Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Konya Il Danisma Meclisi Toplantisi‘nda yaptigi konusmanin tam metni

 

Konya, Sevgili Konyalılar, Saygıdeğer Divan, AK Parti teşkilatlarımızın değerli mensupları, değerli dava ve yol arkadaşlarım, aziz kardeşlerim, ana kademe, Kadın Kollarımızın değerli temsilcileri, Gençlik Kollarımızın değerli temsilcileri; sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum ve toplantımızın şehrimize, partimize, ülkemize hayırlar getirmesin Rabbimden niyaz ediyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar Konya’da AK Parti teşkilatlarımızda görev yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahiret irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.

En son 16 Nisan halkoylamasından 2 gün önce Konya’ya gelmiş, sizlerle hasbihal etmiştik hatırlayın. Bugün de önce toplu açılışlarımızı yaptık yaklaşık 1,5 milyar gibi, sizlerle hasret giderdik, ekranları başında milletimiz bizi izledi, dolayısıyla milletimizle Konya’dan buluştuk. Ardından Valilik ve belediye ziyaretlerimizi yaptık, şimdi de Genişletilmiş İl Divanı Toplantımızı icra ediyoruz. Buradan sonra da hemen aşağı katta milletvekilimiz Hüsniye Hanımın evladının düğününde nikah şahitliğini yaparak programlarımızı tamamlayıp inşallah Ankara’ya döneceğiz.

Her zaman olduğu gibi, bu defa da bizleri gerçekten şu muhteşem salonda, şu atmosferde, ki Selçuklu Belediyemizi tebrik ediyorum… (“Selçuklu” sesleri)  Yani burası Karatay mı? Niye kıskanıyorsunuz? Karatay’ın da olsun. (“Karatay seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz sizlerle gurur duyuyoruz. İşte AK Parti Belediyeciliği budur, birbiriyle hayırda yarış ederler.

Bizi sevgisiyle, coşkusuyla bağrına bakan, kucaklayan Konya‘mıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Biz siyasete milletimizle birlikte başladık, milletimizle birlikte bugünlere geldik, inşallah hedeflerimize de yine milletimizle birlikte ulaşacağız. Konya en başından beri bizim yanımızda dimdik durdu. İçeride ve dışarıda adeta yedi düvele karşı verdiğimiz mücadelede Konya’dan aldığımız destek ve güç bizim için çok önemlidir. Konya bizi hiç yalnız koymadı, her zaman yanımızda oldu. Ve eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşıma, enerjiye, her şeyde her zaman ilk aklıma gelen illerimizden bir tanesi Konya olmuştur. İşte az öne Sayın Başbakanımız da ifade etti, yüksek hızlı deyince ilk aklımıza gelenlerden bir tanesi neresi oldu? Konya ve hamdolsun Konya’mız yüksek hızlı trene kavuştu ve açılışını yaptığımız gün benim için ayrı bir bahtiyarlıktı. Ve şimdi Konya artık milyonlarca kişiyi bu yüksek hızlı trenle ne yapıyor? Taşıyor.

Tabi bunlar yeterli mi? Yeterli değil; niye? Çünkü biz Konya’yı inşallah medeniyetler yarışında çok daha farklı bir konuma oturtmak istiyoruz. Onun için, bugüne kadar burada hizmet veren gerek Sayın Başbakanımızdan, gerek milletvekillerimizden, gerek belediye başkanlarımızdan da, teşkilatlarımızdan da Allah razı olsun, hepsinin burada emeği oldu, hepsi ellerinden geleni yaptılar. Çünkü Konya bir Selçuklu başkenti, bir Selçuklu başkenti olarak da biz Konya’ya o layık olduğu hizmetleri vermenin ancak gayreti içerisinde olabilirdik ve bunu başardığımıza inanıyorum. Ve şu anda Konya çok daha farklı hizmetleri almak suretiyle Anadolu’nun ortasında inşallah dünyaya farklı sinyalleri de verecektir ve dünyada farklı çekim alanlarından bir tanesi inşallah Konya olacaktır.

