Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Ordu 6. Olagan Il Kongresi’nde Yaptigi Konusma

 

Sevgili Ordulular, AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli dava arkadaşlarım, geleceğimizin teminatı sevgili gençler, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Kusura bakmayın, elimizde olmayan sebeplerle gecikmeli olarak huzurunuza geldik. Zira hep söylüyoruz ya, kaderin üstünde bir kader vardır, istediğiniz kadar planınızı yapın, ama sizin planınız çalışıyor, hakim plan çalışıyor, şimdi de öyle oldu. Ve gerçekten çok sert hava koşulları sebebiyle uçağımız buraya yaklaştı, tekrar pilotlarımız ya Trabzon, ya Samsun, dedik tekrar gidelim Samsun’a. Bir taraftan karadan gelmeyi düşündük, fakat karadan da 150 kilometre yol var, bunlar da tabi bayağı uzatacak. En sonunda tekrar helikopterle geldik. Hakkınızı helal olsun. (“Helal olsun” sesleri) Ama aslolan sizlerle bulaşmaktı, elhamdülillah buluştuk.

Şimdi buradan, bu muhteşem salondan, ama muhteşem salon derken katılımı söylüyorum, salonun kendisi muhteşem değil, o da bizim maalesef gecikmemiz, layık olduğu salonu inşallah Ordu’ya yakışanı yapmamız lazım. Ve inşallah büyükçe bir salonun yapımıyla birlikte burada çok daha muhteşem toplantıları hem mazruf, hem zarf olarak icra etmiş oluruz, o gün de yakındır inşallah.

Ordu’nun tüm ilçelerindeki, tüm mahallelerindeki kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum.

Yaklaşık 1 yıllık hasretin ardından bu kez 6. Olağan Kongremiz vesilesiyle sizlerle birarada olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim.

Bugün bizi coşkuyla bağrına basan Ordulu hemşehrilerime gönülden teşekkür ediyorum.

Biliyorsunuz Ordu’ya en son 16 Nisan halkoylamasından 3 gün önce gelmiş, o gün Cumhuriyet Meydanını hıncahınç dolduran kardeşlerimden bir söz almıştım, sizlerden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet diyerek ülkemizin önünde yeni bir yol açmanızı istemiştim. Sizlerden milletvekili borsalarının kurulduğu, manşetlerin siyasete yön verdiği o utanç günlerini tamamen rafa kaldıracak yeni sisteme sahip çıkmanızı talep etmiştik. Türkiye’de vesayet heveslerini kursaklarda bırakacak, istikrarsızlığı, kaosu, belirsizliği topyekun bitirecek o kritik oylamada Ordulu kardeşlerimizin desteğine müracaat etmiştik. Hep olduğu gibi, 16 Nisan’da da Ordu bizi yalnız bırakmadı, Ordu bir kez daha kadirşinaslığını gösterdi. Ordu, yüzde 62 gibi Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir oy oranıyla 16 Nisan’da bir kez daha demokrasinin, milli iradenin şehri olduğunu ispat etti. Ordulu kardeşlerim sadece bununla da kalmadı, 4 ilçelerini de yüzde 80’in üzerinde oy oranlarıyla Türkiye genelinde ilk 100’e girdi.

Ben desteklerinden, ahde vefalarından, dayanışmalarından dolayı tüm Ordulu kardeşlerime teşekkürlerimi iletiyorum. (“Ordu seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Özelikle Türkiye’de ilk 100’e giren Çaybaşı, Korgan, Çatalpınar ve Kumru ilçelerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Rabbim her birinizden razı olsun. Rabbim muhabbetimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin.

Şimdi önümüzde 2019 seçimleri var. Türkiye 2019’da siyasi tarihinin en önemli, en kritik iki seçimine sahne olacak. Önce Mart ayında biliyorsunuz mahalli idareler, yerel seçim yapacağız, ardından Kasım ayında milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimini yapacağız. 16 Nisan’daki tempomuzu artırarak 2019’daki bu seçim maratonunda da bayrağı açık ara göğüslemenizi özellikle sizlerden istiyorum; buna hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Açık ara. Tüm dünya sizi izliyor, sizi takip ediyor, bakalım bunlar Mart’ta ne yapacak, Kasım’da ne yapacak? Evvel Allah, Mart’ta da, Kasım’da da dünyayı şaşırtacak neticeleri sandıklardan alacağız.

