Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Kasimpasa Tüneli’nin açilis töreninde yaptigi konusmanin tam metni

 

Sevgili İstanbullular, değerli kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Açılışını yaptığımız semtimin en hassas noktası diyebileceğimiz Kasımpaşa-Hasköy Tünelinin İstanbul’umuz, ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum.

Bu tünelin projesinden inşasına kadar tüm safhalarda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. İstanbul’a kazandırdıkları bu hizmet için Başbakanımız Binali Yıldırım’a, Ulaştırma Bakanımız Ahmet Arslan’a, eski Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’a, Büyükşehir Belediye Başkanımız Mevlüt Uysal’a, yüklenici firma yöneticilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Kasımpaşa-Hasköy bölümü, İstanbul trafiğini rahatlatmak için başlattığımız 16 tünel projesinin en önemli etaplarından biridir.

Evet, 7 tepeli İstanbul’u 16 tünelle tepelerin altından birbirine bağlıyoruz. Ferhat gibi dağları, tepeleri delerek dünyanın incisi bu güzel şehri hepimiz için daha yaşanabilir hale getirmenin gayreti içindeyiz. İstanbul trafiğinde araç kullanan ve yolculuk eden herkes tünellerin ne büyük rahatlık sağladığını gayet iyi biliyor. Hizmete girenler ve inşası sürenler yanında yeni projelendirilen tünellerle İstanbul için toprağın altında yepyeni bir ulaşım alternatifi oluşturuyoruz, daha önce böyle bir şey yoktu. Metro projeleriyle birlikte olayı ele aldığımızda üstü ayrı bir güzel, Boğazı ayrı bir güzel, Haliç’i ayrı bir güzel, Marmara ve Karadeniz’i ayrı bir güzel İstanbul’un toprağının altını da güzelleştiriyoruz.

Aslında Karaköy-Beyoğlu arasındaki tünel dünyanın ilk metro hatlarından biridir. 1875 yılında hizmete giren bu tünelin devamını getiremediğimiz için İstanbul yakın zamana kadar tarihi ve doğal güzellikleriyle, özellikle trafik çilesiyle meşhur bir kent olarak hafızalarda kalmıştır. Biz işte aradaki bu büyük boşluğu doldurmak için geceli-gündüzlü bir çalışma içindeyiz. Şu ana kadar tünellerde 17 kilometreyi bulduk. Metroda 160 kilometreyi bulduk. Hedefimiz, 2020’ye girerken tünellerde 68 kilometreye, metroya 355 kilometreye ulaşmaktır. Daha sonrası için de 120 kilometre yeni tünel, 650 kilometre de yeni raylı sistem projemiz vardır. Böylece 190 kilometreyi bulan tünel ve 1000 kilometrelik raylı sistem uzunluğuyla İstanbul’u dünyanın en yaygın ulaşım ağıyla donatmış olacağız.

Kardeşlerim; tabii tek İstanbul sevdalısı biz değiliz, onu da çok iyi biliyorum. Sanatçılar en güzel eserlerini İstanbul için vermişlerdir. En güzel şarkılar İstanbul için yazılmıştır, en güzel şiirler İstanbul’a adanmıştır, en güzel resimler İstanbul’u anlatmıştır. Şöyle şairlerin diliyle bir özetlemek gerekirse;

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değdiği İstanbul. Gözleri kapalı dinlediğim İstanbul. Adını göklere yazarsam düşlerimden mehtabının kaybolacağından korktuğum İstanbul. Benim zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim İstanbul. Güzeli şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar İstanbul. Bir kanat vuruşunda bulutlarda, bir süzülüşte vatanımız dalgalarda olduğumuz İstanbul. İki kıtadaki insanlar gibi sarmaş dolaş olacak semtleriyle bizi kucaklayan İstanbul. Sana geldim, içim umutlarla dolu, beni sarhoş etme ne olur İstanbul. Seni görüyorum yine gözlerimle kucaklar gibi uzaktan dediğimiz İstanbul. Rumeli Hisarında oturup bir türkü tutturduğumuz İstanbul. Daha öte rahmetli Aşık Veysel gibi, seversen olayım yârin İstanbul.

