Cumhurbaskani Erdogan’in Malatya Mitinginde yaptigi konusmasinin tam metni
Malatya, kayısının başkenti Malatya, merhum Özal’ın yadigarı Malatya, eşin bulunmaz Malatya, gönülleri coşturan Malatya, Allah’ına gurban Malatya. Seni gönülden selamlıyorum Malatya.
Maşallah, bugün Malatya yine güzel. Bir taraftan rahmet, bir taraftan bereket.
Sevginiz, muhabbetiniz, ahde vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Aslında zamanında indik, ama yolda malum, Malatyalılar muhabbetlerini yola serdiler, onları da selamlamadan geçemedik. Rabbim yolunuzu, bahtınızı açık etsin.
Buradan sizler vasıtasıyla Malatya’nın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki kardeşlerime selamlarımı iletiyorum.
Şimdi hazır mıyız?
Malatya, vakit birlik vakti diyor muyuz?
Malatya, vakit Malatya vakti diyor muyuz?
Vakit Türkiye vakti diyor muyuz? Maşallah.
Unutmayın, yaparsa yine AK Parti yapar.
Gelirken yolda bir tane şöyle pano gördüm, diyor ki; “Ortak paydamız Malatyaspor.” Malatyaspor’a ne yaptınız ki ortak paydamız Malatyaspor diyorsunuz? Malatyaspor’a yine AK Parti yaptı. Malatya Stadını kim yaptı? Biz yaptık.
Geçtiğimiz 16 yılda ülkemizi her alanda 3,5 kat büyüttük, şöyle 20 yıl öncesinin Malatya’sını düşünüyorum, ah ah, nerede o Malatya, nerede bugünkü Malatya, öyle mi? Altyapısıyla, üst yapısıyla bugün bambaşka bir Malatya var. 2023 hedeflerimize ulaşarak ülkemizi 2 kat daha büyütmeye talibiz. Bizim siyasetimiz, daima hizmet siyaseti olmuştur. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geliyoruz. Bugüne kadar hep bu anlayışla çalıştık. 24 Haziran’da da milletimizden yeniden hizmet için, yatırım için, proje için destek istiyoruz.
Şimdi 24 Haziran’da güçlü Meclis için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü Hükümet için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü Türkiye için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
Sizlerin desteğiyle irade, erdem ve cesaretle hep beraber Türkiye’yi şahlandırıyor muyuz? Malatya bu heyecanıyla, bu desteğiyle yanımızdaysa, Allah’ın izniyle 24 Haziran akşamı sandıklar 6’da 6 diyecek mi?
Rabbim hepinizden razı olsun.
Şimdi Ana Kademe, bütün Malatya’yı ilçeleriyle dolaşıyor muyuz? Ses bana az geldi.
Kadın Kollarımız; kapı-kapı dolaşıyor muyuz?
Gençler; liseli kardeşlerinizi, üniversitedeki arkadaşlarınızı kucaklıyor musunuz? Bildiklerinizi onlara da anlatacaksınız.
Geçtiğimiz yıl Malatya’ya gelişimde hatırlayın, 1 milyar 162 milyon liralık yatırımın toplu açılışını yapmıştık. Geçtiğimiz 16 yılda Malatya’da gerçekleştirdiğimiz yatırımların tutarı ne biliyor musunuz? 16,5 katrilyon. Ah ah, bu CHP bu tür yatırımlar yaptı mı buraya? CHP’de laf var… O kadar.
Eğitimde 4552 yeni derslik yaptık. Üniversiteyi biz yaptık mı? Şehrimize ikinci devlet üniversitesini kazandırdık mı? Adı? (“Turgut Özal”) Biz yaparız. Onlar laf üretir, biz icraat üretiriz. Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin müjdesini yaklaşık 1,5 ay önce rahmetli Özal’ın vefat yıldönümünde milletimizle paylaşmıştık. Yeni üniversitemizin bir kez daha Malatya’mıza hayırlı olmasını diliyorum.
Yükseköğrenim talebelerimiz için 8 bin 221 kişilik yurtlar açtık. Malatya Stadyumu 27 bin kişilik kapasitesi ve modern imkanlarıyla şehrimize ve takımımıza yakışır bir eser oldu. Çıkmış, Malatyaspor ortak paydamız diyor. Ya nereden senin ortak paydan oluyor, ne yaptınız ki, ne verdiniz ki Malatyaspor’a ya? Gördüğüm kadarıyla şu anda Malatyaspor da hamdolsun stadın hakkını veriyor. Yeni stadın yapılmasıyla artık ihtiyaç kalmayan eski stadın yerini de ne yapıyoruz? Millet bahçesi yapıyoruz. Eski stadın yerini de inşallah sizler için bir millet bahçesi olacak. Yani İngiltere’de bir Hyde Park olacak da, niçin benim Malatya’mda da böyle güzel bir millet bahçesi olmasın?
Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Şu rahmete, şu yağmura rağmen maşallah dimdik duruyorsunuz ya.
TOKİ vasıtasıyla 12163 konut yaptık. Sağlıkta 8’i hastane olmak üzere 45 tesisi şehrimize kazandırdık. Bunlardan biri de, 800 yataklı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesidir. Malatya’ya ülkemizin ve Avrupa’nın en büyük Karaciğer Nakil Enstitüsünü kazandırdık. Hedefimiz, Malatya’yı sağlık turizminin en önemli şehirlerinden biri haline getirmek. Bunun için 300 yataklı Malatya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesiyle 217 yataklı Onkoloji Hastanesinin de aralarında bulunduğu beş sağlık tesisinin daha inşası sürüyor. 300 yataklı Battal Gazi Devlet Hastanesinin ihalesini önümüzdeki ay yapıyoruz. Doğanyol, Kale, Kuluncak, Arguvan ilçelerimizi de devlet hastanelerine kavuşturuyoruz.
Şöyle bakın, bu şehir hastanelerini görüyor musunuz? Nasıl? Dimdik duruyorum. Beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik. Sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Nasıl, hastaneleri görüyor musunuz? Onlar laf üretir… Ya işte CHP bu, AK Parti bu.
Bir de aslında Bay Kemal’in SSK Genel Müdürü olduğu zamanın görüntülerini vermeniz lazım var mı? Onu ver, onu ver de, onları böyle mukayese etsinler.
Geçtiğimiz 16 yılda 2 katrilyon liralık bir kaynak kullanarak şehirdeki tüm yetimlerin, dulların, engellilerin, yaşlıların, kimsesizlerin, şehit ailelerinin, gazilerin yanında olduk.
Bak, bu da işte Bay Kemal’in Genel Müdür olduğu zamanki hastanelerin hali.
Faturayı da ne yapıyor? Diğer hastanelere kesiyor, her yerde var diyor. Ya sen önce sorumlusu olduğun hastanelerin haline bak.
Bak, 10 yıl önce daha iyiydi, şimdi benim Genel Müdürlüğümde daha kötü oldu; zavallı zavallı.
Şikayet makamında değilsin, şikayetleri düzeltme makamındasın Bay Kemal.
Kardeşlerim; Malatya’nın bölünmüş yol uzunluğunu 36 kilometreden 417 kilometreye çıkardık, aralarında Karahan Tüneli ve Erkenek Tünelinin de bulunduğu 8 adet tünel ve 18 köprüyle tüm engelleri aştık. Malatya-Darende-Gölbaşı Yolu, Malatya-Hekimhan Yolu, Kömürhan Köprüsü, Kuzey Çevre Yolunun da aralarında bulunduğu 7 ulaşım projesini önümüzdeki birkaç yıl içinde tamamlıyoruz.
“Kömürhan Köprüsü Harput’a bakar,
Kör olası zalim Fırat ocaklar yakar.
Ahbaplarım gelmiş ağıtlar yakar,
Söyletmeyin beni anam, yaram derindir.”
İnşallah bundan sonra Fırat ocaklar yakarak değil sevenleri buluşturarak türkülere konu olacak.
Malatya, hızlı tren konforunu kullanacak illerimiz arasında yer alıyor. Sivas-Malatya ve Malatya-Elazığ hızlı tren hatlarının proje çalışmaları sürüyor. İnşallah en yakın zamanda inşasına da başlanacak. Malatya Havalimanının yolcu sayısı biz geldiğimizde neydi biliyor musunuz? 89 bin. Şimdi bu sayı ne oldu biliyor musunuz? 886 bin. Bu kadar, her yıl artıyor. İş bilenin, kılıç kuşananın.
Malatya Havalimanımızı daha önce yeni terminal binası dahil yatırımlarla büyüttük, modernize ettik. Bununla kalmıyor, şimdi Malatya’ya yeni bir havalimanı terminal binası kazandırıyor ve inşallah 2020 yılında hizmete alıyoruz.
