Cumhurbaskani Erdogan’in Muhtarlar ile Sahur programinda yaptigi konusmanin metni
… saygıdeğer muhtarları, değerli Ankaralılar, kıymetli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle bu güzel sahur sofrasında selamlıyorum.
Mutluyum, zira Cumhurbaşkanı Külliyemizin en yeni binası olan sergi salonumuza, milletin evine, bu gazi mekana muhtarlarımızla açılışı yaptık ve muhtarlarımızla bugün yine devam ediyoruz; hoş geldiniz.
Sahurumuza iştirak ettiğiniz, bu güzel gecemizi bizlerle paylaştığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Ve arkadaşlarıma onu söyledim, muhtar kardeşlerimize Ankara’nın şunu söyleyin: Gelirken köy veya mahallesinden, artık tabi köy kalmadı, hepsi mahalle, yanında bir tane mahalle sakini de alsın öyle gelsin; herhalde öyle yapmışınız değil mi? Bunu niye böyle yapıyorum? Çünkü burası benim babamın köşkü değil, babamın evi de değil, burası milletin evi, milletin evi olduğu için böyle bir mekanda bu milletin gerçek sahipleri, muhtarlarımız ve muhtarlarımızın da yanında tercih edeceği bir mahalli gelmesi çok çok hayırlı olur, isabetli ol dedim. Önce burayı onların tanıması lazım. Ankara’nın uzak-yakın tüm mahallelerinden gelen siz kardeşlerime, bugün burada olmanın memnuniyetini yaşamış oldum.
Biliyorsunuz bu salonumuzun açılışını geçtiğimiz Perşembe günü ülkemizin 4 köşesinden gelen 2500 muhtarımızla birlikte yapmıştık. Ankara’ya kazandırdığımız bu güzel eseri görmek, öncelikle Ankaralıların hakkıdır dedik, iftarda artık yer kalmadığı için sahuru bu işe tahsis edelim dedik, bunun için Ankaralı muhtarlarımızla ve vatandaşlarımızla sahur sofrasında biraraya geldik. Ve şöyle salona bakıyorum, hamdolsun sahur soframız da bayağı bereketli.
Güzel bir sözdür, muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed’siz muhabbetten ne hasıl, şimdi bu sofra böyle bir sofra. Böylece belki de ülkemizde ilk defa böylesine kapsamlı ve geniş katılımlı biz savur düzenledik, bu bir ilk. Sahurun bereketin ve huzurunu bir başkadır. İnşallah bugün hep birlikte bu güzel geceyi sizlerle yaşamış olacağız.
Yarından sonra arife, ondan sonra da bayram, şimdiden Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum.
Kardeşlerim; biz buraya boşuna milletin evi demiyoruz. Şu ana kadar gerek ana binamızdaki toplantı salonumuzda ve kış bahçemizde, gerek camimizde, gerek kongre ve kültür merkezimizde herhalde yüzbinlerce kişiyi ağırladık. Şimdi bu hizmet halkasına sergi merkezimizi ekledik. Burası 2500 kişiyle aynı anda hem toplantılarımızı icra edebileceğimiz, hem ikramlarımızı yapabileceğimiz bir mekandır.
Gerçekten çok önemli bir ihtiyacı karşılayacak bu salonun hemen batısında inşası tamamlanmak üzere olan Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi var, kütüphanemizin içinde yer alacak 5 milyon cilt kitabıyla, toplantı ve çalışma salonlarıyla, internetinden ikramına kadar tüm hizmetleriyle inşallah kendi alanında ülkemizin bir numarası olacak. 24 saat gençlerimizin hizmetinde olacak ve orada kendilerine yapılan ikramlar, bunlar ücretsiz olacak. Niye? Hani bu aralar millet kıraathanesi diye anlatıyorum ya meydanlarda, onun bir numaralı örneği burası ve bunu eleştiriyorlar. Niye benzetiyorlar? Şaşırıyorum ya, koskoca bakıyorsun güya Ana Muhalefetin başı bunu kalkıp kumarhaneye benzetiyor. Niye? Çünkü bunların fikri neyse zikri de odur veya zikri neyse fikri de odur. İskambil masalarından ömrü billah kalkmayan, okey taşlarından hiçbir zaman kurtulmayanlar, buraları ona benzetir. Tabi bütün nasıl yapıldığını, yapılacağını ekranlarda da göstermeme rağmen anlamamakta direniyorlar.
