Cumhurbaskani Erdogan’in, TGRT Haber Cumhurbaskani ile Seçim Özel programindaki konusmasinin metni
SUNUCU- İstanbul’dan iyi akşamlar.
TGRT Haber ortak yayında bu akşam sizlerle birlikte olacağız, Beyaz TV, TV Net ve Akit TV’yle beraber Sayın Cumhurbaşkanına artık sadece ve sadece 12 gün kala seçimlere sorularımızı yönelteceğiz.
Sayın Cumhurbaşkanım, bu ortak yayınımıza katıldığınız için sizlere çok teşekkür ediyoruz ve yayınımıza hoş geldiniz efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben de çok teşekkür ediyorum, özellikle de böyle bir dörtlü, adeta konsorsiyum.
SUNUCU- Kalabalık geldik bu akşam, sorularımız bayağı bir yoğun, soracağız.
Onun için hemen ben arkadaşlarımı takdim edeyim.
Ferda Yıldırım Beyaz TV Ana Haber Spikeri, Serhat İbrahimoğlu TV Net Haber Müdürü ve Bülent Sarıdiken Akit TV Genel Yayın Yönetmeni.
Arkadaşlarımıza da hoş geldiniz diyoruz.
Efendim, artık deyim yerindeyse son düzlükte meydanlardayız bugün, öne Niğde’de, ardından Bursa’da konuştunuz. Tabi siz her şeyi yakından takip eden bir kişisiniz ama, meydanların atmosferini çok iyi algıya bilen birisiniz. 12 gün kaldı, neler düşünüyorsunuz, nedir ekranlarda ve meydanlarda gördüklerinizi bizle paylaşabilir misiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Öncelikle ben bugünü değerlendirecek olursam, bu akşam ekranları başında bizi izleyen tüm milletime, vatandaşlarıma kalbi şükranlarımı ifade etmek istiyorum.
Dün gece malum Kadir Gecesiydi, bunun feyzinden inşallah istifade edenlerden olmuşuzdur ve artık bayrama sayılı günler kaldı, Allah bizleri hayırlıysa bayrama kavuştursun. Ve 24 Haziran’da da bizler milletin beklediği bayramı inşallah mutluluk içerisinde yaparız.
Bugün öncelikle Niğde mitingimiz gerçekten, 16 yıllık siyasi yaşamımda birçok kez Niğde’ye gitmişimdir, fakat bu miting bir başkaydı, yani kadınlarıyla, erkekleriyle bir başkaydı, çok büyük coşku vardı, heyecan vardı ve bu coşkunun, heyecanın yanında da meydan adeta tıklım tıklım dolmuş taşmıştı ve konuşmam boyunca da oradaki heyecanı, coşkuyu unutmam mümkün değil.
Ardından Ömer Halisdemir şehidimizin kabrini ziyaret ettik ve o ziyaretten sonra Bursa’ya geçtik. Tabi Bursa’da da biz mitingimizi eski stadın olduğu yerde yaptık, ki o stadı da inşallah millet bahçesine dönüştüreceğiz. Orada da 2,5 saat filan gecikmeyle Bursa’ya ulaştım ve bu sıcağa, güneşe rağmen sağ olsun Bursalı kardeşlerimiz bizleri beklediler ve onlarla da bir muhteşem bir mitingi yaptık ve ardından da 10 bini aşkın kişiyle bir iftar Bursa’da gerçekleştirdik. İftarı müteakiben de buraya hareket ettik, şimdi de sizlerle beraberiz. Yani alan iyi gözüküyor ve alan gittikçe ısınıyor diyebilirim, ama normal yaz sıcaklığı değil, siyasi sıcaklık.
FERDA YILDIRIM- Hemen arkasından o zaman alandan bu havayı alıyorsanız kamuoyu yoklamalarını belki en sonunda sormamız gerekiyordu ama, ben hemen en başta o merakı bir gidermek istiyorum.
Şimdi az önce bayram ifadesini kullandınız, dediniz ki, 24 Haziran milletimiz için bayram olacak dediniz. Mutlaka son 12 gün kala da önünüze anketler gelmeye devam ediyordur. Kesin bir rakam telaffuz edecek misiniz bilmiyorum ama, birinci turda bu iş biter mi, yoksa ikinci tura kalır mı; soru bu?
Bir de, en az başkanlık seçimi kadar Meclis aritmetiği de büyük önem taşıyor, hem partiniz adına, hem şahsınız adına kamuoyu anketleri nedir?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şöyle söyleyeyim: Benim bir prensibim var, bir defa en büyük kamuoyu araştırması sandığın konulduğu gündür ve milletin orada vereceği karardır, onun için önceden şu kadar şöyle olur, böyle olur, bunları konuşmayı doğrusu ben isabetli bulmuyorum. Ama meydanlarda bir büyük teveccühün olduğunu görüyorum, inşallah bu teveccühle milletimiz işi ikinci tura bırakmadan kararını verecektir.
Bunu niye söylüyorum: Her şeyden önce bir deneyim söz konusu, yani 11,5 yılını Başbakanlıkta geçermiş, ardından 3,5-4 yılını Cumhurbaşkanlığında geçirmiş bir aday var, diğer tarafta ise bu işlerde yakından-uzaktan alakası olmayan adaylar var. Tabi şimdi böyle bir süreç içerisinde herhalde, ben meydanlarda da söylüyorum, yani sizler dükkânınızı bir çırağa teslim eder misiniz? Etmezsiniz. Bu iş böyle bir deneme-yanılma metoduyla olmaz. Türkiye artık yeni bir sürece ivme yakalayarak gidiyor.
