Cumhurbaskani Erdogan’in TBMM Baskani Yildirim’a seref madalyasi takdiminde yaptigi konusmanin metni
Kıymetli misafirler, çok değerli yol arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.
Bu anlamlı günde Cumhurbaşkanlığı Külliyesini, milletin evini teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bugün burada Türkiye Cumhuriyetinin 65. ve 66. hükümetlerinin Başbakanı Binali Yıldırım’a Devlet Şeref Madalyası tevcih etmek üzere bulunuyoruz. Bu madalya, devletimizin bekası, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için üstün başarı gösterenlere veriliyor.
Kadim yol ve mesai arkadaşım Binali Beye ülkemize yaptığı hizmetler sebebiyle bir kez de sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyorum.
Kendisini bugüne kadar gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar dolayısıyla şahsım, milletim ve devletimiz adına bir kez daha tebrik ediyorum.
Kudema, ehli hünerin kadrini, kıymetini bilmek de hünerdir diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı Sayın Binali Yıldırım, 2002’den beri AK Parti hükümetlerinde aldığı görevlerle ülkemizin kalkınması, milletimizin refahı için ortaya koyduğu çabalarla gerçekten hepimizin gönlünden müstesna bir yer edinmiştir. Elbette milletimizin hafızası ve tarih yapılan hizmetlerle sarf edilen çabaların en büyük hakemedir. Bizim burada takdim ettiğimiz madalya, sadece devletimiz ve halkımız adına gösterilen fedakarlıklar karşısında vefa borcumuzun bir nişanesidir.
Bu madalyanın bir başka gayesi de, vatanına imanla bağlı, milletine gönülden sevdalı hizmet ehlini yeni projeler, yeni eserler, çok daha büyük sorumluklar için teşvik etmektir.
Sadece son 16 yılda ülkemize milletvekili, Ulaştırma Bakanı, Başbakan olarak hizmet eden Binali Bey, inşallah bundan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak çalışmalarına devam edecektir. Binali Beyin gerek Bakanlığı, gerekse Başbakanlığı döneminde sergilediği uzlaşmacı, kuşatıcı ve samimi yaklaşımını Meclis Başkanlığı sürecinde de devam ettireceğine inanıyorum. Kendisine üstlendiği bu önemli görevde bir kez daha Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum.
Kıymetli misafirler; atalarımız evvel refik, badel tarik, yani önce yoldaş, sonra yol derler. Hayatın her alanında yol arkadaşlığı, gönül dostluğu önemlidir. Ancak, bu sözün asıl hikmetini ve manasını bulduğu yer siyasettir, devlet idaresidir. Siyasette aynı ideallere inandığınız, aynı değerleri paylaştığınız, gönül ve fikir birliği içinde hareket ettiğiniz yol arkadaşlarımızın değeri her şeyin üstündedir. Türlü imkanlarla, zorluk ve badirelerle dolu siyaset yolculuğu, ancak sizi anlayan, sizinle aynı hedeflere kilitlenen yol arkadaşlarınızla yürünebilir. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, hayatta en büyük zenginlik dost biriktirmektir. Allah’a hamdolsun, 40 seneyi aşan zorlu siyaset yolculuğumuzda Rabbim bizlere Binali Bey gibi güzel dostlar, sağlam dostluklar nasip etti.
1970’lerin sonunda Kasımpaşa’da Milli Selamet Partisinin gençlik kollarında başlayan dava arkadaşlığımız bugünlere kadar ulaştı. Dostluk, en çok da keder ve kader ortaklığıdır. Dostluk, yolun sıkıntılarına karşı beraber göğüs germektir. Binali Beyle 40 yıllık dostluğumuz pek çok imtihanı başarıyla atlatmıştır. Üstesinden geldiğimiz her badireyle, paylaştığımız her acı ve sevinçle dostluğumuz daha da perçinlenmiş, çelikleşmiştir.
Şair dostluğu şu şekilde ifade ediyor: Biz haber etmeden haberimizi alırsın, 7 yıllık yoldan kuşkanadıyla gelirsin. Gözümüzün dilinden anlar, elimizin sırrını bilirsin. Namuslu bir kitap gibi güler, anlımızın terini silersin. O gider, bu gider, şu gider, dostluk sen yanı başımızda kalırsın.