Malatya’ya 8 baraj ve bir gölet inşa ettik. 11 barajın inşası da sürüyor. Sulama projeleriyle Malatya’da 235 bin dekar alanı sulamaya açtık, devam eden projelerle 373 bin dekar alanı da sulamaya açmaya hazırlanıyoruz. Bugüne kadar Malatya’daki çiftçilerimize verdiğimiz destek miktarı 1,2 katrilyon lirayı buldu. Hayvancılıkta yüzde 50, arıcılıkta yüzde 60 hibe vererek üreticilerimizi destekliyoruz.
Kardeşlerim; kayısı başta olmak üzere meyve ve sebze ticareti artık babadan kalma usullerle yapılmıyor. Çiftçilerimizin ürünlerini 12 ay boyunca değerlendirebilmeleri için lisanslı depoculuğu geliştiriyoruz. Bunun için depo yatırımlarının teşvikinden depo kiralarının karşılanmasına kadar pek çok desteği hayata geçirdik. Hububat, pamuk, zeytin ve fındığın yanı sıra kuru kayısı da bu kapsamda değerlendiriyoruz. Malatya’nın kuru kayısıda lisanslı depoculuğun avantajlarından yararlanabilmesi için tüm hazırlıklar tamamlandı, çok yakında üreticilerimizin hizmetine sunuluyor.
Bir başka önemli adım atarak değerli kardeşlerim, Türkiye ürün ihtisas borsası kurulmasına karar verdik. Böylece ülkemiz tarım ürünleri ticaretinin merkezi haline gelecek. Bu borsadan en çok fayda göreceklerin başında Türkiye’de Avrupa Birliği coğrafi işareti tescil belgesine sahip üç tarım ürününden biri olan Malatya kayısısı geliyor. Malatya kayısısı gibi bir markaya sahip bu şehir, kendisiyle birlikte ülkemize de çok büyük katkılar sağlayacak.
Şire Pazarını da daha iyi şartlara sahip bir yere taşıyoruz. Böylece Malatya kayısısının şanına yakışmayan bu pazarı üreticilerin de, tüccarın da huzur içinde ticaretini yapabileceği, rençperin alın terinin hakkını alabileceği bir mekana kavuşturuyoruz.
Evet, hazır mıyız?
Malatya, 24 Haziran’da tercihimizi bir kez daha hizmet siyasetinden yana kullanıyor muyuz?
Malatya, 24 Haziran’da vakit birlik vakit, vakit Malatya vakti, vakit Türkiye vakti diyerek Cumhurbaşkanlığında şahsımı, milletvekilliğinde AK Parti’ye mührü basıyor muyuz? Malatya’ya da bu yakışır.
Kardeşlerim; Türkiye’ye hizmet etmek, eserler vücuda getirmek, projeler hayata geçirmek öyle bir faniye sahip olmaz. Bazıları vardır bu fırsatı yakalar, ama kimi beceriksizliğinden, kimi kifayetsizliğinden, kimi ahlaksızlığından dolayı olanı da batırır gider, tıpkı CHP’nin başındaki zat gibi. İşte gösterdim, SSK’ya Genel Müdür yaptılar, batırdı gitti. İstanbul’u bu partiden nasıl teslim aldığımı ben bilirim, CHP’den aldım biliyorsunuz. İstanbul neydi? Çöp dağları, susuzluk, hava kirliliği. Ümraniye’de çöp dağları patladı, 39 vatandaşımız öldü. Kim vardı? CHP. CHP zihniyetinin bu ülkede ne zaman iş başına gelse ülkeyi krizlerle, yoklukla, yoksullukla, gerilimle, yerle yeksan ettiğini milletimiz çok iyi hatırlıyor. Kendilerinin bu ülkede dikili ağacı olmadığı için şimdi çıkmış bizim eserlerimize ya çamur atıyor ya da sahip çıkmaya çalışıyorlar. Neymiş? İstanbul’daki yeni havalimanına ne gerek varmış. Bütün dünya nefesini tutmuş bu projeyi takip ediyor, bunlarsa ne gerek var. Ülkemizin başarısını küçültmeye çalışıyor. Kanal İstanbul’a ne gerek var diyorlar, şehir hastanelerine ne gerek var diyorlar, yerli otomobil projesine ne gerek var diyorlar. Bölünmüş yollara, otoyollara, hızlı tren hatlarına, tünellere, havalimanlarına ne gerek var diyorlar.