Bakın şimdi, ilk çeyrekte Türkiye 7,4’ü yakaladı, 7,4’ü yakalayan Türkiye’yi, bugün bakıyorum Bay Kemal Malatya’da esnaflara konuşuyor, karşısında 100-150 tane esnaf kardeşimiz var, adeta bir aldatmaca oynuyor. Söylediği ne biliyor musunuz? Çok enteresan, bu 7,4 diyor sizin cebinize yansıdı mı diyor. Bu, ekonomide bir aczin ifadesidir. Şimdi olayı böyle değerlendirdiğiniz zaman adama sorarlar, bu ülkede yapılan bütün yatırımlar hangi kaynaktan geliyor? Eğer büyümesi olmayan bir ülke olsak, siz bu yatırımları yapabilir misiniz? Küçülen bir ülke olsak bu yatırımları yapabilir misiniz? Bunca fakir-fukaraya, garip-gurebaya destekler veriliyor, çiftçiye destekler veriyor, bu yatırımları neyle yapacaksınız? Hayvancılıkla uğraşanlara bunca destekler veriliyor, bunları neyle yapacaksınız? Eğer büyüme potansiyeliniz olmasa bunu yapamazsınız. Bakın şimdi biz Hindistan’ın arkasından biz ikinci olduk, ama OECD ülkeleri arasında birinci olduk; bu çok önemli bir şey.
Kaldı ki, şimdi biz bütün bunlarla beraber bakın geldiğimiz bu yana bunlar üniversitelerin ücretsiz olduğunu dahi bilmiyor, Bay Muharrem bilmiyor, ya ücretsiz zaten üniversitelerimiz. Ve biz göreve geldiğimizde üniversite öğrencileri 45 lira burs alıyordu, şu anda 470 lira alıyor, lisansüstü çok daha fazla, doktora çok daha fazla. Ama inanın bunlardan da bunun haberi yoktur.
SUNUCU- Efendim, Serhat’a söz vereceğimi ama, ekonomi demişken, madem girdik hani onu, 7,4 büyüdü Türkiye, ama bakıldığı zaman muhalefet ekonominin iyiye gitmediğini, sürekli bir kriz beklentisi ile Türkiye’nin karşılaşacağını söylüyor. Dolayısıyla hani orada nedir efendim, hani bu 7,4 büyüyor, bu o zaman hani başka bir şey mi, niye ekonomi kötüye gidiyor da Türkiye 7,4 büyüyor sizce?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi siz bu muhalefetten bugüne kadar ekonominin iyiye gittiğini hiç duydunuz mu? Ekonomi dört dörtlük olduğu günlerde dahi iyiye gittiğini duydunuz mu? Muhalefetin görevi, her zaman beyaza siyah demektir. Hele hele Türkiye’nin muhalefetteki talihsizliği böyle bir yapıya sahip olmasıdır. Ve bunlar hiçbir zaman bu ülkenin kalkınmışlığını asla, bunlar çünkü tamamen bir yıkım ekibidir. İşte köprülerden tut da Kanal İstanbul’a varıncaya kadar bütün bunlarla ilgili hepsi ne yapıyor? İstemezük, yaptırmayız. Eskiden komünistlerin metotları buydu, aynı şeyi şimdi bunlar yapıyor, sattırmazuk, bilmem ne. Rahmetli Özal da öyle diyordu tam aksine, satarım diyordu, babalar gibi satarım.
Şimdi biz özelleştirmede bu başarıyı nasıl elde ettik? Bunu böyle elde ettik. Eğer zarar ediyorsa, işte bu CHP biliyorsunuz SEKA’yı tutturmuştu biz burayı asla özelleştirmeye dahil etmeyeceğiz. Ne oldu? Yaptık. Zaten zarar ediyor, zarar eden bir yeri Kocaeli’nde biz niye böyle tutalım? Ne yaptık? Tutuk Kocaeli Belediyesi bir bölüm işçiyi istihdam etti, ondan sonra tamamen o SEKA’nın yerini halka açtık, orayı muhteşem bir fuar ve gezi mekânı haline getirdik, oralarda vatandaşımız şimdi ne yapıyor? Çoluğuyla çocuğuyla aynen bizim bu millet bahçelerinde olduğu buraları kullanır hale geldi. Ne oldu, battık mı? Tam aksine, zenginleştik. Ve işçiler memnun, Kocaeli halkı memnun, ama bunlara bunu anlatmak mümkün değil. Yani biz zarar eden kamu kurumlarını asla tutamayız, tutmamalıyız.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Efendim, gerek beyannamelerinde, gerekse de meydanlarda vaatler olmadığı gibi, bir yandan da Türkiye’nin ekonomik darboğazda olduğu iddiasını gündeme getirdi muhalefet, aynı zamanda da siyasi birtakım söylemlerle ya da yapılanı yıkma, var olanı ortadan kaldırma şeklinde vaatlerde bulundu diyelim tırnak içinde. Ama bir yandan da onlar da tutmadığı anlaşıldığında cumhur ittifakına yönelik birtakım iddialar ortaya attılar, işte ittifakta bir çatlak söz konusu, Kürt oylarının bu 24 Haziran seçimlerinde belirleyici olacağından hareketle doğuda zorlanacak bu cumhur ittifakı dediler. Daha önce bunlara cevap vermiştiniz ama, cumhur ittifakıyla ilgili bir sorun söz konusu mu? Sizin gözleminiz, izlemleriniz neler. Seçmenden aldığınız özellikle, meydanlardan aldığınız izlenim ne?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi değerli arkadaşlar, geçen Pazar ben Diyarbakır’daydım, muhteşem bir Diyarbakır mitingi yaptık. Verilen resmi rakam 35 bindi. Bugün Bay Muharrem oradaydı. İki soru soracağım. Bir; mitinge katılanlar CHP’li miydi, HDP’li miydi? Benim aldığım bilgiler, tamamına yakını HDP’liydi.
FERDA YILDIRIM- HDP bayrakları ön sıralarda vardı zaten.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aldığım istihbarat bu. Ve rakam, söyledikleri 10 bin. Ya kiminle cirit atıyorsunuz.
İki; o akşam ben kanaat önderleriyle 6 bin kişi Diyarbakır’da iftar yaptık. Hatta onda bile saptırmaya gittiler. Yanımda oturan Tayyip Elçi Hocamızın namaza gitti ve o arada ben prompterı kullanamaz hale gelmişim ve bir duraksama vesaire. Hâlbuki alakası yok, ben Hoca Efendinin orada korumam tarafından tekrar masasına dönüşüne fırsat verilmediği için kendi koruma müdürümü çağırdım, dedim; şuraya talimat ver, açsın orayı.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Bu açıklamayı yapmanıza rağmen günlerce sürdürdüler onu.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sürdürdüler. Ve ardından da hemen talimatı verdi ve Tayyip Bey benim oradaki sandalyeme geldi oturdu Hocamız.
