Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in NTV ve Star TV ortak yayinindaki açiklamalari

 

AHMED ARPAT- Merhabalar, İstanbul Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü’nden iyi akşamlar.

Türk siyasi tarihine geçen bir hafta yavaş yavaş geride kalıyor. Oysa Salı günü çok sakin bir gündeme, nispeten sakin bir gündeme uyanmıştı Türkiye ta ki MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli Partisinin Grup Toplantısında o tarihi çağrıyı yapana kadar. Bahçeli; içinde bulunduğumuz süreç cumhurbaşkanlığı sistemine hemen geçilmesini gerekli kılmaktadır dedi ve çok net ifadelerle erken seçim çağrısı yaptı. Tabii gözler Sayın Cumhurbaşkanına dönmüştü. Çarşamba günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iki lider biraraya geldi. Sonrasında Sayın Cumhurbaşkanı kameraların karşısına geçti ve soruya mahal bırakmayacak çok net ifadelerle haberi tüm Türkiye’ye duyurdu. Türkiye 24 Haziran 2018’de seçime gidiyor.

Tabii Türk siyasi tarihi açısından gerçekten çok önemli, çok kritik bir seçim. Çünkü 16 Nisan referandumuyla kabul edilen cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde ilk cumhurbaşkanı ve Meclis üyeleri seçilecek. Tabii sorulacak çok soru var; erken seçim kararı nasıl alındı, neden gerek görüldü, AK Parti seçim stratejisini nasıl belirleyecek, milletvekili adayları nasıl belirlenecek? Biz de bu çok önemli kritik soruları doğrudan muhatabına soracağız. Siyasi İşler Özel’de çok özel bir konuk ağırlıyoruz, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan konuğumuz.

Efendim, hoş geldiniz NTV yayınına, çok teşekkür ederiz bu yoğun gündemde bizi ağırladığınız, bize vakit ayırdığınız için.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hoş bulduk. Öncelikle tabii böyle bir program yeni planlanmadı. Yani bu erken seçim kararıyla ilgili de planlanmadı. Bu benim çok önceden gerek Okan’a, gerek Serpil’e, gerekse Mustafa Beylere verdiğim sözdü, aylar oldu değil mi?

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, 1 ayı geçti, teşekkür ederiz.

SERPİL ÇEVİKCAN- 1 ayı geçti, evet.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Fakat şimdi tabii böyle de bir gündem olunca dedik ki, biz NTV ortak yayınında bu programı gerçekleştirelim. Güzel de oldu, inşallah tesiri de ülkem için, uluslararası camia için, çünkü bu akşam inanıyorum ki bizi sadece Türkiye ekranlarında izlemiyor, yurt dışından da izleniyor ve ben bu programın özellikle ülkemiz demokrasisi için, milletimiz için, ekonomimiz için, birlik beraberliğimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Tabii sorunuzla ilgili olarak, Sayın Bahçeli’nin o gün yapmış olduğu açıklamadan hareketle şöyle bir değerlendirmeye girersek, bizim tabii hafta başında da aslında Sayın Bahçeli’yle bu hafta içinde bir görüşme arzumuz olmuştu. Ve bu görüşme arzumuza da Sayın Bahçeli’nin Çarşamba günü saat 13:30 için bir mutabakatı olmuştu. Ve Salı günü de tabii böyle bir durum ortaya çıkınca ilk yapmam gereken, tabii arkadaşlarımla, aynı gün benim de malum grup konuşmam vardı. Ama grup konuşmamda dikkat ederseniz ben 2019’u yine vurguladım, çünkü arkadaşlarımın henüz ne diyeceğini bilmiyordum. Ve 2019 Kasım’ına göre hareketle konuşmamı o gün bitirirken, daha sonra hemen bizim Grup Odamızın arkasında da bir ufak toplantı odamız var, orada arkadaşlarımı toparladım ve arkadaşlarım orada ilk bir değerlendirme yaptım ve bu değerlendirmeden sonra bir de şöyle arkadaşlarımla yine geniş çaplı değerlendirelim istedim. Ve o değerlendirmeden sonra da bizim için artık erken seçim noktasında sadece bir tarih ve bu konuyla ilgili de takvimin belirlenmesi kalıyordu. Dedim, o zaman Çarşamba günü sabah şöyle arkadaşlarımla bir toplantı daha yapalım, Çarşamba sabahı da tekrar arkadaşlarımla bir görüşme yaptım ve Sayın Bahçeli’yle görüşmeye bu şekilde girdik. Ve görüşmemiz esnasında da Sayın Bahçeli’ye teklifimizi bizler de aynen kendi tekliflerine bir karşı teklif olarak sundum ve sağ olsun onlar da bizim teklifimize olumlu yaklaştılar. Böylece 24 Haziran’ı gerek ülkemizde okulların kapanması düşünülerek, gerek üniversite imtihanlarının yapılacağı göz önüne alınarak, çünkü oradan çıkar çıkmaz hemen YÖK’le görüşmeyi yaptık. Malum YÖK Cumhurbaşkanlığına bağlı olduğu için, tabii burada bir gerçek de ortaya çıkıyor, yani çok seri karar alabilmenin bu bir ispatı da oldu. Hemen Sayın Başkana konuyu arkadaşlarım ilettiler ve hemen YÖK toplantı ve bir hafta sonraya üniversite giriş imtihanlarını aldılar. Ve biz de böylece aldığımız 24 Haziran kararını aleniyete geçirmiş olduk.

Ve o gün basın toplantısına çıktığımda da bunları tamamen masanın üzerinden kaldırmış olarak çıktım ve 24 Haziran tarihini erken seçim tarihi olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığım basın toplantısında açıklamış oldum. Böylece şimdi 24 Haziran artık yaz tatiline vesaire gitmeden, hemen bayramın ertesinde, üniversite imtihanlarına hem hazırlık noktasında da 1 haftalık bir süreyi orada ortaya koyarak giriyoruz. Tekrar 24 Haziran ülkemiz, milletimiz için inşallah hayırlara vesile olsun diyorum. Ve şimdiden bütün milletimiz bu yola çıkarken tabii ki en ağır yüklü görev de Yüksek Seçim Kuruluna düşecek, Yüksek Seçim Kuruluna da şimdiden başarılar diliyoruz.

AHMED ARPAT- Efendim, arkadaşlarım tabii erken seçim kararını deşecekler, ben çok iyi biliyorum, ama izin verirseniz benim çok merak ettiğim bir husus var, onu sormak isterim. Salı günü saat 11 civarı muhtemelen siz Grup Toplantınızın son hazırlıklarını yapıyordunuz belki de. Sayın Bahçeli kürsüye çıktığında, o tarihi çağrıyı yaptığında siz o çağrıyı canlı olarak dinlediniz mi, ilk duyduğunuz anda neler düşündünüz, aklınızdan neler geçti?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben o esnada yoldaydım. Ben Sayın Bahçeli’nin grup konuşmasına başladığı anı dinledim, fakat ondan sonra benim de grup konuşmasına yönelik vaktim yaklaştığı için ben de yola çıkmıştım. Ve yolda bir kısmını dinleme imkânım oldu ve böylece yolda bir kısmını dinlediğim, şahit olduğum 26 Ağustos tarihini tabii Meclis’e geldiğimde önce yanımda tabii gerek Sayın Başbakan Binali Bey ve Genel Başkan Yardımcım Hayati Bey vardı, onlarla öyle kısa orada bir değerlendirdik, daha sonra da zaten grup konuşmama çıktık.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, muhalefetin erken seçim kararı 24 Haziran’a dönük alındığı tarafınızdan açıklanmadan hemen baskın seçim ve danışıklı dövüş diye ifade ettikleri iddiaları gündeme geldi. Bu iddialar çerçevesinde yaklaşımınız nedir, yani henüz daha seçimin ilk aşamasına gelindiğinde bu tür iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aslında bu iddiaların hepsi ortada. Çünkü Ana Muhalefet erken seçim konusunu biliyorsunuz aylardır gündemde tutuyor, erken seçimle yattılar, erken seçimle kalktılar, yani böyle bir durum söz konusu değil. Fakat bizim de malum erken seçim konusu, yani AK Parti olarak bizim prensiplerimiz arasında hiç olmamıştır. Onun için de tabii o süreçlerde biz özellikle bu konulara bizim için gündemde erken seçim falan yok, hep böyle demişizdir. Fakat tabii son cumhur ittifakını beraber olgunlaştırdığımız, gerçekleştirdiğimiz müttefikimizin bu açıklaması durumu değerlendirmemizi gerektirdi ve bunun üzerine durumu değerlendirelim istedik, değerlendirdik ve böylece buraya geldik. Yoksa önceden kesinlikle böyle bir görüşme, böyle bir sufle etme söz konusu değil. Nitekim yola da böyle bir çıkışımız oldu. Kaldı ki Cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaşık 1,5 yıl var, yani bu ne demektir ben 1,5 yıl daha Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturma rahatlığına erişebilirdim, ama biz bunu düşünmedik. Bizim düşündüğümüz tek şey var; ülkemizin huzuru nerede, refahı nerede? Burada Ana Muhalefetin mademki böyle bir hırsı var, onların da hırsını filan şöyle biraz rahatlatalım istedik ve onun için adımı atalım, onlar da rahatlasınlar. Durmadan er meydanı, er meydanı diyor, biz de gel meydana dedik. Buyursunlar şimdi er meydanında inşallah milletimiz bedeli ödetecek, soracak. Eğer bize devam derse milletimiz devam ederiz, tamam derse saygı duyarız; yapılacak olan iş budur.

Biz eserlerimizle ortadayız. Muhalefetin hangi eseri var bilemiyorum. Demokrasi ise, demokraside bizim eserlerimiz ortada. Hak ve özgürlükler ise, hak ve özgürlükler konusunda her şeyimizle ortadayız. Adalet, kalkınma ve atılım noktasında yaptıklarımız ortada. Dolayısıyla bu noktada bizim herhangi bir sıkıntımız zaten yok. Şu anda da bütün alanlarda hamdolsun tüm dünya Türkiye’deki gelişmeleri izliyor. Bütün siyasi, askeri, ekonomik, bütün bu alanlarda Türkiye bütün kuşatılmışlıklara rağmen bir yarma harekâtı yaparak malum biliyorsunuz bir Fırat Kalkanı Harekâtını gerçekleştirmiştir. Fırat Kalkanı Harekâtından sonra 166 bin kişi buraya dönmüştür. Ardından bir Afrin Harekâtını gerçekleştirmiştir, Afrin Harekâtında da dönüşler başlamıştır. Bütün bunlarla beraber içeride teröre çok büyük darbe vurulmuştur ve bu hala devam ediyor. Zaho’da, Hakurk’ta aynı şekilde bu darbe harekâtı devam ediyor. Bütün bunların yanında Gabar’da, Cudi’de, Beslerderesi’nde, Tendürek’te, Kandil’de, buralarda operasyonlarımız aynen kararlılıkla devam ediyor ve şu an itibariyle Afrin’de 4254 terörist etkisiz hale getirilmiştir, Kuzey Irak’ta 346 terörist etkisiz hale getirilmiştir, içeride 240 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Ben bu noktada tabii Silahlı Kuvvetleri’mizi, bütün güvenlik korucularımızı, jandarmamızı, polisimizi gerçekten gerek şahsım, gerekse milletim adına kutluyorum, tebrik ediyorum. Bütün bunların yanında Özgür Suriye Ordusu’nu da tebrik ediyorum, kutluyorum. Gerçekten bizim yaklaşık 56 şehidimiz var, bizim 56 şehidimizin yanında Özgür Suriye Ordusu yüzlerce şehit vermiştir ve bu konuda en ufak bir ayrım yok. Mehmetçiğimize olan onların sadakati, bağlılığı, Mehmetçiğimizin onlara olan sevgisi, sadakati, nasıl bunlar bir oldular beraber oldular da bu operasyonlarda bu başarıyı sağladılar. Bu bana adeta Çanakkale’yi andırıyor. Çanakkale’de nasıl sadece Mehmetçiğimiz yoktu, ta Bosna Hersek’ten tutun dünyanın değişik yerlerindeki Müslümanlar burada gelip Mehmetçiğimizle beraber olduysalar, şimdi burada da benzer tabloyu görüyoruz. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize de Allah’tan özellikle şifalar diliyorum.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, siz erken seçimle ilgili prensibinizi tekrarladınız. Prensip olarak erken seçime sıcak bakmadığınızı biliyoruz, bunu partinin yetkili kurullarında da değişik şekillerde ifade ettiniz. Ve nasıl bir danışma süreciyle bu kararın olgunlaştığını belirttiniz. Ama yine ifade ettiniz, Cumhurbaşkanlığından 1,5 önce aslında seçime gidiyorsunuz. Bu kararı alırken kendi iç dünyanızın içinde sizin bu aşina olduğumuz “Kaderin üstünde bir kader vardır” dediğiniz anlar oldu mu? Yani siz iç muhasebenizi nasıl yaptınız?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Zaten kaderin üstünde bir kader vardır inancıma dayanarak istişareyi de çok üst düzeyde tuttuğum için, istişarelerimizi yaptıktan sonra arkadaşlarımın da bu noktada olduğunu görünce, ondan sonra bize düşen kaderin üstünde bir kader vardır demek oldu ve kararımızı verdik. İnşallah kader inanıyorum ki bizler için, tüm inananlar için çok daha güzel tecelli edecektir. Çünkü duaya kalkan eller inşallah boş inmeyecektir.

