Cumhurbaskani Erdogan’in Özbekistan ziyareti öncesi basin toplantisinda yaptigi konusmanin metni
… ve Güney Kore Cumhurbaşkanı Sayın Moon Jae-in davetlerine icabetle az sonra bu seyahatlerimizi gerçekleştireceğiz.
Ziyaretim kapsamında yarın Özbekistan’ın Başkenti Taşkent’te değerli kardeşim, Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ile görüşmelerimiz olacak. Ayrıca Özbekistan Ali Meclisine hitapta bulunacağım ve Sayın Mirziyoyev ile Türkiye-Özbekistan İş Forumuna katılacağız. 1 Mayıs günü de medeniyetimizin kadim şehirlerinden alimler, arifler ve mütefekkirler diyarı Buhara’yı ziyaret edeceğim. Ve Buhara ziyaretimin anlamı büyük, inşallah kendileriyle daha önce de görüştük, arzumuz, isteğimiz; bir Buhari biliyorsunuz hadis külliyatı içerisinde en önemli eserlerden bir tanesidir, dolayısıyla İmam Buhari adına orada bir enstitü kurmayı hedefliyoruz. Bir de İmam Maturidi itikadı anlayışımızda da bizim odur ve onunla ilgili de orada bir enstitü kuralım istiyoruz. Bu konuda aramızda bir mutabakatımız var, bu adımları da inşallah bu gidişte artık kesinleştireceğiz. Ve bu ziyaretimizle biz uzun yıllardır kaybettiğimiz o ivmeyi yeniden kazanacağız. Onun için de çok geniş bir işadamları heyetiyle Özbekistan’a bu ziyaretimizi yapıyoruz.
Özbekistan ziyaretimizi müteakiben inşallah Güney Kore’nin Başkenti Seul’e hareket edeceğiz. Tarihi özel bağlarımızın bulunduğu Kore Cumhuriyetini ziyaretim kapsamında da 2 Mayıs günü Cumhurbaşkanı Sayın Moon ile baş-başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştireceğim. Ulusal Meclisi ziyaret ederek Meclis Başkanı ile biraraya geleceğim.
Malumunuz Kore Cumhuriyeti bölgesinde ve hatta küresel ölçekte bir ekonomik güç. Tabii bu ziyaretimiz de çok anlamlı bir döneme rastlıyor, malum Kuzey Kore ile Güney Kore’nin biraraya geldiği dönemde şimdi bizler de bu ziyareti gerçekleştirerek çok anlamlı bazı öğreneceklerimizi herhalde öğrenme fırsatını da bulacağız diye düşünüyorum.
Kore Cumhuriyeti teknoloji alanında dünya çapında bir oyuncu. Bu ziyaretimiz vesilesiyle önde gelen Koreli firmaların üst düzey yöneticileriyle çok sayıda görüşmelerim olacak. Ziyaretim sırasında işbirliğimizi ileriye dönük adımlarla geliştirmek amacıyla görüş alışverişinde bulunacağız. İkili işbirliği alanlarının yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuları da ele alacağız. Ziyaretim Kore Yarımadasında önemli gelişmelerin yaşandığı tabii bir dönemde olması buna ayrı bir zenginlik katıyor. Güney Kore Cumhurbaşkanı ve Kuzey Kore Liderinin 27 Nisan günü tarihi bir zirvede biraraya gelişleri, bizim de onlarla olan ilişkilerimize ayrı bir zenginlik katacaktır diye düşünüyorum. Nükleer silahsızlanma amacıyla başlatılan görüşmelerin başarıyla neticelenmesini arzu ediyoruz. Özellikle on yıllardır hasretle beklenen kalıcı barışın Kore Yarımadasında tesis edilmesini diliyoruz.
Özbekistan ve Kore Cumhuriyeti ziyaretlerimizin gerek beşeri münasebetler, gerekse ekonomik ilişkiler bağlamında hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sorusu olan arkadaşlarımız varsa sorularını alalım, kendilerini de takdim etsinler.
Buyurun.
SORU- Osman Girgin efendim, Habertürk Televizyonu.
