Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Osmaniye 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmanin tam metni

 

Değerli dava arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili genç kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Sözlerimin hemen başında, vatanımız, ezanımız, bağımsızlığımız için bir gül bahçesine girercesine şahadete yürüyen tüm Osmaniyeli yiğitlere Rabbimden rahmet niyaz ediyorum, gelin önce birer Fatiha okuyalım.

Osmaniye 2015’ten bu yana terörle mücadelede, yurt içi ve yurt dışı operasyonlarımızda tam 38 şehit verdi. Osmaniye’nin kahraman evlatları bu vatanın sahipsiz olmadığını 15 Temmuz’da FETÖ’ye, Doğu ve Güneydoğu’da bölücü örgüte, yurt dışında da kiralık katiller ordusuna karşı ispat etti. Her biri şanlı tarihimize adını şerefle, onurla ve altın harflerle yazdırdı, Rabbim onlardan razı olsun. Yüce Mevla’m şehitlerimizi Sevgili Peygamberimize Aleyhissalatu Vesselam komşu eylesin.

Şu an itibarıyla Afrin’de etkisiz hale getirilen toplam teröristlerin sayısı ne oldu biliyor musunuz? Devamlı artıyor, şimdi son rakamı aldım, 1951.

Ve Mehmet’imiz dağ taş demiyor, evvel Allah bir taraftan F-16’larla, bir taraftan SİHA’larla, İHA’larla, tanklarla, toplarla, kar, kış, kar bora fırtına, yürüyor. Gençliğimizde öyle derdik, kar bora fırtına sükun bulacak, o zaman değişti, ben şimdi değiştiriyorum, sana bu teröristler sana duracak. Durduruyor muyuz? Durduruyoruz.

Ne tüneller açmış öyle. Bu tünellerin paraları nereden geldi? Bu tünellerin o beton mikserleri nerelerden geldi, o çimentolar nerelerden geldi biliyoruz. O bilmiyoruz zannedeler vakti saati geldiğinde bütün o video kayıtlarıyla onlara bunları gösteriyoruz ve göstereceğiz.

İnşallah bizler onların emanetlerine gözümüz gibi bakacak, şehitlerimizi söylüyorum, bu vatanı ite kopuğa kesinlikle teslim etmeyeceğiz. Şehitlerimizin kanlarını döken alçaklardan işledikleri cinayetlerin hesabını tek tek soracağız. Son terörist imha edilene kadar terörle mücadelemizi içeride ve dışarıda kararlılıkla sürdüreceğiz.

Değerli kardeşlerim; il kongremiz vesilesiyle 4 yıllık ayrılığın ardından tekrar sizlerle beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duyuyorum. Bizi tarih şehri, yaylalar, kaleler şehri, hepsinden de öte vatan aşıklarının şehri Osmaniye’ye kavuşturduğu için Rabbime hamd ediyorum.

Buradan Osmaniye’nin tüm ilçelerindeki, köylerindeki kardeşlerime selam ve sevgilerimi yolluyorum.

Bizi bugün gerçekten muhteşem bir coşkuyla bağrına basan Osmaniye’ye teşekkür ediyorum.

Salonunun dışında en az buranın 3 misli Osmaniyeli kardeşim vardı, tabi onları selamlamadan geçemezdik, onlara da selamımızı verdik, onlarla da bir muhabbet yaptık ve öyle salona girdik. Biz sizi çok özlemiştik, anlaşılan sizler de bizi çok özlediniz.

İnşallah o an geldiği anda; ona ne diyor askeri literatür? Sefer görev emri. O an geldiğinde önce ben, sonra da sizler birlikte yürüyeceğiz.

Osmaniyeli aşık ne diyor:

“Daha başka ne ararım,

Bulduğum dost yeter bana.

Bilinsin karım, zararım,

Bulduğum dost yeter bana.

Bu dünya bir seyranlıktır,

Koskoca kabristanlıktır,

Kanaatse sultanlıktır,

Bulduğum dost yeter bana.”

