Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Siirt 6. Olagan Il Kongresinde Yaptigi Konusma

 

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- … katılımcı kardeşlerim vardı, tabi onları selamlamadan salona giremezdik, selamdık ve şimdi sizinle beraberiz. Coşku bir başkaydı, heyecan bir başkaydı.

Şimdi bu salondan Baykan’a, Eruh’a, Kurtalan’a, Pervari’ye, Şirvan’a ve elbette Tillo’ya selamlarımı gönderiyorum.

Bu muhteşem salondan tüm Siirt’e, Siirt’in ilçelerindeki, köylerindeki her bir kardeşime sevgilerimi yolluyorum.

Değerli kardeşlerim; İl Kongremiz vesilesiyle bir kez daha evliyalar, alimler, arifler şehri Siirt’te olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum.

Kongremizin teşkilatımız için, Siirt’imiz için, ülkemiz için, milletimiz ve demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Bu güzel birlikteliğimizin her geçen gün gelişen, halkının her şeyden önce bu heyecanı bugün farklı bir şekilde yaşadığı Siirt için yeni bir dönemin kapılarını aralamasını ümit ediyorum.

Siirt Teşkilatımızın tüm mensuplarını, kurulduğu bugüne kadar partimizin çatısı altında emek vermiş tüm kardeşlerimi gayretlerinden ve fedakarlıklarından dolayı kutluyor, kendilerine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Değerli kardeşlerim; partimiz çatısı altında mücadele etmiş, ancak bugün aramızda bulunmayan vefat etmiş bütün kardeşlerimize de Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Sözlerimin hemen başında, asırlardır bu toprakları aşkla, hikmetle, ilim ve irfanla yoğuran tüm gönül erlerini kemali edeple yad ediyorum.

Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam meftunu olan Veysel Karani Hazretlerine, İsmail Fakirullah Hazretlerine, İbrahim Hakkı Hazretlerine bir kez daha Yüce Mevla’dan rahmet ve mağfiret diliyorum. Rabbim bizleri o hak aşıklarının yolundan ayırmasın. ("Amin" sesleri)

Kardeşlerim: bugün 3 yıllık bir ayrılığı vuslata dönüştürüyoruz. Bugün 3 senedir yüreğimizi yakan hasrete artık bir son veriyoruz. Böylesine muhteşem bir atmosferde gönüllerimizi buluşturan Rabbime sonsuz hamdediyorum. Rabbim gönül dostluğumuz, yol arkadaşlığımızı daim eylesin diyorum. ("Amin" sesleri)

Biz Siirt’i, Siirtli hemşerilerimizi gerçekten çok özlemiştik, anlaşılan sizler de bizleri özlediniz. Siirt’e ayak bastığımız andan itibaren bizim bağrına basan tüm hemşehrilerime kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ve dışarıda işte onbinlere hitap ettik ve bu onbinlerdeki heyecanı bugün çok farklı gördüm, bu sevgi selini çok farklı gördüm, hepsine teşekkür ediyorum.

Tabi Siirt’in eniştesi olmanın gururunu hep yaşadım, daima yüreğimde hissettim. Bu aziz toprakların bir evladı olmaktan, özelikle Mecliste Siirt’i temsil etmekten her zaman onur duydum, iftihar ettim. Ve bu yola milletvekili olarak başladık, Başbakan olduk, Cumhurbaşkanı olduk. İnşallah emir hak vaki olana kadar, son nefesimizi verene kadar da bu gururu yaşayacağım.

Ne zaman başımız dara düşse, ne zaman birileri önümüze engel çıkarsa, hamdolsun Siirt bize daima sahip çıktı. Siirt’in dili ve kalbi Allah kelamıyla nurlanmış pirifanilerimizin duasını, niyazını her zaman üzerimizde hissettik. Sizler AK Partinin büyük ve güçlü Türkiye mücadelesine destek verdiniz. Buradan yola çıktık ve hatırlayın, il oylamada Siirt’te yüzde 85’le bu kardeşinizi Parlamentoya gönderdiniz. Sizler en kritik dönemdeki dayanışmanızla ülkemizin önünde yepyeni yollar, yepyeni kulvarlar açtınız.