MUSTAFA KARTOĞLU- Sayın Cumhurbaşkanım, siz toplantı yaptığınızda da Külliye’de birtakım risklerden ve tehditlerden bahsettiniz Türkiye’nin karşı karşıya olduğu. Kaldı ki Sayın Bahçeli de bunlardan bahsetmişti, ama siz doğrudan bu işin içinde ve mücadelenin liderliğini yapan Türkiye adına bir isimsiniz, dolayısıyla bunları çok daha iyi ve ayrıntılı biliyorsunuz. Neleri kastettiniz bu Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tehdit ve risklerden bahsederken?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, bu konuda biliyorsunuz tüm Batının bir tehdit projeksiyonu var. Bu tehdit projeksiyonun içerisinde özellikle güneydeki malum PYD, YPG, PKK, DEAŞ. Şimdi şu söyleniyor: DEAŞ’a karşı bu bir mücadeledir veya ona karşı bir savaştır gibi laflar ediliyor, buna nereye kadar inanacağız? Hani bir yere kadar tamam bunu yuttuk diyelim, fakat ben şuna bakıyorum: Güneye, yani Suriye’nin kuzeyine kaç tır silah geldi? 5 bin tır buraya Amerika silah gönderiyor. Aynı şekilde 2 bin kargo uçağıyla yine buraya malum silahlar geliyor; ağır silahlar, mühimmat vesaire. Çünkü burada biliyorsunuz 20 kadar üs var, bu üslere bunlar indiriliyor. Şimdi burada biz bir şey düşünüyoruz; yani kuzey Suriye’de bu üsler kime karşıdır? 911 kilometre sınır kimin sınırı? Bizim sınırımız. Ve en yakın olan neresi? Biziz, biz hem sınırız Suriye’yle. Peki, Amerika’nın yanında kim var? Koalisyon güçleri var. Şimdi koalisyon güçlerinin de burada ek silahları, mühimmatları vesaire var. Peki, başka kim olabilir? İkinci derecede olsa olsa İran olabilir. Üçüncü derecede olsa olsa Rusya olabilir. Çünkü Rusya, hatta ona ikinci derece de diyebiliriz, çünkü 5 üssü var bölgede, böyle bir durum da söz konusu olabilir, ama birinci derecede biz varız.

Peki, Türkiye Amerika’yla NATO’da müttefik değil mi? NATO’da müttefik olduğuna göre, stratejik ortak olduğuna göre, biz paramızla Amerika’dan silah alamıyoruz, ama bu terör örgütlerine ne yazık ki Amerika, koalisyon güçleri ücretsiz olarak bu silahları, bu mühimmatı verebiliyor. Demek ki tehdit nereden geliyor? Öncelikle stratejik ortaklardan geliyor, sıkıntı burada. Hadi gelin oturalım, beraber bu işi çözelim, bunu Sayın Obama döneminde de çok yaptık, çok uğraştık. Meşhur bizim bir zeytinlik operasyonumuz söz konusuydu, aylarca gündemdeydi, biz bunları yapamadık, gerçekleştiremedik, sürekli oyaladılar, hem yapalım dediler, hem oyaladılar. Bu döneme geldik, artık baktık ki bu olmayacak, bunun üzerine biz kararımızı verdik, göbeğimizi kendimiz kestik, adımı attık. Ve adımı atarak da ne oldu? Fırat Kalkanı Harekâtında biz Cerablus’tan başladık El Rai, El Bab ve 2 bin kilometrekarelik alanı DEAŞ’tan temizledik ve 3 binin üzerinde DEAŞ’lıyı biz oralardan derdest ettik. Afrin’de de durum farklı değil, orada da yine şu anda 2 bin kilometrekare civarında bir alanı böylece biz oradaki teröristlerden temizlemiş olduk. Ama bitti mi işimiz? Henüz tabi bitmedi. Niye? Arzumuz, Afrinliler gelsin yerlerine yerleşsin. Nasıl şu anda Cerablus ve çevresinde oranın insanları yerleşiyorsa, nasıl bir mutluluk içerisindeyseler, aynı mutluluğu biz Afrin halkına da yaşatmak istiyoruz. Tabi bizde kamplarda olanlar geri dönmeye başladılar, geri dönüyorlar, ama bizde de takdir edersiniz ki 3,5 milyon şu anda Suriyeli var. Bunların içerisinde aynen, yani Fırat Kalkanı’nda olan o bölgenin insanları olduğu gibi, Afrin bölgesinin insanları var, İdlib’in insanları var, Halep’in insanları var, yani birçok yerden var.

Şimdi tabi bir de bizim İdlib sınırında da gözlem kuleleri biliyorsunuz var, bu kulelerin içerisinde de şu anda zaten 9 tanesi bizim kontrolümüz altında, buralarda da arzumuz İdlib’i ne yapalım, burada ciddi manada kontrol altına alalım, çünkü 3,5-4 milyon insan burada yaşıyor ve burası da sürekli tehdit altında.

Şimdi tabi hedef burada İdlib’le beraber Tel Rifat, inşallah Münbiç, buralarda da bu sürecin devam etmesi lazım, ama buralarda da en az zayiatla. Ve yine İdlib’de ilk etabını bu işin diyoruz ki en ideal şekilde başlatalım, nasıl Afrin’de gerçekten Rusya’yla iyi bir ilişki içerisinde bunu sürdürdüysek, yine burada da aynı tavır içerisinde ve diplomasiyi uluslararası hukuk çerçevesinde öne çıkartarak bunu sürdürelim.

İşte burada biliyorsunuz Astana süreci ön planda ciddi manada yer aldı. Birinci Soçi, aynı şekilde ardından biliyorsunuz Ankara bu konuda 3’lü olarak Rusya-Türkiye-İran biraraya geldik, şimdi inşallah 3’üncüsünü Tahran’da yapacağız ve bu çalışmaları bu şekilde devam ettireceğiz. Astana’nın önemini de korumamız lazım. Ama biz Astana’yı biliyorsunuz Cenevre’nin önüne çıkartmak gibi bir derdimiz de yok, ama biz burada ancak 3 ülke biraraya geldik, başkalarına da yasak koymuş değiliz, yani kim bu sürece katılmak istiyorsa buyursunlar katılsınlar. Ama Cenevre bugüne kadar sonuç doğurmadı, yani sonuç odaklı çalışmadı. Ve biz tabi buralardan çıkacak neticeyle de inşallah derdimiz, Suriye’nin kuzeyinde kuzeydoğusuna doğru bir defa bu barış bölgesini yaygınlaştırmak, çünkü buralar bize hep sınır, buralarda ciddi tehditler aldığımız yerler var ki bunlardan en önemlisi, bir tanesi biliyorsunuz Ayn el-Arap’tır, hep buradan biz tehditler aldık. Ve o bölgeler aslında bizim insanların akrabalarının yoğun olduğu bölgelerdir de. Ama hassasiyetle bunlar yeter ki bizi taciz etmesinler, yeter ki bizim bölgemize tehdit savurmasınlar, bu olmadıktan sonra zaten bizim de bu bölgelerle sürekli olarak böyle bir ölüm yağdırmaya merakımız yok.

AHMED ARPAT- Sayın Cumhurbaşkanım, Astana sürecine ilişkin söylediklerinizi not aldım, oradan sorular var ama, izin verirseniz ben tekrar seçim sürecine dönmek istiyorum.

Dün İstanbul’da meslektaşlarımız kampanya ne zaman başlayacak diye sordular, siz, biz başladık bile dediniz. Bir seçim beyannamesi hazırlanıyor, onu bir manifesto şeklinde yapacaksınız, İstanbul kongresinde açıklanacak, önümüzdeki hafta Cuma günü de yol haritasını açıklayacaksınız. Ana mesajlar neler, biraz ipucu alabilir miyiz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi arkadaşlar, isterseniz ana mesajları şu anada açıklamam doğru olmaz, zira arkadaşlarım çalışmaya başladılar, çalışıyorlar ve tabi hafta başından itibaren bizzat bu çalışmaların içerisinde ben de bulunacağım ve arkadaşlarımızın hazırlıklarını beraberce bir gözden geçireceğiz.

Fakat buradaki bütün tabi hedef, Yüksek Seçim Kurulunun açıklayacağı bir defa seçim takvimi. Şimdi onlar resmi seçim takvimini açıklayacak ki, biz de, gerçi önceden de bizde de bazı hazırlıklar var ama, kendi takvimimizle onu ne yapacağız, örtüştüreceğiz ve böylece yol haritamızı da ona göre biz belirleyeceğiz. Yani şu anda bir defa seçim takvimimizin şu şudur veya şu günde şu olacak, bunu söylemek doğru değil, çünkü bunu asıl belirleyici olan Yüksek Seçim Kurulunun açıklayacağı takvim.

Ama ben şunu söyleyeyim, önemli olan çünkü bunlar: Örneğin biz bir temayül yoklamasını yine burada yapacağız, çünkü temayül olmadan milletvekili adaylarımızı belirlemek doğru olmaz. Fakat diğer siyasi partilere göre zannediyorum bu konuda da en hazırlıklı parti biziz. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Şu anda biz biliyorsunuz İstanbul ve İzmir kongreleri hariç bütün kongrelerimizi bitirmiş bir partiyiz. Kaldı ki, ana kademenin kongrelerinin dışında da bu arada kadın kolları ve gençlik kolları kongrelerini de yapıyoruz. Bugün mesela Ankara’nın kongresi vardı.

