Cumhurbaskani Erdogan’in Mersin 6. Olagan Il Kongresinde yaptigi konusmanin tam metni
Buradan Mersin’in tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Mersin teşkilatlarımızda vazife yapmış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.
Kongremizin şehrimiz için, Mersin’le birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Mersin, 16 Nisan halkoylamasında maalesef yüzde 36’lık evet oranıyla beklentilerimizin çok altında kaldı. İnşallah bu kongremiz Mersin’de yepyeni bir dönemin müjdecisi olacaktır. 2019 yılındaki seçimlerde Mersin’in Türkiye ortalamasının üzerine çıkacağına yürekten inanıyorum. Siz de inanıyor musunuz? Ona göre çalışacak mıyız? Tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle, tarımıyla, geniş bir yelpazedeki zengin insan varlığıyla Mersin’i her bakımdan çok daha ileri düzeylere taşımak için elbirliğiyle çok çalışmamız gerekiyor. Onun için bugün burada Mersin’den söz istiyorum.
Ana Kademe, sizleri şöyle bir ayakta göreyim; 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya, kucaklamadık, el sıkmadık Mersinli bırakmamaya hazır mıyız? Bu ses bana az geldi. Hazır mıyız?
Kadın Kolları, şimdi sizleri bir görelim bakalım, Kadın Kollarımızı bir ayakta görelim. Kadın Kollarımızı çok dağınık yerleştirdiniz herhalde. 2019’a kadar her eve girmeye, her gönüle dokunmaya hazır mıyız? Hazır mıyız? Maşallah.
Gençlik Kolları, sizleri görelim. Maşallah. 2019’a kadar üniversitelerdeki, liselerde el sıkmadık, kucaklamadık genç bırakmamaya, ayak basmadık yer bırakmayacak şekilde Mersin’i ayağa kaldırmaya hazır mıyız? Güzel. Hazır mıyız? İşte buyurun gençlik.
Maşallah. Türkiye’nin 30 büyük şehrinden biri olan Mersin’i 2019 seçimlerinde AK Parti’nin başarı sıralamasında ortalamanın üzerinde görmek istiyorum. Mersin bu sözü veriyor mu? Veriyor mu?
Bu güzel coşkunuz, sevginiz, her birinize bundan dolayı ayrı ayrı bir kez daha teşekkür ediyorum.
Kardeşlerim, geçtiğimiz 15 yılda ülkemizin diğer 80 vilayetiyle birlikte Mersin’i de geliştirmek, kalkındırmak, geleceğe hazırlamak için çok büyük yatırımlar yaptık. Bu dönemde sadece kamu kuruluşlarımız eliyle Mersin’e yaptığımız yatırım tutarı ne biliyor musunuz? 27 katrilyon. Rakama dikkat, 27 katrilyon. Eğitimde 4500’e yakın yeni derslik, 5500’ün üzerinde yatak kapasitesine sahip yükseköğretim yurtları kazandırdık. Sporda şehrimizi 25 bin kişilik stadyumumuzun da aralarında olduğu 27 tesisle donattık.
Mersin, maşallah, dünya beşten büyüktür eyvallah. Er veya geç, dünyanın beşten büyük olduğunu bugün anlamayanlar anlayacaklar, hiç endişeniz olmasın.
Sağlıkta 13’ü hastane olmak üzere şehir genelinde 35 tesisi hizmete açtık. Hatırlayın, geçtiğimiz yıl açılışını yaptığım 1300 yataklı Mersin Şehir Hastanesi, ülkemizin en modern sağlık tesislerinden biridir. Nasıl? Şehir hastanemizden memnun musunuz? Eşi benzeri var mı? Nereden nereye. Odalarına girilmezdi be, doğru dürüst tuvaletleri yoktu be. O hastaneler gitti, işte şimdi bizim bu şehir hastanesi geldi.
Bunlarla kalmıyoruz, tüm ilçelerimize yeni sağlık tesisleri kazandırmanın hazırlıkları içindeyiz. Ne diyor? Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Hiç endişeniz olmasın. İşte bugüne kadar yürüdük, yürüyoruz ve yürüyeceğiz.
