Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in “Seçime Dogru Özel” programinda yaptigi konusmanin metni

 

SUNUCU- İyi akşamlar, Kanal D, CNN Türk ortak yayınına hoş geldiniz.

Tarihi seçime 17 gün kala Ankara’nın en önemli mekânlarından birindeyiz, İkinci Meclis’ten karşınızdayız, konuğumuz Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Efendim, öncelikle hoş geldiniz yayınımıza.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hoş bulduk.

SUNUCU- Bu akşam Sayın Cumhurbaşkanına seçime giderken hem önemli başlıklardaki sorularımız soracağız, hem de tabi sizden gelen soruları da yönelteceğiz.

Kanal D, CNN Türk İcra Kurul Başkanı ve Milliyet Gazeteci yazarı Mehmet Soysal ve Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat soruları yöneltecekler. Sizler de hoş geldiniz.

HANDE FIRAT- Teşekkürler.

SUNUCU- Bu arada ben bir şey daha eklemek istiyorum, bu yayın sadece Kanal D, CNN Türk ortak yayını değil, Hürriyet, Milliyet, Posta ve Vatan gazetelerinin internet sitelerinden de canlı olarak yayınlanacak.

Sorulara geçmeden önce ben açılışta ifade ettim İkinci Meclisteyiz diye. Buranın önemini de biraz anlatmak istiyorum.

18 Ekim 1924 yılında açıldı, işlevini 1960’a kadar 36 yıl boyunca sürdürdü aslında. Bugün için çok dikkat çekici bir sayı da ben paylaşmak istiyorum, dönem içinde burada milletvekili sayısı 610’a kadar çıktı ve Atatürk büyük Nutku burada okudu. Ufak bir de uyarı yapmamda fayda var, salonun akustiği özel ve bunu da bu yayını izlerken zaman zaman siz izleyicilerimiz de fark edeceksiniz, bunun da altını çizelim ve başlayalım.

Açılışı ben yapayım. Sayın Cumhurbaşkanı, biz bu bölümde meydanları, beyannameyi konuşacağız. Seçime artık çok az bir zaman kaldı, 17 gün dedim, am artık neredeyse 16 gün de diyebilirim. Hatta yine gümrük havaalanları ve yurt dışı temsilciliklerinde oy kullanma işlemleri de başlamış durumda.

O yüzden size şunu sorayım: Meydanları nasıl görüyorsunuz? Çok farklı programlarınız var, çok yoğun bir çalışma temponuz var, çalışmalarınız nasıl gidiyor? Az önce buraya muhtarlarla iftar programınız vardı, 2500 muhtarı ağırladınız ve oradan geldiniz. Seçimin ilk turda tamamlanacağı yönünde bir izleniminiz oluştu mu?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, öncelikle tabi böyle bir mekânda gerçekten böyle bir söyleyişi yapmak, inanıyorum ki bu sürece ayrı bir anlam, ayrı bir güç katıyor.

Şu anda meydanlar ısınmaya başladı. Örneğin benim Mersin, Mersin’den önce Tarsus yaptım arada, Tarsus’ta temel atma törenlerimiz vardı ve Mersin’den de Hatay’a geçtim, Hatay mitingimizi yaptım ve üçünde de gerçekten çok farklı bir heyecanı, coşkuyu yaşadım. Ve tabi hava sıcaklığı da bugün 35’le 39 derece arasındaydı, bayağı sıcak bir hava, ama hamdolsun bütün bunlara rağmen vatandaş bir yere kadar sabretti. Ve ondan sonra da tabi biz Ankara’ya geldik, Ankara’da da Külliye’nin içinde biliyorsunuz yeni bir sergi çok amaçlı salonu açtık, onu da bugün muhtarlarımızla açtık ve 2500 yakın muhtarımıza bu akşam iftar verdik.

Muhtarlarla biliyorsunuz benim bugüne kadar devamlı periyodik görüşmelerim oluyordu, onlara hitabım, ondan sonra onlarla kış bahçesinde bizim şöyle 400 kişilik iftar sofralarımız oluyordu, şimdi burada tabi artık zirve yaptı, 2500’e yakın. Ve bu toplantı da 47’nci toplantımız oldu. Ve böylece onların belli bir forma ihtiyaçları neyse, mahallesinde veya köyünde sıkıntılar neyse bunların hepsini o forma dolduruyorlar ve İçişleri Bakanlığımız bunlara yönelik kurmuş olduğu birimde bunlar toplanıyor, oradan ilgili bakanlıklar görüşmeler yapılarak bu sorunların çözümü üzerine gidiliyor. Şimdi bugün de yine aynı şekilde bu formlar dağıtıldı, muhtarlarımız bu formları doldurmak suretiyle bunlar toplandı ve bunlar, zaten Bakanımız da bizimle beraberdi, Müsteşar aynı şekilde ve buradan toplanarak bunlar ilgili birimlere gönderiliyor ve Muhtar Daire Başkanlığı adı altında bu çalışmalar sürdürülüyor.

Tabi ben bugünkü havayı görünce, bakıyorum ki artık vatandaş seçimin havasına tam manasıyla girmiş. Şimdi yarın Kayseri’deyim, Kayseri’de de inanıyorum ki çok çok coşkulu bir mitingimiz olacak ve Kayseri mitingiyle birlikte artık bu trend iyice yükselecek. Ve bütün bunlarla beraber, Kayseri’yi tabi yalnız bırakmıyoruz, dedik ki o araya bir de Nevşehir’i koyalım, dolayısıyla Nevşehir ve Kayseri mitinglerini de yarın gerçekleştireceğiz. Bilmiyorum anlatabildim mi?

SUNUCU- Ben sorulara geçmeden önce bir şey hatırlat istiyorum izleyicilerimizle.

Sizin de çok yakından takip ettiğiniz iki önemli şairin, Abdürrahim Karakoç ve Cahit Zarifoğlu’nun bugün ölüm yıldönümleri. Bu yayın da bugüne denk geldi, belki bir şeyler söylemek istersiniz. İki isme de çok değer verdiğinizi biliyoruz efendim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, Allah rahmet etsin.

Aslında önce Cahit Zarifoğlu’ndan başlayalım. Cahit Zarifoğlu aslında çocukların şairiydi, o çocuklara yönelik şiirleriyle temayüz etmiş değerli bir ağabeyimizdi, şairimizdi. Ve onun ben şurada şöyle bir kısa 3’lüsüyle şey yapayım: “Bir duruşu olmalı insanın,  bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.” Evet, büyük insanlar böyledir, hayatını, aşkını, davasını birbirinden davasını birbirinden ayırmaz.

Tabi Abdürrahim Karakoç’a gelince, Allah rahmet etsin, o da meşhur Mihriban var ya…

HANDE FIRAT- Onu da duymak isteriz ama sizden efendim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Abdürrahim Karakoç, tabi özellikle de bu şiiriyle çok anıldı ve hakikaten onun bestesi de yapıldığında bir farklı bizlere duygu verdi, çünkü Mihriban’ın onun dünyasında da farklı bir yeri var, onlara girmeyelim. Ama ben burada merhum Abdürrahim Karakoç’un çok güzel bir şiiri var, onu sizlerle paylaşayım, çünkü Mihriban onun hem dava, hem de sevda şiiridir, böyle bir durumu var.

“Beden ölür, çürür, cana bakın siz.

Kim kiminle yürür, ona bakın siz.

Bırakın dönsün dönme dolaplar,

Haktan, hakikatten yana bakın siz.”

İşte Abdürrahim Karakoç böyle bir şair.

Allah’tan her ikisine de rahmet diliyorum.

SUNUCU- Özel olarak seçmiş gibisiniz ama bu şiirleri.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biraz öyle oldu. Zaten şu anda inşallah Abdürrahim Karakoç’un oğlu da bizim adaylar arasında, temenni ederim ki inşallah Parlamentoda onu da babasını temsilen görürüz.

MEHMET SOYSAL- Evet Sayın Cumhurbaşkanı, Demirören Medya Grubunu, bizi bu tarihi mekânda buluşturduğunuz için öncelikle ayrı bir teşekkür ediyoruz. Bu mekânın bilgilerini az önce…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bu isim tescillendi değil mi? Demirören Medya Grubu.

MEHMET SOYSAL- Medya Grubu, evet.

Buket Aydın verdi içindi bulunduğumuz mekânının bilgilerini, ama bu Mecliste söylediği gibi 600 vekil görev yaptı. Şimdi de Türkiye 600 vekil…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- 600’ü aşkın.

MEHMET SOYSAL- 600’ü aşkın. Ama bunu çok bulan muhalefet partileri var…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Buket Hanımın da söylediği gibi 610 değil mi?

MEHMET SOYSAL- 610’du Buket Hanımın söyledi. Bu sayıyı çok bulan muhalefet partileri var.

Ve bu arada çok kapsamlı ve detaylı bir beyannameniz var. Başlıkları konuşacağız ama, şöyle de genel bir eleştiri var: 16 yıldır AK Parti iktidarda, ne yapamadı ya da bu kadar uzun bir sürede neden yapmadı da şimdi böyle kapsamlı bir beyanname hazırladılar şeklinde eleştirileri var. Bu her iki konuda neler söyleyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Her şeyden önce, şunu bir defa bir değerlendirmemiz lazım: Yani bizim beyannamemizin detayı, teferruatı Ana Muhalefeti veya muhalefeti niye rahatsız ediyor. Biz bir tecrübeyi burada ne yapıyoruz? Gündeme getiriyoruz. Biz 16 yılın bir tecrübesini konuşuyoruz. Biz 16 yıl çalıştık, boş durmadık. Yani Türkiye’de ne eksik, ne fazla, bunu gördük. Ama ben diyorum ya rahatsız oluyor. Ya bunlar daha çırak bile değil. Bir bakkalı çırağa teslim eder misiniz? Etmezsiniz. Ama biz çıraklık dönemini geride bıraktık, kalfalığı geride bıraktık, ustalığı geride bıraktık, şimdi biz halkımıza diyoruz ki, bize baş ustalık için icazet verin. Bunun için de bizim geniş kapsamlı bir ekibimiz var, bu ekip aylardır çalışıyor, daha yeni başlamadık bu çalışmaya, aylardır bu seçim beyannamesinin hazırlanmasıyla ilgili çalışmalar yapıldı. Burada hem bizzat bakan arkadaşlarımızın katkıları var, hem sivilde olan arkadaşlarımızın katkıları var ve bunları birbiriyle hercümerç etme suretiyle biz seçim beyannamemizi ortaya koyduk. Peki, bitti mi? Hayır, yani şu anda biz hala çalışıyoruz.