Yani bunlarla şunu söylemek istiyorum: Bir defa biz her an, her zaman istim üzereyiz, seçime rahatlıkla girebilecek noktadayız. Ve bütün teşkilatlarımız, şu anda sandık kurullarına varıncaya bunların hazırlıklarını süratle yapıyorlar ve temayül yoklamalarını yapıp temayül yoklamalarının neticesini hemen bize bildirecekler ve temayül yoklamalarının ardından da bizler süratle milletvekili noktasında gelen aday adaylarının içerisinden adaylarımızı inşallah belirleyip, seçim ve Yüksek Seçim Kuruluna gidecek hale inşallah bunları da getireceğiz.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, 18 Nisan’da Külliye’de erken seçim tarihini açıkladığınız toplantıyı ben yerinde takip ederken şöyle bir cümleniz dikkatimi çekti, ben buraya özellikle not aldım: Eski sistemin hastalıkları attığımız her adımda karşımıza çıkabiliyor, bizim tercihimiz 2019 Kasım’ına kadar dişimizi sıkmaktan yanaydı dediniz. Nelere dişinizi sıkıyordunuz efendim, nelere dişinizi sıkmak zorunda kalıyordunuz? 25 Haziran’dan itibaren inşallah Türkiye’de neler değişecek?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Okan, tabi sen malum gazetecilikte ekonomide özellikle temayüz etmiş bir kardeşimizsin, arkadaşımızsın, bu konuda bizleri sen de yakından takip ediyorsun. Bir defa, öyle bir bürokratik oligarşi var ki, bu bürokratik oligarşi sizin atacağınız her adımda adeta bileklerinizde bir kelepçe, adımları attırmıyor. Başbakanlığımın ilk anından itibaren ben bürokrasiye karşı adeta savaş verdim, ama siz parlamenter demokraside bunu bir yere kadar başarabiliyorsunuz, bütünüyle başaramıyorsunuz.

Örneğin şimdi durum böyle olmayacak, daha farklı olacak. Yani burada karar verme noktasında tabi en güzel şeyi bu işin, malum yasama, yürütme, yargı, şimdi bu 3 kuvvetler ayrılığı noktasındaki güç bu dönemde çok daha farklı, ama çok daha güçlü çalışacak. Ama nedir? Devleti bağlayıcı bir güç olmayacak, bana göre devleti destekleyen, güçlendiren bir güç haline gelecek, bu bizim için önemli.

Nedir bu? Mesela yürütmede şimdi Parlamentodan kabine oluşturmuyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Dışarıdan bir kabine oluşturuyorsunuz ve oluşturduğunuz bu kabine sizin için bağlayıcı mı? Değil. Siz bu kabineyle her an istediğiniz gibi, bir yerde aksama var, bunları alıp birini bir kenara koyabilirsiniz…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Seçildiğiniz andan itibaren de güvenoyunu da almış oluyorsunuz aslında.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi tabi. Böyle bir durum var. Şimdi bu böyle olunca, bir defa gelenler de zaten bunu bilecek, yani ben ya başkanla beraber giderim veyahut da başarılı olamazsam her an gidebilirim, böyle bir durum olacak, dolayısıyla o da altındakilere karşı böyle bir davranış içerisinde olacak, çünkü netice almak mecburiyetinde, başarılı olmak mecburiyetinde, çünkü çoğu… Ben bugün bir toplantıdaydım sermaye çevresiyle, orada da dedim ki, var mısınız? Yani yarın biz inşallah bu seçimi kazanırsak, içinizden bazı arkadaşları kabineye alma durumumuz olursa gelmeye hazır mısınız? Ama şu anda kazandığınız parayı kazanamazsınız, aldığınız parayı alamazsınız, ona göre filan diye. Sonra bazıları da bizimle nükte yaptılar. Vaka böyle; şimdi Amerika’da Tillerson dünyanın en büyük petrol şirketinin başındaydı, düşünün şimdi orada Sayın Trump getirdi Dışişleri Bakanı yaptı, Dışişleri Bakanı yaptıktan sonra da hiç haber vermeden kendisini o görevden aldı. Ne dedi Tillerson? Benim haberim yoktu dedi, yanılmıyorsam öyle dedi.

SERPİL ÇEVİKCAN- Evet, öyle dedi efendim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Böyledir. Ama şimdi tabi onun kabinede aldığı maaşın ExxonMobil’de aldığı maaşla mukayese edilir bir yanı var mıydı? Sadece neydi o? O sadece bir vatanseverlikti, vatanına hizmet babında kendisine böyle bir görev teklif edilince, o da geldi böyle bir göreve başladı. Ama Trump görevden de alınca teşekkür etti, ayrıldı. Şimdi bizim de burada artık böyle bir döneme alışacağız, yeni dönem şimdi bu, yeni dönemin güzelliği de burada aslında. Ve bu konuyla ilgili de tabi bizler çok çok hakikaten özel sektörde başarılı olan arkadaşlara bazı teklifler yapabiliriz, onları kabinemizin içerisinde inşallah görmek isteyebiliriz.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Ekonomiyi de emanet eder misiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Edebiliriz. Niye etmeyelim? Çünkü ekonomi bu işin can damarı. İşte Trump… Bir yerde o alana ne diyeceğiz? Enerji dediğimiz zaman ekonominin en önemli can damarı. Hele hele şimdi enerji artık dünyada ekonominin içerisinde farklı bir yere oturuyor. Dolayısıyla bizim buraları çok çok emin, sağlam, üretken, verimli ellere teslim etmemiz lazım. Ve hedefimiz önümüzdeki dönemde, yeniliklerimizden de bir tanesi inşallah bu olacak.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, Milliyetçi Hareket Partisiyle ittifak çerçevesine milletin bekası bağlamında tek bayrak, tek millet, tek vatan, tek devlet temelini oturmuştunuz. İttifak protokolü bu temel üzerinde şekillenirken acaba biraz bize ipucu verebilir misiniz bu protokolün ana noktaları ne olacak, MHP’yle AK Parti arasındaki ittifak protokolünün ana başlıkları ne olabilir?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben şunu tabi çok açıkça söyleyeyim: Yani bizim özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’yle normal şartlarda dahil azami müştereklerimiz var. Ama bir CHP’yle bizim doğru dürüst asgari müştereğimiz bile yok. Niye? CHP yeri geldiği zaman teröristlerle el ele, kol kola girebiliyor, onlarla beraber yürüyebiliyor, onları savunabiliyor, ellerimizde çok belgeler var. Ama bizim bir defa tabi cumhur ittifakında az önce sizin saydığınız tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet belirleyici 4 esas. Ve buranın en önemli ittifakı yerli ve milli olması, öbür tarafta böyle bir şey söz konusu olmadığı için böyle bir şeyi de onlarla beraber zaten yapmak, yürütmek mümkün değil. Ve burada zaten bütün burada hasıl olduğu için cumhur ittifakının kuruluşu da hamdolsun güzel oldu, hayırlı oldu. Ve benim milletim bu ittifakın güzelliğini de görecek, hasılasını da görecek ve bu hasılayla birlikte bu ittifaka sarılacak. Bunu başarmamış şart ki milletimiz muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkabilsin.

Bizde bu insan potansiyeli var, bu güç var, bu insan potansiyeli, bu güç olduğuna göre, biz birçok şeyleri niye başaramayalım. İşte şurada şu son 15-16 yılda artık kendi savunma sanayinde uçağını üreten bir ülke haline geldik. SİHA’larımızı üretiyoruz, İHA’larımızı üretiyoruz ve şu anda savaş uçaklarımızı üretmenin çalışmalarını yapıyoruz. Hatta hatta SİHA’larda şu anda çok daha yüksek kapasitede uçak üretmenin hazırlığı içerisindeyiz ve dünyada eşi benzeri olmayacak inşallah, ona geliyoruz. Ama biz bunları yeterli bulmuyoruz, çünkü biz şimdi jet savaş uçaklarımızı da yapmak durumundayız, onun da çalışmaları şu anda yapılıyor. Atak helikopterleri, işte sizler de belki onların test uçuşlarını filan görmüşsünüzdür, yani maşallahı var, tank hakeza öyle. Burada özellikle önümüzdeki dönemde savunma sanayinde sadece kendimize yetmeyeceğiz, bir de bunun ihracatını başlatacağız, bazı ülkelerle görüşmelerimiz devam ediyor. MİLGEM ortada ve şu anda bizler denizaltı noktasında da çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Yani özellikle kuruluşlarımız artık devletten özele ağırlık vererek gelişiyor. Biliyorsunuz eskiden savunma sanayi dediğiniz zaman sadece tek başına devlet vardı, ama şimdi olaya böyle bakmıyoruz, özel sektörü biz bu konuda ne yapıyoruz? Teşvik ediyoruz, çünkü devlet olarak biz buradan yavaş yavaş çekilelim, bu işte özel sektör olsun ve onları teşvik ediyoruz, onlara ciddi manada teşvikler veriyoruz ve bu teşviklerle de bu alanda ciddi adımlar atıyoruz. Ve önümüzdeki süreç bunun eserlerini aldığımız, neticelerini aldığımız bir inşallah süreç olacak.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, yerli ve milli ittifak deyince -belki sen de tamamlayıcı bir soru sorarsın- karşı cephe gibi düşünülecek, hani cepheleştirmeyelim ama, bu ittifakın dışındakiler gayri milli mi oluyor ve oraya oy verecek vatandaşlar kendisini dışlanmış mı hissedecek? Oraya bir mesajınız olur mu?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi onu o şekilde değerlendirmemiz doğru olmaz. Ama şu var…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Sizin mesajınız önemli ama o noktada.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu var: Şimdi Ana Muhalefetin bir defa ülkenin kalkınmasına bakış anlayışı milli değil, yerli değil. Bakıyorsunuz sizi Batıya gidip sürekli olarak şikâyet eden bir Ana Muhalefet anlayışını milli olarak değerlendirebilir misiniz? Türkiye’ye sürekli olarak cephe açan ülkelere gidip sizi şikâyet eden bir siyasi partiyi milli olarak değerlendirebilir misiniz? Şu anda arkasında terör örgütünün olduğu malum sözde bir parti, biliyorsunuz ülke-ülke dolaşıp kimi şikâyet ediyor? Bizleri şikâyet ediyor. Böyle bir şey olabilir mi? Sen gel ülkende çalış, halkına kendini ideal bir şekilde anlat ve halkın da seni ne yapsın, en ideal şekilde değerlendirsin. Ama anlatamayınca, Türkiye de bir hukuk devleti olduğuna göre, bu hukuk devletinin içerisinde bu kurallar senin için de işleyecektir, diğerleri için de işleyecektir.

Biz neredeyse anayasayı değiştirme çoğunluğuna sahip olduğumuz zamanda bile, biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi bizimle ilgili kapatma davası açtı ya. Anayasayı değiştirebilecek güce, potansiyele Parlamentoda sahip olduğumuz zamanda ve o zaman Ana Muhalefet ne diyordu? Ankara’da savcılar var diyordu, biz bunları yaşadık. Ama hayırlısıyla o dönemi de atlattık, şimdi yeni bir sürece inşallah yerli, milli, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışıyla gireceğiz ve yoğun bir çalışmayla da inşallah bu asrın bir Türk asrı olmasını dünyaya göstereceğiz.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, ben o çerçevede özellikle değerlendirmenizi rica etmiştim. Şimdi ilk kez tabi olacağı için, bu cumhur ittifakının protokolü çerçeve olarak nasıl bir protokol olacak? Vatandaş da merak ediyor, sorular bize, yani bu protokol hangi başlıklar altında acaba oluşabilir, nasıl bir protokol olacak diye, o nedenle ısrarla sürüyorum size.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Serpil, sen şimdi benden bir şeyler kapmak istiyorsun da, çok fazla uğraşma, kapamazsın, çünkü benim önümde şimdi ayın 6’sı var, 6’sına kadar hep beraber çalışacağız…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Kongreler.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İstanbul Kongresi, İstanbul Kongresinde inşallah bu merakını gidereceğiz, hiç merak etme.