Bakınız, geçen gün İstanbul Merkez Efendi’de Zeytinburnu Belediyesinin yapmış olduğu bir millet kıraathanesi var, ismi başkaydı, onu, millet kıraathanesine çevirdik, şöyle ani bir oraya gece baskını yaptım. Yaklaşık 800 metrekarelik bir yer yapmışlar, Zeytinburnu Belediyemiz güzel de yapmış, 17 bin cilt kitap var. Ama baktım gençler hepsi orada ders çalışıyorlar, üniversiteye hazır dersi çalışanlar var, üniversitede derslerine çalışanlar var, hepsi genç. Aslında sürekli olarak ihtiyaca da cevap veremiyor, belli aralıklarla oraya gelip ders çalışanlar da var: çorba, çay, kahve, hepsi bedava. Eleştirmeye başladılar. Ya ne eleştiriyorsun be kardeşim, sen de yap, senin de olsun ya, yap. Ama bunu yapmak için dertli olacaksın dertli, dertli olmayan bunu yapamaz. Bizim gencin haliyle derdimiz var, hallenme derdimiz var. İnşallah şimdi proje bu hafta içinde bitiyor, bu projeleri hayata geçireceğiz ve Türkiye’de bütün vilayetlerimizin büyüklüğüne göre belli metrekarelerde, 100, 200, 400, 600, 800 metrekare gibi bu projeleri yapacağız ve buraları kitaplarla inşallah dolduracağız.
Ve bu akşam çok enteresan, Eskişehir’deydim, dönerken Eskişehir’de şöyle halkla muhabbet ettiğimiz bir yerde tam da karşımızda böyle bir kıraathane vardı. Ama o tabi bizim projeye benzer bir kıraathane değildi. Baktım ki hoş, hemen geçtik oraya, orada bir çay, kahve, ama ücretli tabi, muhabbet, onu yaptık, güzel oluyor. Niye? Gence ruh veriyor ruh. Genci bir defa fikirden, düşünceden koparmak başka bir şey, ama gence bir fikri, bir düşünceyi kitapların arasında vermek bambaşka bir şey. Bundan korkmayacaksın ya, bundan çekinmeyeceksin. Kitaba doğru genci ne yapacaksın, sevk edeceksin, yönlendireceksin. Bundan niye rahatsız oluyorsun?
Ve onların ufkunu, onların önünü bunlarla açmamız lazım. Yoksa kalkıp da kitaptan uzak, fikirden, düşünceden uzak, ırak, böyle bir gençlikle bir yere gidilmez. Ha onlarla ne olur? Onlarla eli döner bıçağıyla, silahlı PKK terör örgütünün mensupları yetişir, dağlara bol bol eşkıya yetişir, terörist yetişir. Kardeşim, biz terörist değil, biz bu ülkenin hizmetkarı olacak bir nesil yetiştirmek istiyoruz, bizim derdimiz bu. Bu da nereden geçer? İşte bu tür yerlerden geçer, okullardan geçer, bu tür millet kıraathanelerinden geçer, bunu ispatlayacağız.
Ve buralar sadece kütüphane olmanın ötesinde, gençlerimize ve vatandaşlarımıza ders çalışabilecekleri, kitap okuyabilecekleri, kaliteli vakit geçirebilecekleri mekanlar olacak. 24 saat hizmet verecek olan bu mekanlar, internetiyle, az önce de söyledim, ücretsiz çayıyla, kekiyle, simidiyle gerçek birer okuma evi işlevi görecek. Çünkü kıraatin manasını bilmiyor ki kıraathanenin manasını nasıl bilsin. Kıraathane, okuma evi demektir, okuma yeri demektir, önce bunu öğrenin. Her ne kadar bu işin kekine takılıp kalmış olsalar da, biz gençlerimize en huzurlu ve verimli şekilde çalışabilecekleri bu tür mekanları ülkemizin tüm büyük ilçelerinde ve illerinde kurmakta kararlıyız. Özellikle çocukları üniversite sınavlarına, mesleki kariyer sınavlarına hazırlanan aileler bu ihtiyacı çok iyi bilirler. Tıpkı millet bahçeleri gibi millet kıraathaneleri de büyüyen, gelişen, refahı artan Türkiye’nin yeni ihtiyaçlarını karşılayacak hizmetlerdir.