Ya bu CHP’nin mantığı hep yalanlar üzerinedir, anlayışı yalanlar üzerinedir. Promterın kullanılmaması, şusu-busu diye bir şey söz konusu değil. Biz promterı da babalar gibi kullanırız, promterı kenara koyduğumuzda babalar gibi konuşuruz, hayatımız bizim böyle geçmiş. Ve o gece kanaat önderlerinden sonra da havaalanına gelirken tabii şu anda Diyarbakır’ın o malum havaalanı yolundaki 65 kilometrelik yol eski havaalanı yolu değil, 2x4, 4 gidiş, 4 geliş. İstanbul’da bile otobanda bulursun ancak bunları, o hale geldi. Neyle? Kayyumlarla. Ama HDP’nin belediye başkanlarıyla oraların hepsi hendek olmuştu, bunların hepsi değişti şimdi. Bu bir medeni olmanın, modern bir şehir olmanın şu anda uygulamasıdır. Sağ olsun, Çevre Şehircilik Bakanımızın yoğun gayretleri, kayyumlarımızın, valilerimizin yoğun gayretleriyle şehirler değişiyor, Diyarbakır öyle, Van öyle, Şırnak öyle, bütün buraların hepsi değişti-değişiyor; bunları görmek lazım. Ama şimdi siz bunu Bay Muharrem’e sorun, bunun da aleyhinde konuşur. Niye? Havsalası almaz. Bunlar marifet iltifata tabidir, hakkı teslim edelim demezler. Bakın terörle ilgili bunların ağzından en ufak bir aleyhte ifade duydunuz mu? Muharrem Efendiden bir şey duydunuz mu? Bay Kemal’den bir şey duydunuz mu? Terörle mücadeleye yönelik bir şey duydunuz mu, soruyorum? Duyamazsınız, niye? Ortak çalışıyorlar. Bizde tam aksine terörün üzerine üzerine gidiyoruz. Şu anda 4600’ü aşkın Afrin’de etkisiz hale getirdiğimiz terörist var. Cerablus’ta daha önce 3 bin civarında DEAŞ ve diğerleri olmak üzere etkisiz hale getirmiştik. Niye? Halkımızı rahatsız eden ne kadar terörist varsa son teröriste kadar biz bu işin üzerine gideceğiz. Ama CHP bunu diyemez, diğerleri bunu diyemez. Çünkü danışıklı dövüş yapıyor.
SUNUCU- Yeri gelmişken efendim, bir de üstüne basarak şu ifadeyi kullandınız: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kürtlerin de devletidir, hani cumhur ittifakıyla oy oranları düşecek şeyine de bu bir cevap olarak kullanıldı. Onu biraz açar mısınız, yani Kürtlerin de devletidir bu ülke?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi özellikle Batuhan Bey, bizim Rabia’mız var. Bu Rabia’mızda ne var? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Peki, tek millette ne var? Tek millette 81 milyon var; Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla vesaire 81 milyon biz bunları eğer ayırt edersek çok büyük yanlış yaparız. Eğer bizi bugün Güneydoğulu kardeşlerimiz seviyorsa, Kürt kardeşlerimiz seviyorsa ve oralarda AK Parti önemli bir güç halindeyse, bunun sebebi; biz batıda hangi hizmet varsa, o hizmetleri oraya da götürdüğümüz için. Ama bu CHP’nin falan oralarda dikili taşı yok, en ufak bir hizmeti yok. Ondan dolayı da tabii oradaki Kürt kardeşlerimizin bunlara bakışı sağlıklı değil.
FERDA YILDIRIM- Kürt vatandaşlarımızın oylarının bu seçimde de belirleyici unsur olacağını düşünüyor musunuz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, Türkiye genelinde bu iş olmazsa olmaz, yüzde 100 böyledir diyemeyiz, bu yanlış olur. Çünkü Türkiye’de hangi bölgede ne kadar Türk var, ne kadar Kürt var, bunların hepsi ayrı değerlendirmeye tabii olan şeylerdir. Şimdi böyle zaten mezhebi yaklaşım içinde olanların da kendilerini pahalıya satma anlayışları vardır. Etnik veya etnisiteler de kendilerini pahalıya satma hassasiyetleri vardır. Koyalım bunları bir kenara, biz şuna bakalım: Türk milleti ve bu Türk milletinin içinde de işte tek millet diyorum bakın; Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Abhaza’sı vesaire hep beraber tek millet olacağız, ama bayrağımız da tek olacak. Eğer kalkıp da buraya paçavraları vesaireleri gelip sokuşturmak suretiyle bizim bayrağımıza eş bir bayrak ortaya çıkarmaya kalkarlarsa, ondan sonra vatanımız üzerinde herhangi bir operasyon düşünmeye kalkarlarsa, kusura bakmasınlar biz orada işte üzerlerine F16 oluruz, İHA oluruz, SİHA oluruz, her şeyimizle onları yok ederiz. Tek devlet diyoruz, yok paralel devletmiş, yok şu devletmiş, bu devletmiş, böyle bir şey asla söz konusu değil. Çünkü bu milleti biz böldürtmeyeceğiz ve özelliğimiz bizim bu. Onun için cumhur ittifakını da parçalamaya, cumhur ittifakını bölmeye kimsenin gücü yetmez. Bu konuda benim tabii hassasiyetim şudur: Biz cumhur ittifakını özellikle liderler bazında değerlendirmemiz lazım. Aşağıda şu şöyle söylemiş, bu böyle söylemiş, bunlara biz asla kulak asamayız. Bu konuda biz liderler olarak bir defa cumhur ittifakını korumakla, bu ittifakı geleceğe yönelik taşımakla sorumluluğumuz var. İnşallah bu anlayışımız, bu inancımız cumhur ittifakının tüm millete sari olduğunu düşünerek ülkemizin geleceğine beka sorununu inşallah biz bununla çözeceğiz.
BÜLENT SARIDİKEN- Efendim, ben seçim sürecinden devam etmek istiyorum müsaadenizle. AK Parti hiç şüphe yok ki listeleri çok titizlikle hazırladı ve bazı isimler liste dışı kaldı. Bunların dip akıntısına neden olacağı söyleniyor, bununla alakalı görüşleriniz nelerdir acaba?