Evet, tam da bu şiirde ifade edildiği gibi, Binali Bey en meşakkatli zamanlarımızda uzun yollardan kuşkanadıyla gelmiş, derdimize, sıkıntımıza, mutluluğumuza ortak olmuştur, onun için de Ulaştırma Bakanı olmuştur.
Kendisi 40 yıllık yoldaşlığımızda bizleri hiçbir zaman yolda bırakmadığı gibi, bazıları gibi yolunu da şaşırmadı. Üstlendiği her vazifeyi, deruhte edilen her görevi ehliyet, liyakat ve prensiplerine sadakatle en güzel şekilde yerine getirdi. Gücünü ve itibarını makamından alanlardan değil, icraatlarından, millete yapmış olduğu hizmetlerden alan bir arkadaşımız oldu.
Özellikle son 16 yılda ulaştırma, haberleşme ve denizcilik alanında gerçekleştirdiğimiz hamlelerimizin gerisinde Binali Beyin mutlaka bir imzası, izi, emeği vardır. Marmaray’dan duble yollara, tünellerden hızlı tren hatlarına, havalimanlarından iletişim altyapısının güçlendirilmesine kadar bu alanda pek çok tarihi atılımı birlikte hayata geçirdik.
Şahsımın Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanı, Binali Beyin de Bakanlığı ve Başbakanlığı döneminde ele ele vererek 6100 kilometre olan ülkemizin bölünmüş yol uzunluğunu 26 bin kilometreye çıkardık. 1714 kilometre olan otoyol uzunluğumuzu 2657 kilometreye taşıdık. Göreve geldiğimizde tüm ülke genelinde sadece 83 tünel varken, bugün memleketimizin dört bir ucuna yayılmış 341 tünel bulunuyor. Bu tünellerin uzunluğunu da 50 kilometreden 433 kilometreye yükselttik. 1990’da ihalesi yapılan, tam 17 bakan eskiden ve biz göreve geldiğimizde halen inşası süren Bolu Tünelini işte bu dönemde hizmete açtık.
Bunun yanında, asrın projesi Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, Nissibi Köprüsü, Ovit Tüneli, Karadeniz sahil yolu, Kars-Tiflis-Bakü demir yolu hattı gibi onlarca mega projeyi başarıyla hayata geçirdik.
2002 yılında 26 olan havalimanı sayımızı 29 yeni havalimanı ekleyerek 55’e çıkardık. Bunların arasında Avrupa’da örneği olmayan, dünyada sayısı bir elin 5 parmağını dahi geçmeyen deniz doldurularak yapılan Ordu-Giresun Havalimanı da bulunuyor. Tabi hava ulaşımında asıl zirveyi İstanbul’a yaptığımız 3’üncü havalimanıyla gerçekleştirdik. 7 Haziran 2014 tarihinde temelini attığımız dünyanın en büyük havalimanlarından olacak bu devasa projenin ilk etabını inşallah 29 Ekim’de açıyoruz.
Aynı şeklide tamamlandığında ülkemizin ekonomik ve stratejik gücüne güç katacak Kanal İstanbul Projesine de çok yakında başlıyoruz.
Değerli dostlar; bunlar elbette Binali Beyin çok büyük emeğinin, katkısının ve desteğinin olduğu eserlerdir. Ancak, Binali Bey asıl 15 Temmuz gecesindeki demokrasiye, milletin iradesine, ülkemizin bağımsızlığına sahip çıkan cesaretiyle milletimizin gönlündeki yerini ayrıca pekiştirmiştir.
Uçak seslerinin gecenin karanlığını deldiği, köprülerin darbeciler tarafından tutulmaya başlandığı, halkımızın daha ne olduğunu anlamaya çalıştığı bir anda, Binali Bey televizyonlardan yaptığı açıklamayla gerçekten tarihi bir duruş sergilemiştir. 15 Temmuz ihanetinin akim bırakılmasında o gece Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlarımız ve milletvekillerimiz, birçok yargı mensuplarımız sivil iradenin milletimizle omuz omuza darbeciler karşısında yekvücut olarak verdiği mücadelenin çok önemli bir payı var.
