Cumhurbaskani Erdogan’in maden isçileriyle iftar programinda yaptigi konusmanin tam metni
… inşallah ailelerimiz, dostlarımız ve sevdiklerimizle beraber kutlayacağımız bayrama da Rabbim bizleri kavuştursun. Bizlerin bu güzel iftar sofrasında biraraya gelmesine vesile olanlara da huzurunuzda teşekkür ediyorum.
Biz bu iftarı madende yapabilirdik, arkadaşlarım bu teklifi yaptılar. Dedim ki; ya madene insek 50 kişiyle, 100 kişiyle yapacağız, ama biz bütün madenci arkadaşlarımızdan şöyle 1000 kişi civarında eşleriyle beraber bu iftarı eğer Ramazan’da birarada yaparsak bu bize ayrı bir mutluluk verir, ayrı bir güç katar dedik. Ve sağ olsunlar hakikaten Zonguldak’ta da böyle büyükçe bir salon varmış, ben bunu da doğrusu bilmiyordum. Şimdi burada böyle genişçe bir salonda bütün hanımlarla beraber madenci kardeşlerim, hatta hatta ufak çocuklarımız da yanımızda, çok daha cıvıl cıvıl bir iftarı böylece açmış olduk.
Bugün önce Sakarya’daydık, Sakarya’daki kardeşlerimizle kucaklaştık, hasbihal ettik. Muhteşemdi, her ne kadar hava çok çok sıcak da olsa Sakarya her zamanki gibi gümbür gümbür idi. Ardından Zonguldak’a geldik, mitingimizi yaptık, hasret giderdik. Zonguldak da maşallah çok çok canlıydı. Şimdi sizlerle iftarımızı yapıyoruz. Buradan da Ereğli’ye geçeceğiz, Ereğli’deki kardeşlerimizle de bir çay sohbeti yapacağız, bir hal hatır soracağız.
Siyasete başladığımız günden beri bizim yerimiz daima milletimizin yanı olmuştur ve o çay sohbetiyle de muhabbetimizi artıracağız. Zira muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl diyerek Ankara’ya devam edeceğiz.
Biz seçimden seçime değil bulduğumuz her fırsatta ülkemizin dört yanındaki illerimizi, ilçelerimizi ziyaret etmekten büyük bir mutluluk duyarız. Milletimizle birlikte olmak bize güç verir, enerji verir, daha çok çalışmak için motivasyon sağlar. Hani o güzel Zonguldak türküsünde ne diyor:
“Karadır kaşların benzer kömüre”, öyle miydi? “Yardan ayrı düşmek zarar ömre. Kollarımdan bağlasalar demire, kırarım demiri kaçarım yâre.”
Evet, biz de önümüzü vesayetle de, darbeyle de kesmeye çalışsalar hep çareyi milletimize gitmekte bulduk. Geçtiğimiz 16 yılda karşımıza çıkan her engeli sizlerle beraber açtık. İşte bugün mitingi yaptığımız meydanda siz 15 Temmuz gecesi orada gümbür gümbür o FETÖ’cülere haykırdınız, durmadınız. O büyük ihanetin üstesinden milletimizle birlikte geldik.
Şimdi yeni bir dönemin eşiğindeyiz ve yine çözümü milletimizde arıyoruz. Ne diyoruz? Güçlü Meclis, güçlü hükümet, güçlü Türkiye; onun için de desteğinizi bekliyoruz.
Kardeşlerim; az önce Ergun kardeşim daha önceki 3 bin işçimizin alım müjdesini verdiğimiz o meydanda, işte bu akşam yılsonuna kadar inşallah bin, önümüzdeki yıl da 500 ilaveyle böyle bir müjdesini verdik.
Bilesiniz ki biz birbirimizden sinerji alacağız, güç alacağız. O sinerjiyi alacağız ki ha buralara hasım olanlar ders alsınlar, çünkü hasım olanlar var, hazmedemeyenler var. Yalan-yanlış vaatlerde bulunanlar var. Ama biz yaptıklarımızla konuşuyoruz, yalan-yanlış değil. Biz bir şeyi söylersek onu yaparız, yapamayacağımızı asla vadetmeyiz.