Hamdolsun, bize de Osmaniye’de bulduğumuz bu dostlarımız yeter, Bize işte salonun içini ve dışını hıncahınç dolduran siz dava arkadaşlarımızın muhabbeti yeter. Her birinize sevdanız, aşkınız, ahde vefanız için şükranlarımı sunuyorum. Önümüzdeki süreçte bu dostluğu daha da perçinlememiz gerekiyor. Ve şimdi hamdolsun bir ittifakın temellerini attık ve bu ittifak artık Meclise gönderildi. Ve şimdi bununla birlikte önümüzde 2019 bizim için bir ittifak yılı olacak.

Temennim şudur: Ya Rab, bu birlikteliğimizi daim eyle. ("Amin" sesleri) Bu birlikteliğimizi inşallah güçlenerek ülkemizin geleceğine taşımaya vesile eyle. ("Amin" sesleri) Ve o malum çevreler bu ittifakın ne olduğunu da iyi görsünler, iyi anlasınlar.

İnşallah bu ittifakla birlikte Türkiye yeni bir dönemin tohumlarını atıyor ve bu atılan tohumlar ümmetin, milletin güçlenerek geleceğe yürümesidir.

Bu tarihi kongrenin teşkilatımız için, şehrimiz için, ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Osmaniye teşkilatlarımızda vazife üstlenmiş tüm dava arkadaşlarıma en kalbi şükranlarımı sunuyorum, ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.

Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma ülkem ve partim adına minnettarlığımı belirtiyor, yeni sorumluluk üstlenen kardeşlerime de Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler temenni ediyorum.

Kongremizde Osmaniye’de 2019 seçimlerinin startını da vermiş oluyoruz. 2019’a kadar gece-gündüz demeden çalışarak tam bir dayanışma ruhu içinde, birlik ve beraberlik içinde bu kritik seçimlere hazırlanacağız. Kapı-kapı dolaşarak bu ülkeye, bu millete elbette, Osmaniye’ye yaptığımız hizmetleri ve projelerimizi kardeşlerimize anlatacağız.

İnşallah ülke genelinde, başta Sayın Bahçeli olmak üzere tabi ki bu ittifakla birlikte güçlenerek çıktığımız bu yolda hamdolsun çok daha büyük bir sinerjiyi elde edeceğiz. Bu sinerji siyasette inşallah ülkemizde bir örnek olacaktır ve ilk olacağı gibi de ülkemizin geleceğine yönelik yeni temellerin atılmasına vesile olacaktır.

Bu süreçte şunu bir an olsun aklımızdan çıkarmayacağız: Herkes rehavete kapılsa bile bizim buna hakkımız yok. Herkes yorulsa, yorgun düşse bile bizim böyle bir lüksümüz yok. Herkes kızsa, darılsa, üzülse bile, bizim bu şekilde bir davranma imkanımız yok. Zira biz, aşkınan çalışan yorulmaz diyoruz. Biz, baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş sözüne inanıyoruz.

Sevgili gençler, değerli kardeşlerim; şunu bir defa iyi öğreneceğiz: Biz siyaseti “…” insanların en hayırlısı biliyorsunuz insanlara en fazla hizmet edenidir.

İki; biz siyaseti halka hizmet, Hakk’a hizmettir anlayışıyla yürütüyoruz. Bizim ülkemize, milletimize ve tüm dünyadaki kardeşlerimize hizmet gibi bir aşkımız var, bir derdimiz var, böyle yüce bir sorumluluğumuz var. Bizim ülkemizi 2023 hedefleriyle, 2053 ve 2071 vizyonlarıyla bulaştırmak gibi bir Kızılelmamız var. Bizim geleceğe dair hayallerimiz, hedeflerimiz, iddialarımız var. Buradaki her bir kardeşimin üzerinde taşıdığı ağır mesuliyetin bilinciyle hareket edeceğine inanıyorum. Görev alsın-almasın, davamıza gönül vermiş herkesten 2019’a kadar dur-durak bilmeden koşturmasını bekliyorum.

Şimdi buradan AK kadroya soruyorum, ana kademe, göreyim sizleri; 2019 için kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Güzel.

Hanımlar, şimdi sizleri bir göreyim, kalkınsın bakalım hanımlar; 2019 için kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Maşallah.

Gençler, şimdi bir de sizi göreyim bakayım, bir kalkın; 2019 için üniversitelerde, liselerde kapı-kapı dolaşmaya, tüm genç arkadaşlarınızı kucaklama hazır mıyız? Maşallah, barekallah. Rabbim sizlere güç versin, kuvvet versin. Rabbim yolumuzu, bahtımızı, ufkumuzu açık etsin.

Sevgili Osmaniyeliler, çok değerli kardeşlerim: Ziya Paşa ne diyor: Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. Biz de Osmaniye’ye olan muhabbetimizi sadece sözde değil, icraatlarımızla da gösteriyoruz. Diğer 80 vilayetimize hizmet ederken, Osmaniye’yi de asla ihmal etmedik, etmiyoruz. Şehrimizin kat ettiği mesafe zaten her şeyi anlatıyor, 15 yıl öncenin adeta kaderine terk edilmiş Osmaniye’sinden, bugün altyapısıyla, üstyapısıyla, yolları, barajlarıyla göz kamaştıran bir şehre kavuştuk.

Son 15 yılda Osmaniye’ye yaptığımız yatırım ne kadar biliyor musunuz? 7,5 katrilyon lira. 

İki bine yakın yen derslik inşa ederek okullarımızın çehresini değiştirdik. Korkut Ata Üniversitesiyle Osmaniye’yi bir eğitim-öğretim şehrine dönüştürdük. Öğrencilerimizin barınca ihtiyaçları için 1400 yatak kapasiteli yükseköğrenim yurdu inşa ettik. Bu yıl 1500, önümüzdeki yıl 1000 kişilik olmak üzere toplam 2500 kişilik yeni yükseköğrenim yurtları da yapıyoruz.

Şehrimize 18 tane spor tesisi, 28 adet de sağlık tesisi kazandırdık. Ayrıca 11 adet sağlık tesisimiz de inşa, proje, ihale ve bu noktada arsa tespit ve tayini aşamasında. Bunlar içerisinde 600 yataklı Devlet Hastanesiyle 100 yataklı Kadirli Devlet Hastanesi ek binası da var. Mayıs ayında projesini bitirip Haziran’da ihalesini gerçekleştireceğimiz 600 yataklı Osmaniye Devlet Hastanesini Gebeli Mahallesi’ne yapıyoruz.

TOKİ aracılığıyla Osmaniye’de 2117 konut projesi gerçekleştirdik. Osmaniye’nin mevcut bölünmüş yollarına 43 kilometre daha ilave ettik, ayrıca halen süren yol inşaatlarımız var.

Onyıllardır el değmeyen Osmaniye demir yollarını sıfırdan yapılmışçasına yeniledik. Osmaniye’yi de hızlı tren konforu ve süratiyle inşallah tanıştırıyoruz. Toplam maliyeti yaklaşık 4 milyar lira olan Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren projemizin çalışmaları süratle ilerliyor. Mevcut durumda Gaziantep-Osmaniye-Adana-Mersin koridorunda yolcu trenlerinin hızı saatte 120 kilometre, yük trenlerinin ise 65 kilometredir. Peki, proje bittiğinde ne olacak? Osmaniye-Adana arası 35 dakikaya, Osmaniye-Gaziantep arası ise 1 saate inmiş olacak, böylece Osmaniye ülke genelindeki hızlı tren ağlarına bağlanmış olacak. Kayseri-Niğde-Mersin-Osmaniye arasındaki mevcut demir yolu hattını 945 trilyon liralık maliyetle elektrikli sinyalli hale getirerek modernize ediyoruz. İnşallah projeyi bu sene içerisinde tamamlıyoruz.