Seçim süreci açıklandığından beri 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adaylığıyla ilgili bir tartışma vardı, dün kendisi bir açıklama yaptı. Temel Beyin talebi doğrultusunda bu sürecin ortaya çıktığını ve bir mutabakat uzlaşısı olmadığı için de adaylığının ortadan kalktığını ve aday değilim diye bir açıklama yaptı, değerlendirmenizi alabilir miyiz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar; ben müsaadelerinizi alarak bu konuyla ilgili hiçbir değerlendirme yapmayacağım. Zaten Sayın Gül değerlendirmeleri kendileri de yaptılar. Sadece sizlere de teşekkür edeceğim. Seçim meydanı herkese açıktır ve seçim meydanı da bu noktada zaten temenni ederiz ki bir an önce her siyasi parti adayını belirler, ona göre de bizler kampanyamızı çok daha değerli kılacak adımlarımızı atarız.
SORU- Sayın Cumhurbaşkanım, Sabah Gazetesinden Zeynel Yaman.
Seçim sürecinde birtakım anketler yayınlanıyor çeşitli yerler tarafından, size tabii ki daha net bilgiler gidiyordur. Bu konuda seçim süreciyle alakalı kamuoyuyla paylaşmak istediğiniz bir durum var mıdır anket konusunda ve gidişat konusunda?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, şu anda benim anketlere dayalı olarak neyi paylaşırız dersek, paylaşacağım tek şey var; hamdolsun anketler cumhur ittifakının açık ara önde olduğunu gösteriyor. Ama rakamsal bir şey bizden beklerseniz rakamsal bir şey vermeyeceğim, onu zaten sizler yayın grubu olarak da yapıyorsunuz ve değişik yerlerden de alıyorsunuz, sizler de bunu görüyorsunuz. Ama açık ara cumhur ittifakı hamdolsun çok olumlu, gayet güzel bir yerde.
SORU- 24 Televizyonu, Ebru Doğan.
Efendim, son zamanlarda bedelli askerlik çokça konuşulmaya başlandı, sizin bu yöndeki değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Teşekkürler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, aslında bedelli askerlik şu anda Hükümetimizin gündeminde değil, böyle bir durum yok. Ve hele hele bir tarafta tabii Afrin, bir taraftan malum Fırat Kalkanı Harekâtı, bunların olduğu bir dönemde bunu gündemimize almak şehitlerimize, özellikle gazilerimize, onlara karşı bir saygısızlık olur ve bu işlerin tabii istismarını yapanlar da çok çok fazla. Hayırlısıyla şu önümüzde seçim bitmiş olsun, inşallah başkanlık sistemine geçiş dönemi hallolduktan sonra bunlar tekrar masaya yatırılır, ona göre atılması gereken bir adım bu konuda varsa o zaman bu adımlar atılır. Ama şu anda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil.
SORU- Özgür Hasan Altuncu, Hürriyet Gazetesi.
Efendim, İstanbul Üniversitesinde bölünmeye dair ciddi bir tepki var, özellikle Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden yükselen. Kendisi de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu olan Aziz Sancar Hocayla da dün görüştünüz. Bu konuda size akseden veya sizin bölünmeye ilişkin görüşünüz, düşünceniz nedir, merak ediyoruz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, Aziz Sancar Hocamızın böyle bir derdi, böyle bir sıkıntısı kesinlikle yok, bakın bunların hepsinde istismar var. Bir defa İstanbul Üniversitesi niye ikiye bölünüyor, bunun üzerinde durmamız lazım. Biz bir karar aldık, dedik ki; öğrenci sayısı itibariyle nitelik-nicelik, bunu yakalamamız lazım. Şimdi İstanbul Üniversitesinin öğrenci sayısı 105 bine ulaşmış durumda. Tabii burada bir kalite maalesef olamıyor, düşüyor kalite. İstanbul Üniversitesi bir marka, tarihi itibariyle eski bir üniversite, eyvallah. Ama tarihi itibariyle eski bir üniversite olması demek, burada öğrenci sayısının azaltılmasına mani bir hal var demek değildir. Peki, biz İstanbul Üniversitesi markasını ortadan kaldırıyor muyuz? Hayır, böyle bir şey de yok. Bazıları bana soruyor, bakıyorum koskoca profesör soruyor bana bu soruyu, bundan haberin var