Dünkü Türkiye, okulundan hastanesine, yolundan konutuna, evinin içindeki eşyalarından otomobiline kadar her alanda yoklukların, mahrumiyetlerin Türkiye’siydi. Bugün hamdolsun milletimiz bu tür temel ihtiyaçlarının derdine düşmeyi geride bıraktı. Yeni dönemde milli geliri 3500 dolardan 11 bin dolara çıkmış Türkiye’nin beklentilerine, taleplerine uygun hizmetlerle yolumuza devam edeceğiz. Sizlerin de bildiği gibi, yaparsa yine AK Parti yapar. İşte bunun için güçlü Meclis diyoruz, güçlü hükümet diyoruz, güçlü Türkiye diyoruz.
Kardeşlerim; biz tüm hayatımız boyunca sadece hizmet siyaseti yaptık. Bizim referansımız 16 yıllık hizmetimizdir, buna Belediye Başkanlığımı da ilave edersem 20 yıllık hizmetimizdir. İstanbul’a bakın bizi görün, 11,5 yıl Başbakanlığımıza bakın bizi görün ve ondan sonra da 3,5 yıllık Cumhurbaşkanlığımıza bakın bizi görün.
Onun için, yani siyasi farklı anlayışlarda olabilirsiniz, bu sizin en doğal, en tabii hakkınızdır, ama marifet iltifata tabidir, bunu da herhalde bir kenara atmazsınız.
Bizim davamız, milletimize hizmet davasıdır. Bizim hedefimiz, ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmektir. Bakın işte ilk çeyrekte 7,4 büyümeyi yakaladık. Nereye koyacaksın? İşte buyurun, 7,4 büyüme. Ekonomide battık, bittik, şuydu-buydu filan. Neyi battık ya? Elin oğlu Türkiye için siyasi kararlar veriyor diye siz o siyasi kararlara bakarak mı Türkiye’yi değerlendireceksiniz? Ne halde olduğumuz ortada. Dün evine bir tane araba sokamayan vatandaşlarımızın birçoğunun evinde bugün bakıyorsunuz 2 tane araba var, 3 tane araba var. Evinde çamaşır makinesi olmayanlar, bakıyorsunuz bugün en modern çamaşır makinelerini evine alabiliyor, buzdolaplarını rahatlıkla evine alabiliyor. Bunları yaşamadık mı geçmişte? Bütün fırınlar, ocaklar, bunlara bakın. Şu anda rakamlar 3,5 kat Türkiye büyümüş vaziyette. Bunlar durup dururken olmadı.
Ve bizim vizyonumuz, 2053’te, 2071’de evlatlarımızın Türkiye’yi dünyada hak ettiği yere ulaştırmasıdır. Her seçimde olduğu gibi, bu seçimde de milletimize biz bunları vaat ediyoruz. Diğer partiler ne yapar bilemem, ama vaatleri ortada. Onlar sadece yıkmayı, durdurmayı engellemeyi, satmayı, bozmayı vaat ediyor. Biz eserlerimizle ortadayız, Ankara ortada. Ankara’nın havalimanını görüyorsunuz, bizden önce böyle bir hava limanı var mıydı? Ankara havalimanından Ankara’ya girişinin yollarını sizler bilmiyor musunuz? Neydi, şu anda ne oldu? Bütün bunların yanında, Ankara’nın altyapı-üstyapı, kavşaklar vesaireler, bunlarla daha önce böyle bir şey var mıydı? Bakın şimdi ne hale geldi.
Sizlerden rica ediyorum, bakın Ankara’nın muhtarları olarak biraradayız, şöyle başımızı iki elimizin arasına alalım ve düşünelim, bazı soruları sormak noktasına gelelim. Nedir bunlar derseniz değerli kardeşlerim, ben basitinden söylüyorum. Olur ya, birileri önünüze geldiğinizde bunlar rahatlıkla onlara sorulabilir: AK Parti Türkiye’de 284 bin yeni derslik yaptı, siz onları yıkacak mısınız?
AK Parti Türkiye’de 585 bin yeni öğretmen göreve başlattı, siz onları işten atacak mısınız?