CHP’nin başındaki zat 2001 yılında güya uçak inmeyen, yolcusu olmayan havalimanı diyerek Sabiha Gökçen Havalimanını eleştiriyordu. Kardeşlerim; bakın o zaman o havalimanına uçak inmiyordu, doğru. Ama biz geldik, geldikten sonra Sabiha Gökçen yetmez oldu ve Sabiha Gökçen’i büyüttük, şimdi yeni pist yapıyoruz, terminal binaları yapıyoruz. Ey Kemal, iş bilenin, kılıç kuşananındır. Ve geçtiğimiz yıl Sabiha Gökçen Havalimanını kaç kişi kullandı biliyor musunuz? Geçen yıl 21 milyonu iç hat, 10,5 milyonu dış hat olmak üzere 31,5 milyon yolcu kullandı. Ey Kemal Efendi, sen buraların ne işe yaradığından haberin yok. Kılıçdaroğlu’nun uçak inmeyen dediği bu yere sadece 2017’de inip-kalkan uçak sayısı ne biliyor musunuz? 220 bini geçti. Bu yılın ilk dört ayındaki yolcu sayısı 11 milyona yaklaştı. Şu anda kapasite yetmediği için ikinci pisti inşa ediyoruz.
Milletime soruyorum; bu kafaya Türkiye emanet edilir mi?
Kardeşlerim; bunların bir de cumhurbaşkanı adayı var, o da Genel Başkanıyla yarışıyor. Neymiş, köprü yapmak kolaymış, Boğaza dördüncü köprüyü de kendisi yaparmış. Yahu senin partinin ömrü şu anda Boğazda dizili o köprülerin inşasını engellemeye çalışmakla geçti. İlk köprüde Demirel’in karşısına dikildiniz, ikincisinde Özal’ın karşısına dikildiniz, son köprüde de benim karşıma dikildiniz. CHP’lilerin köprüyü yaptırmayız kampanyalarını, mahkemeden çıkan kararı yanlış anlayıp artık burası dört beton ayaktan ibaret bir yer diyerek sevinç çığlıkları attıklarını unutmadık. Ama biz sadece üç tane köprü değil Marmaray’ı yaptık değil mi? Avrasya Tünelini yaptık. İzmit Körfezine Osman Gazi Köprüsünü yaptık. Ama bunlar bunu anlamaz. Hemen yanı başınızda Adıyaman’da Nissibi Köprüsünü yaptık.
Bu partinin Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı sürekli bilimden, sanayiden bahsediyorlar, teknolojiden bahsediyorlar değil mi? Demek ki bu konularda iddiaları var. Ben de arkadaşlarımı görevlendirdim, seçim bildirgelerine bir bakın dedim, öyle ya… Gençler bunu çok iyi takip etsin. Madem bu konularda iddialılar, öyleyse seçim bildirgelerinde bu iddialarını dolu dolu ortaya koymuş olmaları lazım. Şimdi bir tarafta kendi seçim bildirgemizi, diğer tarafta onlarınkini koyduk. Sonuçta karşımıza şöyle bir tablo çıktı: Biz kendi seçim bildirgemizi adeta baştan sona teknoloji, sanayi, bilim, yatırım, girişim, yazılım, bilişim, uçak, robot, patent, tasarım kavramlarıyla donatmışız. Onlar ya yasak savma kabilinden birkaç ifadeyle geçiştirmiş, ya hiç adını bile anmamış. Mesela, savunma sanayinin yanından, yöresinden bile geçmemişler, çünkü onların böyle bir derdi yok. Bunların kafasında ve gönlünde ne bilim, ne teknoloji, ne sanayi, ne de benzer bir şey yok. Ya senin fizik öğretmeni olman bu işleri halletmeye yetmez. Birileri kulaklarına üflüyor, bunlar da çıkıp meydanda esip yağıyor, arkası boş.
Mesela biz Türkiye’yi bilgi tabanlı ekonomiye geçirmekten söz ediyoruz, onlar yerli otomobil projesini durdurmayı taahhüt ediyor. Aslında bu projenin ne olduğuna dair fikirleri de yok. Türkiye’nin beş kıtada 193 ülkeye otomotiv sanayi ürünü ihraç ettiğinden haberleri de yok. Ülkemizin son 12 yıldaki ihracat şampiyonunun otomotiv sektörü olduğundan da haberleri yok. Bugün 60 bin istihdamıyla yüzde 88 kapasiteyle, kullanım oranıyla 124 ar-ge ve tasarım merkeziyle gurur verici bir otomobil sektörüne sahip olduğumuzu bilmiyorlar, çünkü tembeller. Parti içi kavgadan, hizip çekişmesinden fırsat bulup bu işlere zaman ayıramadıkları için öyle boş boş konuşuyorlar.
