Cumhurbaskani Erdogan’in teknoloji ve gençlik bulusmasindaki konusmasinin metni
Saygıdeğer konuğumuz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İyi akşamlar, nasılsınız? Herhalde hepiniz de iyisiniz.
Evet, buyurun.
SORU- Öncelikle hoş geldiniz Sayın Cumhurbaşkanım.
Ben Pınar Yılmaz. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi mezunuyum, mühendisliği bitirdim ve şu an TAİ’de çalışıyorum.
Gerçekten ülkemize katma değer sağlamak amacıyla yılmadan, bıkmadan sürekli olarak çalışıyoruz.
Şunu çok merak ediyoruz: Dünyada savunma teknolojisi alanında lider ülkelerden biri olma yolunda hangi durumdayız, hangi aşamadayız.
Teşekkürler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben de özellikle çok çok teşekkür ediyorum. Tabii 15-16 yıl önce göreve başladığımızda savunma sanayinde maalesef yüzde 20 gibi bir oranda yerlilik durum söz konusuydu. Ama öbür tarafta tamamen ithal konumdaydık. Ve istediğimiz ürünleri alabilme şansımız yoktu. Yüzde 65 yerli üretime ise şimdi geldik. Ve öyle anlarımız oldu ki Amerika bizim ortağımız ya, NATO’da beraberiz, birçok ürünleri isterdik, aldığımız cevap şuydu: Kongre müsaade etmedi. Şu anda iftiharla söyleyebilirim ki özellikle SİHA’larımız, İHA’larımız, bunlar da geldiğimiz noktada İsrail’den biz 10 ancak alabildik, o da İHA. Ve bunların da iki tanesi arızalı, bunların tamir bakımını dahi yaptırmakta sıkıntıya düşerdik. Şimdi geldiğimiz nokta ise çok farklı. Biz yüzde 20’den 65’e çıktık savunma sanayinde, bu İHA’larımızı, SİHA’larımızı üretir hale geldik. Ve bunları üretir hale geldiğimiz içindir ki işte Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonunu çok daha başarılı yaptık, Cerablus’ta aynı şekilde çok daha başarılı yaptık, işte en son Kandil, bu operasyonları çok daha başarılı bir şekilde yürütebildik. Şimdi hedef, tabii çok daha ileri gidebilmek ve bu başarılarımıza yeni başarılar ilave etmek suretiyle de savunma sanayinde kendimize yetebilmenin dışında bir de ihracatta çok ciddi girdiler sağlamak. Çünkü buradan cari açığımızı kapamada bize büyük bir imkân sağlıyor. Şu anda 5,5 milyar dolar gibi burada bize sağlanan imkân var. Bu gidişle biz cari açığı kapamada savunma sanayi ürünlerimizi çok iyi değerlendirme fırsatını da yakalayacağız. Hele hele şimdi İHA ve SİHA’dan sonra bir de Akıncı üretilme konumuna geldi ki, Akıncı’nın durumu çok daha muhteşem. Ve Akıncı, tabii 4,5 ton ağırlığında, ama 1,5 ton silah taşıyabilecek, havada kalma süreci çok daha farklı ve bununla birlikte de bizim dünyayla rekabette akıncıyla farklı bir konuma geliyoruz, çünkü dünyada şu anda o bizim rekabet alanımızda bizi çok güçlü kılan bir silahımız olacak.
Bunun dışında tabii birçok ürünlerde özellikle 60 projemiz varken, şu anda bizim proje sayımız 600 projeye çıkmış vaziyette. Ve milli, özgün üretim modelini uygulayarak buralara geldik ve bu konuda tabii bu alanda çalışan arkadaşlarımızın gerçekten özgüvenleri bizi buralara taşıdı.
Ve 150 yıldır yapılmayan, yaptırılmayan bir milli piyade tüfeğimizi Mehmetçik, onu daha yeni üretmeye başladık. Yani bunlar nasıl kasıtlı olarak biz geriletildik veya geride tutulduk, bunu göstermesi bakımından çok önemli. Yani yerli sektörde ihracat yapacak müsaade edilmez, talep var müsaade edilmez. Artık zorla dedik buna müsaade edeceğiz, verilecek ve yerli savunma sanayinde artık bu tüfeklerimiz ihraç edilmeye başlandı, dünyanın değişik yerlerine ihraç ediliyor.