SERPİL ÇEVİKCAN- Sağ olunuz efendim.

MUSTAFA KARTOĞLU- Peki efendim, başka bir taraftan, demin de bahsettiniz konu, şimdi yerli ve milli bir ittifak, bir de işte 7 Ağustos süreci de vardı, o günden başlayan, sahaya yansıyan bir tablo vardı, şimdi enteresan bir seçime gidiyoruz, bu tablo bir ittifak olarak, oradaki iki parti bir ittifak olarak sahaya iniyor. Bir taraftan…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Belki başka ittifaklar da olacak.

MUSTAFA KARTOĞLU- Elbette olacak, onlara da geleceğiz. Bir tarafta iki parti var, bir cumhurbaşkanı seçecek, ama bir de partiler de birbiriyle aslında rekabet içinde olmaya devam edecek. Sizin ittifakın ruhunu bozacak adımlardan kaçının ya da öyle bir görüntü asla vermeyin talimatınız olduğuna dair partililere kulağımıza geldi. Sahada bu hem ittifak, hem rekabet nasıl yürüyecek?

Bir de, siz Milliyetçi Hareket Partisiyle bir ortak miting yapmayı 7 Ağustos mitingi gibi, buluşması gibi düşündünüz mü?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani şimdi ben şuradan gireyim: Tabi ittifakın ruhu şüphesiz ki var. Nedir o? O bir kardeşlik ruhudur, çünkü öyle veya böyle bir ittifak adı üzerinde. Dolayısıyla bu ittifaka da tarafların saygı duyması, bu ittifaka sahip çıkması, ittifakın iki parti açısından da başarılı olmasını getirecektir. Yani burada ittifak sütununda iki parti var. İttifak sütununda iki parti olduğuna göre, burada mühür hangi tarafa vurulursa onun hanesine gidecek, onun hanesine yazılacaktır. Bir de tabi sonucunda da olur ya mühür iyi vurulmamış olabilir, olması halinde de yine bu sayısal dağılımda burada da yine aynı şekilde oradaki çoğunluğa göre bir dağıtım yapılacaktır. Şimdi bütün bunlarla beraber oradaki sayının bir tane fazla olması dahi, icabında bu ittifakı ne yapabilir? Çok daha güçlü kılabilir, yani milletvekili sayısı açısından söylüyorum.

Şimdi Parlamentoda başkan noktasında başkanın güçlü olması da takdir ederseniz ki büyük öneme haiz. Şimdi cumhur ittifakının buradaki başkan adayı zaten bellidir ve cumhur ittifakının başkan adayı olarak burada eğer cumhur şahsımı seçerse, seçmesi halinde bizler tabi Parlamentodaki bu cumhur ittifakına layık olmaya, onların şahsında milletimize layık olmanın gayreti içerisinde olacağız. Şimdi başarılı olma durumunda da tabi cumhur ittifakının çıkaracağı kanunlar var, ama cumhurbaşkanı olarak da şahsımın çıkaracağı kararnameler var, bütün bunlar bir uyum içerisinde ne olacak? Millete hizmet yolunda büyük adımların atılmasına da inşallah vesile olacaktır.

Şimdi buradaki bütün sıkıntı… Tabi cumhurbaşkanını seçmek çok çok orada zor değil, kolay. Ne olacak? İşte cumhurbaşkanı adayı pusulada zaten belli, orada gelip o pusulayı ayrı bir zarfta kullanacak. Ama ittifakın içerisinde de partiler, iki parti kendi milletvekillerini orada belirleyecek, orada onu belirlerken de tabi ki zaten logonun yerinden öte sütun, yani o sütunun içerisinde mührü nereye basarsa bassın geçerli oy ve onun lehine kullanılacaktır, yani orada zor bir şey yok.  Ve ne kadar oy çıkarsa, o oy miktarınca da milletvekili sayısını o ilde o parti çıkarabilecektir. Ama buradaki dayanışma özellikle cumhurbaşkanı konusunda çok önemli, bir de her partinin kendi ilkeleri istikametinde alacağı oyuyla kendi milletvekili sayısını belirleme noktasında önem ortaya koyacaktır. O bakımdan ben ciddi sıkıntı kesinlikle olacağı kanaatinde değilim.

MUSTAFA KARTOĞLU- İki partinin mitingleri arasında bir…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani o da, biz bu noktada MHP’den böyle bir talebin olması veya aramızdaki görüşmelerde böyle bir şey olabilir mi noktasında da, yani bizim böyle bir olumsuz görüşümüz söz konusu değil. Örneğin bir 7 Ağustos, bir final böyle bir şey niye olmasın? Olabilir. Niye olabilir? Her şeyden önce işte adı üzerinde cumhur ittifakı diyoruz, yani böyle bir şeyi yapmak tüm Türkiye’ye, tüm dünyaya çok çok da büyük bir mesaj olabilir. Yani bundan biz kaçınmayız; niye? Biliyorsunuz her zaman için ittifakta hayır vardır.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, kampanyanıza başlamadan önce cumhurbaşkanı yardımcılarını açıklayacak mısınız, yani böyle bir yöntem mi izleyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayır.

SERPİL ÇEVİKCAN- İzlemeyeceksiniz. O zaman ikinci soruyu şöyle formüle edeyim cevap kısa olunca: Sayın Başbakan son başbakan olacağını söyledi, ilk cumhurbaşkanı yardımcılarından biri olacak mı diye sormak istiyorum size.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ona da şimdiden hayır. Çünkü önce dereyi bir görelim, daha sonra paçayı sıvarız.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Biz biraz hızlı gittik.

Sizce Ana Muhalefet Partisi Lideri iktidara adaysa ve yepyeni bir sistem, yani cumhurbaşkanı olacak kişi ülkeyi yönetecekse, Ana Muhalefet Partisi Lideri cumhurbaşkanı adayı olmalı mı?

Ve Sayın Kılıçdaroğlu eğer aday olmayacak ise artık siyasette bir iddiası kalır mı? Farklı arayışları var, hatta AK Partili birtakım eski isimleri bile bu noktada kendi değerlendirme skalasında CHP’nin farklı düzeyde nabız yoklamasına konu ettiğini biliyoruz. Yani Sayın Kılıçdaroğlu bir şekilde bu rekabetin içine girmeli mi sizce?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gönlüm daha doğrusu şahsen Ana Muhalefetin başındaki zatın burada olmasını ister, bu yarışa girsin. Şimdi bazen o kadar böyle ileri güya özgüven ile ilgili sözleri oluyor ki değil mi?..

SERPİL ÇEVİKCAN- Yüzde 60 diyor efendim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O zaman hiç endişe etmesin, başkasını aramasına filan da gerek yok, kendisi meydana çıksın değil mi? Milletin ona hangi oranda ne kadar oy vereceğini de görmesinde çok büyük fayda var. Bugüne kadar çok şeyler söyledi, yüzde 40 dedi, 40’ı alamadı, yüzde 25, aşağıda, oralarda kaldı. Ve niye ayrılayım, niye şöyle, niye böyle filan, bunları söyledi. Hadi gel, buyur, şimdi cumhurbaşkanlığı noktasında aday ol, bak bakalım millet sana ne kadar oy veriyor görelim. Ama bunun dışındaki diğerlerini ben teferruat olarak kabul ediyorum, onları zaten konuşmamızı zaman israfı olarak telakki ediyorum. Ama sadece, yani meydan-meydan diyorsun, işte buyur meydan, gel aday ol ve bu meydanda nasibin nedir bunu da gör.

SERPİL ÇEVİKCAN- Bir adayda da karar kılamamış görünüyor Cumhuriyet Halk Partisi.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Artık onu ben bilemiyorum. Biz biliyorsunuz siyasi partilerin içişlerine karışmayız.

MUSTAFA KARTOĞLU- Siz karşınızda nasıl bir aday görmek istersiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Karşımıza kim çıkarılırsa, kim çıkarsa onunla beraber yarışa gireriz, yani şöyle olsun, boyu bu kadar olsun, bunlara…

AHMED ARPAT- Efendim, biraz önce cumhur ittifakından bahsederken, bu ittifaka katılacak başka partiler de olabilir, olacaktır demiştiniz, Büyük Birlik Partisi destek vereceğini açıkladı. Bu bağlamda Saadet Partisini sormak isterim, Saadet Partisiyle yollar ayrıldı mı, yoksa bir birliktelik şansı var mı?

Ve tabi İyi Parti, İyi partiyle ilgi de bir değerlendirme de alabilir miyiz sizden?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben tabi özellikle görüştüğüm partilerle ilgili olarak konuşayım, görüşmediklerimle zaten konuşmama gerek yok. Ama biz Saadet’le 2-3 kez görüşme yaptık, yetkilileriyle görüşmelerimiz oldu ben, arkadaşım filan, herhangi bir netice maalesef alamadık. Gördüğümüz kadarıyla herhalde CHP’yle daha uyumlu, daha ideal anlamda bazı görüşmeleri oluyor. Ama Büyük Birlik Partisiyle görüşmelerimiz oldu, onlarla ilgili bu noktadaki ittifakımız çok farklı bir zeminde oluşacaktır, onu da yine arkadaşlarımızla değerlendirmelerini yapıp ona göre adını koyacağız.

AHMED ARPAT- İyi Partiyle ilgili sizden çok fazla değerlendirme alamıyoruz, burada bir değerlendirme…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gerek yok.

SERPİL ÇEVİKCAN- Seçimlere girip-girememe meselesinde bir tartışma yürüyor.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O malum Yüksek Seçim Kuruluyla Yargıtay Başsavcılığının müşterek yapacağı veya yaptığı görüşmelerin, ki bugün görüşmeleri olacaktı, yani oranın vereceği karar neyse o karara hepimizin saygı duyması lazım. Girmesi gerekir diyorsa girer, aksi bir durum olursa aksi olur. Ben şu anda o noktada girmesi-girmemesi noktasında bizim bir sıkıntımız söz konusu değil.

MUSTAFA KARTOĞLU- Efendim, seçimlerle ilgili…

AHMED ARPAT- Mustafa, izin verirseniz bir araya gidelim, soracak çok soru var Sayın Cumhurbaşkanımıza, izin verirseniz kısa bir araya gidelim, aranın ardından devam edelim.

(Reklam Arası)

AHMED ARPAT- Siyasi İşler Özel devam ediyor, konuğumuz Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, gündemi konuşuyoruz.

Mustafa sendi kalmıştık.

MUSTAFA KARTOĞLU- Sayın Cumhurbaşkanım, siz de baştan yayına başlarken bütün dünya da bizi izliyordur demiştiniz. Bütün dünyada da, Türkiye’de muhalefette ki ortak dili kullanıyorlar çoğu zaman. İki konudan bahsediliyor seçimle ilgili iki unsurdan; biri bu mühürlü-mühürsüz pusuladan, bir de OHAL’den dolayı seçimlere ilişkin seçimler üzerinden tartışmalar yapılıyor. Siz onları nasıl değerlendiriyorsunuz, böyle bir tartışmayı gerçekçi buluyor musunuz, anlamlı buluyor musunuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu konuda aslında heyetlerin yaptığı görüşmeler gayet verimli bir şekilde sonuçlandı. Yani burada mühürlü-mühürsüz pusula noktasında artık böyle bir sorun bu seçimlerde yok, o kalkıyor ortadan.

