Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Sirnak 6. Il Olagan kongresinde yaptigi konusma

 

Sevgili Şırnaklılar, AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli dava arkadaşlarım, istikbalimizin umudu sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Şırnak’ın tüm ilçelerine, Beytüşşebap’a, Cizre’ye, Güçlükonak’a, İdil’e, Silopi’ye, Uludere’ye selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.

Bugün bir kez daha Ahmed-i Hani’nin Mela Ahmet Ceziri’nin, Mela Hüseyin Bate’nin, El Ceziri’nin şehri Şırnak’ta bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

Asırladır bu toprakları ilim, irfan ve aşkla ilmik ilmik dokuyan tüm alimlerimizi, ariflerimizi, gönül erlerimizi rahmetle yad ediyorum. Rabbim onları cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Rabbim bizleri o gönül insanlarının, Hakk aşıklarının yolundan ayırmasın.

15 Temmuz gecesi Şırnak ve Cizre’de yaşananlar, Şırnaklı kardeşlerimin tevarüs ettikleri bu kutlu mirasa sahip çıktıklarını gösteriyor. O gece salaların okunmasıyla beraber sokaklara çıkan, köprüleri kesen, darbecilerin heveslerini kursaklarında bırakan tüm Şırnaklı vatandaşlarıma buradan teşekkür ediyorum.

Polisimizle omuz omuza darbecilere meydanı dar eden Şırnak, 15 Temmuz gecesi bir kez daha şanına yakışanı yapmıştır, o gece Şırnak ülkesine, devletine, demokrasisine sahip çıkmıştır. Bizler de Şırnak’tan ve tüm Türkiye’den aldığımız güçle o gecenin hesabını mahkemelerde soruyoruz. FETÖ’cü alçaklar işledikleri cinayetlerin, bu işledikleri cinayetlerle beraber hedeflerine koydukları kimdi? Türkiye’ydi, Kimdi? Bizdik. O döktükleri masum kanlarının hesabını yargı önünde tek tek veriyorlar.

Adaletten sapmadan, duygularımızın esiri olmadan, suçluyu masumdan ayırmak için kılı kırk yararak hukuki süreci işletiyoruz. Allah’ın izniyle son FETÖ’cü hain de yargı önünde hesap verene kadar mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Yurt içinde ve yurt dışında adaletin tecellisi için tüm imkanlarımız seferber edeceğiz. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Hiç unutmayın, inlere girseler inlerine gireceğiz, bunu ne zamandan beri söylüyorum biliyorsunuz. Girmediler mi? Girdiler, biz de inlerine girdik mi? Girdik. Onları oradan çıkarttık mı? Çıkarttık. Çıkarıyor muyuz? Çıkarıyoruz. Çukurlar kazdılar mı? Kazdılar. Binaları tünellerle birbirine bağladılar mı? Bağladılar. Bunları da çıkardık mı? Çıkarttık ve oralardan kim nereye kaçtıysa hepsi bulundu, meydana çıktı. Niye? Evet, korkunun ecele faydası yoktur.

Kardeşlerim; buradan ayrıca Kudüs’ü mahzun, boynu bükük bırakmayan tüm Şırnaklı, Cizreli kardeşlerime de teşekkürü bir borç biliyorum. Siz, Kudüs’e özgürlük, insanlığa barış diyerek Kudüs’ün yalnız olmadığını tüm dünyaya haykırdınız. Siz işte bugün bu salonda olduğu gibi tek ses, tek nefes olarak ümmetin kalbi Kudüs’e nasıl sahip çıkılır herkese bunu gösterdiniz. Siz, tekerlikle sandalyesinde kurşunların hedefi olan Filistinli gazilerin İsrail askerlerine korkusuzca meydan okuyan Filistinli gençlerin, Gazze’nin, Ramallah’ın, Kudüs’ün yiğit kadınlarının yanında durdunuz. Rabbim sizlerden razı olsun. Rabbim Kudüs davası için, Filistin’in özgürlüğü, mazlumların kurtuluşu için mücadele eden kardeşlerimizin yardımcısı olsun.