Osmaniye sanayisini güçlendirecek, buradaki ürünlerin çevre limanlara, oradan da tüm dünyaya açılmasını sağlayacak demir yolu hattı projesiyle ilgili çalışmalara da başladık.

Mehmetli Barajı kardeşlerim, ihtiyaçlara cevap vermiyordu, biz bu barajı revize edip yükselterek 50 bin dekar arazinin daha sulamaya açılmasını sağladık. Osmaniye için önemini bildiğimiz Savrun Barajının inşaatı sürüyor, bu barajla 142 bin dekar verimli arazi daha suyla buluşacak.

Son 15 yılda çiftçilerimize 485 milyon lira tarımsal destek verdik, yani eski parayla 485 trilyon. İnşallah bundan sonra da sizlere hizmet vermeye devam edeceğiz.

Osmaniye’yi her açıdan bölgesinin cazibe merkezi yapacak yatırımlarımızı sürdüreceğiz.

Sevgili Osmaniyeli kardeşlerim; sizler de takip ediyorsunuz, bölgemiz son derece meşakkatli günlerden geçiyor. Suriye’den Irak’a, Yemen’den Libya’ya, Filistin’e kadar tarihi kardeşlik bağlarımızın olduğu birçok ülke istikrarsızlık içinde kıvranıyor. Coğrafyamızda minarelerden yükselen o davudi ezan seslerinin yerini anaların yüreklerimizi dağlayan feryatları aldı. Bilinçli, kasıtlı bir şekilde bizi köklerimize bağlayan ne varsa teker teker silmeye çalışıyorlar. Her biri medeniyetimizin asırlık şaheserleriyle ilmik ilmek dokunmuş olan İslam şehirlerinin çoğu enkaz yığınlarına döndü, işte Halep bunlardan bir tanesi, işte Musul bunlardan bir tanesi, Şam bunlardan bir tanesi. Bunlar nasıl yeniden ayağa kalkacak, bunlar nasıl abat edilecek? İşte Afrin bunlardan bir tanesi. Kütüphanelerimiz yağmalandı, camilerimiz bombalandı, kadim mirasımız vahşice talan edildi. Sadece komşumuz Suriye’de tüm dünyanın gözü önünde 1 milyon kardeşimiz devlet terörünün kurbanı oldu. Hala Esed’le biraraya gelelim diyen zavallılar var. Esed’le bu işi toparlayalım diyen zavallılar var. Yahu 1 milyon vatandaşını katleden böyle bir katille siz neyi düzelteceksiniz, neyi ayağa kaldıracaksınız? Her fırsatta bize demokrasi, insan hakları, hukuk dersi veren devletler ve kuruluşlar ise tüm bu olan bitene kayıtsız kalıyor.

Tutturmuşlar bir şey, kimyasal silah kullananlara gereğini yapalım. Be arkadaş, kimyasal silah kullanırken 1000 kişi, 1500 kişi ölüyor, peki konvansiyonel silah kullanmayı bir kenara niye atıyorsun? Bu 1 milyon bu konvansiyonel silahlarla öldürüldü ya, varil bombalarıyla öldürüldü ya, tanklarla, toplarla öldürüldü, 1 milyon. Önemli olan sebep midir, yoksa netice midir? Sen neticeye bak. Konvansiyonel silahlarla öldürüldüğü zaman meşru, kimyasal silahlarla öldürüldüğü zaman gayrimeşru; böyle sapıklık olur mu, bu ne biçim iştir? Neymiş, filanca tarihte kimyasal silahlarla ilgili bir yasal düzenleme yapıldı, ee, bundan dolayı bunun üzerine gidiyoruz. Geç o işi geç, sen bana insandan bahset insandan, insanlar ölüyor, insanlar katlediliyor, sen buna bak.

Yedi yıldır kendi vatandaşını her gün varil bombaları, dediğim gibi tank, top, bunlarla, kimyasal silahlar zaten çok az, füzelerle, böyle bir terör rejimi var, buna basit kınama, böyle basit cümlelerle geçiştirme yapılabilir mi? Günlerdir Doğu Guta’da devam eden vahşete şöyle ciddi tepki gösteren bir ülke gördünüz mü, duydunuz mu? Sivil sivil sivil diyorlar; peki kardeşim, Doğu Guta’da öldürülenler ne, asker mi? Diyoruz ki, Doğu Guta’dakileri bize verin, vermiyorlar. Nereye götürüyorlar? Şam’a, Şam’da akıbetleri meçhul. Ya verin bize, biz bunu insani yardım adına istiyoruz, verin. Çünkü bu ülke Türkiye, o damarlarındaki asaletinden buralardaki bu zulmü durdurmak için verin bize, biz hastanelerimizde onları tedavi ettirelim diyoruz, ama vermiyorlar, işlerine gelmiyor, çünkü tarihe kayıt düşecekler, bunu biliyorlar.

Şu gerçeğe her gün tekrar şahit oluyoruz: Tıpkı bir asır önce olduğu gibi bölgemiz yeniden belli güçlerin rant ve çıkar kavgasına kurban edilmek isteniyor. Petrol kokusu almış emperyalistler, bunlar tarafından coğrafyamızın sınırları kan ve yeniden gözyaşlarıyla çizilmeye çalışılıyor. Ancak bu kanlı planlarının önündeki en büyük en gel, yüzyıl öncesinde olduğu gibi yine Türkiye.

Bugün bölgede emperyalistlerin en büyük korkusu, unutmayın, Türk milletidir, sizsiniz, biziz. Çünkü Türkiye demek, bölgede barış, huzur ve istikrarın devam etmesi demektir. Türkiye demek, sadece kendi vatandaşlarına değil tüm mazlum ve mağdurlara umut olan ülke demektir. Türkiye 780 bin kilometrekareye sığdırılamayacak kadar büyük bir ülkedir. Ah kardeşlerim, biz bu 780 bin kilometrekareye nereden geldik? 18 milyon kilometrekareden biz 780 bin kilometrekareye indik, biz buyduk.

Hani şair diyor ya: “Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz.” Biz böyle bir millettik. Birileri hala bu ülkenin anlamını bir türlü idrak edemiyor, birileri hala Türkiye’ye kendi dar ideolojilerinin kalıplarından bakıyor. Ufukları kendi mahallelerinden, kendi parti binalarından, akşam takıldıkları izbe mekanlardan öte gitmeyenler bu ülkenin ne demek olduğunu, mazlumların gözünde ne mana ifade ettiğini bir türlü kavrayamıyor. Devekuşu başını toprağa gömünce kendini görünmez zannedermiş. Bunlar da her yeri başlarını gömdükleri kendi kısır dünyalarından ibaret sanıyorlar, gerisini söylemeyeceğim.

Kardeşlerim; şunu açık ve net bir şekilde ifade etmek isterim: Bugün Türkiye’nin rızasını, menfaatini, endişesini ve taleplerini gözetmeyen hiçbir projenin bölgemizde uygulama şansı yoktur; ölümüne ölümene gideceğiz, bunun çaresi yok. Hele hele çevrimizde ülkemizin bekasına halel getirecek, vatandaşlarımızın can güvenliğini hiçe sayacak bir adımın atılmasına kesinlikle izin vermeyiz, vermeyeceğiz.

Nitekim terör örgütleri üzerinden ülkemizi çevreleme teşebbüslerine ilk darbeyi indiren ve ilk darbeyi Fırat Kalkanı Harekatıyla ne yaptık, vurduk. 2 bin kilometrekarelik bölgeyi kontrolümüze aldık ve şu anda orada 140 bin insan ne yaptı? Tekrar geri döndü, topraklarına döndü ve kendi topraklarında bizim güvencemizde şimdi orada yaşıyorlar. İşte Afrin’i de aynı yapalım diyoruz, Türkiye’den tekrar Afrin’e Afrinliler dönsün, onları da biz koruyalım, bizim güvencemizde olsun.