Kardeşlerim, Türkiye güvenlikten ekonomiye her alanda tarihinin en önemli imtihanlarından birini veriyor. Bu süreçte en büyük üzüntülerimizden biri, Türkiye’nin Ana Muhalefet gibi demokrasilerde çok önemli görev üstlenen bir makamının adeta boş durumda olmasıdır. Türkiye’de Ana Muhalefet yok biliyor musunuz? Halbuki bir de Ana Muhalefet olsa demokrasi mücadelemiz çok daha güçlü olacaktı. Karşımızda varlık gayesi Ana Muhalefet olarak kalmak olan bir siyasi parti bulunuyor, böyle olduğu için de Ana Muhalefet partisi ülkenin ve milletin hiçbir meselesiyle ilgilenmiyor, hiçbir proje üretmiyor, hiçbir fikir ortaya koymuyor. Bu arada hiçbir şey bulamadı, düşündüler düşündüler ne yapsak ne yapsak, tutturdu şimdi erken seçim diyor, hey Allah’ım ya Rabbim. Ya erken seçim değil, seçimin zamanı belli zaten. AK Parti iktidarlarında çıkmaz sokak olursa, ki bu biliyorsunuz 7 Haziran’da olmuştur, koalisyon görüşmeleri, vesaireler filan, hiçbir neticede alınmayınca orada ne yaptık, dedik ki, eyvallah erken seçim. Ne oldu? Gittik erken seçime, rezili rüsva oldun. Yani bizim bunlardan korkmak diye bir derdimiz yok. Ama şu anda her şey tıkırında giderken, Türkiye büyümede ilk yarıda 5,1 yakalamışken, dünyada Çin ve Hindistan’dan sonra 3’üncü sıradayız dikkat edin ve inşallah yılsonu itibarıyla tr yüzde 7 büyümeyi yakalayacak Allah’ın izniyle. Sen daha neyin erken seçimini istiyorsun ya? Daktilolar Başbakanlığın önünde fırlatılmıyor ki, böyle bir durum yok. O bunların geçmişinde vardı, biliyorsunuz her şey iflastaydı, daktilolar geliyor Başbakanlığın önünde fırlatılıyordu, herkes aç, susuz, öyle bir noktaya gelmişti, o zaman seçim üstüne seçim, seçim üstüne seçim. Ama hamdolsun bizde böyle bir durum yok. Şu anda azimle, kararlılıkla biz geleceğe yürüyoruz ve inşallah yılsonu itibarıyla da büyümede onu yakalayacağız.

Bak şu anda Merkez Bankamızın döviz rezervi 117 milyar dolara ulaştı. Göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolardı, 27,5 milyar dolardan buraya. IMF’ye olan borç 23,5 milyar dolardı, 2013’te ne yaptık? Sıfırladık. Şu anda IMF’e Türkiye’nin borcu var mı? Yok. Ya neyi konuşuyorsun sen hala ya, hangi erken seçim? Bunlarla sen halkı aldatamazsın. Demokrasilerde zaman bellidir, vakit gelir, çıkarsın seçimi yaparsın. Sen şimdi ey Kılıçdaroğlu, çalış da 2019’un Mart’ına hazırlan, bak ardından da Kasım seçimleri var. Bu kadro Allah’ın izniyle Mart 2019’da da destan yazacaktır, Kasım 2019’da da destan yazacaktır.

(Tezahüratlar…) Maşallah, sizde bu azim oldukça, bu kararlılık oldukça Allah’ın izniyle dağları delerek Ferhat gibi Şirin’e ulaşırız ve ulaşacağız, kararlıyız değil mi? (“Evet” sesleri) Kararlıyız.

Bugüne kadar sadra şifa olacak tek bir sözleri, yapıcı eleştirileri yok. Varsa yoksa kendi iç çekişmeleri, kendi iç meseleleri, onun dışında dünya yansa bunların umurunda değil. Ha, haklarını da yememek lazım, zaman zaman kendi fildişi kulelerinden kafalarını şöyle bir çıkarıp iki kelam ettikleri de olmuyor değil. Ana Muhalefetin başındaki zat geçtiğimiz günlerde bu şekilde kafasını kaldırdı ve lütfedip iki hususta görüş beyan etti. İşte az önce söylediğim gibi önce erken seçim için hodri meydan dedi, çok kabadayıdır biliyorsunuz, ardından da bu çağrıyı demokrasinin namusunu korumak için yapıyoruz dedi. Allah Allah, ne zamandan beri erken seçim demokrasinin namusu oldu ya? Önce sen bu namus kavramını bir öğren de meydana öyle çık, öyle çık.

