Cumhurbaskani Erdogan’in Konya Toplu Açilis Töreni’nde yaptigi konusmanin tam metni
Konya, sevgili Konyalılar, değerli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.
Yaklaşık 6 aylık bir aranın ardından bir kez daha sizlerle birarada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 16 Nisan halkoylamasında yüzde 73’lük evet oranıyla büyük, güçlü müreffeh Türkiye mücadelemize tarihi bir destek veren Konya’ya, tüm Konyalı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.
Siz bu yolda bizi hiç yalnız bırakmadınız, bu yolda hep beraber yürüdük, bundan sonra da beraber yürümeye var mıyız? Var mıyız? Ne diyorduk? Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Gidecek miyiz gündüz gece? Sağ olasınız.
Şimdi önümüzde yeni bir hedef var, Konya’dan 2019’da yapılacak seçimlerde tüm Türkiye’ye örnek olacak, şehrimizin tarihi ve manevi ruhuna uygun bir netice bekliyorum; bunun için hep birlikte çalışmamız gerekiyor. Türkiye’nin güney sınırlarından ekonomisine kadar her yerden kuşatılmaya çalışıldığı bir dönemde, üzerimizde oynanan oyunları ancak bu şeklide bozabiliriz. Az önce Sayın Başbakan da söyledi, gençler, ne yapacağız? Bir olacağız, hep birlikte iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte tr olacağız; olacağız ki o senaryoları yırtıp atabilelim. Bunu Çanakkale’de yaptık, öyle mi? Bunu Kurtuluş Savaşında yaptık, öyle mi? Bunu 15 Temmuz’da yaptık, öyle mi? İnşallah önümüzdeki süreçte de aynı iradeyi, aynı kararlılığı, aynı cesareti ortaya koyacak ve ülkemizi aydınlık geleceğine hep birlikte taşıyacağız.
Gençler, o güzel Konya türküsünde ne diyor: “Atı olan el atına biner mi? Yiğit olan ikrarından döner mi?” Bunu biliyorsunuz değil mi? Biz de Allah’ın izni ve yardımıyla, sizlerin ve milletimizin desteğiyle ikrarımızdan dönmeyeceğiz.
Konya tek millet mücadelemizde bizimle mi? Konya tek bayrak mücadelemizde bizimle mi? Konya tek vatan mücadelemizde bizimle mi? Konya tek devlet mücadelemizde bizimle mi? Rabbim sizlerden razı olsun.
Öyleyse hep beraber; tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Bizi bölemeyecekler, bizi parçalamayacaklar ve evvel Allah dünyaya Türkün, bu Türk yurdunun inşallah şanını çok daha güçlü kılarak evvel Allah bildireceğiz, duyuracağız; Rabbim yar ve yardımcımız olsun. (“Amin” sesleri)
Kardeşlerim, bugün bu ziyaretimiz vesilesiyle Konya’mızda tamamlanan 1,5 milyarlık yaklaşık yatırımların açılışını yapıyoruz, Konya’mıza, memleketimize hayırlı olsun.
Bugünkü toplu açılış törenimizde eğitimde yapımı tamamlanan, bunların detaylarına girmeyeceğim, birçok eser var, Selçuklu Üniversitemizin ilave derslik binaları var, spor tesislerimiz var, sağlık tesislerimiz var, toplu konut tesislerimiz var. Bütün bunlarla beraber, bu konutları hamdolsun resmen sahiplerine dağıtıyoruz.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız Konya’da 400’ün üzerinde projeye toplam 386 milyon liralık destek sağladı. Orman ve Su İşlerinin yatırımları var, değerli kardeşlerim, barajlarımız aynen devam ediyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın Altınekin köprülü kavşağını, diğer bakanlıklarımızın da çeşitli yatırımlarını bugün resmen açıyoruz.