Elbette biz 16 Nisan halkoylamasında Siirt’ten çok daha farklı bir sonuç bekliyorduk, maalesef olmadı. Biz Siirt’in cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine şöyle tarihe geçecek çok güçlü bir destek vermesini arzu ediyorduk. Her ne kadar Tillo, Şirvan, Pervari ve Baykan’da beklediğimiz neticeler çıksa da, maalesef il genelinde evet oyları yüzde 48’te kaldı, o bizi üzdü. Şimdi diyorum ki, özelikle Tillo ve Şirvan yüzde 80’in üzerinde oy oranlarıyla Türkiye’de en çok evet oyu veren ilk 100 ilçemiz arasına girdi. Ben buradan ahde vefaları için kendilerine teşekkürü bir borç biliyorum.

Şimdi önümüzde 2019 seçimleri var, Türkiye 2019’da siyasi tarihinin en kritik seçimlerinden birine sahne olacak. Önce Mart seçimleri, ardından milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ülkemizi geleceğe taşıyacak kadroları belirleyecek, ekonomik başarılarımızın, siyasi özgürlüklerimizin, temel hak ve hürriyetler alanında elde ettiğimiz kazanımızın devamı için 2019 adeta bir milat olacak. Türkiye’nin 2019 sınavından da alnının akıyla çıkmaktan başka şansı yoktur. Türkiye 2019’dan alacağı kuvvet, cesaret ve özgüvenle 2023’e, daha sonra 2053 ve 2071’e yürüyecektir. Alp Arslan’ın torunları olarak 2071’e yürümeye hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Maşallah. Öyleyse çok çalışacağız. Bu zorlu yolcukta sizlere, siz Siirtli hemşehrilerime çok önemli görevler düşüyor.

Biz 2019 seçimlerinde Siirt’ten bu şehrin tarihine, kültürüne, şanına yaraşır bir tablo bekliyoruz. Biz Siirt’ten istikbaline sıkı sıkıya sahip çıkmasını istiyoruz. Tıpkı Tillo ve Şirvan gibi diğer bütün ilçelerimizin de 2019’da sandıkları patlatmasını arzu ediyoruz. İnşallah bu zaman kadar dur, durak bilmeden çalışacak, koşturacak, Siirt’i tekrar milli iradenin kutup yıldızı yapacağız. Siirt’e yeniden tüm Türkiye’ye ilham veren, yol gösteren şehirlerimizden biri haline getireceğiz.

Ben bugün salondaki dava arkadaşlarıma özelikle tüm Siirtli kardeşlerim bir söz almak istiyorum, buna hazır mıyız? (“Evet” sesleri)

Şöyle ana kademeyi bir göreyim bakayım, ana kademe bir ayağa kalksın. 2019 için kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? (“Evet” sesleri) Çok iyi olmadı ya. 2019’a kadar kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? (“Evet” sesleri) Maşallah, şimdi oldu.

Buyurun.

(“Siirt seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben sizlerle gurur duyuyorum, inşallah bizleri mahcup etmeyeceksiniz.

Hanımlar, şimdi sizleri bir görelim bakalım. Hanımlar nerede? Maşallah. Şimdi hamılar ana kademeyi bastırırsa şaşmayın.  2019 için kapı-kapı dolaşarak Siirt’in hanımlarıyla buluşmaya var mıyız? (“Evet” sesleri) Var mıyız? (“Evet” sesleri) Maşallah.

Şimdi gelelim gençlere, gençler nerede? Oo, maşallah.  Gençler, 2019 için lise son sınıf, üniversiteler, bütün buralardaki arkadaşlarınızla tek tek görüşmeye, buluşmaya var mıyız? (“Evet” sesleri) Gençlik bu işi bitirir.

Gençler, inşallah 2 yılı bulmaz, zira YÖK’ten karar çıktı ve Siirt Üniversitesine tıp fakültesini de kuruyoruz. Sağlık Bakanlığın Eğitim Araştırma Hastanesini tıp fakültesine afiliye yapacağız ve böylece artık tıp konusunu Siirt’te halledeceğiz, tamam. Öyleyse daha çok çalışacağız, bunu bilmeyenlere de anlatacağız, çünkü birçok genç Siirt’te ne yapılıyor haberi yok.

Bu üniversiteyi burada kimler kurdu? Bak siz de bilmiyorsunuz. Biz geldiğimizde Siirt’te üniversite var mıydı? ("Hayır" sesleri) Üniversiteyi biz kurduk. Çünkü Siirt’in gençlerinin Türkiye’nin bir başka ucuna gitmesine gönlümüz razı değildi. Biz dedik ki, üniversiteyi buraya getirelim ve burada üniversiteyi kurduk.