Yani ağızları açıldığı zaman bizim ahlak değerlerimize tamamen ters özelliklerle ortaya çıkarlar ve ondan sonra demokrasinin namusu der. Eğer demokrasinin namusu diyorsan, tapu kadastro memurlarına hakaret olmasın ama, onlara eğer desek ki, nikah kıyma yetkisi veriyoruz, bunlar evet der. Ama müftülere nikah kıyma yetkisi deyince, bunlar Anayasa Mahkemesine götürüyorlarmış. Zaten Türkiye’de Anayasa Mahkemesinin en sadık; biliyorsunuz değil mi? Gidiyormuş, yolun açık olsun git bakalım.

Kardeşlerim, erken seçim diyen bu zatın seçim karnesine şöyle bir bakıyoruz, karşımıza çıkan manzara ne biliyor musunuz? 2009 yılında İstanbul’da Büyükşehir Belediye başkanlığına aday olmuş, kaybetmiş.

BİR VATANDAŞ- …

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Güldürme beni ya, dur.

Ya nasıl oy kullansın? Adresi soruyorlar, Kağıthane diyemiyor, Kağıttepe diyor ve ondan sonra da tabi adresi bilmeyen seçim kartını vesairesini alabilir mi? Alamıyor, onu da kaybetmiş.

2010 yılında anayasa değişikliğiyle ilgili halkoylamasında hayır kampanyası yapmış, kendisi oy bile kullanamamış, orada da kaybetmiş.

Gençler, 2011 yılında milletvekilliği seçimine girdi, gene kaybetti.

2013 yılında emniyet, yargı darbe girişimine her türlü desteği verdi, yine kaybetti.

2014 yılında önce mahalli idareler seçimine, sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine girmiş, ikisinde de kaybetmiş.

2015 yılında iki ayrı genel seçime girdi, yine ikisinde kaybetti.

2016 yılında 15 Temmuz gecesi darbeciler tarafından yollardan bir yerlere saklandı, neticeyi bekledi, orada da kaybetti. Ve ne diyor? Cumhurbaşkanı bana haber verseydi beklerdim diyor. Ya şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. Onbinlerce insan havalimanına gelmiş, sormazlar mı, bu adamlar burada niye toplandı, değil mi? Ama tanklar orada, bakın çok enteresan, adamı gidiyor tanklarda subaylarla konuşuyor, tanklar çekiliyor Beyefendiye yol açılıyor, ondan sonra Bakırköy Belediyesine gidip orada kahve yudumlarken bir taraftan da televizyondan o darbe sürecini izliyor ve bu şahıs demokratlıktan bahsediyor. Senden demokrat olmaz, senden olsa olsa darbecilere şakşakçı olur, başa bir şey olmaz.

Bu yıl yine bir anayasa değişikliği halkoylamasında hayır kampanyası yapıldı, yine kaybetti, öyle mi?

Derler ki, tarihte bir şey iki defa gerçekleşirse, ilki trajedidir, ikincisi komedidir. Şimdi bu zat tam 10 defa aynı akıbeti yaşamış, yani kaybetmiş, Konyalıların deyimiyle, hep kösülmüş, iyi mi, kösülmüş. Dolayısıyla bu zatın durumu komedinin de ötesinde, kösülmüş. Fıkra diye anlatsanız insanlar gülmekten kırılır, başarısızlık abidesi olarak dikseniz ziyaretçi rekoru kırar, karşımızda o derece absürt bir portre var.

Biliyorum ki sizler bu durumu ikra ederek takip ediyorsunuz. Ama maalesef bu zatın taşıdığı unvan sebebiyle arada bir de olsa söylediklerine cevap vermek icap ediyor. Türkiye’de seçimden kaçmayan, sandıktan korkmayan, her fırsatta millete gitmeyi siyasetinin merkezine koyan bir parti varsa, o da AK Partidir. Seçimlerin vaktinde yapılması prensibini istikrar ve güven ortamın muhafaza etmenin bir gereği olarak hep savunduk ve uyguladık. Sene işte Kasım 2002, o günden bugüne Türkiye’de artık seçimler bir istikrar zeminine oturacak dedik ve yerel-genel, bütün seçimleri zamanında yapacağız dedik, yaptık mı? Yaptık, hepsini zamanında yaptık. Yani benim vatandaşım bilecek ki, seçim şu senenin şu ayında yapılacaktır, bitti, asıl demokrasi budur.