OHAL noktasına gelince, OHAL dönemleri içerisinde Türkiye’de bugüne kadar seçimler yapıldı ve hep bir bahane olarak ortaya atıldı. Tam aksine OHAL seçimde bütün ortaya çıkacak muvazaaları da yok edecek bir tedbirdir ve burada herhangi bir sıkıntı tam aksine yaşanmayacaktır. Mesela OHAL’in olmadığı dönemlerde malum terör ne yazık ki bölgesi diyebileceğimiz yerlerde çok sıkıntılar yaşandı. Vatandaşın can güvenliği yok, sıkıntı içerisinde sandığa bile gidemedi, onların oylarını birileri hemen onlar adına ne yaptı? Kullanmak suretiyle oralardan işte PKK destekli maalesef partiler seçildi. Fransa’da bile malum Macron OHAL döneminde seçim kazandı. Bunların dünyada örnekleri de var, yaşıyoruz. Şimdi burada hepsi Ana Muhalefetin bahanesi. Hani yerim dar meselesi var ya, şu anda Sayın Başkan da yerim dar diyor. Hem istiyorsun, hem yerim dar diyorsun, bak işte buyur sana çok daha rahat bir seçim kampanyası yürütme imkânı OHAL’le sağlıyoruz, her tarafta rahatlıkla bunu yürütebileceksin. Bu konuda bunların hepsi kuru bahaneler ve olağanüstü halle birlikte çok daha sağlıklı, çok daha rahat bir seçim kampanyasını inşallah sürdürme imkânını tüm siyasi partiler yakalama fırsatını bulacaktır.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, Amerika’dan da çatlak sesler geliyor, yani şeffaf olmayacak seçim, OHAL ortamında olacak vesaire diye. Amerika’nın yaklaşımları da çok ters.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Amerika’nın bu noktadaki beyanları varsa ki bu beyanlara ben önem vermiyorum. Biz kendimiz bu konuda ne diyoruz o önemlidir. Bugüne kadar AGİT sürekli olarak buraya hep elemanlarını, gözlemcilerini göndermiştir. Ama Türkiye’de hiçbir zaman seçim şaibeli olmamıştır. Tam aksine bugün Amerika bile bizim yaptığımız seçimleri hayatında yapamamıştır. Biz yüzde 86 katılımla seçimler gerçekleştirmiş bir ülkeyiz. Onlara baktığınız zaman, yani en kabadayısı yüzde 40, 45, 48, buralarda görürsünüz. Hatta Avrupa’da biliyorsunuz yüzde 35, buralarda seçimler yapan ülkeler var, onlar kendilerine baksın ya. Bizde tablo bu kadar güçlü, işte en son seçim aklımda kaldığı kadarıyla 85. Amerika’daki seçimlerde şaibeler anlatabilecek kadar, yani anlatmakta zorluk çekebileceğimiz kadar hakikaten sıkıntılı ve bununla ilgili de biliyorsunuz seçimlerden sonra oralarda çok gürültüler kopmuştur. Ama hamdolsun bizde bu tür şeyler olmuyor. Olmadığı gibi de artık çok kısa zamanda seçim neticelerini alabilen bir ülke konumuna geldik.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Muhalefet ama efendim, seçim daha başlamadan seçim güvenliği üzerinden bir tartışma oluşturmaya çalışıyor ve bu mühürsüz pusulalar konusunu siz diyorsunuz ki seçmenin iradesini sandığa yansıttıktan sonraki kısmına bakmak lazım, ama mühürsüz oy üzerinden bir algı yaratmaya çalışıyor, bilmiyorum nasıl bakıyorsunuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Diyorum ya, yerim dar, bunların dediği bu. Şimdiden başladı, sen dur bakalım, seçime gir, seçime hazır değil. Adayı var mı? Adayı yok. Bakalım adayını ne zaman açıklayacak, bu da var. Şimdi Parti Meclisi belirler dedi, tamam Parti Meclisini toparlamak zor mu? Hemen Parti Meclisini kalkarsın 24 saatte toparlarsın, toparla hemen adayını belirle. Zor değil. Hiç aday bulamıyorsan kendin aday ol. Bakıyorsun bir taraftan bir bayan çıkıyor, bir taraftan bir başkası çıkıyor vesaire, galiba adayları da bol. O zaman bunlardan bir tanesi üzerinde karar kıl, hemen açıklayıver, milleti heyecana boğmaya da gerek yok.

AHMED ARPAT- Efendim, şimdi tabii iki aylık bir süreç var sandığa, zaman dar. Kampanyanızda tüm Türkiye’yi dolaşacak mısınız, mitingler planlıyor musunuz? Bunun yanında tabii yurt dışından oy kullanacak seçmen-vatandaş, yurt dışındaki mitingler, bu noktada Avusturya ve Hollanda’dan birtakım açıklamalar geldi. Hatta Sayın Çelik’in bugün bu konuda da tepkisi vardı. Biz kendi ülkemizde miting yaptırmayız diyor Avusturya ve Hollanda. Sizin bu açıklamalara yaklaşımınız nedir?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şunu bir defa özellikle görmemiz lazım. Batının burada takınacağı tavır, tüm dünyada demokrasiye Batının nasıl bağlı olduğunu gösterecektir, bu çok önemli.

Ana Muhalefetin mühür noktasındaki yaklaşımı ise, burada sandık kurulundaki mühürden öte Yüksek Seçim Kurulunun mührüdür. Yüksek Seçim Kurulu zaten bunların hepsinin bu mühür işlemini filan bunları bitirerek bunları torbalıyor, ilgili yerlere bunları gönderiyor. Bu konularda filan herhangi bir sıkıntı söz konusu değil.

Yurt dışı olayına gelince, benim büyük ihtimalle şu anda yurt dışındaki hazırlığımız tamam. Şöyle 10-11 bin kişilik bir kapalı spor salonunda –şu anda ülkeyi açıklamayacağım- orada uluslararası kuruluşun inşallah toplantısında bulunacağım ve orada Türk vatandaşlarıma sesleneceğim. Ve büyük ihtimalle de Avrupa’yı orada toparlayacağız, orada da inşallah bu konuşmamızı yapacağız.

Demokrasi mücadelesi öyle kolay kolay kısıtlanabilecek, önü kesilebilecek bir mücadele değildir. Sizin bir yerde önünüzü keserler, öbür yerden çıkarsınız. Ama burada daha fazla da ismini anmama gerek yok. Tabii Avusturya’nın başındaki zatın attığı bu adımlar tamamıyla kendisine ters dönecek adımlardır, bunlar da bunun bedelini uluslararası toplumlarda ödeyecektir.

Ülkemde ise bu kongrelerle ilgili dolaştığım iller var ve bu illerden sonra bizim bir değerler silsilesi var. Neyle ilgili bu? Seçmenle ilgili. Bu seçmen değerlemelerini arkadaşlarıma yaptırtıyorum ve bu değerlendirmelerden sonra da gideceğim iller olacak, tabii gidemeyeceğim iller olacak. Ama azami illerimize verimlilik esasına göre inşallah gitmekte kararlıyım.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- 30 büyükşehir gibi bir daha önce hedefiniz vardı.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onları dedim ya, verimlilik esasına göre değerlendirip gideceğiz.

SERPİL ÇEVİKCAN- Ahmed, erken seçim meselesi yeterliyse…

AHMED ARPAT- Herhalde yeterli.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, sembol davalardan biri 28 Şubat davası, geçtiğimiz günlerde kararlar açıklandı. Nasıl değerlendiriyorsunuz efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yargı meselesi. Şimdi sembol dava olmanın yanında tabii yaş meselesi de bunlarla ilgili önemli. Ve bu yaş durumundan bu konularla ilgili de yargı tabii nihai kararını verecek, şimdi bu tabii nihai karar değil.

SERPİL ÇEVİKCAN- Evet, devam ediyor süreç.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Daha süreç devam edecek, ne kadar daha sürer bunu bilemeyiz. Ve bu kararların tabii bitişi ve bu sanıkların yaşlarının durumu vesaire, bunlarla ilgili tabii yasal durumlar söz konusu. Temenni ederim ki buradaki mağdurların, mazlumların bir defa her şeyden önce tatmin olmasıdır, onların durumu hepsinden öte bir durumdur. Bu süreci de tabii daha fazla da bizim elde tutmamızın bir anlamı yok, ama yargının kararı esastır ve bu esasa da biz uyarız.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, zamanı verimli kullanmak adına ben de ekonomiyle ilgili toparlayıcı bir soru sormak istiyorum. Birinci noktası, yüksek kur ve yüksek faiz. Türkiye’nin bu çerçevede bir kıskaca alınmakta olduğu konuşuluyordu, erken seçim kararı açıklandıktan sonra o tansiyon biraz düşmüş gözüküyor, siz de benzeri bir gözleme sahip misiniz?

Bir de, yine erken seçim kararını açıklarken ekonomide alınması gereken kararlardan söz ettiniz, 2023 hedefinin önünde bazı psikolojik teknik engeller var dediniz, biraz bu tarafını açar mısınız, ekonomiyle ilgili bir mesaj alalım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Her şeyden önce tabii bu kur meselesinden gireyim. Yani kur meselesinde ben yerli ve milli parayı çok önemsiyorum. Yapacağımız ithalat ve ihracatlarda yerli ve milli paraya ne kadar girebilirsek, hükümetler arası anlaşmalarla bunu ne kadar güçlendirirsek, inanıyorum ki kur baskısından paramızı ve karşı ülkenin parasını kurtarmış olacağız.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Altın öneriniz oldu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu konuda tabii bu dediğiniz olayın ikinci boyutu. Yani eğer bu işi altına endeksli olarak yaparsak o işimizi daha da kolaylaştırır. Ama olmadı, o zaman mesela diyelim ki İran’la mı bir bu noktada alışverişimiz var, İran Tümeni ile TL karşılıklı olarak alışverişleri bu şekilde yapmak. Yani İranlı turist Türkiye’ye geldiği zaman burada rahatlıkla Tümenle her türlü alışverişini yapacak, otellerde istediği gibi kalabilecek, bunu görmek mümkün olacak. Türkiye İran’a gittiği zaman Türkler orada aynı şekilde TL ile yapabilecek, ürünlerimizde aynı şekilde bunu yapabileceğiz. Mesela Rusya’yla ilgili olarak da yine aynı şekilde Ruble-TL aramızda çalışabilecek. Aynı şekilde Çin ile bunları yapabileceğiz. Bunu tabii başka ülkelerle de aynı şekilde yapmamız mümkün. Ama en ideali bu arada altını devreye sokmaktır diyebilirim. Bununla beraber de bu adımı atabiliriz.