Mersin’in 279 kilometre bölünmüş yolu vardı. Biz bunun üzerine bir o kadar daha bölünmüş yol ekledik, halen 18 ayrı yol projesinin de inşası sürüyor. Erdemli, Silifke, Taşucu, Antalya bölünmüş yolu içindeki 7 köprü, 17 tünel ve 2 viyadükle 5 milyar liranın, yani 5 katrilyon liranın üzerinde bütçesi olan dev bir proje şu anda hayatta. Tamamlanan kısımlarını etap-etap hizmete alıyoruz. Tamamı 2021 yılında inşallah hizmete girmiş olacak. Ben de sizin yanınızdayım ya, ayrılmadık, ayrı olmayız, beraber yürüyeceğiz.
Antalya bölgesi ile Mersin arasında hızlı ve güvenli bir ulaşım sağlayacak bu projenin hem turizm, hem ticaret bakımından şehrimize ayrı bir bereket getireceğine inanıyorum. Mersin’deki mevcut demiryollarını yenilemenin yanında, hızlı tren hattıyla da şehrimizi buluşturuyoruz. Mersin’i kuzeyden Ankara ve İstanbul’a, doğudan Adana, Osmaniye, Gaziantep istikametine bağlayacak hızlı tren hattı etap-etap inşa ediliyor. Konya’ya kadar olan bölümünün 3,5 milyar, eski rakamla 3,5 katrilyon lira, Gaziantep’e kadar olan bölümünün de yaklaşık 4 katrilyon lira olan maliyeti bu projenin tamamlanmasıyla birlikte Mersin’in önünde yepyeni bir dönem açacaktır. Bu yatırımların hepsi Mersin’e, Mersinliye geliyor. Ayrıca, Niğde-Kayseri, istikametine giden tren yolunun elektrik ve sinyalizasyon sistemini yenileyerek burasını da özellikle ticari taşımacılıkta önemli bir hat haline dönüştürüyoruz.
Yenice Lojistik Merkezi kısmen hizmet vermeye başladı. Çukurova Bölgesel Havalimanını yap-işlet-devret modeliyle inşa etmek istemiştik, ama olmadı, şimdi kamu eliyle yapıyoruz. Ve altyapıyla ilgili işler hızla devam ediyor, üst yapıyla ilgili ihale de önümüzdeki haftalarda o da yapılmak suretiyle inşallah alt ve üst yapı hızla devam edip bunu seçime kadar yetiştirmenin gayreti içindeyiz. Kısa sürede inşallah bu havalimanının Mersin’e ve Adana’ya hizmet vermesi, bölgeyi çok daha rahatlatacaktır.
Alaköprü Barajı, Kıbrıs’a su sağlamanın yanında burada 84 bin hektara yakın arazimizi de sulayacak. Şu ana kadar bunun 12 bin dekarı sulamaya açıldı, kalanıyla ilgili çalışmalar sürüyor. Biraz sabır. İhtiyaç olduğu anda önce ben yola çıkacağım, size de çağrıyı yapacağım. 15 Mart’ta bunu yaptık mı? Sizlere çağrıyı yaptım, meydanlara dedim, dökülün sokaklara dedim. Sizler caddelere, meydanlara döküldünüz, F16’lar, tanklar, toplar, helikopterler, hepsi hikâye. Ve bu FETÖ denilen haine ve onun takımına Türkiye’yi mezar ettiniz. Ve şu anda da inşallah böyle bir durum olduğu anda önce şahsım yola çıkacak, ondan sonra size de beraber yürüyeceğiz bu yolda dedik, beraber yürüyeceğiz.
Kardeşlerim, Mersin’e geçtiğimiz dönemde 6 baraj, 7 gölet inşa etmiştik. 10 baraj ve 8 göletten oluşan bir hedef daha var, onu da yapacağız. Tarsus için özellikle önemli olan Pamukluk Barajını inşallah önümüzdeki yıl hizmete alıyoruz. Anamur Demirören Barajının ihalesi yapıldı, bitti o iş. Erdemli Kargıç Barajının ihalesi de Haziran ayında tamamlanıyor. Amacımız; Mersin’in verimli topraklarının tamamını suyla buluşturarak bereketini artırmaktır. Bu noktada kararlılığımız var, inşallah bunları yapacağız, asla geri durmak yok.