Ama geçtiğimiz 15 yılda ülkemizin her kritik döneminde halkoylamasına giden de yine biz olduk. Tabi sırtında yumurta küfesi taşımayan, ülkesine ve milletine karşı hiçbir sorumluluk hissetmeyen bu zatın aklına geldikçe erken seçim demesinin sadece laftan ibaret olduğunu gayet iyi biliyoruz. Hatta, bu zat şunu da söyledi: Yüzde 40’ın altına düşersem çekileceğim dedi. Çekildi mi? (“Hayır” sesleri) Niye? Akşam başka, sabah başka. Şimdi biz desek ki, hadi seçime gidelim, inanın bana kaçacak delik arar. Bak şimdi yarın yalnız bu lafımın üzerinden hemen bir şeyler söylemeye başlar; söylesin.

Halbuki biz ülkemizin ve milletimizin huzuru ve güveni, ekonomimizin gelişmesi ve büyümesi için, orta ve uzun vadeli planlar yapabilecek şekilde önümüzü görmeye ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz.

Türkiye, 2014 ve 2015’te 2’şer seçim yaşadı, 2016’da tarihinin en büyük seçimini yaparak istiklaline ve istikbaline sahip çıktı. 2017’de yönetim sistemini değiştirmek için sandığa gitti, artık bir süre milletimizi ve piyasalarımızı dinlendirmemiz gerekmez mi? Mahalli idareler seçimini erken yapınca, Ana Muhalefet Partisi tüm belediyeleri silip süpüreceğini mi sanıyor? Öyle bir ümitlerinin olmadığı gayet ortada. Milletvekili seçimini erken yapınca bu parti Mecliste çoğunluğu mu elde edecek? Bu konuda da en küçük emare olmadığı kendileri de çok iyi biliyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olup ülkeyi mi yönetecek? Temenni ederim ki aday olur. Elbette her gönülde bir aslan yatar, ama bu Ana Muhalefetin başındaki zat için hayallerine dahi sığmayacak büyüklükte bir aslan olur. Öyleyse bu çağrının anlamı ne? İnanın bana hiçbir anlamı yok. Aklına gelmiş öylesine söylemiş işte. Atalarımız, yenilen pehlivan güreşe doymaz der. Bunların da sırtı minderden kalkmadığı halde şimdi çıkıp erken seçimden bahsediyorlar.

Ömründe sorumluluk üstlenmemiş, SSK gibi kendisine emanet edilen bir kurumu dahi batırmış bu kişiden mantıklı davranışlar beklemek, herhalde eşyanın tabiatına aykırı olur. SSK’yı batırdı bu. Rahmetli Savaş Ay’ın programını herhalde izlemişsinizdir değil mi? Orada hali görüyorsunuz. Diyorum ya hep, 5 koyun verin kaybedip gelir. Anadolu’da bu tip insanları mazur görürler, ne yaparsa yapsın, ne söylerle söylesin kaale almazlar. Biz de kendisine böyle davranmak istiyoruz, fakat rahat durmuyor, Konyalıların deyimiyle, bıdırdayıp duruyor.

Kardeşlerim, Ana Muhalefetin başındaki bu zat erken seçim çağrısını demokrasinin namusunu korumak için yaptığını söylüyor. Şimdi ben buradan kendisine geçmişten bugüne demokrasinin namusunu nasıl kurtarabilecekleri konusunda birkaç hatırlatma yapmak istiyorum.

Siz demokrasinin namusunu 2007 seçimleri öncesinde 27 Nisan bildirisine itiraz ederek hakim, savcılara, öğretim üyelerine, gazetecilere brifinglerde ayar verilmesin karşı çıkarak kurtaracaktınız.

Siz demokrasinin namusunu Türkiye Büyük Millet Meclisine cumhurbaşkanı seçtirtmemek için Meclis kapılarında barikat kuran kendi partililerinize aldırmayıp o salona girerek kurtaracaktınız.