Allah nazardan, kem gözlerden saklasın, Rabbim bu coşkuyu, bu muhabbeti, bu heyecanı daim ve kaim eylesin.

Değerli hemşehrilerim; biz birileri gibi istismar siyaseti, gerilim ve çatışma siyaseti değil, hizmet ve proje siyaseti güdüyoruz. Bugüne kadar asla hamaset yapmadık, popülist siyasete prim vermedik, birkaç oy daha fazla alacağız diye orta ve uzun vadede milletimize zarar verecek politikalara hiçbir zaman tevessül etmedik, ülkemizin menfaati neyi gerektiriyorsa onu hayata geçirmenin gayreti içerisinde olduk.

Partimizin değil milletimizin geleceğini düşünerek, hesabi değil hasbi bir şekilde çalıştık, çabaladık. Bizden önceki bazı idarecilerin kimi popülist hatalarına düşmemek için çok dikkatli hareket ettik. İstiklal şairimiz Mehmet Akif ne güzel söylemiş:

“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Evet, mesele bu.

Gençler; tarihten ibret alınsa tekerrür eder mi? ("Hayır" sesleri) O kadar. İbret alınmayan, ders çıkarılmayan tarih ise tekerrür eder.

(Şiir Okunuyor…) Şimdi bunu niye okudular, bizi bir daha götürsünler diye mi? (“Dik dur eğilme bu millet seninle” sesleri) Gençler, beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik, biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Onu niçin beraber yürüyeceğiz.

Bak, Fırat Kalkanı Harekatını gördük değil mi? (“Evet” sesleri) Arkasından Afrin Harekatını gördük değil mi? (“Evet” sesleri) İşte salona girerken bakayım son durum nedir diye bir alayım dedim, aldım ki Afrin’le ilgili son durum hamdolsun etkisiz hale getirilen terörist sayısı 4017 oldu. Peki, Kuzey Irak’ta ne oldu, Hakurk’da, Zaho’da ne oldu? Orada da etkisiz hale getirilenlerin sayısı 327 oldu. Bitmedi, yurt içinde, Gabar’da, Cudi’de, Tunceli’de vesaire vesarie, ne oldu? 154. Ne dedik? Nereye kaçarsanız kaçın, nereye girerseniz girin biz de orada olacağız.

Biz Siirt’in huzurunu kaçıranları kovalayacağız, onlar kaçacak biz kovalayacağız. Siirt’i bölmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz, yeter ki Siirt dimdik ayakta dursun.

Nitekim bizden önce devleti yönetenlerin önemli bir kısmı geçmiş hatalarından ders almadılar. (“Reis bizi Afrin’e götür” sesleri) Şimdi gençler, tabi biz devamlı toplantılarımızı yapıyoruz, ihtiyaç olduğu anda önce ben yola çıkacağım, ondan sonra da sizi çağıracağım, tamam. Yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan, şair böyle diyor.

Kardeşlerim; bizden önce gerçekten yönetenler hiç mi hiç geçmişten ibret almadılar, onlar popülizme kurban ettiler ülkeyi. Kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman vizyonsuzlukları, kimi zaman cesaretsizlikleri sebebiyle milletimize ağır faturalar miras bıraktılar.

Burada yaşı 50’nin üstünde olan vatandaşlarımız çok iyi hatırlar, bir dönem ülkede kıyak emeklilik diye bir şey çıkardılar, hatırlayın. Şu anki Ana Muhalefetin başındaki zat o zaman neydi? SSK’nın Genel Müdürüydü, 8 yıl boyunca da bu kurumun başında genel müdürlük yaptı. İşte bu dönemde bu zatın da katkı sunduğu bir düzenlemeyle 34-35 yaşında insanlara emekli olma hakkı tanındı. Bay Kemal, sen yaptın bu işleri. Düşünebiliyor musunuz, insanın en verimli, en üretken yaşları olan 40’lı yaşlara bile varmadan yüzbinlerce vatandaşımız emekliye sevk edildi. Ya bunun bedelinin ne olduğunun hesabını yapıyor musun?