(“Reis bizi Münbiç’e götür” sesleri) Şimdi bunları komuta kadrosuyla tabi görüşerek, istişare ederek yapıyoruz, ayaküstü yaparsak olmaz. Değerlendirmelerimizi yapıyoruz, diyorum ki, Münbiç’e ihtiyaç var mı, yok mu? Eğer var derlerse önce ben, sonra da sizleri yanıma alıp beraber gideceğiz, tamam. Çünkü beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey Ordu’yu hatırlatıyor; böyle yürüyeceğiz.

Ve biz dostlarımıza güven, hasımlarımıza çekidüzen verecek bir neticeye bu seçimlerde ulaşmak mecburiyetindeyiz, çünkü her iki seçimde elde edeceğimiz başarıyla, o hani eski Türkiye defteri vardı ya, o defteri kapacak, artık tamamen geleceğe odaklanacağız. Böylece 2023 hedeflerimize ulaşma yolunda önümüzdeki bu 2 imtihanı başarıyla vermek durumundayız.

Kardeşlerim; ardından bir başka şey geliyor, Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomisinden biri yapmak için bütün gücümüzü seferber edeceğiz. Ve biz ilk 10’a girmeye hazırız, inancımız var, imanımız var, Ordu’yu bu süreçte de çok önemli görevler bekliyor.

(“AK gençlik seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz ve bu yolda da beraber yürüyoruz.

Ülkemiz ve geleceğimiz adına sizlerin tekrar inisiyatif alması gerekiyor. Sizlerden büyük ve güçlü Türkiye’nin kuruluşuna omuz vermenizi istiyorum. Ordu’dan bu sefer yüzde 62’nin de üzerinde, şöyle tarihe geçecek rekor düzeyde bir oy oranı bekliyorum.

Şimdi buradan tüm kardeşlerime sesleniyorum. Ana kademe delegeleriyle beraber bir kalksın bakayım. Ana kademe, 2019’da sandıkları patlatmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Maşallah, buyurun.

Şimdi hanımlar ve hanım delegeler, bir de siz ayağa kalkın bakalım, hanımları görelim. 2019 için kap-kapı dolaşarak AK Partiyi yüreklere dokumaya var mıyız (“Evet” sesleri) Maşallah. Teşekkür ediyorum, buyurun.

Şimdi gençlere gelelim, genler, 2019 için durmadan, dinlenmeden lise çağından üniversitelere tüm genç arkadaşlarınızı kucaklamaya, onlara 15 yıldır neler yaptığımızı anlatmak için koşturmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri) 2019’da Ordu’da rekor kırıyor muyuz? (“Evet” sesleri) Maşallah, Ordu’ya da bu yakışır.

Şimdi genç kardeşlerim, tabi bir şeyi de birbirine karıştırmayacağız. Afrin’e girerken attığınız sloganın geçerliliği var,  ama kongrede bunları yapmayalım. Şimdi bir kongredeyiz, bu hassasiyetlere de dikkat edelim. Karadeniz’in yiğit evlatlarına ancak bu yakışır.

Sevgili Ordulular, değerli kardeşlerim; bugün bir taraftan sizlerle hasret giderirken, aynı zamanda 2019 için Ordu’da önemli bir adım atıyoruz. İl kongremiz vesilesiyle şehrimizi 2019 sürecine taşıyacak kadroları belirliyoruz.

Ordu İl Kongresinin şehrimiz için, ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Ordu teşkilatlarımızda vazife üstlenmiş tüm arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.

Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma ülkem ve partim adına minnettarlığımızı ifade ediyor, yeni sorumluluk üstlenen kardeşlerime de muvaffakiyetler diliyorum.

Şu anda bu salonda bulunanlar başta olmak üzere, AK Parti Teşkilatımızın tempolarını attırarak şimdiden 2019 seçimlerine hazırlanacağına inanıyorum. 2019’un şimdiden birilerinin uykusunu kaçırdığını görüyoruz. Zaman geçtikçe, süre yaklaştıkça 2019’u gölgelemek için şimdiden kirli senaryoların devreye alındığına şahit oluyoruz. Bugüne kadar sırtlarını darbecilere, marjinal örgütlere dayananlar, daha ülke seçim sathı mahalline dahi girmemişken millet iradesini baskı altına almaya çalışıyorlar. Önümüzde seçimlere en az 1 sene olmasına rağmen, Ana Muhalefet Partisinin milletvekilleri sandıkta hile yapılacağından bahsediyorlar. Ülkemiz terör örgütlerine karşı tarihinin en çetin mücadelesini verirken, bakıyorsunuz Ana Muhalefet seçimleri boykot etmeyi konuşuyor. Bakıyorsunuz, biz seçimleri boykot edelim, hatta hatta Afrin’e niye giriyoruz diyorlar. Milletimiz istikbali adına kritik kararların arifesindeyken, Ana Muhalefetin vekilleri hileyle kalkıp hileyle kalkıyorlar. Allah aşkına, böyle müflis, böyle ucuz bir siyaset tarzı olur mu?