Çok daha önemli bir şey, şimdi atılacak olan insansız hava aracındaki yarışta yerli sektörde de bu adımlar atılıyor. Örneğin ANKA, o da bu rekabetin içerisinde. Bu yarış bu şekilde bizi güçlendirerek devam edecek.
Evet, bu kadar erken mi bitti bu iş?
SORU- Sayın Cumhurbaşkanım, ben Buğra Şimşek, Aselsan’da görev yapıyorum, 6 yıldır mühendis olarak görev yapıyorum.
Dünya dijital dönüşümü konuşuyor ve insansız fabrikalar kuruluyor, biz Türkiye olarak bunu nasıl başarabiliriz? Bir rakibiniz miting meydanlarında endüstri 4.0’ı ben bilirim diyor, bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Teşekkür ederim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben teşekkür ediyorum.
Şimdi endüstri 4.0 o zatın kendisine mi ait. Endüstri 4.0 dediğimiz olay, Almanya’da Siemens’in kendi projesidir. Aynı benzeri mesela Japonya’da Toplum-500 diye de orada farklı bir uygulama söz konusu. Ama bizim milli ve yerli projemiz var, biz böyle çıktık. Ve biz o milli, yerli projemizle şu anda dünyada savunma sanayinde rekabet alanının içerisindeyiz. Örneğin, mesela şimdi biz ATAK helikopterlerimizi yapıyoruz değil mi? ATAK helikopterlerini ben İtalya’yla bunu görüştüğümüz zaman, yani Berlusconi’nin Başbakan olduğu dönemde kendisiyle bu konuları görüştük ve dostluğumuzun da ileri olması sebebiyle dedim ortak üretime girelim biz sizinle. Ve o zaman Agusto-Westland’la bu görüşmeleri yaptık ve Agusto-Westland’la bu görüşmeleri yaptıktan sonra ortak üretim kararını verdik. Çünkü dünya hep pazar arıyor, ama biz Türkiye’yi pazar olmaktan çıkarmakta kararlıydık. Biz kendimize pazarlar bulalım. Ve sonra sağ olsun, Berlusconi’nin de bu konudaki desteğiyle biz Agusto-Westland’la anlaştık ve ATAK helikopterlerimizi üretmeye başladık Türkiye’de. Ve bunun da tabii Roketsan’la da özellikle bütün kullanılan bombalar oradan, o da yerli. Burada motorda inşallah onu da halledeceğiz ve şu anda bu üretimi yapıyoruz. 34 kadar şu anda zaten ordumuz ATAK helikopterlerini ürettiklerinden kullanıyor. Temennim odur ki, sizlere şu anda üretim bandında olanları da programdan sonra şöyle bir gezdirmek isterim, yani orayı da bir gezip görürseniz, 24 saat full mesai burada var, bu çalışma yapılıyor. Yani nerelerden nereye geldik. Kapılarda dileniyorduk, ne olur bana bir tane işte helikopter ver, işte bize bir tane Atak ver. Nazlanıyorlar, kongreden çıkmadı. Şimdi biz bunu artık aştık, işte Atak helikopterlerinde de bunu gördük.
Hürkuş, eğitim uçuşları noktasında işte bu bizim yerli uçağımız, orada burada görüyorsunuz. Şimdi buralara geldik. Hürkuş bize yeterli mi? Değil, bunu da ileri teknolojiyle Hürkuş’umuzu da ilerleteceğiz, daha ileri bir konuma gelmemiz lazım. Ama önemli olan ilk adımdır, biz bu ilk adımı şu anda atmış vaziyetteyiz ve bunu da başarılı bir şekilde bundan sonra yine sürdüreceğiz, çünkü milli teknoloji hamlesinde ilk adım önemli, ondan sonra zaten ileri teknolojiye doğru gidiyorsunuz.
Bakınız, biz göreve başladığımızda özellikle bizim bu noktadaki şirketler konusunda da çok çok düşük sayıda şirketler varken, şimdi bakıyorsunuz rekabet olduğu için bu şirketlerin sayısı da artmaya başladı, bunlar da bizim için büyük önem arz ediyor. Özellikle mesela araştırma-geliştirme yeni yeni çoğalmaya başladı, çünkü bakıyorlar ki araştırma-geliştirmenin de mali noktada kendilerine getirisi çok fazla. Bu bakımdan bu konuya da ilgili duymaya başladılar. Eskişehir bu konuda iyi bir merkez olmaya başladı. İnanıyorum ki aynı şekilde bu konuda Ankara çok önemli bir merkez, zaten hepsinden öte ASELSAN çok ciddi bir işlev görüyor, bunu da tabi görmemiz, bilmemiz şart. Ve şu anda bizim sadece 137 bin araştırma-geliştirme noktasında çalışanımız var ve bunlar her geçen gün artacak. Özellikle üniversitelerden yetişen gençlerimiz için büyük bir alan şu anda doğuyor ve bunlar için de inanıyorum ki geleceğe yönelik herhangi bir söz konusu değil.