Faiz meselesine gelince, ben faiz-enflasyon ilişkisinde biliyorsunuz hep doğru orantıyı dedim, yani faizi ne kadar yükseltirseniz enflasyon da o kadar yükselecektir. Faizi ne kadar düşürürseniz enflasyon o kadar düşecektir. Bunu biz göreve ilk geldiğimiz zamanda yaşadık, yani örneği ortada. Yüzde 63 o zamanlar faiz vardı, enflasyon 30’du o zaman ve biz faizi düşürdükçe enflasyon düştü. Hatırlarsanız 13 Haziran olaylarında faiz 4.6 idi…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Gezi Olaylarında.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Pardon, Gezi Olaylarında ve enflasyon ciddi manada taban yapmıştı.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Reel faiz de sıfıra yaklaşmıştı.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Böyle bir noktadaydık. Şimdi Taksim olayları, Gezi Olayları oldu, bir anda faiz ne yazık ki çift haneliye o dönemde çıktı. Ben aynı noktadayım, değerlendirmem yine aynı ve diyorum ki; biz faizi indirdiğimiz andan itibaren, işte başkanlık sistemi bir de bunu da getirecek inşallah. Enflasyon da onunla beraber düşecektir.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Kuru durdurmak için faizi artırın şeklinde baskılar var…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben kur-faiz ilişkisini şu anda Batılılar gibi düşünmüyorum. Burada bizim için kur noktasında en ideal olanı şu yerli ve milli para konusudur ki kesinlikle iki kere iki dört, kur baskısını ortadan kaldırır. Faizi de düşürdükçe o da kuru ciddi manada aşağıya çekecektir.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Kararlar noktasında önümüzdeki dönemde çok belirgin yapısal kararlar mı başkanlık sisteminde gelecek?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi burada işte cumhurbaşkanlığının bu kararname çıkarma yetkisi bu işi kolay kılacaktır, daha rahat adım atma noktasına getirecektir. Yani kurumlardaki çalışmalar bu noktada, ilişkiler noktasında çok daha farklı olacaktır ve buna göre de adımlarımızı atarak çok seri karar alma noktasına ulaşacağız.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, Türkiye FETÖ’nün kanser hücrelerini ne kadar temizledi, temizleyebildi? Mücadele sürüyor ve sürecek, o belli. Bununla bağlantılı olarak Sayın Bahçeli FETÖ’nün cumhur ittifakına nifak sokma ya da cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini sabote etme yönünde birtakım planlamalar içinde olduğu endişelerini sizinle paylaştı mı acaba?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu son görüşmeyi kastediyorsanız böyle bir şeyimiz olmadı. Ama şu anda gerek Sayın Bahçeli’nin, gerek benim FETÖ ile mücadeledeki tavrımız zaten çok açık, net belli ve bu konudaki mücadele kararlı bir şekilde devam edecek. Benim buradan taviz vermem mümkün değil. Çünkü bu Fetö denilen adam benim milletimi böldü, parçaladı, ümmeti böldü, parçaladı. Anayı evladına, evladı anasına, aileyi kendi içinde parçaladı. Birçok bildiğim arkadaşlar var ki şu anda evlatlarından bu noktada ayrı yaşar hale geldiler; bunların müsebbibi bu adamdır. Ve bu adama şu anda Amerika sahip çıkıyor, arkasında Amerika var. Ve 400 dönümlük bir yerde bu adam orada paşa paşa yaşıyor. Yasaysa yasalar var. Verilmiş olan kararlar varsa, yargının verdiği kararlar var. Tamam, yani siz bizden kalkıp da Brunson’u istiyorsanız, bu noktada atılan adımlara bakın. Şu anda Fetö denilen adam orada yargılanmış değil, oturan bir adam.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- İzmir’deki rahip olayını hatırlatıyorsunuz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Ama bununla ilgili Türkiye’de mahkemelerin verdiği karar var, Fetö ile ilgili vermiş olduğu karar var, ağırlaştırılmış müebbet, verilen kararlar var. Siz bu kararları yok farz edeceksiniz ve bizden gayrikanuni bir talepte bulunacaksınız. Önce bir defa sizde şu anda bir suçluyu suçluların karşılıklı iadesi anlaşmasından hareketle deport etmenin yolu yok mu? Deport et bu adamı, niye etmiyorsun? Sen aramızdaki anlaşmaya da sadık kalmıyorsun. Burada suçların karşılıklı iadesi var. Ve bu adamların daha önce Türkiye’ye hangi paralar karşısında geldiği ortada. Bunun yanında charter school’lardan bu adamların okullarında ne kadar bedel aldıkları Fetö’nün ortada. Bunu biz ilgililerine söylüyoruz, ya sizin kendi okullarınızda bunlara kendi milli bütçenizden bu charter school’lara siz yılda yaklaşık 700-750 milyon dolar para ödüyorsunuz.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Terörü finanse ediyorsunuz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Adeta terörü finanse ediyorsunuz, daha sizinle biz neyi konuşacağız? Ve ondan sonra kalkıp bizden böyle böyle talepte bulunuyorsunuz. Bu nasıl stratejik ortaklıktır? Eğer bir adım atacaksak, tamam siz üzerinize düşeni yapacaksınız, biz de üzerimize düşeni yapacağız. Eğer hakikaten ittifaksa, bu ittifakı da bu şekilde yerine getirmemiz lazım.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Burada bir mütekabiliyet arıyorsunuz değil mi efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Eyvallah. Ama böyle bir mütekabiliyet var mı? Yok. Böyle bir mütekabiliyet olmadığı zaman da kusura bakmasınlar.

MUSTAFA KARTOĞLU- Tabii bu sadece Amerika Birleşik Devletleri değil birçok yerde de uzantıları var ve bu uzantılara Türkiye’nin eli de uzanıyor, bir kısmı Türkiye’ye yakalanıp getirildi. Bunun devamını da bekleyebilir miyiz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne demek, şu an itibariyle biz 83 tane FETÖ’cüyü…

MUSTAFA KARTOĞLU- 83 oldu, 80’di en son söylediğinizde.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- 83 oldu, en son işte Kosova, Gabon, onlar da buna ilave edildi 83 oldu ve bunları toplayıp Türkiye’ye getiriyoruz. Ve bu tabii şu anda kararlılıkla devam ediyor. Bunlar şimdi Türkiye’de tabii gözaltı süreçleri var, yargı süreçleri var, onlar ayrıca devam ediyor. Tabii oralarda ciddi rahatsızlıklar da meydana getirmiyor değil getiriyor. Zaten esas olan bu. Milli İstihbarat Teşkilatımız bunları yerinde paketleyip alıp geliyor. Şimdi değişik ülkelerde bunların takibi, aranması, yakalanması tabii bunlar bir zaman alıyor, ama kararlıyız. Nasıl PKK’lıların inlerine gireceğiz dedik, bunları da yine gittikleri yerlerde inlerine girip güvenlik güçlerimizle, istihbarat örgütlerimizle alıp getireceğiz, bu işin kaçışı yok. Mesela en son Gabon’da olanları eşleriyle beraber alıp geldik, alıp geleceğiz, yok. Çünkü biz bu şehitlerimizin ahından kurtulamayız, bu gazilerimizin çektiği acıları dindiremeyiz, bunu yapmak durumundayız bu makamda bulunduğumuz sürece. Biz de o mağdurların ailelerinin yerinde olabilirdik. Onun için eğer acırsak acınacak hale geliriz. Şu anda mesela cezaevinde olanlar vesaire, bütün bunların hepsi bunun bir örneği. Eğer bugün yani yüzlerce kişi ağırlaştırılmış müebbet bu cezalara çarptırıldıysa bunun bir sebebi var. Yargı herhalde durup dururken bunlara keyfi olarak bu cezaları vermiyor ki, işledikleri suçun karşılığı bu olduğu için veriyor. Ve yakın takipçisiyiz, sağ olsun hakikaten birçok avukat arkadaşlar bu mahkemeleri çok yakın takipte tutmak suretiyle de devam ettiriyorlar. Mesela ben şunları size özellikle söyleyeyim: Darbe girişimine yönelik şu ana kadar 285 dava açıldı, 137 davada karar verildi. 1433 sanığa hapis cezası verildi. Bunlardan 1433 sanığın 530’u müebbet, 399’u ağırlaştırılmış müebbet, 504’ü ise 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

Bir diğer tarafta, şu anda 19 değişik ülkeden biz 83 FETÖ yöneticisini getirdik ve 10 ülkede FETÖ bağlantılı-iltisaklı 76 okul kurduğumuz maarif vakfına devredildi. Bir tarafta yine 25 ülkede de FETÖ iltisaklı okulların devri veya yeni okulların açılması için protokoller de imzalandı. OHAL kapsamında yayınlanan KHK’larla 107.175 kişi kamu görevinden ihraç edildi. FETÖ’nün birinci aşama mahrem ve kripto yapısına mensup Türk Silahlı Kuvvetleri içinde de şu anda binlerce kişi deşifre edildi, bunların da takipçisiyiz.

MUSTAFA KARTOĞLU- Peki, çok önemli isimlerden biriydi Adil Öksüz diye bahsediliyor, bunun kaçışı gündeme geldi ve daha sonra da kendisine ulaşılamadı. Onunla ilgili kim kaçırdı, nasıl kaçırdı, ne oldu, şu anda bir yerde mi, herhangi bir bilgiye ulaşılabildi mi efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Takipteyiz, son bilgiler kendisinin, burada hangi ülkede olduğunu filan söylemem belki uygun olmaz, ama iz sürüyoruz, bazı bağlantılar kurulmuş vaziyette. Temennim odur ki şu anda aldığımız istihbarat doğru çıkarsa herhalde onunla ilgili adımı da attığımız gibi gerçekleştirmiş olacağız.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, milletvekili listelerine FETÖ’cülerin sızması ihtimalini bu süreçte nasıl sağlayacaksınız, bunu önlemeyi nasıl sağlayacaksınız? Önemli bir nokta hani.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Burada önemli bir nokta, fakat artık kolay değil, çünkü çok hassasız, yani biz her türlü bu noktada incelemeyi, araştırmayı, yani devlete eleman almadaki GBT gibi bunların hepsinin incelemelerini yaptırıyoruz, yaptıracağız. Yani ben böyle bir sızmanın olabileceğine ihtimal vermiyorum.

SERPİL ÇEVİKCAN- En önemli kriterlerden biri bu olacak herhalde efendim.

AHMED ARPAT- Efendim, FETÖ’yle mücadele konusunda tabii önemli bir gelişme, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde 3 bin kişilik kripto bir yapının tespit edildiği bilgisi. Nasıl bir yapıdan bahsediyoruz burada?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onu tabii son döneme yönelik bunlar tespitler, her an çalışmalar tabii devam ediyor, değişik şeyler olabilir, olabiliyor. Tabii biliyorsunuz İstihbarat herhalde boşuna yok, İstihbaratın da kendine has bazı görevleri var ve içeride, dışarıda belli yerlerle iltisaklar vesaire. Tabii istihbarat konuşulursa istihbarat olmaktan çıkar. Şimdi 3 binle ilgili de yine böyle bir tüyo verirsek herhalde bu da yanlış olur.

AHMED ARPAT- Dış politikaya geçelim.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, başlangıçta risklerden bahsederken erken seçim kararını alma zorunlulukları çerçevesinde, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtından da söz etmiştiniz. Ben onu biraz terörle mücadele bağlamında şöyle formüle ederek sormak istiyorum: Bu iki büyük harekât çok önemli bir başarı tabii ki, fakat bu kurulmak istenen terör koridorunun şahdamarını kesme bağlamında bir nihai durum değil. Bu yöndeki diğer hazırlıklar, çalışmalar nelerdir?

