğende yıkardı annelerimiz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O kadar. Analarımızın çektiği çileler neydi ya. Ama şimdi merdaneli çamaşır makinesinden geçtik artık santrifüjlü çamaşır makinelerine. Nerelerden nerelere geldik. Ya bunlar Bay Kemal, görmüyor musun? Bay Muharrem, sen bunları hiç hatırlamıyor musun?
ERSOY DEDE- Murat sizin Twitter hesabınızdan bunu paylaştığınızı söyledi. Twitter hesabınızdan bir şey daha paylaştınız, yerli otomobil. Yani durduracaklarmış eğer iktidar olurlarsa, yani böyle bir hayalleri var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bakın Ersoy Bey, ben 5 tane babayiğidi buldum. Ben inanıyorum ki, milletim bize desteği verecek. Milletimin bize verdiği destekle… Biliyorsunuz bu Tesla marka var, Tesla, Elon Musk, bu ziyaretime geldi. Bu gerçekten çok farklı bir insan, müteşebbis ve onunla beraber, bu çalışmayı dedik yapar mıyız seninle de? Niye olmasın dedi. Ama bu arada bizim bu 5 tane babayiğit çıkıtı, onlar varız dediler.
Şimdi bunu ne zannediyor biliyor musun? Akaryakıtla çalıştırılacak araç.
ERSOY DEDE- Bunu bilmiyorlarmış, ne enteresan.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya bunlar neyi biliyor ki? Bunlar şimdi, mazot şu-bu filan. Kardeşim, biz şimdi burada, hani eksiden akü, şimdi burada batarda türüyle bunlar işletilecek ve bunların tabi belli bir süre şarj süreçleri var, bunlar için istasyonlar vesaire, bunlar olacak ve buralardan bunları yapacağız. Ve bununla beraber de, hemen süratle şu anda proje çalışmaları devam ediyor ve inşallah şöyle 2020-21, bilemediniz 22’de yerli, milli araçlarımızı piyasaya süreceğiz. CEO’sunu biliyorsunuz atadık ve CEO da çalışmasına başladı.
SİNAN BURHAN- Sayın Cumhurbaşkanım, sizin önemli projelerinden bir tanesi millet bahçeleri. Özelikle İstanbul’daki havaalanıyla ilgili olarak muhalefet partileri diyordu ki, burasını ya AVM yapacaklar, ya otel yapacaklar diyordu. Bu millet bahçeleri projesi ne durumda?
Bir de, sizin kıraathane projesiyle ilgili olarak Sayın İnce, işte kek bedava verilecek, çay bedava verilecek, proje bu mu dedi. Neler söylersiniz bu iki konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanım?
ERSOY DEDE- Dondurma da var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ersoy, şimdi sana burada bir dondurma verdik diye, orada dondurma isteme, o kadar da değil yani, maliyetleri yükseltme.
Şimdi bir defa şunu görelim: Bir; millet bahçeleri. Bilmiyorum rejide var mı? Millet bahçeleri olarak… Tabi Central Park yaklaşık 3 milyon metrekare civarında, ama bizim burası 12 milyon metrekare civarında olacak.
MURAT ÇİÇEK- Şu görüntüler efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Geldi.
MURAT ÇİÇEK- Devasa bir şey. Bir de sadece bu İstanbul’la ilgili değil, bütün illerle…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Her yerde olacak da, İstanbul’da da 5-6 noktada olacak. Burası tam böyle dört dörtlük en büyüğü. Ve bunların şu anda hepsi hamdır, üzerinde bunların mimar arkadaşlar, hepsi çalışmalarını yapıyorlar. Şu güzelliği görüyor musunuz? Bu daha ilk hali.
ERSOY DEDE- Yavaş yavaş sona geliyorsak, bir cümle şeyi soracağım…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir dakika, dur bakalım, bitirelim şunu ya.
Şimdi bu millet bahçesiyle, hani İstanbul beton beton beton deniyor ya, biz şimdi yeniden bu işi yeşillendirmeye, çimlik alanlar. Yani anne alacak çocuğunu beyefendiyle beraber gelecekler, yatacakla, yuvarlanacaklar, top oynayacaklar vesaire vesaire.