Çiftçilerimize 15 yılda yaklaşık ödenen para ne biliyor musunuz? 1,5 katrilyon. Tüm bu hizmetleri tabii Bay Kemal duymuyor, kulağı var ama duymuyor. Çiftçileri aç bıraktınız diyor, eline diline dursun. Hesap ortada, rakamlar ortada. Bu topraklar neyle sulanıyor? Bu çiftçiye bu paralar nereden ödeniyor? Ah Bay Kemal, ah; sen hesap uzmanı olarak kalmışsın o kadar, daha ileri gidememişsin. Zaten hastaneleri çökerttin, SSK hastanelerinin senin döneminde ne hale geldiğini rahmetli Savaş Ay çok iyi anlatıyordu.
Tüm bu hizmetleri önümüzdeki dönemde geliştirerek, genişleterek, yaygınlaştırarak sürdürmekte kararlıyız. Biz milletimizin lafa değil icraata baktığını çok iyi biliyoruz. Mersin’de yıllarca laftan başta bir şey üretmeyenlerin aksine biz sizlerin karşısına hep icraatlarımızla çıkmaya devam edeceğiz.
Kardeşlerim; Mersin, 1. Dünya Savaşında işgale uğramış bir şehrimiz olarak özgürlüğün kıymetini çok iyi bilir. 1918 yılının son günlerinde Mersin İskelesine yanaşan düşman filikasının oradaki görevlilerimize uzattığı zarfın içindeki notta şehre asker çıkartılacağı, ama idareye karışılmayacağı, işgalin geçici olduğu yazıyordu. Bakın, çok manidar. Kısa bir süre sonra ilk gelen işgalciler yerlerini başka işgalcilere bırakarak çekilirken, Mersin halkı da istiklal mücadelesi için çoktan örgütlenmeye başlamıştı. Mersin’in hemen tüm ilçelerinde kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri vasıtasıyla düşmana yönelik mukavemet hızlandırıldı. 1921 Anlaşmasına kadar şehrin her yerinde çok önemli mücadeleler verildi. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
3 Ocak 1922’de bir Türk alayı şehre girdiğinde Mersinliler çoktan işi bitirmişti. Bu vesileyle bir kez daha 97. kurtuluş yıldönümünüzü tebrik ediyorum. Dün bu toprakları düşmana dar eden Mersinliler, bugün de ülkemizin istiklali ve istikbali için yeni en ön safta mücadele ediyorlar. Terörle mücadele için sınırlarımız içinde ve dışında görev yapan kahramanlarımız arasında yer alan Mersinli kardeşlerimizin cesaretini takdirle takip ediyoruz. Anlaşılan o ki, Mersin’in anaları evlatlarını sadece balla değil aynı zamanda vatan sevgisiyle, ezan sevgisiyle, bayrak sevgisiyle de yoğuruyor. Mersin’in anneleri sadece evlat değil aynı zamanda birer aslan parçası da doğuruyor.
Bu vesileyle Cennet’in ayakları altına serildiği tüm annelere selamlarımı, saygılarımı iletiyorum.
Kahraman güvenlik güçlerimizin, Mehmetçiklerimizin, jandarmalarımızın, polislerimizin, güvenlik korucularımızın, Özgür Suriye Ordusu mensubu kardeşlerimizin her biri gösterdikleri cesaretle adeta analarından emdikleri sütün helal ettirmek için yarışıyorlar. Ve az önce aldığım rakamı açıklıyorum; şu an itibariyle etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3213 oldu. Mehmetçiğimiz ilerliyor Afrin’e, inşallah Afrin’e girdik-giriyoruz. Bu kahramanlarımız daha öne bölücü terör örgütü mensuplarına gizlendikleri dağları dar etmişlerdi. Bu kahramanlarımız hendek eylemlerinde teröristleri kazdıkları çukurlara gömmüşlerdi. Bu kahramanlarımız Fırat Kalkanı Harekâtında Cerablus’tan El Bab ve Rai’ye kadar olan bölgeyi DEAŞ’a mezar etmişti. 2 bin kilometrekarelik alan, şu anda 140 bin kişi oraya geri döndü. Burada da 2 bin kilometrekarelik bir alan var. İnşallah burada da bu süreç bitince yine orada yaşayan kardeşlerimiz topraklarına geri dönecekler.
