Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Sinop 6. Olagan Il Kongresi’nde yaptigi konusmasinin tam metni

 

Meydandaki o heyecan neydi, meydandaki o katılım neydi, maşallah Sinop’ta bugüne kadar görülmemiş bir miting yaptık. Öyle anlıyorum ki 2019 Sinop’ta bir başka yıl olacak.

AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli dava ve yol arkadaşlarım, geleceğimizin teminatı sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Biz bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Allah’ın huzurunda rükûda ve secdede eğiliriz. Gençler, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın şehri Sinop ve aynen devamında Cumhuriyet’in şehri Sinop. Evliya Çelebi’nin, Kâtip Çelebi’nin, İbn-i Battuta’nın güzelliğiyle övdüğü Sinop. Seyit Bilal’lerin, Sarı Saltuk’luların, Seyid Ali Reis’in şehri Sinop. Büyük İslam alimi Mahmud Kefevi Hazretlerinin şehri Sinop. Dava adamı, gönül insanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 54. Başbakanı Profesör Doktor Necmettin Erbakan Hocamızın şehri Sinop. 15 Temmuz şehidi Ömer Can Açıkgöz’ün şehri Sinop. Şehitlerin, gazilerin, vatan topraklarını kanlarıyla sulayan nice isimsiz kahramanın şehri Sinop. Bugün sizleri gönülden selamlıyorum.

Ayancık’ı, Boyabat’ı, Dikmen’i, Durağan’ı, Erfelek’i, Gerze’yi, Saraydüzü’nü, Türkeli’ni, oralardaki tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularla selamlıyorum. Karadeniz’in incesi Sinop’un tüm ilçelerindeki, köylerindeki kardeşlerime buradan muhabbetlerimi gönderiyorum.

Uzun bir aranın ardından tekrar sizlerle buluşmanın, kucaklaşmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Bugün bizi muhabbetle bağrına basan tüm Sinoplu vatandaşlarıma şahsım, bakan, milletvekili arkadaşlarım adına gönülden teşekkür ediyorum.

Biliyorum arayı çok uzattık, biliyorum uzun zamandır biraraya gelemedik. Yüz-yüze, gönül-gönüle doyasıya muhabbet edemedik. Ama emin olun Sinop’u aklımızdan hiç çıkarmadık. Fiziken burada değildik, ama projelerimizle her zaman Sinop’ta olduk. Nerede, ne yapılıyor bunları takip ettik. Hiçbir zaman Sinoplu kardeşlerimizi asla ihmal etmedik. Hem muhtarlarımızla, hem teşkilatımızla yaptığımız toplantılarda sizleri sorduk, sizlerin meseleleriyle hemhal olduk. İnşallah bundan sonra Rabbim sağlık, kuvvet ve imkân verdikçe daha sık biraraya geleceğiz. İnşallah bundan sonra daha da çok görüşecek, bir daha arayı bu kadar açmayacağız.

Değerli kardeşlerim; bugün Sinop’ta hem il kongremizi gerçekleştirmek, hem de sizlere teşekkürlerimizi iletmek için bulunuyoruz. Az önce Kastamonu 6. Olağan Kongresini yaptık, muhteşemdi. Salon tıklım-tıklım dolu, ama salonun dışında salonun içine göre iki misli bir katılım. Emniyetin verdiği rakam 10 ila 15 bin arasıydı. Ve oradan da size selamlar getirdik.

Öncelikle 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 62 oy oranıyla şahsımı Cumhurbaşkanlığı makamına layık gören tüm Sinoplu vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde 16 Nisan halkoylamasında yüzde 58 ile cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet diyen bütün Sinoplu kardeşlerime teşekkür ediyorum. Siz ne güzel insanlarsınız ya. Hakkı, doğruyu, güzeli bulmak herkesin karı değil, ama Sinop bunda birleşti. Hem 10 Ağustos, hem de 16 Nisan’da yüzde 84 gibi rekor düzeyde bir oy oranıyla destan yazan Durağan ilçemize özellikle teşekkür ediyorum.  