FERDA YILDIRIM- Küskünler konusu yani.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi kim küskündür, kim küskün değildir, bunları tartışmak şu anda benim için gereksiz, her şey zaten bitmiş. Ama bir siyasi hareketin, hele hele bizimki bir hareket olmaktan öte bir davadır ve öyle anlar olur ki bir dönem, iki dönem, üç dönem, hatta dört dönem görev yapan arkadaşlarımız olur. Ondan sonra da bizler bu davaya olan sadakatle işimizi devam ettiririz. Bugün Bursa’dayız, önce Niğde’deydim. Baktım ki listede olan arkadaşlarım da arazide, olmayan arkadaşlarımız da arazide. Eğer bir dava sadakatiyle bu işe sarılmışsa, bu arkadaşlarımız sahada çalışmalarına zaten devam ediyorlar. Ben bu kalan 12 gün içerisinde de aynı durumu devam ettireceklerine inanıyorum. Hele hele bizim hareketimizin içerisinde benlik davası olamaz, orada biz var. Biz olduğu için de hiçbir kardeşim kalkıp da bu işe ihanet edemez. İhanet edenler zaten halk tarafından da gayet iyi biliniyor. Ve bu her siyasi hareketin içerisinde de olağan şeylerdir, olur. Şu anda işte malum milli ittifak ne kadar milliyse, o ittifakın içerisinde yer alanların hali belli, onlar da daha önce nerelerden geldiler, şu anda nerelerdeler, bunlar da ortada. O bakımdan biz işimize bakacağız ve cumhura hizmet yolunda da davamızı kararlılıkla inşallah sürdüreceğiz.
SUNUCU- Efendim, tam da bu noktada devam edelim, sizin bazı projeleriniz var, işte Kanal İstanbul gibi, yeni projeler, TİKA’nın kapatılması noktasında muhalefetin bazı söylemleri oldu, yine Kanal İstanbul’un durdurulması, hızlı trenlerin durdurulması şehir göçlerini artırır manasıyla, ama bir taraftan da sizin projelerini durdurma kararını yapacaklarını, uygulamaya koyacaklarını söyledi muhalefet. Ama diğer taraftan da bakıldığı zaman da mesela Cumhuriyet Halk Partisi’nin işte çobanlara SSK, bazı borçların silinmesi, affedilmesi, kredi kartları, bakıyorsunuz 400 milyar liralık bir tutar tutuyor. Türkiye bütçesi ortada. Megafonu eline alan bir şeyler söylüyor, siz bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Burada etik bir kuralın getirilmesi noktasında ne dersiniz efendim? Ben megafonu alıp şunu yapacağım, bunu yapacağım, ama alt alta yazıyorsunuz 400 milyar lira tutuyor, Türkiye’nin yıllık bütçesi ortada.
FERDA YILDIRIM- Yapılanın yıkılacak olması bir vaat mi sizce?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İnanıyor musunuz? Ben anlıyorum ki inanmıyorsunuz, inanıyor musun Sayın Batuhan?
SUNUCU- Yani çok gerçekçi değil, hızlı tren projesini nasıl durduracaksınız?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi bizim geldiğimizden bu yana yaptıklarımız ortada. Yapacaklarımızı vaat ederken zaten bize halkım, milletim inanıyor. Yaptılar, yaparlar. Ama onların böyle bir şeyleri var mı? Yok. Şimdi burada özellikle sizin de, yani bunlar bu işe ne denli inanarak söylüyorlar, buna bir bakmanız lazım ve sağlıksız ifadeler. Şimdi ne diyor? Yüksek hızlı treni durduracağım diyor, bu Sivas’ta göçü artırır diyor. Bunun mantıki, akli hiçbir izahı olabilir mi? Bu Sivas halkını, Sivaslı kardeşlerimi ne yapar? İsyan ettirir. Yani bana buraya devlet yüksek hızlı treni getirecek, sen bunun önünü keseceksin, parçalarlar, hiç şakası yok bu işin.
Ondan sonra işte kalkıyor ne diyor? Biz diyor, yaptırtmayacağız. Öbürü, Kanal İstanbul, buna ihtiyaç yok diyor. Yani ne getirip-götürdüğünden haberi yok. Bugün Süveyş Kanalının aklımda kaldığı kadarıyla 40 milyar dolar kanaldan geliri var. Panama’nın ona benzer yine güçlü bir kaynağı var. Biz buradan bir defa çok önemli bir adım atıyoruz, nedir bu? Her şeyden önce Kanal İstanbul stratejiktir, onun detayına girmeyeceğim. Niye? Çünkü boğaz her an bir tehdidin altındadır. Bunu bir Romen tankeriyle daha önce Haydarpaşa’da yaşamıştık, aylarca Independenta yandı. Bu defa biliyorsunuz bir tarihi yalıda oldu. Ama bu arada bazı yalılara yine bu tür gemiler çarpmıştı. Allah’tan onlar tanker değildi, böyle ağır bir fatura ödemedik. Şimdi bu tanker de olabilirdi, ağır bir fatura yine ödeyebilirdik. Ama böyle bir şeyle karşı karşıya kalmadık. Buradaysa böyle bir durum olmayacağı gibi, biz Kanal İstanbul’un her iki yanını adeta İstanbul’un rezerv alanları olarak ve farklı bir mimariyle inşa edeceğiz ve İstanbul’un değişik yerlerindeki uygunsuz binaları, bunların arzu edenlerini buraya taşıma imkânımız olacak. Ve tabii 45 kilometre uzunluğundaki bu kanalın hakikaten o güzelliği, İstanbul’un o güzelliğine farklı bir güzellik daha katacak. Ve bir de marka olacak. Panama Kanalı dendiği gibi Kanal İstanbul dünyada anılır hale gelecek, bu bakımdan bu çok önemli. İşte bunlar Yavuz Sultan Selim Köprüsüne de karşı çıktılar. Aynı şekilde bunlar Marmaray başladığı zaman ona da karşı çıktılar ve bizim Marmaray’ın uzaması biraz da o yüzden oldu. Avrasya Tüneline de karşı çıktılar. Ya bunlar hiçbir hayırlı işe evet demezler. Aynı şekilde üniversiteler konusunda da olayları, işte İstanbul Üniversitesi’nin ikiye bölünmesinde yine ortaya çıktılar. Bu kafa hangi kafa biliyor musunuz? Eski komünist kafası, her atılan adıma onlar karşı çıkardı. Şimdi burada da aynı. Dolayısıyla bunlarla fazla kafayı yormamak lazım. Mesela ne diyor? TİKA’yı kaldıracakmış, AFAD’ı kaldıracakmış. Ya sen kimsin de neyi kaldırıyorsun? AFAD’ın yaptığı işten, AFAD’ın yaptığı hayırlardan haberin var mı? AFAD nerede adeta Kızılay’ın yaptığı işler varsa onun benzerlerini yapıyor dünyanın dört bir yanına. Öbür tarafta TİKA nerede tarihi eserlerimiz varsa, bu tarihi eserlerimizi renöve ediyor, onları ayağa kaldırıyor. Sen bunları yok edeceğim diyorsun. Benim milletim bu ifadeyi kullanan insanlara bu ülkede cumhurbaşkanlığı yetkisi verir mi ya? Bunlar benim milletimi gaflet içerisinde mi zannediyorlar? Biz dünyaya AFAD’la, TİKA’yla, Kızılay’la, bunlarla meydan okuyoruz, bunlar ise bu kurumlarımızı kapatmaktan, yok etmekten bahsediyorlar. Diğerlerinin bundan farkı yok, aynı.
