Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Nigde Mitinginde yaptigi konusmanin tam metni

 

Sizleri gönülde selamlıyorum Niğde. Yiğitler otağı Niğde, kahramanlar diyarı Niğde, Şehit Ömer Halisdemir’in memleketi Niğde, sizleri hürmetle, muhabbetle selamlıyorum Niğde.

Buradan, bu  muhteşem meydandan Niğde’ni bütün ilçelerindeki, köylerindeki kardeşlerime selamlarımı gönderiyorum.

Kardeşlerim; vatanımız için, bayrağımız için, ülkemizin bekası için gök ekin gibi torağa düşen tüm şehitlerimiz Allah’tan rahmet diliyorum.

Fakat ya bugün Niğde bambaşka, bambaşka, 16 yıldır gelir-giderim ama, ben böyle bir Niğde görmedim. Allah nazardan saklasın.

24 Haziran’da birilerine gerekli cevabı vermeye hazır mıyız? Sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Allah sizden razı olsun.

Gazilerimize ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum, Yüce Mevla’dan sağlıklı, hayırlı uzun ömürler diliyorum.

Can borcumuz olan o yiğitleri de Mehmet Akif’in şu muazzam dizeleriyle selamlıyorum, ne diyor Akif merhum:

“Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! 

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i...

Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni târîhe desem, sığmazsın.”

Birleri bu aslanlardan anlamaz, birileri bizim askerlerimizden anlamaz. Beyefendi askerin ortaya koyduğu tavırdan rahatsız olur, anlamaz. 24 Haziran’da onları sandığa demokratik bir şekilde gömmeye var mıyız?

Evet kardeşlerim, biz Mehmet’imizi, Mehmetçiğimizi sadece toprağa ve tarihe değil, asıl kalbimize gömdük, şehitlerimizin aziz, pak, temiz hatıralarını hafızamıza nakşettik, geride bıraktıkları emanetleri kardeşimiz, evladımız, ana-babamız bildik. Şehitlerimizin dökülen mübarek kanlarını asla yerde koymadık. Cudi var mıyız? Gabar’da var mıyız? Tendürek’te var mıyız? Beslerderesi’nde var mıyız? Afrin’de var mıyız? Cerablus’ta var mıyız? Ama bu Bay Kemal bize ne dedi? Afrin’e girmeyin. Bay Muharrem ne dedi? Afrin’de ne işiniz var. Ya sizinle bu ülke yönetilmez. Ülkemize saldıranlar karşısında, bizi taciz edenler karşısında bunun bedelini biz ağır ödetiriz ve ödettik.

İşte Ömer Halisdemir’imiz ne yaptı? Hain olan o Semih Terzi’yi alnından indirdi. Niye? Çünkü vatan hainlerinin hakkı oydu da onun için.  Ha Ömer Halisdemir’imiz şehit oldu, ama o makamların en yücesine ulaştı. Öyle diyor ya, “ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.” Aynı şeklide Ramazan kardeşimiz, aynı şekilde Kemal kardeşimiz, Vural kardeşimiz, Yalçın kardeşimiz, Hakan kardeşimiz, hep bunlar şahadete yürüdüler.

Kardeşlerim; nereye saklanırsa saklansınlar, biz ne Kemal’e bakarız, ne Muharrem’e bakarız, biz işimize bakırız işimize.

Ve bu teröristler hangi ine girerse girsinler, er ya da geç teröristlerden döktükleri şehit kanlarının hesabını  muhakkak sorduk ve soruyoruz. Şu ana kadar sadece Afrin’de hamdolsun 4500’ün üzerine çıktık.

Şimdi bak bugün size bir şey daha söylüyorum, demiştim ya Kuzey Irak’a Kandil demiştim hatırlayın, Sincar demiştim hatırlayın ve oraya da operasyonlarımızı başlattık ve 20 uçağımızla orada 14 önemli noktayı, depoları, silah depolarını vesaire, yok ettik. 20 uçak, gittiler vurdular, döndüler. Ama bitmedi, devam edecek. Sabır sabır, 24 Haziran bir hallolsun, gerektiğinde beraber.

