Cumhurbaskani Erdogan’in Kinaliada Korveti Denize Indirme Töreninde yaptigi konusmanin tam metni
Savunma sanayi ve gemicilik sektörümüzün kıymetli temsilcileri; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Denize iniş törenini gerçekleştireceğimiz Kınalıada ve inşa başlangıcı törenini gerçekleştireceğimiz İstanbul gemilerimizin ülkemize, milletimize ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu gemilerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen ve geçecek olan herkese şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.
Bilindiği gibi MİLGEM Projesi kapsamında inşa edilen ilk milli savaş korvetimiz Heybeliada, az önce de ifade edildiği gibi 6 yıldır, ikinci korvetimiz Büyükada ise 4 yıldır denizlerimizdeki görevlerini başarıyla icra ediyor. Gemilerimizin donanmamızın harekât kabiliyetine sağladığı önemli katkılar, projenin ne kadar isabetli olduğunu ortaya koyuyor. Geçen yıl Haziran ayında denize indirdiğimiz üçüncü gemi Burgazada’nın donatım ve test faaliyetleri ise şu an sürüyor. İnşallah önümüzdeki yıl hizmete girecek Burgazada’yı 220’de Kınalıada takip edecek. Bu gemilerimizin de devreye alınmasıyla denizlerdeki gücümüz daha da artacak.
Değerli dostlar, bilginin çok hızlı bir şekilde yayıldığı, bilgiye ulaşımın her geçen gün kolaylaştığı bir yüzyılda yaşamanın sağladığı avantajları çok iyi değerlendirmek zorundayız. Bu konuda devlet kurumlarından özel sektörümüze, sistem tedarikçilerinden KOBİ’lerimize kadar tüm kuruluşlarımıza büyük görevler düşüyor. Çok iyi biliyoruz ki gerek milli savunma ve güvenlik ihtiyaçlarımızın karşılanmasında, gerekse uluslararası camiadaki sorumluluklarımızın yerine getirilmesinde teknolojik bağımsızlığın önemi her geçen gün daha da artmaktadır.
Savunma sanayinde takip eden değil takip edilen, tüketen değil üreten, yeniye öncülük eden bir üst aşamaya artık geçmemiz gerekiyor. Bununla birlikte burada bir hususu özellikle belirtmek istiyorum. Herhangi bir alanda muadil ürünler ve projeler arasında mutlaka kendi firmalarımızı, kendi milli kuruluşlarımızı tercih etmek durumundayız. Acil ihtiyaçları karşılayacak kadarını dışarıdan temin yoluna gitsek bile, planlarımızın omurgası mutlaka milli imkânlara dayanmalıdır. Gerekirse zaman ve maliyet konusunda dahi fedakârlık yaparak bu yolu izlemek mecburiyetindeyiz. Açık konuşuyorum; şayet 15 yıldır bu yöntemi takip etmiyor olsaydık, bugün ülkemize uygulanan örtülü ambargolar sebebiyle terörle mücadelemizi de, sınır dışındaki operasyonlarımızı da yürütemez hale gelmiştir. Bunun için savunma sanayi alanında faaliyet gösteren firmalarımızın desteklenmesine yönelik çalışmaların stratejisini gözden geçirmek durumundayız. Yaşanan tıkanıklıkları, sıkıntıları, sorunları çözecek küçük-büyük demeden bu alanda fikri projesi olan herkesi destekleyecek bir sistemi süratle tesis etmeliyiz.
Zaman zaman girişimcilerimizin şevkini, azmini, cesaretini kıran kimi umursamazlıktan, kimi rekabette taraf tutmaktan kaynaklanan, ama kimi de buram buram art niyet kokan olumsuzlukların haberlerini alıyorum. Sebebi ne olursa olsun Türkiye’nin savunma sanayindeki atılımları engellemeye yönelik tutumlara müsamaha göstermemiz kesinlikle söz konusu olamaz. Böyle bir tavır içine girenler karşılarında bizzat bizi bulurlar. Ülkemiz ve milletimiz için çalışan, bu arada elbette kendisi de kazanan, gerçekten işinin ehli, gerçekten üretken, gerçekten samimi tüm girişimcilerimiz, tüm firmalarımız yanlarında bizim olduğumuzu bilmelidir. Her zaman söylediğim gibi iddia sahibi olmak, imkân sahibi olmayı gerektirir. Türkiye kendisi ve tüm soydaşları, kardeşleri, dostları için büyük iddiaları olan bir ülkedir. Bu iddiaları hayata geçirebilmemiz için öncelikle savunma sanayi imkânlarımızı en üst düzeye çıkarmamız şarttır. Geçtiğimiz yıl bu alanda 5 milyar dolarlık üretim ve 1,6 milyar dolarlık ihracat gücüne erişmemiz önemli olmakla birlikte, henüz hedeflerimizin çok gerisinde olduğumuz bir gerçektir. 2023 yılında savunma sanayinde dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ülke olarak adımları daha hızlı atmamız gerekiyor.