Binali Bey, FETÖ başta olmak üzere terör örgütlerine karşı yurt içinde ve yurt dışında yürüttüğümüz amansız mücadelenin de en büyük destekçilerindendir. Bu dönemde Türkiye terör örgütlerine yönelik tarihinin en başarılı operasyonlarını gerçekleştirmiştir. Hükümetimizin dirayetli adımları karşısında FETÖ bitme noktasına, PKK ve uzantıları ise nefes alamaz duruma gelmiştir. Yeni dönemde terörle mücadelemiz çok daha kararlı, çok daha kapsamlı bir şekilde devam edecektir.
Binali Beyle Başbakanlığı döneminde yakaladığımız uyumu inşallah Meclis Başkanlığı döneminde devam ettireceğimize de inanıyorum. Meclisimizin bu süreçte ülkemizin terör örgütleriyle ve güvenlik tehditleriyle mücadelesine çok güçlü destek vermesini bekliyoruz.
Şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da yasama ve yürütme olarak bu konuda aynı kararlılığı göstereceğimizi ümit ediyorum. Çünkü terörle mücadelede son dönemde yakaladığımız başarının sırrı işbirliğidir, dayanışmadı, tüm farklılıkları bir kenara bırakarak ülke menfaatleri etrafında buluşabilmemizdir, bu buluşma bize bu neticeyi getirmiştir.
Önceki dönemlere göre daha çok siyasi partinin temsil edildiği mevcut sandalye dağılımı yürütme ile koordineli bir Meclis çalışmasını çok daha elzem hale getirmiştir. Binali Beyin tecrübesi ve uzlaştırıcı karakteriyle ülkemizin yeni bir yönetim sistemine geçtiği bu dönemde görevini layıkıyla yapacağına inanıyorum.
Bu vesileyle, kendisine bir kez daha Türkiye’yi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine taşıyan sürecin taşlarının titizlikle döşenmesine verdiği katkılar için en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Binali Bey, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yle beraber bu hassas süreci fitnecilere aldırmadan takdire şayan bir şekilde yönettiler. Bu gayretleriyle sadece Türkiye’yi sürekli kriz, kaos ve istikrarsızlık üreten bir sistemden kurtarmakla kalmadılar, aynı zamanda ilk defa iki farklı partinin biraraya gelerek sandık yoluyla büyük bir dönüşüme imza atabileceklerini göstererek Türk demokrasisinin gücüne güç, itibarına itibar kattılar.
24 Haziran seçimleriyle uygulamaya koyduğumuz yeni yönetim modelini ülkemizin önünde yeni bir dönemin müjdecisi olarak görüyorum. İnşallah bundan sonra Türkiye’nin hedeflerine çok daha süratli bir şekilde ilerleyeceğine inanıyorum.
Kıymetli dostlar; bizim anlayışımızda siyaset uzun soluklu bir hizmet anlayışıdır. Biz emanetçisi olduğumuz makamlara önce Allah’ın takdiri, sonra milletimizin teveccühüyle geliyoruz. Üstlendiğimiz tüm görevleri de geride hoş bir seda bırakmanın vasıtası olarak görüyoruz 40 yılı aşan siyasi hayatımız boyunca milletimize efendilik değil, daima hizmetkarlık yaptık. Milletin emanetini namusumuz bilip canımız pahasına ona sahip çıktık. Bugüne kadar hamdolsun haktan güçten alarak halka hizmet etmenin şerifine nail olduk. Vatandaşlarımız arasında ayrım yapmadan bize oy versin-vermesin hiç kimseyi ötekileştirmeden 81 milyonu kucakladık. Şu ilden-şu ilçeden bize oy çıktı-çıkmadı, buna bakmaksızın bütün altyapılarına varıncaya kadar illerde, ilçelerde bu hizmetleri yürüttük. Aklını hırslarının emrine veren muhterislerin eleştirilerine, sabotajlarına aldırmadan gecemizi gündüzümüze katarak ülkemizi kalkındırmanın mücadelesini verdik. Aşkla, tutkuyla, sarsılmaz bir sevdayla bağlı olduğumuz bu güzel ülkeyi hedefleriyle buluşturana kadar yolumuza devam edeceğiz. Ferdi olmaktan her zaman gurur duyduğumuz Türk milletini muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne taşıyana kadar asla durmayacağız.
