Cumhurbaskani Erdogan’in Romanlar Bulusmasinda yaptigi konusmanin metni
Evet, bu parça Esat Kabaklı üstada ait. Bildiğiniz gibi Burdur’da bir trafik kazası geçirdi, az önce de ameliyatını oldu ve kendisiyle dün akşam da görüştüm. Rabbim kendisine şifalar versin inşallah. Rabbim beterinden korusun. Cümlemizi inşallah bu tür kazalardan muhafaza buyursun.
“…”
Genel Başkan Yardımcım Öznur Çalık Hanımefendiye ve ekibine çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bizleri çok duygulandırdılar. Beni doğduğum, büyüdüğüm mahalleme götürdüler, Kotra’ya götürdüler, orada sınıf arkadaşlarım vardı, beraber top oynadığımız arkadaşlarım vardı. Biz Erokspor, onlar Ateşspor’du, hep yenerdik onları. O mahallede o kardeşlerimizin ne kadar çalışkan olduğunu görürdüm. İşte sizler de şu anda ekranda, perdede izlediniz. Preslerle, mahalleden geçerken oradaki çalışkanlıklarını görürdüm. Tabi şu anda o tabloyla artık yeniden 10 yaşıma döndüm, 11 yaşıma döndüm, 12 yaşıma döndüm. Ama oradan sadece işte bak doktor çıkmıyor, sadece öğretmen çıkmıyor, aynı zamanda cumhurbaşkanı da çıkıyor.
Bakmayın siz Almanların o Nazi uygulamasıyla Romanlara yaptıklarına, bakmayın daha şurada 3-5 sene önce Fransızların Romanları Fransa’dan adeta yurt dışı ettiklerine, bunlar medeniyiz diye konuşurlar, geçinirler, ama bunların medeniyetten nasibi yoktur, bunu böyle biliniz.
Sevgili Roman kardeşlerim, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbete selamlıyorum.
Bugün burada Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, milletin evinde siz değerli Roman kardeşlerimizle biraraya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Birileri bu işin taklidini yapar, biz ise aslını yaparız. Biz yaşarız, birileri siyasi yatırım yapar. Sizler aracılığıyla Türkiye’deki, dünyadaki tüm Roman kardeşlerimize özellikle sevgilerimi ve selamlarımı yolluyorum.
Bizim Roman kardeşlerimizle muhabbetimiz ifade ettiğim gibi çok eskilere, çocukluk yıllarımıza dayanır. Kasımpaşa’da Roman kardeşlerimizle yan yana evlerde büyüdük, sokakta beraber oyun oynadık, kâğıttan toplar yaptık, kâğıttan yaptığımız o toplarla oynadık. Sokak aralarında yuvarladık, yuvarlandık, aynı okula gittik, aynı camide omuz omuza ibadet ettik, hayatımızın her anını birlikte yaşadık. Bizim için Türk, Roman, Kürt, Laz, Boşnak, Gürcü yoktu, biz hepimiz de birbirimizi Allah için seviyorduk, Allah’ın bir kulu olarak görüyorduk.
Ne diyor o güzel şarkısında; “İlle de Roman olsun, ister taştan, çamurdan olsun, o da Allah kuludur her kim olursa olsun.” Evet, hepimiz de Allah’ın kulu olduğumuz için birbirimize de öyle bakıyor, öyle davranıyorduk.
Ülkemizde ayrımcılık hiç olmadı mı, şimdi de olmuyor mu? Elbette vardı, az da olsa bugün de oluyor. Sadece Romanlara değil, toplumun her kesimine yönelik bu tarz olumsuz düşünceler, tavırlar, davranışlar görülebiliyor. İnsan eşrefi mahlûkat olmasının yanında, bireysel ve toplumsal düzeyde yanlış yollara sapma eğilimi de bulunan bir varlıktır.