Kardeşlerim, bu vesileyle kendilerini yerli otomobil projesi konusunda bilgilendirmiş olalım. Bakınız, bundan birkaç ay önce meşhur Tesla otomotiv var ya, elektronik, elektrikle işleyen, onun patronu Elon Musk benim ziyaretime geldi, bu konuları onunla da konuştuk. Şimdi diyor ki, Erdoğan 20 yıl geriden geliyor. Muharrem Efendi, bizim hayatımız bu işleri yönetmekle geçti. Sen yönetilensin, biz yöneten. İşte siyasette 20 yıllık hayatımın 4,5 yılı İstanbul’u yönetmekle geçti, 11,5 yıl Türkiye’ye Başbakanlık yaptım, 4 yıldır Cumhurbaşkanlığı yapıyorum. Çıraklık, kalfalık, ustalık, şimdi de baş ustalık için sizden vize istiyorum. Türkiye’nin otomobil projesinde beş şirketimiz ve Türkiye Odalar Borsalar Birliği’miz biraraya gelip imzayı attılar. Teknik ve mali analizler hazırlandı. Şirketin CEO’su belirlendi. Ben şimdi sizi burada meşgul etmeyeceğim. Bu akşam Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifinin iftarında ben diyorum ki orada bunu inşallah işleyeyim, orada bunları anlatayım. Ve şu anda yatırım bedeli yaklaşık 3,5 milyar avro.
Değerli kardeşlerim, burada yalnız bir şey söyleyeceğim; bu Muharrem İnce diyor ki, ben AK Parti’yi Pensilvanya’dan icazet alarak kurmuşum. Dedim ki; Sayın İnce, bak eğer bunu ispat edemezsen namertsin dedim. Hala ispat edemedi. En sonunda dün bir yazarın kitabından bir cümle almış. O yazar da cevap veriyor, diyor ki; bu somut bir şey değil, bu soyut bir ifadeydi ve bana da ait değil. Be İnce, şimdi sen bu iddianı ispatlamadığına… Davayı açtım ha, onu da söyleyeyim, şu anda dava açtım, tabii. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar, öyle yok. Çok saygın bir annesi var, çok saygın, öyle zannediyorum ki annesi de bu yalandan dolayı rahatsız oldu. Ya niye yalan söylüyorsun? Ya senin Genel Başkanın yalancı diye sen de yalancı olmaya mecbur musun? Hadi bakalım ispat et. Ben şimdi sana davayı açtım. Ya ben Pensilvanya’daki adamdan niye icazet alacağım ya. Benim hayatım siyasetin içerisinde gelişti. Dolayısıyla yol arkadaşlarım, dava arkadaşlarım beraberce oturduk konuştuk kararımızı verdik, cezaevinden çıktıktan sonra da partimizi kurduk. Ve partimizi kurduktan 16 ay sonra da siz bizi iktidar yaptınız. Şimdi Sayın İnce, bak bana icazeti Pensilvanya değil bana icazeti halkım verdi halkım. Ama onlar bu işlerden anlamaz. Onlar halk ifadesini partilerinin tabelasında kullanırlar. Hak nedir, halk nedir bilmezler, onlar sadece yalanı bilir, iftirayı bilir, dün söylediğini bugün inkar etmeyi bilir. Kendi kendileriyle ve milletimizle kavga etmeyi bilir, başka bir işe de yaramazlar.
Malatya, 24 Haziran’da bunlara anladıkları dilden bir cevap veriyor muyuz?
Güçlü Meclis diyor muyuz?
Güçlü hükümet diyor muyuz?
Güçlü Türkiye diyor muyuz?
Vakit birlik vakti diyor muyuz?
Vakit Malatya vakti diyor muyuz?
Vakit Türkiye vakti diyor muyuz?
Kardeşlerim; aynı şekilde biliyorsunuz bizim dört neyimiz var, Rabia’mız var. Hazır mıyız? Maşallah. Şöyle gür seda ile bu rahmette Türkiye duysun.
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
Bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Şu 22 günde Malatya’yı köylere kadar kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Altıda altı yapmaya var mıyız?
Rahmetli Menderes Türkiye’yi gerçek anlamda yatırımlarla, kalkınmayla, refahla tanıştıran bir liderdi. CHP’liler kendisini sandıkta deviremeyince işi ne yaptılar? Darağacına götürdüler.
Rahmetli Özal kendi deyimiyle ülkemize çağ atlatmayı azmetmişti, CHP kafası Özal’ın Başbakanlığına zaten tahammül edemiyordu, Cumhurbaşkanı olunca hepten zıvanadan çıktılar.
Evet, şimdi gelelim şarkımıza, hazır mıyız?
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Malatya’yı hatırlatıyor.