Cumhurbaskani Erdogan’in Sudan’a ziyareti öncesi basina yaptigi açiklamasinin tam metni
… uluslararası ziyareti resmi planda gerçekleştirmek üzere geniş bir kadro ile hareket ediyoruz. Seyahat sırasında sayın bakanlarımız, milletvekili arkadaşlarımız ve geniş bir işadamları kadrosu bana eşlik edecekler.
Cumhurbaşkanlığı dönemimde Afrika Kıtasına yönelik üst düzey ziyaretlerde atfettiğimiz önem çerçevesinde 12 ülkeyi ziyaret etmiştim. Aslında Başbakanlığım dönemimde 2005 yılında Afrika yılı ilan etmek suretiyle Afrika’ya farklı bir önem atfedeceğimizi söylemiştik. O zamanlar tabi bizim 12 büyükelçiliğimizin olduğu Afrika’da, hamdolsun bugün 39 büyükelçiliğimiz var. Yeter mi? Hayır, Afrika’nın tamamına inşallah büyükelçiliklerimizle girecek, Afrika halklarıyla milletimizi buluşturmanın gayreti içerisinde olacağız.
Bu kez İslam aleminin Kudüs meselesi etrafında kenetlendiği bir dönemde bu kardeş ülkeleri ziyaret etmekten ayrıca memnuniyet duyuyorum. Ziyaret programı çerçevesinde ilk olarak bugün ve yarın Sudan’ı ziyaret edeceğiz. Ve sudan güçlü tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz, hakikaten kalbimizde müstesna bir yeri olan dost, kardeş bir ülke. 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından gerek Sudan yönetimi, gerek halkı bize en anlamlı desteği veren ülkelerin başında gelmiştir. O gece boyunca Sudanlı kardeşlerimiz ülkemiz için, milletimiz için, demokrasimiz, geleceğimiz için hem dua ettiler, hem birçok başta Hartum olmak üzere şehirlerinde gösteriler yaptılar. Bu desteği, bu dayanışmayı hiçbir zaman unutmayacağız.
İstanbul’da düzenlenen Kudüs Zirvesi Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir bizzat katılarak ortak davamıza en üst düzeyde destek vermişlerdir. Bunun için Sudanlı kardeşlerimize müteşekkiriz.
Ziyaretim Sudan’a ülkemizden cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olması hasebiyle ayrıca bir önem taşımaktadır ve Sudan’la da yüksek düzeyli stratejik konsey oluşturma noktasında bu vesileyle adımı da atıyoruz. Temaslarımızda inşallah ikili işbirliğimizi ve gündemdeki konuları da ele alma fırsatını bulacağız.
Port Sudan ve kültürel mirasımızın bulunduğu Savakin şehirlerinde de incelemelerde bulunacağım. Sudan Meclisine de hitap edeceğim. İşadamlarımızı biraraya getiren Türkiye iş forumuna iki cumhurbaşkanı olarak katılacağız ve geniş bir işadamı ekibiyle bu ziyareti gerçekleştiriyoruz. Temenni ederim ki, işadamlarımızın bu buluşması da aramızdaki ekonomik ilişkileri çok daha yüksek bir seviyeye çıkmasına vesile olsun.
Afrika turunun ikinci ayağında Çad’a bir ziyaret gerçekleştireceğiz günübirlik bir ziyaret olacak. Bu ziyarette Çad’a Türkiye’den cumhurbaşkanı seviyesinde yine ilk ziyaret. Burada müzakereleri tamamlanan bazı anlaşmalara imzaları atacağız. Akabinde Çad’dan Tunus’a geçeceğiz.
Sizlerin de bildiği gibi, yaklaşık 7 yıl önce Tunus halkının başlattığı demokrasi yürüyüşü tüm bölge için bir ilham kaynağı olmuştu. Tunus millet iradesine dayalı çoğulcu demokrasiye kısa zaman içinde çok başarılı bir geçiş yaptı. Türkiye bu süreçte Tunus’a en güçlü destek veren ülkelerin başında gelmiştir. 2013’te Tunus’la Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin teşkiline dair ortak bildiriyi imzaladık, böylece ikili ilişkilerimizi stratejik düzeye çıkarttık.