İşte az önce kemaniyi dinledik değil mi? Bir Roman, ama nasıl bir kemani, konuşturuyor, ağlatıyor. Bakın bu dünyada şu anda ünü olan bir kardeşimiz. Mesele, onun ruhundan ne çıkıyor? Mesele, o ruh dışarıya nasıl yansıyor? Ve ona değer vermek işte eser müessiriyle değerlidir diyor şair. Burada da nereye bakacaksın? O eserin sahibine bakacaksın. Şimdi girerken içeriye bazı sanatçılarımızı da gördüm. Ama tabii herhalde onlar burada yok. Az önce Kibariye kardeşimizin ilahisini dinledik maşallah. Bizim klarnet virtüözümüz nerede? Yoksa dönüp gitti mi ne yaptı? Dışlayamazlar, gerekeni yaparız. Ben sizlerle gurur duyuyorum.
Kardeşlerim; Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam Veda Hutbesinde bakın ne buyuruyor: İnsanlar, Rabbiniz birdir, babanız da birdir, hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap’a üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Allah nezdinde en kıymetli olanınız, ondan en çok korkanınızdır. Görüldüğü gibi Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam bize insanlara nasıl bakmamız gerektiğinin ölçüsünü gayet açık bir şekilde gösteriyor. Irkından, teninden veya bir başka beşeri hususiyetinden dolayı kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvadadır. Allah’tan korkmamadır.
Hayatımız boyunca hep yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü anlayışıyla hareket ettik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından Başbakanlığıma ve şimdi Cumhurbaşkanlığıma kadar hangi göreve geldiysek Roman kardeşlerimle iç içe oldum, irtibatı hiç kesmedim. İşte aynı mahallede doğduk, aynı mahallede büyüdük, buyurun demek ki bak oradan Cumhurbaşkanı da çıkabiliyormuş, Başbakan çıkabiliyormuş. Gerek bu tarz toplantılar vesilesiyle, gerek illere yaptığımız ziyaretlerde, gerekse de Kasımpaşa’ya gidişlerimde hem Roman kardeşlerimle kucaklaştım, halleştim, helalleştim. İnşallah bundan sonra da ömrümüzün sonuna kadar aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Biz Roman kardeşlerimize Fransa gibi Fransız kalmayacağız.
Evet, Serkan şimdi geldi. Serkan da maşallah klarnetin virtüözüdür, inşallah şöyle sonuna doğru… Serkan, yanında değil mi klarnetin? Yok ya, olur mu böyle şey, buraya geliyorsun klarnetin yanında değil.
Kardeşlerim; tabii Roman kardeşlerimize olan sevgimizi, muhabbetimizi sadece sözle bırakmadık. Ülkemizin çok önemli bir rengi olarak gördüğüm Roman kardeşlerimize yönelik olarak mevzuata yansımış olan uygulamaları ortadan kaldırdık. Az önce de ifade edildi, 2006 yılında İskân Kanununu değiştirdik ve ayrımcı ifadeleri ortadan kaldırdık. Yine aynı yıl Polis Talimatnamesindeki ayrımcı ifadelerin kaldırılmasını sağladık. 2009 yılı sonunda ise Başbakan Yardımcımızın başkanlığında Türkiye’nin 36 ilinden faaliyet gösteren federasyonların ve derneklerin katılımıyla bir Roman Çalıştayı topladık. Böylece Cumhuriyet tarihinde ilk defa Roman vatandaşlarımız meselelerini devletin en üst düzeyinde konuşma, tartışma imkânı buldular.
Roman vatandaşlarımızın konut sorunlarını çözmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız ile TOKİ’nin işbirliğinde bir proje başlattık. Ülkemizin farklı yerlerindeki 31 merkezde toplam 4608 sosyal konut inşa ettik. Roman vatandaşlarımızın aylık 130 lira taksitle ödemesini yaptıkları bu konut projesini maalesef devam ettiremedik. Çünkü yapılan sosyal konutlar TOKİ’nin genel konsepti gereği çok katlı binalardan oluşuyor. Oysa Roman vatandaşlarımız müstakil evlerde yaşama kültürüne sahipler. Şehirlerdeki arsa maliyetlerinin yüksekliği sebebiyle Bakanlığımız bu projeyi finanse edemediği için konut yapımına ara verildi.