Dün gece mesela gençlere Hanım bizim Külliyede sahur verdi. Ama o sahurdan önce çalışmalarımızı yaptık, o çalışmaları bitirip ben de hanımın davetine icabet ettim. 400 kadar gençle üniversiteli, onlarla sahurumuzu gerçekleştirmiş olduk. Durmuyoruz, o saate kadar yine devam.

Peki, ne var burada? Şimdi Sayın İnce’nin yeni yönetim sistemi diye bir anlayışı veya bir derdi var mı? Öyle bir şey duymadım ben. Bakın, meydanlarda teröre yönelik ağzından bir şey duydunuz mu? Açın bakın, ben duymadım. Eğer sizler duyduysanız ayrı bir şey, ama ben meydanlarda terörü anlatıyorum. O ise terörle mücadele eden bir kahraman komutanın üzerine gidiyor; aramızdaki fark bu. Ve biz şu ana kadar terörle mücadelede kaç tane teröristi etkisiz hale getirdik, bunu anlatıyoruz. O ise terörist başının desteğiyle meydanlara gelen ve 7 Haziran seçimlerinde malum seçimlerin hemen arkasından dökülün meydana diye bizim Diyarbakır’daki Kürt kardeşlerimizi sokağa döken bir Demirtaş’ı Edirne Cezaevinde gidip ziyaret ediyor. Şimdi bunları doğrusu ben bir proje olarak değerlendiriyorum, yani bunlar bir proje örgüt ve bu proje örgütle bu dayanışmayı anlamak mümkün değil. Zaten Genel Başkanının Ankara’dan İstanbul’a malum sözde demokrasi yürüyüşünde de, sözde adalet yürüyüşünde de kimler vardı yanlarında? Aynı şekilde işte bu terör örgütlerinin destekleriyle Parlamentoya girmiş olanlar vardı. Onlarla beraber bunlar İstanbul’a yürüyüş yaptılar. Ve bunların bir kısmı şu anda yurt dışında kaçak, bir kısmı şu anda cezaevlerinde, bunlarla uğraşıyoruz ve bunlar da gidip Edirne’de işte böyle bir zatı ziyaret ediyor. Siz bu ülkenin Cumhurbaşkanlığına adaysınız, Cumhurbaşkanlığına aday olan bir insanın bu tür insanlarla bir ilintisi, bir ilişkisi olabilir mi? Yani burada özellikle mesafeyi iyi koymak lazım ve bu milletin terörle bir mücadelesi var, bu mücadelede de herkes konumunu iyi belirlemesi gerekir diye düşünüyorum, böyle inanıyorum. Ve şimdi özellikle Sayın İnce tabii kendi partisinin içerisinde kaybetti, ama şimdi TRT’yle bir mücadelenin içerisine girdi, yok çıkmayacakmış-yok bilmem ne yapmayacakmış. Ya yaparsın-yapmazsın, ayrı bir şey. Keşke TRT’yle ilgili konuda TRT’deki bu yayınlar hiç olmasa. Yani biz orada da açıkça bunu söyleriz. Ama o TRT’ye değil Türkiye’ye talipmiş.

HANDE FIRAT- Efendim, şimdi oradan başladınız, ama aynı yerden gidecek belki; Kanal İstanbul. Tabii ki muhalefetin yapmayacağız değerlendirmesini değerlendirmenizi isteriz. Ama diğer taraftan da şunu merak ediyorum: Süreç netleşti mi? Asıl ihale süreci, ilk kazma ne zaman vurulacak?

Bir de, tam böyle yer değiştirecek olsak, yani siz gazeteci olsanız Kanal İstanbul’a yönelik eleştirilerle birlikte nasıl bir manşet atarsınız, neden gerekli Kanal İstanbul?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şunu bir defa çok açık, net görmek lazım: Malum daha kısa bir süre önce Boğazda biliyorsunuz bir yalıya bir gemi çarptı. Allah göstermesin, bu bir tanker olabilirdi. Tanker olsaydı bu büyük bir felakete dönüşürdü. Bundan yıllar önce benzer şey Haydarpaşa Limanının önünde olmuştu ve o zaman Selimiye taraflarında falan, çünkü aylarca yanlıştı o tanker. Şimdi bu iki değil üç değil, dört, beş, her an olabilir. Çünkü yalıların birçoğuna zaman zaman bu tür gemiler zaten hep çarpmıştır. Ve bu zevk için yapılan bir şey değil. Aslında bu proje stratejik bir projedir. Şimdi biz bunu yaptığımız anda İstanbul’umuza ayrı bir güzelliği katarken, stratejik bir damgayı da vuracağız. Şu anda arkadaşlar zannediyorum…

HANDE FIRAT- Görüntüler ekranda.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, Kanal İstanbul’u getirdiler.

Şimdi bakın, şu Kanal İstanbul, bu tabii ham hali. Şimdi bu bütünüyle gerçekleştiği anda şu Kanal İstanbul, İstanbul’a kentsel dönüşüm noktasında da çok farklı bir güzellik katacak. Çünkü biz bununla birlikte diyelim dikeyi değerlendirirken, ama bu kentsel dönüşüm, değişimdeki birçok insanları, ev sahiplerini belki de buralara taşıyacağız.

MEHMET SOYSAL- Yeni şehirler oluşacak.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, buralara taşımak suretiyle o doğan yeni alanları ki rezerv alanlar olarak değerlendirip o rezerv alanlarda yeni yapılanmalara gideceğiz ve bu yeni yapılanmalarda da tabii özellikle kat sayısı itibariyle diyelim ki zemin artı 5 gibi katlarda binalar yaparak oralara ayrı bir güzellik getirmenin gayreti içerisinde olacağız.

Şimdi bakınız bizim bu Kanal İstanbul, bakın şu güzelliği görüyor musunuz? Kanal İstanbul projesini anlamayan, ekranları başında bizi izleyenlere sesleniyorum; inanın ne İstanbul’u anlayabilirler, ne Türkiye’yi anlayabilirler. Demek ki bunların bir defa böyle bir ufku yok, böyle bir hayali yok, böyle bir derdi yok. Ama benim böyle bir derdim var ve bu derdim benim şimdi başlamadı. Ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemden başladı. Dedim ya, çıraklık, kalfalık. İşte o çıraklığınız, o kalfalığınız olursa siz bunu yakalarsınız. Ama öyle bir durumunuz olmazsa bunu yakalayamazsınız. Şimdi öyle şeyler söyleniyor ki; hatırlar mısınız bir zamanlar birinci köprü, ikinci köprü olayında komünistler ne diyordu?

MEHMET SOYSAL- İstemezük.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İstemezük diyorlardı. Şimdi bunlar da aynısını söylüyor. Ne diyor bu? Bu biraz daha farklı gidiyor, işte biri Demirel yaptı diyor, ikiyi Özal yaptı, üçü Erdoğan yaptı, dördü de ben yapacağım diyor. Bunlar Özal’a karşı kimi çıkarttılar, Calp’ı. Özal’ın karşısında Calp kalkıp da bu ülkeye bir şey kazandırabilir mi? Şimdi de durum aynı. İnce İnce bir şeyler yapmaya çalışıyor. Temenni ederim ki şu süreci şöyle süratle geçeriz, ondan sonra da inşallah bu konuları daha iyi anlayacak, derslerini daha iyi çalışması lazım. Ama her şeyden önce bir defa yeni yönetim sisteminde ne var-ne yok, son hafta ben bunları inşallah açıkça anlatacağım. Bakan sayısı nereye iniyor?

HANDE FIRAT- Biz bir kısmını bu programda da bekliyoruz, dün gençlerle konuştunuz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi açıklamayalım bunları, sermayeyi bitirmeyelim. Ondan sonra kurullarımız olacak, kurulların yanında tabii ajanslar vesaire bunlar olacak. Bütün bunlarla beraber tabii o bütünle her şeyden önce bakan sayılarının bir defa ciddi manada azalması ve cumhurbaşkanının çok daha seri, çok daha bu noktada yani ofansif bir yönetim sistemini inşallah getirmiş olacak. Şu andaki olayda bilekleriniz bağlı, bazen gidemiyorsunuz. Ama biz bu yeni dönemde inşallah daha çok futbolda olduğu gibi ofansif bir anlayışla ortak aklı devreye sokarak yanınızda ciddi bir ekip ve o ekiple beraber de süreyi hızla işleten inşallah bir yapıyla Türkiye’ye şöyle uçurmanın gayreti içinde olacağız.

HANDE FIRAT- O bölüm geldi diye oradan bir soralım bakan sayısın, belki bize söyler Sayın Cumhurbaşkanı. Dün gençlere açıkladınız, 20’nin altı, yani daha evvel açıklamıştınız.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sen almışsın rakamı zaten.