Milletimiz 15 Temmuz gecesi 7’sinden 70’ine genciyle yaşlısıyla, erkeğiyle kadınıyla, fakiriyle zenginiyle yüreğinde kor gibi yanan bir imana sahip olduğunu, çıplak elleriyle dünyanın en gelişmiş savaş araçlarını durdurabileceğini göstermişti.
Değerli kardeşlerim; kahraman evlatlarımız şimdi de Afrin Bölgesindeki Zeytin Dalı Harekâtında yine destan yazıyorlar. Ve şu ana kadar 900 kilometrekareye varan alan teröristlerden temizlendi. Güvenlik güçlerimiz Afrin’de arkasında kim olursa olsun, hangi eğitimle, hangi silahla teçhiz edilirse edilsin, bayrağı ve ezanı söz konusu olduğunda karşısına çıkanı nasıl yok ettiğini ortaya koydu. Biz askerimizle iftihar ediyoruz. Ben de sizlerin yanındayım, beraber yürüyeceğiz inşallah. Durmak yok... Durmak yok... Durmak yok...
Rabbim tüm güvenlik güçlerimizi, tüm evlatlarımızı korusun, esirgesin, yardımcısı olsun. Rabbim milletimize ve devletimize zeval vermesin. Kardeşlerim, bizim Suriye’de tek bir amacımız var; o da, sınırlarımız boyunca terör örgütünü Suriye topraklarından söküp atmak. Böylece kendi güvenliğimizi temin etmenin yanında yıllardır mağdur ve mazlum durumda olan Suriyeli kardeşlerimizin de huzur içinde yurtlarına dönebilmelerini sağlamaktır. Türkiye, tarihinde sömürge ayıbı olmayan, işgal lekesi bulunmayan tek ülkedir. Bana isim verdirtmesinler, biz bu işgal güçlerini çok iyi biliriz, bunları çok iyi tanırız. Biz sadece hem kendimiz, hem de dostlarımız için güvenli ve müreffeh bir gelecek istiyoruz, yaptığımız bu.
Terör örgütünün ve onu destekleyenlerin Suriye’de neyi amaçladıklarını, onları da çok iyi biliyoruz. Onun için de onların üzerine üzerine gidiyoruz ve gideceğiz. Ama kimse bize yan yapmasın, yanlış bakmasın. Eğer bize yanlış bakarlarsa, o zaman iki parmağımız bunların iki gözünde olur; bunu da iyi bilecekler. Bunlar zannettiler ki bu PYD denilen, bunlar zannettiler ki biz… Biz en doğudan başlayıp en batıya kadar biz ilerleyelim, Türkiye sadece seyreder, Türkiye sadece laf eder; geç o işi geç, geç o işi, o senin dediğin Türkiye eskide kaldı, bugün başka bir Türkiye var.
Bak göreve geldiğimizde Türkiye’nin kişi başına milli geliri neydi, bugün Türkiye’nin kişi başına milli geliri ne? 3500 dolardan şu anda 12 bin dolara doğru yürüyoruz. 36 milyar dolar ihracatı olan bir Türkiye vardı, şu anda 160 milyar dolara doğru ilerliyor. Ya bizim 23,5 milyar dolar IMF’e borcumuz yok muydu? Bu borcu sıfırladık mı? Sıfırladık, 2013’te bitirdik o işi. Ondan sonra IMF bizden borç istedi, 5 milyar avro borç istedi. Arkadaşlar, verelim mi dediler, verin dedim. Baktılar ki ya bu Türkler şaşırmış verecekler, vazgeçtiler. Ve 27,5 milyar dolar merkez bankamızın döviz rezervi vardı. Hamdolsun şu anda 120 milyar dolar merkez bankamızın döviz rezervi var. Hâlbuki biz 135-136’ya çıktık, ama bu olaylar vesaire biraz gerileme oldu, toparlayacağız. Ve biz tek bir masum bile maddi-manevi tarar görmesin diye kendi askerlerimizin hayatını riske atarken, teröristler gözlerini kırpmadan çocukları, kadınları, sivilleri katletmekten çekinmiyor.