Teşekkür ediyorum.
Buyurun.
SORU- Merhaba Sayın Cumhurbaşkanım, ben Ahmet Emin Yeşilyurt, Marmara Üniversite makine mühendisliği son sınıf öğrencisiyim, aynı zamanda Türkiye Teknoloji Takımı Vakfının destek verdiği üniversite takımlarından olan Marmara Mühendis Beyinler Kulübünde de görev alıyorum.
Benim size sorum, toplumda bilim ve teknolojiye olan ilgiyi artırmak için ne gibi şeyler yapmayı planlıyorsunuz, ne gibi projeleriniz var?
Teşekkür ederim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, ben özellikle teşekkür ediyorum.
Tabi 16 yılda biz, yani hükümetimiz olarak 126 adet bilim ve sanat merkezi açtık. Şimdi bunun çok daha ilerisini Haliç’te açıyoruz, Haliç’teki bilim ve sanat merkezi, yani o meşhur Haliç tersanesini buna inşallah dönüştüreceğiz ve buralarda tabi 35 bin öğrencimiz görev yapıyor. 2023’e kadar inşallah 150 çocuk kütüphanesi kuracağız. Bütün bunlara yönelik olarak kodlama ve yazılım eğitimine ilkokuldan başlıyoruz, bu büyük önem arz ediyor Cumhurbaşkanlığında biliyorsunuz 5 milyon ciltlik bir kütüphane, ama bu aynı zamanda dijital ortamda da bunların kaydı olacak. İstanbul Rami Kışlası’nı aynı şekilde kütüphaneye dönüştürüyoruz, orada da 7 milyon ciltlik bir kütüphane kuruyoruz, o da yine dijital ortama bunların hepsi aktarılacak. Çünkü Türkiye bir ilim irfan yuvasıyken, şöyle bir aştırdığınız zaman, ya bizim kütüphanemiz yok, koskoca Türkiye’de ciddi anlamda böyle bir kütüphane yok; ama dünyaya bakıyorsun 150 milyon cilt kitabı olan kütüphaneler var. Şimdi biz Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesiyle buna başladık ve şu ana kadar da 1,5 milyon cilt kütüphanemize kitap gelmiş vaziyette, bunu 5 milyona tamamlayacağız. Şöyle 5-6 ay içerisinde kütüphanemiz bitiyor ve 24 saat burası açık olacak, öğrencilerimize hizmet verecek. Ve bu hizmeti verirken de, tabi birilerinin çok hoşuna gidebilir bu, o da şu: Burada biz kek ikramımızı yapacağız, inadına da olsa yapacağız, çayını, kahvesini orada alabilecek. Fakat dünyadan haberi olmayınca, o keki bir şeyle karıştırıyor.
Benim kızım Amerika’da tahsilini yaparken, zaman zaman tabi arıyorum kendisi. Aradığımda, neredesin kızım? Baba, kütüphanedeyim. Daha sonra merakım, dedim ki, kızım ya bu saatlerde nasıl oluyor bu iş filan değimde, o da anlatırdı, kütüphanenin yapısını anlatırdı, hem de nasıl çalıştığını anlatırdı. Ve onlar için en isabetli çalışma yeri orası. Niye? Kütüphane dediğiniz zaman, orada sadece kendini hangi dünyaya veriyorsun? Kitap dünyasına veriyorsun, düşünceye veriyorsun, ilme veriyorsun. Evde olduğun zaman kardeşlerin rahat bırakmaz, evde diğer ihtiyaçlardan dolayı rahat çalışamazsın. Ama orada kütüphanede kitaplarla haşır neşir olduğun zaman dersini de çok daha rahat bir şekilde çalışma imkânı var.