AK Parti Türkiye’ye 1245 yeni hastane, 130 bin yeni hastane yatağı kazandırdı, siz onları da kaldırıp atacak mısınız?
Buyurun, şu anda Bilkent’te muhteşem bir şehir hastanesi bitirmek üzeriyiz, şurada 1-2 ay içerisinde açacağız, bir de etlikte yine devam eden bir şehir hastanemiz var, Etlik’teki şehir hastanemiz de, o da önümüz yıl inşallah açılacak. Peki, bunları durduracak mısınız?
Şu ana kadar Türkiye genelinde 5 şehir hastanesi hizmete aldık, onların kapısına kilit mi vuracaksınız?
AK Parti Türkiye’de 817 bin vatandaşımızı ev sahibi yaptı TOKİ’yle, onları yıkacak mısınız?
AK Parti Türkiye’de 20 bin kilometre yeni bölünmüş yol yaptı, siz bunları yeniden tek geliş, tek gidişe mi çevireceksiniz?
Allah aşkına şurada havaalanına giderken sağda-solda TOKİ’nin yapmış binaların yerinde ne vardı eskiden? Gecekondular vardı. Bütün o gecekondular Başkent Ankara’yı ne hale sokuyordu? Gece vakti eğer Ankara’ya girerseniz, diyorlardı ki, herhalde bunlar hep villa; görünmüyor mu ya bir şey, sadece ışıltı var, ama gündüz onların ne halde olduğu ortaya çıkıyordu.
AK Parti Türkiye’de yüksek hızlı tren hatları yaptı, mevcut tren hatlarını modernize etti, siz yeniden kara trene mi döneceksiniz?
AK Parti Türkiye’de 29 yeni havalimanı inşa etti, yurt dışı uçuş noktalarının sayısını 307’ye çıkardı; bilir misiniz dünyada şu anda en fazla uçuş noktasına giden hava yol Türk Hava Yollarıdır.
AK Parti 6 ilde kullanılan doğalgazı 78 ile çıkarttı, şöyle bir-iki ay içerisinde 81 ile ulaştırıyoruz ve doğalgazın ulaşmadığı il kalmıyor. Bu doğalgaz borularını söküp atıp, evleri yeniden kömür sobasına mahkum mu edeceksiniz? Bunlara sormak lazım.
AK Parti 525 baraj ve 528 hidroelektrik santrali yaptı, 207 içme suyu tesisi, 1232 sulama tesisi açtı, siz bunları yıkıp yeniden suları denizlere mi akıtacaksınız?
AK Parti 242 katrilyon lira sosyal yardım yaptı; kime? Garip-gurebaya, fakir-fukaraya. Siz gidip bunları onlardan geri mi isteyeceksiniz?
AK Parti emeklilerin maaşlarını 2 katına, 3 katına, 4 katına çıkardı, en son bayram ikramiyesi getirdi.
Kardeşlerim; Allah aşkın 16 yıl önce muhtarlarımız ne maaş alıyordu, söyler misiniz?
İşte buyur, 40 lira 50 lira. Şimdi ne alıyoruz? 1600; nereden nereye.
Silah veriyorlar mıydı?
Biz silahı verdik mi? İnanın bunlara sorun haberi bile yoktur.
Biz 16 yılda Türkiye’yi 3,5 kat büyüttük, bunlara sorun, siz küçültecek misiniz?
Marmaray’ı yaptık, Avrasya Tünelini, Yavuz Sultan Selim Köprüsünü, Osman Gazi Köprüsünü, Adıyaman’da Nissibi Köprüsünü, daha nice dev eseri ülkeye kazanırdık, bunların hepsini de dinamitleyip yerle yeksan mı edeceksiniz? Bunlara sormak lazım.
AK Parti savunma sanayinde insansız hava araçlarını yaptık, silahlı insansız hava araçlarını yaptık. Ya bize Amerika, İsrail; Amerika bize vermezdi, Kongre müsaade etmiyor derdi. İsrail 10 tane verdi bize, arıza yaptığı zaman da bakmazdı. Ama şimdi biz hamdolsun artık bunları kendimiz yapıyoruz. Tüfekler, füzeler, toplar, tanklar, bunlar yapılıyor.
Kardeşlerim; daha bunların devamı çok çok fazla.