Hep söylüyorum, burada bir kez daha tekrarlıyorum; eğer biz teröristler ve Suriye’de yaptıklarını gördüğümüz kimi ülkeler gibi vicdanımızı, ahlakımızı, hassasiyetlerimizi rafa kaldırmış olsak, Afrin’i ele geçirmek üç günlük işti, üç günlük, ama biz çok hassasız. Suriye’ de Humus’un, Halep’in, Şam’ın o kenar mahallelerinin, Derağa’nın, Rakka’nın, Hama’nın, Deyrizor’un, İdlib’in nasıl yerle yeksan edildiğini gayet iyi biliyoruz, biz onları gördük, acımasız yaptılar bunları. Varil bombalarını nasıl indirdiklerini çok iyi biliyoruz. Irak’ta Musul’un, Bağdat’ın, Felluce’nin ve daha nice şehirlerin nasıl hoyratça enkaza çevrildiğini çok iyi biliyoruz. Daha da ötesi bu şehirlerdeki yıkımın ve can kayıplarının öyle sadece çatışmayla açıklanamayacağının, bunun ötesinde kasıtlar olduğunun da çok iyi farkındayız. Ama biz onlar gibi olmadık, olmayacağız. Biz hem dinimiz, hem de kültürümüz gereği asla yıkmanın, yok etmenin peşine düşmedik, düşemeyiz.
Gençler, biz millet olarak tarihimiz boyunca hem kuruluşun, dirilişin, yaşatmanın peşinde koştuk, bugün de aynısını yapıyoruz. Cerablus’u, El Rai’yi, Azez’i, El Bab’ı nasıl teröristlerden temizledikten sonra elektriğinden suyuna, eğitiminden sağlığına tüm alt yapı ve üst yapı hizmetleriyle ayağa kaldırmışsak Afrin’i de öyle yapacağız.
Ardından teröristlerden arındırdıktan sonra Münbiç, Ayn el Arap, Tel Abyad, Resulayn, Kamışlı, buraları da teröristlerden temizleyeceğiz. Çünkü biz işgale değil kardeşlerimizi, bizden el aman isteyen kardeşlerimizi terör örgütlerinden kurtarmaya ve kendilerine aydınlık bir gelecek kurma mücadelelerine destek vermeye gidiyoruz. Amacımıza ulaştığımızda da asla oralarda kalmayacak, sınırlarımızın güvenliğini sağlama alarak kendi topraklarımıza döneceğiz.
Kardeşlerim; eğer dünyada gerçekten insan hakları… Maşallah. Hiç şüphem yok, böyle bir gençlik olduktan sonra, böyle bir Kadın Kolları olduktan sonra, böyle bir ana kademe olduktan sonra evvel Allah, bizim hiç geriye bakmaya en ufak böyle bir yanlışı yapmaya cüret edemeyiz. Çünkü biz size inandık, inanıyoruz ve geriye bakmadan yolumuza devam ediyoruz. Eğer dünyada gerçekten insan hakları peşinde olan, gerçekten terörizme karşı samimi duruş sergileyen kim varsa, hangi kuruluş varsa, yürüttüğü mücadelede Türkiye’nin yanında olmak zorundadır.