Bu ziyaretim sırasında da değerli dostum Tunus Cumhurbaşkanı es-Sibsi’yi gündemimizdeki konuları ele almak üzere hem ziyaret, hem de bu konularla birlikte geleceğe yönelik atacağımız adımların da planlamasını yapacağız. Ayrıca, Türkiye-Tunus Ekonomik Yatırım Formunu da birlikte iştirak edeceğiz.
Değerli basın mensubu arkadaşlarım, 2005’ten itibaren Afrika Kıtasıyla işbirliğimizin giderek güçlendiğini görüyoruz. Başta ticaret ve yatırım olmak üzere tüm kıta ülkeleriyle farklı bir ivme yakaladık. Bildiğiniz gibi, Somali’den Senegal’e, Cezayir’den Mozambik’e kadar Türk müteşebbisler gerçekten başarılı projelere imza attılar. Bugün kıtanın dört bir tarafında ülkemizin bayrağı gururlu dalgalanıyor. Bu ziyaretlerimizle hem işadamlarımızın önünü açıyor, hem de kazan-kazan esasına dayalı olarak bu dayanışmayı güçlendiriyoruz.
Ayrıca, FETÖ terör örgütüyle mücadele noktasında Afrikalı kardeşlerimizi de uyarma imkanı buluyoruz ve şu anda Afrika’nın birçok ülkelerinde FETÖ’ye ait okulların onlardan alınmak suretiyle Maarif Vakfımıza devredildiğini görmenin de mutluluğu içerisindeyiz.
Bu örgütün birçok Afrika ülkesinde emperyalistlerin uşaklığını, gönüllü taşeronluğunu yaptığını da gayet iyi biliyoruz. Hayır, eğitim, diyalog diyerek milleti kandıran FETÖ’cü alçaklar, Afrikalı kardeşlerimizin ihtiyaçları üzerinden de sömürü çarklarını özellikle döndürüyorlar.
15 Temmuz gecesi yaşananlar tüm dünyada bu örgütün gerçek yüzünü ifşa etti. Birçok Afrika ülkesi darbe teşebbüssünün hemen ardından hem FETÖ’cüleri sınır dışı etti, hem de örgüte ait okulları Maarif Vakfımıza az önce ifade ettiğim gibi devretti. Gün geçtikçe bu sayının artığını görüyoruz, daha da artacağına inancım tamdır.
Bu katil sürülerine Afrika Kıtasında da barındırmamakta kararlıyız. Bu ziyaretimin bu açıdan da önemli olduğunu düşünüyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Sorusu olan arkadaşlarımız varsa sorularınızı alabilirim.
Buyurun.
SORU- Efendim, Mahmut Gürer, Habertürk Televizyonu.
Efendim, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda tarihi bir Kudüs kararı alındı, hemen ardından Türkiye’nin belli adımlar atacağını anlıyoruz. Önümüzdeki yol haritası acaba Türkiye’nin bu konuyla ilgili nedir?
Bir de, Amerika Birleşik Devletleri’nin hem Trump yönetiminden çeşitli açıklamalar oldu bu kararın adından. Sizin de önümüzdeki süreçte Trump’la bir telefon görüşmesi yapacağınızı açıklamıştınız daha önce, bir temas olacak mı ve Amerika’ya bir çağrınız olacak mı?
Teşekkürler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi Amerika’ya çağrımızı aslında yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Sayın Trump’la görüşme nokta olmaması için hiçbir sebep yok, yine görüşme yollarını tabi ki ararız, temenni ederim ki Sayın Trump da bizi arasın. Çünkü başından itibaren aslında İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak bu kararlarını açıklamadan önce onların bizi aramalarını özellikle beklemiştik, çünkü bu konuda aranması gereken ülkelerin başında Türkiye geliyor, çünkü Dönem Başkanıyız, Dönem Başkanı olmanın verdiği böyle bir görevle de eğer bizimle bunun bir istişaresini Sayın Trump yapmış olsaydı herhalde bu yanlışa düşülmezdi diye düşünüyorum. Ve kendisini öyle veya böyle yine de tabi ki arayabiliriz, ama şu anda verilmiş kararım henüz yok.
Diğer konulara gelince, bir defa tabi şu anda Kudüs noktasında atacağımız adımlarda başta Dışişleri Bakanım olmak üzere şu anda Filistin ile görüşmelerini yapmak suretiyle ne gibi adımlar atarız, ne yaparız, bunun çalışmalarını birlikte yürütüyorlar. Bu işi tabi bırakmak mümkün değil, bu işin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde atılan adımdan sonraki ikinci adımdı ve bu ikinci adım başarıyla aşıldı, şimdi tabi bunu üçüncü adım, belki dördüncü adım, bunlar da takip edecek. Bütün bunları tabi duygusallığa kapılmadan gayet akıllı bir şekilde uluslararası diplomasi neyi gerektiriyorsa bunları yaparak bütün uluslararası güçleri, işte Avrupa Birliği gibi, ne bileyim Arap Ligi gibi, bunun yanında İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanlığının bize vermiş olduğu yükle, bunun yanında Bağlantısızlar gibi bütün dünyadaki bu tür uluslararası kuruluşları da yanımıza almak suretiyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu içerisinde çok farklı bir güç, farklı bir dinamizmi ortaya çıkarmak ve adımı da buna göre atmak durumundayız ve bunun çalışmasını da Dışişleri Bakanlığımız yürütüyor.
SORU- Efendim, A Haber’den Lamia Ayhan.
Dün akşam yayınlanan yeni kanun hükmündeki kararnameyle ilgili benim sorum. Taşeron müjdesi yer aldı bu kanun hükmündeki kararnamede ve bunun yanı sıra anayasal düzene işlenen suçlarda tek tip kıyafet düzenlemesi.
Taşeron düzenlemesi nasıl işleyecek, nasıl kadroya girecek işçiler?
Ve bundan sonraki FETÖ davalarında artık tek tip kıyafetle mi göreceğiz o sanıkları?
Bir de, Putin’le yaptığınız telefon görüşmesi önemliydi, Doğu Guta’daki insanlık dramı. Bu noktada yeni bir çağrınız olacak mı? İnsani yardımlar nasıl ulaştırılacak bu bölgeye?
Teşekkür ediyorum.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, ben teşekkür ediyorum.
Son fıkradan başlayalım. Tabi Doğu Guta bildiğiniz 400 bin sivilin yaşadığı bir yer, ama burası tabi Şam’ın doğusunda olan bu bölge aynı zamanda terör gruplarının da içinde olduğu bir bölge olarak, şu anda da 500 civarında, 170 civarında çocuk, bunun dışında bazı kadınlar olmak üzere 50 civarında hakikaten acil insani yardıma muhtaç orada insanlar var. Şimdi bunları Sayın Putin’le görüşerek oradan sıkıntısız bir şekilde ülkemize alıp burada tedavisiyle tedavi, bakımsa bakım, bunları ülkemizde yaptıralım istiyoruz. Ve şu anda gerek bizim Genelkurmayımız, gerek Rusya Genelkurmayı olmak üzere karşılıklı birbirleriyle de bu konuları istişare ederek atılması gereken adımları atacaklar, aynı zamanda istihbarat birimlerimiz atılması gereken adımları atacaklar, Kızılay’ımız, AFAD’ımız, hepsi devreye girerek bu konuda bir çalışmayı yürütecekler.
Bunun dışındaki diğer sorularınıza gelince, önemli ikinci sorunuz hangisiydi, oradan gireyim ona…
SORU- Efendim, taşeron işçileri…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- KHK’ya gelelim. KHK’yla alakalı olarak en önemli diyebileceğim şey, bu tek tip elbise meselesi. Bu konuda Adalet Bakanlığına inisiyatifi verilen, örneğin bayanlarla ilgili burada çözüm yolları da var.
Fakat burada zannediyorum şöyle bir şey anlaşılıyor: Cezaevine girdiği andan itibaren tek tip elbise; böyle bir şey yok. Bu sadece duruşmalara gelirken bu insan bu tek tip elbiselerini belirlendiği şekliyle gelecek, yani kravatlı, öyle çok havalı şekilde duruşmalara gelmeyecekler, tek tip elbiseyi giyecek, o şekilde gelecek. Bunların içerisinde tulum giyecek olanlar var, çift şey olarak giyenler olacak, bayanların giyim şekli çok daha farklı olarak değerlendirilecek. Bunun çalışmasını Adalet Bakanlığı kendisi yapacak.
Bu aslında mağdurların, mazlumların bir talebidir de. Diyorlar ki, yani bunlar benim evlatlarımı öldürdü, şehit etti, ama nedir bu halleri, bu kadar rahat nasıl oluyor da buraya geliyorlar? Bunlar darbeci, bunlar terörist, nasıl geliyorlar? Aslında bu sese bir kulak vermedir ve bu sese kulak vermenin de bir adımıdır bu. Bu Türkiye’nin kendine mahsus bir olay değil, işte şu anda Amerika bunu uyguluyor, dünyanın değişik yerlerinde bu uygulanıyor. Daha ileri gideceğim, Guantanamo’da tek tip elbiselerle orada bir yaşam şekli oluşturulmuştur. Son malum meşhur duruşmada bırakın tek tip elbise giymeyi, ayaklarına zincir vurmuşlardır, zincirle mahkemeye getirmişlerdir. Türkiye böyle bir uygulama yapmıyor, sadece eline kelepçesini vuruyor, duruşma salonuna kadar getiriyor orada kelepçeyi de alıyorlar, böyle bir durum var.
Üçüncü soru…
SORU- Taşeron düzenlemesi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Taşeron düzenlemesine gelince, değerli arkadaşlar, bu konuyla ilgili olarak da gerçekten gerek Maliye Bakanımız, gerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız bu konu üzerinde çok çalıştılar, Sayın Başbakanımız çok çalıştı ve hatta bizim de biraz burada gayretimiz oldu. Ve sonunda kamu kuruluşları bu noktada işin dışına alındı, ama devletle ilgili olan birçok taşeron kullanımında bunlar, yani mesela şimdi birçok Çaykur gibi vesaire buralarda mevsimler şeyler var, şimdi bu bazıları tarafından yanlış anlaşılıyor, mevsimlik işçiyle taşeronu karıştırıyor, o farklı bir şey, o farklı bir şey. Diyelim ki işte 5 ay 29 gün, onlara bazı ilave süreler de getirmek suretiyle onların bu noktadaki zafiyetlerini veya zayıf kalma noktasını o taşeron gruplarını çok daha güçlendirmek suretiyle onlara şu anda devletimiz, Hükümetimiz böyle bir imkan daha getirdi. Ama bundan sonra aracı olmayacak, yani bir komisyon alır gibi bir taşeron grubu kalkıp da oradan alacak, neyle çalıştıracak? Asgari ücretle çalıştıracak, şimdi böyle bir şey yok.
Bir örnek vereceğim, mesela Cumhurbaşkanlığı, şimdi Cumhurbaşkanlığında bizde taşeron vardı, fakat şimdi bu taşeron olarak çalışan kalkıyor hepsi bizim şu anda kadromuzun içerisine giriyor ve ücretler olarak, ücret politikası olarak bugüne kadar uygulanan ücret politikası tamamen kalkıyor, daha da farklı, icabında 300-400, belki 500 lira, şu anda arkadaşlarımız çalışıyor, yılbaşından itibaren bu uygulamaya da gireceğiz, bu başlayacak.
Belediyelerde vesaire aynı şekilde. Belediyelerin BİT’leri var biliyorsunuz, bitlerin içerisine ne yapacak, bunlar yerleştirilecek, artık orada taşeron filan kullanılmayacak. Temizlik işçilerini, İstanbul’da İSTOÇ var, diyelim ki İSTOÇ alacak, temizlik işlerini vesaire o yürütecek, ayrıca bir başka taşerona bunu taşere etmeyecek. Yapılacak çalışma budur ve inanıyorum ki çok daha huzurlu, çok daha rahat bir döneme böylece girmiş olacağız.
Evet, teşekkür ediyorum.