Şimdi bunan nerede kanaat getirdi? Şimdi bu Ramazan’da Yenikapı’da bir programa geliyorum, gelirken tabi baktım yol kenarında çimenlerin üzerinde herkes mangal yapıyor. Arkadaşlara dedim ki, şöyle bir yaklaş bakalım, dur dedik. Durdu, indim, tabi hepsi sağ olsun yaklaştılar filan-falan, resim çektirelim, şu-budur, filan-falan. Bir taraftan onlarla resim çektirirken orada aklıma geldi, ya biz bunu niye yapmıyoruz.
ERSOY DEDE- Millet bahçelerinde mangal olacak mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onlar için mangalları yapacakları özel ocaklar var, onları yaptığınız zaman belli köşelerde, onu o şekilde yapmak suretiyle o sorun rahatlıkla çözülebilir ve bunu da bizim yapmamız gerekiyor. Ve bütün mesele, o yeşilin Central Parkın 3-4 katı olması. Öbür tarafta tabi Hyde Park var, o da 1.700 civarında, onu da aşacağız.
Benim bütün arzum, gönlüm, benim milletim, anne, baba, çocuklar, hep beraber bu tür yerlere gelip eğlenebiliyor mu? Çocukluğumuzda bu tür imkânlarımız vardı, ama bu imkânlar ortadan kalktı. Şimdi biz bu imkânları yeniden tesis edelim istiyoruz. Ve bunların bir kısmında müzeler de yapacağız, arazinin müsait olduğu yerde yeraltında müzeler, o müzelerde de gelip yine tarihini, medeniyetin görsün. İşte aynen bu millet kıraathaneleriyle onları da yine bu noktada tam manasıyla örtüşen adımlar, bunları da yapacağız.
ERSOY DEDE- Bir cümle…
MURAT ÇİÇEK- Bir şeyi ben sorayım, ondan sonra bir cümle şansı vereceğim.
Tabi burada şunu söylemekte fayda var: Şimdi ağaç diyorsunuz, yeşil diyorsunuz, aslında kendisini sol olarak nitelendiren ve Gezi Parkında bir ağaç ortaya çıkan insanların, bu millet bahçesi, stadyumların parka çevrilmesi hadisesini avuçları patlarlacasına alkışlamaları gerekiyor, öyle değil mi? Yani bunların hassasiyetleri buydu, ama şu anda gördüğümüz kadarıyla ölü taklidi yapıyorlar, ses, seda yok, yani bununla ilgili hiç konuşulmuyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Millete bakalım, ben millete millet bahçesi dediğim + anda alan ayağa kalkıyor. Şimdi sandık ne diyecek?
Mesela millet kıraathanesi dediğim zaman, yine bakıyorum daha yeni yeni çünkü onu da şey yapıyorlar. Burada millet kıraathanesinin şeyi var mı sizde?
MURAT ÇİÇEK- Var efendim. Görüntülerini arkadaşlar, hemen verelim onu da.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu arada bir nokta geldi, o notu açıklamakta fayda var. Filistinli sivillerin korunmasıyla ilgili Güvenlik Konseyinde ABD’nin veto ettiği karar tasarısı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 120 oyla kabul edildi, 8 ret, 45 çekimser.
SİNAN BURHAN- Bu Türkiye’nin başarısı değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Eyvallah. Amerika yine hüsrana uğradı.
ERSOY DEDE- Bir cümle şeyi soracaktım Sayın Cumhurbaşkanım, siz eve girdiğinizde Sümeyye Hanımla Selçuk Beyin dünya güzel kızları Canan Aybüke sarıldı boynunuza dedeciğim diye. Daha birkaç aylık galiba? Allah bağışlasın, maşallah, çok tatlı. Bütün bu koşuşturmalar arasında, sizin torunlarınıza ne kadar düşkün bir dede olduğunuzu da biliyoruz, çok özlüyor olmalısınız, öyle değil mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olsun bugün işte gerek kızıma, gerek Selçuk Beye, gelin beraber şu Trabzon, Rize seyahatini yapalım, Ovit Tünelini beraberce yapalım, Bu ara işte bak evimizde de bir çekim var, o çekimde de beraber oluruz, ben de Aybüke’mi orada bir görme imkânım olur dedim.