Şayet Roman vatandaşlarımız kendi aralarında kuracakları kooperatifler vasıtasıyla arsa meselesini çözmede bize yardımcı olurlarsa, inşallah konut inşası konusunda kendilerine yardımcı olmaya devam edeceğiz.
Değerli kardeşlerim, Roman vatandaşlarımızın yaşadığı yerlerdeki camiler özel olarak görevlendirilen imamlarımız vasıtasıyla aktif bir şekilde faaliyet gösteriyor.
Türk Ceza Kanununda 2014 yılında yapılan değişiklikle nefret ve ayrımcılık suçları yeniden tanımlanmıştır. Buna göre bir kişinin dilinden, ırkından, milliyetinden, renginden, cinsiyetinden, engelinden, siyasi düşüncesinden, felsefi inancından, dininden ve mezhebinden kaynaklanan nefret nedeniyle fiil işleyenlerin cezası artırılmıştır.
Şimdi bu ne demektir? Ben Roman federasyonlarına ve Konfederasyon Başkanına bir şey söylüyorum; bu nedir? Dil çalışmasını bence geliştirin ve bu konuda da, bu konuyla ilgili olarak Başbakan Yardımcım Hakan Beyin de takibinde fayda var. Parti olarak da Öznur Hanımın bu işi takibinde fayda var diyorum. Ki bu dil sizin kendi aranızda bir defa bütünleşmenizi ne yapacaktır, daha da artıracaktır, daha da geliştirecektir.
Faaliyete geçirdiğimiz Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kamu Denetçiliği Kurumu gibi müesseselerin görevlerinden biri de vatandaşlarımıza yönelik ayrımcılıkların önlenmesidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın koordinatörlüğünde 2016 yılında hazırlanan Roman vatandaşlara yönelik strateji belgesi ve eylem planında yer alan hususlar adım-adım hayata geçiriliyor. Bu çerçevede Roman vatandaşlarımızın istihdamına destek olmak amacıyla eğitim seviyelerinin yükseltilmesine ve mesleki beceri kazandırılmalarına yönelik projeler geliştiriliyor. Nitekim sadece son 3 yılda istihdama katılmalarını sağlamak için 5608 Roman vatandaşımızın mesleki eğitim, kurs ve programlarından yararlanabilmeleri sağlanmıştır.
SİROMA adıyla yürütülen bir başka projeyle de 12 ildeki Roman vatandaşlarımızın eğitim, sağlık, iş gücü, sosyal dayanışma çabalarına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu liste uzayıp gidiyor. Bu vesileyle ilgili kurumlarımızı strateji belgesinde ve eylem planında yer alan hususlarda biraz daha hızlı hareket etmeye, icraata dönük çalışmalara ağırlık vermeye davet ediyorum.
Her ne kadar birileri Romanları sadece Romanlar gününde hatırlayıp istismar malzemesi olarak kullanmaya çalışıyorsa da, sizler bizim ne yaptığımızı, ne yapacağımızı gayet iyi biliyorsunuz. Bay Kemal diyor ki; ben sizin ayağınıza geldim diyor, Cumhurbaşkanı sizi ayağına çağırıyor diyor. Bay Kemal, ben Roman kardeşlerimin içinde doğdum, oradan çıktım, oradan geldim. Kaldı ki mesele sadece Roman meselesi değildir, mesele Türkiye’nin topyekûn gelişmesi, büyümesi, zenginleşmesi meselesidir. Öyle olduğu zaman 81 milyon vatandaşımızın tamamı bundan istifade eder. Biz Türkiye’yi demokraside ve ekonomide işte bu şekilde geliştirdik, geliştirmeyi sürdürüyoruz.
Kardeşlerim; eskiden bilhassa büyükşehirlerimizin çevresinde hiçbir altyapısı, hiçbir sosyal imkânı, hiçbir ekonomik cazibesi olmayan derme-çatma binalardan kurulmuş yerleşim yerleri vardı. İşte az önce perdede izlediğimiz o Kotra’da, bunu izlerken doğrusu ben 6-7 yaşına gittim. Fatma Hanım, Hakan Bey, Hayati Bey; önemli bu konu. Zaten gündemimizde konuştuğumuz bir mesele, öyle mi Mehmet Ali Bey? Bir an önce bu işleri bizim neticeye kavuşturmamız lazım. Bu tabii sadece Roman kardeşlerim için değil Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Doğu Anadolu’da da maalesef bu sorun önümüzdeki en önemli sorunlardan bir tanesi. İnşallah bu iş masanın üstünden kalkacak.