SUNUCU- TİKA zaten tabela kurumuydu, aslında siz geldikten sonra harekete geçti.
Bir de efendim, muhalefetin o 400 milyar lirayı bulan yıllık maliyeti 400, o vaatlerine ne diyorsunuz, birçok vaat var?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunların hepsi yalan. Bunlar bir şeyin hesabını ölçerek bir şey yaptıkları falan yok, sadece atıyorlar. Söyleyelim…
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Emekliye bayram ikramiyesi konusunda da birtakım şeyler söylediler.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yutarlarsa diyorlar. Şimdi mesela emekliye biz bayram ikramiyesini getirdik biliyorsunuz, şimdi diyor ki; onu biz vaat etmiştik diyor. Ya vadettiysen yap. Ama biz şu anda bunu oturduk Sayın Başbakanla, Maliyeyle konuştuk, biz bunu yapar mıyız? Yaparız, o zaman her iki bayramda 1000’er lira vereceğiz dedik. Ve şu anda da işte bu para verilmeye başlandı. Ben bugün Bursa’da da sordum, aldınız mı paraları? Herkes, aldık dedi. Peki, Bay Kemal, sen nasıl soracaksın? Diyebilecek misin aldınız mı paranızı?
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Kesinti var dediler efendim bu emekli ikramiyesinde.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Kesinti dedikleri şu, bir aileye veriliyor bu para, yani o 1000 lira aileye veriliyor, bir kişiye değil. Dolayısıyla bu ailenin içerisinde eş, çocuklar vesaire hepsine.
SUNUCU- Serhat doğru söylüyor efendim, 500 lirası kesilecek, meydanlarda söylediler bunu muhalefet liderleri, yarı-yarıya kesilecek dediler, ama 1000’er lira yattı diye siz bugün zaten sordunuz.
FERDA YILDIRIM- Yapılacak olan iki konuyla devam edelim vaatleriniz arasında. Bir tanesi, millet bahçeleri, diğeri de son birkaç günün en popüler konusu kıraathane meselesi. Biraz ikisini de ben açmak isterim.
Millet bahçeleri, evet böyle aklınızda tasavvur ettiğinizde yeşil bir alan geliyor, ama ben bunu biraz daha açmak gerektiğine inanıyorum. Central Park mesela örneğini veriyorsunuz, zannediyorum eğer yanılıyorsam lütfen düzeltin, 12 kilometrelik bir alandan bahsediyoruz galiba, Central Park’ın da neredeyse iki katı büyüklüğünde mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- 3,5.
FERDA YILDIRIM- 3,5 katı, tamam. Nasıl bir konsept planlanıyor millet bahçelerinde? Yani bu mesela çevre şehircilik uzmanlarının yapacağı bir iş mi olacak, profesyoneller mi çalışacak, mesela projeyle ilgili bir yarışma mı açılacak, yoksa belediyeler eliyle mi yapılacak?
Kıraathane konusu da, malum biliyorsunuz siz kıraathane dediniz, kahvehane gibi algılandı. Açıklıyorsunuz esasında, kıraat okumaktan geliyor diyorsunuz, ama şimdi toplumda da kıraathane deyince bir kahvehane algısı da var.
SUNUCU- Kek tartışması da başladı.
FERDA YILDIRIM- Evet, bir de kek tartışması var. İki konuyu biraz şöyle derinlikli konuşalım.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- İçinde bulunduğumuz mekân gibi mi olacak mesela?
FERDA YILDIRIM- Evet, burası bir kıraathane örneği galiba.
SUNUCU- Siz kıraathane diyorsunuz, sonra kek üzerinden bir tartışma çıkartılıyor Sayın Cumhurbaşkanım.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hatırlarsanız külliye ifadesini kullandığımda bunlar her tarafı ayağa kaldırmışlardı; niye saray değil de külliye? Ama şimdi alışmışlar, şimdi artık herkes külliye diyor. Şimdi bakın, şimdi burası adeta benim millet kıraathanesi dediğim konsepte uygun bir yer. Burası tabii çok daha bana göre güzel ve farklı. Şu anda görüyorsunuz.
SUNUCU- Kameraman arkadaşım gösteriyor.
FERDA YILDIRIM- Yansıyor ekrana galiba.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yansıyor mu?
SUNUCU- Evet.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Fakat, benim şu andaki, mesela dün akşamki Zeytinburnu’nda olan model, bizim yapacağımız ki bu ilçelere göre değişecek, yani 100 metrekarelik yerler olacak, 200 olacak, 400 olacak, 600, 800. Şu anda projeler üzerinde mimar arkadaşlarımız çalışıyorlar. Ve öyle zannediyorum bu hafta içinde veya bayrama kadar projeler bitecek. Ve ondan sonra o projeleri takdim edeceğim.
Şimdi bu tabii nereden esinlenerek geldi? Kızım yurt dışında okurken bazen arardım, neredesin kızım falan diye sorduğumda, baba kütüphanedeyim. Kızım saat kaç? Baba burada en ideal çalışma saati ve rahat, huzurlu, burada çalışıyoruz. Sonra sorardım, derdi ki; çay, kahve, kek, her şeyimiz orada var ve ücret falan da ödemeyiz. Tabii oradan esinlenerek…
Bakın, şu güzelliği görüyor musunuz?