Sizler Türkiye’nin önünde çok farklı bir dönemin açılmasına vesile oldunuz. Sizler siyasi tarihimizin bu en kritik seçimlerinde tavrınızı demokrasiden, istikrardan ve milli iradeden yana belirlediniz. Sizler çok güçlü bir şekilde Türkiye’nin istikbaline, milletimizin bin yıllık kardeşliğine sahip çıktınız. Sevginize, coşkunuza, ahde vefanıza, heyecanınıza teşekkür ediyorum. Siz bugüne kadar bu kardeşinizden desteğinizi esirgemediniz, bizi asla mahcup etmediniz. Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim yol arkadaşlığımızı, muhabbetimizi daim eylesin.

Kardeşlerim… “Boyabat seninle gurur duyuyor.” Biz de sizlerle gurur duyuyoruz.

Sinoplu kardeşlerimizin bu desteğine, bu teveccühüne mazhar olmak için biz de büyük bir heyecanla koşturuyoruz. Sinop için, tüm Türkiye için 80 milyonun huzur ve esenliği için geçimizi gündüzümüze katarak çalışıyoruz. “Sinop burada Reisinin yanında.” Sağ olasınız.

Bir halk dostu ne diyor: “Aşkınan çalışan yorulmaz” öyle mi? Şimdi zaman zaman bazı dostlar söylüyor, ya işte Cumhurbaşkanım, sen yorulmaz mısın? Bazıları diyor ki; ya dün şuradaydın, bugün buradasın, bu nasıl oluyor? Aşkınan çalışan yorulmaz. Koşacağız, öyle çalışacağız ki muasır medeniyetler seviyesinin üstüne Türkiye’yi çıkartacağız. “Dünya 5’ten büyüktür.” Eyvallah. 1’den daha da büyüktür.

Evlatlarımıza daha müreffeh, daha güçlü bir ülke bırakmak için var gücümüzle gayret gösteriyoruz. İstiyoruz ki bizim çektiğimiz çileleri yavrularımız çekmesin, torunlarımız çekmesin, işte onun için ne diyoruz? 2053 diyoruz. Onun için ne diyoruz, 2071 diyoruz.

Sinop, geçmiş ile bugünün mukayesesini en iyi yapabilecek şehirlerimizden biridir. Sinop’a son 15 yılda toplam 10 katrilyon tutarında yatırım yaptık. Mevcut okullarımızı yenilemekle kalmadık, yeni okullar, derslikler inşa ettik. Bugün 9 fakültesi, 6 meslek yüksekokulu, 11 bin öğrencisiyle bölgesinin çekim merkezine dönüşen Sinop Üniversitesini bu şehre kim kazandırdı? Hamdolsun. Bu öğrencilerimizin barınma sorunu yaşanmasın diye bin 415 kişi kapasiteli yükseköğretim yurtları yaptık. Spor salonları, atletizm pistleri, futbol sahaları gibi komplekslerden oluşan toplam 15 adet spor tesisi inşa ettik. Bak şimdi buraya bakıyorum, burası kapalı spor salonu olarak Sinop’a yetmiyor. Şimdi inşallah kısa bir zaman içerisinde 2 bin 500 kişilik kapalı spor salonu da yapılıyor.

Sağlıkta 5 adet tesisi şehrimize kazandırdık. 250 yataklı Sinop Atatürk Devlet Hastanesine bir ek bina yaparak hastanemizi büyütüyoruz. Bu hastanemizle birlikte Sinop’ta 4 adet sağlık yatırımımızın inşası sürüyor. 2002 yılına kadar Sinop’ta sadece 4 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı.