Bakınız, o dönem bizden katbekat zengin Avrupa ülkelerinde insanlar 55-60 yaşına kadar çalışırken, üretirken, ekonomiye katkı sağlarken, biz 35 yaşındaki insanları emekli ettik. Peki, vizyonsuz siyasetçilerle bürokratların günü kurtarmak için çektiği bu kıyağın faturasını kim ödedi? Elbette devletiyle, milletiyle biz ödedik, halen de ödüyoruz. Bu beceriksiz, bu kifayetsiz Genel Müdürün basiretsizliği sebebiyle soyup soğana çevrilen SSK’yı yeniden ayağa biz kaldırdık biz. Aynı işi yapan kurumları biraraya toplayarak hem vatandaşımızın mağduriyetini önledik, hem de hizmet kalitesini artırdık.

SSK’ya bağlı hastaneler pislik içinde yüzerken, bu zat rahmetli Savaş Ay’ın programında pişkince sırıtıyordu. Sorumluluğu altındaki kurumlarda vatandaşlarımız dertlerini dinleyecek bir Allah’ın kulunu dahi bulamazken, bu zat utanması gereken yerde kameralara gülümsüyordu. Biz o utanç görüntülerine de son verdik. Hastaların sırf borcunu ödeyemediği için rehin alındığı, sağlam girenin hasta çıktığı, sabah 4-5’te sıra kavgalarının yaşandığı düzeni tamamen biz değiştirdik. Yahu ölü rehin alınır mı? Ya bunlar ölüyü bile rehin aldılar.

Eğitimde, sağlıkta, ticarette, üretimde, tarımda, velhasıl bütün alanlarda ülkemizi kalkındırırken, milletimize en iyi, en kaliteli hizmetleri götürürken, Ana Muhalefetin bizi çekmek istediği popülizm tuzağına düşmedik. Ne yaptıysak, hangi adımı attıysak sadece ve sadece milletimizin geleceğini, ülkemizin menfaatini düşünerek yaptık. İnşallah bundan sonra da küçük hesaplar peşinde koşmayacak, kısa vadeli çıkarlar adına istikbalimizi tehlikeye sürüklemeyeceğiz. SSK’yı batıranların istismar siyasetine pirim vermeden Türk ekonomisinin başarısı için gerekli adımları atmayı sürdüreceğiz.

Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi 3,5 kat büyüterek ekonomide dünyada 17’nci sıraya çıkarttık. İşte 2023 hedeflerimize uluşabilmemiz için bugüne göre ülkemizi inşallah 2 kat daha büyütmemiz gerekiyor. İnşallah onu da başaracak, milletimize verdiğimiz sözü yerine getireceğiz.

Kardeşlerim; nasıl ülke sathında Ana Muhalefeti dikkate almadan çalıştıysak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizde de meydanı bölücü örgüte bırakmadan hedeflerimize yürüdük. Terörle mücadelemizi hukuk ve demokrasi içinde sürdürerek, bölücü terör örgütünün çukur ve hendek üzerinden kurduğu kanlı planı darmadağın ettik. Bir dönem eli kanlı katillerin musallat olduğu, baskı ve şiddetin kol gezdiği ilçelerimizde artık emniyet ve huzur hakim. Şu anda Siirt’te durum nasıl, nasıl Siirt’te durum? Bir duyuyum, sizden duyuyum. Nasıl, gece sokaklara çıkabiliyor musunuz? (“Evet” sesleri) Elhamdülillah.

Bir dönem kan ve gözyaşıyla hatırlanan şehirlerimiz, hamdolsun bugün kültür, turizm ve eğitim alanındaki başarılarıyla anılıyor. İşte Siirt’te olduğu gibi, bir dönem bölücü örgütün kasasına akan gelirler şimdi vatandaşlarımıza hizmet, eser ve proje olarak geri dönüyor. Artık vatandaşlarımızın çoluğunun çocuğunun rızkından kısarak devlete verdiği vergiler Kandil’deki terör baronlarının cebine gitmiyor. Diyarbakır’dan Mardin’e, Siirt’ten Batman’a kadar tüm illerimiz belediyecilik alanında kendilerine yakışan hizmetlerle tekrar tanışıyor. İşte şimdi helikopterden indik, buraya gelirken hamdolsun yolların düzenini gördüm, güzelliğini gördüm, nereden nereye. Demek ki emanet ehline verilirse her şey değişiyor.

Elbirliği içinde tesis ettiğimiz bu huzur, güven ve emniyet ikliminin bozulmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Bölgede yaşayan kardeşlerimizi teröristlerin ve terör elebaşlarının karşısında selam duran kıyafetsizlerin insafına asla terk etmeyeceğiz. Anayasa ve kanunlar çerçevesinde siyaset yapmak isteyen, Türkiye’nin kırmızı çizgilerine saygı gösteren herkese Meclisin kapısı sonuna kadar açıktır. Adı, sanı, unvanı, makamı ne olursa olsun, hiç kimse kendini hukukun üstünde göremez. Hele hele milletin verdiği yetkiyi bir avuç teröriste, 3-5 çapulcuya asla peşkeş çekemez. Kim bunu yapıyorsa, kim bu milletin emanetine ihanet ediyorsa, karşısında devleti bulur, yargıyı bulur, güvenlik güçlerini bulur.

Gençler; her kim gazi Meclisin çatısı altında milletvekilliği yapmak yerine, terör seviciliği, terör yandaşlığı yapıyorsa, karşısında bizatihi milletin kendisini bulur. Terörle, terörizmle ve şiddetle arasına mesafe koymanın yeri, kimse kusura bakmasın Parlamento değildir. Belediyenin kepçesini, kamyonunun, aracını, imkanlarını sokak çetelerinin emrine verenlerin yeri de başkanlık koltuğu değildir. Bu milletin tek bir kuruşunun dahi bölücü örgütün kasasına gitmesine izin veremeyiz. Bu ülkenin imkanlarıyla devlet ve millet düşmanlarının serpilmesine, palazlandırılmasına, vatandaşlarımıza musallat edilmesine asla göz yumamayız.

Kardeşlerim; biz meseleye bu şekilde yaklaşıyoruz. Milletin emanetini namusumuz bilip canımız pahasına korumanın mücadelesini veriyoruz. Vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım yapmadan etnik, siyasi, dini ve kültürel kimliğine bakmadan 81 milyonun tamamına hizmet götürmeye çalışıyoruz.

Kardeşlerim; benim için Türk benim kardeşimdir. Arap, o da benim kardeşimdir. Kürt, o da benim kardeşimdir. Zaza, o da benim kardeşim. Laz, o da benim kardeşimdir. Bu ülkede 81 milyon benim kardeşimdir. Niye? Yahu bizi Allah yaratmadı mı? Ve biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmeye mecbur değil miyiz? Öyleyse bu ayrım niye? Hiç kimse Türk’ü, Arap’a, Arap’ı Kürt’e, Laz’a, Çerkez’e üstün kılamaz, üstünlük ittikayladır, takvayladır. Onu da kim ölçer, biçer? Rabbim. Onun için, hiç kimse benim aşiretim, beni akrabam, benim şuyum, buyum filan, bırakın bu işi. Ya?.. Hepimiz bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti’nin çatısı altında bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız, mesela bu, bunu başaracağız ve birbirimizi böyle seveceğiz.

(Tezahüratlar…) Maşallah. Gençler, çok çalışacağız ha, tamam.

İşte bu anlayışla son 15 yılda Siirt’te ne kadar harcama yaptık biliyor musunuz? 6,5 katrilyon Siirt’e yatırım yaptık, 6,5 katrilyon.

Eğitimde 2 bin yeni derslik yaptık. Siirtli çocuklarımız okula gidebilsin diye ailelerine 187 trilyon eğitim desteği verdik. Bugün 14 bin öğrencisi olan Siirt Üniversitemizi hamdolsun ilimize kazandırdık. Az önce yeni müjdeyi de verdik, inşallah yakın bir zamanda, 2 yıl içinde tıp fakültesi de olacak. 3824 kişilik yükseköğrenim yurtları açtık.

Sağlıkta 300 yataklı Siirt Devlet Hastanesi ve 100 yataklı Kurtalan Devlet Hastanesinin de içinde olduğu 15 adet sağlık tesisini şehrimize kazandırdık. Halen 13 adet sağlık tesisimizin yapımı, 7 adet sağlık tesisimizin ise proje, ihale ve arsa çalışmaları devam ediyor.

Siirt’e 2002 yılına kadar sadece, bu çok önemli, ya 7 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı düşünebiliyor musunuz? Biz 15 yılda buna 118 kilometre bölünmüş yol ilave ettik. 7 kilometre 79 senede, 15 senede işte bu.

(“Siirt seninle gurur duyuyor” sesleri) Ben de sizlerle gurur duyuyorum, maşallah. Başarılarınız daim olsun.

Ilısu Barajı etki alanında kalan tarihi köprülerden Ormanardı Köprüsüyle, Eğlence, Nasreddin ve Kezer köprülerinin restorasyonunu yaparak ihya ettik. Ilısu ses getirecek, bunu da teröristler istemiyordu. Niye? Çünkü Ilısu Barajı onların geçiş yollarını kesiyordu. Ayrıca 6 adet yeni köprü yaptık.

Toplam maliyeti yaklaşık 1,5 katrilyon lira olan 9 adet ulaştırma projemizin yapımı devam ediyor. Projesi içinde 6 kavşak ve 2 köprü olan Siirt- Eruh yolunun yapımı devam ediyor. İnşallah projenin tamamı 2 yıl içinde tamamlıyor.

Aynı şekilde hızla yapımı süren Silvan-Malabadi-Haydar köprü yolu da 2 yıl içinde tamamlanıyor.

Siirt-Kurtalan yeni demir yolu hattının proje çalışmaları devam ediyor.

Üç yıl önce geldiğimizde buradan Siirt’te ikinci bir havalimanı yapacağımızı söylemiştik. (Tezahüratlar…) Bir dakika bir dakika, yani mevcut havalimanın dışında ikinci bir havalimanı değil ha, öyle havaya girmeyin. Yaptığımız çalışmalar sonucunda mevcut Siirt Havalimanımızın pistinin uzatılarak, iyileştirilerek hava trafiğine açılmasına karar verdik, şu anda yapılıyor, henüz bitmedi, zaten bitmiş olsaydı bugün oraya inecektik, bitmediği için Batman’a indik. İnşallah bittiği andan itibaren inişlerimiz, kalkışlarımız oradan olacak ve bu yaz mevsiminde seferler başlayacak.

Siirt’in uzun vadeli içme suyu problemini çözmek için 4 içme suyu tesisini hizmete aldık.

Geçtiğimiz 15 yılda… Bak burası da önemli, Bay Kemal bunu da bilmiyor, bütçede konuşuyor, diyor ki, çiftçiler ağlıyor diyor, bir kuruş destek almıyor diyor. Geçtiğimiz 15 yılda Siirtli çiftçilerimize toplamda 436 trilyon lira tutarında tarımsal destek verdik. Ah ah yalan makinesi ah. İnşallah önümüzdeki dönemde Siirt’i yeni ve daha büyük hizmetlerle, yatırımlarla, projelerle buluşturmaya devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim; Türkiye demokraside ve ekonomide güçlendikçe, kendimize olan güvenimiz de artıyor. Bu durum ülkemizin ve bölgemizin geleceğiyle ilgili kararlarda kendi irademizi daha kararlı şekilde ortaya koymamıza imkan sağlıyor. Tabi bu tablo önümüze çıkan engellerin, ülkemizi hedef alan saldırıların çapının da büyümesine yol açıyor. Onlar saldırdıkça, Türkiye olarak, 81 milyon olarak biz daha sıkı kenetleniyoruz. Geçmişte 3-5 milyar dolarlık spekülasyonla Türk ekonomisini esir alanlar, bugün 10 katı, 20 katı büyüklüğündeki rakamları ortaya sürüyorlar, ama istedikleri neticeyi alamıyorlar, öyle olunca da adeta kuduruyorlar, olmadık yerlerden olmadık bahanelerle saldırıyorlar.

Biz terör örgütlerine karşı dünyanın görmediği, cesaret edemediği bir mücadele veriyoruz, onlar ise bizi destekleyecekleri yerde, terör örgütlerinin ağzıyla ve talepleriyle karşımıza dikiliyorlar. Türkiye söz konusu olunca demokrasiden, insan haklarından, meşruiyetten, özgürlüklerden dem vuruyorlar, kendi çıkarları söz konusu olunca terör örgütleriyle yan yana yürümekten geri durmuyorlar. İşte teröristleri Elize Sarayı’nda ağırlayacak kadar hedeften sapıyorlar. Ondan sonra kalıyor bana akıl vermeye. O aklı sen kendine sakla ya, o aklı sen kendine sakla. Önce, mademki terör örgütlerine kaşısın bizim yanımızda olacaksın. Ha bilmezsen, bilesin ki her zaman bu terör örgütleri senin başını ağrıtacak.

Her ülkemizi hedef alan terör saldırıları konusunda tek bir samimi söz söylediklerini duymadığımız Batı ülkeleri, Türkiye’nin meşru gerekçelerle yürüttüğü operasyonlarını engellemek için 40 takla atıyorlar. İşte o tünelleri televizyonlarda izlediniz değil mi? (“Evet” sesleri) Bunların içinden kamyonlar bile geçebiliyor. Peki, bunun çimentosu nereden? Kurtalan Nihat Beyin çimento fabrikasından değil ha. Nereden geliyor biliyor musunuz? Fransa’da… Hayrı hayır Fransa’da değil. Hemen bu tünellerin yapıldığı yerin doğusunda Lafarge’nin çimento tesisleri var, oradan alıyorlar ve oradan mikserlerle gelip orada döküyorlar. Ah ah, utanmadan, sıkılmadan da konuşuyorlar. Ve bunlara inşallah bu hesabı yine onlar soracak.

Kendi topraklarında mantar tabancası patlasa tüm özgürlükleri askıya alanlar, Türkiye’nin topraklarına yönelik terör saldırılarına cevap vermesine dahi tahammül edemiyorlar. Afganistan’da, çok enteresan, yahu 100 hafızlık talebesi katledilirken seslerini çıkarmayanlar, bakıyorsunuz Türkiye’nin imha ettiği teröristlere ağıtlar düzüyorlar. İsrail’in inkar dahi etme gereği duymadan taammüden katlettiği silahsız Filistinlilerin feryadına kulaklarını tıkayanlar, terör örgütünün destekçilerine kapılarını sonuna kadar açıyorlar. İşte bak Doğu Guta’da, ah ah, yavruları, yavrucukları yine bugün şehit ettiler ve Suriye’deki rejimi hala savunanlar var.

Değerli kardeşlerim; bununla da kalmıyoruz, acımasız bir şekilde biz işte bu ikiyüzlülüğe, işte bu riyakarlığa, işte bu insanlık dışı politikaya isyan ediyoruz. Ey Batı, Doğu Guta’da katledilen, şehit edilen bu yavrulara, bu kadınlara, bu insanlara ne zaman dönüp bakacaksınız da, biz size, ya bunlar adil davranıyor diyeceğiz? Bölgemizdeki insanlık trajedilerini kendi silah tüccarlarının, kendi iç siyasi hesaplarının, … pazarlığının malzemesi haline dönüştürenlere yazıklar olsun diyorum. Sizin demokrasi anlayışınıza da, insan hakları anlayışınıza da, diplomasi anlayışınıza da yazıklar olsun.

Ölümüne yol açtığınız veya seyirci kaldığınız her masumun kanı sizin yüzünüze de, elinize de, tarihinize de, geleceğinize de bulaşmıştır. Artık bu ülkelerin hiçbirinin terör örgütlerinden, terörizmden, terör eylemlerinden şikayet etmeye hakkı kalmamıştır, çünkü terör virüsünü kendi elleriyle kendi vücutlarına zerk ediyorlar, ama farkında değiller.

Türkiye olarak biz kendi mücadelemizi kendi belirlediğimiz strateji doğrultusunda sonuna kadar yürüteceğiz. Bu mücadelede bize destek olan herkese teşekkür ederiz. Karşımıza geçip teröristlerin ağzıyla konuşanlara ise cehenneme kadar yolunuz var diyoruz.

Evet, galiba oturmaktan yoruldunuz değil mi? Şöyle bir kalkın bakalım ya, kalkın kalkın, şöyle biraz hareketlenelim.

Gençler, neydi bu? (“Rabia” sesleri) Şimdi Rabia’mızda ne var?

(Halkla Beraber Söyleniyor)

Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet… Bu 4’lü Rabia’mızı nasıl gerçekleştireceğiz? Buna çok dikkat, Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız.

Kongremiz hayırlı olsun.

Ve görevi üstlenen kardeşlerime başarılar diliyorum. Durmak yok… (“Yola devam” sesleri) Durmak yok… (“Yola devam” sesleri) Durmak yok… (“Yola devam” sesleri) Çok çalışacağız.

Allah yar ve yardımcımız olsun, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.