Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in TANAP Açilis Töreninde yaptigi konusmanin tam metni

 

Devlet başkanları, kıymetli bakanlar, milletvekilleri, enerji camiasının saygın temsilcileri, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum.

Bugün bölgemiz ve ülkelerimiz için tarihi bir adım atıyoruz. Güney gaz koridorunun belkemiği olan, enerjinin ipek yolu olarak tanımladığımız Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattının açılışını gerçekleştiriyoruz.

Siz dostlarımı böylesine stratejik bir projenin açılışı vesilesiyle Eskişehir’de misafir etmekten şahsım, milletim adına büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu devasa projenin planlanan tarihten önce hayata geçirilmesinde emeği olanları yine ayrıca gönülden kutluyorum. Bu projenin gerçekleşmesi her şeyden önce Türkiye ve Azerbaycan arasındaki karşılıklı güvene dayalı ilişkiler sayesinde mümkün olmuştur. Ayrıca, üretici, transit ve tüketici ülkeler ile şirketler arasındaki uyum ve anlayış birliği de sürecin hızlandırılmasına katkı sağlamıştır. Bu açıdan TANAP aynı zamanda çok taraflı işbirliğinin de nişanesidir.

Enerjiyi çatışma değil işbirliği zemini olarak gören anlayışımız, TANAP sayesinde bir kez daha ete kemiğe bürünmüştür. Bundan dolayı özellikle İlham Aliyev kardeşime çok çok teşekkür ediyorum.

Kıymetli dostlar, TANAP ile Hazar gazı ilk kez Avrupa’ya ulaşmış oluyor. Şüphesiz Hazar havzasındaki geniş enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınması fikrinin yeni olmadığını hepimiz biliyoruz. Daha önce bu amaçla bir dizi dev projeyi hayata geçirmiştik. Bu yola Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattının inşasıyla başladık. Asrın projesi olarak adlandırılan Bakü-Tiflis-Ceyhan Hattı, daha sonraki çalışmaların da öncüsü oldu.

Azerbaycan ve Gürcistan ile stratejik yol arkadaşlığımız ülkemize ilk kez Azeri gazını getiren Bakü-Tiflis, Erzurum Doğalgaz Boru Hattı projesiyle devam etti. İşbirliğimiz enerjiyle de sınırlı kalmadı. Son olarak ulaştırma alanında stratejik öneme haiz Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesinin açılışını da değerli kardeşimle beraber gerçekleştirdik. Böylece Londra’dan Çin’e kesintisiz demiryolu bağlantısı kurmayı başardık. TANAP, ortak vizyonumuzun en son meyvesidir. Enerji piyasalarında yaşanan değişime ve ihtiyaca cevap veren TANAP, aynı zamanda önümüzdeki yıllarda devreye alacağımız yeni projelerin de müjdesi niteliğindedir. Nitekim projeyle ilgili rakamlar bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. 56 inçlik boru çapı ve 1850 kilometrelik uzunluğu ile TANAP Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa’nın en uzun doğalgaz boru hattıdır. TANAP 20 il, 67 ilçe ve Çanakkale boğazını geçen bir güzergâha sahiptir. Bu projenin başlangıç kapasitesi yıllık 16 milyar metreküp doğalgazdır. Bunun 6 milyar metreküpü Türkiye’yi, 10 milyar metreküpü ise Avrupa’ya taşınıyor. Talebe bağlı olarak bu kapasiteyi önce 22 milyar metreküpe, akabinde ilave yatırımlarla 31 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyoruz. Yunanistan sınırına ilk gaz teslimatını ise Haziran 2019’da gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. TANAP sadece arz güvenliği açısından değil Hazar bölgesinden Avrupa’ya kadar tüm rota üzerindeki ülkelerin refah ve istihdamına da katkı verecektir. Bunun meyvelerini daha yatırım aşamasında almaya başladık. Yatırım döneminde boru hattı güzergâhındaki 20 ilde yaklaşık 10 bin kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam oluşturduk. Aynı zamanda bu illerde başta KOBİ’ler olmak üzere çok sayıda müesseseye yeni iş imkânı sağladık. Ayrıca TANAP ile Türkiye transit bir ülke olmaktan çıkıp üreticiden nihai tüketiciye uzanan değer zincirinin her aşamasında rol oynayan kritik bir konuma geldi.

Ülkemiz bölgesel enerji hatlarının merkezi, yani hub’ı olma vizyonuna TANAP ile bir adım daha yaklaştı. Kıymetli misafirler, TANAP siyasi irade yanında aynı zamanda ekonomik istikrarın da ürünüdür. TANAP gibi büyük bir uluslararası altyapı projesinin kısa sürede hayata geçmesinde Türkiye’nin son 16 yılda sağladığı siyasi ve ekonomik istikrarın çok önemli rolü vardır. Ülkemiz bölgesindeki tüm sıkıntılara, çatışmalara, terör olaylarına, hatta FETÖ ihanet çetesinin kanlı darbe girişimine rağmen 16 yıldır istikrarını korumayı başarmıştır. Bu süreçte Türkiye ulaşım, ticaret, yatırım, enerji gibi çok farklı alanlarda pek çok önemli projeyi de gerçeğe dönüştürmüştür. Özellikle enerji alanında arz güvenliğimizi sağlamak ve kendi enerji kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmak için ciddi yatırımlar yaptık. Milli enerji ve maden politikamızı oluşturarak arz güvenliği yerlileştirme ve öngörülebilir piyasa koşullarıyla ülkemizin yatırımlar için güvenli bir liman ve istikrar adası olduğunu gösterdi. İki adet yüzer LNG tesisi ve karadaki LNG tesislerimizin kapasite artışlarıyla son 2,5 yılda ülkemizin LNG’den doğalgaz sağlama kapasitesini günlük 36 milyon metreküpten 113 milyon metreküpe çıkarttık. Arz güvenliği için altyapı güçlendirme projeleri yanında, doğalgaz ve petrol aramama da yeni bir dönemi başlattık.