Ve bizim şu anda attığımız bu adımla Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki bu kütüphane bu işlevi görecek. Millet kıraathaneleri de bu işlevi görecek, illerde, ilçelerde biz bu millet kıraathanelerini bunun için yapıyoruz. Ve bu adımı atarken de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan da kurtaralım istiyoruz. Yani bu internet kafelerin ne işler gördüğünü biliyorsunuz, nerelerden nerelere gençliği kaydırdığını görüyoruz. Derdimiz, istiyoruz ki ilim, irfan sahibi bir nesli yetiştirelim. Bunun için de tabi bu tür millet kıraathaneleri bizim önümüze inanıyorum ki bu konuda açmış olacak.
Ve çok daha önemlisi, İstanbul’daki Rami Kışlası bitmiş, tükenmiş, tamamen atıl duruma gelmişti, şimdi orada 7 milyon ciltlik bir kütüphaneyi kurmak ve bu kütüphanenin içerisinde mücellithanesinden tutunuz hat, tezhip, bu tür sanatlara yönelik de orada eğitimin-öğretim verilmesi gençliğimizi çok daha farklı bir çizgiye doğru çekmiş olacak. Ve bu konulara yönelik olarak sadece onunla kalmayacağız, 2023’e kadar bu kütüphanelerimizin sayısını artırarak yolumuza da devam edeceğiz.
Ayrıca, gençlere ve çocuklara yönelik havacılık uzay ve teknoloji festivalleri düzenleyeceğiz ki gençleri bu noktada, çocukları özellikle bu noktada daha da havacılığa, uzaya inşallah sevk edelim, sevdirelim.
Başka bir şey var mıydı?
SORU- İyi akşamlar, adım Meryem Kaplan, ben yerli otomobil projesinde 5 babayiğit olan Türkcell’de siber savunma analisti olarak çalışıyorum.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Öyle mi?
SORU- Evet.
Benim merak ettiğim, şu an günümüzde global dünyada elektrikli otomobiller, akıllı sistemler, akıllı şehirler çok trendde, hatta biz de elektrikli otomobil projemize girdiğimizde bu alanda çalışmalara başladık. Peki, biz ne zaman yollarda görebiliriz bu otomobilimizi, ne zaman kullanıma açılacak?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben çok teşekkür ediyorum, yani bir hanım kardeşim olarak.
Siz Ana Muhalefetin adayından bu işi daha iyi kavramışsınız, çünkü o hala şu andaki klasik otomobillerden bahisle benim 20 yıl geriden geldiğimi söylüyor, hâlbuki kendisinin aynaya bakması lazım. Çünkü biz bu 5 babayiğitle şu anda en ileri teknolojiyi konuşuyoruz, yani sizin ifade ettiğiniz elektrikli otomobili konuşuyoruz. Bunun yanında, akıllı sürücü yazılımlı, aynı zamanda yine elektrik şarjlı, akülü olanları konuşuyoruz, bunlarla beraber bu adımı atacağız ve bunun da gayrisafi yurt içi hasılamıza asgari 50 milyar avro katkı sağlayacak, bunun farkında değil. Çok daha önemli olan, cari açığımıza yıllık 7 milyar avro katkı sağlayacak. 25 bin sadece ilave istihdam sağlayacak.
Bir diğer olay da, özelikle Bursa Yenişehir’de inşallah bir otomotiv test merkezi kuracağız ve bunun müjdesini de Bursa mitinginde zaten verdim. Ve bu çalışmalarla birlikte bu 5 sağ olsun babayiğit bu işi soyundular ve başarılı bir CEO’yu işin başına getirdiler. Şu anda bir taraftan tabi tasarım çalışmalarının hazırlıkları var, fakat 2022 hedefimiz, yani 2022’de biz kendi yerli, milli bu dediğim araçlarımızı inşallah ülkemizde göreceğimiz gibi, dünya piyasalarına da ne yapacağız, ihracını yapacağız.
SORU- Selamın aleyküm Sayın Cumhurbaşkanım, öncelikle hayırlı akşamlar.
Ben Onur Şarlı, Yıldız Teknik Üniversite elektrik mühendisi öğrencisiyim.
Size şu şekilde olacaktı Sayın Cumhurbaşkanım: Sizin döneminizde ülkemizde çok sayıda üniversite açıldı. Ama şöyle de bir durum: Her üniversite mezunu mezun olduğunda iş bulamıyor. Bu konudaki görüşlerinizi almak isterim.
Teşekkür ederim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi değerli arkadaşlar, özellikle şöyle ifade edeyim: Mega endüstri bölgeleri inşa ederek 100 bin kişiye iş imkânı sağlamak bizim hedefimiz, proje maliyeti bunun 140 milyar TL.