SUNUCU- Şu an görüntü giriyor evet efendim.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Bu Merkezefendi’deki değil mi efendim?
SUNUCU- Dün akşam ziyaret ettiğiniz öğrencilerle, evet.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi buraya ne diyor? Adeta kumarhane diyor. Ve bir taraftan da geliyor diyor ki; bu işsizliğin alameti diyor. Yani şöyle edebi bir kenara bıraksam buna söyleyeceğim laf çok ağır olur. Ya şurada çocukların hali ortada, görüyorsunuz herkes çayını içiyor, bir taraftan dersini çalışıyor, bunların büyük bir kısmı üniversite adayı, ama çalışıyorlar.
SUNUCU- Bilgisayarlar da var.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İnternet, her şey var. Ve burada sen sadece burayı takdir etmen gerekir. Bizim ülkemizde bu tür yerler de var mı demen lazım. O bunu demiyor, hemen bunu kumarhaneye benzetiyor, çünkü kendileri hep oralarda hayat geçirdiler, oralarda iskambil, oralarda zar attılar, oralarda kalkıp okey taşlarıyla haşır neşir oldular, şimdi buraları da zannediyor öyle. Çünkü kıraathane okuma evi, okuma yeri demektir Bay Kemal, Bay Muharrem.
FERDA YILDIRIM- Bilhassa mı seçtiniz bu ismi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, bilhassa, çünkü eskiden vardı zaten.
SUNUCU- İstanbul’da özellikle.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İstanbul’da eskiden vardı. Mesela ben babamın falan zaman zaman yanına gittiğimde, o kıyı kaptanıydı, çıktığında bazı arkadaşlarıyla Kasımpaşa’da onların kendi kıraathanesi vardı, orada buluşurlardı ve ben de babamı gider orada bulurdum, beraber eve çıkardık. Kıraathane bizde yeni bir şey değil, bunu eskiler çok iyi bilirler, vardı. Şimdi biz o kıraathaneyi, tamamen o okuma evlerini millet kıraathanesi olarak yeniden hayata geçirip gençlerimizi buralarda medeniyetimizin, kültürümüzün o eski temel taşlarını oluşturan bu yerlerde istiyoruz ki o hani anmak istemiyorum, bu kafeler vesaire var ya, buralardan kurtaralım. Çünkü oralarda maalesef çok yanlış şeyler oluyor.
FERDA YILDIRIM- İnternet kafeleri mi kastediyorsunuz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabii, burada da internet var, ama bu internet kafelerde farklı şeyler yapılıyor. Yani bizim için ki Yeşilay’ın bu mücadelesi de var, bir nevi uyuşturucuyla mücadelenin önemli yerlerinden bir tanesidir oralar, oralarla bu mücadelenin yapılması lazım. Ve Türkiye’de şu anda bizim uyuşturucuyla mücadelede en önemli adımları atmamız gereken yerlerden bir tanesi oralardır, oraları halletmemiz gerekiyor. İçişleri Bakanlığımızın büyük bir mücadelesi var, ama yeterli değil daha üzerine gideceğiz, gençliğimizi biz elden kaçırıyoruz, kaçırmamak için ne gerekiyorsa bunu yapmamız lazım. İşte şu anda bu millet kıraathaneleri bunun önünü açacak. Hem onlara zihinsel bir derinlik kazandıracak, fikri bir derinlik, zenginlik kazandıracak, hem de arkadaşları… Mesela bir kızımız çok ilginç bir şey söyledi; Başkanım dedi, burada kendimi sadece okumaya veriyorum dedi. Ama evde olduğu zaman bu olmuyor dedi; bu kadar.
FERDA YILDIRIM- Millet bahçeleri efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ona geliyorum. Şimdi millet kıraathaneleri bu, gördünüz. Şimdi bulunduğumuz yer de adeta çok daha bunun muhteşemi burası. Burasının tabii eski özelliği, ben İETT’de bir 7-8 senem var. Burası eski Bağlarbaşı garajıydı İETT’ye ait. Ve şimdi de burası Üsküdar Belediyesinin hem bu tür kültürel aktivitelerinin yapıldığı, bir tarafta da hemen şurada yanda yine vatandaşların belediyeye müracaatla düğünlerini, nikâh merasimlerini yapabildikleri etkinlerin olduğu bir salonu var. Şimdi bizim bu yapacağımız inşallah millet kıraathaneleriyle farklı bir konsepti Türkiye’ye genelleştireceğiz.
Bahçelere gelince, burada ilk etapta atacağımız adım, zaman kaybı olmadan bir bizim yeni yapmakta olduğumuz stadyumlar var. Şimdi yeni yapmakta olduğumuz stadyumlarla birlikte bir de eski stadyumlar var. Örneğin, Bursa’dan başlayalım, mesela Bursa’nın eski stadyumunu yıkıyoruz, çünkü Bursa’ya yeni stadyumu yaptık, muhteşem bir stadyumu var Bursa’nın. Eski stadyumu ise şimdi biz millet bahçesine dönüştürüyoruz. Öyle zannediyorum ki 60 bin metrekarelik bir alan. Şimdi Hyde Park yaklaşık 1,5 milyon metrekare, Central Park ise o da yaklaşık 3 milyon metrekare. Ama İstanbul’a gelelim, İstanbul’da Atatürk Havalimanını biz şimdi yeni havalimanıyla inşallah değiştiriyoruz, fakat 29 Ekim’de biz yeni havalimanını açacağız. Tabii 29 Ekim’e kadar da biz bir taraftan Atatürk Havalimanıyla ilgili proje çalışmalarına başlayacağız. Peki, oranın alanı ne kadar? Onu da söyleyeyim, yaklaşık 12 milyon metrekare, yani…
SUNUCU- 4 katına yakın.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gibi, 3,5-4 kat gibi. Tabii orada şimdi mevcut ağaçlarımız var, ama burası tabii sökülecek, sökülmek suretiyle de orası ağaçlandırılacak, yeşillendirilecek. Burada tabii bodur ağaçlar olacak, ama ağırlığı nereye vereceğiz? Ağırlığı çim. Niye? Gelsin anneler, babalar çocuklarla beraber oralarda yuvarlansınlar.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Biraz da böyle Yenikapı etkinlik alanı gibi mi, ona benzer mi olacak?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gibi ama, burası oradan çok daha farklı, çok daha güzel olacak. Mesela ben şimdi geçenlerde işte Yenikapı’daki bir etkinliğe giderken, baktım herkes sahilde, yani et-metler filan-falan orada şey yapılıyor, dumandan geçilmiyor. Arkadaşlara dedim ki, durdurun arabayı bakalım, şuraya bir gidelim filan. Durdurduk, daha iftara da vardı, şöyle bir hemen vatandaşların yanına gittim, tabi bir anda orası hamdolsun gayet bir büyük muhabbet sahnesine kavuştu. Şimdi orayı görünce, ha dedim, demek ki bizim buralar yeterli değil, bize daha büyük mekân, daha büyük alan gerekli. Sonra işte bu gündeme gelince arkadaşlarımla istişareyi yaptım, dedim ya biz en iyisi, zaten teklif geliyordu, yani biz Atatürk Havalimanını buna dönüştürelim diye. Dedik o zaman biz bunun üzerinde duralım ve Atatürk Havalimanını inşallah böyle bir millet bahçesine çevirelim. Tabi bu şimdi Malatya’da aynı şekilde…
FERDA YILDIRIM- Bütün şehirleri kapsayacak.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Hepsinde, Ankara’da aynı şekilde.