Terör örgütlerinin başlarını gidip inlerinde eziyoruz. Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Beslerderesi’nde teröristlerin üstüne üstüne gidiyoruz.
Bakın Afrin’de 2600’ü aşkın teröristi etkisiz hale getirdik 3 bin kadar da biliyorsunuz Cerablus’ta yaptık ve her iki taraf da 4 bin kilometrekarelik alanda şimdi bize gelen mülteciler geri dönmeye başladı, 200 bin kadar mülteci şu anda tekrar kendi topraklarına döndüler. İnşallah daha fazlasıyla topraklarına dönecekler.
Ben şimdi sizlerden ve tüm milletimden rica ediyorum, şüphesiz ki muhalefet adayları da karşınıza gelecektir, muhtarsınız, ama onlara bir şeyi sormayı bence ihmal etmeyin. Ankara, son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti olarak ülkemizin bugünlere gelmesinde lokomotif vazifesi gördü. Şimdi Türkiye yeni bir atalımın eşeğinde. Ankara yine lokomotif görevine devam etmeli. Sizlerle birlikte ülkemizin önümüzdeki yarım asrına, bir asrına yön vereceğiz, 24 Haziran seçimleri işte bu kritik yol ayrımında hepimiz için önemli bir yol ayrımı.
Bugüne kadar milletimize hep güvendik, hep milletimizin iradesine teslim olduk. 24 Haziran’da da yine kendimizi milletimize teslim ediyoruz. Sandıktan çıkacak sonucun başımızın üzerinde yeri var. Türkiye’nin aydınlık yarınları için projelerimiz, hazırlıklarımız tamam. Bazıları diyorlar ki, çok kaliteli bir kadromuz var. Kimdir kadron, açıkla? Böyle bir şey yok. Ama bizim kadromuz kendini ispatlamış bir kadro, bizim kadromuz piyasada, arazide olan bir kadro. Ve dolayısıyla da onun böyle bu şekilde gizli-kapaklı yürümesi diye bir şey yok. Ekonomiyse ekonomi, kadromuz belli, öyle mi? Sanayise sanayi, kadromuz belli. Sağlıksa sağlık, kadromuz belli, bütün her yerde. Eğitimse eğitim, kadromuz belli ve bunlarla beraber güçlenerek yola devam ediyoruz.
Milletimiz emaneti bize tevdi ederse, 16 yıldır olduğu gibi gece-gündüz çalışarak hizmete devam edeceğiz.
Muhtarlarımızdan sandıklara sahip çıkmanızı istiyoruz. Sandığa yansımayan her oy ülkemizin geleceğinin inşasından eksilen bir tuğladır. Hiçbir kardeşimin böyle bir vebalin altına girmek istemeyeceğini biliyorum.
Ve ben bir kez daha sahurumuzu teşrifleriniz için her birinize şükranlarımı, özellikle ifade etmek istiyorum.
Ve güçlü Meclis diyoruz, güçlü hükümet diyoruz, güçlü Türkiye diyoruz, bunu başarmamız lazım.
Bizlere sahur vaktinde bu güzel salonda hizmet eden görevli arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum. Bu arkadaşlarımız Külliyemize gelen devlet başkanlarına, resmi heyetlere, tüm misafirlerimiz de en güzel şekilde sağ olsun hizmet ediyorlar. Emekleri, fedakarlıkları için kendilerine tekraren teşekkür diyorum.
Ve siz muhtarlarımızdan ve vatandaşlarımızdan mahallelerinize gittiğinizde tüm kardeşlerimize selamlarımı iletmenizi rica ediyorum.
Ve dışarıda da bakanlık yetkililerinin yine kendilerine iletmek istediğiniz sorunlar varsa, bu sorunları ayrıca form dışında da alacaklar.
Bildiğiniz gibi alınan formlar da, muhtarlarla ilgili daire başkanlığımız var İçişleri Bakanlığında, orada hepsi elden geçiyor ve süratle, yani yüzde 85 itibarıyla şu ana kadar geri dönüşün olduğunu bana İçişleri Bakanı Müsteşarım ifade ettiler. Temenni ediyorum ki bunun aynı kararlıkla devam etmesi bizleri çok daha rahatlatacaktır.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, Ramazan Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum.
Kalın sağlıcakla.
Şu anda imsak olmuştur, bundan dolayı da haberiniz olsun.