Şimdi buradan sesleniyorum; ey NATO, neredesin? Bu kadar mücadele veriyoruz. Türkiye, NATO’nun ülkesi değil mi, neredesin? Afganistan’da hemen NATO üyesi ülkeleri oraya davet ettin. Peki, Suriye’de? Suriye’de NATO üyesi olan ülkeler aslında kudretleri yetse kalkacaklar onlar açık net karşımıza dikilecekler. Fakat Türkiye’nin dik durduğunu görünce buna cüret edemiyorlar. Ama bizim isteğimiz şuydu: Afganistan’da çağırdın geldik, Somali’ye çağırdın geldik, Balkanlar’a çağırdın geldik. Şimdi de ben çağırıyorum, hadi bakalım Suriye’ye gel, niye gelmiyorsun? 911 kilometre sınırları olan Türkiye şu anda tehdit altında, niye gelmiyorsun, neden? İsim mi açıklayacağım? Gel, adil davranın adil. Sadece kuru kelamlar bizi doyurmuyor, bunlara da inanmıyoruz artık. Samimi olun, dürüst olun, üzerinize düşen görevi de yerine getirin. Maalesef bu konularda çok dertliyiz. Lafa geldiğinde insan hakları konusunda mangalda kül bırakmayanlar bölücü örgütün insan hakları ihlalleri karşısında dut yemiş bülbüle dönüyorlar. Lafa geldiğinde çatışma bölgelerindeki çocukların, kadınların, sivillerin hakları diye ortalığı inletenler Suriye’de, Irak’ta adeta gözleri görmez, kulakları duymaz hale geliyorlar. Çünkü bunların hiçbirinin derdi ağızlarından dökülen kelimeler, kavramlar, değerler değildir. Bunların tek derdi, parıltılı ambalajlar içinde kendi çıkarlarını korumak, her şeyi bu uğurda kullanmaktır. Bunların tek amacı, coğrafyamızın petrolüdür, gazıdır, yer altı ve yer üstü kaynaklarıdır. Bunun için teröristleri dahi kullanmaktan çekinmemişlerdir.
Türkiye’yi yıllarca DEAŞ’a karşı yeterince iyi mücadele etmemekle suçlayanlar, tüm çabamıza rağmen kendi ülkelerinden bu örgüte katılmaya giden on binlerce kişiye hiçbir engel çıkarmamışlardır. Kendi ülkelerinin pasaportuyla ülkemize gelip buradan başka yerlere gidenlerin hesabını bizden sormaya kalkanlar, şimdi PYD ve YPG’ye katılmak için gelenler konusunda da aynısını yapıyorlar. Suriye’den giden tabutların üzerindeki o paçavralar, terörle mücadele konusundaki riyakârlığın canlı birer ispatıdır. Daha da ötesi, her ne kadar en tepelerindeki yöneticiler bizimle konuştuklarında aksini söylüyor olsa da, diğer her seviyede alenen ve resmen terör örgütünün yanında yer alan devletler var.
Bu vahim durum dünyamızı hiçbir ülkenin terör örgütleriyle olan ilişkilerinden dolayı sorgulanamayacağı, yaptırıma tabi tutulamayacağı tehlikeli bir yere doğru sürüklüyor. Kimsenin şüphesi olmasın, bu felaketten en büyük zararı, şu anda terör örgütleriyle al takke-ver külah ilişkisi içinde olanlar görecektir. Çünkü bölgemizdeki devletler başta olmak üzere siyasi ve ekonomik güçsüz ülkelerin zaten başları yeteri kadar sıkıntıdadır, diğerleri ise bu konuda hem talimsiz, hem de dayanıksızdır. En küçük bir hadisenin dahi çok büyük kaosa, çok büyük korkuya yol açtığı bu ülkelerin terörün gerçek yüzüyle muhatap olduklarında düşecekleri durumu biz düşünmek dahi istemiyoruz. Biz hem terör örgütleriyle yürüttüğümüz amansız mücadeleyi, hem de ikaz görevimizi sonuna kadar yerine getireceğiz. Silifke, iyi miyiz, heyecanlı mıyız? Seçime hazır mıyız? Maşallah.
Kardeşlerim, her krizin içinde yeni fırsatlar da vardır unutmayın. Daha önce söylediğim gibi, her imtihan aynı zamanda bir imkândır, bunu da unutmayın.
Demirhisar Mahallesi, Kulak Mahallesi, Gazi Mahallesi, Parmakkurdu Köy Mahallesi, Karaduvar Mahallesi, Yeşilova Köy Mahallesi, Karacailyas, Emek Mahallesi, Evci Mahallesi vesaire, Adnan Menderes Mahallesi, maşallah, çok çalışmaya hazır mıyız? Gayretli miyiz? Heyecanlı mıyız? Maşallah.
İşte biz şimdi bu hazırlıkları devam ettirirken bölgemizde yaşanan ve şer gibi gözüken hadiselerin kendimiz ve dostlarımız için hayra tebdil olacağına yürekten inanıyoruz.