SUNUCU- Ankara’daki de çok büyük Sayın Cumhurbaşkanı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ankara da büyük ama, bu kadar değil. Şimdi Ankara’da Hipodromu yapacağız, ama Hipodrom olayı yeni değil. Hipodrom olayı aslında Cumhurbaşkanlığına önceleri bağlıydı, yapılacaktı, oyalandı da oylandı, en sonunda Kültür Turizm Bakanlığı’na devredildi, şimdi oranın üzerinde de inşallah 24 Haziran’dan sonra çalışmamızı yapıp orayı da, işte Ankara konuşmamda zaten etraflıca anlatım, nereleri bu kapsamın içerisine sokacağız diye onun üzerinde durdum. Mesela Trabzon’da Hüseyin Avni Aker’i aynı şekilde bir millet bahçesine dönüştüreceğiz. Ve bunlar bizim büyükşehirlerde çok büyük ihtiyacımız inşallah giderecek.
SUNUCU- Efendim, Serhat’a geçmeden önce, tabi süre de çok hızlı geçiyor, biraz hızlanalım…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ama sen Bülent’e hiç söz vermedin.
SUNUCU- Bülent Beye de vereceğim.
Efendim, üniversitelerle ilgili üniversite gençlerinin özellikle bir proje var başlatıyorsunuz, gençler için sosyal çalışma programı. Hazır ondan bahsetmişken, onun detaylarıyla ilgili bizle paylaşabileceğiniz bir şey var mı, bir unsur var mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sosyal çalışma derken.
SUNUCU- Gençlerin efendim, bu özellikle üniversiteli gençlerin ülkeye katkı sağlamaları yeni bir program hazırlığından söz ediliyor ve gençler için sosyal çalışma programı adlı bir yeni hamleden söz ediliyor, bunun detayında neler var?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Herhalde onunla şunu şey yapıyorsunuz: Şimdi yazları istiyoruz ki gençler belli yerlerde çalışma imkânına kavuşsunlar ve onları asgari ücret üzerinden belli bir bedel ödeyelim, bu yaklaşık 3 ay, 4 ay olabilir. Bu 3 ay, 4 aylık süre içerisinde oradan elde ettiği imkânı, ki bu tabi ki bir adeta onlar için staj anlamı da taşıyacaktır ve bu yıl boyunda da onların çeşitli işte harçlarıyla ilgili, böyle bir durumda zaten söz konusu yok, ama burs sorunu da bunların yok.
Biliyorsunuz her müracaat eden burs veya kredi alır, geri gönderdiğimiz yok, ama bunu bile yalan söylüyorlar. Her müracaat eden üniversiteli burs da alır, kredi de alır. Ama bazıları kredi ne yapmıyor, beğenmiyor. Ben buradan söylüyorum, bak beğenmemezlik yapmayın. Bir defa, bu kredinin faizi yok. Ve bu krediyi nasıl ödüyorsun? Bu krediye bir defa işe girdikten sonra ödemeye başlıyorsun, işe girmeden ödeme de yok. Ve bu arada da o kredi ne oluyor? Bir defa anapara zayıflamaya başlıyor, böyle bir imkân var. Bu imkânı üniversiteli genç fark etmesi lazım. Ha burs, bu karşılıksız, böyle bir durum var. Fakat bunu maalesef muhalefet tabi istismar ediyor. Ya bizim yaptığımız bu, biz sizin gibi palavra atamayız. Az önce sen bak nereden bahsettin? 400 milyardan bahsettin. Şimdi biz dürüst olacağız, halkımızı aldatmayacağız. Ya bunları bu kadar biliyordunuz, yapıyordunuz da CHP’nin bu ülkede koalisyon olduğu dönemler veya kendisinin iktidar olduğu dönemlerde acaba siz kaç öğrencimize kaç kuruş verdiniz? Gerçekçi olalım, dürüst olalım. Çiftçiye para, ne verdiniz ya? Biz veriyoruz biz.
SUNUCU- Efendim, Bülent Beye verelim o zaman sözü.
FERDA YILDIRIM- Bence Bülent Bey iki soru üst üste bile sorabilir, haksızlık olmasın.
BÜLENT SARIDİKEN-O zaman şeyi sorayım ben, millet kıraathaneleri Ordu’da olacak mı, onu sorayım?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Nasıl?..
BÜLENT SARIDİKEN- Ordu’da olacak mı acaba millet kıraathaneleri?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ordu ilinde mi diyorsunuz?
BÜLENT SARIDİKEN- Evet evet.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Olmaz olur mu ya?