(“Vur de vuralım öl de ölelim” sesleri) Arkadaşlar, bu bayatlamış sloganları atmayın, bunlar bize yakışmaz, böyle geçmişte birileri atıyordu o işleri.

Gençler, biz nerede öleceğimizi, nerede vuracağımızı çok iyi bilen bir teşkilatız. Her şeyden önce bir siyasi parti olduğumuzu da unutmayın.

Türkiye’de Ana Muhalefet Partisinin görevi sandığa pusu kurmak mıdır? Türkiye gibi demokrasisi güçlü, seçim sistemi şeffaf bir ülkeye, hem de bu ülkenin Ana Muhalefet Partisi tarafından böyle bir iftira atması yakışır mı? Sandık namustur anlayışıyla hareket eden, 15 Temmuz’da olduğu gibi gerekirse iradesine sahip çıkmak için tanklara, uçaklara, ölüm kusan namluları meydan okuyan bu aziz millete böyle bir itham yapılır mı? Hadi Allah’tan korkmuyorsunuz, yarın kapısını oy için çalacağınız milletten de mi utanmıyorsunuz? Yaptığınız bu tartışmaların 81 milyona hakaret olduğunu, bu milletin aklını, iradesini, irfanını hafife almak olduğunu sizler bilmiyor musunuz?

Atalarımız ne güzel söylemiş, eğri ağacın doğru gölgesi olmaz. Bizim Ana Muhalefet Partisinden de maalesef bu ülkenin hayrına, milletimizin faydasına hiçbir şey sadır olmadı, olmuyor. Şimdiye kadar onlarca seçime girdiler, hepsinde yenilediler, ama bir türlü akıllarına başlarına toplamadılar. Milletimizin bunlara vermek istediği dersi hiçbir zaman kavramadılar. Bir kez olsun, biz nerede yanlış yaptık, bu soruyu kendilerine sorma erdem ve cesaretini göstermediler. Bunu yapmak yerine, bir ara bunlar Stockholm sendromu gibi ifadelerle kendi hezimetlerinden dolayı milletimizi suçlamaya kalkıştılar; bugün de aynısını yapıyorlar, şimdiden yenilgilerine, becerisizliklerine bahane arıyorlar. Cumhur ittifakının milletimiz nezdinde sahiplenildiğini gördükçe, kendi itibarsızlıklarını örtmek için sandığı itibarsız hale getirmeye çalışıyorlar. Kedi uzanamadığı ciğere murdar dermiş. Ana Muhalefet Partisi de maalesef bu bencil tavırlarıyla demokrasimize ve milli iradeye murdar muamelesi yapıyor.

Çok değerli kardeşlerim; bunun adı asla siyaset değildir, muhalefet yapmak hiç değildir. Ülkemizde vesayet ve darbe dönemleri dışında siyaset hiçbir zaman bu şekilde ayağa düşürülmemiştir. Tek parti döneminde senelerce Türk demokrasisine açık oy, gizil tasnif utancını yaşatan Cumhuriyet Halk Partisi değil midir? Düşünebiliyor musunuz, bu ülkede yıllarca millet oylarını CHP’lilerden oluşan sandık kurulu önünde ve jandarma nezaretinde açık olarak kullanmaya zorlanmış, sayımlar da kapalı kapılar ardında gerçekleşmiştir. Gençler, bunları biliyor musunuz, bunlardan haberiniz var mı? Bunlar çok önemli. Bunlar oylamayı açık yaptırdılar, sayımını gizli; niye? CHP’ye oradan ciddi olarak oy kaydıracaklar.

Gençler, bak size bir şey daha söyleyeyim, kaymakamlar CHP’nin ilçe başkanı, valiler ise il başkanıydı. Siz hiç böyle bir şey gördünüz mü, böyle bir şey olabilir mi? ("Hayır" sesleri) Ama bu Cumhuriyet Halk Partisi bunları yaptı, bu ülke bunları yaşadı. Bunların demokrasiyle filan yakından-uzaktan alakası yok. Özellikle 1946 seçimleri tarihe hileli seçim olarak geçmiştir. O dönemde CHP, Demokrat Partinin yeterince örgütlenmemesi fırsat bırakmamak için genel seçimleri 1 yıl önceye, 1946’ya aldı.

Bakınız, CHP’nin iktidarı gasp ettiği 1946 yılındaki seçimleri, bu seçimlerde yaşanan hileleri İnönü’nün damadı Metin Toker nasıl anlatıyor, ben anlatmıyorum, damadı anlatıyor; Demokrat Parti sadece 351 adayla seçime giriyordu ki, hiçbir hile, hiçbir mazbata değişikliği, hiçbir tesir yapılmasa ve iktidar istisnasız her yerde kaybetse bile CHP’nin Mecliste 114 sandalyesi otomatik şekilde olacaktı. Hale bak. Kazanın baştan belli olduğu, sandığın ise milli irade gaspının aracı haline getirildiği sözde bir seçim yaşandı, hale bak. Her ne kadar seçiminin resmi galibi CHP olsa da, seçimin gerçek galiba Demokrat Partiydi.

Seçim sürecinde millete uygulanan baskı, yıldırma, eziyet ile sandıkta yaşanan yolsuzluklar CHP’ye 4 yıl daha iktidar yolu açtı. Gençler, unutmayın, gecenin hükmü güneş doğana kadardır. (“Vur vur inlesin CHP dinlesin” sesleri) Nasıl dinleyecek ya? Kulağı var duymuyor, gözü var görmüyor, ağzı var hakkı konuşmuyor. CHP’nin hükmü de tüm baskılara, sandıkta yaşanan bütün hırsızlıklara rağmen ancak 4 yıl daha sürebildi. Ne zaman gizli oy, açık sayım sistemi devreye girdi, işte o zaman milletimiz CHP’yi sandığa gömdü, olağanüstü birkaç dönem dışında da bu millet CHP’ye bir daha asla iktidar yüzü göstermedi, göstermiyor.

Yolsuzlukla, oy hırsızlığıyla, millet iradesine kurdukları baskılarla, adeta bataklığa dönmüş siyasi geçmişleriyle yüzleşmek yerine, bir de utanmadan 2019 seçimlerine kara çalmaya yelteniyorlar. Ahlakı olmayan siyasetin ülkeye de faydası olmaz. İlkesi olmayan, ideali olmayan, hedefi, planı, projesi olmayan siyasetçinin millete de faydası dokunmaz. Kazanmak değil kaybettirmek için, yıkmak, yok etmek için yapılan siyasetin Türkiye düşmanları dışında hiç kimseye bir faydası olmaz. Bu tarz lüzumsuz tartışmalarla Ana Muhalefet sadece 15 Temmuz gecesi milli iradeye kasteden alçakların yarım bıraktığı işi tamamlama gayesine şu anda hizmet ediyor.

Siyaset bu ülkede hiçbir zaman bu denli ayağa düşürülmemiştir. Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi tarihin hiçbir döneminde böyle zavallı bir anlayışa, böyle çapsız bir kadroya mahkum olmamıştır. Kendi hırslarını, kendi kifayetsizliklerini perdelemek için Türk demokrasisinin altını oymaya çalışanları elbette bu millet affetmeyecektir ve 2019’da da bunları sandığa gömecektir.  Miladını doldurmuş, miadını doldurmuş, terör örgütlerinin oyuncağı olmuş bu siyasi partiye milletimiz 2019’da seçim sandığı önüne geldiğinde inşallah bir kez daha hak ettiği dersi verecektir.

Sevgili Ordulular, çok değerli kardeşlerim, hemşehrilerim; elbette biz kendimizi Ana Muhalefetin o kısır gündemine hapsedemeyiz, çünkü biz siyaseti ikbal kapısı, rant aracı olarak değil, milletimize ve ülkemize hizmet vasıtası olarak görüyoruz. Çünkü biz, “hayrun nas men yenfeûn nas", insanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır ilkesiyle hareket ediyoruz. Biz Türkiye’yi dünyanın en güçlü 10 ekonomisinden biri yapmanın mücadelesini veriyoruz. Bu amaçla da gece-gündüz demeden ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşıyacak projeleri hayata geçirmek için çalışıyoruz.

Ülkemizin 80 vilayetiyle birlikte Ordu’yu da geleceğe hazırlamak için yoğun gayret gösteriyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda bu amaçla Ordu’ya ne harcadık biliyor musunuz? 18 katrilyon Ordu’ya harcadığımız para.

Eğitimde Ordu’ya 3438 adet yeni derslik yaptık. 21 bin öğrencisi, 724 akademik personeliyle üniversitemiz bölgesinde ilim hayatına katkı sağlıyor. Biz gelmeden önce burada böyle bir üniversite var mıydı? Yok, biz yaptık. 3406 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurtları inşa ettik.

Sağlıkta şehrimize 300’er yataklı Fatsa ve Ünye devlet hastaneleriyle birlikte, 37 adet sağlık tesisi kazandırdık. Aybastı, Ulubey ve Akkuş devlet hastanelerinin yapımı şu anda devam devam ediyor. Şimdi 900 yataklı Ordu Şehir Hastanemizi de inşallah yakında sizlerin hizmetine sunacağız.

TOKİ vasıtasıyla Ordu’da son 15 yılda 4500 konutluk projeleri hayata geçirdik.

Ordu’da 50 kilometre bölünmüş yol vardı, biz 15 yılda buna 100 kilometre daha ilave ettik. Coğrafyamızın zorlu şartlarını aşmak için 9 adet çift, 9 adet tek tüp olmak üzere Ordu’ya toplam 18 adet tünel kazandırdık. Halen yatırım maliyeti yaklaşık 5 katrilyon lira olan 12 adet yol projemizin yapımları da devam ediyor. Özelikle maliyeti 2 katrilyon lira olan, içinde 11 köprü ve 6 tünelin olduğu çevre yolunu Ordu’muz için önemli görüyorum. Bu projenin tamamını inşallah 2021 yılında bitireceğiz.

Yıllık 2 milyon yolcu kapasiteli Türkiye’nin ve Avrupa’nın ilk deniz dolgusuyla inşa edilen projesi, evet, Ordu-Giresun Havalimanını hamdolsun ilimize kazandırdık. Bakın, havalimanımızın yolcu kapasitesi geçen yıl 1 milyon 193 bine ulaştı, nereden nereye.

Ordu şehir merkezinin Gülyalı, Ünye ilçelerinin ve civar yerleşim yerlerinin 2040 yılına kadar olan içme suyu ihtiyacını karşıladık. Ordu’nun su kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirerek vatandaşlarımızın istifadesine sunmak için 5 baraj daha inşa ediyoruz.

Çınarsuyu Tabiat Park, Ulugöl Tabiat Parkı ve şehrimizin diğer güzellikleri maalesef uzun süre atıl kaldı. Şimdi biz bunu değiştiriyoruz, Türk turizmini belli bölgelere sadece deniz, kum, güneş mantığına hapsetmekten kurtarıyoruz. Yaylalarımız turizm için bir değer değil mi? Tabii güzellikler, kültürel ve tarihi eserler artık insanların daha fazla merakını cezbediyor. Tabiat turizminin gelişmesiyle başta Ordulu hemşehrilerimiz olmak üzere bütün Türkiye kazanacaktır. Bu noktada biz devlet olarak elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah Ordulu hemşehrilerimizin de şehrimize gelen misafirlerini en güzel şekilde ağırlayacağına inanıyorum.

Tabi şimdi yeni bir adım daha, Ordu’muza 3 tane organize sanayi bölgesinin yapımı çok ciddi bir çekim alanını ne yapacak, Ordu’da oluşturacaktır.

Öte yandan Ordu’da ruhsatlı alanlarda fındık üretimi yapan üreticilerimize destek veriyoruz. Son 15 yılda Ordu’ya yaklaşık 3 katrilyon lira tutarında destek verdik. Bu katkılarımızı önümüzdeki süreçte de sürdüreceğiz.

Değerli dava arkadaşlarım; bizim boş geçirecek tek bir anımız dahi yoktur. Bizim hiçbir vatandaşımızı dışlamak, ötekileştirmek gibi bir lüksümüz de yoktur. AK Parti bir grubun, hizbin veya etnik kökenin değil, milletimizin tamamının partisidir. AK kadro, ülkemizi 2023 hedeflerine, ardından da 2053 ve 2071 vizyonuna taşıyacak yegane siyasi harekettir. Buradaki tüm kardeşlerimin bu şuurla hareket edeceğine inanıyorum. 2019 seçimlerinde Ordu’dan yeni rekorlar, yeni başarılar bekliyorum. Sizlere güveniyor, sizlerin samimiyetine inanıyorum. Kadın ve gençlik kollarımızdan özellikle daha fazla gayret bekliyorum.

Değerli kardeşlerim; bütün bunlarla beraber işte Afrin’de yaşananları gördük. Bu millet güçlü bir millet, bu millet sıradan bir millet değil. Bu millet her şeyden önce tarihten aldığı o güçle ve imanının kendisine verdiği o güçle, önce Fırat Kalkanı Harekatında, ardından Afrin Harekatında gördüğünüz gibi hiç kimseyi dinlemeden yola çıktı ve Fırat Kalkanı Harekatında destan yazdı. Afrin’de de söyledik, dinlemediler, gittiler terör işbirliği yaptılar, PYD’yle yaptılar, YPG’yle yaptılar, hala PYD ve YPG’nin PKK’nın yan kuruluşu olduğunu kabul etmeyecek kadar dünya siyasetini takip etmiyorlar ve kendilerine bunu da anlatıyoruz, söylüyoruz, anlamıyorlar. Kusura bakmayın, o zaman biz de gireriz.

Ve girdik mi Afrin’e? Girdik. Ne oldu? Değerli kardeşlerim; şu an itibarıyla Afrin’de etkisiz hale getirilen terörist sayısı ne oldu biliyor musunuz? 3740. Ama baştan söyledik, inlerine gireceğiz dedik, Cudi’de girdik. Gabar’da girdik, Tendürek’te girdik, Beslerderesi’nde girdik, onlar kaçacak biz kovalayacağız dedik, nitekim onlar kaçtı biz kovaladık. Hem de öyle kaçtılar ki, en sonunda Suriye’ye kaçtılar, orada da kovaladık. Maalesef dostlarımız bu teröristlere güvendi, bizimle işbirliği yapmadılar. Ve 3740… Ne tür tüneller yapmışlar gördünüz değil mi? Onları o tünellere gömdük. Ama onlar biliyorsunuz Güneydoğu’da da yine kanallar açmışlardı, Güneydoğu’da evler arasında tüneller açmışlardı, onları oralarda da biz aynı şekilde yine gömdük ve bundan sonra da gömeriz. Niye? Zulme rıza zulümdür. Hiçbir zaman biz zalimlerin yanında yer almadık, bundan sonra da almayacağız. Onun için dostlarımıza diyoruz ki, gelin bizimle beraber olun, yanlış yapmayın.

Ve şu anda hamdolsun, tam yetmese bile, biz kendi silahlarımızı büyük ölçüde üretir hale geldik ve bu silahlarımızla beraber de hamdolsun bu mücadeleyi Mehmet’imiz, Mehmetçiğimiz dağ-taş demeden sürdürüyor, kar-kış demeden sürdürüyor. Gençliğimizde söylerdik, kar bora fırtına sükun bulacak, şimdi diyorum ki, evet, sana PYD, sana YPG selam duracak, şimdi buraya geldi. Hamdolsun, bugünlere gördük, Rabbim daha iyi günler gösterecek, yeter ki benim milletim böyle dursun.

Benim sizden yalnız bir isteğim var, gençler bunu iyi tutun, şimdi bizim Rabia’mız var değil mi? (“Evet” sesleri) Rabia’mızı unutmayacaksınız, unutturmayacaksınız. Ne var burada?

(Halkla Beraber Söyleniyor)

Tek millet… Sesiniz çok az geldi gençler, demin farklı bağırıyordunuz, bittiniz mi, tükendiniz mi? Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Tek millette ne var? Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Arap’ıyla, Boşnak’ıyla velhasıl 81 milyon tek millet.

Bayrağımız tartışmasız, tek bayrak.

81 milyon… (“Recep Tayyip Erdoğan” sesleri) Ordu bugün bir başka ya, duramıyor.

Evet, tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan, vatanımızı böldürtmeyiz asla.

Ardından tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Yok paralel devletmiş, yok bilmem şu devletmiş, bu devletmiş.  Neredesin? Pensilvanya’da. Neredesin? Batıda. Niye kaçtın? Hadi sıkıyorsa kaçmasaydın, burada dursaydın, niye kaçtın?

Evet, hukuk içeresinde bunlara gereken dersi vermeye de devam edeceğiz. Kaçan kaçtı, kovalayacağız. Bazılarını teslim ediyorlar alacağız, yola devam, tamam.

Şimdi şöyle bir kalkın bakalım, yoruldunuz biliyorum, biraz canlanmanız lazım, kan hareket etsin.

Kardeşlerim; birimizi Allah için seveceğiz, makam, mevki, akrabalık, şu-bu filan değil. Öyleyse bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…

Sağ olun, var olun, Allah yar, yardımcımız olsun inşallah. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.