Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in ‘Sehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 103. Yili Töreni’ konusmasi

 

…sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Çanakkale Deniz Zaferimizin 103. Yıldönümünü idrak ettiğimiz bu tarihi günde tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle yad ediyoruz.

Şiirleriyle gönlümüzü zenginleştiren çocuklarımıza, tiyatro gösterileriyle bizlere duygu dolu anlar yaşatan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Biz de sizlerin yanınızdayız. Böyle bir gençlik olduktan sonra Allah’ın izniyle yeni yeni Çanakkale zaferlerini yakalama hazırız.

Sözlerimin hemen başında bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum; Afrin şehir merkezi Türk Silahlı Kuvvetlerimizin desteğindeki Özgür Suriye Ordusu mensupları tarafından bu sabah 08:30 itibarıyla tamamen kontrol altına alınmıştır. Teröristlerin çoğu zaten kuyruklarını kıstırıp kaçmışlardır, kalan kılıç artıklarını ve geride bıraktıkları tuzakları da özel birliklerimiz ve Özgür Suriye Ordusu mensupları temizliyorlar. Afrin Şehir merkezinde artık terör örgütünün paçavraları değil, huzurun ve güveninin sembolleri dalgalanıyor. Şu anda orada Türk Bayrağı dalgalanıyor, Özgür Suriye Ordusunu bayrağı dalgalanıyor.

Bizlere bu günleri gösteren rabbimize hamdediyorum. Kahraman Mehmetçiklerimize şükranlarımı sunuyorum. Ülkelerinin hürriyeti ve aydınlık geleceği için canla, başla mücadele eden Özgür Suriye Ordusu mensuplarına şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Afrin Operasyonumuzu en başından beri yürekten destekleyen milletimize şükranlarımı sunuyorum. Kendilerini teröristlerin zulmünden kurtaran askerimizi sevinç gözyaşları içinde karşılayarak bize kucak açan Suriyeli kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.

Bu operasyonla Türkiye bir kez daha hakkın, haklının, mazlumun yanında olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Daha önce Cerablus’ta, Rai’de, El Bab’da, Azez’de ne yaptıysak, şimdi Afrin’de ve çevresindeki yerleşim yerlerinde de aynısını yapacağız. 140 bin kişi Cerablus’a döndü, şimdi de Afrinli olan kardeşlerimiz Afrin’e dönecekler. Teröristlerin izlerini silerken, aynı zamanda altyapısından üstyapısına bölgeyi yaşanabilir hale getirecek tüm adımları atacağız. Halen ülkemizde ve diğer yerlerde yaşayan bölge halkının ne kısa sürede yurtlarına, evlerine kavuşmaları için gereken her türlü adımı atacağız.

Türkiye’nin ve milletimizin Suriye’nin ve Suriyelilerin bu ortak zaferi terör örgütlerini aramıza bir hançer gibi sokmaya, bin yıllık kardeşliğimizi zehirlemeye çalışanlara verilmiş en güzel cevaptır. Bu zaferin bir kez daha hem ülkemize, hem de Afrin bölgesindeki kardeşlerimize hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.

Sevgili gençler; Türk milleti olarak dün Çanakkale’de hangi heyecan, azim ve inançla mücadele etmişsek, bugün de sınırlarımız içinde ve dışında aynı şekilde bir mücadeleyi yürütüyoruz.

Yahya Kemal ne diyor:

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi.

Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın.

Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın.”

Ecdadımız Çanakkale’nin, burada yürütülen mücadelenin ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. Bunun için adeta varını, yoğunu ortaya koyarak Çanakkale’yi geçilmez hale getirmişti. Bugün biz de terör örgütleriyle ve arkalarındaki güçlerle sınırlarımızı içinde ve dışında, bu verilen mücadelenin anlamını çok iyi biliyoruz. Türkiye’ye yönelik terör dalgası bir asır sonra Çanakkale saldırısının yeniden hortlatılma çabasından başka bir şey değildir.

Çanakkale’de dönemin en güçlü ordularıyla üzerimize saldırmışlardı; ne oldu? Bütün bunlara rağmen; “imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür.”

Ne diyor Akif İstiklal Marşımızda:

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.”

İşte Çanakkale böyle geçilmez oldu. Şimdi o kadar cesaretleri olmadığı için, özel olarak eğitip-donattıkları dünyanın en alçak, en eli kanlı, en zalim terör örgütleriyle üzerimize geliyorlar. PKK’dan FETÖ’ye, DEAŞ’tan PYD’ye tüm örgütler işte bu amaçla kullanılmakta. Sandılar ki bu milletin Çanakkale’deki cesareti geride kaldı. Sandılar ki bu milletin Çanakkale’deki azmi artık kalmadı. Sandılar ki bu milletin inancı o günkü kadar kavi değil. Ama attıkları her adımda yanıldıklarını gördüler. 2015 yılında çukur eylemleriyle milli birliğimizi ve vatanımızın bütünlüğünü hedef aldılar. Teröristleri de, bu niyetlerin gerisindeki güçleri de açılan o çukurlara gömdük, saldırıyı bertaraf ettik. Ardından 15 Temmuz darbe girişimini başlattılar, ellerindeki en modern silahlara güvenerek çıktıkları sokaklardan milletimizin o iman dolu göğsüne çarpınca darmadağın olarak ricat ettiler, geri döndüler.

Milletimiz 15 Temmuz’da yüreğindeki imanın da, cesaretin de sapasağlam ayakta olduğunu cümle aleme göstermiştir. Baktılar ki içeriden olmuyor, bu defa sınırlarımız dışından ülkemizi kuşatmaya kalktılar. Suriye sınırımız boyunca 911 kilometre bu girişimi de önce Fırat Kalkanı, sonra Zeytin Dalı Harekatıyla yerle bir ettik, ediyoruz. Hamdolsun, terör koridoru zinciri şimdilik 4 noktadan kırıldı, zincirin kalan halkalarını da en kısa sürede tane tane kıracak ve bu oyunu tamamen bozacağız. Kahraman Mehmetçiklerimiz askeriyle, polisiyle, jandarmasıyla, ÖSO’yla, güvenlik korucusuyla dün Çanakkale’de nasıl destan yazdıysa, bugün de El Bab’da, Afrin’de terörle mücadele operasyonu yürüttüğümüz her yerde çok büyük başarılara imza atıyorlar. Dün Çanakkale’yi geçeceklerinden emin bir şekilde yola çıkıp kapımıza dayananlar, bugün de planlarının başarıya ulaşacağından şüphe duymayarak sınırlarımıza geldiler. Çanakkale’de ne olduysa, şimdi sınırlarımızda olan da odur. Görkemli zırhlılarıyla dünyanın dört bir yanından toplayıp getirdikleri askerleriyle erken zafer kutlayanları Çanakkale’de nasıl hüsrana uğrattıysak, sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturduklarını sananları da öyle şaşkına çevirdik. Birilerinin güçlerine, paralarına, silahlarına, hilelerine güvenerek çıktıkları yol, Mehmetçiğimizin cesaretinin önünde sona erdi. Dağ-tepe demeden her köşesi beton tünellerle, duvarlarla, iyi gizlenmiş nice tuzaklarla donattıkları Afrin’i işte bugün 58. gününe giren operasyonumuzla tamamen ele geçirdik, şimdi bayrağımız orada dalgalanıyor, Özgür Suriye Ordusunun bayrağı orada dalgalanıyor.

Ve tek bir sivilin burnunun kanamasına yol açacak en küçük bir adımımız olmamıştır. Çünkü biz işgale gitmedik, biz sadece terör gruplarının yok edilmesine ve barışa gittik. İnsanlara zulmetmeye değil, oradaki kardeşlerimizi terör örgütünün zulmünden kurtarmaya gittik.

Allah şanlı ordumuza, kahraman Mehmetçiklerimize güç, kuvvet versin.

Kardeşlerim; bu mücadelede en büyük ilham kaynağımız hiç şüphesiz Çanakkale Zaferidir. Çanakkale’de öyle hikayeler, öyle fotoğraflar, öyle ismi bilinen, bilinmeyen kahramanlar var ki, bunları görüp de duygulanmamak mümkün değildir. Açık konuşmak gerekirse, bu büyük savaşın ve zaferin birkaç şiir, birkaç roman, birkaç belgesel dışında hala hakkıyla anlatılamadığını düşünüyorum. Biz maalesef tarih yapmakta çok mahir, ama onu yazmakta aynı derecede başarılı olmayan bir milletiz. Gerçi Çanakkale anlatılamayacak, ancak yaşanabilecek bir savaştı. Buna rağmen Çanakkale’yi yeni nesillere mümkün olan ne ideal şekilde aktarmak için daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum.

Çanakkale bir seferberlik savaşıydı, ülkede eli silah tutan herkes Çanakkale’ye koşmuştu. Ülkemizde pek çok lise savaş döneminde mezun vermemiştir, çünkü özelikle son sınıf öğrencilerinin tamamı Çanakkale’ye gitmiş ve genellikle de geri dönememiştir. Tıp fakülteleri, hukuk fakülteleri, edebiyat fakülteleri hepsi savaşa gittiği için öğrencisizlikten kapanma noktasına gelmiştir. Özellikle hekim ihtiyacı sebebiyle tıp fakültesi öğrencileri adeta zorla cepheden okullarına geri gönderilmişlerdir. Çanakkale’yi sadece rakamlarla, yani şu kadar subay, şu kadar asker şehit olduğu diye anlatmak, işin ruhunu ifade etmekte yetersiz kalır. Bu Yarımada’da rütbeleri küçük olduğu halde yaptıkları büyük işlerle her biri birer abide olan nice isim var. Bu kahramanlardan kimi gözlerini kırpmadan düşman kurşunlarının üzerine atılıyordu, kimi düşmanın karadaki askerlerini çiğnemekle yetinmeyip denizdeki zırhlıların üzerine yürümeye kalkıyordu. Kimi dünya şampiyonu haltercilerin bile kaldıramayacağı ağırlıktaki top güllelerini yerlerine yerleştirip tek atışta koca gemileri batırıyordu. Kimi yaralarına aldırmadan ısrarla savaş devam ediyordu. Velhasıl, insanın aklının alamayacağı her türlü fedakarlığı yapıyorlardı. Son nefeslerini gülerek veriyorlardı, onlarda ağlamak yoktu, onlarda sadece ölüme gülerek gitmek vardı. Kelime-i şahadetten önceki son sözleri ise sadece vatan sağ olsun oluyordu.

Onlar 65 yaşında yüzbaşı rütbesiyle gençlere taş çıkartan, bütün o işlere imza atan Hacı Ramazan Ağaydılar. Savaş gemilerinden atılan güllelere meydan okuyan Muharrem Başçavuştular. İmkanları sınırları olduğu için düşman siperlerini basıp ellerindeki makineli tüfeği sırtlanıp gelen Mustafa Çavuştular. Onlar kınalı saçını soran komutanına, ben Rabbine adanmış İsmail doğmuşum mesajını şahadetinin ardından ulaştıran Yozgatlı Kınalı Hasan’dılar. Düşmana yakalandığında bile cesaretini ve neşesini elden bırakmayıp, size hediyem var diyerek askerlerimize kucak dolusu getiren Saka Hüseyin’diler. Cepheye geri dönmek için komutanına, sağ kolumu kaybettim ama, zararı yok, sol kolum var diyerek mektup yazan bombacı Mehmet Çavuştular. Onlar tek atışta dürbünün vurduğu denizaltıyı su üstüne çıkmak zorunda bırakıp teslim alan Müstecip Onbaşıydılar. Bölüğündeki tüm subayların şehit olması üzerine komutayı ele alıp başarılı bir hücumla düşmanı durduran Kırşehirli Mehmet Çavuştular. Velhasıl, tüfeği çalışmayınca düşmana taşla saldıran Bigalı Mehmet Çavuştular.

Değerli kardeşlerim; bütün bunlarla beraber işte 103. yılda yine Çanakkale Zaferini kutluyoruz. Rabbim, şimdi Afrin, daha önce Fırat Kalkanı, nice zaferlerle milletimizi inşallah şereflendirsin diyorum.

Evet, Çanakkale Zaferi bunlar gibi daha nice kahramanlık hikayeleri sayesinde elde edilmiştir. Bugün Mehmetçiklerimiz Afrin’de, El Bab’da, Kuzey Irak’ta, ülkemizin geçit vermez dağlarında nice kahramanlık hikayeleri yazıyorlar.

Biz bir şeye inandık, bizim milletimiz, gençliğimiz şahadete yürüdü, 15 Temmuz’da şahadete yürüdü. İşte şurada görüyorum birileri var, o birileri şahadeti bir nesle miras olarak bıraktı.

“Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”

“Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber. Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.” Peygambere komşu olmak isteyenler işte bu yolda şahadete yürüyorlar. Bu ülkeyi ecdadımız kanlarıyla yoğurarak vatan haline getirmişti, şimdi de millet olarak yine topraklarımızı kanlarımızla yoğurarak vatanımıza sahip çıkıyoruz. Vatansızlığın, devletsizliğin, ezansızlığın, bayraksızlığın ne demek olduğunu dünyadaki pek çok örneğinde görüyoruz.

Rahmetli Arif Nihat Asya’nın dediği gibi: “Sen bizi sevgisiz, susuz, havasız ve vatansız bırakma Allah’ım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu Müslümansız bırakma Allah’ım.”

Ve Rabia’mız; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

81 milyon tek milletiz.

Ve bayrağımıza eş bir bayrak asla düşünmüyoruz. Kim ki bayrağımıza alternatif düşünmeye kalkarsa, kalkanların Cudi’de ne olduğunu gördünüz, Gabar’da ne olduğunu gördünüz, Tendürek’te ne olduğunu gördünüz. Ne dedik? İnlerine gireriz.

Ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı bölemeyecekler, böldürmedik. Ne oldu? Suriye’ye kaçtılar, Kandil’e kaçtılar. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız.

Ve dört: tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bir başka söz konusu değil ve devletimize de sahip çıkacağız.

Tarih bize gerçekten çok kıymetli dersler sunuyor, biz yeter ki bu dersleri almasını bilelim.

Gençler, Malazgirt’i bilmeden Osmanlı’nın kuruluşunu kavrayamayız. Ankara Savaşını bilmeden İstanbul’un fethinin sırrını anlayamayız. Karlofça Anlaşmasını öğrenmeden Sultan Abdülhamid’in siyasetini çözemeyiz. Çanakkale’nin mesajını ruhumuza sindirmeden bugün verdiğimiz mücadeleyi doğru şekilde ifade edemeyiz. Birileri sanki Çanakkale sadece bir hamasetten ibaretmiş gibi, ısrarla bu büyük destanı gözden ırak tutmaya çalışıyor. Halbuki Çanakkale her iki taraftan yarım milyonu aşkın insanın canını, hayalini, geleceğini bıraktığı benzer bir coğrafyadır. Burada sadece kurşunlar havada birbirine girmedi, aynı zamanda hayaller vuruştu, iki farklı zihniyet çarpıştı. Allah’ın izniyle Çanakkale’de o gün biz galip geldik, bugün de zafer bizimdir.

Şu anda kendi topraklarımız yanında Suriye’de, Irak’ta, bölgemizde ve tüm dünyada verdiğimiz mücadelede siz gençlerimize ve sizden sonra geleceklere daha büyük, daha güçlü bir Türkiye inşasına ilham kaynağı olacaktır. Biz ecdadın mirasını yaşatmaya ve yükseltmeye çalışıyoruz. Gençlerimiz de inşallah bizim onlara bırakacağımız mirası daha ileriye taşımanın çabası içinde olacaktır.

Ne diyor şair:

“Yaşamaz ölümü göze almayan,

Zafer göz yumamadan koşana gider.

Bayrağa kanının alı çalmayan,

Gözyaşı boşana boşana gider.

Kazanmak istersen sen de zaferi,

Gürleyen sesinle doldur gökleri.

Zafer dedikleri kahraman peri,

Susandan kaçar da coşana gider.

Bu yolda herkes bir, ey delikanlı!

Diriler şerefli, ölüler şanlı.

Yurt için dövüşen başı dumanlı,

Her zaman bu şandan, o şana gider...”

Evet, bu öyle bir yoldur ki dirileri şereflidir, ölüleri şanlıdır. Türk milleti olarak şerefimizle, şanımızla yürüttüğümüz istiklal ve istikbal davasının bayrağını nasıl ki Çanakkale’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, liderliğinde, evet, tarihe kaydettiysek, inşallah Afrin’le de yeni bir tarih oluşturuyoruz.

Bu vesileyle sizlere şahsım, milletim adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum, daha nice inşallah kutlamalarda sizlerle beraber olmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

Kalın sağlıcakla.

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.