Mevcut 135 sanayi sitemizi yeniliyoruz, dönüştürüyoruz, 317 bin kişiye de burada iş imkânı sağlayacağız.
İzmir’de teknoloji üssü inşa edeceğiz, orada 40 bin kişiye istihdam sağlayacağız.
114 organize sanayi bölgesi şu ana kadar kurduk, özellikle Kahramankazan’da yeni bir hub, aynı zamanda organize sanayi bölgesi kuruyoruz. Hatta bunu arkadaşlar mümkünse şöyle bir ekrana getirirsek isabetli olacak.
Ve 1595 meslek lisesi, bunlar devlete ait, 370 özel meslek lisesi kuruldu.
Şimdi buradan bir yere geleceğim, o da şu… Her şeyden önce gençler, şunu bilmemiz lazım: Dünyanın şu anda en gelişmiş ülkesi Amerika değil mi? Hiçbir üniversite mezununa veya gence yüzde 100 iş garantisi vermezler, veremezler. İş garantisi ehliyet, liyakat işidir. Gerçekten başarılıysa, ehliyet, liyakatte iyiyse onu da kaparlar. Ama ben üniversiteyi bitirdim, dolayısıyla bana hemen iş verilir, böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yok.
Evet, geldi, izliyor musunuz? Bu, Kahramankazan’daki görüntüler. Nasıl bir organize sanayi bölgesi, nasıl bir hub’a inşallah sahip olacağız.
Şimdi bunları tabi 10 yıl önce, 15 yıl önce konuştuğunuzda kimsenin havsalası almazdı, ama şimdi biz artık bunun uygulamasına geçtik.
Evet, bilmiyorum beğendiniz mi?
Tabi bütün bunlarla beraber, bakın 16 yılda biz eğitim bütçesini nereden nereye getirdik biliyor musunuz? 9,3 milyar Türk Lirasından 135 milyar Türk Lirasına çıkarttık, eğitime bu kadar önem verdik. Çünkü bir numara milli bütçede savunma sanayiydi, peki biz ne yaptık? Biz Milli Eğitim bütçesini bir numaraya çıkarttık, savunma bütçesini ise geriye aldık, ikiye sağlığı koyduk, işi böyle devam ettirdik.
Ve 586 bin öğretmen ataması yaptık bu süre içerisinde. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısını, bu da çok önemli 24’ten 16’ya indirdik. Kız öğrencilerin okullaşma oranını yüzde 45’ten yüzde 83’e çıkarttık, bu da çok önemli.
Ve şu anda okul öncesi eğitim-öğretimde de ciddi manada bir sıçrama var, herhalde birçoğunuzun da belki kardeşleri, belki yeğenleri, hepsi şu anda okul eğitim-öğretim görüyorlar.
Derslik sayısını 398 binden 682 bine çıkarttık. Ve benim öğrencilik yıllarımda benim sınıfım 75 kişiydi, ama öyle sınıflar vardı ki, 105 kişilik sınıflar vardı, şimdi 30’un üzerinde neredeyse yok gibi, 25 kişilik, 20 kişilik, bazı yerlerde 20’nin de altında sınıflarımız var, buralara kadar geldi ve derslik başına öğrenci sayısı 36’dan, ortalamayı veriyorum 25’e düşmüş vaziyette.
Ve bir başka durum da tabi şu: 2002’de 18 bin olan laboratuvar sayısını 39 bine çıkarttık ki sadece öğretimde kalmayalım, aynı zamanda bu işin eğitimini de yapalım istedik.
YURTKUR’daki yatak kapasitesini 183 binden 629 bine çıkarttık ki öğrencilerimiz malum evlerde kaldıkları zaman maliyet yüksek, bazı riskler, sıkıntılar var, onun için yurtlara önem verdik.