Bir de; Afrin özelinde, tabii Afrin’de yeniden yeni bir Afrin yaratılıyor, normalleşmesi, hem de yeni idari yapı kurulması anlamında ve bunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti yapıyor. Oradaki son durum hakkında biraz daha detaylı bilgi verebilir misiniz bize?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şunu bir defa rahatlıkla söyleyebilirim: Biz şu anda belki şahdamarını terörle mücadelede kesmiş olamayabiliriz, ama şahdamarı çok ciddi bir darbe yedi ve kanamada, bunu söyleyebilirim. Zira gerek içeride, bakın sayılar içeride ciddi manada düştü, artık yüzlerle konuşuluyor. Ve bunlar tabii kısa bir sürenin şeyleri değil, çok uzun süredir devam eden bir terörle mücadelenin ürünü. Bakın son üç yılda yurt içi ve Kuzey Irak’ta YPG-PKK ile mücadelede 16.650 terörist etkisiz hale getirildi.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Buna bu son operasyonlar dahil mi efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hepsi, son rakamları veriyorum size. Mesela Afrin bölgesi, bunu zaten siz de biliyorsunuz; Zeytin Dalı Harekâtında 20 Ocak’tan bu yana 4254 terörist etkisiz hale getirildi. Aynı şekilde DEAŞ’la mücadelede Fırat Kalkanı Harekâtında 3060 DEAŞ mensubu, bu Sayın Macron’a duyurulur. Çünkü sık sık hep bizi DEAŞ’ı koruyan, böyle gösteriyor. Kendisine bunları anlattığım halde yine aynı şeyi söylüyor.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Bu yüksek frekansta anlatım burası mı efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O gerekiyor herhalde. Yurt içindeki operasyonlarda 146 DEAŞ mensubu etkisiz hale getirildi. DEAŞ’la iltisaklı 14 dernek kapatıldı. 53.781 kişiye ülkeye giriş yasağı konuldu. 5540 kişi DEAŞ’la bağlantılı olarak sınır dışı edildi, 5402 zanlı gözaltına alındı, 902’si tutuklandı; daha ne anlatayım. Yani bu mücadeleyi gerek DEAŞ, gerek PKK, gerek PYD, gerek YPG, bütünüyle veriyoruz. Ve bundan sonra da bunu vermeye devam edeceğiz. Tabii burada benim elhamdülillah hamd ettiğim bir şey var; artık gerek polisimiz, gerek jandarmamız, gerek Silahlı Kuvvetlerimiz, gerek eski adıyla malum bizim korucular, yeni adıyla güvenlik korucuları, şimdi güvenlik korucuları filan bu konuda çok ciddi deneyim sahibi oldu. Bir de, güvenlik korucuları, yani korucular artık gençleştirildi. O babalar, onlar emekli edildi, onların birçoğunun ya çocukları, ya yeğenleri, onlar belli yaş gruplarının altında, onlar bu güvenlik korucuları olarak bu çalışmaların içerisine dahil edildi. Aklımda kaldığı kadarıyla 50 bine yakın öyle bir ekibimiz var. Ve bütün bunlar bu mücadelenin dağ-taş demeden içindeler ve bu süreci kararlı bir şekilde devam ettiriyorlar.

SERPİL ÇEVİKCAN- Afrin meselesi efendim, Afrin’in yeniden imarı?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Afrin’in tabii yeniden imarı aynen Fırat Kalkanında olduğu gibi, orada şu anda bir yönetim oluşturuldu. Bu yönetim bizdeki deneyimli, tecrübeli arkadaşların riyasetinde orada da Özgür Suriye Ordusu’ndan olsun, oranın kendi yerli insanlarından olsun oluşturulan ekiplerle o çalışmalar sürdürülüyor. Onlara hatta adeta bizden bazı belediyelerin, hani biz kardeş şehir deriz ya, benzer anlayışla mesela oralardaki bütün temizlikler, şunlar-bunlar bizden giden çöp araçlarıyla vesaire yapılıyor. Oraya hibe edilen çöp araçlarıyla bu temizlikler yapılıyor. Güvenlik taramasında tabii el yapımı bombalar vesaire onlar yine bizim güvenlik güçlerimiz tarafından onların çalışmaları yürütülüyor ve böylece bir an önce oranın idari anlamda da yapısının güçleneceğine inanıyoruz. Tecrübelerimizi, deneyimimizi onlara aktararak orayı kendi ayakları üzerinde durur hale getireceğiz.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Efendim, Afrin özelinden, yani Afrin bir Kürt kenti olarak tanınıyordu, Mehmetçik oraya gittiğinde bir sürü ezberi de bozacak şekilde karşılandı. Kürt kökenli vatandaşlarımıza dönük bu süreç içinde nasıl bir mesajınız olacak?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biz onu zaten birçok yazılı metinlerle orada Kürtçe, Arapça, Türkçe…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- İçeriye dönük olarak soruyorum…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İçeriye, Türkiye’ye…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Afrin’deki tabloyu biliyoruz, içerideki vatandaşlarımıza?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir defa şunu benim ülkemdeki Kürt kardeşlerim, vatandaşlarımın bilmesi lazım: Bizim Afrin’deki Kürt kardeşlerimize yönelik orada bir mücadelemiz olmadı. Biz oradaki teröristlere karşı bu mücadeleyi verdik. Bu terörist Kürt de olabilir, başka etnik unsurlardan da olabilir. Ama ağırlıklı olarak kusura bakmasınlar, burada Kürt etnik unsuruna mensup olanlar ağırlıkta ve yabancılar da bunların arasında var, bunları da bilmeleri lazım, yani Batılılar da var. Bunların içerisinde Fransızlar var, bunların içerisinde ta bakıyorsunuz Arjantin’den filan gelme kişiler var. Bütün bunlarla beraber oluşturdukları bu terör örgütü bu mücadeleyi orada sürdürdü. Bunların içerisinde Amerikalılar var, bütün bunlara karşı bu mücadele yürütüldü ve başarıyla da sonuçlandı.

AHMED ARPAT- Son 10 dakika içerisindeyim, onu da söyleyeyim.

MUSTAFA KARTOĞLU- Bir cümleyle belki ben kısa sorayım, ama cevabını tabii siz takdir edeceksiniz; Amerika Birleşik Devletleri’nden bahsettiniz ve şu anda Münbiç’te Amerika Birleşik Devletleri’yle görüşme yürütülüyordu. Dışişleri Bakanı değiştiği için biraz ara verildi. Bir müsteşar buradan gitti Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, ama sonuçta hani bakanlar ve üst düzeyde karar verilmek durumunda. Orada son durum nedir? Amerika Birleşik Devletleri’yle bir çatışmanın eşiğine gelinir mi-gelinmez mi tartışmasının yapıldığı yer çünkü Münbiç. Türkiye de Afrin’de bir yönetim ortaya koydu, Meclis oluşturuldu vesaire. Görüşmeler nasıl gidiyor, Amerika Birleşik Devletleri’yle bir noktaya varılacak mı?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii burada yeni malum Dışişleri Bakanı olarak Pompeo henüz daha göreve tam manasıyla başlamadı. Ancak tabii bazı açıklamalar geliyor. Fakat mesela Münbiç’le ilgili olarak aldığımız duyumlarda Fransızların özellikle Münbiç’e yönelik bazı gayretlerinin olduğunu şu anda gözlemliyoruz.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Asker gönderme biçiminde mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet evet, o yönde.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Orada zaten özel kuvvetleri var aslında o bölgede.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii bu yaklaşım tarzı hoş değil. Ama zaten bunlar koalisyon güçleri olarak beraber hareket ettiler. Ama ne kadar kişiyle şu anda oradalar bunu bilemem. Fakat temennimiz odur ki, yani bu noktada kendilerini üzecek bir iş yapmasınlar. Çünkü bu konuda oradaki aşiretler vesaire yüzde 90’ı oranın Arap’tır. Eğer onlar orada PYD’yle veya YPG’yle müşterek hareket etme durumuna gelirlerse, aynen Afrin’de olan tablo orada da meydana gelebilir. Çünkü oranın yerli halkı ki ağırlıklı aşiretlerdir, bu aşiretler kesinlikle bunları kabul etmiyorlar. Ve hep bize gelen şey; bizi bunlardan kurtarın ve biz burada her türlü mücadeleye hazırız. Biz de onlara diyoruz ki Fransızlara da, Amerikalılara da; bakın siz bize başta söz verdiniz, Sayın Obama bize söz verdi, “biz buradan en kısa zamanda çıkacağız, Fırat’ın doğusuna geçeceğiz.” Bak şimdi siz de aynı şeyi söylediniz, ama yapmadınız, hala yapmıyorsunuz. Eğer müttefiksek, bölgede müşterek bazı hareketlerin içerisine gireceksek gelin bu adımları beraber atalım, yoksa kusura bakmayın.

AHMED ARPAT- Soçi ve Ankara zirvesi, sonrasında bir Tahran zirvesi planlanıyor, o zirve ne zaman yapılacak efendim? Bunun yanında tabii toplantıya rejimi de davet etme yönünde bir talep gelir mi? Gelirse sizin yaklaşımınız nasıl olur?

Bir de, söyleşinin başında yine bu Astana sürecinden bahsederken kapımız kapalı değil katılmak isteyen diğer ülkelere de açıktır demiştiniz. Aklıma sizi dinlerken Amerikan Dışişleri Bakanının Senato’da yaptığı bir açıklama geldi, o fotoğraf sorulmuştu hatırlayacaksınız; “evet, o fotoğrafta biz de olmalıydık” demişti. Mesela Amerika Birleşik Devletleri, ya biz de katılmak istiyoruz, o süreçte biz de olmak istiyoruz dese yanıt ne olur?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Zaten bu noktada daha önce elçi düzeyinde katıldılar Astana’ya, orada bir mani yok. Şu anda yine böyle bir arzuları olsa bu konuda biz kapıyı açarız. Mesela İstanbul Zirvesine biz yani Türkiye, Rusya, İran olarak önce Fransa Cumhurbaşkanı katılmak istedi, bunu bana söyledi. Ben de kendisine, eğer gelmek istiyorsanız, ben dedim hemen İran’la görüşmemi yapayım, aynı zamanda Sayın Putin’le görüşmemi yapayım, bu görüşmeyi yaptıktan sonra sizleri Ankara’daki bu zirveye davet ederiz. Sonra ben gerek Ruhani’yle, gerekse Putin’le yaptığım görüşmede kendileri bizim için bu konuda olumsuzluk söz konusu değil, memnun oluruz dediler ve ben kendisine bu konudaki düşünceleri ilettim. Hatta dedim, bunu 3+1 şeklinde de yapabiliriz dedik. Fakat daha sonra bunlar Afrin’deki bu gelişmelerden bize şunu söyledi: Afrin’den çekilirseniz gelebilirim. Dedim ki, ben size böyle bir teklifte bulunmadım ki. Siz benden böyle bir talepte bulundunuz, ben de sizin bu talebinizi nezaketle Sayın Putin’e ve Ruhani’ye ilettim ve şimdi siz benimle pazarlık ediyorsunuz. Afrin konusunda lütfen bir daha bizimle pazarlığa girmeyin, burada sizinle pazarlık edilecek hiçbir konumuz yoktur, işi öyle bitirdik ve biz de görüşmelerimizi Ankara’da biliyorsunuz 3’lü olarak yaptık. Çünkü bunlar geçmişte hep böyle alışmışlar, biz büyüğüz, ee?.. Sen büyüksen Türkiye senden küçük mü? Türkiye hakkı neyse bu hakkını sonuna kadar belirler ve masada kalıcıdır, masada belirleyicidir, masayı da size terk etmeye mecbur değildir. Sen kalacaksın Elize’de teröristleri misafir edeceksin, teröristleri orada ağırlayacaksın, ondan sonra bizden el bebek, gül bebek, böyle bir temenni mi bekleyeceksin? Bunların hepsini kendisine söylediğim için rahatım, aynen söyleyebiliyorum.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Belki tamamlayıcı olur. Çok yakında Avrupa Birliği’nin Türkiye’yle ilgili raporu, eskiden adı ilerleme raporuydu biliyorsunuz, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinde…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İlerleme raporu mu, gerileme mi?

OKAN MÜDERRİSOĞLU- İşte ben de onu size soracaktım, siz cevap verirseniz sevinirim. Şimdi burada hem olağanüstü hal, insan hakları, ifade özgürlüğü, tutuklu gazeteciler, tutuklu milletvekilleri, Avrupa Birliği sürecinin Türkiye çok uzağına düştü şeklindeki vurgular, siz yakında Varna’da çok önemli bir zirveye de katıldınız, tabi orada söylenenler, bu raporda yazanlar. Hem bu rapora genel bakışınız nedir? Zaman zaman Türkiye bu tür raporları hep yok hükmünde saydı, ama raporlar da orada duruyor ve değişik zamanlarda karşımıza çıkartılıyor.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Okan Bey, siz şu anda cevabı verdiniz, bu rapor bizim için yok hükmündedir, bunun kıymeti harbiyesi yoktur.

Şimdi mesela benzer bir tabloyu Varna’da yaşadık, bizden Yunan askerleriyle ilgili bunların verilmesini istediler. Biz de kendilerine dedik ki, bak eğer böyle bir şeyi bizden talep ediyorsanız, önce bizim devletimize darbe yapan FETÖ’cüler var, asker onlar da, onları bize verilmesi lazım. Onlar bize verilirse biz de bunları şu anda masaya yatırırız, çünkü bunlar sınır ihlali yapmıştır. Sınır ihlali yapanlara geçmişte bizim askerlerimize, aklımda kaldığı kadarıyla mesela bir keresinde bir askerimiz böyle bir sınır ihlali yaptı, 6 ay mahkûmiyet verdiler. Dolayısıyla biz şimdi burada aynı durumla bir defa karşı karşıya kalmayız, burada bir sınır ihlali yapılmıştır, dolayısıyla bu sınır ihlalinin kaldırılması için bunlarla ilgili bu gündemi masaya getirebilmek için, siz devletimize darbe yapan bu kişileri bize iade edeceksiniz, biz de bunun üzerinde yargıda gerekli adımları atarız dedik ve Varna’da bu işi böyle kapattık.

Fakat Yunanistan çok farklı bir konumda bulunuyor şu anda, biz Yunanistan’a bunu anlatamıyoruz. Nedir Yunanistan’ın bulunduğu konum? Şu anda FETÖ’cülerden Avrupa’ya kaçanların ilk durak yeri Yunanistan olmuştur, Yunanistan bu hale gelmiştir. Kaçanlar burada önce Yunanistan’a bir uğruyorlar…

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Bir toplanma merkezi gibi.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Var gibi, evet. Ondan sonra oradan da Avrupa’nın değişik yerlerine dağılıyorlar; önce bunları halledin ya. Biliyorsunuz ki böyle bir durumla karşı karşıyayız, asıl siz bizi zora sokuyorsunuz. Biz kolay kılalım istiyoruz, ama siz bu noktada değilsiniz.

Ve şu anda da açıklanan bu rapor kesinlikle tamamıyla ilişkileri bozmaya yönelik bir rapordur, yapıcı olmaktan tamamıyla uzaktır ve yok hükmündedir.

SERPİL ÇEVİKCAN- Efendim, Yunanistan’dan söz etiniz, Yunanistan sadece FETÖ’cüleri, darbecilerin sığınmacı limanı olmanın ötesinde, son dönemde aynı zamanda Ege’deki kayalıklar bağlamında da gerginlikler üretiyor. Acaba Yunanistan da yüksek frekanstan bir değerlendirme mi bekliyor? Nedir Yunanistan’ın amacı son dönemde size göre.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi onu bir yerde aslında Yunanlılara sormak lazım, yani siz ne yapıyorsunuz? Yani böyle 3 tane kendini bilmez gelip de o kayalıklarda böyle bir bayrak asma yarışına, hastalığına nereden kapıldı? Yani siz bunu bilmiyor musunuz ki buralarda böyle bir şey yapılırsa bu anında cevabını bulacaktır? Nitekim bunu yaptılar ve anında da tabi bizim SAT komandolarımız oraya müdahale edip oradan onların bayrağını indirip tekrar kayalıkları kendi haline dönüştürdü. Yani biz bütün bu süreç içerisinde suların ısınması diye bir şeyi istemiyoruz, böyle bir gayretin içerisinde değiliz. Biz Yunanistan’a bir komşumuz olarak bakıyoruz, öyle veya böyle bazı sıkıntılar olsa bile bütün bunları aşalım istiyoruz ve … bir defa artık bunları yaşamayalım istiyoruz. Oturalım masaya, yani bu işleri artık bir kenara koyalım, yani yok bilmem şu kadar ölçü, bu kadar ölçü filan-falan. Ya bu deniz me, hava be, işte buradan uçaklar, gemiler rahatlıkla gelsin geçsin. Herhangi bir fiili müdahale olmaktan sonra niçin şu güzelim barışı gölgeliyoruz, lekeliyoruz. Yani bizim artık dünyada barışa ihtiyacımız var. Kaldı ki, sizlerle olan barışımız bizim hiçbir ülkeyle olan barışa benzemez, yıllar yılı ülkemizde bizim Rum vatandaşlarımızın sayısı az değildi öyle mi, onbinler, yüzbinler, böyleydi. Ama maalesef bizim ülkemizde de olan bazı hatalı davranışlar sebebiyle tabi buradan birçok Rum vatandaşımız ne yazık ki Yunanistan’a gitmek durumunda kaldı, bizim de hatalarımız var, bunu da görmemiz lazım.

Ama şimdi diyoruz ki, gelin… Yani Yunanistan’da işte Çipras orada bir Başbakan olarak genç, dinamik, yeni bir adım atalım arzusundadır, isteğindedir, Cumhurbaşkanını ben aynı havada gördüm son ziyaretimde. Gelin o zaman o bunları masaya yatırıp, ama sen mi daha fazla aldın, ben mi daha fazla verdim filan, bu kavgaları bırakalım. Sonunda bu deniz ya, öbürü hava, buralardan rahat rahat gemiler geçsin, uçaklarımız uçsun vesaire. Ama bunu yapamamak bize başka sıkıntılar getiriyor, getirince de işte ne yazık ki bedeli bu işin ağır oluyor. Biz istiyoruz ki buna artık noktayı koyalım.

MUSTAFA KARTOĞLU- Hala Türkiye tehdidi üzerinden bir politika yürütülüyor Yunanistan’da. Türkiye Yunanistan için bir tehdit mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani şimdi onlar öyle kabul ediyorsa ben bir şey diyemem. Ama bizim böyle durup dururken kimseyi tehdit etmek hastalığımız yok.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Bir son soru ben kendi adıma efendim, zaten zaman da herhalde daraldı ya da son noktaya geldik.

25 Haziran sabahı cumhurbaşkanı adayı olarak yüzde kaç oyla seçilmeyi umut ediyorsunuz, asgari bir oy hedefiniz var mı ya da bugünden sahada ne görünüyor?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Okan Bey, yani hiç yıldızları böyle sayma şeyine girmedim. Ama biz azami gayretimizi ortaya koyacağız, seçime en hazırlıklı siyasi parti olarak inanıyorum ki Rabbim bize milletimizin gönlündeki en zengin mahalli lütfedecektir, verecektir. Bize düşen görev, birinci derecede sebeplere müracaattır ve zafer bu noktada Rabbimizden inşallah.

Ve şuna inanıyorum: Milletimizin gönlüne bir defa sınır çizgisini çizmeyelim, onun çünkü gönlündeki sınır çok geniş. AK Partiyi de o zaten layık olduğu yere inşallah oturtmuştur.

Ve özellikle son dönemde, tabi şurası çok çok önemli: Yani dünyanın en büyük dev projelerinde Türkiye çok önemli bir yere, 10 tane dev projenin içerisinde Türkiye’nin yeri çok önemli.

OKAN MÜDERRİSOĞLU- Altısı mı Türkiye’ydi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Altısı. Bunlardan bir tanesi Kanal İstanbul. Şimdi Kanal İstanbul şu anda yapım ihalesi noktasına geldi.

Bir diğeri, şu anda malum bu yıl içerisinde ilk etabını açacağımız, ki yıllık yolcu kapasitesi 90 milyon olan malum üçüncü havalimanı İstanbul’da ve 2023’te bununki asgari 150 milyon yolcu kapasitesine ulaşacak ve bu birinciliğe aday inşallah bir hava limanı olacak.

Bir diğeri, yine çok çok önemli, Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe otoyolu, Malkara-Çanakkale, 1915 Çanakkale Köprüsü, bu da dünyanın biliyorsunuz asma köprülerde bir numarası, çok çok bu noktada önemli. İnşallah 5,5 yılda bu da tamamlanacak. Bunun Gelibolu ayağının temeli atılmıştı, şimdi de Lapseki’nin temelini bu 18 Mart’ta ben attım arkadaşlarımızla, Başbakanımız beraberce.

Bir diğeri, Ankara-İzmir yüksek hızlı tren projesi, bu da yine dev bir proje, inşallah 2020’de bunu da bitiriyoruz, bu da hızla devam ediyor.

Bir diğeri, Ankara-Sivas yüksek hızlı tren projesi, 2018, yani bu yılsonu itibarıyla onu bitireceğiz.

Bursa-Bilecek hızlı tren projesi, bu da 2019’da inşallah bitecek.

Ve çok önemli projelerden bir tanesi daha var, o da şu: 3 katlı büyük İstanbul tüneli, bu da tabi sıradan değil, 3,5 milyar dolarlık bir proje, inşallah 5 yılda burayı da hizmete alacağız.

Konya-Karaman hızlı tren projesi, 2018, bu yıl inşallah onu da hallediyoruz.

Ama burada çok önemli bir proje daha var ki, Sivas-Erzincan hızlı tren projesi, yaklaşık 6 milyar lira, bunu demek ki 1,5 milyarlık bir proje olarak söyleyeyim, 2023 bunun da inşallah bitişi olacak.

Menemen-Aliağa-Çandarlı yolu, 2020, bunu bitireceğiz.

Bir diğer konu, Ankara-Niğde otoyolu, 2020, bu da bitecek.

Kuzey Marmara otoyolu Kınalı-Odayeri kesimi, 3 yılda inşallah bunu hizmete açacağız, bunun da şu anda çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor.

Bir diğer konu da Kuzey Marmara otoyolu Kurtköy-Akyazı kesimi, bunu inşallah 3 yılda hizmete açacağız, bu da yaklaşık 1 milyar dolarlık bir proje.

Şimdi bunlarla beraber, yani açıklayacağım aslında bizim seçim beyannamemizin içerisinde bütün animasyonlarıyla beraber tabi bunları çok daha farklı bir şekilde sunacağız. Ama şu anda buradaki bu adımla nereye doğru gittiğimizi tabi ortaya koymak lazım. Tabi muhalefet bu noktada ne ortaya koyar, onu bilemem. Ama biz zaten bugüne kadar bu ülkede hep hizmetleriyle anılan hükümetler kurduk, inşallah şimdi de tabi başkanlık sisteminin özellikle çerçevesini farklı oluşturacağı bir dönemin içerisinde olacağız. Tüm ülkem için hayırlı olsun diyorum.

AHMED ARPAT- Efendim, projeleri alt alta sıraladınız, her seçim döneminde bir çılgın projeye alıştı Türkiye, bu süreçte de çılgın yeni bir proje duyacak mıyız sizden?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunların içinden o çılgını bulman lazım.

AHMED ARPAT- Peki, sürenin sonuna geldik.

Efendim, çok teşekkür ederiz bize vakit ayırdınız ve bu özel gündemde tercihinizi NTV’den yana kullandığınız için çok teşekkürler.

Siyasisi işler özelde bugün özel bir konuk ağırladık, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la gündemi konuştuk.

Programı kapatma vakti, hoşça kalın.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben de tüm halkıma, milletime özellikle kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ülkemiz için inşallah bu yeni dönem hayırlara vesile olsun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.