ERSOY DEDE- Çok güzeldi maşallah, o görüntü hiç gözümün önünden gitmeyecek.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O şimdi tabi bize ayrı bir sinerji veriyor, ayrı bir güç veriyor.
ERSOY DEDE- Bütün yorgunluğunuzu almış olmalı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Elhamdülillah, programa da onun için böyle dinamik girdim.
MURAT ÇİÇEK- Efendim, hani şey derler ya, sohbetinize doyum olmuyor, kapatmak durumundayız, artık gece saat 1’e geldi, sahur hazırlıkları da var…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayırdır ya, ne kadar oldu?
MURAT ÇİÇEK- Efendim, 1,5 saati geçti, 2 saate yaklaştı neredeyse.
Son sözleriniz, mesajlarınız varsa. Çok kritik gün, şunun şurasında çok fazla bir şey kalmadı seçimlere bayramdan sonra olacak. Hem bayramla ilgili ve seçimle ilgili son mesajınız varsa.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu akşam galiba Fenerbahçe Doğuş Tahincioğlu’nu yendi, yenerek de…
ERSOY DEDE- Tofaş’ı yendi efendim, Tahincioğlu Liginde Tofaş’ı yendi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ve şampiyon oldu. Onun için de tabi onların da şampiyonluklarını bu vesileyle kutlamış oluyoruz, tebrik ediyoruz.
Bugün de Yalova’dayım, Yalova mitingini de çok çok önemsiyorum. Akşam İstanbul’da sivil toplum kuruluşlarıyla biraraya geleceğim, onlarla bir iftarım var. Ve bundan sonraki tabi artık günlere giriyoruz…
ERSOY DEDE- Bayramda neredesiniz efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bayramda da yine programlarım var, böyle bayram tatili filan diye bir şey yok.
MURAT ÇİÇEK- Bayramın üçüncü gününde İstanbul’da büyük miting var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İlçeleri dolaşacağım. Ama üçüncü gün büyük İstanbul mitingimiz var…
MURAT ÇİÇEK- Pazar günü, son Pazar, ondan sonraki Pazar seçim zaten.
SİNAN BURHAN- Bu arada Anadolu’daki medya mensubu arkadaşlarımızın da selamlarını iletmek istedim. Anadolu medyası da yayındaydı efendim, onu da belirtmek isterim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben de Anadolu’daki tüm medya mensuplarına Rize’den en kalbi duygularla selamlarımı sevgilerimi yolluyorum, birliğiniz, beraberliğiniz daim olsun diyorum. Ve inanıyorum ki bu dayanışmamız, bu birliğimiz, bu beraberliğimiz, bu yanlış zihniyetlere de inşallah ülkemizde bir iktidar imkânı vermeyecektir, çünkü çok yalan söylüyorlar, bu yalanlar beni bıktırdı.
Mesela ne diyor, çok ilginç, burs meselesinde vereceğim diyor. Sanki ben burs vermiyorum. Ya biz geldiğimiz zaman üniversite öğrencisinin aldığı burs 45 liracıktı…
MURAT ÇİÇEK- Bu arada belediye burslarını kendileri kaldırmadılar mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani Anayasa Mahkemesine başvurarak belediyelerin, ki ben de Belediye Başkanlığı yaptığım dönemde bunu yaşadım, belediye burslarını da onlar kaldırdı.
Ve çok ilginç, bakın burada onu da söyleyeyim, yüksek lisans 940 lira, doktora öğrencilerine 1410 lira biz burs veriyoruz şu anda. İnanın bundan bunların haberi yok. Ama geldiğimiz zaman bu 45 liraydı, oradan buraya bunu çıkardık. Ve yurt dışına öğrenci gönderme noktasında da, orada da 1929’dan 2002’ye kadar 73 yılda yurt dışına yüksek lisans ve doktora için gönderdiğimiz öğrenci sayısı 9540.
ERSOY DEDE- Maşallah.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Maşallah değil, dur bakalım. 2003, biz geldik, 2018 arasında ise 9187. Bakın bu kadar kısa sürede biz 9187 gönderiyoruz, onlar 9540’ı 73 yılda gönderiyorlar. Bitmedi, yurt dışı bursları için 2002’de ayırdığımız bütçe 48 milyon TL. 2018’de ayırdığımız bütçe 390 milyon TL. Bu yıl toplam 1200 öğrenciyi burslu olarak yine yurt dışına gönderiyoruz.
ERSOY DEDE- Buna maşallah.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Eyvallah. Ama Bay Muharrem’in bunlardan haberi yok. Böyle koşturuyoruz biz. Kurulan, açılan bu yurtlar, üniversiteler, artık Türkiye’de üniversitesi olmayan ilimiz yok. Ve bir de geçenlerde üniversiteleri ücretsiz yapacağız. Ya üniversiteler ücretli mi? Bütün devlet üniversiteleri bir defa ücretsiz, haberi yok. O varsın fizik öğretmenliğine devam etsin ya.
SİNAN BURHAN- Bütün öğretmenleri atayacağız diyor, öyle bir şey…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bay Kemal’in palavralarından bir tanesi de bu, neyi atıyorsun ya? İhtiyacın olduğu yere bunu atarsın, yöneticilik budur, sevki idare budur. Şimdi mesela biz bu yıl, bugün bir kızımız oradan bir kâğıt açtı, kart açtı. Kızım dedim, onu Bay Kemal yapsın. Ama biz bu yıl 20 bin öğretmen atayacağız, niye aldatalım sizi. Bu sefer alkışlamaya başladı. Yani gerçekçi olmamız lazım. Ekonomide bir kaide vardır; yatırım fizibıl olan alana yapılır. Bizde bir defa burada ihtiyaç varsa oraya yatırım yaparız. Kadro şişkinliği denilen olaya fırsat vermemek gerekir. Kadro şişkinliği olmadan ha ne kadar ihtiyacım var benim, bu kadar, onu almalıyız. Ve biz hiçbir dönemde alınmayan öğretmen aldık ya. Yine alacağız, ama ihtiyacımız miktarında alacağız.
Çok teşekkür ediyorum.
Ekranları başında bizi izleyen sevgili halkıma en kalbi duygularda selam, sevgilerimi gönderiyorum. Bayramlarını tebrik ediyorum.
Aman ne olur sandıklar ihmal edilmesin. Bayramı her zaman yaparız, ama sandığı her zaman karşımızda bulamayız. Ve bu vesileyle bayram için memleketlerine gidenler-gelenler, aman gece yolculuklar dikkat, bu seyahatlere dikkat. Bu kazaları görmek, duymak istemiyoruz, gerekirse bir hafta gitmesinler. Şu seçimi de hayırlısıyla atlatalım. Bu seçimden sonra inşallah bayram ziyaretlerini, tatil ziyaretlerini gerçekleştirirler.
Allah’a emanet olsunlar.
MURAT ÇİÇEK- Çok teşekkür ediyoruz efendim. Ağırladınız, yayınımıza katıldınız, şeref verdiniz, bizi de burada baba evinde, baba ocağında ağırladınız. Tekrar teşekkür ediyoruz katıldığınız için.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun.
MURAT ÇİÇEK- Ersoy Dede, Sinan Burhan; sizlere de çok teşekkür ediyoruz.
24, 360 ve Anadolu Yayıncılar Birliği’nin ortak yayınıyla Türkiye genelinde Sayın Cumhurbaşkanını Rize’den baba evi Güneysu’dan biz ekranlarımızda ağırladık, ama kendisi de bizi evinde ağırladı.
Bir başka programda görüşmek üzere, hepinize iyi geceler diliyoruz efendim.