Öğrencilerimize ortaöğretimde yaklaşık 3 milyar kitap dağıttık. Şimdi aramızda tabi bizim yaşadığımız dönemi hiçbiriniz yaşamadınız. Arkadaşlar, teksir notunu bilir misiniz, teksir notu? Biz teksir notlarıyla okuduk. Niye? Özel bir makinesi vardı, o makineyle saman kâğıdından o çıkardı, mürekkep onu tamamen dağıtır vesaire filan. Çünkü kırtasiye dükkânına gittiğimizde bir hafta içinde biz kitabımızı alamazdık. Bu acıları yaşadığımız için, aynı acıları yeni nesil yaşamasın istedik. Ağabeylerimizden teksir notunu isterdik paramızla, onlar da bize satmazlardı. Bu acıyı da çektiğimiz için biz dedik ki, biz kitapları sıraların üzerine koyacağız ve yavrularımız kitaplarını okullar başlarken sırasının üzerinde kuşe kâğıtla o kitapları alsın ve bunu biz başardık. Ve şu anda artık böyle bir dert yok ve çocuklarımız kitaplarını masalarının üzerinde görüyorlar.
Mesela 340 bin öğrenciye özel okulu desteği sağladık.
Bir diğeri, üniversite sayısını, malum az önce de söylendi, 76’dan 207’ye çıkarttık. Gençler, bunu niye yaptık? Ta Hakkâri’den istediği üniversite girmek isteyen bir gencin bunu başarabilmesi mümkün müydü? Zordu. Oradan fakir, garip İstanbul’a üniversite kazanacak gelecek veyahut Ankara’ya gelecek. Biz dedik ki, o gelmesin, biz onun ayağına üniversiteyi götürelim ve biz oralarda üniversiteleri kurmak suretiyle, arzu ederse kendi ilindeki üniversitede hangi fakülte varsa belki onlardan seçer, onlara gider. Ama buna rağmen İstanbul’a gidecek, Ankara’ya gidecek, buyursun oralara yine gitsin. Ama biz ayağına bu müesseseleri, bu kurumları getirmek suretiyle çok önemli bir görevi ifa ettiğimizi zannediyorum.
Bir diğer adım, üniversite harçlarını tamamen biz kaldırdık. Ama çıkıyor şimdi bakıyorsunuz Ana Muhalefetin başı, hala üniversitelerin ücretli olduğundan bahsediyor, ücretleri kaldıracağız diyor. Ya zaten üniversiteler ücretsiz, dürüst ol. Harç, böyle bir şey kalmadı artık, yok. Demek ki haberi yok. Ama birileri de uyarmıyor, bu da tabi ayrı bir sıkıntı.
Ve öğretim elemanı sayısını da 74 binden 159 bine çıkarttık ki üniversitelerimizde de böyle bir sıkıntıyı yaşamayalım istedik ve her geçen gün şu anda hedefimiz, -YÖK’le de bunları konuşuyorum- bize öğretim üyesi noktasında ciddi çalışmayla öğretim üyesi lazım. Öğretim üyelerimiz ne kadar artarsa, kalite ne kadar artarsa, inanıyorum ki öğrencilerimizin kalitesini de o nedenli ne yapacaktır, artacaktır.
SORU- Sayın Cumhurbaşkanım, öncelikle böyle bir programda bizlerle buluştuğunuz için çok teşekkür ederim.
Adım Havva Nur Sadıç, İstanbul Teknik Üniversite kimya mühendisliği ikinci sınıf öğrencisiyim.
Sorum şu şekilde: İleride nükleer bir santralde çalışabilecek miyim? Ve enerjide nükleer konusunda dönüşüm ne zaman tamamlanacak?
Teşekkür ederim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben teşekkür ediyorum.
Şu anda zaten arkadaşların çalışıyor, inşallah siz de bitirdiğiniz andan itibaren, çünkü sadece Akkuyu’yla kalmayacağız, Sinop, bir üçüncü nükleer enerjinin de şu anda görüşmelerini yapıyoruz, üçüncü bir nükleer enerji santralini de kuracağız. Zira şu andaki Akkuyu bizim enerji ihtiyacımızın yüzde 10’unu inşallah karşılayacak. Bir yüzde 10’u da, belki daha fazlasını da Sinop’la karşılayabiliriz. Üçüncüyle de yine aynı şekilde daha fazlasını karşılama imkânımız olacak.
Tabi bunlar gerçekten çok çok ileri teknoloji. Biz şimdi 300 civarında gencimizi biliyorsunuz Rusya’ya gönderdik, orada onların eğitimi yapıldı, şimdi Sinop’la ilgili Japonya, Fransa, beraber bu çalışmayı yürütüyoruz, onu bitirdiğimiz andan itibaren de tabi orada da yine bir o kadar, belki daha fazla gencimizi, öğrencimizi oralara göndereceğiz, onların da yine oralarda eğitim-öğretim yapılacak.
Üçüncüde de büyük ihtimale bunu Çin’le yapma durumumuz söz konusu, bu da anlaşma bitirse, anlaşırsak, mutabık kalırsak buralar ada öğrenci göndereceğiz, onlar da orada eğitim-öğretimi alacaklar ve böylece biz nükleer enerjide Türkiye bir defa enerji ihtiyacının büyük bir kısmını nükleer enerjiyle karşılamış olacak; buna ihtiyacımız var.
Zira biz şu anda tabi birilerinin söylediği o oyunlara da gelmek istemiyoruz. Yani nükleer enerji işte çevre kirliliği noktasından tehdit oluşturuyormuş. Peki, şu anda dünyada nükleer enerjiyi kullanan ülkeler hangi ülkeler diye baktığımızda, bu işe karşı olduğunu söyleyenlerin çoğunda nükleer enerji santralleri çok sayıda var, artık bu oyuna gelmeyeceğiz. Biz de kendi nükleer enerji santralimizi yapacağız, çünkü orada da ileri teknolojiyle, özellikle emisyon hacimlerinin ölçümü başarılı bir şekilde yapılıyor. Bizi aldatmayın. Bunlar bizi hep aldatıyorlar, sanki bunlar artık yapılmıyor, geri kaldı, yok böyle bir şey. Artık bacalarda bunların emisyon hacmi ölçümlerinin hepsi yapılıyor ve tertemiz bu noktada bu enerji kullanılıyor. Biz de bunu başarılı bir şekilde inşallah uygulamaya koyacağız. Ve şu anda biliyorsunuz Akkuyu inşaatı devam ediyor, Sayın Putin’le beraber onun temel atma olayını gerçekleştirdik. Şimdi hedefimiz, ikinciyi bir an önce başlatmak, üçüncüyü başlatmak ve buralarda sizlerden istifade edeceğiz. Çünkü temiz, güvenilir enerjiye ihtiyacımız var. Bunu buralardan halledeceğiz ve bunları bitirdiğimiz anda da 10 bin kişiye istihdam sağlanacak. Bu ne demektir? Size de ihtiyacımız olacak.
Bu taraftan hiç gelmedi galiba.
SORU- İyi akşamlar Cumhurbaşkanım.
İsmim Özge, Hacettepe Üniversitesi Elektrik Elektronik mühendisliği mezunuyum. Türksat A.Ş.’de çalışıyorum, Uydu Frekans Gözlem Direktörlüğünde.
İşim gereği uydu ve uzay teknolojileri alanındaki gelişmeleri yakından takip ediyorum, sorum da bununla ilgili.
Geçtiğimiz aylarda Elon Musk ziyaretinize gelmişti, bu görüşmenin detayları hakkında bilgi verebilir misiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii Elon Musk hakikaten çok farklı bir insan. O insana mesela iş dayanmaz, yani bu kadar enerjik ve arayan, tarayan, bulan ve kendine yeni yeni alanlar meydana getiren bir insan. Tabii bizi ziyaretini ben çok anlamlı buluyorum. Ve Elon Musk’ın bu attığı adımın bizim için de gerekli olduğuna inanıyorum. Şimdi bir Tesla’yı biz niye yapmayalım, öyle mi? Yapar mıyız? Yaparız ya, hepiniz adaysınız. Çalışacağız yapacağız. Önce buna inanmak, biz de yaparız; buna inandığımız anda bunu yaparız. İşte şimdi fırlatılan uyduları görüyoruz. Şu anda biz de yine uydu fırlatmanın hesabı içindeyiz ve bunu da başaracağız. Şu anda birçok çalışmalarımız var. Ve temenni ediyorum ki sizler gibi genç kabiliyetlerimizle birlikte 2003’e kadar Türkiye’ye ait sadece iki uydu fırlatıldı. Biz 16 yılda uzaya 10 uydu fırlattık, 2039’a kadar 11 uydumuzu uzaya fırlatacağız, şu andaki planlama bu. 2020 ve 2021’de Türksat 5A ve 5B’yi Elon Musk’ın falcon roketleriyle fırlatacağız, bunu kafaya koyduk ve görüştük, konuşmalarımızı görüşmelerimizi yaptık, o da olumlu baktı. Zaten ziyaretinin bir sebebi de oydu. Onlar da tabii kimi ziyaret edeceklerini biliyorlar. Konuştuk, görüştük, iyi de oldu.