Doğru dürüst hizmet alamadıktan sonra şehrin içinde olsanız ne yazar, dışında olsanız ne yazar? AK Parti olarak kentsel dönüşüm projeleriyle, yerinde dönüşüm projeleriyle şehirlerimizi bu urlardan, bu sorunlu alanlardan kurtardık. Kotra şimdi değişiyor, daha iyi olması lazım. Hak sahibi vatandaşlarımızın hiçbirini mağdur etmeden, tam tersine hepsinin de kazançlı çıkacağı modellerle bu dönüşümü başlattık, yürütüyoruz. Elbette tek-tük olumsuz örnekler çıkabilir. Ancak genel olarak bu projenin tüm tarafları memnun ettiğini söyleyebiliriz.
Roman vatandaşlarımızın yaşadığı yerlerin bir kısmı da bu projelerin içinde yer almıştır. Değişen şartlar ve çevre Romanlarımızı etkiliyor. Önemli olan, ruhunuzdaki o saflığı, temizliği, insan sevgisini, neşeyi, muhabbeti muhafaza ederek yeni şartlara uyum sağlamaktır. Sizi, siz yapan vasıflarınızı kaybettiğinizde kalabalıklar içinde yitip gidersiniz. Hâlbuki Rabbim her kulunu aynı özelliklere, aynı kabiliyetlere, aynı güzelliklere sahip olarak yaratmıştır.
Roman kardeşlerimiz elbette daha iyi eğitim alacak, elbette daha iyi sağlık hizmeti alacak, elbette daha kolay iş bulacak, elbette daha iyi şartlarda yaşayacak, ama Roman olmanın verdiği o cazibeden de asla vazgeçmeyecek. Bunu başardığınız anda Türkiye’nin en güzel, en nevi şahsına münhasır, en neşeli renklerinden biri olarak varlığınızı sürdürme imkânına kavuşursunuz.
Müzik mi icra ediyorsunuz, en güzelini yapın. El sanatları ile mi uğraşıyorsunuz, en güzelini üretin. Ticaretle mi iştigal ediyorsunuz, en güzelini ortaya koyun. İşte o zaman önünüzdeki zorlukların, sıkıntıların, önyargıların birer birer yıkıldığını göreceksiniz. Verdiğiniz mücadelede Cumhurbaşkanı olarak şahsımdan başlayarak devletimizin tüm kurumları sizin yanınızdadır. Siz bir gayret ortaya koyacaksınız ki yapılan planlar, programlar, düzenlemeler somut bir neticeye ulaşsın. Maşallah. Kocaeli, maşallah.
Kardeşlerim; eğer ben Romanları biraz tanıyorsam ki öyle olduğuna inanıyorum, içinizde çok fazla dostum var, sizlerin bunu başarabilecek dirayete sahip olduğunuza inanıyorum. Yeter ki o ilk adımı atın, o ilk iradeyi ortaya koyun, inanın bana gerisi çok daha kolaydır.
Kardeşlerim, Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma yolculuğu geçtiğimiz 15 yılda, daha önce hiç olmadığı kadar ileri seviyelere ulaşmıştır. Her yolculuk gibi kalkınma ve demokrasi mücadelemizde de karşımıza sürekli çelmeler, tuzaklar, oyunlar çıkıyor. İktidara geldiğimiz 2002 yılı Kasım ayından bugüne kadar ülkemizin yaşadıklarını gözümüzün önünden şöyle film şeridi gibi geçirdiğimizde bu tablo çok daha iyi anlaşılıyor.