Bu zorlu yolculukta şüphesiz en büyük güç kaynağımız aziz milletimizin desteği ve duasıyla birlikte dostlarımızın varlığıdır. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun o güzel ifadesiyle, “Dostluk dediğin güzel bir kitap. Hava gibi, su gibi, ekmek gibi vazgeçilmez bir tat.” Böyle dostlarımız, böyle vazgeçilmez dostluklarımız olduğu sürece hiçbir fani güç bizi ülkemize hizmet yolundan alıkoyamayacaktır.
Bu düşüncelerle 40 yıldır mesai, dava ve yol arkadaşlığı yaptığım, hizmetleriyle insanımızın gönlünde taht kuran kadim dostum Sayın Binali Yıldırım’a bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.
Şüphesiz her başarılı erkeğin yanında dimdik duran fedakarlık abidesi bir de hanımefendi vardır. Binali Beyin devlet ve siyaset hayatında sergilediği bu başarılarda Semiha Hanımın da çok büyük emekleri olduğunu biliyorum. Semiha Hanıma da şahsım, eşim, milletim adına bu fedakarlıkları, çabaları için özellikle teşekkür ediyorum.
Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Binali Beye deruhte ettiği görevlerde Rabbim yar ve yardımcısı olsun diyorum. Rabbim bizi bu ülkeye ve millete hizmet yolundan ayırmasın diye dua ediyorum, teşrifleriniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.
SUNUŞ- Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hitaplarından dolayı teşekkür ediyoruz.
Zatıdevletlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımıza Devlet Şeref Madalyası tevcih gerekçesinin okunması ve töreni için bir süre daha sahnede misafir ediyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Binali Yıldırım’ın sahneye teşriflerini arz ederim.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli konuklar; tevcih edilecek olan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Şeref Madalyası:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 65. Hükümetinin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım’a 2933 Sayılı Madalya ve Nişanlar Kanununun 2. maddesi gereğince, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için gösterdiği üstün feragat, fedakarlık, başarı ve yararlılık sebebiyle Devlet Şeref Madalyası verilmesine karar verilmiştir.
Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı.”
Arz ederim.
Ve şimdi Devlet Şeref Madalyası Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Binali Yıldırım’a Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından beratla birlikte tevcih edilecektir.
(Devlet Şeref Madalyası takdim edildi)
SUNUŞ- Sayın Cumhurbaşkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Binali Yıldırım tarafından Zatıdevletlerinize yazılan mektup okunacaktır Sayın Meclis Başkanımız tarafından.
Arz ederim efendim.
TBMM BAŞKANI BİNALİ YILDIRIM- Sayın Cumhurbaşkanım, 16 Nisan 2018 halkoylamasının kabul edilmesi sonrasında yapılan 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini milletimizin desteği, Rabbimizin lütfuyla kazanarak cumhurbaşkanlığı sisteminin ilk seçilmiş kurucu başkanı oldunuz. Zatıdevletlerinizi en derin duygularımla tebrik ediyor, yeni dönemde başarılarınızın artarak devamını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin son Başbakanı olarak bugüne kadar devlet idaremizin bütün tarihi kararlarında milletimiz ve ülkemiz adına bu ulvi makamların iradesini temsil eden Başbakanlık mührünü binlerce yıllık Türk devlet hayatımızın bir aziz hatırası ve ölümsüz nişanı olarak değerli Cumhurbaşkanımız ve seçimle gelen ilk Cumhurbaşkanımız olan Zatıdevletlerinize arz etmekten büyük bir bahtiyarlık ve şeref duyuyorum.