Siz, 367 olayında, evet, orada demokrasiye sahip çıkacaktınız. 367 milletvekilinin olduğu bir partinin kapatılması talebine siz destek verdiniz ve dediniz ki, Ankara’da da yargıçlar varmış dediniz. Bu mu sizin demokrasi namusunuz. Bıyık altından bunlara gülmeyeceğiz de ne yapacağız? Tüm gücünüzle bu haksızlığa itiraz ederek siz bu işin önünü kesecektiniz.

Siz demokrasinin namusunu tarihiniz boyunca hep vesayet güçlerinin emrine girmek yerine, milli iradeyi yücelterek kurtaracaktınız. Menderes’ler idama sayenizde gitti, CHP zihniyetiyle gitti, onların verdiği desteklerle gitti.

Siz demokrasinin namusunu 17-25 Aralık emniyet, yargı darbe girişimini, acaba bize buradan ekmek çıkar mı diye pusuda beklemek yerine, bizden önce eleştirerek kurtaracaktınız.

Siz demokrasinin namusunu 15 Temmuz darbe girişimine tiyatro demek yerine, İstanbul’a indiğiniz anda ilk gördüğünüz tankın üstüne çıkıp milletinizle birlikte olduğunuzu ilan ederek kurtaracaktınız. Hani öyle diyordun, bir darbe olduğu zaman tankın önüne ben çıkarım diyordunuz; ne oldu? Üstelik bu tank senin üzerine gelmiyordu ya, başka istikamete gidiyordu, çıksaydın ya üstüne, bir tiyatro da sen oynayıverseydin ya.

Şayet siz demokrasinin namusunu kurtarmak istiyorsanız, bunun için yapacağınız tek şey var, o da her fırsatta demokrasiye çelme takmaktan vazgeçmektir. Her fırsatta darbecilere, cuntacılara, vesayetçilere göz kırpmayı bırakmaktır.

Hani Diyojen ne istediğini soran İskender’e, gölge etme, başka ihsan istemem diyor ya, emin olun demokrasinin sizden tek talebi de üzerine gölge etmeyi bırakmanız olacaktır.

Bölücü terör örgütüyle ilişkileri yüzünden görevden alınan belediye başkanlarının yerlerine atan kayyumları eleştirerek demokrasinin namusunu kurtarmıyor, sadece terör örgütüne destek vermiş oluyorsunuz. Ve bunlar terör örgütünün arkasında olduğu kişilerle, HDP’nin arkasında olduğu kişilerle sözde adalet yürüyüş yapmadılar mı? Ah kardeşim ah…

BİR VATANDAŞ- …

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tırnağı mı çıktı, öyle mi? Bak ben de şimdi duyuyorum, geçmiş olsun.

AK Partinin kendi iç bünyesindeki değişim ihtiyacının ürünü tasarrufları eleştirerek, demokrasinin namusunu kurtarmıyor, sadece üzerinize vazife olmayan bir işe karışmış oluyorsunuz.

Bak Kılıçdaroğlu, adamlarına da söyle, AK Parti kendi bünyesinde eğer belediye başkanlarıyla ilgili gayet güzel bir şekilde bazı yerlerde bazı değişimleri siyasi olarak yapıyorsa, bu senin anlamayacağın, bilmeyeceğin bir iştir, çünkü senin siyasette daha çok öğreneceğin işler var. Ve bu atılan adımların neler getirip-götüreceğini de gelecekte öğreneceksin. Biz bir şeyi yapıyorsak, bunu kılı kırk yararak yaparız, istişarelerimizi yaparız, adımımızı da ona göre atarız.

Biz milletimize seçimlerde verdiğimiz sözün gereği olarak, partimiz bünyesindeki teşkilat yöneticilerini de, belediye başkanlarını da, milletvekillerini de, kendi teamüllerimize göre denetler, değerlendiririz, bu işin siyasi boyutu vardır, idari boyutu vardır, yargı boyutu vardır, bütün bunları değerlendiririz ve ondan sonra da adımımızı atarız. Bu, partimizin demokratik hakkıdır ve bize oy verenlere karşı sorumluluğumuzun da gereğidir. Tabi bu çerçevede gerektiğinde teşkilatlarda olduğu gibi belediyelerde de bazı isimlerin seçimi beklemeden değişmesi gerekiyorsa, bunu da kendi istişare usullerimize göre yaparız. Üstelik bu AK Partinin 800 civarındaki belediye başkanından yüzde 1’ini dahi bulmayan bir tasarruftur; sana ne ya, sana ne oluyor, sen niye rahatsız oluyorsun? Sen kendine bak, kendi içindeki durumlara bak. Dur bakalım, bütün bu mekanizmalar senin başına neler getirir?