Türkiye olarak ilk Kıblemiz Kudüs’ü işgalcilerin, eli kanlı katillerin insafına asla terk etmeyeceğiz. Kudüs’ün tarihi statüsünün bir emrivakiye kurban edilmesine kesinlikle rıza göstermeyeceğiz. Nitekim 6 Aralık’tan itibaren diplomatik alanda yürüttüğümüz çok yönlü çalışmalarla bu noktada ne kadar kararlı olduğumuzu ortaya koyduk. Açıklamanın hemen ardından Dönem Başkanlığını yaptığımız İslam İşbirliği Teşkilatı’nı İstanbul’da topladık, orada Amerika yönetiminin hukuksuz kararını tanımadığımızı, teşkilat olarak Kudüs’ü Filistin Devleti’nin başkenti kabul ettiğimizi tüm dünyaya ilan ettik. Ardından Amerika’nın Kudüs Kararının Birleşmiş Milletler nezdinde yok sayılması için gerekli süreci başlattık.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulan karar tasarısı 14 ülkenin evet oyuna rağmen sadece Amerikan yönetimi tarafından veto edildi. Çünkü Amerika bu Konsey’de veto yetkisine sahip 5 ülkeden biri. Tek bir ülkenin keyfi, diğer tüm ülkelerin iradesini adeta teslim aldı. Böylece bizim her fırsatta dile getirdiğimiz dünya 5’ten büyüktür tespitinin ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Bunun akabinde Yemen’in de desteğiyle Türkiye olarak konuyu Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna taşıdık. Önceki gün yapılan oylamada Genel Kurula sunduğumuz karar tasarısı bildiğiniz gibi 128 ülkenin oyuyla kabul edildi. İsrail ve Amerikan yönetiminin oylama öncesi tehditleri hamdolsun hiçbir işe yaramadı, dolarlar bir işe yaramadı, tehditler bir işe yaramadı. Ekonomik, askeri ve medya gücüyle korku imparatorluğu kuracaklarını düşünenler tarihlerinin en büyük diplomatik hezimetlerinden birini yaşadılar. Amerika ve İsrail bir kez daha nobran tavırlarından, hukuksuz adımlarından dolayı mahşeri vicdanda mahkum edildi. Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler hak ve adaletten yana gerçekten takdire şayan bir tavır sergilediler. Dünyada paranın satın alamayacağı değerlerin de bulunduğu son oylamayla herkes tarafından görülmüş oldu. Ben bu 128 ülkenin de tamamına şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Amerikan yönetimini bir an önce Genel Kurulda oluşan dayanışma tablosunu doğru okuyarak hatasından dönmeye çağırıyorum. Yanlışta ısrar ederek gerilimi daha fazla tırmandırmanın kimseye faydasının olmadığı, atılan her adımla bir kez daha ortaya çıkıyor. Amerikan ve İsrail yönetiminin provakatif tutumları yalnızca bölgedeki fanatikler ile terör örgütlerini mutlu ediyor. Bu tür şımarık tavırlardan sadece ve sadece kan, gözyaşı ve çatışmalardan beslenen kesimler memnuniyet duyuyor. İşgal devleti İsrail fırsattan istifadeyle uyguladığı devlet terörünün dozunu artırarak down sendromlu çocuklara, Muhammed’e, kadınlara, o 15 yaşındaki Cüneydi’ye, tekerlekli sandalyedeki engellilere saldırmaya, suç çetelesini zenginleştirmeye başladı.