Ya derdimiz ne? Derdimiz bu insanlar, 3,5 milyon insan şu anda Türkiye’de, istiyoruz ki bu insanlar topraklarına dönsün ve orada yaşasınlar. Gurbet kolay değil, gurbet zordur gurbeti bilenlere.

Bugün 36. gününe ulaşan Zeytin Dalı Harekatıyla hem Afrin’deki terör bataklığını kurutuyor, hem de ülkemizdeki mültecilerin vatanlarına dönebilecekleri güvenli bölgeler kuruyoruz. Şimdiye kadar aralarında birçok Haçlı artığı yabancı teröristin de olduğu, az önce rakamı söyledim, 1951 teröristi, evet, insanlık düşmanını etkisiz hale getirdik.

Dün yayınladıkları videolarla Türkiye Cumhuriyeti Devletine ders vermek için geldiklerini söyleyenler, bugün ülkelerine paçavralara sarılı tabutlarla dönüyorlar, bu iş böyle. Daha bir ay öncesine kadar bize ve devletimize meydan okuyanlar bakıyorsunuz bugün Batılı efendilerine ağlamaya, bizi kürarın diye yalvarmaya başladılar. Hiç beyhude uğraşmasınlar, kime ağlarlarsa ağlasınlar, kime yalvarırlarsa yalvarsınlar, onlara hak ettikleri dersi vereceğiz. Bölgeyi kan ve gözyaşına boğan bu katil sürülerinin inlerini başlarına geçireceğiz.

Kardeşlerim; ne perde arkasından yürütülen kirli pazarlılar, ne sahada sahnelenmeye çalışılan Alicengiz oyunları bizi yolumuzdan alı koyamaz. Adı, sanı, kimliği ne olursa olsun, hiç kimsenin teröristlere kalkan olmasına göz yummayacak, rıza göstermeyeceğiz. Güya teröristlere yardım için yola çıkan konvoylara yönelik operasyonlarımız, bu konudaki tavrımızı açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bundan sonraki benzer teşebbüslere verecek cevabımız da yine bu minvalde olacaktır. Türkiye uluslararası hukuktan doğan haklarını sonuna kadar kullanmakta kararlıdır, kimse bundan endişe etmesin.

Değerli kardeşlerim, şüphesiz bu tür imtihan dönemleri aynı zamanda bir turnusol vazifesi de görüyor. Atalarımızın deneyimiyle, bu zamanda ak koyun, kara koyun belli oluyor. Ülkesinin ve milletinin menfaatini gözetenlerle, kendi çıkarları için mücadele edenler ayan beyan ortaya çıkıyor. Yerli ve milli olanlar ile emperyalist efendilerine gönüllü hizmetkarlık yapanlar kendilerinden ayrışıveriyor. Maalesef Türkiye’de vatan yansa ateşinde ısınacak kadar yüreği kararmış, gözü dünmüş, asalak bir kesim de var, bunu da bilmemiz lazım. Biz bunları çok iyi biliyoruz, bunları biz 27 Mayıs’lardan tanıyoruz, 12 Eylül’lerden tanıyoruz, 28 Şubat’lardan tanıyoruz, yakın geçmişte darbe teşebbüslerine verdikleri desteklerden tanıyoruz. Biz bunları attıkları küstah manşetlerden, bir türlü gizleyemedikleri millet ve devlet düşmanlığından tanıyoruz. Biz bunları PKK, DHKP-C, DEAŞ gibi eli kanlı canilerle yaptıkları güzellemelerden tanıyoruz. Biz bunları Meclis kürsülerini FETÖ’ye kiralamalarından, 15 Temmuz darbe girişimini sulandırma girişimlerinden tanıyoruz. Biz bunları ülkemizin sıkıntı yaşadığı ne kadar devlet varsa, onlara piyonluk yapmalarından tanıyoruz. Yaşadığımız onca ihanet sonrasında biz bunları o kadar tanıyoruz ki inanın bunların ciğerlerini okuruz ciğerlerini, bu kadar. Bunlar için siyaset sadece bir çıkar oyunudur. Bunların gözünde vatan dahil, siyasi menfaate çevrilmeyecek hiçbir değer yoktur. Kimini 1 dolara, kimini 50 dolara veya 50 bin dolara, kimi de sadece sırtını sıvazlayarak, kimini ise 3 kuruşluk ödüllerle kolayca bunları satın alabilirsiniz. Bu güruhun sayısı giderek epeyce azaldı, ama hala varlıkları sürüyor. Medya, sanat ve siyaset başta olmak üzere çeşitli alanlarda halen bazı köşe başlarını tutmaya gayret edenler var, bunları da tanıyoruz. Kusura bakmasınlar, öyle bu ülke yolgeçen hanı değildir.