Evet, İstanbul işte böyle büyülü bir şehirdir. Bu şehirde doğmuş olmaktan, bu şehirde büyümüş olmaktan, bu şehirde bedenimi, ruhumu, kimliğimi keşfetmiş olmaktan, bu şehirde nice güzel insanları, nice sadık yoldaşları tanımış olmaktan ve bu şehre hizmet etme şerefine nail olmaktan, bu şehirden aldığım feyz ve güçle Türkiye’ye hizmet etmiş olmaktan, bu şehirden aldığım ilham ve özgüvenle dünyanın her köşesinde ülkemi temsil etmiş olmaktan, işte içinde doğduğum Kasımpaşa’dan dolayı da özellikle bunu burada iftiharla ifade ediyorum. Velhasıl kaderimin Kasımpaşa’da ve İstanbul’da yazılmış olmasından dolayı çok bahtiyarım. Rabbim herkese böyle bir sevda nasip etsin diyorum.

Kardeşlerim; Belediye Başkanı olarak bizi seçtiğiniz günden itibaren İstanbul’a hizmet ettik. Milletimiz bize Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı vazifelerini tevdi ettiği günden bu yana hizmet etmenin de hep gayreti içinde olduk. İstanbul’un ulaşım sıkıntısı çözmek için verdiğimiz mücadeleyi diğer 80 vilayetimize de teşmil ettik. Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizdeki bölünmüş yol uzunluğunu 6100 kilometreden 19900 kilometre ilaveyle 26 bin kilometreye çıkardık; bak nereden nereye. 6100 kilometre bu ülkede 79 senede yapıldı. Biz buna işte dikkat edin, bu ilaveyi ne kadar zamanda yaptık? 15 senede yaptık. 19900 kilometreyi 15 senede yaptık. Bizim iktidarımızın gücü bu, aradaki fark bu. Hepsini toplasan bizimle mukayesesi kabil değil. Otoyol uzunluğunu 945 kilometre ilaveyle 2660 kilometreye ulaştırdık. Göreve geldiğimizde 81 vilayetimizde sadece 6 tanesi bölünmüş yolla birbirine bağlıydı şehirlerimizin. Bugün 76 şehrimiz bölünmüş yollarımızla birbirine bağlı. Kalan 5 şehir arasındaki çalışmalar da bizden kaynaklanmayan sebeplerle gecikti, onu da halledeceğiz. En kısa sürede onlar da bölünmüş yola kavuşacak. Biz Hükümete geldiğimizde ülkemizde toplam uzunluğu 50 kilometre olan 83 adet karayolu tüneli vardı. Bugün toplam uzunluğu 433 kilometreyi bulan 341 karayolu tüneline sahibiz.

Türkiye yüksek hızlı tren diye bir kavramla ilk defa bizimle tanıştı. Bizimden önce Türkiye’de yüksek hızlı tren yoktu. Niye? Çünkü bunlar yolun medeniyet olduğunu bilmiyordu. Ama biz su medeniyettir dedik, yol medeniyettir dedik bu adımları attık. Halen 1213 kilometre uzunluğundaki hızlı tren hatları Ankara, İstanbul, Eskişehir, Konya arasında hizmet veriyor, var mıydı böyle bir şey? Yok. Ankara-Sivas ve Ankara-İzmir başta olmak üzere çok sayıda istikamette hızlı tren hatlarının inşası da şu anda sürüyor.