Değerli misafirler; askeri gemi inşası, hele hele denizaltı inşası savunma sanayi alanında iftihar verici başarıyı ortaya koyduğumuz bir alandır. Ülkemiz hâlihazırda dünyada bir savaş gemisini milli olarak tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyor. Tamamen milli olarak tasarlanmış MİLGEM Projesinde yüzde 65’in üzerinde bir yerli katkı oranı sağlandı. Başbakanlığım döneminde bunun ilk adımlarını attığımız ve bugün süratle gelişmekte olan MİLGEM Projeleri şunu bilmeliyiz ki artık süre itibariyle daha da kısa zamanlarda gerçekleşme fırsatını bulacaktır. Bu projede gemilerin inşası ve tesisi, 50’in üzerinde yerli kurum, kuruluş ve firmanın katılımıyla yürütülüyor. Proje kapsamında yerli imkânlar ile geliştirilen birçok sistem ve ekipmanın denizcilerimiz tarafından memnuniyetle kullanılıyor olması bizleri ayrıca gururlandırmaktadır.
Savunma Sanayi Müsteşarlığımız öncülüğünde yürütülen MİLGEM, devlet kuruluşları, üniversiteler, özel sektör ve KOBİ’lerin işbirliğiyle başarıya ulaşan örnek bir projedir. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan sorunlar, milli savunma sanayimize gösterdiğimiz özenin ne denli doğru olduğunu gösteriyor. Burada olduğu gibi ülke güvenliğimiz açısından kritik önemi olan projelerin sayılarını artırarak sürdüreceğiz. Savaş gemileri konusunda özel sektör ve askeri tersanelerde tamamlamış olduğumuz 14 adet projemiz bulunuyor. Önümüzdeki senelerde sözleşmesi imzalanacak 10 adet projemiz daha var.
Sevgili dostlar, tüm bu gelişmeler ülkemizin bulunduğu bölgede gelişen tehditlere karşı denizcilik alanında geliştirdiğimiz çözümlere verdiğimiz önemin ifadesidir. İnşallah biz uçak gemimizi de yapacağız, bunda da kararlıyız, hiçbir endişe taşımıyorum.
Bu gelişmenin bir başka güzel sonucunu da yurt dışına satışlarda görüyoruz. Şu ana kadar Malezya, Bahreyn, Tanzanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Mısır, Gürcistan, Pakistan, Malezya, Türkmenistan, Nijerya, Norveç ve Romanya’ya çeşitli tip ve boyutlarda 165 adet gemiye veya bot ihracatı yaptık. Bu artık Türkiye’nin nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından çok önemli.
Yerli tasarım, inşa ve katkı payını artırarak bu alanda faaliyet gösteren tüm paydaşlarla beraber, askeri gemi inşaat sektöründe ülkemizde dünyanın ilk sıralarına taşımayı hedeflemeliyiz. Geldiğimiz noktada artık uçak gemisi gibi bu alanın zirvesi olan projeler dahi bizim için uzak bir hayal olmaktan çıkmıştır. Savunma sanayi ihtiyaçlarımızı karşılamak için geliştirilecek çözümlerde ortak akıl birliğini sağlayarak askeri gemi inşa sektöründe orijinal ürünleri ortaya çıkartacak bir sürece girdiğimize inanıyorum.
MİLGEM başta olmak üzere bu alandaki projelerimizi devam ettirmek, yeni projelerle donanımızı güçlendirmekte kararlıyız. Bugün planlanandan 6 ay önce denize indirme törenini gerçekleştirdiğimiz Kınalıada Korvetini ve inşa başlangıç töreni yaptığımız İstanbul Firkateynini bu kararlılığımızın sembolü olarak görüyorum. İstanbul Firkateyninin inşasının, Kınalıada’nın da donatım ve test süreçlerinin kazasız belasız tamamlanmasını diliyorum.
projede emeği geçen ve geçecek olan herkese şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.
Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.