Türkiye’de ihtilaf yerine ittifakı, ayrışma yerine müşterekleri yücelten yeni bir siyasi iklim de oluşuyor. Nedir bu? Cumhurun ittifakı. Cumhurun ittifak ettiği yerde siyasetçilerin, siyasi partilerin geride durması düşünülemez. İşte cumhur burada, cumhurun ittifakı da burada.

Kardeşlerim; ülke menfaatlerini parti menfaatinin önüne koyan, milletin bekasını her şeyin üstünde tutan, mesele vatansa gerisi teferruattır diyen partiler elbette ortak noktalarda biraraya gelme erdemi gösterdiler ve göstereceklerdir. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’ye bu süreçte sergilediği milli duruş için bir kez de kendi memleketi Osmaniye’den teşekkür ediyorum.

15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere terörle mücadeleden yurt dışı operasyonlara kadar milletimizin ve devletimizin bekasını ilgilendiren her konuda kendisi gerçekten ismiyle müsemma bir şekilde devlet adamı gibi hareket etmiştir. Bu yeni sürecin ülkemizde birlik, beraberlik ve kenetlenmeye vesile olmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlar, AK Parti olarak 2019 seçimleriyle ilgili hazırlıklarımızı eksiksiz yapacak, partimizi sahada daha da güçlendirmenin yollarını arayacağız.

16 Nisan halkoylamasında Osmaniye’de aldığımız oy oranı elbette bizim için önemli, kıymetli. 16 Nisan’da Osmaniye de tüm menfi propagandalar rağmen yine kendine yakışanı yapmıştır. Ben 16 Nisan halkoylamasında yüzde 58 gibi Türkiye ortalamasının üzerinde bir oy oranıyla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi evet diyen Osmaniye’ye şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

İnşallah 2019’da cumhurun ittifakıyla çok farklı bir değişimi, gelişimi Osmaniye’de göreceğiz. Bu tarihi değişikliğe evet diyerek sizler ülkemizin önünde taze bir yol açtınız. İnşallah 2019’da hep birlikte bu süreci bir üst aşamaya taşıyoruz. Ben 2019 seçimlerinde Osmaniye’den rekor üstüne rekor bekliyorum, İnşallah güçlerimizi birleştirerek Osmaniye’yi ülkemizde oy oranı itibarıyla ilk 10’a taşıyacağımıza inanıyorum. Stratejimizi doğru belirleyip gerekli çalışmayı yaptığımızda, bilhassa kendimizi vatandaşlarımıza iyi anlattığımızda bizim için hiçbir şey imkansız değildir. Unutmayın, gayret bizden, tevfik Allah’tandır.

Öyleyse son Rabia’mıza gelelim.

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet… Bu unsurlarımızı unutmayacağız.

Ve bunun içinde ne olacak? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Evet, kongremiz hayırlı olsun.  Bugüne kadar görev yapan kardeşlerimi kutluyorum. Yeni görev alacak kardeşlerime de şimdiden başarılar diliyorum.

Sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.