Bu mührü Zatıalinize arz ederken milletimiz, ülkemiz ve bütün vatandaşlarımız adına bir kez daha sizi tebrik ediyorum.
Allah daima elinizden tutsun ve bu millete hizmet yolunda sizi, dava ve yol arkadaşlarınızı, mücadelenize omuz veren herkesi 7’den 70’e aziz milletimizi, güzel ülkemizi adalet ve hukuk ekseninde güçlenen devletimizi payidar kılsın.
En derin hürmetlerimle.
SUNUŞ- Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz, protokoldeki yerlerine davet ediyoruz.
Değerli konuklar; şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Binali Yıldırım hitaplarını yapacaklardır.
Arz ederim Sayın Cumhurbaşkanım.
Buyurun Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanım.
TBMM BAŞKANI BİNALİ YILDIRIM- Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, değerli davetliler, hanımefendiler, beyefendiler; bu mübarek günde hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, Zatıdevletlerinizin şahsıma tevdi ettiği bu şeref madalyasını 40 yılı bulan devlet ve millet hizmetiyle eşsiz yol arkadaşlığımızın bir nişanesi olarak görüyor ve tüm kalbimle sizlere şükranlarımı arz ediyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, yaptığınız konuşma hakikaten beni sizlerle karşılaştığım ilk günlere götürdü ve o günden bugüne hayat çizgimizde yaşadıklarımızı bir kez daha yaşama fırsatı verdi. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, önce refik, sonra tarik. Önce yol arkadaşı, sonra yol. Yolumuzun buluştuğu 70’li yılların sonundan bugüne kadar geçen 40 yıl içerisinde hep beraber olduk. İyi günlerde de, zor günlerde de beraber olduk. İstanbul Belediyesinin çözülemez denen sorunlarını çözerken de beraberdik ve oradan Türkiye’nin her köşesine vatandaşlarımızın umudu olarak yanan bir ışık gerektiğinde de partimizi kurarken de beraberdik, yol arkadaşlığımız orada da devam etti.
Sayın Cumhurbaşkanım; siz söylenecek her şeyi söylediniz, ben çok daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ancak söylemek istediğim birkaç şey var.
Hepiniz bu ülke için hizmet etmek adına gece-gündüz çalıştık, gayret ettik. Gün geldi ailemizi ihmal ettik, gün geldi çocuklarımıza gereken ilgiyi gösteremedik, ama hiçbir zaman ülkeye ve millete hizmet yolunda yüksünmedik, mücadelede geri kalmadık. Partimizin kurulduğundan kısa bir süre sonra iktidara gelmesiyle beraber ülkenin artık çözülemez denen sorunlarını, ortaya koyduğunuz dirayetli liderlik sayesinde bir-bir çözerek geçtiğimiz 16 yılda ülkemizi üç kat büyüttük. Bütün bunları yaparken şartlar çok da kolay değildi, çok da rahat değildi. Bir yandan kalkınma ve büyüme mücadelesi verirken, diğer yandan da son 50 yıldır ülke tarihinde hep sorun olarak yaşanmış vesayete, dayatmalara, darbe girişimlerine karşı da en büyük mücadeleyi vererek bugünlere geldik. 2002’den 2016’ya kadar yaşadığımız olayların bütün milletimiz şahididir. Darbe girişimleri, Cumhurbaşkanlığı seçiminin engellenmesi, Gezi olayları, 17-25 Aralık hadiseleri ve nihayet 15 Temmuz’da alçak FETÖ darbe girişimi. Bütün buralarda bütün bu yaşananlarda hiç ama hiç yeise kapılmadan zatıalinizin liderliğinde bütün dayatmalara, bütün vesayetlere dimdik durduk, eğilmedik, bükülmedik. Rabbimizin yardımıyla, milletimizin desteğiyle bütün bu badirelerden selamete erdik, milletimizi mahcup etmedik.