Bakanlıklarımız Konya’yı bu yatırımlarla şenlendirir de, belediyelerimiz durur mu? Belediyelerimiz de koşuyor, koşuşturuyor, maşallah onlar da pek çok yatırımı hayata geçirmiş durumdalar. Büyükşehir Belediyemizin kanalizasyondan parka, cadde inşatlarından kuyu ve su depolarına kadar 513 milyon liralık yatırımlarının da resmi açılışlarını gerçekleştiriyoruz. Selçuklu Belediyemizin yatırımları var aynı şekilde, Meram Belediyelerimizin yatırımları var, bunlar da devam ediyor ve belediyelerimiz birbiriyle hayırda yarışıyor. Niye? Çünkü Konya’ya bunlar yakışır. Şüphe var mı? Yok, asla.
İnşallah Konya bir çekim alanı oluşturduğuna göre, dünyanın değişik yerlerinden Konya’yı sürekli olarak ziyarete gelenler herhalde boşuna gelmiyor.
Tüm bu yatırımların Konya’mıza kazandırılmasında emeği geçen bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, belediyelerimizi, inşasında görev alan mimarından mühendisine, işçisine kadar herkesi tebrik ediyorum.
Tabi geçtiğimiz 15 yılda diğer 80 vilayetimiz gibi Konya’yı da nereden nereye getirdiğimizin en güzel şahidi sizlersiniz. Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, tarımda ve diğer alanlarda Konya’yı geleceğe hazırlamak için yaptığımız yatırımları kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz. Sadece şu mavi tünel bile özelikle su konusunda ne gibi bir adım attığımızın en büyük ispatıdır.
Gördüğüm kadarıyla her yerde olduğu gibi, Konya’da da şehir büyüdükçe trafik konusunda sıkıntılar da tabi artmaya başladı. Bunun için çevre yolundan metroya kadar yapılması gereken yatırımların hepsinin de farkındayız. Hükümetimizin ve belediyelerimizin işi yaptıklarıyla yetinmek değil, ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar, sıkıntılar, talepler karşısında çözümler üretmektir. İnşallah hem ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımız, hem de belediyelerimiz 2023 Konya’sı için proje üretmeye, bunları hayat geçirmeye devam edeceklerdir. Cumhurbaşkanı ve kardeşiniz olarak, tüm bu konuların ve yatırımların takipçisi olacağımı, olduğumu bilmeniz isterim.
Sevgili Konyalılar, yarın Cumhuriyetimizin 94. Kuruluş Yıl Dönümünü kutluyoruz. Türkiye bir asra yaklaşan Cumhuriyet tarihi boyunca inişli ve çıkışlı da olsa asla küçümsenemeyecek bir gelişmeyle bugünlere gelmiştir. Gönül daha ilerisini, daha iyisini, daha güzelini elbette ister. Kazanabileceğimiz halde kaybettiklerimizin muhasebesini, değerlendirmesini hep yaptık, yapıyoruz, yapacağız. Hataları ve eksikleri görmek başka bir şeydir, bunlara takılıp kalmak bambaşka bir şeydir. Bizim yönümüz daima geleceğe dönük olmalıdır, bununla birlikte geçmişimizi de çok iyi bilmemiz lazımdır
Tek parti döneminin bu ülkeye en büyük kötülüğü, tarihimizi 1919’dan, 1923’ten başlatma anlayışı üzerine kurulu bir eğitim sistemi inşa etmeye kalkmış olmasıdır. Halbuki, 1923 yılı bizim binlerce yıllık kadim tarihimizde yeni bir nefesleniş, yeni bir ayağa kalkışış dönemidir. Onun öncesinde koskoca bir devlet medeniyet birimimiz vardır. Vatanımız olan Anadolu’ya elbette sıkı sıkıya sarılacağız, ama bizim gönül dünyamızın sınırlarının bu toprakların çok ötesini kapsadığını da asla unutmayacağız, bunu biz unutsak bile oralardaki kardeşlerimiz unutmadı, unutmuyor, Bugün …’lerden Himalaya’lara, Karadeniz’den Hint Okyanusuna kadar geniş bir coğrafyaya gittiğimizde her yerde hüsnükabulle karşılaşıyorsak, sebebi işte budur.