Madenciliği de kapsayan enerji sektörü dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemiz için de stratejik öneme sahip. İşte az önce Enerji Bakanımız ifade etti. Bakın hep konuşurum kendisiyle de, biz ithali durduracağız. Niye ithali durduracağız diyoruz. Sebebi şu: Bizim bütçemizde bir cari açık varsa bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi nedir? İthal enerjidir. Şimdi termik santral dediğimiz olay nereden kaynaklanıyor? Kömürden. Ben bunu niye ithalle yapayım? Bizim şu anda Trakya’dan tut ta Şırnak’a kadar devasa bir damar var. Bu damarda ne var? İşte yerli kömür var. Biz buraları hayata geçirmemiz lazım. Maliyeti biraz yüksek olabilir, ama hiç olmazsa bizim cari açığımızı ne yapmaz? Körüklemez. Şimdi işte bu adımı atıyoruz. Ve elhamdülillah ciddi bir noktaya da geldik. Onun için milli enerji ve maden politikasını oluşturduk. Çok uzun ve kapsamlı bir çalışmayla oluşturduğumuz bu politikayı arz güvenliği, yerlileştirme, öngörülebilir piyasa olmak üzere üç ayak üzere ne yapıyoruz? Oturtuyoruz. Amacımız, enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için yerli kaynakları en üst düzeye değerlendirmektir. Her bir başlığın altında çok önemli açılımlar var. İthalata dayalı enerji politikalarıyla daha fazla yol kat edemeyeceğimizi gördüğümüz için kendi kaynaklarımızı harekete geçirmeye başladık ve bunda da güzel mesafeler alıyoruz. Bize siyaset mühendislerinin değil maden mühendislerinin, petrol mühendislerinin, makine mühendislerinin lazım olduğu bilinciyle insan kaynağımıza yatırım yaptık. Bunun için geçtiğimiz 16 yılda eğitim yatırımlarını bütçede ilk sıraya çıkardık, 1 numara eğitim, arkasında sağlık, arkasında adalet ve emniyet. Arkasında biliyorsunuz ulaştırma, enerji, bunlar arka arkaya geliyor, dış politika, tarım arka arkaya. Ve bunların hepsinde hamdolsun sıçrama yapan bir Türkiye.
Eğitim seviyesi artıkça eskiden beri milletimize dayatılan kimi yanlışlarla daha kolay mücadele edebileceğimize inanıyoruz. Yıllarca bu ülkede maden sektörü kimi zaman çevrecilik adına, kimi zaman ekonomik değil diye horlandı, ötelendi, örselendi. Termik santral inşaatlarına karşı akıl almaz dirençler gösterildi. Kömürün sanayide kullanımı engellenmeye çalışıldı. Halbuki bize örnek gösterilen Avrupa’ya baktığımızda hala elektrik enerjisinin büyük bölümünü kömürden elde eden bir Avrupa var, başta Almanya, bu konuda çok önde. Avustralya’ya gidin, bu konuda çok çok önemli bir yere sahip. Kimse onları değerlendirerek hareket etmiyor, bize kalkıp yok şöyleydi-yok böyleydi diyorlar. Biz onlara serbest olan kömürü bize haram etmeye çalışanların niyetinin aslında ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu çevrelerin tek derdi var, Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini, gelişmesini engellemektir. Ta Güney Afrika’dan buraya kömür getir, ta buraya Sibirya’dan şuradan-buradan kömür getir, ama kendi kömürünü kullanma. Bu durum karşısında biz kömür madenciliğimizi daha ileriye taşımak için yeni yollar, yeni yöntemler, yeni stratejiler geliştirdik. Kömürün keşfinden rezervinin belirlenmesine, üretimde kullanımından zararlı etkilerinin önlenmesine kadar tüm aşamaları bilimsel yöntemlerle ele aldık.