Hava taşımacılığı da ülkemizin ulaşımında gerçekleştirdiğimiz bir başka devrimdir. Biz geldiğimizde kaç tane havalimanı vardı? 26. Biz bunu 55’e çıkardık. Uçak sayımız 150 idi, şimdi 517. Ve dünyada en fazla noktaya uçan 1 numaralı hava yolu Türk Hava Yolları, 1 numara. Yolcu sayısını 34 milyondan 193 milyona yükselterek hava yolunu halkın yolu haline getirdik. Artık eski lüks otobüslerle seyahat ediyorduk değil mi, şimdi o lüks otobüslerle yolculuk eden benim vatandaşım rahatlıkla uçakla gidebiliyor mu? Bak nereden nereye geldik. Geldiğimiz 1 tane hava yolu vardı, Türk Hava Yolu, ama şimdi aklımda kaldığı kadarıyla 6 tane hava yolu var, rekabet orada da var.

Dikkat ediniz, bunlar sadece ulaşım alanındaki hizmetlerimizden bazıları. Eğitimden sağlığa, enerjiden sulamaya, tarımdan sosyal yardımlara kadar diğer alanları da hesaba kattığınızda 15 yılda 3,5 kat büyümüş, zenginleşmiş, güçlenmiş bir Türkiye manzarasıyla karşılaşıyoruz. Bugün Türkiye hiçbir telkine, hiçbir tehdide, hiçbir gizli-açık ambargoya aldırmadan savunmadan ekonomiye kadar her alanda milli politikalarını hayata geçirebiliyorsa, arkasında işte böyle bir tablo olması sebebiyledir. İnşallah 2023 hedeflerimize ulaşarak bu tabloyu çok daha güçlü hale getireceğiz.

Kardeşlerim, ülkemizin kat ettiği mesafe bizi ve dostlarımızı sevindirirken, anlaşılan o ki birilerini de fena halde kaygılandırıyor, düşündürüyor. Bunun için de önümüze dünyaya telkin ettikleri tüm değerleri ayaklar altına alma pahasına, akılla, izanla, insafla bağdaşmayacak engeller çıkartıyorlar. DEAŞ tehdidini öne sürerek bölgenin altını üstüne getiren, taş üstünde taş bırakmayanlar Türkiye’nin Fırat Kalkanında DEAŞ’a tarihinin en büyük darbesini vurmasının ardından bambaşka yerlere savruldular. Fırat Kalkanı harekâtında 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Ve enteresan olun şu: 2 bin kilometrekarelik alanda Türkiye’ye gelen mültecilerden 100 bini ne oldu? Tekrar geri döndüler, kendi topraklarına döndüler ve orada onlara biz şimdi aynı zamanda insani hizmet de veriyoruz. Okullarını yaptık, sağlık ocaklarını yaptık ve onlara orada bu imkânları sağladık. Niye? Olaya insani bakıyoruz. Fırat Kalkanı sırasında bölgede bulunan DEAŞ’lı sayısının 400-500’den bir anda 3 bine nasıl çıkabildiğinin sebebini dillendirmiyoruz bile. Ama Rakka’da sıkıştırılan DEAŞ’lıların kamyonlarla diğer bölgelere nasıl taşındığını tüm dünya gördüğü için herhalde ifade etmekte beis yoktur.  Suriye’de savaşabilecek durumda DEAŞ’lı kalmadı, ama bu bahaneyle ülkeye hala silah yığılmaya devam ediliyor. Bölücü terör örgütünün özellikle kendisini terör listesine alanlar, aynı örgütün tamamen göz boyama kabilinden harf değişikliğiyle faaliyet yürüten unsuruyla kol-kola yürüyor. Biz bunu ifade ettiğimizde de, bunlar bizim partnerimiz diyerek tepki gösterme yoluna gidiyorlar. Yani kendilerini överken kabahatlerini ikrar ediyorlar.

Suriye’deki terör örgütünün patronunun Kandil olduğunu dünyanın tamamı gördüğü halde, bunu sadece bir müttefikimiz kabul etmiyor. Unutmayın, güneş balçıkla sıvanamayacağı gibi, bu hakikatler de inkârla ortadan kalkmaz.