Sayın Cumhurbaşkanım, 15 Temmuz olayı, o alçak darbe girişimi Türkiye’nin son siyasi tarihinde herhalde en fazla konuşulacak bir olaydır. İlk defa siyaset darbe karşısında dik durmuş, ortaya koyduğunuz liderlik ve başkomutanlık sorumluluğuyla aziz milletimiz olaya sahip çıkmış, davetinizle meydanlara inmiş, bu ülkenin vatansever askerleri, polisleri, savcıları, hakimleri bir olarak, medyası da birlikte hareket ederek ilk defa silaha karşı, tanka karşı, topa karşı göğsünde imanında başka hiçbir şey olmayan bu aziz millet bu alçaklara hak ettiği dersi vermiştir. O gece halkın gücü, tankın gücünü yenmiştir. Türk demokrasisi geleceğe emniyetle taşınmıştır, al-yıldızlı bayrağımız inmemiş, ezanlarımız dinmemiştir.
İkinci yılını idrak etmekte olduğumuz 15 Temmuz’da ve ülkemizin vatan savunmasında canını seve seve veren bütün şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize hayırlı uzun ömürler diliyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli misafirler; bu Şeref Madalyası benim için çok önemli bir anlam ifade ediyor. Erzincan’ın Refahiye kazasından Kayı Köyünden Bahar Hanım ve Topal Dursun’un evladı Binali Yıldırım olarak böyle bir sorumluluğu sizinle beraber üstlenerek ülkeme ve milletimize hizmet yapabildiysem benim için en büyük mutluluk budur. Ve Rabbime bir kez daha hamd ediyorum, bugünleri bize gösterdiği için şükrediyorum.
Şartlar ne olursa olsun Sayın Cumhurbaşkanım, 40 yıl önce başladığımız bu yolculuk ebediyete kadar devam edecektir. Zor zamanda da, iyi günlerde de hep yanınızda olmaya, sizinle beraber yol yürümeye, yol arkadaşı olmaya devam edeceğim.
Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletime, Zatıalinize ve bize gösterdiği sonsuz engin destekten dolayı teşekkür ediyorum. Bütün yol arkadaşlarımız bu kutlu yürüyüşe çıkarken bizlerle beraber olan ve bizleri hiç yalnız bırakmayan dava ve yol arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Ülkenin 16 yılında yönetiminde birlikte çalıştığımız milletvekillerimize, bakan arkadaşlarımıza ve bütün bürokrasiye ortaya koydukları yakın dayanışma ve işbirliğinden dolayı huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.
Tabi zikretmeden geçemeyeceğim bir teşekkür de ailem, eşim Semiha Hanıma bütün bu süre içerisinde gösterdiği destek ve fedakarlıktan dolayı ben de şükranlarımı sunuyorum.
Bütün üstlendiğim sorumluluklarda bu işleri yaparken benim herhangi bir şekilde bir sorun yaşamamam için, herhangi bir şekilde olumsuzluk meydana gelmemesi için azami titizlik gösteren bütün aile fertlerime de huzurunuzda şükranlarımı sunuyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, nihayet dün parti grubumuz, milletvekillerimiz ve Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinin aktif desteğiyle Türkiye Cumhuriyeti Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28. Başkanı olarak, yeni sistemin ilk Başkanı olarak seçilmiş bulunuyorum. Bu yeni görev ve sorumluluğumda, Zatıalinizin de işaret ettiği gibi, başta ülkemizin huzuru, güveni, halkımızın refahı için Zatıalinizle oluşturulan cumhurbaşkanlığı hükümetiyle yakın işbirliği içerisinde çalışmak için elimden gelen bütün gayreti göstereceğime burada bütün davetliler huzurunda söz veriyorum. Ve inşallah yeni dönemde ülkemizin 100. yıl hedeflerinin gerçekleşmesi için bugün düne göre çok daha fazla çalışmamız gerektiğini de biliyor, bu duygularla bir kez daha bana böyle bir taltifi münasip gördüğünüz için ve Türkiye’nin en yüksek nişanıyla ödüllendirdiğiniz için bir kez daha teşekkür ediyorum.
Ve şunu biliyorum ki; her taltif, her takdir sorumluluğumuzu ülkemize, milletimize daha da artırmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle, Zatıaliniz başta olmak üzere bütün konuklara saygılarımı sunuyorum, sağ olun, var olun.