Ülkemizin 10 milyon tona kömür kadar üretim potansiyeli var. Ancak şu anda ortalama 1,2 milyon ton üretim yapılıyor. Halihazırda sektörde çalışan 10 bin işçiyi 20 bine çıkarma potansiyeline sahibiz. Biz bu potansiyeli kimsenin mağdur olmadığı doğru bir modelle teknolojik imkanları ve maden bölgeleri düzenlemelerinde kullanarak inşallah hayata geçireceğiz. Bu modelle kömür üretiminin yanı sıra sosyal imkanları da genişleterek Zonguldak’ın ihya olmasını sağlayacağız.
Şehir uzun süredir özellikle lavvar alanının düzenlenmesini bekliyor. Halen TTK’ya ait olan bu bölgeyi inşallah millet bahçesine dönüştürüyoruz, iyi mi, ne diyorsunuz? Şimdi demokratik bir oylama yapalım, evet mi-hayır mı? Bitti. İnşallah burayı süratle bir millet bahçesine dönüştüreceğiz. Ve az değil, yaklaşık 150 dönüm, 160 dönüm bir yer, güzel bir yer olacak, bütün bu cıvıl cıvıl çoluğu çocuğu alacaksınız, hep beraber oraya geleceksiniz inşallah.
İnsan her yerde olduğu gibi, kömür konusunda da belirleyici faktördür. Madencilerimizin alın teri, emeği, katkısı, aklı, tecrübesi olmadan hedeflerimize ulaşamayız, bunun için de sektörü insan odaklı, insan güveliği merkezli bir şekilde yapılandırmaya karar verdik. İnşallah bu güzergahta şöyle yaklaşık 5 bin kişilik güzel de bir cami yapıyoruz, şu anda cami inşaatımız biliyorsunuz devam ediyor ve o da bittiği zaman Zonguldak’a bambaşka bir hava verecek. Gerçekten çok çok güzel bir proje, şu anda işte fore kazıklar vesaire, onların çakılması devam ediyor, ki iyice işi sağlama alalım, güzel bir eseri de böylece Zonguldak’a kazandırmış olalım.
İkinci olarak, bilimi ve teknolojiyi ön plana çıkartıyoruz. Bilimin ve teknolojinin günümüzde ulaştığı seviyeyi bu sektörde kullanmadan ekonomik ve güvenli üretim yapamayacağımızı biliyoruz. Artık madenlerimizi yürek burkan kazalarla değil, en iyi tekniklerle yapılan üretim modelleriyle konuşmak, tartışmak istiyoruz. Amerika’da, Avustralya’da kişi başına günlük 11 ton üretim yapılırken, bu rakamın ülkemizde 1,5 tonda kalmasına gönlümüz razı değil. Aynı miktarda kömürü daha fazla kişiyle değil, daha çok kömürü daha çok istihdamla çıkartmayı hedefliyoruz. Maden sahalarını mavi, sarı, kırmızı olarak risk gruplarına ayırarak, denetimlerini de ona göre yapacağız. Tüm bu süreçleri şeffaf bir şekilde yürüterek kömürü ülkemizin yeni milli güç kaynaklarından biri haline dönüştürmekte kararlıyız. Vakit Türkiye vaktiyle birlikte vakit kömür vakti de demeye hazırlanıyoruz.
Değerli arkadaşlar; huzurun da, güvenin de, kalkınmanın da, demokrasinin de temel şartı bilesiniz ki istikrardır. Şu iki kelime sihir kelimelerdir: Bir, güven, iki, istikrar. İşte biz 16 yıl önce bu iki kavramla yola çıktık, o gün-bugün böyle geliyoruz.