HANDE FIRAT- Hayır, siz söylediniz efendim. Dün gençlere de iki bakanlığın birleştirileceğini söylediniz, biraz daha net bir rakam ya da yapı var mı ortada?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- O yeter işte.

HANDE FIRAT- Merak ediyor izleyicilerimiz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Dün akşam gençlere söylediğim gibi, onlar tabii bir ön açtılar, biz de orada söyledik. O da neydi; Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını, onları özellikle ilgilendirdiği için orada onlara bunu açıklayalım dedik. Çünkü bir de, ben şimdi mezun oluyorum, mezun olduktan sonra benim halim ne olacak, bunları sordular. O kurulacak yeni bakanlık da onları özellikle ilgilendiriyordu, rehberlikle ilgili olarak. Dedik ki, temennim odur; bu, bu şekilde olacak. Ama son hafta biz bu yeni yönetim sistemini inşallah bir programla açıklayacağım.

MEHMET SOYSAL- Peki Sayın Cumhurbaşkanı, çılgın projelerden konu açılınca, Muharrem İnce’nin de çılgın projesi; mutluluk, huzur ve toplumsal barış. Kendisine çılgın projesi sorulunca böyle açıklıyor. Siz de sürekli alanda olan bir siyasetçisiniz, insanlar mutsuz ve toplum kavgalı mı size göre ki sürekli kutuplaştırmakla eleştiriliyorsunuz.

Bu arada Muharrem İnce’nin de ekran ve meydan performanslarını nasıl buluyorsunuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi benim tabii bu noktada Sayın İnce’nin meydanlardaki performansını takip etmek değil, benimki biz ne durumdayız, ona bakarım. Onun için de yüksek performansla süreci işletmekten yanayım. Fakat bu söylediğiniz bir proje değil bu bir temennidir. Bu söylediği mutluluğu, huzuru, bunları neyle getirecek, öyle mi? Bunu ortaya koyması lazım. Şimdi mutluluk, huzur vesaire bunun için bir şeyler gerekir. Şimdi biz ne yapıyoruz? Biz dedik ki; Türkiye’yi dört ana sütunun üzerinde yükselteceğiz, yola çıktığımızda böyle çıktık. Bu nedir? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bunun devamında ne var? Ulaşım var, enerji var, tarım var, dış politika var. Ama bu şimdi kalkıp da projeyle konuşmuyor. Hep kaçak güreşiyor ve biz bir şey söylüyorsak onu ben söylemiştim diyor. Ya yalan söyleme ya, neyi söylemiştin. Şimdi bizim mesela millet bahçeleri diyoruz, diyor ki ben onu söylemiştim. Ya sen dur bakalım ya, millet bahçeleri falan, bunlar bizim ta Büyükşehir Belediye Başkanlığımız sürecinden gelen projeler, o dünyamızdan geliyor bunlar. Bakın şu anda biz İstanbul’daki Atatürk Havalimanını gündeme getirirken bir şey ortaya koyduk.

HANDE FIRAT- O da geldi ekrana.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Nasıl, beğendin mi?

HANDE FIRAT- Evet. Yeşil alan, herkes beğeniyordur eminim, ister.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bu bambaşka olacak, bu Central Park’ı da geçiyor.

MEHMET SOYSAL- Daha büyük.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, bu Central Park’ın yani dört katı falan, o büyüklükte. Şu anda bu tabii ham, bu da ham. Aynı şekilde şimdi statlar yapıyoruz, tamam stat yapıyoruz da, eski statları da hepsini millet bahçesine dönüştürüyoruz. Şu güzelliği görüyor musun?

HANDE FIRAT- Burada biraz özeleştiri var mı Sayın Cumhurbaşkanı, yani şöyle: Bayağı bir bina, bayağı bir beton, bayağı bir AVM oldu, bu böyle yeşile dönüş biraz da bir özeleştiri mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şöyle söyleyeyim: Burada havalimanının olduğu bu yer İstanbul’un çok içinde kaldı. Şimdi mesela biz terminal binasını belki de orada tutacağız, ama ne olarak tutacağız? Terminal binasını fuar ve müze olarak kullanabiliriz, onun üzerinde ayrıca çalışıyoruz. Ve biliyorsunuz her zaman projeler ihtiyaçlara göre şekil alır. Şimdi bizim de proje mimarları bu çalışmayı buna göre yürütüyorlar.

MEHMET SOYSAL- Kent ihtiyaçlarına göre dizayn ediyorlar.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii. Benim buradaki derdim şu: Yani artık anneler-babalar, mesela geçen geliyordum sahilde baktım herkes iftar için hazırlık yapıyor. Arkadaşlara arabayı kenara çektirdik, arabadan indim, hemen bir ailenin yanına yaklaştım. Tabii biz oraya yaklaşınca herkes gelmeye başladı. Biraz sonra biraz daha yürüdük falan. Demek ki bir ihtiyaç var. Benim vatandaşım şu anda iftar saatinde sahile inip oradaki bulduğu bir ağacın altına hemen giriyorsa, biz bunun çok daha büyüğünü yapmamız lazım. İşte şimdi Atatürk Havalimanı inşallah bu işi görecek ve şehrin merkezi. Bir de, tabii şimdi yapılacak olan 29 Ekim’de açılışını yapacağımız o dünyanın ilk üç havalimanından bir tanesi olan havalimanımız, bir defa şehre bağlantı yoluyla uzak değil.

HANDE FIRAT- Bize ismini söyleyecek misiniz acaba?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Karıştırma orayı dur, hep köşeye sıkıştırıyorsun.

HANDE FIRAT- Soruyorum efendim.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben diyorum ki, onu özellikle patronlarla da bir görüşeceğiz tabii, oranın beş tane patronu var, onlarla konuşup ondan sonra bunun adımını hayırlısıyla atarız. Ama gerçekten kendisine yakışan bir isim oraya bulalım. Ve tabii şimdi orada biz bir televizyon programı yapacağız, o televizyon programıyla da hem havalimanının son geldiği noktayı paylaşalım istiyoruz, ki yüzde 90 şu anda bitmiş vaziyette, böyle bir durumu var.  Ve bununla biz Türkiye’nin dünyaya bakışını, dünyanın da Türkiye’ye bakışını değiştireceğiz, ilk üç. Ve ilk anlarda burasının yolcu potansiyeli yılda 90 milyon olacak. 2023’te bu yolcu potansiyeli yeni etaplarıyla beraber 150 milyona çıkacak. Bu 150 ile 200 arasında değişebilir.

Şimdi niye bize hasım gözüyle bakıyorlar, niye rakip gözüyle bakıyorlar? Ya Türkiye büyüyor, Türkiye uçuyor. Şimdi kalmış cumhurbaşkanı adaylığına soyunan kişi, böyle bir havalimanı hazmedemiyor, böyle bir Kanal İstanbul’u hazmedemiyor.

Ya bu Kanal İstanbul bir şeyi yapacak, nedir o yaptığı, gerekliliği ne? Her iki tarafında biz yeni butik şehirler kuracağız ve bu kuracağımız bu butik şehirlere İstanbul’un güzelliğine bir başka güzellik daha katacağız. Ve dünyada şu anda Panama’yı kimse bilmez, yani halkımızdan, gençlerimizden, ama Panama Kanalıyla ne yapıyor, dünyada tanınıyor. Süveyş aynı şekilde böyle tanınıyor. Şimdi bizim buradaki Kanal İstanbul da hem bununla tanınacak, hem de bizim o stratejik önemimizi artıracak. Ve böyle bizim Boğaz o tehditlerden kurtulmuş olacak, sadece oradan belki böyle tenezzüh gemileri veyahut da işte hani bazen böyle turistleri filan gezdirenler oluyor ya, onlar Boğaz’da daha çok gidip gelsinler diyoruz, bu tenezzüh gemileriyle, onlarla Boğaz’da böyle bir güzellik olsun, ama büyük gemiler hepsi Kanal İstanbul’dan geçmek suretiyle bu tehditten kurtulmuş olalım.

MEHMET SOYSAL- Peki, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Atatürk Havalimanına kendilerinin uzunca bir süredir park projesi olduğunu söyledi, bunun hazırlıklarını da yine yaptıklarını söyleyip, arkasından telefonlarının dinlendiğini söyledi, iddia etti. Bu her iki söylemine bir cevabınız olmadı, onun için bu konuda neler diyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Mehmet Bey, Türkiye’de telefonu en çok dinlenen kişi benim. Bu FETÖ takımı burada olduğu zamandan tutun…

MEHMET SOYSAL- Uluslararası boyutu…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi, bütün hepsi dinliyor. Ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun böyle bir projesi varsa, bu projeyi bugüne kadar niye açıklamadı? Ya Sayın Kılıçdaroğlu ne anlar projeden ya? SSK’nın Genel Müdürlüğünü yaptı mı bu? Yaptı. SSK’nın Genel Müdürlüğünü yaptığı zaman Allah aşkına, hastanelerimizin hali neydi? Sen bu kadar projeye yönelik kabiliyeti olan bir insansan, niçin Genel Müdür olduğun zaman bir tane, iki tane şöyle doğru dürüst bir hastane ortaya koymadın ya? Bunlar proje insanı değil, bunlar projeden anlamaz; proje bizim işimiz. Bak biz geldiğimizden bu yana bir taraftan projeler yapıyoruz, işte şu anda bunlar bakın yeni yaptığımız hastaneler, güzelliği görüyor musunuz? Şu anda 5 tane şehir hastanesi bitirdik. Ve bunlar ta benim Belediye Başkanlığı dönemimdeki özelikle ideallerim olarak gördüğüm hastanelerdir. Niçin benim insanım buradan ta gidecek? Onlar buruya gelsin, Avrupalı buraya gelsin.

Şimdi bizim tek derdimiz var, nedir? Hakikaten kalifikasyonu yüksek, kariyer sahibi doktorlarımızın sayısını artırmak. Biz onları artırdığımız zaman, inşallah bu hastanelerin müşterisi çok daha fazlasıyla artacak. Şu anda bile benim garip-gureba köylüm, vatandaşım buralara geldiği zaman o kadar mutlu oluyor ki, o kadar mutlu oluyor ki. Demin söylediğiniz hani o mutluluk meselesi var ya, ey İnce, mutluluk burada işte. Gidiyorum, gözleri doluyor, ey Tayyip’im diyor, sen bu hastaneleri yaptın, ben diyor şimdi köyden ne davarımı sattım, ne bileziğim sattım, geldim buraya para vermeden yattım; mesele bu ya.

Şimdi bizim derdimiz, halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Sağlık diyorsak, işte mutluluk diyorsak bu.

Ya biz gelmeden önce MR mı, tomografi mi vardı, ultrasonografi mi vardı? Yok yok yok. Ama şimdi bunların hepsi var. Geldiğimizde çürük birkaç tane ambulans, bunlar çalışıyordu, şimdi hepsi pırıl pırıl ambulanslar var. Hava ambulansı var, helikopter ambulans var, uçak ambulans var ve paletli ambulanslar var. Eskiden köpeklerin çektiği kızaklarda ta dağlardan hastanelere götürülürdü biliyorsunuz hastalarımız değil mi?

MEHMET SOYSAL- Filmlere bile konu olmuştu yani.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet. Ama şimdi o paletli ambulanslarla bütün bu işleri görüyoruz. Peki bunları Bay İnce, neyle anlatacaksın? Bunları nasıl görmemezlikten gelirsin? Ve biz bu süreçte 5 bin ambulansı sağlık örgütümüzün içerisine dahil ettik, yapıyoruz ve yapacağız.

MEHMET SOYSAL- Mutluluk bu diyorsunuz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi mutluluk bu, huzur bu. Yani halk kendisini yönetene güvenecek, ha benim devletime ben güveniyorum, benim devletim bir defa beni yolda bırakmaz.

Yani ücret politikalarından falan-filan bahsediyorlar. Bakın, bir basit örnek vereyim; öğrenci bursu biz geldiğimizde neydi biliyor musunuz? 45 lira, ama şimdi 450 lira. 45 liradan 450 liraya bunu çıkaran biziz.

MEHMET SOYSAL- Ve yurt yoktu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya yurt filan-falan zaten hak getire. Ama şu anda biz yurt yapımında da, durmak yok yola devam ediyoruz, sürekli yurtlar yapıyoruz. Çünkü öğrencilerimizin gerçekten kaldıkları yerdeki maliyetlerini bizim düşürmemiz lazım, çünkü yurtlarda yer bulamayınca ne yapıyorlar? Mecburen özel sektöre ait olan bazı apartmanlar falan var, oralara veya evlerde filan kalıyorlar. Ama biz yoğun bir şekilde Kredi Yurtlar Kurumu olarak bu çalışmayı sürdürüyoruz. Tabi bizim özellikle de mesela lisans öğrencilerine 470 lirayı verirken, öbür tarafta biz kalkıyoruz lisansüstü, yani master öğrencilerine çok daha yüksek paralar veriyoruz, doktora öğrencilerine çok daha fazlasını veriyoruz. Ve yurtlarda da şu anda 600 binin üzerinde öğrenciyi yurtlarımızda barındırıyoruz, böyle bir konumdayız.

MEHMET SOYSAL- Ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugünün son bir gelişme, Man Adası iddiasıyla açtığınız tazminat davasında mahkeme kararını verdi, bugün bütün sosyal medya ve tüm medyanın gündemiydi, size ve yakınlarınıza 197 bin TL ödemesi kararı çıktı. Bu konuda neler diyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabi ben de teşekkür ediyorum.

Yani Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu tür iftiraları çok çirkin bir iftaraydı, bu da adalet duvarına çaptı. Şahsımı ve aile bireylerimi Man Adası’na para kaçırmakla itham eden Kılıçdaroğlu, iftirasının cezasını ilk derece mahkemede buldu. Mahkeme Kılıçdaroğlu’nu bu iftiraları sebebiyle toplamda 197 milyar tazminata mahkûm etti. Siyaset yapmakla hasiyet cellatlığını birbirine karıştıran bu zatın ne kadar tazminat kazandığımızın hesabını ben artık tutamaz oldum, bugüne kadar çok tazminatlar bu noktada aldım.

Bu partinin cumhurbaşkanı adayı da geçenlerde tüm milletvekillerini biliyorsunuz hırsız olmakla itham etti. Şimdi bir boyacı diyor ki, Parlamentodaki bütün milletvekilleri hırsız. Ya şimdi kendisi de buna katılıyor biliyor musunuz? Şimdi Parlamentodaki bütün milletvekilleri hırsız dediği zaman, bu senin Genel Başkanını da kapsıyor, seni de kapsıyor, demek ki sen de hırsızsın, o da hırsız eğer kabul ediyorsan. Ya Parlamento gibi bir kutlu mekânın mensuplarını böyle bir iftirayla veya böyle bir ithamla boyacı sandığı başındaki kişinin söylemesiyle kabullenmek olabilir mi? Şu anda bir defa bizim arkadaşlarımız hepsi dava açıyorlar ve bu davayı açmak suretiyle tabi Muharrem İnce burada nereye varır ben bilemem. Ama hırsızlık ithamı karşısında iftira etmek, yalan söylemek, gerçekleri çarpıtmak bunların tabi iliğine kadar işlemiş vaziyette. Her seferinde yargıda boylarının ölçüsünü almalarına rağmen, akıl almaz bir yüzsüzlükle, aymazlıkla, pişkinlikle yine buna devam ediyorlar. Şu anda arkadaşlarımız davalarını açıyorlar ve bu davaların neticesinde yargı ne gibi karar verir onu bilemem, ama hırsızlık ithamının ben ciddi bir cezai müeyyidesi olduğunu biliyorum, onun için buradan da gerekli cezayı alacaklarına da inanıyorum.

SUNUCU- Yeni sistemi değil mi?

HANDE FIRAT- Evet, yeni sistem.

SUNUCU- Birazcık o tarafa geçersek, soruları da o yönde alırsak. Cumhur ittifakı sizin de müsaadenizle ve yeni sistemden de biraz bahsetmek istiyoruz.

Sizden ilk olarak ben sorulara geçmeden önce genel bir değerlendirme rica edeceğim. Yeni sistem Türkiye’ye ne kazandıracak?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Her şeyden önce, bu yeni sisteme niye girdik? Tabi yeni sisteme girişimizin en önemli sebebi, bir cumhur ittifakıyla ayrımını bir kenara koyalım, bir bütünlük, bir bütünleştirme bunu başaralım ve devlet yönetimine seri anlamda bir üretim getirelim. Çünkü Parlamentonun çalışması ağır olursa, yasa üretmede Parlamento ağır giderse, siz de yürütme olarak ne yapamıyorsunuz? Maalesef seri, böyle üretimde daha hızlı bir çalışmayı ortaya koyamıyorsunuz.

Şimdi bazıları şöyle bir saptırma yapıyor? Diyorlar ki, cumhurbaşkanı yasa yapacak. Bir defa cumhurbaşkanının yasa yapma yetkisi yok. Cumhurbaşkanı sadece kanun hükmünde kararname çıkarma noktasında yetkiyi almış oldu. Şimdi bununla beraber, tabi yasa noktasında atacağımız adımlar konusunda Parlamentoda bize müsaade etmedikçe, bizi herhangi bir şeyi yapmamız da mümkün değil. Onun için belli bir sürede, belli bazı çalışmaları yapma konusu ki, o da bizim için tabi özellikle yemine yaptıktan sonra orada bir 10-15 günlük süreç bizim için önem arz eden bir süreç. O da nedir? Devletin üst düzeyde Cumhurbaşkanlığı katında yapılandırılması sürecidir, onu yapılandıracağız ve bu yapılandırma süreci içerisinde de bizler… Bir defa, 16 Nisan halkoylamasında kararlarıyla milletimiz ne yapmış oldu? Eski sisteme son verdi. Şimdi yeni sistem bu 24 Haziran seçimiyle beraber sinyali alacak ve bununla birlikte de bizler bu yeni sistem içerisinde cumhurbaşkanı olarak kim hangi göreve gelecek, bunları süratle ekibimizle beraber çalışacağız ve ekibimizle beraber çalıştıktan sonra da bu arkadaşlarımızın hepsini tanıtacağız ve bununla birlikte de bu çalışmalara gireceğiz.

Biliyorsunuz burada Parlamentodan milletvekili alabilirsiniz, alırsınız ama, bu defa o arkadaşımızın yeri boşalmış olur, yani bir milletvekilliğini kaybedersiniz, ikiyse iki kaybedersiniz, üçse üçü kaybedersiniz, onun için daha çok ağırlıklı olarak dışarıdan bu kabineye elemanlar almak sizi bu noktada daha da rahatlatacaktır.

HANDE FIRAT- Ama siz hep rakama bağlı diyordunuz Parlamento çoğunluğu da değil mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi. Yani Parlamentonun sayısı biraz da bunu belirleyecek. Çünkü burada eğer güçlü bir Meclis kurabilirsek, şu anda bizim meydanlardaki önemi sloganımız, güçlü Meclis, güçlü hükümet, bunu bir defa bizim başarmamız lazım. Şimdi güçlü Meclis olması halinde, o zaman bizim güçlü hükümet kurmamız da daha rahat olacaktır. Bu da tabi cumhur ittifakının bir yerde bize sağlayacağı bir imkândır. Şu anda cumhur ittifakının tabi alacağı milletvekili ne olacak, ne kadar milletvekili çıkaracak cumhur ittifakı, bu bizim için çok büyük önem az ediyor. Onun için de tabi şu anda meydanlarda cumhur ittifakına oy talebimiz var. Ama cumhur ittifakına tabi oy talebinde bulunken, ister istemez mensubu olduğumuz tabi partimizin bu noktada oyunun da yüksek olması şart. Fakat biz tabi cumhur ittifakının herhangi bir kırılma yaşamasını asla kabul etmeyiz, leke almasını asla arzu etmeyiz…

HANDE FIRAT- Böyle bir endişeniz mi var efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hayır. Birileri tabi bunu kurcalamak isteyebilir, karıştırmak isteyebilir, onlara da fırsat vermemek lazım. Şurada zaten 16 gün gibi bir süreç var, bu 16 günü birlik, beraberlik, dayanışma içinde sürdürmemiz lazım.

HANDE FIRAT- Tam da işte bu anlattıklarınız, artı 50+1’le seçilmesi, bununla birlikte Parlamentonun çoğunluğunun gerekmesi, yani aslında baktığınızda kolay değil, zor, her parti açısından zor. Hiç diyor musunuz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi nereden çıktı ya da bir düşünce var, birtakım isimler dile getiriyor, AK Partiye bir tuzak mı acaba diye. Bu ihtimali hiç düşündünüz mü efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben bunları zaten ta başta hepsini A’dan Z’ye bu adımı düşünerek bu adımı attık. Ama biz dünyayı yeniden keşfetmiyoruz. Tayyip Erdoğan da dedim ya çırak değil, yani 11,5 sene Başbakanlık yaptım ve ondan sonra tabi 3,5 sene Cumhurbaşkanlığı sürecim var. Yani dünyada gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin neredeyse tamamını gezmiş, dolaşmış bir liderim, dolayısıyla nerede ne var, kim var, orada sistem nedir, nasıl çalışıyor, bunları tabi biliyoruz. Ve gittiğimiz yerlerde de bunların hepsiyle görüşüyoruz. Yani yerel modellerde sistem nedir, merkezi yönetimlerde sistem nedir, bunların hepsini göre, bilen birisiyim.

Ve benim aslında başkanlık sistemiyle ilgili ilk açıklamam bir ATV programında zannediyorum Müderrisoğlu’yla yaptığım bir programdı, o bana bu soruyu sormuştu, ben de ona o zaman bunun gerekli olduğunu söylemiştim. Kaldı ki, bu benle başlayan bir süreç değil, rahmetli Özal da, Demirel de, hepsi de bu sistemi savundular, hatta hatta Türkeş de savundu, Erbakan da savundu. Fakat biriler daha sonra oradan gelenler, o çarktan gelenler bile sonra bunu ret etmeye başladılar, hâlbuki oradan gelen bir anlayış bu. Şimdi dünyada da bakıyorsunuz bu sistemi şu anda uygulayanlar, yani burada netice elde ettiler.

Ama şunu görmemiz lazım: Bu sistem bir koalisyon sistemi değildir, aslında koalisyondan ayıklanma sistemidir bu. Şimdi 50+1 bir bakıma böyle görünüşte zor da olsa, daha sonra işi ne yapacak? Bu netleştirecek. Halk burada artık kendini belli bir yere doğru bir defa kararını verip sevk edecek. Çünkü Türkiye’ye dikkat edin, geçmişten bugüne koalisyon hükümetlerinde hiçbir netice alamamıştır, koalisyon hükümetlerinde tam aksine hep geri gitmiştir. Fakat bakın bizim dönemimizde hiç koalisyon hükümeti olmamıştır, ama bizim dönemimizde koalisyon hükümeti olmadığı için de sürekli biz irtifa kazandık. Şimdi bizim bundan sonra aynı o eskiye dönmeyelim istiyoruz, o koalisyon dönemlerinin darbesini yemeyelim istiyoruz, bu adımı şu anda kararlı bir şekilde atalım istiyoruz. Ve inanıyorum ki, bu seçimde inşallah başkanlığı almamız, Parlamentoda da cumhur ittifakı olarak güçlü bir yere ulaşmamış halinde, bizim Türkiye’yi nasıl uçuracağımızı sadece milletimiz değil dünya görecek, bunu her alanda görecek.

MEHMET SOYSAL- Sayın Bahçeli bu kampanyada fazla miting yapmadı, önümüzdeki süreçte acaba Bahçeli’nin da katılacağı bir ortak miting yapmayı düşünüyor musunuz, böyle bir ihtimal var mı? Aslında ittifak nasıl gidiyor, iyi mi aranızda diye sormak istiyoruz, çünkü bu konuda bazı farklı sesler var.

Bir de, MHP tabanından oy alamayacağınız iddia edenler var. Bunlara neler söyleyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi her şeyden önce, biz tabi cumhur ittifakı olarak gönlüm birlikte hiç olmazsa İstanbul, Ankara gibi önemli bazı illerimizde miting yapsak çok daha isabetli olabilir, ama tabi burada bir zorlamayı gündeme getirmek de gereksiz. Biz sadece teklif yaptık, ama şimdi kendileri de herhalde bunu sadece kendileri olarak yapmayı planlıyorlar. Bizim de tabi burada daha fazla ısrar etmeye gerek yok. Kendilerinin yapacağı mitinge saygı duyarız, aynı şekilde biz de tabi kendi yapacağımız, mesela şimdi bu hafta bizim Ankara mitingimiz var, önümüzdeki hafta İstanbul mitingimiz var. Tabi bütün bunları yaparken, biz kalkıp da işi orada bırakmayacağız, bir de ilçe mitingleri yapacağız. Mesela şimdi Ankara’da ilçe mitinglerim olacak, İstanbul’da ilçe mitinglerim olacak.

Yani bu yarışı bizim çok sıkı tutmamızın sebebi nedir? Bir defa, özellikle en ufak bir suiistimale veya sıkıntıya fırsat vermemek.

MHP’den oy alıyor mu-almıyor mu? Bizim bunu bir defa konuşmamızı bile ben doğru bulmuyorum. Hedefimiz bizim MHP tabanından oy almak veya oraya yönelmek, böyle bir şey değil. Zaten biz neler yapacağımızı anlattığımız zaman, halkımız, vatandaşımız ne yapacaktır? İradesini o istikamette yönlendirecektir. Ama biz şu anda cumhur ittifakının içerisinde ben kalkıp ortağımdan nasıl oy alabilirim diye bunun hesabına girersem, bu yanlış olur. Biz onun hesabına gireceğimize, biz diğer siyasi partilerin tabanından nasıl oy alırız, onu hesabını yapalım, yapmamız gereken odur. Ve arkadaşlarıma da ben bunu telkin ediyorum, yani bırakın MHP’nin tabanından nasıl oy alırız, geçin o işi, diğer siyasi partilerin tabanından nasıl oy alırız, bunun üzerinde oynayın. Çünkü öbür tarafta biz bir ittifak kurmuşuz, ittifakta böyle bir yanlış olmaz.

HANDE FIRAT- Efendim, bu ittifak, koalisyon değil, ama yine de şunu sormak isterim: Kabinenizi oluştururken MHP’ye de sıcak gelebilecek kökenli isimler olabilir mi, buna dikkat edecek misiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bakın, bu da yine bir nevi koalisyon mantığıdır. Şimdi bu yetkiyi yeni düzen kime veriyor? Cumhurbaşkanına veriyor. Şimdi cumhurbaşkanı olarak biz de tabi en ideal kabineyi, kurulları, ajansları nasıl kuracağım, bunun çalışmasını tüm mesai arkadaşlarımla, beraber şu anda yürüttüğümüz çalışma arkadaşlarımla oturacağız konuşacağız, ona göre inşallah en ideal olanını, bu işi en başarılı şekilde yürütecek olan, Türkiye’ye yakışan bir kabineyi inşallah oluşturmuş olacağız.

HANDE FIRAT- Bu böyle daha teknokratlar kabinesi gibi, yani teknik bir kabine mi olacak siyasetten öte?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben bir defa bir teknokratlar kabinesi asla düşünmem. Niye? Çünkü biz bürokratik oligarşiden çok çektik. Benim, hatırla, bir ifadem vardır her zaman, devleti şirket gibi yönetmek, eğer bunu başarırsak biz netice alırız. Şu anda birçok dünya ülkesine baktığımız zaman, bakıyorsunuz ki piyasadan gelen insanlar belli yerlere yerleşiyor. Bizim için de burada özellikle böyle bürokratik oligarşi içerisinde yoğrulmuş, orada tamamen erimiş, bitmiş değil, siyasi vizyon sahibi olacak ama hakikaten adeta bir şirket yönetir gibi de işi yönetebilecek kabiliyete sahip, üretken, vizyon sahibi bir kabine.

MEHMET SOYSAL- Sonuç alabilen.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sonuç odaklı olacak.

MEHMET SOYSAL- Peki, yeni sistemi konuşuyoruz ama, millet ittifakının hedef güçlü parlamenter sistem, hatta eskisi değil yenisini kurmak. Bunu da Kılıçdaroğlu darbe hukukundan arındırılmış Parlamentonun güçlü olduğu güçler ayrılığı ilkesi olan yüzde 10 seçim barajı olmayan bir yapı olarak tanımladı. Millet ittifakındaki partiler bu çerçevede Türkiye’nin yönetilmesini istiyor. Siz bu çerçeveye karşı mısınız?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bir defa, şu anda işte bu ittifakla zaten baraj-maraj kalmadı öyle mi?

MEHMET SOYSAL- Evet.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunu niye konuşuyor ki? Bunu anlamak mümkün değil.

Şimdi artık 16 Nisan’la farklı bir süreç başladı. Bu farklı süreçte ne var? İşte ittifaklar var. Şimdi bu ittifaklar içerisinde diyelim ki bizim ittifakımız, cumhur ittifakı, cumhur ittifakı içerisinde baraj sorunu diye bir şey var mı? Kalmadı. Yani burada ne MHP için de böyle bir sorun söz konusu değil, bizim için de böyle bir sorun söz konusu değil. Peki, millet ittifakı diye ortaya çıkanlarda böyle bir sorun var mı? Onlarda da böyle bir sorun yok. Niye? Belki çok çok düşük oy alma durumunda olan parti bile diğerine sığınarak o da çıkma şansına sahip olacak, ama sayısı az olur-çok olur, ayrı bir konu. Ama burada sadece HDP böyle bir ittifakın içinde yer almadığı için, o kendi gayretiyle, kendi şansını tanımak suretiyle burada barajı aşar veya aşmaz, o onun sorunu. Dolayısıyla da şu anda zaten bu oluşturduğumuz yeni yapı bu sorunu ortadan kaldırıyor. Temenni ederiz ki, bundan sonra da yine bu süreci biz aynı şekilde işletir ve artık gündemden bunu tamamıyla düşürmüş oluruz.

SUNUCU- FETÖ terör örgütüyle mücadele başlığını açalım, oradaki soruları alalım.

Şimdi meydanların en sıcak başlarından biri aslında FETÖ tartışması. Bu tartışmaya ilişkin sizlerin soruları olacaktır tabi ki birazdan ama, ben genel anlamda mücadelenin nasıl gittiğine ilişkin bir soru yöneltmek isterim size.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- FETÖ terör örgütüyle ilgili mücadelede, yani bizim 15 Temmuz gecesinin sıcaklığı neyse, şu anda da biz aynı sıcaklık içerisinde bu mücadelemizi sürdürüyoruz. Bir defa KHK’larla bu süreç aynen devam ediyor ve biz asla buradan taviz vermeyeceğiz. Çünkü bunlar milleti böldüler, milleti parçaladılar. Bu milletimizi bölen, milletimizi parçalayan bu FETÖ terör örgütüne biz asla, cezaevinde olanlar zaten belli, ağırlaştırılmış alanlar, müebbet alanlar, ne bileyim uzun yıllara sari ceza alanlar, bunların hepsi içeride. Tabi bu arada kaçanlar var, tabi onları da kovalıyoruz, bazılarını kaçtıkları yerde yakalayıp oradan alıp geliyoruz, bu mücadele bu şekilde devam ediyor. Şimdi tabi burada Adalet Bakanlığının bir çalışması var, o da yılsonuna kadar bu davaların büyük bir kısmını bitirmek, böyle bir gayretin inşallah içerisindeyiz.

Fakat tabi Amerika kalkıp da şunu yapmıyor; nedir o? Yani FETÖ terör örgütünün başını bize teslim etmiyor. Bu da tabi 15 Temmuz’la ilgili düşüncelerimizi bizim ciddi manada etkiliyor.

Ama ben bu akşam burada özellikle bir şeyi söyleyeceğim, o da şudur: Mesela CHP’nin seçim beyannamesinde FETÖ ile ilgili arkadaşlarımın da bana verdiği bilgiye göre herhangi bir şey yok. Terörü de böyle es geçmişler, o da yok. Niye? Beraber geziyor onlarla da onun için.

Ama biz şimdi bir şeyin üzerinde özellikle duracağım; inşallah seçim sonrası olağanüstü hali biz şöyle masaya bir yatırıp olağanüstü halle ilgili gözden geçirip onu kaldırma gibi bir durum söz konusu olabilir, onun çalışmasını da yapmış olacağız.

HANDE FIRAT- Verdiniz efendim manşeti, ben şimdi oradan soracağım. Bekliyorduk da hani nasıl bir manşet verecek diye.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Manşeti aldığına göre, hayırlı olsun.

HANDE FIRAT- Kısa bir zamanda mı yapacaksınız, çünkü muhalefet hep son dönemde OHAL’i kaldıracağız gelir gelmez diyorlar.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi inşallah kabineyi kurduktan sonra kabineyle birlikte çalışmalarımızı hemen Adalet Bakanı vesaire talimatı verip çalışmayı sürdüreceğiz, tabii öyle fazla bu işler sürüncemede kalmaz, hemen adımı atıp yola devam edeceğiz.

HANDE FIRAT- O zaman önemli bir aşamaya gelindi bu mücadele açısından. Bir de, CHP dediğiniz için, bir kısmı da bizim programımızda gerçekleşmişti canlı yayında, Amerikalı kim diye sormamıza rağmen henüz bir yanıt alamadık.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Alamazsınız alamazsınız, bunlarda yalan diz boyu. Ve Amerikalı bir yetkili değil…

HANDE FIRAT- Kim efendim, biliyor musunuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onların kendi yetkilisi, CHP’nin kendi yetkilisi. Eğer Amerikalı bir yetkili ise, gelin Milli İstihbarata bunu söyleyin, Adalet Bakanlığına söyleyin. Şu ana kadar ne Adalet Bakanlığına söylediler, ne MİT’e söylediler, çünkü bunlar yalancı. Bak şimdi en son biliyorsunuz hani o 85 koli meselesi var ya, bunlar onda da aynı şeyi yapmadı mı? Ben Sayın Bakana dedim ki, tamam çağır dedim, gelsinler. Ne oldu, gönderdiler adamlarını, ne oldu, ne buldular? Dört tane adam çalışmış-malışmış, buldukları bir şey var mı? Biz bunlar üzerinde aylarca çalıştık ve ne dediler? Yalancı diyorum ya, bilerek söylüyorum; hepsi diyor gazete kupürü. Burada iddianameler var, ama iddianamelerin yanında gazetelerin bu iddianamelerden çıkardığı neler var, kupürler de var. Gazeteler biliyorsunuz yargıya çoğu zaman bilgilendirme noktasında haber kaynağı teşkil etmiyor mu? Ediyor. Bunlar da var onların içerisinde. Kendisi yeri geldiği zaman Parlamentoda bunlar gazetelerin sayfalarını açar gösterirler, ama burada da işine gelince kalkıyor bakıyorsun buradan hemen kayış atıyor; yok böyle bir şey. Şimdi bakın buradan çıkan bir şey yok. Sıkıştırın onları, ne buldunuz deyin, hadi gösterin deyin.

HANDE FIRAT- Bir açıklama yapacakları söyleniyordu, henüz o açıklama gelmedi…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hiç. Şimdi ben size Man Adası’nı söyledim, ben size bakın yargının verdiği kararla konuşuyorum. Ve şu anda ilk derece mahkeme kararını verdi ve şimdi onlar tabii istinafa gidecek, istinaftan sonra ne çıkar onu bilemiyorum. Ama bunlar her zaman bu tür cezaları da almaya hazır olsunlar.

MEHMET SOYSAL- CHP tarafından yöneltilen bir diğer eleştiri ise, FETÖ’nün sizin Hükümetiniz döneminde büyüdüğü, hatta 2004 yılı Milli Güvenlik Kurulunda FETÖ ile mücadele eylem kararının hayata geçirilmediği. Bu iddialara ve bu eleştirilerine neler diyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- FETÖ ile eylem planında mücadele filan bunların hepsi bir tarafa da, bizim zamanımızda büyüdüğü şeyini ben reddetmem, doğrudur. Doğrudur, yani bizim zamanımızda biz bunların bu tür bir ihanet içerisinde olmalarını gerçekten başta şahsım olmak üzere hiç düşünmedik. Ama meğerse bunlar büyük bir ihanet şebekesiymiş, aldatıldık.

MEHMET SOYSAL- Ama zaten sizin döneminizde değil, 40 yıl geçmişi var bunun.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Geçmişi var, ta Erdal İnönü’ye git.

MEHMET SOYSAL- Orgeneral olmayacağına göre.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bülent Ecevit, bunların en yakın dostuydu, Erdal İnönü en yakın dostuydu. Bunların yurt dışındaki okullarını Erdal İnönü’nün ziyaret ettiğini iyi bilirim, Ecevit’in aynı şekilde bilirim. Mesela onların davetlerine katıldıklarını, icabet ettiklerini iyi bilirim. Burada kimse kimseyi aldatmasın, gelsinler işin doğrusunu ayrıca konuşalım kendileriyle, ama samimi değiller. Bak ben ne diyorum? Biz yanıldık, yani bunlara biz çok inandık. Ama bizim bir defa 2004 özellikle MGK’sında, Milli Güvenlik Kurulundaki hedef sadece FETÖ değil tüm bu noktadaki terör örgütlerine yönelik bir süreçti ve bunun üzerine biz ısrarla da gittik. Ve tabii FETÖ terör örgütünün dışında birçok STK’lar da burada masaya yatırıldı, onlar üzerine yine gidildi ve ondan sonra tabii 2010’dan sonra da ayıklama süreci başladı.

SUNUCU- Efendim, terör örgütü demişken şimdi bir taraftan PKK, YPG, PYD ile de mücadele sürüyor. Son dönemde gündemde olan konu da Kandil. Türkiye, Kandil’e operasyon gerçekleştirecek mi? Bu soruyu sormak isteriz, açılışı buradan yapayım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi burada bir defa olayın tabii iki boyutu var; Kandil var, Sincar var. Bizim şu anda eğer Irak’tan Türkiye’ye herhangi bir tehdit olursa ki zaman zaman oluyor. Biz tabii burada Bağdat Yönetimiyle de bu konuyu süratle görüşürüz. Bağdat Yönetimi ben bu işi çözerim dediği takdirde ne ala, ama çözemem dediği takdirde biz kimseden icazet almayız. Sincar’ı da vururuz, Kandil’i de vururuz, hatta hatta yeni bir yere daha geliyorum, bunu ilk defa dillendiriyorum, bu da başlık olabilir…

HANDE FIRAT- Evet, bakıyoruz, bekliyoruz zaten.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Mahmur, Mahmur çok önemli. Birleşmiş Milletler şöyle demiş-böyle demiş, eğer öyle diyor-böyle diyorsa Birleşmiş Milletler Mahmur meselesini de halletmesi lazım. Niye? Çünkü Mahmur’da terörist yetiştiriliyor, orası bir kuluçka yuvasıdır.

HANDE FIRAT- Peki, Birleşmiş Milletler’le bir temas var mı bu konuda efendim, başladı mı?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunları geçmişte yaptık, ben mesela Ban Ki-mun’la bunları çok konuştum, şimdi de Guterres’le konuşuruz, deriz ki gelin bu işi çözün. Çözdünüz çözdünüz, çözmediğiniz takdirde gereğini yaparız. Niye? Burası çünkü kuluçka yuvası. Ha nedir? Bağdat Yönetimiyle hep birlikte bunları konuşacağız ve adımı atacağız. Kandil nereden besleniyor zannediyorsunuz, Mahmur’dan besleniyor, bunları yutmayalım. Sincar, küçük bir Kandil’dir aslında. 

HANDE FIRAT- Orada Amerikalıların oraya kaydığı, orada yer aldığı, yerleştiği iddiasına ne dersiniz? Yani Amerika yardımcı oluyor mu-olmuyor mu şu an görüşmeler neticesinde?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Neyse bunları şöyle biraz mesafeli gidersek isabetli olur. Çünkü bazı şeyler vardır ki, bunlar bir gece ansızın gelebiliriz diyoruz ya, oraya parantez açarız.

MEHMET SOYSAL- Muharrem İnce’nin bir iddiası ve açıklaması var Kandil konusunda özellikle.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Kimin?

MEHMET SOYSAL- Muharrem İnce’nin. Kandil’de terörist falan kalmadı, boşalttılar orayı.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Demek ki iç-içeler, çok iyi biliyor. Böyle diyorsa, demek ki oradan istihbarat gayet iyi çalışıyor.

MEHMET SOYSAL- Peki, Membiç’le ilgili ortak yol haritası iki bakan tarafından onaylandı, YPG’nin silah bırakıp çekileceğine dair. Bu başladı mı, son durum nedir ve burada tekrar Amerika’ya güveniyor muyuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Orada bir timing var, var bir timing, yani 0-10, 10’dan öte bir timing var. Şimdi bu timing içerisinde Pompeo bu işte çok daha iddialı görünüyor. Tabii burada Sayın Obama bana verdiği sözleri tutmadı. Obama döneminde aslında Münbiç’e ne PYD, ne YPG bunlar sokulmayacaktı, ne yazık ki soktular. Çünkü orası yüzde 90-95 Arap bölgesidir. Ama bunlar ne yazık ki Arap’ları oradan çıkarttılar ve oraya bu terör örgütlerini soktular. Tabii sorduğun zaman diyor ki; bunlar terör örgütü değil, bizim diyor kanaatimiz bu. Ama şimdi Pompeo ile bu iş daha farklı bir yere geldi, o kabul gösteriyor ve bunlar Fırat’ın doğusuna çıkarılacak diyorlar. Şimdi bu sözünde inşallah durursa ki Mevlüt Beyin de bana söylediği şey, çok samimi bir görüntü verdi diyor, duracak diyor. İnşallah durursa o zaman Münbiç sorununu çok daha hızla halletme imkânı doğmuş olur.

HANDE FIRAT- Fırat’ın doğusuna geçecekler ya, ondan sonra ne olacak? Yani Türkiye’nin hep Fırat’ın doğusuna –sizin açıklamalarınız var- hassasiyetleri var, oradan nereye?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii Fırat’ın doğusunda bu topraklar, öyle yerleşim bölgeleri şeklinde değil, çok daha rahat bölgeler. Burada en sıkıntılı bölge aslında Deyrizor’dur, çünkü Deyrizor tamamen verimli bir bölge olarak, yeraltı zenginlikleri olarak çok çok farklı bir bölge, tabii orada Amerika’nın da hassasiyetleri var. Şimdi o hassasiyetler sebebiyle belki oraları daha da emniyet altında tutmak için öyle bir adım atabilir. Ama merkezi yönetim de Deyrizor konusunda tabii hassas, Suriye’nin merkezi yönetimi. Niye? Orası onlar için petrol yatağı. Bu arada tabii bir başka şey daha var, o da DEAŞ. DEAŞ’ın da orası üzerinde hesapları var. Şimdi DEAŞ da burada o hesapları yürütürken bakıyorsunuz merkezi yönetimle DEAŞ pazarlık halinde, oraya petrol satmak veya oradan petrol almak gibi bu tür alışverişleri de oluyor. Bundan dolayı da tabii Suriye’nin kendi içinde bu meseleyi koalisyon güçleriyle farklı yürütüyor, öbür tarafta bizimle farklı tabii Suriye merkezi yönetimi değil Rusya tarafından böyle bir bu işi beraber yürütme sürecimiz var. Tabii bizim yani burada özellikle teröristler temizlenene kadar biz bu mücadeleyi burada yürüteceğiz. Ama bizim hassasiyetimiz şu anda nerede? Daha çok Suriye’nin kuzeyinde. Suriye’nin kuzeyinde de şu an itibariyle biz 4500 teröristi Afrin’de etkisiz hale getirdik.

Benim bu rakam açıklamamdan da bazıları rahatsız oluyor. Ya niye rahatsız oluyorsun? Bu terörist ve bu teröristse etkisiz hale gelmesi lazım, aksi takdirde benim vatandaşım şehit ediliyor. Aynı şey tabii Cerablus’ta oldu. Cerablus’ta biz ne yaptık? DEAŞ’ı oradan derdest ettik, onları da oradan çıkarttık. Ama şimdi Sincar bizim için tehdit oluşturuyorsa, Kandil ki bizim için tehdit oluşturuyor, orada da biz gereğini yapacağız. Biz bunu Sayın İbadi’ye de söylemiştik, ama olmadı. Temenni ederiz ki bakalım şimdi hükümet nasıl kurulacak, bunu bir görelim.

HANDE FIRAT- İran’la da görüşüyorsunuz değil mi, çünkü orada İran’ın rolü çok önemli. Destek veriyor mu?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii tabii, orada özellikle tabii İran’la bu konuda görüşmelerimiz çok oldu, hala oluyor, ayrıca tabii yani bizim o bölgeyi İran’la görüşmemiz söz konusu. Tabii özel temsilcilerimiz vasıtasıyla yaptığımız görüşmeler var, direkt olarak Sayın Ruhani ile yaptığımız görüşmeler var. Bir de tabii sadece Irak demeyeyim, bölge içinde biliyorsunuz bizim Rusya, İran, Türkiye olarak üçlü yaptığımız çalışma var. İlk iki ayağını biz Soçi ve Ankara olarak yapmıştık, şimdi üçüncü ayağını da büyük ihtimalle Tahran olarak yapacağız.

HANDE FIRAT- Tarih belli mi?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok, belli değil.

MEHMET SOYSAL- Peki, gün boyu, bütün gün bize Twitter’dan ve sosyal medyadan özellikle sormamızı istedikleri sorular var ve canlı yayın boyunca da bu devam etti. Bedelli askerlik konusu, bu seçim sonrası tekrar gündeme gelebilir mi, böyle bir ihtimal var mı? Ve Kürt sorunu yok, terör sorunu var dediniz. Ancak diğer partilerin hemen hepsinde Kürt sorunu olarak konuyu ele almaya devam ediyorlar, çözüm yerini de Meclis olarak gösteriyorlar. Sizin bu konuda daha önce yıllarca aslında yaptıklarınız, hepsi ortada ve çok dikkat çeken de adımlar atmıştınız. Şimdi bu konuyla ilgili yeni bir mesajınız var mı, neler söyleyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi özellikle bu bedelli askerlik konusunda tabii Sayın Başbakan bir açıklama yaptı. Tabii bunu bizim daha çok askerle çalışmamız gereken bir konu ve nasip olursa 24 Haziran’dan sonra, hemen bizim ilk işimiz budur diye girmek olmaz. Niye? Biz bu işe bakarken hassas bakmamız lazım, çok ciddi bir birikim var, kabul. Ama bir tarafta da Afrin var, bir tarafta Cerablus var, bir tarafta şimdi Sincar’ı, Kandil’i konuşuyoruz, bütün bunlar da ortada. Bütün bunların konuşulduğu bir dönemde biz eğer hemen bedelliyi öne çıkarma noktasına gelirsek bu yanlış olur. Ve halkım bizi bu noktada ne yapıyorsunuz der. Onun için seçimi atlatalım, seçimden sonra bu işin hem askeri boyutunu bir değerlendiririz, ondan sonra kendi kabinemizle, ekibimizle ortak aklı oluştururuz, ona göre de inşallah onun adımını hayırlısıyla atarız.

Kürt sorunu meselesi. Ben 2005’te bununla ilgili Diyarbakır konuşmamda bir açıklama yapmıştım, ama çok önemli bir şey söylemiştim; eğer bu bir sorunsa benim sorunumdur. Ama şunu unutmayın: Türkiye’de sadece Kürt’ün sorunu yok, Türk’ün de sorunu var, Boşnak’ın da, Laz’ın da, hepsinin sorunu var. Şimdi ise artık bu sorunlar yok. Şimdi ne var? Şimdi terör sorunu var. Ve bu terör sorununun da baş aktörü kimlerdir? PKK’dır. Şimdi biz terör sorunuyla mücadele ediyoruz. Bu terör sorununu sıfırlayana kadar, ortadan kaldırana kadar, son teröriste kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz. İşte ben geçen gün biliyorsunuz Diyarbakır’daydım. Diyarbakır mitinginde orada söyledim, artık Kürt sorunu yoktur dedim. Bakın bunu Diyarbakır’da söylüyorum, kime? Karşımdaki 40 bin kişiye söylüyorum ve hepsi alkışlıyor. Ama ret politikalarını kim kaldırdı? Biz kaldırdık. İnkâr politikalarını kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Baskıcı politikaları kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Kendi öz dilinde eğitim-öğretimi alma imkânını kim getirdi? Biz getirdik. Ve Kürt kardeşlerimizi bir defa çok aldattılar. Kendi devletine onları düşman hale getirdiler. Şimdi ben diyorum ki; ey benim Kürt kardeşim, bir defa bak, seni kendi devletine düşman hale getirenlere karşı tavrını koy, bu oyuna gelme. Diyarbakır’da 6-7 Ekim’de 53 tane Kürt evladımızı öldürenler senin siyasi temsilini alabilecek kişiler olamaz. Diyarbakır Belediyesinin önünde ağlatılan anneler, o Kürt anneler unutma ki senin annen. Onların kızlarını Kandil’e kaçıranlar kimler? PKK terör örgütü, bunlar mı sizin temsilciniz olacak? İşte 24 Haziran bunlara gerekli dersi, gerekli cevabı verme günüdür. Gelin, bakın Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak, size kardeşlerim olarak hitap ediyorum. Niye? Çünkü benim Rabbim bizi kardeş olarak yarattı. Müminler kardeştir buyuruyor Rabbim. Mademki müminler kardeştir, o zaman kardeşliğimizin gereğini yerine getirelim. Yunus’un diliyle de birbirimizi sevelim. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevelim. Ayrımcılığa gitmeyelim; Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Boşnak, Roman, böyle bir ayrılık olamaz. Eğer biz birbirimizi sever kenetlenirsek bu milleti kimse bölemez. Onun için biz ne diyoruz? Rabia; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Buna kimse hayır der mi? Şu anda bunu yapıyoruz.

MEHMET SOYSAL- Tüm ırkları kabul ediyorsunuz, ama ırkçılığı reddediyorsunuz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Irkçılığı kesinlikle reddediyoruz, bizde ırkçılık olamaz.

HANDE FIRAT- Efendim, süremiz daha var, dolayısıyla şu Kandil operasyonuyla ilgili biraz daha ayrıntı alabilir miyiz, şu yüzden: Coğrafyanın zor olduğunu biliyoruz, Türkiye’nin 11 üssü olduğunu biliyoruz, kurduğunu. Üs kurarak mı ilerlenecek? Türkiye burada ne kadar üsleriyle kalıcı olacak ve hava operasyonu destekli mi planlanıyor?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Hande Hanım, tabii burada artık biz eski Türkiye değiliz. Şimdi üstlerin üzerine düşen görevler var, ama bunun yanında tabii ki İHA’larla yaptıklarımız var, SİHA’larla yaptıklarımız var, bir de koordinatların belirlenmesinin ardından F16’larla yapılacak olanlar var. Şimdi bir terörle mücadele süreci içerisinde kalkıp da bizler düşmana herhalde malzeme verme yolunu tercih edemeyiz değil mi? Az önce de söyledim, ne dedim? Bir gece ansızın gelebiliriz; bizim stratejimiz bu olacak. Bir gece ansızın vurabiliriz, böyle gideceğiz.

HANDE FIRAT- Son bölüme giriyoruz değil mi?

MEHMET SOYSAL- Son bir soru var. Sayın Cumhurbaşkanı, Fenerbahçelisiniz. Bir dönem kapandı Fenerbahçe’de, yeni bir dönem başladı. Ali Koç’un kazanması konusunda neler söyleyeceksiniz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii gerçekten Ali Bey hakikaten açık ara bir başarı elde etti, doğrusu ben de evvelsi gün, kongreden bir-iki gün sonra arayıp kendisini tebrik ettim. Tabii şimdi yeni dönemde o da artık bu beklenen başarıyı ortaya koyması lazım. Çünkü sadece Fenerbahçe’nin ulusal bazda müsabakaları olmayacak, onun da uluslararası bazda müsabakaları olacak. Zannediyorum herhalde hocayla devam etme gibi, bugünkü gazetelerde okudum, böyle bir şey var, yani Aykut Hocayla böyle bir süreci devam ettirmeleri. Tabii eksiklerin giderilmesi, o onların tabii takdiridir. Ve Ali Beyin teknik ekiple, bütün futbolcularla atılacak adımlar vesaireyle isteriz ki güçlü bir Fenerbahçe ortaya çıksın. Şu anda tabii Galatasaray iyi bir noktaya gelmiş vaziyette. Tabii orada da Fatih Hocanın kendine has bir üslubu ve ispatlamış olduğu bir konumu var. Öbür tarafta tabii Beşiktaş’ta Şenol Hoca zaten tartışılmaz, böyle bir durumu var. Ama bir de kimler gidecek-kimler kalacak, bunlar da henüz belli değil. Biz bunları da hakikaten sizlerden takip ediyoruz, gazetelerden takip ediyoruz. Temenni ederiz ki bizim bu kulüplerimiz, Trabzon da dahil böyle güçlü ekiplerle inşallah…

MEHMET SOYSAL- Başakşehir de dahil…

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Başakşehir zaten benim takım.

MEHMET SOYSAL- Biliyorum onu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Orada da Abdullah Hoca kendisini ciddi manada ispatlamış vaziyette ve Başakşehir’in de yine ulusal-uluslararası bazda inşallah ortaya koyacağı başarı bizleri yine çok-çok sevindirecektir. Bunun için de ben bu kulüplerimize başarılar diliyorum; tabii Galatasaray, Başakşehir; Fenerbahçe ve Beşiktaş hakikaten uluslararası bazda artık şöyle bir zorlarlarsa işin başını, bunlarla tabii biz de iftihar ederiz. Ve bütün kulüplerimize ben de şimdiden başarılar diliyorum.

HANDE FIRAT- Efendim, bu kadar stresli bir dönemden geçiliyor, yani seçim açısından yoruluyorsunuz, yoğunsunuz, belli ki az uyuyorsunuz doğal olarak çalışma saatlerine baktığımızda. Stresinizi nasıl atıyorsunuz? Torunlarınızı biliyoruz, onlarla birarada olmak da muhtemelen çok iyi geliyordur, ama ben dart oynadığınızı duydum, doğru mu duydum acaba?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok be, o kadar vaktim yok ya.

HANDE FIRAT- Şimdi değil, ama arada hiç böyle spor yapıyor musunuz?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yok yok.

HANDE FIRAT- Spor da mı yok efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Spor var canım, var da bu ara yok. Bu ara nerede yapayım? Ama normal zamanda haftada üç gün böyle bir şeyim var. Bu üç gün içerisinde ben bir aletli jimnastik çalışmasını yapıyorum. Bunun dışında şimdi havalar tabii artık güzel, havalar güzel olduğu için de hem basket, hem futbol, bir dar ekibimiz var, onlarla beraber evin orada onları yapabiliyoruz. Tabii burada bütün mesele ter atmak. O teri atmak suretiyle işte o stresi onunla beraber zaten atabiliyorsunuz. Ve ekibimiz de iyi bir ekip. Ama ben tabii Cumhurbaşkanı olduğum için bana fazla dokunmuyorlar, dolayısıyla o avantajı kullanıyoruz.

HANDE FIRAT- Genelde basketleri ve golleri siz atıyorsunuz o zaman.

SUNUCU- Efendim, daha aslında çok sorumuz vardı.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ne kadar oldu ya?

MEHMET SOYSAL- 1 saat 40 dakika oldu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- 1 saat 40 dakika oldu mu?

SUNUCU- Evet, yaklaşık olarak.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Maşallah bayağı hızlı geçti.

HANDE FIRAT- Var mı bu akşam sahur programınız efendim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Dur bakalım.

SUNUCU- Bir de, acaba biraz daha fazla vaktim olsa torunlarımla şunu yapardım dediğiniz bir şey var mı, torunlarınızdan laf açılmışken ben onu da merak ettim?

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii böyle bir vakit yok. İşte İstanbul programı olduğu zaman, şimdi zaten onlar da tatile giriyorlar, inşallah onlarla birarada olma fırsatını yakalayacağız. Ama hakikaten onlar bir içim su. Onlarla birarada olmak, onları sevmek, onların sizi sevmesi, onların işte bir dedeciğim demesi, bir anneanneciğim demesi filan, bunlar size başka bir enerji veriyor. Dolayısıyla da tabii İstanbul’u çekemiyoruz diyemem, yani programlar müsaade ettiği anda hemen İstanbul’a gitmenin tabii fırsatını kolluyoruz yani. Onun için sizin vesilenizle ben de kızlarıma ve torunlarıma iyi geceler diliyorum.

MEHMET SOYSAL- Evet, biz de Demirören Medya Grubu olarak tekrar teşekkür ediyoruz.

HANDE FIRAT- Çok teşekkür ediyoruz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aynı şekilde ben de Demirören Medya Grubuna bu yeni süreçte, yeni yapılanmada başarılar diliyorum ve yazılı-görsel medya dünyamızda inşallah yeni bir güç kaynağı olur.

MEHMET SOYSAL- İnşallah.

HANDE FIRAT- Teşekkür ederiz.

SUNUCU- Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Kanal D-CNN Türk ortak yayınında sorularımızı yanıtladı.

Hepinize iyi geceler diliyoruz, hoşça kalın.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.