Göktürk ve Rasat uydularımızda yerlileşme teknoloji transferi sağladık, bu da çok çok önemliydi. 2015’te Uydu Sistem Entegrasyon Test Merkezini kurduk, bu yıl içinde uzay ajansı kuracağız, bu konuda da kararlıyız.
Türksat 6A, İMECE uydularımız da tamamen milli tasarım, uydu fırlatma roket teknolojileri konusunda da çalışmaları başlattık.
Hazır mısın? Hazırsan mesele yok.
SUNUŞ- Sayın Cumhurbaşkanım, Dünya Kupası hakkında Twitter’dan da bir sorumuz var, sizinle paylaşalım.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- En zor soruyu soruyorsun.
SORU- Evet. Şu an Dünya Kupası devam ediyor. Fatih Kılıç, izleyicilerimizden. Dünya Kupasında favoriniz kim? Bir de Messi mi, Ronaldo mu bunun karşılaştırmasını yapar mısınız sizden ricası.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi ben ilk önce Almanya demiştik, fakat yanıldık, Almanya şimdi ilk maçta yenildi, iş biraz sıkıntıya düştü. Ve bütün güçlü olanlar şu anda yeniliyor, Almanya yenildi, Brezilya’nın hali ortada. Meksika acayip geldi, bundan sonra böyle devam eder mi bilemiyorum. Portekiz şu anda berabere de olsa, ben tabii gerçekten Ronaldo’ya hayranım. Messi mi, Ronaldo mu dersen, hakikaten Ronaldo’yu çok daha farklı görüyorum. Ve hele hele hat trick yapması o maçta çok önemliydi. Frikik zaten tartışılmaz, değil mi? Öyle her babayiğidin kârı değil ve o maçtaki performansı, o karakteri, inancı, hele hele Filistin meselesindeki de karakteri, bunlar çok önemli, onun için alkışlıyorum.
Bitti mi, başka var mı?
SORU- Sayın Cumhurbaşkanım, davetiniz için çok teşekkür ederiz.
Ben İslam Alaybeyoğlu Turkcell’in proje yönetim ekibinde çalışıyorum. Yerli otomobilin yanı sıra farklı alanlarda da…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Babayiğitlerden bir tanesi de sizsiniz değil mi, Turkcell.
SORU- Evet. En yeni teknolojileri ülkemize kazandırma gayretiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Burada da yine çok yeni teknolojilerle ve milli imkânlarla üretilmiş muharip silahlarımızı ve araçlarımızı görüyoruz, uçaklarımızı görüyoruz. Ama biz genç arkadaşlarımızla birlikte çok da merak ediyoruz, bu araçları biz nasıl, hangi şartlarda ve nerelerde üretiyoruz? Üretim hatlarını da gezdirebilir misiniz bize?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şeyi ben diyorum, ATAK helikopterlerini görmemizde fayda var. Mesela şimdi arkanızdaki yerli TAİ’nin bu helikopter, inşallah yakında çıkıyor. Ama bana göre ATAK bambaşka. ATAK’ın çok büyük özellikleri var; dikeyde, paralel sağ-sol gidişlerde öndeki vuruş kabiliyetlerinde 180 derece dönme kabiliyeti var. Ondan sonra geri geri gidişlerdeki kabiliyeti muhteşem. Dikey inişleri muhteşem. Yani o her yiğidin yine o da her babayiğidin karı değil, çok farklı bir hakikaten helikopter ve tam bir savaş helikopteri. Ve bundan dolayı bunu artık ülkemizde yapar hale geldiğimiz için gerçekten çok onurluyum, çok mutluyum.
SORU- Biz de aynı şekilde aynı gururu sizlerle paylaşıyoruz, gayretleriniz için teşekkür ediyoruz, çok sağ olun.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun. Biliyorsunuz tanklarımız Altay, bunu üretiyoruz, seri üretim yakında başlıyor inşallah. Ama hepsinden öte akıllı bomba üretimini sağladık, bu bizim için çok çok önemli ve bütün bu terörle mücadelede inlere böyle girdik.
Şimdi sizinle, arkadaşlar da hazırsa gelin bu ATAK helikopterlerinin seri üretimini beraberce bir gezelim, var mısınız?
SUNUŞ- Sayın Cumhurbaşkanım, öğrenci arkadaşlarımız otobüsler hazır, hepinizi dışarı bekliyoruz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Buyurun.
Hürkuş’u nasıl buldunuz? Bu Hürkuş’umuz.