Filistinli kardeşlerimizin kanını dökmek için adeta fırsat kollayanlar, bir de kalkıp utanmadan, sıkılmadan şahsım ve ülkemizle ilgili densiz beyanlarda bulunuyorlar. Kontrol ettikleri basın yayın organlarındaki kiralık kalemleri aracılığıyla, kimi ülkelerdeki beslemeleri vasıtasıyla bizi susturabileceklerini sanıyorlar. Herhalde birileri gibi tehditler ve iftiralar karşısında geri adım atacağımızı, sineceğimizi, teslimiyet göstereceğimizi düşünüyorlar. Bunlar bizi hiç tanımıyorlar, bunlar tarihi şanlı zaferle dolu bu milleti hiç tanımıyorlar. Biz her zaman ne diyoruz? Mert direnir, namert kaçar. Biz her zaman ne diyoruz? Korkaklar zafer anıtı dikemez. Biz her zaman ne diyoruz?

“Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum.

Kanayan bir yara gördüm mü, yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kaçı yerim, çifte yerim,

Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım,

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu.”

Evet, Allah’a hamdolsun, bugüne kadar biz Hakk’ın ve halkın iradesi dışında hiçbir irade tanımadık. Terör örgütlerinden, vesayet odaklarından, darbe heveslilerinden, bütün bunlardan gelen gizli-açık yüzlerce tehdide rağmen hakkı söylemekten, halkımızın gösterdiği istikamette yürümekten asla çekinmedik. Ne bölücü örgüte, ne FETÖ’cülere, ne de bunların yularını elinde tutan güç odaklarına boğun eğmedik. Kefenimizi giyerek çıktığımız bu kutlu yolda istiklalimiz için, ezanımız için, bayrağımız, vatanımız için, tüm mazlum ve mağdurların hakkı için mücadele etmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz, bu böyle biline.

Toprakları elinden alınan milyonlarca Filistinli mültecinin hakkını elbette uluslararası platformlara taşıyacağız. Kudüs’ün kişisel hesaplar adına, ideolojik fanatizm adına işgalcilere peşkeş çekilmesine asla rıza göstermeyeceğiz. Tehditlerden korkmadan binlerce yıla sari vakarımızdan taviz vermeden, tarih bilmez, edep bilmez, diplomasi bilmez densizlerin bühtanlarına aldırmadan hakkımızı arayacağız. Tarih boyunca olduğu gibi, Kıptilerin de, Ortodoksların da, Katoliklerin de Kudüs üzerindeki hak ve hukukunu gerekirse biz savunacağız.

Slm şehri, barış şehri, peygamberler şehri Kudüs’ü kan gölüne çevirmek isteyenlere kesinlikle fırsat vermeyeceğiz. İnşallah bu mücadeleyi mümkün olan en geniş zeminde yürütecek ve Allah’ın izniyle zafere taşıyacağız.

Değerli kardeşlerim… (“Dik dur eğilme bu millet seninle” sesleri) Allah’ın izniyle biz beşeri hiçbir gücün önünde eğilmedik, biz sadece Allah’ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik, bu kadar.

AK Parti Şırnak İl Kongresinin şehrimiz için, ülkemiz, milletimiz için, elbette gözbebeğimiz, ilk Kıblemiz Kudüs için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Şırnak teşkilatlarımızda görev alan tüm kardeşlerime, emekleri, gayretleri için şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Yüce Mevla’dan rahmet ve mağfiret diliyorum.

Bugün kongremizde bayrağı devralacak arkadaşlarımıza Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum.

Bugün Hakkari’yle 15’inci, Bartın’la 16’ncı ve şimdi burada Şırnak’la beraber 17’nci il kongremizi de yapmış oluyoruz. Şırnak bizzat katıldığım 12’nci İl Kongremizdir. Allah’ın izniyle önümüzdeki günlerde diğer il kongrelerimizi de Başbakanımızla birlikte yapacak, akabinde gerçekleştireceğimiz büyük kongremizle birlikte 2019 yılındaki seçimlere yenilenmiş, tazelenmiş olarak çok daha kuvvetli bir şekilde gireceğiz. 2019’a kadar olan süreyi her açıdan çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Gençlik kollarımızla, kadın kollarımızla, ana kademelerimizle birbirimize kenetlenerek çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Ben hiç ana kademeyi görüyorum ya, nerede bu ana kademe? Yani maşallah kadın kollarımız çok cevval, gençler çok cevval, ama ana kademe ortada yok. (Alkışlar) Böyle ya böyle böyle, maşallah, şimdi oldu.

Her zaman ifade ettiğim gibi, biz sıradan bir parti değiliz, olmayız. Biz milletimizi sadece seçimden seçime hatırlayan, vatandaşın kapısını sadece oy için çalan partilerden biri kesinlikle olamayız. Biz evet, muhtarları tehdit ederek oy isteyen partilerden de olmayız. Biz gönülleri fethederek oy isteyen partiyiz, özelliğimiz bu. Biz korkutucu olmayacağız, biz… (“Dik dur eğilme Şırnak seninle” sesleri) Ben de sizlerle beraberim, eyvallah.

AK Parti günün 24 saati, haftanın 7 günü milletin derdiyle dertlenen bir partidir. AK Parti tek hedefi hiçbir ayrım yapmadan ülkeye ve millete hizmet etmek, bunun için de hedefe ulaşmak isteyen bir partidir. Bu hareket, unutmayın bir dava, bir gönül hareketidir. Biz ziyarette ikbal için değil, milletimize hizmet için varız. Bu millete efendi olmak için yola çıkmadık, hizmetkar olmak için yola çıktık. Koltukların, payelerin, makam ve mevkilerin geçici olduğunu, bunların hepsinin de bizlere verilmiş bir emanet olduğunu bilerek faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Eski arkadaşlarımızın tecrübelerinden, yeni arkadaşlarımızın heyecanından istifade ederek asıl meselenin geride hoş bir seda bırakmak olduğunun bilinciyle çalışmalarımız devam ettireceğiz.

16 Nisan halkoylamasında Şırnak’ta yüzde 28,3 oranında bir evet oyu elde edebildiğimizi biliyorum. (Alkışlar) Niye alkışladınız? Yanlış anlaşıldı herhalde. Burada problemi Şırnaklılarda değil, elbette kendimizde arıyoruz. Demek ki kendimizi buradaki kardeşlerimize yeterince anlatamamışız, yeterince de çalışamamışız, onun için yüzde 28’de kalmışız. Gayret gösterdiğimizde, vatandaşlarımıza hedeflerimizi, projelerimizi layıkıyla anlattığımızda inşallah Şırnak’ta bambaşka bir tabloyla karşılaşacağımıza inanıyorum. Terör örgütünün siyasi uzantılarının ne bu millete, ne benim Kürt kardeşlerime, ne de Şırnak’a verebilecek bir şeyleri olmadığı artık ayan, beyan ortadadır.

Bölücü örgüte müzahir parti daha önceki seçimlerde baskıyla, tehditle elde ettiği oyları gitti eski Türkiye’nin faşist kafalı seçkinlerine peşkeş çekti. Bu parti demokrasinin imkanlarını kullanarak benim halkımı her platformda temsil etmek yerine, gitti iradesini Kandil’deki terör baronlarına teslim etti. Öyle ki, bu partinin demokrasi ve kalkınma mücadelesini meşru zeminde yürütmek yerine, FETÖ dahil tüm şer odaklarıyla işbirliği yaptığını gördük. Belediye binalarının arka kapılarından aldıkları FETÖ’nün elebaşlarıyla iktidarı devirmek için ne tür kumpaslar çevirdiklerine hep birlikte şahit olduk. Türkiye partisi olmak yerine Türkiye düşmanı, millet düşmanı çevrelerin koltuk değneği olanlarla bizim ne konuşacak sözümüz, ne yürüyecek yolumuz yoktur.

Milletvekilliği dokunulmazlığını teröristlere kalkan olmak için kullanan, belediye araçlarını teröristlere tahsis eden bir anlayışın bu ülkeye verebileceği hiçbir şey bulunmadığı açıktır. Devletten gelen parayı Kandil’e gönderenlerle bizim yürüyecek yolumuz yoktur. Milletimizin kendilerine tanıdığı krediye hoyratça harcayanların, CHP’nin oyuncağı olanların teröristler karşısında onurlu bir duruş sergileyemeyenlerin artık Kürt kardeşlerim nazarında hiçbir itibarının kalmadığına inanıyorum.

Kardeşlerim; 2019 seçimlerinde yoldaşları CHP’yle beraber inşallah bunların da siyasi ömürlerin doldurduklarına şahit olacağız. Sizlerden ülkemizin başına karabasan gibi çöken bu faşist partiyi de layık oldukları yere, tarihin çöplüğüne yollamanızı bekliyorum. 2023 Türkiye’sinde bu anlayışların hiçbiri kendine hayat bulamayacaktır, çünkü 2023 Türkiye’si demokraside ve ekonomide sınıf atladığımız, her bakımdan muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıktığımız bir Türkiye olacaktır.

Kardeşlerim; Ziya Paşa, “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” diyor. Biz kendimizi lafla değil, son 15 sene içerisinde ortaya koyduğumuz eserlerle, ülkemize çağ atlatan projelerle gösteriyoruz.

Şırnak 1990’ların Türkiye’siyle AK Parti dönemi Türkiye’sinin karşılaştırmasını en iyi yapabilecek olan illerimizden biridir. Sizler sokaklarında korkunun kol gezdiği, vatandaşına tepeden bakan, yasakçı, baskıcı eski devletini de, bugünün insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla hareket eden yönetimini de çok iyi biliyorsunuz.

Geçtiğimiz 15 yılda sadece sağlık, eğitim, ticaret, ulaşımda değil demokraside, hak ve hürriyetlerde de çığır açan reformlara imza attık. Bölücü terör örgütünün tehditlerine rağmen son 15 yılda Şırnak’a kardeşlerim, eski rakamla 10 katrilyon lira tutarında yatırım yaptık.

Yaklaşık 3 bin derslik, bin öğrenci kapasiteli yükseköğrenim yurtları, 7 adet spor tesisi inşa ettik. Hepsinden önemlisi, Şırnak’a modern bir üniversite kazandırdık, artık Şırnaklı evlatlarımız üniversite eğitimlerini maddi imkansızlıklar dolayısıyla ertelemek zorunda kalmıyor. Çocuklarımız kendi şehirlerinde veya yakın yerlerde harç ödemeden başvuran herkesin alabildiği burs veya kredi imkanlarıyla ülkemizin dört bir yanından gelen arkadaşlarıyla birlikte üniversite eğitimi alıyor. Onlar evlatlarınızı terör örgütünün saflarına gönderip hayatlarını karartırken, biz çocuklarımıza kendilerine en güzel geleceği kurabilmeleri için eğitim-öğretim imkanları sağladık, aramızdaki fark bu.

Aynı şekilde Şırnak’a, Cizre’ye, Silopi’ye, İdil’e, Uludere’ye, Güçlükonak’a devlet hastaneleri yaptık. Şırnak Merkez Devlet Hastanesine 75 yataklı kadın doğum ve çocuk ek binası yaparak hastanemizi büyütüyoruz.

Bölücü terör örgütünün çukur eylemlerinde çok zarar gören illerimizden biri de Şırnak. Terör örgütü ev, iş yeri, kamu binası olarak tam 48 bin bağımsız birimi tahrip etti. Bunlardan 27 tanesi de cami, müftülük ve Kur’an kursudur, çünkü bunların dinimizle, Müslümanlıkla uzaktan-yakından ilgisi yoktur. Şimdi biz Şırnak merkezde, Silopi’de, İdil’de ve Cizre’de terör örgütünün yakıp yıktığı her yeri ayağa kaldırıyoruz.

Bugüne kadar Şırnak’taki vatandaşlarımıza 551 milyon lira kira yardımı yaptık ya, kira yardımı yaptık. Kardeşlerim, bunu biz yaptık. Niçin yaptık? Şırnak’ı modern bir kent haline getirelim diye yaptık.

10.684 ev, iş yeri, kamu hizmet birimi şu anda inşa ediliyor. 616 kilometre içme suyu şebekesi, 175 kilometre kanalizasyon şebekesi döşendi. Bütün bunları yaparken hiçbir vatandaşımızın kalbini kırmadık, kendisinin rızası dışında bir işe zorlamadık. Buna rağmen bazılarının fitne çıkarma peşinde olduklarını biliyoruz. Bakınız medeni bir şehirde yaşamak demek, kanalizasyonuyla, suyuyla, yoluyla, çevre düzeniyle, sosyal tesisleriyle modern yerleşim alanları demektir. TOKİ projeleri ülkemizin her yerinde olduğu gibi burada da insanlarımıza en uygun şartlarda, en ileri, en medeni imkanları sağlamayı amaçlıyor.

Milletimizin sefaletinden, kötü hayat şartlarından, fakirliğinden kendilerine istismar alanı oluşturmaya çalışanlar için bu projeler adeta bir kabus gibidir, çünkü tüm istismar malzemeleri ellerinden alınıyor. Kardeşlerim, onun için TOKİ konutlarında ağız tadıyla güle güle oturun, evlatlarınızı en iyi şartlarda büyütün. Bu imkanların hepsi de sizlere analarınızın ak sütü gibi helaldir.

2002 yılına kadar Şırnak’ta sadece 26 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı. Biz buna ne kadar bölünmüş yol ilave ettik biliyor musunuz? 160 kilometre bölünmüş yol ilave ettik, şu anda 186 kilometre bölünmüş yolumuz var: nerede? Şırnak’ta. Bunu biz yaptık ya.

Soruyorum, Şırnak’ta kayyum atanmadan önce burada bulunan belediyeler acaba ne yaptılar, soruyorum sizlere? Her taraf adeta hendek haline gelmişti, çöplük, atık sular dışarıdan akıyor, bu hale gelmişti. Benim Şırnaklı kardeşlerime, Cizreli kardeşlerime, Silopili kardeşlerime, Uludere’ye vesaire, ya bunlar yakışır mıydı, bunlar onlara layık mıydı? Ama onlar layık gördüler, zulmettiler, biz ise bu devri değiştiriyoruz.

2013 yılında hizmetinize sunduğumuz Şerafettin Elçi Havalimanının yolcu trafiği açıldığı günden beri sürekli artıyor. 2013 yılında 39 bin olan yolcu trafiği 2016 yılında nereye çıktı biliyor musunuz? 241 bine çıktı. 2017 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla 305 bine ulaştı. Ya demek ki ihtiyaç var.

Cizre projesi, Nusaybin-Cizre-İdil ovaları sulamaları kısmı ile Şırnak’ta inşallah 745 bin dekar araziyi suyla buluşturacağız. Silopi ovası sulamasıyla da 274 bin dekar araziyi suya kavuşturacağız. Bizim için İstanbul, Ankara, İzmir ne kadar önemliyse, Şırnak da ok adar önemlidir.

Terör gölgesi ülkemizin üzerinde kalktıkça Şırnak’la beraber tüm şehirlerimizin kalkınmasına daha fazla kaynak aktaracağız.

Kardeşlerim; Türkiye terörle mücadelesini kararlı, ama aynı zamanda hukuk için, demokrasi çerçevesinde yürüten bir devlettir. Terörle mücadele adı altında kendi vatandaşlarına yapmadık eziyetleri bırakmayan ülkeleri, bu yüzden yaşanan yıkımları, çekilen acıları yakın çevremizde hep birlikte görüyoruz. Ülkemizde de aynı görüntüleri ortaya çıkarmak isteyenler oldu. Milletimizle, özellikle de siz bölge halkıyla el ele verip bu kötü niyetlilerin, bu hanilerin heveslerini kursaklarında bıraktık. FETÖ’den DEAŞ’a, PKK’dan DHKP-C’ye kadar birliğimizi, dirliğimizi, geleceğimizi tehdit eden tüm şer şebekelerinin kökünü kazıdık, kazıyoruz. Sokaktaki masumları, sabah namazına giden imamları, evine helal rızık götürmeye çalışan esnafı, şantiyedeki işçiyi, okuldaki çocuğu vahşice katleden, camileri, talebe yurtlarını, iş yerlerini yakan, milli bekamıza kasteden bu hanilerin hepsinin de üstesinden geleceğiz. Millet olarak terör urunu artık bu ülkenin dağlarından, şehirlerinden, mezralarından söküp atıyoruz.

Allah’a hamdolsun, geçtiğimiz 2,5 yıl içinde bu noktada çok ciddi işler başardık. Çukur eylemleriyle bölgedeki Kürt kardeşlerimizin hayatını zindana çeviren bölücü terör örgütünü vatandaşlarımızın desteğiyle açtıkları hendekleri gömdük. Yaz-kış, dağ-taş demeden operasyonlarımız sürüyor. İnsansız hava araçlarımız ile saklandıkları inlerini başlarına geçiriyoruz. Bölücü terör örgüt tarihinin en büyük hezimetini yaşıyor.

Aynı şekilde belediyeleri terör örgütünün şubesi yapanlarla da hukuk içinde mücadelemizi yürütüyoruz. Bu milletin tek bir kuruşunu dahi dağdaki terör baronlarına peşkeş çektirmemeye kararlıyız. Bugün artık para teröre değil, hizmete gidiyor. Şırnak’ın kaynakları Kandil’deki katillere peşkeş çekilmek yerine yol olarak, asfalt olarak, temizlik hizmeti olarak, kanalizasyon ve içme suyu tesisi olarak, diğer hizmetler olarak vatandaşlarımızın emrine sunuluyor. Belediyeler artık terör örgütlerine taşeronluk değil, yöre halkına hizmetkarlık yapıyor, çünkü belediyenin görevi budur. Belediyenin siyaseti hizmet siyasetidir. Belediyeyi başka işler için kullananlara en başta sizler karşı çıkmalısınız. Biz terörle mücadele ettikçe, sizler terörle mücadele ettikçe buralar birer turizm, yatırım ve cazibe merkezine dönüşüyor.

Bakınız, birkaç gün önce Cizre’de büyük bir özel sektör yatırımının açılışı yapıldı, 5 yıldızlı bir otel hizmete açıldı. Ben bunları sadece bir başlangıç olarak görüyorum. İnşallah buradaki güvenlik ortamı geliştikçe yatırımcılarımızın bölgeye olan ilgisinin de katlanarak artacağına inanıyorum.

Şırnaklı kardeşlerimiz devletlerinin yanında durdukça, terörün zehirli otları asla bu topraklarda boy veremeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tüm bölgede barışın, istikrarın, adalet ve demokrasinin teminatı olmaya devam edecektir. Yeter ki biz Rabia’mızdan taviz vermeyelim.

Hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Şöyle bir kalkalım bakalım, hep beraber gür sedayla.

(Halkla Beraber Söyleniyor)

Tek millet, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla vesaire, 80 milyon tek millet.

Tek bayrak, bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır, öyle mi? (“Evet” sesleri) Hilal bağımsızlığımızın ifadesidir.

Ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Dört, Rabia, tek devlet. Öyle paralel devletmiş, şu devletmiş, bu devletmiş, böyle bir şey tanımıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bizim devletimiz yok, tek devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

Öyleyse haydi bir daha; tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…

Şimdi şarkımıza gelelim, hazır mıyız? (“Evet” sesleri)

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Şırnak’ı hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun, Kongremiz hayırlar vesile olsun inşallah. Sağ olun, var olun. 

 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.