Kardeşlerim, sevgili gençler; bunları öğrenin ki bilmeyen gençlere de anlatın. Bakınız biz geldiğimizde ne kadar bölünmüş yol vardı Sinop’ta? 4 kilometre bölünmüş yol vardı; vay vay vay, hale bak ya. Biz buna 119 kilometre bölünmüş yol ilave ettik ve 123 kilometreye çıktı. Sinop’ta yatırımı devam eden maliyeti yaklaşık 3 milyar lira olan 8 adet yol projemiz bulunuyor. Ya biz size aşığız be, biz dertliyiz ya, bizim derdimiz var. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik ya. Bizim böyle bir derdimiz var. Ama Bay Kemal’in böyle bir derdi var mı? O tankları gördüğü zaman hemen kaçıveriyor. Nereye kaçıveriyor? Bakırköy Belediyesi’ne. Ondan sonra da orada otur kahve gelsin. Söylediği ne? Oteller doluydu, boş otel bulamadık, onun için Belediye Başkanımızın oraya gittik. Saat 23:17 ve biz çağrımızı yapmışız, milleti meydanlara davet etmişiz ve gecenin 1,5-2’sine doğru Atatürk Havalimanına inmişiz. Tabii benim derdim o değil, benim derdim milletim orada elhamdülillah, milletim orada. Yani F16’lar uçuyormuş, helikopterler uçuyormuş, bizim için hiç önemli değildi. Biz nereye inandık?

“Allaha dayan, sa’ye sarıl, hükmüne râm ol.

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol” dedik yola çıktık.  

Bir televizyon veya radyo programında da ne diyor? Darbe filan olursa önce ben çıkarım diyor tankın önüne. Hakikaten çıktı be, çıktı çıktı doğru.

Ve sevgili kardeşlerim, yalan üstüne yalan. Yalanı herhalde Türkiye’de bunun kadar maharetli söyleyen bir ikinci kişi bulamazsınız.

Ve şimdi havalimanımızı yıllık 2 milyon yolcu kapasiteli bir hale dönüştürmek için yeni bir terminal binası yaparak ne yaptık? Büyüttük. 2008 yılında yolcu trafiği neydi? 14 bin. 2016 yılında 91 bine. Bu yılın Kasım ayı sonu itibariyle kaça çıktı? 139 bine çıktı, daha da artıyor, artacak. Soruyorum, acaba 20 yıl önce Sinop’a böyle bir havalimanı yapılacak dense kim inanırdı? Ama biz yaptık. Niye? Yol medeniyettir. Biz ne dedik? Batıda ne varsa her yerde bunlar olacak. 35 yerleşim yerine içme suyu sağladık, 5 baraj inşa ettik, Veysel Hoca da burada. Eyvallah. 47 bin dekar araziyi sulamaya açtık. 2014 yılında hizmete aldığımız Erfelek Barajı sulamasıyla 29 bin dekar araziyi suyla buluşturduk. Ya bunları kim yaptı? Ya biz yaptık ya. İşte bak, Veysel Hoca işin başını çekti, devam ediyoruz, yine yapacağız. Niye? Su medeniyettir ya, su su. Eskiden ne diyorlardı? Su akar Türk bakar diyorlardı. Biz gelince bunu ne yaptık? Tersine çevirdik, su akar Türk yapar dedik. Şu anda inşaatı devam eden Saraydüzü Barajı sulamasıyla 22 bin dekar arazi inşallah suyla buluşacak. Boyabat Ilıksu ve Türkeli Zimari barajlarının inşaat çalışmaları da şu anda devam ediyor.

Gençler, ama bak bunları kaçırırsanız, bunları bilmeyenlere ne anlatacaksınız?

Batı Karadeniz Gelişim Projesi kapsamında bölgemize 2019 yılı sonuna kadar 12,5 milyar liralık yatırım yapacağız. Ne demek bu? 12,5 katrilyon. Sinoplu çiftçilerimize son 15 yılda ne verdik? 161 milyon liralık tarımsal destek verdik, yani 161 trilyon. Hey Bay Kemal, çiftçi aç diyorsun, tamam da bu parayı biz kime verdik? Çiftçimize verdik. Doğru konuş doğru, niye yalan söylüyorsun? Fakıbaba’ya gel bir sor, ya Fakıbaba de, ne kadar kredi verildi, söyle bakalım de. Ama işine gelmez, anlamaz da bu işlerden, derdi başka.