mı diyorum, ha ben öyle olduğunu bilmiyorum diyor. Bilmiyorsan, niye bize sormadan böyle bir şeyi söylüyorsun. Tamam, önce mesela bir İbn-i Sina ifadesi söz konusu oldu, arkadaşlarla müzakere ettik, tamam İbn-i Sina ismini kaldıralım. Ne olacak? Şimdi bir tarafta İstanbul Üniversitesi başlı başına bir isim, öbür tarafta da İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi şeklinde oluyor, İstanbul yine oluyor. Ama bu 500 yıllık maziye sahip olan bu isim korunuyor. Ve ortalama 50 bin civarında öğrenci bir tanesinde kalıyor, 50 bin civarında öğrenci bir tanesinde kalıyor ve bunlar da adrese teslim değil, onu da bilelim. Şimdi diyelim ki, Cerrahpaşa diye bir şey yoktu, nasıl yoktu ya? Ben kendimi bildim bileli Cerrahpaşa var. Ama şimdi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa olarak ayrılmıyor, İstanbul Cerrahpaşa üniversitesi diyoruz, böyle bir üniversite oluyor. Öbür tarafta da asli yapısını koruyarak İstanbul Üniversitesi diyoruz ve onda da 50 bin civarında öğrenci olacak, onda da 50 bin civarında öğrenci olacak. Ha altında fakültelere baktığımız zaman, hemen hemen birçok fakülte her iki üniversitede de olacak. Ve bu fakültelerin de her iki üniversitede de aynı fakülteden olmak diye bir şey yok. Mesela biz dengeyi burada koruyalım diye bir tarafta İktisat Fakültesi kalmıştı ki İktisat Fakültesinin 15 bin civarında öğrencisi var, onu hemen diğer tarafa kaydırmak suretiyle rakamı dengeleyelim dedik. Mesela İşletme Fakültesi aynı şekilde bir tarafta kalmıştı, orada da dengeyi koruyalım dedik ve böylece ortalama 50 bin civarında bir rakamla bunu sağlamış olduk.
Dert nerede, onu da söyleyeyim. Dert yine ideolojik. Efendim, işte bunlar da bizim camiadan. Kusura bakmasınlar, bizim camia, şu camia-bu camia diye bir şey yok. Her şeyde ideolojik yaklaşımdan uzak, dürüst olacağız. Biz nitelik mi arayacağız, yoksa nicelik mi arayacağız, biz buna bakıyoruz. Ve burada öğrenci sayısı itibariyle kaliteyi artıracak bir adımı atalım istiyoruz. Kaldı ki İstanbul Üniversitesine biz Hasdal tarafında yaklaşık 700-800 dönüm bir arazi tahsis ettik. Şimdi orada da İstanbul Üniversitesinin asli kampüsü veya külliyesi olacak. Oraya taşındığı zaman zaten çok daha farklı bir konuma ulaşacak. Mesela önce biz Çapa’yı da düşündük, ama biz Çapa’yı zaten deprem riski sebebiyle birçok binasının yıkılması gerekiyor. Oralar yıkılacak ve orası belki İstanbul Üniversitesinin merkezde bir irtibat bölümü olacak, oradaki tarihi tescilli olan binalardan bazıları kalacak. Zaten Beyazıt’taki bina tartışılmaz, o zaten bütün hususiyetiyle, özelliğiyle ortada. Ve bütün bunlar üzerinde de YÖK çalışmalarını sürdürecek. Ama bir taraftan da bakıyorsunuz Ankara’da Gazi Üniversitesiyle ilgili de bazı spekülasyonlar var. Aynı buradaki uygulama neyse orada da onu yapacağız. Ama bunların sayısı, sadece ikisi değil ki, ama ikisinde maalesef bir tezgâhtır gidiyor. Şu anda biz 20’ye yakın üniversitenin bu şekilde değişimini yapıyoruz. Hepsinde de kimisinde sayı 80 bine ulaşmış, 90 bine ulaşmış ve buralardan halkın bizden talepleri var. Oralardan milletvekillerimizin halkla olan görüşmeleri vesaire bunlar var, bu talepler üzerine bu adımlar atıldı. Yani bu salt Hükümetin almış olduğu bir karar değil; YÖK’e talepler var, bize talepler var, bu talepler üzerine de yapılan çalışmalar var ve daha önce de bu konuda attığımız adım var. Mesela Konya’da Selçuk Üniversitesini biz ikiye böldük; birisi Erbakan Üniversitesi oldu, birisi Selçuk, hiç böyle bir ses çıkmadı ve şu anda bu şekilde devam ediyor. Olmaz diye bir şey yok. Aynı şekilde Kayseri’den talep var, orada da şu ana kadar gelen bir şey bize yok, ses olarak olumsuz bir yaklaşım yok, ama hep ideolojik yaklaşım.
Evet, başka soru?
Teşekkür ediyoruz, sağ olun, var olun.