Bu süreçte Türkiye’nin en büyük kazanımı nedir diye sorarsanız, size vereceğim cevap, gerçek anlamda bağımsızlığımızı elde etmiş olmamızdır. Ha diyeceksiniz ki Türkiye zaten bağımsız değil miydi? Kâğıt üzerinde belki öyleydi, ama fiilen her alanda bir yerlere bağımlıydık. Savunma sanayinde bir yere bağımlıydık, istediğimiz her silahı alamıyorduk. Bugün git yarın gel, Kongre müsaade etmiyor. Eğer biz insansız hava araçlarımızı üretmemiş olsaydık, Afrin’de, Fırat Kalkanı Harekâtında bugün durum farklı olurdu.
İşte buraya girerken son rakamları aldım, Afrin’de durum nedir diye sordum. Afrin’de durum son olarak 4108 terörist etkisiz hale getirildi. Tamam, gitmemiz gerektiğinde önce ben gideceğim, sizi de beraberimde götüreceğim.
Kuzey Irak’ta 338 teröristi etkisiz hale getirdik. Yurtiçinde 173 tane teröristi etkisiz hale getirdik. Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Beslerderesi’nde bunların tepelerine tepelerine indik, inlerine girdik.
İşte ekonomide IMF’den, dünya çapında söz sahibi finans kuruluşlarından bağımsız kararları alabilme, uygulamalar gerçekleştirebilme şansımız var mıydı? Yoktu. Ama göreve geldik, 23,5 milyar dolar IMF’e borcumuz vardı, 2013 bütün borçları ödedik ve şimdi bizim IMF’e bağımlılığımız yok. İşte AK Parti iktidarı budur.
Güvenlik politikalarımızı belli kurumlardan ve ülkelerden bağımsız olarak tespit edebilme ve hayata geçirme şansımız var mıydı? Yoktu. Dış politikamızda kendi önceliklerimizi oluşturabilme ve icraata dökebilme imkânına sahip miydik? Değildir. Velhasıl her konuda karar alma ve uygulama iradesi asgariye inmiş bir Türkiye’yle karşı karşıyaydık. Çünkü demokrasimizde ve ekonomimizde zafiyet vardı. Biz her ikisini de güçlendirerek ülkemizin önünde yepyeni bir dönemi başlattık. Milli geliri 236 milyar dolar olan bir ülke, şimdi 860 milyar dolar olan bir ülke haline geldi; nereden nereye.
Düşünebiliyor musunuz, yılda 36 milyar dolar ihracatı olan bir ülke, şimdi 160 milyar dolar ihracatı olan bir ülke. Ve yılda 70 milyar lira yatırım yapan bir ülke, şu anda 266 milyar lira yatırım yapan bir ülke; nereden nereye.
Değerli kardeşlerim; çalışan sayısı 20 milyon, şimdi çalışan sayısı 28 milyon; nereden nereye.
Darbelere, cuntalara teslim olan bir ülkeyle darbecilerin, cuntacıların karşısına sizlerle beraber aslan gibi dikilen, sabah olmadan onları püskürten bir ülkeye aynı nazarla bakılabilir mi? 16 saatte FETÖ’yü defettik. Şimdi kovalıyoruz, onlar kaçıyor biz kovalıyoruz. İşte Kosova’dan 6 tanesini aldık geldik. Gabon’dan 3 tanesini aldık geldik. Nereye giderseniz gidin, şu ana kadar 80 tanesini getirdik, getirmeye devam edeceğiz.
Değerli kardeşlerim; ekonomi üzerinden oyunlar oynuyorlar, Gezi olayları vesaire vesaire. Bütün bu oyunların hepsini boşa çıkardık, çıkarmaya devam edeceğiz. Ve asıl olan, işte sizde gördüğüm bu yürek var ya, o yürektir. Roman kardeşlerim ceplerinde hiç para olmadığı halde yüreklerinin gücüyle asırlardır bu ülkede çok ciddi yaşam mücadelesi verdiler, veriyorlar. Elhamdülillah, bizim milletimizde mangal gibi yürek var.
Buradan ekonomimize saldıranlara sesleniyorum; başaramayacaksınız. 15 Temmuz’da Suriye’de, Irak’ta, daha önceki oyunlarınızda nasıl başaramadıysanız, şimdi de öyle başaramayacaksınız.
Kardeşlerim; bu duygularla bir kez daha siz kıymetli Roman kardeşlerime sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. “…”
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.