Geçen haftalarda Sırbistan’a gittim ve Sırbistan’da gerçekten Sayın Cumhurbaşkanı ve kabinesi gece saat 1’de bizi havalimanında çok farklı bir şekilde karşıladılar ve ertesi gün de ayrılırken yine gece geç saatlerde bizi aynı şekilde uğurladılar. Beraber birlikte Novi Pazar’a gittik, Sancak’a, aman ya Rabbi, oradaki o coşku, o heyecan, o ilgi, o alaka unutulur gibi değildi. Neden? Çünkü burada tarihin, evet, kaydı vardı. O tarihi kaydı bir kenara koymak mümkün değildi. Gençler, yıllarca bizi bu gerçeklerdin, bu vizyondan uzak tuttular.
Sayın Vuçiç’le biz orada şöyle Tuna Nehri’nin yamaçlarına çıktık. Tuna Nehri’nin yamaçlarına çıktığımızda oradaki Sırp vatandaşlar Sayın Cumhurbaşkanını ve bizi gerçekten farklı bir şekilde karışladılar ve oradan Tuna Nehri’ni izledik.
Hep söylemez miydik; “Tuna Nehri akmam diyor, -değil mi- etrafımı yıkmam diyor.” Ya bunlarla büyümedik mi biz? Bunlarla büyüdük. İşte orada da hakikatini gördük.
Türk milletinin yeniden gerçek gücünün ve sınırlarının farkına varması karşısında adeta birileri kudurmuş durumdalar. Türkiye artık gücünün, imkanlarının, yapabileceklerinin bilincinde bir ülkedir. Türk milleti yüzlerce milyon kardeşiyle birlikte yeniden kurulan dünyada hak ettiği yeri almanın kararlılığı içindedir; buna var mıyız? Burada aynı düşünceye var mıyız? 7’den 70’e kadınıyla erkeğiyle bu kararlılığı ortaya koymamız lazım.
Geçtiğimiz 15 yılda 3 kat büyüyen Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasına kim engel olabilir ki? Onlar bizi engellemek istiyor, ama biz yürüyor. Onlar bizimle ilgili büyüyemez diyorlar, işte bakın ilk yarıda bu yıl yüzde 5,1 ne yaptı Türkiye? Büyüdü. İnşallah yılsonu itibarıyla bu büyüme yüzde 7’yi bulursa hiç şaşmayın, hepsi abandone olacaklar. Çalışıyoruz be, koşuyoruz be, daha iyi olacak. Milletçe koşuyoruz, yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan. Milletimiz kafasında oluşturulan suni duvarları da, ayaklarına zoraki geçirilen prangaları da hamdolsun söküp atmıştır. Tıpkı 15 Temmuz zaferi gibi, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş de işte bu büyük devrimin işaretlerinden biridir. Şimdiden 2019 Mart’ına hazır mısınız? 2019’un Kasım’ına hazır mısınız? Başkanlık sistemi için o reformu yapmaya hazır mıyız? Bu çok önemli. Gerek terörle mücadelede, gerek 15 Temmuz’da, gerek sınır ötesi operasyonlarımızda, Fırat Kalkanında, İdlib’de, evet, varız. Niye varız? Mağdurların, mazlumların olduğu yerde biz varız. Hayatları pahasına mücadele eden, şehit olan, gazi olan kardeşlerimizin hiçbirinin de fedakarlığı boşa gitmiyor.
Gazel olmuş sıra sıra söğütler,
Dağ ardında unutulmuş şehitler.
Hürriyete seğmen giden yiğitler,
İki gidip bir geliyor gardaşım.”
Yiğitlerin iki gidip bir gelmesi pahasına yürüttüğümüz bu mücadele sayesinde, Türkiye evlatlarının alın teri, şehitlerinin kanı, gazilerinin cesareti üzerinde kendisine yeni bir gelecek inşa ediyor. 2023 Türkiye’si bu geleceğin ilk adımıdır inşallah onu gençlerimiz, evlatlarımız, çocuklarımız tarafından hayata geçirilecek olan ne izleyecek? 2053, 2071 izleyecek. Biz göremeyeceğiz, ama inşallah sizler göreceksiniz.
Konya, tarih boyunca hep kurucu, öncü bir şehir olmuştur. Önümüzdeki bu kritik dönemde de Konyalılar olarak yine ilk saflarda yer almaya var mısınız? Maşallah, barekallah, tebarekallah, ne güzel. Konya bir kez daha kurucu şehir olarak büyük Türkiye’nin inşasında önemli bir rol oynamaya hazır mı? Konya 2023 hedeflerini hayata geçirmeye kararlı mı? Konyalı gençler ülkemizi 2053’e taşımaya hazır mı? Konyalı çocuklar ülkemizin 2071 vizyonunu üstlenmeye hazır mı? Konyalı hanımlar eşlerinin ve evlatlarının yanında bu mücadele en ön saflarda katılmaya hazır mı? Rabbim, sana hamdolsun, bu kulunu bu milletin bir ferdi olarak yarattın ve bu milletimin hizmetkarı olmak bizler için bir iftihar vesilesidir.
Sizlerdeki bu heyecan, bu azim, bu ihlas olduğu müddetçe, Allah’ın izniyle Türkiye’nin de, Türk milletinin de sırtını kimse yere getiremez.
Kardeşlerim, Türkiye’nin bu dirilişinden, bu silkinişinden, bu yükselişinden rahatsız olanlar terör örgütleriyle el ele verip önümüzü kesmeye, bizi yeniden kendi biçtikleri dar gömleğe sığdırmaya çalışıyorlar. Halbuki biz gönlümüze çizilen hudutların darlığına isyan eden bir milletiz, kükreyen bir milletiz. Türkiye’ye, Irak’ta ne işin var, Suriye’de ne işin var, Somali’de ne işin var, Afrika’da ne işin var, Balkanlar’da, Kafkaslar’da ne işin var diyenlere sormak lazım, peki sizin buralarda ne işiniz var ya, öyle mi? Çünkü bunların derdi yok, bizim derdimiz var derdimiz, biz dertliyiz. Biz buralardayız, çünkü bizim bu coğrafyaların hepsiyle de çok güçlü tarihi ve insani bağlarımız var. Buralarda ağlayan her çocuğun gözyaşını silmek, başını okşamak bizim boynumuzun borcudur. Buralarda yüreğine ateş düşen her anneye omuz vermek bizim asli vazifemizdir.
Bir kadın izledim televizyon ekranında, sizler de izlemişsinizdir, 4 yaşındaki bir yavruya boynuna ipi geçirmiş, yerde çekiyor, izlediniz değil mi? (“Evet” sesleri) Böyle ana olabilir mi, düşünebiliyor musunuz? İşte biz onlara bile anında müdahale etmek durumundayız, izleyemeyiz.
Buralarda ailesinin ve ülkesinin geleceği için endişe duyan her kardeşimizle kafa kafaya verip çare aramak, bizim asla ihmal edemeyeceğimiz bir görevimizdir. Binlerce, onbinlerce kilometre öteden gelip buralarda yaptıkları işleri kendilerine hak görenler, bizim 911 kilometre Suriye sınırı, 350 kilometre Irak sınırında, burada ne işiniz var diye bize soramazlar, bunu böyle biliniz. Oradan havan topları bize gelecek ve benim şehidim olacak, burada ne işiniz var? Yok öyle şey, yok öyle şey. Üstelik bu işi öylesine kirli bir şekilde yapıyorlar ki, inanın bana onların adına biz utanıyoruz. Kendi vatandaşlarının güvenliği uğruna dünyayı kana ve ateşe bulayanlar, iş bizim vatandaşlarımızın güvenliğine geldiğinde bir anda kavramları, tanımları, sınırları değiştiriveriyorlar, demokrasi onlara başka, bize başka işliyor. İnsan hakları onlarda başka, bizde başka tanımlanıyor. Hukuk onlarda başka, bizde başka algılanıyor. Her türlü uluslararası kural, kaide, teamül onlara başka, bize başka uygulanıyor. Hani üstat Necip Fazıl ne diyordu; “bu taksimi kurt yapmaz kuzular şah olsa” diyor ya, evet, bu taksimi kurt bile yapmaz velev ki kuzulara şah olsa, ama bunlarda böyle bir adalet yok.
Biz de tüm dünyaya dönüp, şiirin cihanşümul diliyle ve yine üstadın ifadesiyle diyoruz ki;
“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak,
Haykırsam kollarımı makasa gibi açarak.
Durun, durun bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden.”
Evet, bir yandan tüm insanlığı ortak kubbemizden gelen çatırtılar konusunda ikaz ediyor, diğer yandan da kendi gücümüz ve imkanlarımız nispetinde gelişmelere müdahil olmaya çalışıyoruz. Artık hamdolsun bizim de silahlı insansız uçaklarımız var, artık acaba veriler mi demiyoruz, artık biz yapıyoruz. Kötü komşu bizi ev sahibi yaptı. Hamdolsun, daha neler olacak neler, çalışıyoruz ya çalışıyoruz, evvel Allah daha iyi olacak, yeter ki biz birbirimize inanalım.
Türkiye’nin haklı itirazlarına kimi zaman terör örgütlerinin namluları üzerimize yönetilerek, kimi zaman ekonominin araçları bir silah gibi kullanılarak cevap verildiğini çok iyi biliyoruz. Bu mesajları gönderenler emin olsun, hepsini aldık, hepsini de devlet ve millet hafızamıza kaydettik, hepsi de hesabını göreceğimiz gün geldiğinde çıkartılıp ortaya konulacaktır. Ama biz biliyoruz ki, bu işler heyecanla ve fevri çıkışlarla değil, sabırla ve planlı, programlı hamlelerle yürütülmek zorundadır. Yine de onlara Konyalıların bir türküsüyle şöyle ufaktan bir cevap vereyim. Kaydediyor musunuz? Hayır mısınız? Kaydediyorsunuz, tamam.
“Gümüş cezve idim kaynadım, coştum,
Kendi yağımla kavruldum, piştim.
Muhannet elinden gurbete düştüm,
Gayrı dayanacak özüm kalmadı,
Mektuba yazacak sözüm kalmadı.”
Nasıl, iyi mi? Konya cevabı verdi mi? Verdi. Bizim artık mektuplara yazacak sözümüz kalmadı, ama yapacak çok işimiz var. Bunun için de gece-gündüz çalışıyoruz, dikkatli, ama kararlı adımlarla hedeflerimize doğru ilerliyoruz. Suriye’deki ve Irak’taki gelişmeler bu politikamızın en kadar isabetli olduğunu gösteriyor. İnşallah bundan sonra yine dikkatli, fakat çok daha süratli bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.
Evet, kardeşlerim, ben bu duygularla sizlere bir şey söyleyeceğim şimdi, hazır mısınız? İlk günden bu yana söylüyorum ya, bugün tekrar söyleyelim. Hava zaman zaman rahmetini Rabbim bize lütfetti. Hazır mısınız? Bak gençler hemen uyandı. Şöyle elleri göreyim bakayım elleri, maşallah.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Konya’yı hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz mübarek olsun, Allah yar ve yardımcımız olsun inşallah.
Kalın sağlıcakla.
Hazır mıyız? Evet, 1,5 milyarlık yaklaşık tüm bu yatırımların Konya’mıza, Konyalılara, ülkemize…
Anacağım, ellerinden öpüyorum, duada unutma inşallah.
Allah yar, yardımcımız olsun inşallah; ya Allah, Bismillah.