Ana Muhalefet Partisi, AK Partinin kendi iç bünyesinde demokratik haklarını kullanmasını bir kenara bıraksın da her fırsatta millete, milletin temsilcilerine hakaret eden kendi başkanlarına baksın. Belki o zaman demokrasinin namusunu kurtarmak için gerçekten işe yarar, dişe dokunur, milletin gönlüne hoş gelen bir iş yapmış olur.

Kardeşlerim, biz onları ne kadar yok saymaya çalışırsak çalışalım, işte sizin de gördüğünüz gibi geliyorlar ayaklarımıza dolaşıyorlar. Siyasetin cilveleri olarak gördüğümüz bu tür hadiseler bizi asla kendi gündemimizden, kendi hedeflerimizden, kendi ajandamızdan kopartamayacaktır. Milletimiz kimin kendi ve geleceği için cansiperane çalıştığını, kimin de laf olsun torba dolsun kabilinden konuştuğunu gayet iyi biliyor. AK Parti teşkilatları bugüne kadar yaptıklarımızı, halihazırda nelerle mücadele ettiğimizi, ülkemizin geleceği için neleri hedeflediğimizi bıkmadan, usanmadan milletimize anlatmalıdır. Çalmadık kapı, tutmadık el, girmedik gönül bırakmayacak şekilde bu çalışmaları kesintisiz sürdürmek mecburiyetindeyiz. Herkes bir yerlere güveniyor, sırtını bir yerlere dayıyor olabilir, biz sadece Allah’ın yardımına ve milletimizin desteğine güveniyoruz.

2019 seçimleri hem ülkemiz ve milletimiz, hem de bizim için önemlidir. Türkiye’nin gelecek çeyrek asrını, yarım asrını belirleyecek önemde bir dizi seçimi aynı yıl üst üste yaşayacağız. Mahalli idareler seçiminde alacağımız çok iyi bir netice, milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri için moralimizi ne yapacaktır? Yükseltecektir. Hem Mecliste çoğunluğu elde edecek, hem de Cumhurbaşkanlığını kazanacak şekilde bir hazırlıkla 2019’u değerlendirmeli, 2023’e odaklanmalıyız.

Kardeşlerim, şimdiden çalışmaya başlarsak bu hedeflerimize ancak ulaşabiliriz. İşte Konya şimdi il teşkilatını ne yaptı? Yeniledi. Şimdi il teşkilatının yenilmesiyle birlikte tüm ilçe teşkilatlarımızdaki yenilenmeler gerçekleşecek ve böylece çok daha diri, çok daha yepyeni bir teşkilatla, ana kamede, Kadın Kolları, Gençlik Kolları inşallah 2019’un Mart’ına hazırlanacağız.

Kardeşlerim, sizlerden tabi burada bir şey istiyorum, ömrümüz 40 yıl siyasette geçti, çok yaşadığımız şeyler var, ama benim sizden isteğim şu: Türkiye elhamdülillah AK Partiyle çok farklı bir dönem yaşadı, yaşıyor, siyasetinde de yaşadı, yaşıyor, hizmette de yaşadı, yaşıyor. İddialı konuşuyorum, AK Partimizin ülkemize kazandırdığı hizmetleri hiçbir iktidar kazandıramamıştır, hiçbir iktidar. Ne eğitimde, ne sağlıkta, ne adalette, ne emniyette, ne ulaşımda, ne enerjide, ne tarımda, aklınıza ne gelirse, ne dış politikada, hiçbir yerde bunu yapamamıştır.

Şimdi diyorum ki, ana kademe il olarak inşallah adımını atıyor, ilçeler hakeza öyle, fakat durmak yok ha, çok koşacağız, çok çalışacağız.

İki; Kadın Kollarımız, bak Kadın Kollarımızın görevi çok önemli. Ben inanıyorum ki bizim Kadın Kollarımız kapı-kapı dolaşmak suretiyle kaleleri içeriden fethedecek.