Türkiye, kendi güvenliği ve kardeşlerinin huzuru için üzerine düşenleri yaparken, elbette bunu müttefikleriyle birlikte hayata geçirmek ister. Ülkemizin hiçbir devlete, hiçbir uluslararası kuruma karşı özel bir husumeti yoktur. Biz sadece kendi istiklalimizi ve istikbalimizi güvence altına almanın peşindeyiz. Sınırlarımızın ötesinden topraklarımıza roketle, silahla, bombayla yüzlerce, binlerce taciz yapılırken, bu saldırılar yüzünden vatandaşlarımız camilerde, evlerinde, iş yerlerinde, sokaklarında hayatlarını kaybeder, yaralanıp huzursuz olurken bizim ne yapmamızı bekliyorlar acaba? Bu PYD, YPG, DEAŞ, bunlar dinsiz, kitapsız, Allah’sız terör örgütleri. Ve bunlar camide namaz kılan, namaz esnasında şehit olan kardeşlerimi nereye nasıl izah edecekler? Aynı şeyde Batı, Batıda şu anda bu PYD, YPG, bu terör örgütleri, DEAŞ camilerimizi yakıp yıkıyorlar. İşte Almanya’da son gelişmeler, Almanya daha neyi bekliyor? Polislerinin güvencesi altında orada bizim vatandaşlarımıza saldırılıyor, camilerimize saldırıyor, Alman polisi hala neyi bekliyor? Belçika’da aynı şeyler yapılıyor. Bunları dillendirdiğimiz zaman rahatsız oluyorlar. Aynı şeyler acaba Türkiye’de olsa dünyayı ayağa kaldırırlar ya. Burada herhangi bir kiliseye karşı böyle bir şey yapılsa, benim polisim de bunu izlese, seyretse, acaba dünya buna ne der? İşte son gelişmeler ortada. Bak şurada son 1 hafta, 10 gün içerisinde Almanya’da camilerimize yapılan saldırılar, kundaklamalar hiçbir şeyle izah edilmez. Hannover’den Türkiye’ye hareket edecek bir uçakla yolcularımıza, Türklere karşı orada bu teröristler saldırıyor, polis de onları izliyor. Bunlar söylendiği zaman, uyarıldıkları zaman işte yaptık, yapıyoruz, neyi yapıyorsunuz ya, her şey ortada. Bizim kusura bakmasınlar, elimiz böğrümüzde oturup bekleyecek halimiz yok. Türk milleti tarihinin hiçbir döneminde böyle bir zillete teslim olmamıştır. Bize dostluk elini uzatana biz kucağımızı açarız. Bizden yardım isteyene biz ekmeğimizi böler veririz. Ama bize saldıran, istiklalimize ve istikbalimize kasteden hiç kimsenin de gözünün yaşına bakmayız. Bu terör örgütünün adı ister FETÖ olsun, ister DEAŞ olsun, ister PKK olsun, ister PYD-YPG olsun, hangi farklı isimlerle karşımıza çıkarlarsa çıksınlar fark etmez. Allah’ın izniyle hepsinin üzerinden de silindir gibi geçeriz.

Şu anda 8 gün içerisinde hamdolsun 394 teröristi etkisiz hale getirdik ve bu 394 teröristin dışında Özgür Suriye Ordusu ve bizim şu andaki askerlerimizde 16 kaybımız var. Bunlar hem teröristin yanında durup, hem de aman ha bizimkilere bir şey olmasın demek suretiyle hala kendilerine göre istikamet çiziyorlar. Islanmak istemiyorsanız, yağmurun altında durmayacaksınız. Bununla ilgili bizim bir atasözümüz var; zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına. Evet, bu coğrafya öyle bir yerde ki herkes bahtına çıkana razı olmak zorundadır. Biz bin yıldır yaşadığımız coğrafyamızın ve kader ortaklığı yaptığımız kardeşlerimizin huyunu-suyunu çok iyi biliriz. Buralardaki geçmişi 1 asrı ancak bulanlar da yavaş yavaş öğrenecekler. O güne kadar durmak yok, mücadeleye devam.

Kardeşlerim; Türkiye çok uzun bir dönem kendi iç meseleleriyle, iç çatışmalarıyla gerçekten çok zaman kaybetti. Bu durum hem demokrasi, hem de ekonomi alanında altın kıymetinde fırsatların kaçırılmasına yol açmıştır. Ülkemizin son 15 yıldaki kazanımlarından biri de, hangi sorunlarla uğraşırsa uğraşsın, demokrasi ve ekonomi konusundaki hedeflerinden asla vazgeçmiyor, uzaklaşmıyor oluşudur.

İşte bugün bir yandan Zeytin Dalı Operasyonunu yürütüyor, diğer yandan pek çok uluslararası meseleyi göğüslüyor, aynı zamanda da Kasımpaşa-Hasköy Tünelinin açılışını yapıyoruz. Yatırımlarımız bir taraftan devam edecek, durmayacağız. Hemen İstanbul’un kuzeyinde dünyanın en büyük havalimanının inşası büyük bir hızla sürüyor, inşallah bu yılsonu oranın açılışını yapacağız, dünyanın 1 numarası, bilemedin 2 numara.

Kanal İstanbul Projesi, az önce Sayın Başbakan da ifade etti, inşallah onun da ihalesi bu yıl içinde yapılıyor. Diğer aşamalar da inşallah süratle tamamlanıp inşaata geçilecek.

İstanbul-İzmir Otoyolu etap-etap hizmete giriyor. Şu ana kadar 433 kilometrelik yolun 219 kilometresi ve en önemli kısımlarından biri olan Osman Gazi Köprüsü tamamlandı. Artık İstanbul-Bursa 1 saat, bilemedin 1 saat 15 dakika, bu hale geldi. Eskiden ne çileydi o. AK Parti iktidarı demek, huzur iktidarı demektir, refah iktidarı demektir.

İşte şimdi 1915 Çanakkale Köprüsünün temelini geçtiğimiz yıl attık. En geç 2023 yılında onu da hizmete açıyoruz. Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu gibi İstanbul’u yakından ilgilendiren projeler süratle devam ediyor.

Bunların dışında ülkemizin dört bir yanında her alanda yapılan çok ciddi, çok önemli yatırımlar var. Kiminin inşası sürüyor, kiminin projesi hazırlanıyor, kiminin fizibilitesi yapılıyor. Ekonomide büyümeden ihracata, istihdamdan borsaya kadar her konuda birbiri ardına güzel haberler alıyoruz. Velhasıl Türkiye arı gibi çalışıyor üretiyor. Biz de bu sürecin önünü açmak, milletimize hizmet etmek için gece-gündüz gayret ediyoruz.

Biraz sonra buradan Kocaeli’ne hareket ediyoruz. Yarın Amasya’da ve Çorum’da olacağız. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu güzel süreci 2019 yılında taçlandıracak ve her alanda çok daha büyük ufuklara yelken açacağız.

Evet sevgili hemşehrilerim, bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız Kasımpaşa-Hasköy Tünelinin şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah yakın bir zamanda meşhur Camialtı Tersanemizin de değişimini göreceksiniz ve bu tersane de bu bölgeye değil Türkiye’ye büyük bir hava katacak. Çok güzel bir değişimi de orada yaşayacağız.

Bu güzel hizmetlerin İstanbul’umuza kazandırılmasında emeği geçenleri tekraren Başbakanımız, bakanlarımız, Hükümetimiz olmak üzere, belediye başkanlarımız olmak üzere tebrik ediyorum, sizlere sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.