Unutmayın gençler, ümit Müslüman’ın kılavuzudur. Ümidimizi kaybettiğimizde, Allah muhafaza istikametimizi de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Üstelik bizim ümitli olmamız için sebebimiz çok. Hamdolsun, ülkemiz siyasi, sosyal, ekonomik, her bakımdan sürekli ileriye doğru gidiyor. Geçtiğimiz yıl elde ettiğimiz üçüncü çeyrekteki büyüme rekoru neydi? Yüzde 11. Dünyada 1 numara olduk, 1 numara. Herkes arkamızdan nal topluyor, nal. İnşallah bu yıl da 7-7,5. İyi gidiyoruz. biz sizlerle gurur duyuyoruz. Hamdolsun sizlerle gurur duyuyoruz. Gençlerimiz durmayacak, dolaşacağız. Üniversitedeki arkadaşlarımıza bunları anlatacağız değil mi? Lisedeki gençlere bunları anlatacağız. Bakın, onlar da biliyordur demeyin ha, bilmiyor olabilirler, anlatacaksınız.
Bakınız, şu anda dünyanın ilk 10 sırasındaki yatırımının 5-6 tanesi bizim. İşte İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Köprüsü 1 numara, Kocaeli’nde Osman Gazi Köprüsü 1 numara. Boğazın altından Marmaray. Fatih karadan kadırgaları yürüttü, biz de Fatih’in torunları olarak denizin altından Marmaray’la trenleri geçirdik. Yetmez dedik, bir de bir şey daha yapalım, ne yapalım? Bir de dedik arabaları da denizin altından gönderelim. Ne oldu? Avrasya Tünelini yaptık, araçlar da oradan geçiyor denizin altından. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Şimdi aslolana geliyoruz, nedir o? Kanal İstanbul. Kanal İstanbul’la da evvel Allah Asya-Avrupa arasında dev bir kanal yapıyoruz inşallah, o da dünyada 1 numara olacak.
Geliyorum altıncısına, dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’a yapıyoruz. Bu yıl ilk etabını açıyoruz, bu yılın sonuna doğru. Ve yılda 90 milyon yolcu kapasitesi olan bir havalimanına hamdolsun sahip oluyoruz. Nereden nereye. Bu işler durup dururken olmadı, çalışarak oldu. Milletimizle el-ele, kol-kola, yürek-yüreğe büyük ve güçlü Türkiye yolunda ilerliyoruz.
Şu Mersin’de yapılan yatırımları biliyorsunuz. Akdeniz Olimpiyatlarını başka ülkeler yapamadı. Ama biz dedik ki, tamam bunu biz yaparız ve yaptık mı? Yaptık. 27 katrilyon yatırım yaptık, hepsi bunun içinde. Verdiğimiz sözü tuttuk, zamanında bu işleri bitirdik. Mersin’e bu kutlu yürüyüşte en önlerde yer almak yakışır. Onun için 2019’a iyi hazırlanmanızı istiyorum.
Mersin, ellerini ovuşturarak Türkiye’nin tökezlemesini bekleyenlere hak ettikleri dersi vermeye hazır mıyız?
Mersin, 2019’da sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Bizim Rabia’mız var değil mi? Şöyle bir kalkalım o zaman, çok yorulduk, otura otura yorulduk, bir hareketlenelim.
Rabia’mız çok önemli, bunlar bizim ilkelerimiz.
Bir, tek millet. Hep beraber.
Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.
81 milyon Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Arap’ıyla tek millet. Biz birbirimizi Yaradan’dan ötürü seviyoruz.
İki, tek bayrak. Şu bayrağımızın güzelliğini görüyorsunuz değil mi? Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi.
Üç; bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Eğer bir toprak şehit kanıyla yoğrulmuyorsa o vatan değildir.
Dört, tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bir devlet tanıyoruz, yok böyle bir şey. İşte bir ara PKK, FETÖ bunlar böyle bir gayretin içine girdi. Ne oldu? Pensilvanya’ya kaçtı. Niye kaçtın? Birisi Almanya, birisi bakıyorsun Fransa, birisi bilmem nere, hepsi kaçtı. Ama bu millet, bu ülkenin gerçek evlatları işte burada. Tek devlet.
İnşallah 2023 ilk 10’a dünyada girdiğimiz yıl olacak.
Şimdi şarkımızı da söyleyelim.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Mersin’i hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun.