Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Ordu mitinginde yaptigi konusmanin tam metni

 

Ordu maşallah, bu ne güzellik böyle.

Yeşilin her tonuyla, gürül gürül akan dereleriyle, tertemiz havasıyla Karadeniz’in vitrini ordu. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.

Fındığıyla, pehlivanlarıyla, ismi gibi koca yürekli insanlarıyla ülkemizin iftiharı Ordu. Danişment Gazi’nin, Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti Ordu. Geçirdiği yangınlara ve depremlere rağmen her daim küllerinden yeniden doğan azmiyle kadim şehrimiz Ordu. Sizleri gönülden selamlıyorum Ordu.

“Akşam oldu yanıyor da Vona’nın ışıkları

Hiç aklımdan çıkmıyor da yarin konuşukları”

Siz de bizim aklımızdan hiç çıkmıyorsunuz Ordu.

Buradan sizler aracılığıyla Ordu’nun tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki kardeşlerime selamlarımı yolluyorum. Geride bıraktığımız Ramazan Bayramınızı ecdadın deyimiyle “İydü’I-fıtr’inizi tebrik ediyorum.

Ordu, yola çıktığımız ilk günden beri hep yanımızdaydı. Bugüne kadar hangi mücadeleye girdiysek hepsinde de Ordu’nun desteğini yanımızda gördük, hissettik. Şimdi yeni ve daha güçlü bir atılımın eşiğindeyiz. Gelişmiş bir demokrasi, güçlü bir ekonomi, milli bir savunma sanayi, güvenli ve istikrarlı bir ülke, huzurlu ve müreffeh bir millet için hazır mıyız Türkiye?

Hazır mıyız Türkiye?

Ordu, güçlü Meclis için hazır mıyız?

Güçlü Hükümet için hazır mıyız?

Güçlü Türkiye için hazır mıyız?

Biliyorsunuz bu seçimlere Milliyetçi Hareket Partisi’yle ittifak içinde giriyoruz. Yanımızda rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun yadigarı Alperenler de var. 24 Haziran’da Cumhur ittifakını destekliyor muyuz?

Ordu, vakit birlik vakti diyor muyuz?

Vakit, ordu vakti diyor muyuz?

Vakit, Türkiye vakti diyor muyuz?

İrade, erdem ve cesaretle Türkiye’yi şahlandırıyor muyuz?

Adı şanlı, kendi şanlıya Ordu’ya maşallah. Bugün Ordu şehrimiz burada. Kahraman askerlerimiz de sınırlarımız ötesinde maşallah destan yazıyor. Maşallah.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatıyla 4 bin kilometrekarenin üzerinde bir alanı güvenli hale getirmiştik. Şimdi de Münbiç’te Amerika’yla vardığımız anlaşmayı adım-adım hayata geçiriyoruz. Bölücü terör örgütünün Münbiç sınırımızdaki unsurları bulundukları yerleri terk ettiler. Askerlerimiz Münbiç şehrinin etrafında devreye gezmeye başladı. Sağ olun. Bu rütbeyi siz verdiniz, siz verdiniz.

İnşallah aşama-aşama bölgeyi teröristlerden tamamen temizleyeceğiz. Böylece milletimize verdiğimiz bir sözü daha tutmuş olacağız.

Bay Kemal, Bay Muharrem ne diyorlar; Afrin’de ne işiniz var, Cerablus’ta ne işiniz var? Bay Muharrem televizyon programında ne diyor? Irak’a giremeyecekler göreceksiniz diyor, hatırlıyorsunuz değil mi? Onlardan izin aldılar mı diyor? Ne oldu Bay Muharrem, girdik mi? Kandil’i vurduk mu? Bay Muharrem, kimden izin aldık? Biz izni halkımızdan alırız halkımızdan, sen daha bizi tanıyamadın. Biz Hakk’a ve halka teslim olduk, bu yola böyle çıktık. Biz icazeti oralardan değil halkımızdan aldık ve bu yola böyle çıktık. Münbiç’in teröristlerden temizlenmesiyle bu bölgeden kaçıp ülkemize gelmiş olan Suriyeli kardeşlerimizin geri dönüşleri de başlayacak. Şu an itibariyle Afrin ve Cerablus’a 200 bin geri dönüş oldu; devam ediyor, devam edecek. Fakat bu CHP ne diyor, bu zihniyet? Suriye’den gelen bu insanları niye aldınız? Biz ensar kültürünü iyi biliriz. Bay Kemal, sen ensar kültüründen anlamazsın, senin adayın da anlamaz. Biz kimin ensar, kimin muhacir olduğunu da iyi biliriz. İşte biz o 3,5 milyon mülteciyi o katillerin, o yağdırdıkları bombalardan kaçan o insanlar için kapılarımızı açtık, onlar bizim kardeşlerimizdi ve kapılarımızı açarak onlara kardeşliğimizi gösterdik.

Kardeşlerim, Suriye’de güvenli hale getirdiğimiz bölgeler büyüdükçe Suriyelilerin geri dönüşü de hızlanıyor. İşte bakın Münbiç, şimdi Münbiç’i ne yapıyoruz? Boşaltıyoruz. Şimdi PYD, YPG, orayı terk ediyorlar ve bunu biz diplomasi yoluyla yaptık.

Aziz milletime sesleniyorum, CHP’ye gönül verenlere de sesleniyorum, Saadet’e gönül verenlere de sesleniyorum, İyi Parti’ye gönül verenlere de sesleniyorum, diğerlerine gönül verenlere de sesleniyorum; biz şu 15-16 yılda diplomasinin en ileri noktada olanını yaptık. İşte şimdi de bak Münbiç’ten çıkıyorlar. Ayın 4’ünde benim Dışişleri Bakanım Amerika’daydı değil mi? Pompeo, yani muhatabı Dışişleri Bakanıyla görüşmeleri yaptılar. Ve yapılan görüşmeler sonucunda onlar Fırat’ın doğusuna gitmeye başladılar. Batısında da biz Rusya, İran beraber çalışıyoruz. Orada da yine aynı şekilde kararlıyız. Ve şu anda İdlib’de, Tel Rifat’ta aynı kararlılığımızı devam ettiriyoruz. Ve buralarda da Türkiye’nin nasıl bir ülke, nasıl bir devlet olduğunu Afrin Zeytin Dalı Harekâtıyla gösterdik mi? Gösterdik. Ama Bay Kemal bundan anlamaz, Bay Muharrem hiç anlamaz. Onlar varsın kendi işlerinde devam etsinler.

Değerli kardeşlerim; biz ise hem tecrübe, hem bugüne kadar ortaya koyduğumuz tavırlarla zaten kendimizi ispatladık. Ve değerli kardeşlerim, biz bu kararlılıkla yola devam ediyoruz. Türkiye güçlü bir devlet, Türkiye büyük bir devlet, ama büyük devletler küçük düşünmez, onlar büyük düşünür.

Kardeşlerim; ülkemizin her şehri gibi Ordu’muzu da alt yapısıyla, üst yapısıyla geliştirmek için gece-gündüz çalıştık, çalışıyoruz. Aralarında Ordu’nun da bulunduğu nüfusu belli bir büyüklüğün üzerindeki şehirlerimizi hizmetler çok daha iyi verilebilsin diye –hatırlayın- biz büyük şehre dönüştürdük, öyle mi?

Bakanlıklarımız ve yatırımcı kuruluşlarımız eliyle Ordu’yu geleceğe hazırlamak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık. Son 16 yılda Ordu’ya ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Bunları CHP yapmadı, biz yaptık biz. Söyleyeyim. Kardeşlerim; 20.4 katrilyon lira yatırım yaptık, 20.4, yani yaklaşık 20 katrilyonun üzerinde bir yatırım yaptık. Eğitimde 3438 yeni derslik, Ordu’da ihtiyaç sahibi ilk ve ortaokul öğrencilerimize 70 trilyon eğitim bursu verdik. Ordu’ya üniversiteyi kim kazandırdı, üniversiteyi kim kazandırdı Ordu’ya? Bay Muharrem mi? Bay Kemal mi? Biz biz. Bugün üniversitemizin ne kadar öğrencisi var? 21 bin öğrencisi var ya. Burayı bir üniversite şehri yapmak kolay mı, ama biz bunu da yaptık. Yükseköğrenim öğrencilerimiz için 4 bin yatak kapasiteli yurt binalarını hizmete soktuk. Birkaç yıla kadar Ordu’da bin kişi kapasiteli bir yurt daha açıyoruz. Yapımı devam eden 20 bin seyirci kapasiteli stadyumu bu yıl tamamlıyoruz.

Peki, eski stadyum, yani burası, ne olacak, ne olacak? Elhamdülillah artık bu iş oturdu. Evet, burayı da millet bahçesi haline getiriyoruz. Yakışır, şehrin böyle bir bölgesine bu yakışır. Ve biz buyuz, çevrecilik bizim işimiz bizim. Bu solcular çevreden-mevreden anlamaz. Bunlar bol bol ağaç keserler. Hayvanları bunlar sakata çıkarırlar, anlamaz bunlar bu işten.

Çatlamasın be, onlar da lazım bize, onlar da lazım. Ben inanıyorum ki Saadet’e de, CHP’ye de, ne bileyim İyi Partisi’ne de, bütün bunlara oy verenler de şöyle şu son 5 günde başlarını iki elinin arasına alıp düşünecekler. Marifet iltifata tabidir. Ya bize kim hizmet verdi? AK Parti hizmet verdi. Kim hizmet verdi? Erdoğan’ın başında olduğu hükümet hizmet verdi. Öyleyse biz oyu buraya değil de nereye vereceğiz diye düşünecekler ya. Düşüne düşüne görmeli işi, sonra pişman olmamalı kişi, öyle mi? Ben sizlerle gurur duyuyorum.

Sağlıkta 300’er yataklı Fatsa ve Ünye devlet hastaneleri birlikte 9’u hastaneden oluşan toplam 38 adet sağlık tesisini şehrimize kazandırdık mı? Ulubey ve Akkuş devlet hastanelerinin şu anda yapımı devam ediyor. Şehir hastaneleri kurarız da, Ordu’yu bu hizmetten mahrum bırakır mıyız? Ordu’ya da 900 yataklı şehir hastanesi yapıyoruz. Şu anda ihale süreci biter bitmez inşaatına başlıyoruz

Ordu’da ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, şehit yakınlarımıza, gazilerimize, engellilerimize, yaşlılarımıza ne kadar kaynak aktardık biliyor musunuz? Yaklaşık rakam veriyorum, 2 katrilyon tutarında onlara destek verdik. TOKİ vasıtasıyla Ordu’da 4500 konut projesini hayata geçirdik. Ordu’ya 2002 yılına kadar, yani biz gelene kadar ne kadar bölünmüş yol yapılmıştı biliyor musunuz? 50 kilometre. Biz buna 16 yılda 102 kilometre daha ilave ettik, şimdi 152 kilometre oldu. Yalnız bitmedi, toplam maliyeti 4,5 katrilyon lira olan 12 adet yol projemizin yapımı devam ediyor. Maliyeti yaklaşık 2 katrilyon lira olan 11 adet köprü ve 6 adet tünelin de içinde olduğu Ordu Çevre Yolunun inşası sürüyor. İnşallah bu yolun tamamını 2021’de bitireceğiz. Şimdi Ordu, Mesudiye, Koyunhisar Yolunu, Çaybaşı, Tekkiraz Yolunu ve Çaybaşı geçişinin kalan kesimlerini bu yıl İslamdağ-Korgan Yolunu ise önümüzdeki yıl tamamlıyoruz.

Ünye-Akkuş-Niksar Yolunun proje çalışmaları devam ediyor. Ben sizlerle gurur duyuyorum. Böyle bir gençliğe Erdoğan canını feda eder evvel Allah, biz beraberiz.

Değerli kardeşlerim; 1,7 katrilyon liralık bu projenin içerisinde 24 köprü, 8 tünel var. Maşallah. Bana bak, Orduspor’u da çıkarın ha, tamam mı, çıkarıyor musunuz?

İnşallah projeyi seneye tamamlıyoruz. 

Yıllık 2 milyon kapasiteli Türkiye’nin ve Avrupa’nın ilk denize dolgu yapılarak inşa edilen Ordu-Giresun Havalimanını ilimize kim kazandırdı? Ne yapıyor bu adamlar ya? Onlar laf ola beri gele, bizde de icraat ola yerini bula. Nasıl? Havalimanımızdan memnun musunuz? Havalimanımızın 2015 yılındaki yolcu sayısı neydi biliyor musunuz? 223 bin. 2017’de ne oldu biliyor musunuz? 1 milyon 193 bine ulaştı.

Ordu şehir merkezinin Gülyalı, Ünye ilçelerinin ve civar yerleşim yerlerinin 2040 yılına kadar olan içme suyu ihtiyacını da karşıladık. Ordu’ya Topçam Barajı ve HES’ini, Ordu Üniversite Barajını, Korgan Apsut Yaylası Göletini inşa ettik. Şehrimizin su kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirerek vatandaşlarımızın istifadesine sunmak için 5 baraj daha inşa ediyoruz.

Anneler, hanımlar; kale içeriden fethedilir, unutmayın. Onun için bu seçimlerin galibi siz olacaksınız, siz.

61 adet taşkın koruma tesisi yaptık, 17 adet taşkın koruma tesisinin de yapım çalışmaları devam ediyor.

Şimdi geliyorum önemli bir konuya; Ordu’da ruhsatlı alanlarda fındık üretimi yapan üreticilerimize destek veriyoruz. Dünyadaki üretiminin çok büyük bir bölümünü tek başına karşıladığımız fındık, ülkemizin en önemli tarım ürünlerinden biri. Bu bakımdan fındık üreticilerimizin her meselesi bizim için önemlidir. Tarım Bakanlığımız başta olmak üzere bu konuyla ilgili tüm kurumlarımız fındık üretiminin daha sağlıklı hale getirilmesi konusunda çok ciddi hazırlık içinde. Siz muhalefetin esip gürlediğine bakmayın, onlar sadece konuşur, biz ise ne söylediysek yaparız. Buradan şimdi ifade ediyorum; fındık üreticilerimizin mağdur olmasına müsaade etmeyeceğiz. Bugüne kadar Ordulu çiftçilerimize 3 katrilyon lirayı aşkın destek sağladık. 2002’den bugüne yaklaşık 46 bin Ordulu vatandaşımızı İŞKUR aracılığıyla iş sahibi yaptık. Dolayısıyla Toprak Mahsulleri Ofisi bu konuda fındık üreticisinin yanındadır. Kendileriyle toplantılarımı yaptım ve hiç bu muhalefetin atıp tutmasına, gürlemesine bakmayın, bunlar yalanı rahat söylerler. Ve bunların iktidarlarında fındık müstahsilimizin ne hale geldiğini biliyorsunuz, aman ha bu oyunlara gelmeyin. Ve biz verdiğimiz sözün her zaman arkasındayız, arkasında olmaya devam edeceğiz, hiç bu oyunlara gelmeyin ve şu 5 gün içerisinde de bunların defterini tam manasıyla dürün.

Verdiğimiz 423 trilyon lira tutarındaki teşviklerden 226 bin işverenimiz ve sigortalımız faydalandı. Ben sizlerle gurur duyuyorum.

Ordu’da 2002 yılında iki organize sanayi bölgesi varken, bugün 4 organize sanayi bölgesinde yaklaşık 6 bin kişi istihdam ediliyor. Yeni Organize Sanayi Bölgeleriyle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Yeni dönemde sizlere daha çok yatırım, daha çok hizmet kazandırmakta kararlıyız.

Şimdi şu bizim millet kıraathanelerini bir gösterin bakayım. Şimdi Ordu’ya millet kıraathanesi istemiyor musunuz? Muharrem istemiyor. Şimdi biz Ordu’nun il merkezine de, ilçelerine de inşallah şu gördüğünüz millet kıraathanelerinden yapacağız.

Şimdi bakın gençler görüyorsunuz, keklerini alıyorlar, ayranını alıyor, çayını alıyor, burası Zeytinburnu Belediyesi’nin yaptığı, ama Zeytinburnu Belediyesi çorba da veriyor. Şimdi bu bir de yalan söylüyor, çünkü mesleği yalan. Ne diyor? Ben Tatar böreği de dağıtacakmışız, Arnavut ciğeri de dağıtacakmışız. Ya eline diline dursun, ben nerde söyledim böyle bir şey? Ya benim söylediğim; çay, kek, simit, nescafe, kahve, bunları alabilecekler. Ama bunun dünyada örnekleri var, ama bu dünyadan bihaber. Bizim derdimiz, bu kütüphanelerimizi cazibe merkezi haline dönüştürelim. Gençlerimizi kötü alışkanlıklardan kurtaralım ve buraları ücretsiz yapacağız dedim, bu dokundu beyefendiye. Ben kek dedim o keklik anladı, ne yapayım? Görüyorsunuz, nasıl şu kütüphane, bak bak şu güzelliğe bak. Nasıl? Gençler, 24 saat bu kütüphaneler açık olacak, 24 saat. Şu gördüğünüz yüksek olan yer de bu kütüphanenin terası, bunu yeni yaptırdım. Bu terasta da gençler icabında çıkıp 5-10’lu gruplar orada sohbet edebilecekler, sohbet, ama tabii gelen de orada kalmayacak. 24 saat bu millet kütüphanesi açık olacak, 7’den 70’e, nasıl? Ya bizim derdimiz, biz kitap medeniyetinden geliyoruz, biz okuma kültüründen geliyoruz. Ve bizim okuma kültüründe ne var? Rabbimizin ismiyle Bismillahirrahmanirrahim. Ne buyuruyor Rabbimiz: “İkra ’Bismi rabbikellezî Halak.” Seni yaratan Rabbinin adıyla oku. İşe buradan başlayacağız. Ama bu tabii iskambilci olduğu için, bu okey taşlarıyla oyalandığı için anlamaz bu işten. Ve bu ara… Ben sizlerle gurur duyuyorum.

Ordu, 24 Haziran’da tercihimizi bir kez daha hizmet siyasetinden yana kullanıyor muyuz?

Vakit birlik vakti diyor muyuz?

Vakit Ordu vakti diyor muyuz?

Vakit Türkiye vakti diyor muyuz?

Bütün bunlar için 24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığında şahsıma, milletvekilliğinde AK Parti’ye mührü basıyor muyuz?

Cumhur ittifakını destekliyor muyuz?

Hanımlar, 24 Haziran’a kadar gece-gündüz çalışıyor muyuz? Bak tekrar ediyorum; kale içeriden fethedilir. Sizin gayretiniz çok önemli, size inanıyorum, size güveniyorum.

Gençler, 24 Haziran’a kadar tüm gençlerimize lise son sınıf, üniversiteliye AK Parti’yi anlatıyor muyuz?

Ordu evet diyorsa, Allah’ın izniyle bu iş bitmiştir.

Kardeşlerim, hep söylüyorum; Türkiye cari açığını kapatır, ama muhalefet açığını ne yapacağız onu bilemiyorum, burada sıkıntı var. Ana Muhalefet Partisi’nin başında bir zat var, bir de “gel bakalım Muharrem” diyerek sahaya sürdüğü cumhurbaşkanı adayı bir zat var. Hangisi aday belli değil, beyannameyi kim okuyor? Genel Başkan. Aday kim? Başkası. Kılıçdaroğlu’nun yalanlarına, iftiralarına, tutarsızlıklarına milletimiz de, biz de alışmıştık. Bize ettiği hakaretler, attığı iftiralar, söylediği yalanlar sebebiyle mahkemelerde mahkum olduğu tazminatların hesabını tutamaz olduk. Değer mi? Değer mi?

Biliyorsunuz Bay Kemal bir Man Adası diye bir iftira attı, ilk derece mahkeme kararını verdi, 197 bin liraya mahkum etti. Ondan sonra bir tane daha yine iftira attı. Oradan da ilk derece mahkeme kararını verdi, 187 bin lira da oradan mahkum etti. Daha çok şeyler gelecek. Ne olacak? Ben de tabii nihai mahkeme kararı verince bunu garip gureba, fakir fukarayla paylaşacağım. Yani bu paralar bizim gırtlağımızdan geçmez. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı yalan ve iftira konusunda adeta Genel Başkanıyla yarışıyor. Partisindeki kongre yarışlarını çok kolay kaybetmiş olsa da yalan ve iftira yarışında oldukça hızla ilerliyor. Arada bir ne söylüyormuş diye şöyle bir konuşmalarına bakayım diyorum, onca lafı arasında bir tane doğru bulamayınca kendi adıma değil ülkem ve milletim adına üzülüyorum. Koskoca Türkiye’nin cumhurbaşkanı adaylığına böylesine küçük bir kişiliğin çıkartılmış olması karşısında yazık demekten başka bir şey elimizden gelmiyor.

Gençler, biz istemeyiz miyiz ya şöyle yüksek kalibreli bir adayla yarışmayı? Biz istemez miyiz karşımızda sıkleti bize uygun birisi olsun. Ama bahtımıza çıka çıka ya Kılıçdaroğlu çıkıyor, ya Muharrem çıkıyor. Bizim siyasetteki imtihanımız da bu olsa gerek.

Biz biliyorsunuz nereden geldik? Belediye Başkanlığından. İstanbul gibi bir şehrin, İstanbul’u siz iyi bilirsiniz, oranın Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla özellikle bu adımları attık, biz çıraklığımızı orada geçirdik, kalfalık orada başladı Başbakanlıkla devam etti. Ustalık, Cumhurbaşkanlığında. Şimdi biz Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürlüğünü biliriz değil mi? Yanınızda mı, bir rejiye haber verin bakalım, tekrar bir göstersinler.

Ooo, burada Kasımpaşalılar da var.

Bak bak, “her yurttaşın hastaneye gitme özgürlüğü var” iyi ki söyledin ya.

Ah kardeşlerim, sen çözüm üretme makamındasın, mazeret üretme değil.

Bir de şehir hastanelerine geçelim.

Şimdi bunlar da bizim şehir hastaneleri. Şimdi bunlardan bir tanesi de Ordu’ya yakışır değil mi? Nasıl? Rabbime hamdolsun bize bugünleri gösterdi. Görüyorsunuz, artık böyle sedyelerin üzerinde taşınan günler yok, işte ortada. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.

Hadi meydanlarda acemi, belki o yüzden şaşırıyor... Bu adayın şöyle bir geçmişine bakalım dedik, aman Allah’ım keşke bakmaz olaydık. Yalova’da dershane müdürlüğü döneminden Grup Başkanvekilliğine kadar hayatının her dönemi falsoyla, demokrasi ve özgürlükler adına yüz kızartıcı eylemlerle dolu. Biliyorsunuz bir 411 macerası yaşadık, neydi o? Malum başörtülülerle ilgili macera. Ve bu Bay Kemal’le Bay Muharrem’in de Anayasa Mahkemesi’ne gidişte imzası var onların da. Ve ne oldu? Bizim başörtülü kızlarımızın haklarını maalesef bununla ortadan kaldırdılar. MHP ile beraber çıkarmıştık onu. Ve şimdi çıkmış, biz diyor artık başörtülülerin bütün haklarını koruduk, koruyoruz, ya yalan söyleme dürüst ol. Kalkıyor bize annesini gösteriyor, kız kardeşini gösteriyor. Ya benim senin annene saygım var, o ayrı bir konu, kız kardeşine de saygım var, o ayrı bir konu. Sen neredesin sen, o bizim için önemli.

Siz üniversitelerimizde kızlarımızın başörtülü olarak okumasının önündeki en büyük engeldiniz. İşte bir tane milletvekiliniz vardı, o odalarda neler yaptılar başörtülü yavrularımıza. Benim kendi yavrularım ülkemde okuyamadı. İki kızım Türkiye’de okuyamadı, niye? Başörtüsünden dolayı. Yurt dışına gönderdim, yurt dışında okudular. Ve bana o ülkelerin devlet başkanları ne dedi biliyor musunuz; niye buraya gönderdiniz, sizin kendi ülkenizde niye okuyamadılar? Onlara ben bunu anlatmak zorunda kaldım. Ama hamdolsun, şimdi açıldı mı, bütün başörtülü-başı açık hepsi üniversitelere gidebiliyor mu? Devlet dairelerinde çalışabiliyor mu? Bir sıkıntı var mı? Biz buyuz işte. Biz ne aldatan olduk, ne aldanan olduk. Ama bunların hayatı ta geçmiş CHP’den al, bugüne kadar hep inanca zulüm olmuştur.

Muharrem İnce’nin başörtüsü bile değil bere takan bir TRT kameramanı bir hanımefendi için Meclis’te soru önergesi verecek kadar tahammülsüz olduğunu biliyor musunuz? Şimdi başımıza özgürlükçü kesildiklerine, camiden çıkmadıklarına, herkese mavi boncuk taktıklarına bakmayın, bunların hepsi numara. Bunların geçmişi işte böyle lekelidir. Her şeyi öylesine çarpıtıyor, öylesine başka yerlere çekiyorlar ki inanın biz bile şaşırıp kalıyoruz.

Biz güçlü Meclis diyoruz, güçlü hükümet diyoruz, güçlü Türkiye diyoruz. Muharrem İnce çay anlıyor, kek anlıyor, oralet anlıyor. Bu durumu görünce Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam şu ibret verici kıssasını hatırladım. Bir gün Hazreti Ebubekir Radiyallahu Anh Peygamber Efendimize Aleyhissalatu Vesselam bakıp ne kadar güzelsiniz diyor. Efendimiz de haklısın diye kendisine mukabelede bulunuyor. Biraz sonra aynı yere Ebu Cehil geliyor, bakın çok enteresan. Peygamberimize bakıp ne kadar çirkinsin diyor. Efendimiz ona da haklısın diye mukabelede bulunuyor. Yanındakiler Peygamber Efendimize Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu durumun hikmetini sorduklarında kişi kendi nasılsa karşısındakini de öyle görür diye cevap veriyor. Nasıl, güzel mi? Bunlar kendi içlerindeki kiri, pası, hasisliği, bütün bunun yanında kini, nefreti, pası yansıtarak yaptığımız hizmetlere özellikle leke sürmeye çalışıyorlar. Niyazi Mısri Hazretleri de diyor ki:

“Halk içre bir âyineyim herkes bakar bir an görür,

Her ne görür kendi yüzün” diyor. Tamam?

“Ger yahşi ger yaman görür.” Evet, bazıları Türkiye aynasında baktığında yaptığımız eserleri, milletimize kazandırdığımız hizmetleri görür, yaptığımız 284 bin dersliği, göreve başlattığımız 600 bin öğretmeni, açtığımız 131 yeni üniversiteyi görür, yaptığımız 817 bin konutu görür, açtığımız 1245 hastaneyi, buralardaki 130 bin yatağı, göreve başlattığımız 540 bin sağlık çalışanını görür. İnşa ettiğimiz 20 bin kilometre bölünmüş yolu, 258 karayolu tünelini, 1213 kilometre hızlı tren hattını, 29 yeni havalimanını görür. Ülkemize kazandırdığımız 525 yeni barajı, 528 hidroelektrik santralini, 1238 sulama tesisini, 5 milyon hektar alana diktiğimiz ağaçları görür. Tarım sektörümüz verdiğimiz 108 milyar lira desteği, 6 milyon metrekare arazi toplulaştırmasını, 187 milyarı bulan tarımsal milli geliri görür.

Şimdi biz Marmaray’dan Avrasya Köprüsüne, Yavuz Sultan Selim’den Osman Gazi Köprülerine, 29 Ekim’de açacağımız yeni havalimanına kadar dünya çapındaki eserlerimizi görür. Ülkemizdeki tüm gariplere, kimsesizlere yaptığımız, 242 katrilyon liralık sosyal yardımları görür. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin hayat seviyelerini yükseltmek için attığımız adımları görür.

Burada emeklilerimiz var mı, şöyle bir ellerini göreyim. Bayram öncesi ikramiyeleri aldık mı? Burada taşeronda çalışırken kadroya geçen çalışanlarımız var mı? Onları da, elhamdülillah. Nasıl, yeni görevden memnun muyuz? Bazıları da aynı aynada işte bu CHP’liler gibi kendi geçmişlerindeki baskıları görür, zulümleri görür, sefaleti, yoksulluğu, yoksunluğu, ihmalleri görür. Biz milletimizin bu aynada ne gördüğüne bakıyoruz. Özellikle yurt dışındaki kardeşlerime sesleniyorum; sizler dışarıdan Türkiye’deki değişimi çok daha iyi görebilme imkanına sahipsiniz. CHP’sinden HDP’sine, PKK’sına, FETÖ’suna kadar herkesi bağrına basıp da AK Parti’ye engel üstüne engel çıkartanların bunu niye yaptıklarını sizler çok iyi biliyorsunuz. Arkanızda güçlü bir Türkiye olmasıyla zayıf bir Türkiye olması arasındaki farkı kimse sizin kadar iyi değerlendiremez. Bunun için yurt dışındaki vatandaşlarıma ellerini vicdanlarına koyup 16 yıl öncesinin Türkiye’siyle bugünün Türkiye’sine bakarak kararlarını vermeleri ve mutlaka sandık başına gitmeleri çağrısında bulunuyorum. Bölücülerle el ele verenlere karşı ülkesinin ve milletinin yanında olan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Ordu, 24 Haziran’da Türkiye’nin geleceğine göz dikenlere Rabia’mızla cevap vermeye hazır mıyız?

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Kriz üretmek isteyenlere inşallah cevabımız bu olacak. Bizi bölemeyecekler, bizi birbirimize düşüremeyecekler.

İşte 24 Haziran’da güçlü Meclis diyor muyuz?

Güçlü hükümet diyor muyuz?

Güçlü Türkiye diyor muyuz?

Rabbim hepinizden razı olsun. Her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.