Sinop-Ayancık-Çatalzeytin Yolunun 23 kilometre uzunluğundaki kesimlerinde yapım çalışmalarına 2015 yılında başladık. Ayrıca bazı köy yollarımızdaki sıkıntıları da inşallah peyderpey gidereceğiz.

Sinop’la birlikte ülkemizin tüm meselelerinin çözümü için de gece-gündüz çalışıyoruz.

İşte dün asgari ücret açıklandı. “Ayancık seninle gurur duyuyor.” Biz de Ayancık’la gurur duyuyoruz.

Kardeşlerim, 2002 yılında, şimdi dün açıklanan asgari ücreti beyefendiler beğenmiyor. Şimdi ben milletime söylüyorum; 2002 yılında Hükümete geldiğimizde asgari ücret neydi biliyor musunuz? 184 lira. Biz bunu geçen yıl bin 404’e çıkarmıştık, şimdi ise 14,3 artışla nereye çıktı? Bin 603 liraya çıktı. Ya eline diline dursun ya. Nereden nereye. Bu rakam asgari ücretin evli olmasına, çocuklarının sayısına göre daha da artabiliyor, 100 lirayı falan bulabiliyor. Böylece 15 yılda asgari ücreti yaklaşık 9 kat artırmış olduk. Ve hiçbir zaman da enflasyonun altına düşürmedik. “Türkeli seninle gurur duyuyor.” Evet Türkeli, sizleri iyi tanırım ha, biz de sizle gurur duyuyoruz.

İstihdamı teşvik etmek için bu asgari ücrete 100 lira da işveren teşviki uyguluyoruz.

Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, zenginleştikçe, bundan 80 milyon vatandaşımızın tamamı, 81 vilayetimizin her biri payına düşeni alacaktır. Kişi başına düşen milli gelirimiz geldiğimizde neydi? 3 bin 500 dolardı. O zaman asgari ücret de 184 liraydı. Bugün kişi başına düşen milli gelirimiz ne oldu? 11 bin dolar. Asgari ücret çok daha büyük bir artışla bin 603 lira. Milli gelirimiz 2023 için hedeflediğimiz 25 bin dolara ulaştığında asgari ücretin nereye çıkacağını varın siz hesap edin.

Bu asgari ücretin ülkemize, çalışanlarımıza, işverenlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli kardeşlerim... “Durağan seninle gurur duyuyor.” Durağan, bizim için siyaset bir amaç değil bir araçtır. Bizim için siyaset ikbal, makam ve mevki kapısı değil millete hizmet etmenin, ülkemizi layık olduğu seviyelere taşımanın bir vasıtasıdır. Bir taraftan ülkemizi her alanda kalkındırmanın mücadelesini verirken, aynı zamanda Türkiye’nin itibarına da itibar katıyoruz. Türkiye son 15 yılda hangi sorumluluğu üstlenmişse hepsinin de hakkını fazlasıyla vermiştir. Türkiye, hangi uluslararası örgütün dönem başkanlığını yapmışsa, hepsine de damgasını vurmuştur. 2009-2010 dönemi arasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğine seçildik, dünyadaki tüm mazlumların sesi oldu. 2015 yılında dünyanın en gelişmiş 20 ülkesini temsil eden G-20’nin dönem başkanlığını üstlendik, büyümenin ve adaletin savunuculuğunu yaptık. G-20 bünyesinde gençlere ve kadınlara yönelik gerçekleştirdiğimiz politikalarla tüm ülkelerin takdirini kazandık. 2016 yılından beri de dünyanın Birleşmiş Milletler’den sonraki en büyük uluslararası kuruluşu olan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Dönem Başkanlığını yürütüyoruz. İslam dünyasının sorunlarına çözüm bulmak, kardeş kavgasının önüne geçmek için yoğun gayret sarf ediyoruz.