Yerli ve mili ilk sondaj gemimiz olan Fatih’i Akdeniz’e uğurladık. Dünyanın en ileri teknolojisine sahip bu gemimiz ile ülkemizin önemli bir eksikliğini de gidermiş olduk.

Ayrıca, son 16 yılda elektrik enerjisi kurulu gücümüzü 31845 megavattan 87 bin megavata yükselttik. Yenilenebilir enerji kaynakları kurulu gücümüzün 12305 megavattan 40838 megavata getirdik. Rüzgar, jeotermal ve güneş enerjisi önemli elektrik kaynaklarımız haline geldi. Yeni bir enerji kaynağı olarak nükleer enerjiyi de sepetimize dahil edeceğiz. Akkuyu ve Sinop nükleer enerji santrali projelerini inşallah önümüzdeki yıllarda etap etap devreye alacağız.

Değerli misafirler; bizler enerji gibi tarih boyunca rekabetin, gerilimin merkezi olmuş, meseleyi işbirliği alanına çevirirken Avrupa’da din, inanç ve ibadet hürriyetinin yeni bir çatışma alanına dönüştürülmeye çalıştığını görüyoruz. Avrupa ülkelerinde son yıllarda artan ırkçı yabancı karşıtı ve İslam düşmanı akımlar maalesef giderek sosyal ve politik hayatı daha çok zehirliyor. Kısa vadeli çıkarlar uğruna kimi Avrupalı siyasetçiler de adeta yangına körüklü gidiyor. 6 milyonu aşkın vatandaşı Avrupa devletlerinde yaşayan bir ülke olarak, açık söyleyeyim, bu kötü gidişattan son derece rahatsızız. Müslümanları hedef göstermenin, yabancı düşmanlığını kışkırtmanın, ibadethanelerin kapısına kilit vurmanın hiç kimseye faydası yoktur. Gerilim politikalarından siyasi rant devşirmeye çalışmak basitliktir, basiretsizliktir, ateşle oynamaktır. İkinci dünya savaşında Museviler, Romanlar ve Sintilerin çektiği acılar, yaşadıkları katliam ve işkenceler bu tür sorumsuz politikaların ne gibi utanç sahnelerine sebep olabileceğini açıkça göstermiştir.

Avrupa’daki toy siyasetçilerin insanların sinir uçlarına dokunan manevralar yapmadan, önce kendi tarihlerindeki derse bir baksınlar ve oradan da ders alsınlar.

Aşırılıkla mücadele, meşru legal yapıların kapısına kilit vurmakla olmaz. Terörle mücadele Müslümanların inanç ve ibadet hürriyetlerini kısıtlayarak da olmaz. Bu tür provokatif adımlar sadece DEAŞ gibi, El Kaide gibi terör örgütlerine yeni istismar alanları sunar. Terör örgütü PKK’nın Avrupa başkentlerinde cirit attığı, her yıl milyonlarca avro haraç topladığı bir manzarada cami ve mescitleri terör yuvası gibi göstermek tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.

Türkiye olarak, Avusturya Hükümetinin yanlışta ısrar etmek yerine, bir an önce aklıselime dönmesinde fayda görüyoruz. Vatandaşlarımızın hak, hukuk ve menfaatlerinin korunması hususunda hiçbir müsamahamızın olmadığının da bilinmesini istiyoruz.

Kıymetli dostlarım, biliyorsunuz TANAP ilk gündeme geldiğinde kimi çevreler, İlham kardeşim bunu çok iyi bilir, buna rüya dedi, gerçekleşmesi imkansız dedi. Ama biz sabrettik, sebat ettik, doğru bildiğimiz yolda istikrarla yürüdük ve ısrar ettik, sonuçta işte bugün yaşadığımız gurur tablosuna şahit oluyoruz. Şimdi önümüzde daha büyük hedefler, yepyeni projeler var, şimdi önümüzde burada aldığımız ilhamla yeni başarı hikayeleri yazmak var.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, değerli kardeşim Aliyev’e göstermiş olduğu liderlikten dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum. Gerek bu davetimize iştirak eden değerli dostum, Poroşenko’ya, gerek değerli dostum Vuçiç’e, gerek Kuzey Kıbrıs Başkanı Mustafa Beye ve bu noktada aramızda bulunan tüm bakanlar, milletvekillerine ve saygıdeğer halkımıza çok çok teşekkür ediyorum.

Bu süreçte Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından gösterilen destekten de memnuniyet duyduğumuzu özelikle ifade etmek istiyorum.

Bu tarihi açılış töreninde bizleri yalnız bırakamayan, heyecanımıza ortak olan tüm devlet ve hükümet başkanlarına bir kez daha şükranlarımı sunuyorum, sağ olun.

Kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.