Her yerde anlatıyorum, burada da anlatacağım. Sene 94, Belediye başkan adayıyım İstanbul’da ve kadın kollarımız evleri dolaşıyor. Bana geldiler dediler ki, Başkanım, biz bir şey düşündük. Hayırdır, ne düşündünüz dedim. Dediler ki, biz şöyle 40 gramlık poşetlerde kahve dağıtalım istiyoruz dediler. Ve üzerine de hem amblemimiz, partimizin o zamanki amblemini koyalım ve bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır yazalım. Tamam dedim, ne demek. Hazırlattık ve bizim hanım kardeşlerimiz gittikleri evlere o 40 gramlık kahveyi dağıtıyorlardı, unutulamamak için de bir fincan kahvenin hatırı var. O zaman hanım kardeşlerimiz böyle bir şey düşünmüşlerdi, şimdi de farklı bir şey veya aynısı olabilir önemli değil, önemli olan o gönüllere girmek, o kalplere o izi bırakmak ve ya şu AK Partinin kadın kollarına bak, ya durmak bilmiyorlar be, sabah-akşam nasıl dolaşıyorlar, ev-ev, kapı-kapı dolaşıyorlar; yapar mısınız bunu? Evvel Allah yaparsınız. Ve sizin bu yapacağınız çalışma, Allah’ın izniyle Konya’da çok daha farklı ses getirecektir.

BİR VATANDAŞ- Senin hatırına Reisim…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok yok, davamız hatırına. Bu alışılmış bir parti değildir, AK Parti bir davadır dava ve biz bu dava için ölürüz ölürüz, böyle sıradan bir hareket değil.

BİR VATANDAŞ- …

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ha, öyle konuş.

Gençlik Kollarımız, durmak yok, gençler çok çalışacaksınız. Birileri köşelerinde yazıyor,  AK Partinin gençliği artık ciddi manada geriliyor. Şöyle bir bakıyorum hesaba, kitaba filan-falan, biraz hesap kitap işlerinden anlarım, Allah Allah, ya diyorum hiçbir siyasi partinin gençlerden aldığı oy bizimki kadar yüksek değil, neye göre bunu söylüyorlar? Şimdi ben diyorum ki, Mart 2019’da, Kasım 2019’da gençler, sandıklara hem sahip çıkacaksınız, hem de sandıkları patlatacaksınız, ona göre. Gençler, en ufak bir şüphe yok değil mi? (“Hayır” sesleri) Ona göre, çok koşacağız, ben sizlere güveniyorum. Bugüne kadar yaptığınız çalışmalar için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum, bundan sonraki çalışmalarınızda da şimdiden sizlere kolaylıklar diliyorum.

Ve bu gayretle inşallah bu akşamki buluşmamız bir Danışma Meclisi olmaktan öte geçti, bu bir milattır, adeta bir yeniden diriliş hamlesidir, adeta 2019’un Allah’ın izniyle buradan şu anda sinyalini verdik, tamam.

(“Güçlü gençlik güçlü Türkiye” sesleri)  Öyleyse şöyle bir ayağa kalkalım bakalım, çok oturdunuz. Hazır mısınız? (“Evet” sesleri) Zaten şu anda bizim Rabia’mızı biliyorsunuz değil mi? (“Evet” sesleri) Kılıçdaroğlu bilmiyor ama, ona da öğreteceksiniz? Bu bir terör örgütünün işaretiymiş. Vah zavallı. Teröristlerle sen kol kola geziyorsun, biz değil.

(Halkla Beraber Söyleniyor)

Bir; tek millet… Daha gür daha gür. Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Tek millet 80 milyon, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla tek millet, ayrım yok, milleti İbrahim, tamam, tek millet.

İki; tek bayrak. Bayrağımızın dışında herhangi bir affedersiniz paçavrayı biz kabul etmeyiz.

Üç; tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı bölmeye çalışanlar bunun bedelini çok ağır öderler ve ödüyorlar, Gabar’da ödüyorlar, Cudi’de ödüyorlar, Tendürek’te ödüyorlar, Beslerderesi’nde ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler.

Ve dört; tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bir devlet asla, tamam, yola da böyle devam edeceğiz.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Konya’yı hatırlatıyor.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.