Sevgili gençler, Filistin meselesi başta olmak üzere Müslümanların on yıllardır kanayan yaralarını sarmanın mücadelesini veriyoruz. Kudüs’ü hedef alan bir adım üzerine 13 Aralık’ta İstanbul’da düzenlediğimiz o tarihi zirve İslam dünyası açısından bir dönüm noktası olmuştur. Böylece İslam dünyası Kudüs’e sahip çıktığını, Filistinlilerin asla yalnız olmadığını İstanbul’dan tüm dünyaya ilan etti. Artık Türkiye’nin Filistin Başkenti neresidir? Kudüs’tür. Ardından Birleşmiş Milletler Genel Kurulundaki tarihi oylamayla Amerikan yönetiminin Kudüs’le ilgili aldığı kararın hukuksuzluğu en üst düzeyde ne oldu, tescillendi. Üç hafta gibi çok kısa süre içerisinde dostlarımızın ve kardeşlerimizin de desteğiyle, hamdolsun gerçekten büyük bir diplomatik zafere imza attık. Türkiye’nin Kudüs konusundaki dik ve kararlı duruşunun dünyanın dört bir köşesinde takdir edildiğini görüyoruz. Bilhassa Müslümanlar arasında ülkemize ve milletimize yönelik çok ciddi bir teveccüh yaşanıyor. Endonezya’dan Malezya’ya, Filistin’den Sudan’a, Mısır’a, bütün buralarda halk milletimize karşı sınır tanımayan bir coşku ve heyecan besliyor.

Bakınız Kudüs meselesi sadece Türkiye’nin veya sadece Müslümanların meselesi değil. Kudüs meselesi, hem Müslümanların, hem Hristiyanların, hem de tüm insanlığın meselesi. Ve ben İslam ülkelerinin liderlerini ararken, bir diğer taraftan Hristiyan dünyasının liderini de aradım. Papa Hazretlerini de aradım, Sayın Putin’i aradım ve Bağlantısızlar Bloğunun başında Sayın Maduro’yu Dönem Başkanı, Endonezya devlet başkanını da aradım. Arap Liginin başkanı Kral ikinci Abdullah onunla gayet iyi bir diyalog içinde bu çalışmaları yürüttük. Ve değerli kardeşlerim sonunda hamdolsun başarıyı yakaladık. Ve Amerika’nın yanında İsrail vardı, İsrail’in dışında da, işte Sinop’un ufak ilçeleri vardır ya veyahut da mahalleleri, o mahallerin büyüklüğünde bazı devletçikler var. Fakat ben şimdi tabii teşekkür için de bu ülkelerin liderlerini tek tek aradım, hala arıyorum. Örneğin dün Sayın Papa Hazretlerini aradım, teşekkür ettim. Hatta kendilerinden dedim ki, bir randevu, hem teşekkür ziyareti, hem siz beni 2014’te ziyaret etmiştiniz, şimdi de ben size iadeyi ziyaret yapmak istiyorum.

Öbür tarafta zaten Rusya, İran, Türkiye olarak Suriye’de yoğun bir biliyorsunuz çalışmamız var.

Allah nasip ederse Cuma günü Fransa’ya gidiyorum. Fransa’da yine aynı şekilde Türkiye-Fransa ikili ilişkilerini masaya yatıracağız.

Bütün bunlarla beraber durmak yok… “Yola devam.” O kadar.

Geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiğimiz Sudan, Çad ve Tunus’ta kardeşlerimizin adeta sevgi seliyle karşı karşıyaydık. Ziyaret ettiğimiz ülkelerde tıpkı Kastamonu’da, Sinop’ta olduğu gibi onbinler ellerinde Türk bayraklarıyla kimi zaman gözlerinden yaşlar akarak bizleri karşıladıkları, hasretle coşkuyla bizleri bağrına bastıklarını gördük. Programlarımız için gittiğimiz her yerde şahsımız nezdinde milletimize çok büyük bir muhabbet gösterildiğine şahit olduk. Bizler de gerek imzaladığımız ikili anlaşmalarla, gerekse orada yaptığımız konuşmalarla bu ilginin, bu beklentinin hakkını vermeye çalıştık. Her üç ülkeyle de ticaretimizi geliştirecek, beşeri bağlarımızı güçlendirecek, tüm tarafların kazançlı çıkacağı yeni işbirliği projelerini hamdolsun mutabakata vardırmak suretiyle imzaladık.