Türkiye geçtiğimiz 16 yılda 3,5 kat büyüyebilmesini güven ve istikrar ortamının sürekliliğine borçludur. Bu ortam öylesine güçlü bir zemine oturmaktadır ki, son 5 yılda ardı ardına yaşadığımız terör saldırıları, sosyal ve siyasi kaos denemeleri dahi istikrarımızı bozamadı. Güven ve istikrar ortamının köklemesine katkı sağlayacağına inandığımız için cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi konusunda ısrarcı olduk. 24 Haziran’da gireceğimiz seçimler yeni sistemin ilk meyvelerini verecektir. Biz güven ve istikrar ortamı konusunda ne kadar hassas ve ısrarcıysak, birileri de kaos çıkarma, ülkemizi yeniden eski günlerine döndürme konusunda o derece azimli gözüküyor. Öyle ki, biz yapacağız diyoruz, onlar sadece yıkacağız diyorlar. Biz ileriye gideceğiz diyoruz, onlar tek parti CHP’si dönemine dönmenin hayalini kuruyor. Biz demokrasi diyoruz, onlar yeni sistemi kendi diktatörlerini kuracakları bir düzen olarak tasavvur ediyor. Yani bizim Afrin’deki kahraman Komutanımız Metin Temel Paşayla ilgili, ben apoletlerini sökeceğim diyor geldiğimin günün hemen ertesinde. Ya sen zaten gelecek değilsin de, aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış. Ya senin zaten böyle bir durumun yok, haddini bil. Ama bu millet, benim tanıdığım bu aziz millet 24 Haziran’da teröre ve teröristlere karşı kahramanca mücadele veren komutanıma ve heyetine gidip teröristi ceza evinde ziyaret eden Bay Muharrem sana 24’ünde gereken dersi verecektir.
Terörist diyorum; niye? Diyarbakır’da 53 Kürt kardeşimin ölümüne neden olan odur da onun için. Şimdi gidiyor, zannediyor ki ben onu ziyaret edersem cumhurbaşkanı olacağım. Bu millet sana bunu yedirmez.
Biz kalkınma, büyüme, gelişme diyoruz, onlar devam edenleri durduracak, yenilerini iptal edeceğiz diyorlar. Evet evet, yanlış duymadınız, bu ülkede seçim vaadi olarak tüm yatırımları durduracağını söyleyen adaylar var. Siz de duyuyorsunuz değil mi, televizyonlarda filan dinliyorsunuz? Bu ülkede bölücü terör örgütüne kan kusturan komutanlarımızı apoletlerini sökmekle tehdit edenler var. Bu ülkede nasıl olsa yapmak zorunda kalmayacağını bildiği için hesapsız, kitapsız atıp tutanlar var. Biz yatırımları durdurmak bir yana, tam tersine iki katına, üç katına, beş katına, mümkünse 10 katına çıkartacağız diyoruz. Ancak bu şekilde Zonguldak’taki madencimizin ekmeğini büyütebiliriz, ancak bu şekilde nafakasını binlerce derecelik fırınların karşısında demir üreterek çıkartan işçimizin emeğinin karşılığını verebiliriz. Ancak bu şekilde tarlasında mahsulünün bereketi için dua eden çiftçimize alın terinin karşılığını sunabiliriz. Ancak bu şekilde her zaman beslemeyle açtığı dükkanında, atölyesinde emek veren esnafın hakkını verebiliriz. Biz terör örgütleriyle mücadele edenleri istiklal etmek bir yana, daha büyük mücadeleler, daha büyük başarılar, daha büyük zaferler için desteklemeye devam edeceğiz. Sizlerden 24 Haziran’da tercihinizi yaparken işte tüm bunları göz önünde bulundurmanızı rica ediyorum.
Bu güzel Ramazan akşamımızı paylaştığınız için, teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Çocuğunuzla çoluğunuzla, sevdiklerinizle nice Ramazan’lara, nice bayramlara ulaşmanızı Rabbimden diliyorum.
Ama şurada kalan 19 günde kapı-kapı dolaşarak tüm dostlara, ama Zonguldak’ta, ama Zonguldak dışında, haberleşmek ve onlara da istikametlerinin ne olduğunu bildirmeniz lazım.
Hedef, cumhurbaşkanlığında şahsıma, Parlamentoda inşallah AK Partiye oyları vermek suretiyle güçlü bir geleceği hazırlayalım diyorum.
Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla.