Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Sudan Devlet Baskani El-Besir Ile ortak basin toplantisindaki konusmasi

 

Bismillahirrahmanirrahim.

Sayın Cumhurbaşkanı değerli kardeşim Ömer el-Beşir, saygıdeğer heyet üyeleri, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum, esselamü aleyküm ve rahmetullah ve berekatühü.

Kardeşim Ömer el-Beşir’e, şahsında tüm Sudan halkına şahsım, heyetim ve milletim adına kalbi şükranlarımı burada ifade ediyor ve kendilerini özelikle selamlıyorum.

Bu ziyaret Cumhurbaşkanı sıfatıyla Sudan’a yapılmış ilk ziyaret ve bu ziyareti… çok daha güçlü bir seviyeye, çok daha güçlü bir noktaya taşımanın gayreti içerisinde olacağız.  Bu anlayışla bugün bir adım attık, o da; Türkiye-Sudan arasında iki ülkenin, iki milletin bir stratejik konsey anlaşmasını imzalamış olması büyük önem arz ediyor ve 12 anlaşma mutabakat zaptı bunun ilk adıma olmuştur.

Ne işe yarayacaktır bu? Önce tüm icracı bakanlarımız kendi aralarında çalışmalarını yaparken, her yıl bir ülkede yapılan çalışmaları adeta kabine toplar gibi, bakanlar kurulunu toplar gibi 1 yıl içerisinde neler yaptık, önümüzdeki yıl neler yapacağız, bu çalışmalar bu şekilde bundan sonra yürüyecektir. Bu bakımdan çok çok önemli bir stratejik anlaşma.

Tabi Sudan’ın bizim dünyamızda çok farklı bir konumu var, çok farklı bir yeri var. Özelikle de Afrika’yla ilişkilerimizde müstesna bir yere sahip. 2005 yılında Türkiye Afrika’yı Başbakanlığım dönemimde bizim için adeta bir stratejik kıta olarak ele almıştır ve öyle bakmıştır, o zaman 12 büyükelçiliğimizin olduğu Afrika’da şu anda 39 büyükelçiliğimiz var ve burada tamamında Afrika ülkelerinin büyükelçiliklerimizin açılması niyetiyle Dışişlerimiz çalışmalarını sürdürüyor.

Bölgede istikrarın tesisine en fazla katkı sağlayabileceğine inandığımız bir dönemde Sudan maalesef çok büyük haksızlıklara uğradı. Sudanlı kardeşlerimiz ticari ve ekonomik ambargolarla adeta tecrit edildi, hayattan tecrit edildi, ama sabırla bu süreci atlatmanın gayreti içerisinde oldular. Biz bu tür tecrit politikalarına karşı olduğumuzu her zaman söyledik ve Sudan’ın sürekli yanında olduk. Bunların faydadan ziyade zarar getirdiğini, sivil halkın acı çekmesine neden olduğu her vesileyle ulusal, uluslararası toplantılarda ifade ettik. Geldiğimiz noktada Türkiye’nin itirazlarının ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyoruz. Sudan’a yıllardır yapılan bu haksız ambargonun, haksız uygulamaların kaldırılmış olmasından da şüphesiz ki memnuniyet duyuyoruz. Yeterli mi? Hayır, daha atılması gereken birçok adımlar var ve bu adımların da süratle atılmasını bekliyoruz. Tabi bu başarıda kardeşim Cumhurbaşkanı el-Beşir’in sağduyulu, dirayetli politikalarının ciddi payı olmuştur.

Sudan’ın ulusal diyalog ve birlik çabalarını takdirle takip ediyoruz. Bu sürecin ülke için, Sudanlı kardeşlerim için hayırlara vesile olmasını özellikle Allah’tan temenni ediyorum.

Değerli basın mensupları, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gerek Sudan yönetimi, gerek halkı bize en güçlü desteği vermiştir. Sudan, Türk milletinin gerçek dostu olduğunu o gece bir kez daha göstermiştir. Şahsım ve milletim adına Cumhurbaşkanı el-Beşir’e ve Sudan halkına en kalbi şükranlarımı ifade ediyorum. Bu desteği ve sergilenen dayanışmayı hiçbir zaman unutmayacağız.

15 Temmuz gecesi 251 insanımızı şehit eden FETÖ terör örgütüyle mücadelemizi her alanda kararlılıkla yürütüyoruz. Eğitim, hayır, diyalog, hoşgörü gibi kavramların arkasına saklanan bu hain yapının gerçek yüzü artık ifşa olmuştur, Sudan gibi diğer dost ülkeler de FETÖ’ye karşı gerekli tedbirleri almaya başlamıştır. Örgütün tüm Afrika Kıtasında kökünün kazınacağına inanıyorum.

Bildiğiniz gibi, Cumhurbaşkanı el-Beşir’le az evvel gerek ikili, gerekse heyetlerarası görüşmelerimizi yaptık ve yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyine kurulmasına dair adımlarımızı da attık. Konsey sayesinde işbirliğimizi çok daha hızlı bir şekilde ilerletme şahsına sahip olacağız.

Önümüzdeki dönemde siyasi, askeri, ticari, kültürel, özelikle dış politikaya yönelik birçok alanda, inanıyorum ki tarım, enerji, madencilik, sağlık alanlarında atacağımız müşterek adımlarla burada kazan-kazan esasına göre her iki ülke de çok şeyler elde edecektir.

Ortak açıklamaya ek olarak, çeşitli belgeleri de bakanlarımız imzaladılar. Bu belgeler sayesinde ekonomik ve ticari ilişkilerimizi bize yakışır bir düzeye çıkaracağımıza inanıyorum. Zira 80 milyonluk bir Türkiye, 39 milyonluk bir Sudan, 119 milyonluk iki kardeş ülke şu andaki ticaret hacmimize baktığımız zaman 500 milyon dolarlık bir ikili ticaret hacmi bizi ifadede etmiyor, bize yakışmıyor. İlk etapta bunu 1 milyar dolara çıkarmak, ardından değerli kardeşimin de ifade ettiği gibi 10 milyar dolara doğru bizim yürümemiz lazım, buna yönelik adımlar atmamızın gereğine inanıyorum.

Sudan’da gerçekleştirilen önemli projelerde Türk insanının ve iş dünyasının burada yer alacağına inanıyorum. Özelikle yarın, yanımda 200’e yakın işadamı geldi ve Sudanlı işadamlarıyla yapacağımız bu iş forumunda kendilerine gerekil heyecanı, gerekli coşkuyu da vereceğiz ve inanıyorum ki buradaki yatırımlara yönelik adımlarda çok daha farklı bir zemin bulacaktır.

Tabi Suakin’de ortak kültürümüzün bir parçası olan ve restorasyonu tamamlanan tarihi yapıları yarın ziyaret edeceğim ve bununla kalmayıp Port Sudan’a giderek özel ekonomik bölgede ve limanda incelemelerde bulunacağız.

Sudan’ın sunduğu ekonomik potansiyelin fakındayız, işadamlarımızı Sudan’da yatırım yapmaya teşvik ediyoruz. Bu anlayıştan hareketle yarınki iş forumunu çok ama çok önemsiyorum.

Değerli basın mensupları, görüşmelerimizde kuşkusuz ülkelerimizi yakından ilgilendiren küresel ve bölgesel istikrar sorunları da var. Bunların başında Amerika Birleşik Devletleri’nin Kudüs’e yönelik attığı adım tabi ki sıkıntının başında geliyor. Ve İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak yaptığımız davete icabet eden üye ülkelerimiz, ki Ömer el-Beşir kardeşim de bu liderler zirvesine özellikle iştirak etmesi sebebiyle kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum ve orada aldığımız kararları hayata geçirmek ve yine oradaki aldığımız kararları sadece İslam dünyasının değil, çünkü Kudüs sadece İslam dünyasının sorunu değil, aynı zamanda Hıristiyan dünyasının da sorunu, aynı zamanda tüm insanlığın sorunu. Ve buradan hareketle ben Vatikan’da Sayın Patrik’i de aradım ve özelikle orayı da aramak suretiyle kendileriyle, Fransuva’yla bu konuları etraflıca görüşme imkanını buldum. Ve bunları da görüştükten sonra, Bağlantısızları, bunun yanında yine aynı şekilde Rusya Devlet Başkanını aramak suretiyle onların da buraya desteğini istedik ve attığımız müşterek adımlarla birlikte 128 ülkenin verdiği destek ve Amerika’nın burada 9’da kalması ve hangi ülkelerle 9’da kaldığı düşünüldüğünde gerçekten ortaya bir gerçek çıkıyor, ne kadar güçlü olursanız olun, en güçlü olan haktır ve hak burada da galip gelmiştir.

Şimdi bundan sonra neler yapılacak, bu önemlidir. Bundan sonra yapacağımız iş tabi ki özellikle bu işin 3’üncü etabıdır ve bu 3’üncü etabında da bizler gerek Filistinli kardeşlerimizin yanında olmak suretiyle, gerekse buradaki yapılan yanlışların karşısında durmak suretiyle Birleşmiş Milletler’in bu işin takibini çok daha yakın planda ele almasını isteyeceğiz.

Ve ben Sayın Papanın bu noktadaki tavrını takdirle karşıladım. Ve bu süreci takdirle karşılamamın sebebi, daha sonra da yaptıkları açıklamalarla yine bu süreci onların da takip edecek olması, bizim aynı şekilde takip ediyor olmamız bir dayanışmayı ortaya koymuştur ve demek ki bu tüm insanlığının meselesi haline gelmiştir.

Bir diğer önemli konu, tabi burada oylamada çekimser kalan ülkelerin konumudur. Ben inanıyorum ki, o çekimser kalan ülkeler de geçici bir ürkekliği, geçici bir korkaklığı yaşamışlardır. Ama o geçici ürkeklik,  geçici korkaklık da daha sonra yine lehte gelişecektir.

Ben bu vesileyle Kudüs’ün sahiplerinin tüm insanlık olduğunu ve şu anda Türkiye için de, işgal altında olan Kudüs’ün bizim manevi olarak şu anda özellikle Türkiye’nin Büyükelçiliğinin Kudüs’te olduğunu açıkça ifade etmek istiyorum, fiili olarak bu böyledir, ama işgal kalktığı zaman gereği yapılacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.