Kardeşlerim, inşallah önümüzdeki yıllarda bunların semerelerini almaya başlayacağız. Her yurt dışı ziyaretimizde şu gerçeği bir kez daha görüyoruz: Kâinat boşluk kabul etmez. Gidemediğin yer senin değildir. Bu coğrafyalar bizim yıllarca ihmal ettiğimiz adeta sırtımızı döndüğümüz, birilerinin her fırsatta bizim ne işimiz var dediği yerler. Bakıyorsunuz Çad ve Sudan gibi 5 asırlık bağlarımızın olduğu ülkelere bugüne kadar cumhurbaşkanı düzeyinde hiç ziyaret yapılmamış. Yeraltı-yerüstü kaynakları olarak çok zengin olmalarına rağmen bu ülkelerin Türkiye’yle ilişkileri uzun yıllar hiç gelişmemiş, ilerlememiş. Ticari ilişkilerimiz 15 sene öncesine kadar yok mesabesinde kalmış. Hamdolsun nasıl yurt içinde ulaşılmadık yer bırakmıyorsak, yurt dışında da kapısını çalmadığımız kardeşimizi bırakmıyoruz. Ticaretten diplomasiye kadar hemen her alanda bu atılımlarımızın meyvelerini topluyoruz. Hanım kardeşlerim, Afrika’da 2009 yılında kaç büyükelçiliğimiz vardı biliyor musunuz? 12. Şimdi 41 büyükelçiliğimiz var. Yatarak, yan gelerek bu iş olmaz, biz yan gelip yatmadık ya, çalıştık çalıştık, çalışıyoruz.

2003 yılında 5 milyar dolar olan Afrika-Türkiye ticaret hacmi, geçtiğimiz sene 23,5 milyar doları aştı. Türkiye’nin Afrika’ya sattığı ürünlerin hem çeşidi, hem de hacmi büyüyor. Müteahhitlerimiz Afrika’nın birçok ülkesinde havalimanı, yol, liman, kamu binası gibi milyar dolarlık projelere imza atıyor. Kıtanın dört bir tarafında bayrağımız gururla dalgalanıyor. İnşallah Sudan’da bir ada meselesiyle ilgili adım da attık. Ve bu adayı inşallah bizlere tahsis etmeleri halinde, bu adayı zaten üç tane birisi Hanefi cami, birisi Şafi cami, biri de gümrük tesisleri olmak üzere onları TİKA’yla biz restore ettik. Şimdi de adanın tamamını bizlere tahsis etmeleri halinde adanın tamamını aslına uygun olarak inşallah restore edeceğiz.

10-15 sene öncesine kadar ülkemizin adının dahi bilinmediği yerlerde hamdolsun bugün Türkiye deyince gözler parlıyor.

Kardeşlerim, atalarımız ne diyor biliyor musunuz? Her vakte bin bahane bulur binamaz olan. Anladınız mı? Her vakte bin bahane bulunur, kim? Binamaz olan. Çalışmakta, üretmekte, millete ve ülkeye hizmet etmekte gözü olmayan siyasetçi de bir sürü bahane üretir. Bunlar sabah akşam sürekli millete umutsuzluk aşılarlar. İşlerini yapmak, taş üstüne taş koymak yerine ağızlarını her açtıklarında birilerini eleştirirler. Vizyonsuzluklarını, beceriksizliklerini örtmek için, yalanı, hakareti, iftirayı ortalığa boca etmekten çekinmezler. Siyaseti kendi seviyelerine düşürmek için her türlü ahlaksızlığı, her türlü edepsizliği yapmakta tereddüt etmezler. Bunlar milletin sırtına kene gibi yapışan kifayetsiz muhterislerdir. Bunlar Türkiye siyasetini, Türk demokrasisini içlerindeki kir ve balçıkla kirleten bir avuç çapsızdır. Özellikle Ana Muhalefet Partisi içerisinde bu tarz tiplerin ciddi bir sayıya ulaştığını görüyoruz. Milletle, milletin değerleriyle en ufak bağı olmayan, edep ve nezaket fukarası bu şahıslar bizim burada dillendirmeye edebimizin elvermeyeceği hakaret ve galiz küfürlerle insanımıza saldırıyorlar. Şüphesiz milletimiz kendisi için çalıştığını, kimin de FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerine piyonluk yaptığını çok iyi görüyor. Sandık önüne geldiğinde milletimizin bu hadsizlere yalan ve hakareti siyaset sanan bu ahlak fukaralarına hadlerini bildireceğinden ben eminim. Milletimiz nasıl 16 Nisan’da kendisini İzmir’e denize dökmekten bahsedenleri sandığa gömmüşse, 15 Temmuz kahramanlarına küfür edenleri de 2019’da aynı akıbete uğratacaktır.

Elbette biz şimdiye kadar bunların seviyesine inmedik, inmeyeceğiz. Vakarımızdan, asaletimizden taviz vermeden doğru bildiğimiz yolda milletimizin geleceği, ülkemizin huzuru için çalışmaya devam edeceğiz. 2019 seçimleri inşallah bir kez daha milli iradenin tecelli edeceği, millete hizmet edenlerle hakaret edenlerin ayrışacağı bir turnusol kağıdı olacak. 2019 seçimlerinde sadece cumhurbaşkanını, milletvekillerini ve belediye başkanlarını belirlemekle kalmayacağız, bu seçimlerde aynı zamanda Türkiye’nin önümüzdeki 1 asrına istikamet çizecek bir yol haritası da belirleyeceğiz. 2002’de başlattığımız ve bugüne kadar kararlılıkla sürdürdüğümüz millete hizmet seferberliğini önümüzdeki seçimlerde bir üst aşamaya taşıyacağız.

Kardeşlerim; şu anda benim huzurumda ana kademe var, benim huzurumda Kadın Kolları var, benim huzurumda gençlik var. Şimdi şurada önümüzde ne var? Bir 14-15 ay var. Gece-gündüz demeden kapı-kapı dolaşmak suretiyle tüm Sinop’u ilçeleriyle beraber herkese anlatmaya hazır mıyız? "Evet." Bu ses çok az geldi bana, hazır mıyız? "Evet." Yorulmak yok. 2019 seçimleri en az 1950, 1983, 1994, 2002 seçimleri kadar önemli, bu seçimler kadar belirleyici bir dönüm noktası olacaktır. İnşallah 2019’la beraber milletimizin önünde yepyeni bir yol açılacaktır.

Kardeşlerim; AK Parti kadrolarının 2019 seçimlerine işte bu bilinçle, bu şuurla hazırlanmaları büyük önem arz ediyor. 2019’a giden süreçte teşkilatlarımızın uyanık olması, provokasyonlara asla gelmeden, fitne teşebbüslerine izin vermeden çalışmalarını yürütmesi gerekiyor. Biz diğer partiler gibi asla olamayız. Biz, Ana Muhalefet gibi üç kuruşluk menfaat için ülke ve millet düşmanlarına payandalık yapamayız. Bizim hamdolsun kimseye diyet borcumuz yok. Bizim medya baronlarına, terör ağlarına, siyaset mühendislerine minnet borcumuz yok. Biz siyasette Hakk’ın ve halkın rızasını kazanmak için varız.

Biz bu makamlarda sadece ülkemize, milletimize, tüm dünyadaki mazlum ve mağdurlara hizmet için bulunuyoruz. Bu can bu tende olduğu sürece de inşallah bu niyetle çalışmayı sürdüreceğiz. Rabbim bizi istikametten ayırmasın.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken AK Parti Sinop İl Kongresinin şehrimiz için, Sinoplu kardeşlerim için, elbette ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden diliyorum.

Şöyle bir kalkalım bakalım, çok yoruldunuz biliyorum.

Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Sinop’u hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun inşallah.

Sağ olun, var olun.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.