Bu devlet, zalime karşı acımasız, mazluma karşı merhametli bir devlettir. Bu devlet, hainlerin tepesine hiç ummadıkları anda balyoz gibi inen bir güçlü bir devlettir. Çukur eylemlerinde sokak çetelerini açtıkları deliklere gömdük mü? Fırat Kalkanı Harekâtında DEAŞ’lı canileri, 3 bin, darmadağın ettik mi? Zeytin Dalı Harekatında bölücü örgütün Suriye kolunu Afrin’den söküp attık ve bu 4600’e yaklaştı. Beslerdereler bölgesinde, az önce anlattım, Cudi’de, Gabar’da, Kato’da teröristlerin inlerini başlarına geçirdik. Yurt dışına kaçan 80’in üzerinde FETÖ’cü alçağı paketleyip adalete teslim ettik mi?

Peki, bu Bay Muharrem’den, Bay Kemal’den terörle mücadele hakkında bir şey duydunuz mu? Onların terörle mücadele diye bir derdi yok. Bay Kemal terörün desteklediği kişileri koluna takıp Ankara’dan İstanbul’a yürüyor. Bay Muharrem de terörün desteklediği siyasi partinin Başkanını, sözde şu anda işte cumhurbaşkanı adayı o da, onu gidiyor Edirne’de cezaevinde ziyaret ediyor. Be kardeşim, 6-7 Ekim’de dökülün sokaklara deyip de 53 tane Kürt kardeşimi Diyarbakır’da öldüren bunlar değil mi? Ya sen nasıl olur da gider bunu ziyaret edersin? Yani buradan sana oy mu gelecek? İşte onun için 24 Haziran çok önemli, onun için 24 Haziran’da bunlara gerekli dersi vermemiz lazım.

Bugüne kadar sınırlarımız içinde ve dışında binlerce teröristi etkisiz hale getirdik. Şimdi hedefimiz, bataklığın en büyüğünü  kurutmak, Kandil’i ülkemiz ve milletimiz için artık bir tehdit, bir terör kaynağı olmaktan çıkartıyoruz. Zeytin Dalı Harekatından hemen sonra başladığımız operasyonlar hamdolsun başarıyla sürüyor.

Bizim artık insansız hava araçlarımız var mı? Bizim artık silahlı insanız hava araçlarımız var mı? Bunları artık Amerika’dan almıyoruz, bunları artık İsrail’den almıyoruz. Bunu artık biz kendimiz üretiyoruz. F-16’larımız, evet, koordinatlarını işte İHA’larımız veriyor ve vuruyorlar. Artık bizim Atak helikopterlerimiz var mı? Onu da yine bu kardeşiniz İtalya’yla yaptığı görüşmeler sonucunda İtalyanlarla ortak üretmeye başladık.

Ve sahadaki birliklerimiz teröristlerin inlerine doğru adım adım ilerliyor. Muhalefet istemese de nasıl Afrin’i, Cerablus’u, El Bab’ı, Azez’i katil sürülerinden temizlemişsek, Kandil’deki terör bataklığını da Allah’ın izniyle kurutacağız. Bölücü örgütün siyasi uzantılarına yoldaşlık yapanlar rahatsız olsa da, terörü bu ülkenin gündeminden tamamen çıkartacağız. Tabi öncelikle dün Afrin operasyonuna yaptıkları itirazların aynısını bu gün Kandil’e yapan gafillere sandıkta esaslı bir ders vereceğiz, tamam?

Niğde, 24 Haziran’da güçlü Meclis diyor muyuz? 24 Haziran’da güçlü hükümet diyor muyuz? 24 Haziran’da güçlü Türkiye diyor muyuz? Rabbim hepinizden razı olsun.

Bu ne güzellik. Hanım kardeşlerimin şu dirayeti, şu cesareti Allah’ın izniyle inanıyorum ki siz kapı-kapı dolaşarak sandıkları inşallah patlatacaksınız.

Değerli kardeşlerim; bugün Niğde’ye sadece seçim mitingimizi yapmak için gelmedik. Maşallah, bak hanımlar erkekleri de coşturdu. Allah razı olsun. Sizlere teşekkür borcumuzu da ödeyeceğiz.

30 Mart mahalli idareler seçimlerinden hemen önce Niğde’yi ziyaret ettiğimde sizlerden söz almış, güçlü destek istemiştik. İlk günden itibaren AK Partinin yanında olan Niğdeli kardeşlerim bizi mahcup etmedi. Niğde’nin dili dualı, mütevekkil, mütevazı insanları bize yine sahip çıktı. Türk siyasetinin montajlarla, kasetlerle esir alınmaya çalışıldığı 30 Mart 2014 seçimlerinde Niğde yüzde 41 ile AK Parti dedi.  İhanet çetesinin saldırılarının yoğunlaştığı 10 Ağustos 2014’te, Niğde bu defa yüzde 59 ile şahsımı Cumhurbaşkanlığına getirdi; sağ olasınız. Çukur eylemleriyle geleceğimizin karartılmak istendiği 1 Kasım 2015’te yüzde 57’yle kaos senaryolarını siz sandığa gömdünüz. 16 Nisan’da da Niğde bu demokratik geleneğini bozmadı. Türkiye’nin yeni hükümet sisteminin oylandığı bu kritik seçimlerde Niğdeli kardeşlerim yüzde 60 gibi yine ülkemiz ortalamasının çok üzerinde bir oranla kalıcı istikrar dedi, büyük ve güçlü Türkiye dedi. İşte bunun için Niğde bizim canımız diyoruz. İşte bunun için Niğde bizim yoldaşımız, dostumuz, kardeşimiz diyoruz. Sizlerin bu sevgisine, desteğine, teveccühüne layık olmanın mücadelesini veriyoruz.

Kardeşlerim; Niğde’yi ayağa kaldırmak, yılların ihmalini gidermek için gece-gündüz demeden çalıştık. Son 16 yılda Niğde’de ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Söyleyeyim, bunu bilmeyenlere de anlatın. 13 katrilyon yatırım yaptık, 13 katrilyon. Çocuklarımızın eğitimi için 1646 yeni derslik inşa ettik. İlk ve ortaokulda okuyan ihtiyaç sahibi öğrencilerimize 26 trilyon lira tutarında burs verdik. Niğde Üniversitesindeki öğrencilerimizin barınma sorunlarını büyük ölçüde çözdük. 7243 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurtları açtık. Niğde Spor Salonu inşası, spor kompleksinin ise proje çalışması devam ediyor. Sağlıkta Niğde’ye 6’sı hastane olmak üzere 25 adet tesis kazandırdık. 300 yataklı Niğde Bölge Hastanesi ve 100 yataklı Bor Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi bunlar arasında yer alıyor. Ayrıca, 5 adet sağlık tesisimizin yapımı devam ediyor. 400 yataklı Niğde devlet hastanesinin de proje çalışmaları devam ediyor.

Niğde’de ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, şehit yakınlarımıza, gazilerimize, engellilerimize, yaşlılarımıza 813 trilyon liralık kaynak aktararak el uzattık. TOKİ vasıtasıyla Niğde’de bugüne kadar 9360 konut projesini hayata geçirdik, sahiplerine tespit ettik. Niğde’nin biz geldiğimizde 62 kilometre bölünmüş yolu vardı. Biz bunu nereye çıkardık? 311 kilometreye çıkardık; ya biz buyuz, yol medeniyettir. Tarihi Hacı Abdullah Köprüsünü restore edip ata yadigarı eserimize sahip çıktık. Yatırım bedeli 350 trilyon lira olan 7 yol projemizin inşası devam ediyor. 334 kilometre uzunluğundaki Ankara Niğde Otoyolunun yapımı sürüyor. Ah ah, Niğde’den çıkacaksınız yola bastır Ankara; biz buyuz. Bu otoyolun tamamlanmasıyla Edirne’den Şanlıurfa’ya kadar otoyol bağlantısı kesintisiz sağlanmış olacak. Bu çırak anlar mı bu işten? Ne alakası var, anlamaz. İki yıla kadar inşallah bunun tamamını hizmete açıyoruz.

Karaman, Ulukışla, Mersin hızlı tren hattı, diyorlar ki ne demek hızlı tren ya, ne işimiz var bizim hızlı trenle? Ya siz zaten hiçbir şeyle işiniz yok. Otomobil, Erdoğan diyor 20 yıl geriden takip ediyor. Ya sen ne diyorsun? Kendine gel kendine. Bak dünyada Tesla diye bir marka var. BMW’yi gitmiş gezmiş de. Tesla, Elon beni geldi ziyaret etti sahibi. Çok böyle farklı bir kişi, kişilik ve nereden nereye nasıl geldiğini anlatıyor. Bu zannediyor ki hala biz dizel araç üreteceğiz, yerli-milli. Ya onu da üretiriz de, ama biz şu anda elektrikli, akülü, bunları üreteceğiz Bay Muharrem. Sen bu işlerden anlamazsın. Zaten anlayana kadar da 24 Haziran geliyor. Ama 24 Haziran’dan sonra sana vakit ayırabilirsem bir ders veririz. Onun için ben size güveniyorum, size inanıyorum, beraber yürüyeceğiz bu yolda, tamam?

Karaman-Ulukışla-Mersin hızlı tren hattı, yaklaşık 3 katrilyon, 244 kilometre uzunluğa sahip. İnşası iki kesim halinde devam ediyor.

Geliyorum hızlı tren projemize. Samsun-Kayseri-Ulukışla-Mersin-İskenderun arasındaki mevcut demiryolu koridoruna ilave olarak Samsun-Çorum-Kırıkkale-Aksaray-Ulukışla arasında bir hızlı tren hattı yapıyoruz. Hem yolcu, hem de yük taşımacılığının yapılacağı hattın nihai proje çalışmaları sürüyor, 2023’te tamamlıyoruz.

Niğde-Kayseri-Mersin-Adana-Osmaniye Demiryolu hattını sinyalli elektrikli hale getiriyoruz. Bay Muharrem, anladın mı?

Niğde’ye son 16 yılda 10 baraj, 3 gölet kazandırdık. 5 baraj ve 1 gölet daha inşa ediyoruz. Son 16 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleri ile Niğde’de 23 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden sulama tesisleriyle 41 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız. İçme suyu arıtma tesisiyle Niğde şehir merkezine içme ve kullanma suyunu sağladık. Niğde’nin uzun vadede içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayacak olan Ecemiş kaynakları içme suyu tesislerinin projeleri hazırlanıyor. Proje hayata geçince Niğde ve Aksaray’ın içme suyu problemi kökünden kazınacak.

Niğdeli çiftçilerimize toplamda 690 trilyon tutarında tarımsal destek verdik. Bay Kemal ne diyor? Çiftçi aç. Ya bugün çıkmış bir yerde konuşuyor, Malatya’da, ne diyor biliyor musunuz? Şimdi 7,4 ilk çeyrekte Türkiye büyüme kaydetti ve OECD ülkelerine 1 numara olduk. G-20 ülkeleri içerisinde Hindistan’dan sonra ikinci olduk. Şimdi soruyor çiftçi, esnafa soruyor; 7,4 büyüme sizin gelirinize yansıdı mı? Ya Bay Kemal, sen bu söylediğine Allah aşkına inanıyor musun ya? Ya senin önce bu büyüme denilen kavramın ne olduğunu bir öğren. Kendi ekonomistlerine bir sor, ya bu büyüme nedir? Bu ranta aittir diyor. Ya ne demek? Bu büyüme denilen olay, tabii ki o rantiye dediğin kesimi de ilgilendirir. Ama onun işçisi yok mu, onun çalışanı yok mu, devlet olarak benim memurum yok mu, bunlara yansımıyor mu? İşte az önce anlattığım bu çiftçilere verdiğimiz paraları biz hangi kaynaktan veriyoruz Bay Kemal, nereden veriyoruz? Büyüdüğümüz için, güçlendiğimiz için işte bu paraları veriyoruz. Bu yollar nereden yapılıyor Bay Kemal? Bay Muharrem, nereden yapılıyor bunlar? Yükleniyoruz, ama anlamıyorlar, cehalet çok kötü bir şey, çok kötü bir şey.

Hayvancılıkla uğraşan Niğdeli çiftçilerimize Bay Kemal, yüzde 50, yüzde 80 arası hibe veriyoruz, nereden veriyoruz bunu?

Niğde ve Bor’a organize sanayi bölgeleri ve bir teknokent kurduk, nereden kurduk bunları Bay Kemal? Büyüyen ülke, büyüyen ekonomiyle kurduk.

Son 16 yılda toplam 25 bin Niğdeli vatandaşımızı İŞKUR kanalıyla işe yerleştirdik Bay Kemal.

Eğer küçülen bir ülke olsak, küçülen bir ekonomi olsak bunları yapabilir miydik? Niğde’ye verdiğimiz 185 trilyon liralık teşviklerden 118 bin işverenimiz ve sigortalımızın yararlanmasını sağladık Bay Kemal, büyüyen ülke bunu yapar. Bu yatırımlarla Niğde son 16 yılda yepyeni bir çehreye kavuştu. Bir dönemin ihmal edilmiş, unutulmuş, adeta kaderine terk edilmiş Niğde’si, işte bugünkü konumuna geldi. İnşallah sizlerin desteğiyle bu hizmet ve yatırım kervanını 24 Haziran’dan sonra çok daha ileri götüreceğiz. Bir taraftan devam eden projelerimizi bitirecek, diğer taraftan Niğde’ye ve bölgemize yeni eserler, yeni hizmetler kazandıracağız.

Şimdi soruyorum; 24 Haziran’da tercihimizi bir kez daha hizmet siyasetinden yana kullanıyor muyuz?

24 Haziran’da vakit birlik vakti, vakit Niğde vakti, vakit Türkiye vakti diyerek Cumhurbaşkanlığında şahsıma, milletvekilliğinde AK Parti’ye mührü basıyor muyuz?

Unutmayın, yaparsa yine AK Parti yapar.

Değerli kardeşlerim, cumhur ittifakının varlığını unutmuyoruz değil mi? Cumhur ittifakıyla diğer ittifaka gerekli dersi veriyor muyuz? Onun için çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. Muhalefetin adaylarının halini görüyorsunuz. Üç benzemez miting meydanlarında seçim vaadi olarak yatırımları durdurmaktan, kapatmaktan, projeleri rafa kaldırmaktan bahsediyor. Bunlar yıkım ekibi, biz inşa. Biri kafayı İstanbul’a inşa ettiğiniz dünyanın en büyük havalimanına takmış, diğeri sabah akşam şehir hastaneleriyle uğraşıyor, öteki dünyanın dört bir ucunda ecdat yadigarı eserlere TİKA’yı kapatacağım, AFAD’ı kapatacağım diyor. Ya bunlar ne cins ya, ne cins bunlar ya, hale bak. AFAD hastalarla uğraşıyor. AFAD kimlerle uğraşıyor? Nerede düşkün varsa onlarla uğraşıyor. TİKA neyle uğraşıyor? TİKA dünyanın dört bucağında nerede tarihi eserlerimiz varsa bunları inşayla uğraşıyor. İnanın bunların hallerini gördükçe ülkemiz adına, geleceğimiz adına üzülüyorum. Ya Rab, ya bunlara mı kaldı… Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir muhalefet anlayışı var. Siz hiç Avrupa’da yatırım düşmanlığı yapılan bir muhalefet partisi gördünüz mü? Siz hiç dünyanın gelişmiş ülkelerinde havalimanlarını kapatmaktan bahseden bir muhalefet adayı işittiniz mi? Siz hiç morali yerine gelsin diye cephedeki askere sataşan bir cumhurbaşkanı adayı duydunuz mu? Bay Muharrem çıkmış, benim moralimi bozmasınlar diye sağa-sola posta koyuyor. İsmail Metin Temel Paşamız, Afrin operasyonunu yöneten komutan. İkinci Ordu Malatya’da. Ben de Malatya’dayım ve orada akşam Türkiye Esnaf Sanatkarlar Odası bir iftar verdi, ben de o iftara katıldım, iftarda konuşma yaptım ve bu konuşmada Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı ve aynı zamanda komutanımız konuşmamın bir yerinde alkışladılar. Meğerse bu alkış beyefendinin moralini çok bozmuş. Ya Bay Muharrem, zaten benim varlığım sizin moralinizi bozuyor. Siz şimdiden 24 Haziran’ı görüyorsunuz zaten. Ya sen nasıl olur da benim askerime, benim komutanıma bir siyasetçi olarak moral vereceğin yerde benim moralimi bozuyor nasıl dersin ya?

Neyse, 12 gün kaldı, 12 gün sonra bunlara bir Osmanlı tokadı atmaya var mıyız? Var mıyız? Çünkü bunlar ancak ondan anlar.

Bu zat için terörle mücadele eden askerin moralinin hiçbir değeri yok, hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Varsa-yoksa kendi keyfi, kendi morali. Bunların ne yaptığını biliyorsunuz zaten. Bunların içindeki kin ve nefret hem diline, hem yüzüne vuruyor. Ne yaparsanız yapın, biz terörle mücadelemizi sürdüreceğiz, gereğini de yapacağız. Allah aşkına böyle sorumsuzluk, böyle bencillik olur mu? Bugün moralini bozan bir komutana hadsizlik yapan Bay Muharrem, Allah korusun, yarın moralini bozan emekliye, çiftçiye, sanayiciye, polise memura, esnafa kim bilir neler yapar? Daha adaylık sürecinde milletin başına diktatör kesilen biri, Allah muhafaza koltuğa oturunca kim bilir daha ne kesilir? Bu zat hem aşırı muhteris, hem de kifayetsiz.

Biliyorsunuz seçim beyannamemizde 146 tane birbirinden kıymetli, birbirinden değerli açıklamalarımız oldu. Ama şimdi bak bunlar, biz diyor, başörtüsüne karşı değiliz. Benim zaten annem de öyle, kız kardeşim de öyle. Annene saygım var, kız kardeşine saygım var, bunlar ayrı konular. Sen kendine bak, kendine, sen kendine bak. İmam hatiplerin lüks olduğunu, imam hatiplerin fazlalık olduğunu söyleyen sen kendine bak. Şimdi de benim imam hatipli olmama kafayı takmış. Ben de imam hatipli olsaydım cumhurbaşkanı olabilirdim diyor. Yok, her yiğidin karı değil. Sen imam hatipte öğretmenlik yapmakla övünüyorsun, ama imam hatipliler de senden çektikleri çileden. Evet, bunların durumu bu. Biz öyle veya böyle öğretmenlerimize saygılıyız, Bay Muharrem de olsa.

Biz değerli kardeşlerim, bu yolda kararlı yürüyoruz. Şimdi hep birlikte bir şeyi söylememiz lazım. Beş yıl için 24 Haziran’da sizlerden tekrar yetki almak için karşınızdayım.

Bak Amerika’da Central Park var, Londra’da Hyde Park var. Şehirlerimizin merkezlerine istiyoruz ki bu tür millet bahçeleri, bu projeleri açalım. İnşallah biz Niğde’mize de böyle bir millet bahçesi kuracağız. Alacaksınız çocuklarınızı yanına, beraber onlarla orada yuvarlanacaksınız.

Bir diğer projemiz de, millete hizmet verecek, gençlerimize hizmet verecek millet kıraathanesi. Ya ben kıraathane diyorum, Bay Muharrem de, Bay Kemal de benim bu kıraathanemi oyun oynama yeri olarak, böyle telakki ediyor. Şöyle bir bunu bir gösterin, Bay Kemal’i bir gösterin bakalım. Muharrem, pastane değil ha, kıraathane.

Şimdi bu Zeytinburnu’ndaki bir kıraathane, gençlerimiz görüyorsunuz derslerini çalışıyorlar burada, 24 saat açık. Ya burada iskambil oynayan var mı? Burada okey oynayan var mı? Bay Muharrem, o işi sen iyi bilirsin.

Biz okuma kültürünü yaygınlaştırmak istiyoruz. Türkiye’nin dört bir yanına inşallah bu kıraathaneleri kuracağız. Kıraathane nedir biliyor musunuz? Arapçadan gelen okuma evi. Neymiş? Okuma evi. Biz onun başına ne getirdik bir de? Millet. Niye? Çünkü milletin okuma evi ve buralar 24 saat açık olacak ve buralarda yavrularımız… Çünkü diyorlar ki, mesela o akşam soruyorum kızlarımıza, Başkanım diyor, evde rahat değilim diyor, ama burada arkadaşlarımla beraber hepimiz ders çalışıyoruz, çok daha verimli oluyor diyor, çok daha faydalı oluyor diyor. Ya biz bunu yapıyoruz. Ama bunlar dünyayı tanımıyor, biz dünyayı tanıyoruz.

Kızım yurt dışında okurken kendisini aradığım zaman, kızımı üniversitenin kütüphanesinde bulurdum, orada derslerini çalışırdı. Ve sonradan sordum, nasıl bu kütüphaneler? O kütüphanelerde işte aynen bunlar var. Bakıyorsunuz kek, internet filan onlar zaten var, çayı, kahvesi, neskafesi, hepsi var. Ya onlarda olacak da  bizde niye olmayacak? Yani George bunu yapıyor da biz niye yapmayalım ya? Şimdi Türkiye’nin dört bir yanında biz bunu yapacağız. Ve içinde kitabıyla, ders çalışma yerleriyle, ücretsiz çayı, keki, simidiyle, internetiyle gençlerimize yeni bir yaşam alanı oluşturmaktan bahsediyoruz. Kumarhane değil, kıraathane Bay Kemal, Bay Muharrem. Bak çocuklarımız neye çalışıyor. Ama böyle bir şey açmış olsak havada 4 takla atarsanız.

Bay Muharrem meydan meydan kekten söz ediyor, çok seviyorsan sana da kek ikram ederiz yani.

Hazreti Mevlana’nın Mesnevi’de anlattığı çok ibretlik bir fil hikayesi vardır. Bu hikayeyi özellikle gençlerimizin iyi dinlemesini istiyorum.

Gençler, Mevla’na ne diyor biliyor musun? Hintliler bir fili halka göstermek için getirip bir karanlık ahıra kapatırlar, karanlıkta bir file dokunan insanlara filin ne olduğunu sorarlar. Sadece hortuma dokunan, fil oluğa benziyor der. Sadece kulağına dokunan, fil yelpaze gibi bir hayvandır der. Sadece ayağına dokunan, fil bir direğe benziyor der. Hepsi doğru, ama hiçbiri gerçek anlamda ne yapmıyor, fili tarif etmiyor.

Bunun üzerine Hazreti Mevlana altın değerindeki şu tavsiyesini yapar: “Denizi gören göz başka, köpüğü gören göz başkadır.” Köpüğü bırak da denizin gözüyle bak sen. Ne şaşılacak şey, köpüğü görüyorsun da denizi görmüyorsun Bay Kemal, Bay Muharrem. Evet, bizim Bay Muharrem de millet kıraathanesine bakınca sadece keki görüyor. Kendisine diyoruz ki, köpüğü bırak Muharrem, denize bak. Sabah-akşam kekle uğraşacağına, ortaya çıkan esere bak.

Kardeşlerim; şimdi bu adaylar sağda-solda konuşuyor, bilmiyorum buraya da geldiler mi? Herhalde onları dinleyecek kadar vaktiniz olmamıştır. Ben Niğdeli kardeşlerimden, sürekli yıkmaktan, durdurmaktan, kapatmak bahseden muhalefetin adalarına, bütün hepsini değil de, bazı soruları sormasını isterim.

AK Parti Türkiye’de 284 bin yeni derslik yaptı, Bay Muharrem, onları yıkacak mısınız?

AK Parti Türkiye’de 585 bin yeni öğretmen göreve başlattı, siz onları işten atacak mısınız?

AK Parti Türkiye’de 69 milyon kişiye geniş bant internet hizmeti sağladı, siz onları kesecek misiniz?

AK Parti Türkiye’ye 1245 yeni hastane, 130 bin yeni hastane yatağı kazandırdı, siz onları kaldırıp atacak mısınız?

 AK Parti şu ana kadar 5 şehri hastanesini hizmete soktu, siz onların kapısına da kilit vuracak mısınız?

AK Parti Türkiye’de 817 bin vatandaşımızı ev sahibi yaptı, siz onları yıkacak mısınız? Niğde’deki toplu konutlarda yaşayan vatandaşlarımızı kapı dışarı edecek misiniz?

Kardeşlerim; AK Parti Türkiye’de hızlı terin getirdi, kaldıracak mısınız?

6 ilde doğalgaz vardı, şimdi 78 ilde var, hepsi olacak. Bu doğalgaz borularını da söküp atacaklar mı diye sorun.

525 baraj, 528 hidroelektrik santrali yaptık, 207 içme suyu tesisi, 1232 sulama tesisi açtık, bunları yıkıp yeniden ne yapacaksınız?

Kardeşlerim; devam ediyor, daha birçok şeyler var, ama artık ben şöyle sonuna doğru geleyim.

İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Köprüsünü yaptık, Marmaray’ı yaptık, Avrasya Tünelini yatık, Osman Gazi Köprüsünü yaptık, ne olacak, yıkacak mısınız?

Bunlar ne dediklerinin farkında değil. Yatırımları durdururum diyor bir tanesi, bir tanesi kalkıyor hızlı treni bir daha buraya sokmam diyor. Bunlara lafı eğip bükmeden dürüstçe cevap isteyin.

Kardeşlerim; biz Niğde’de hizmete devam, yatırıma devam.

Şimdi ben hanım kardeşlerime soruyorum, şu 12 günde kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Gençler, size sesleniyorum, şu 12 günde kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Durmak yok... Durmak yok... Onun için biz Niğde’den 24 Haziran’da bir rekor bekliyoruz, rekora hazır mıyız? Cumhur ittifakını güçlendirmeye hazır mıyız? Aydınlık yarınlar için birlikte yürüyeceğiz. Ben Niğde’nin bizi mahcup etmeyeceğine inanıyorum.

Ve Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Parlamentoda AK Partiye mührü vurmaya hazır mıyız? Öyleyse 24 Haziran’da güçlü hükümet için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Mecliste AK Parti’yi destekliyor muyuz? 24 Haziran’da güçlü Türkiye için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Mecliste AK Parti’yi destekliyor muyuz?

Unutmayın Niğde, vakit birlik vakti diyor muyuz? Vakit Niğde vakti diyor muyuz? Vakit Türkiye vakti diyor muyuz?

Rabia’yı biliyoruz değil mi? Şöyle bir ellerinizi göreyim. Bu bizim her şeyimiz ha, unutmayın.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Bunun için, bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız.

Ahde vefanız, muhabbetiniz için her birinize teşekkür ediyorum.

Ve milletvekili adaylarımızı size, sizleri de Allah’a emanet ediyorum.

Dün gece Leyle-i Kadr idi, Kadir Geceniz mübarek olsun. Şimdi bayram geliyor, bayramınızı tebrik ediyorum. Allah yolumuzu açık etsin diyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.