BÜLENT SARIDİKEN- Ordulu olarak onu sormuş olayım en azından. Hemşehrilerimize güzel haber verilmiş olalım.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tamam, anladım ben senin derdini de.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Talep var herhalde efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani bu noktada tabi Ordu’nun şu anda tabi stat ihtiyacı da var, o bir taraftan tabi giderilir, yani mevcut şu andaki statları zaten iyi bir stat değil, büyük ihtimalle o mevcut stat ona dönüşebilir, yeni stat da Ordu’nun, Orduspor’un o ihtiyacını gidermiş olur.
BÜLENT SARIDİKEN- Hemen ikinci sorumu sorayım efendim ben. Bu yeni hükümet sistemiyle alakalı daha evvelden bir açıklamanız olmuştu, buna istinaden 24 Haziran’da fiilen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi geçilmiş olacak. Siz bazı bakanlıkların devre dışı olacağını, kaldırılacağını söylemiştiniz. Bunlarla ilgili genel bir açıklama yapar mısınız acaba?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şöyle söyleyeyim: Bizim tabi 24 Haziran’da b iş bittikten sonra, yani yemin o süre içerisinde bir 10-15 günlük vaktimiz olacak, o 10-15 vakitte, tabi çalışmalarımız ekibimizle beraber şu anda yapıyoruz, fakat o süredeyse bunu çok daha farklı bir şekle dönüştüreceğiz. Çünkü biliyorsunuz kanun hükmünde kararnameler var ve bunlar tabi kanun mesafesindedir, ama daha sonra bu neye dönüşecek? Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dönüşecek. Şimdi bu süreyi bizim çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Fakat şu an itibarıyla biz yeni sistemde bir defa kabine olsun, kurullar olsun, bunun yanında başkanlıklar olsun, bu tür şeylerimizi hazırlamış, bitirmiş vaziyetteyiz. Tabi bir de Cumhurbaşkanlığının kendi hemen yapısı içindeki en yakın çalışma arkadaşları olsun, bunlar şu anda bitmiş vaziyette. Dolayısıyla da çalışmaları birlikte beraber yürütüyoruz.
BÜLENT SARIDİKEN- Başkanlık sayısı falan belli mi efendim şu an?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi orada biliyorsunuz zaten en az bir tane tane, ama ondan sonrası cumhurbaşkanının tasarrufuna kalmıştır, bu 2 de olur, 3 de olur, 4 de olur, 5 de olur…
FERDA YILDIRIM- Bir kadın yardımcı olabilir mi mesela?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sen talipsin galiba?
FERDA YILDIRIM- Yok, değilim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani böyle bir…
SUNUCU- Ama efendim, 81 milyondan herhangi birisini seçebilirsiniz, artık sistem öyle.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ona mani bir hal yok. Yani burada bütün mesele, yanınıza alacağınız, tercih edeceğiniz bu arkadaşlarımızın her şeyden önce hakikaten deneyimli, tecrübeli, iş bitiren, yani böyle bürokratik oligarşinin o çirkinliklerini kendinde taşıyan değil, onları bir kenara koymuş, çok seri üreten, teorik-pratik buluşmasını çok iyi yapan ve bunu eğer başarabiliyorsa onlardan alacağımız çok şey var, onlardan istifade edeceğimiz çok şey var. Bu bakımdan şu anda biz isimler üzerinde de çalışmalarımızı tabi yapıyoruz…
SUNUCU- Biraz bilgi verebilir misiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Veremeyiz. İsimler üzerinde de çalışmalarımızı yapıyoruz…
SUNUCU- İsimler üzerinde, yani kabineden bahsediyorsunuz değil mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tabi. Şimdi bunların hepsi ne zaman olacak? Bunların hepsi inşallah 24 Haziran’dan sonra Rabbim lütfeder, milletim de bize tamam, yürü derse, dedikten sonra bunları o zaman tabi ki açıklayacak noktaya geliriz
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Çalışmalarımız devam ediyor dediniz ama, bu işin bir de fiziki şartlarını oluşturma hazırlığı var efendim. Başkanlık ofisleri, Amerika Birleşik Devletleri’nde örneğini bildiğimiz başkanlık ofisleri tarzında mı olacak bu? Bir nevi aslında yürütme ofisleri gibi çalışacağı da söyleniyor. Bu konuda bir hazırlığa yönelik en azıdan bilgi verebilir misiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda Türkiye’nin bu noktada bir sıkıntısı yok, gerek bizim Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olsun, gerek Çankaya olsun, bunların hepsi bizim ihtiyaçlarımızı gidebilecek noktada. Zaten mevcut bakanlıklar malum, yani Türkiye bu noktada altyapısıyla güçlü bir ülke, mükemmel bir ülke.
Mesela çıkmış bir tanesi diyor ki, ben burayı, Külliyeyi diyor işte üniversitelere vereceğim; tamamen popülist. Çankaya’yı zaten kullanmayacağım diyor. Herhalde orayı da birisine verecek veya birilerine verecek, böyle bir anlayış, böyle bir mantık. Bu çok çirkin bir popülizm. Havada, karada kaparlar da böyle bir şey olsa, olmayacak zaten, ama öyle bir şey söyleyin ki millet de bunu makul karşılasın, ama bunu yapmıyorlar, dürüst davranmıyorlar. Bizim bu yaptığımız yerler kim için? Milletimiz için ya, yani bizim şimdi Külliyemiz, oradaki bütün millet evi, camimiz. Şimdi camimizin önünde mesela dev birçok amaçla salon yaptık, geçenlerde orada 2500 civarında muhtarımıza iftar verdim, onlarla açtık orayı, muhteşem bir salon oldu, üzerinde bir sergi salonu var ayrıca. Şimdi onun sağ tarafında da Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesini yapıyoruz, işte 5 milyon fiziki cilt kitap orada olacak. Şu anda mesela bize gelen kitap sayıları 1,5 milyonu aştı, birçok sağ olsun ilim adamlarımız, bazılarının varisleri bu kitapları Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesine hibe etmeye başladılar.
SUNUCU- Efendim, OHAL’e geçeğim ama, bir şey var, Milliyetçi Hareket Partisinden isimler kabinede yer alacak mı? Bu konuyu toparlama anlamında, çok konuşuluyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Batuhan Bey, bu çok farklı bir şey. Yani cumhurbaşkanlığı noktasında cumhurbaşkanı burada şu zihniyet, bu zihniyetin ayrımına girmesi yanlış olur. Buradaki ehliyet, liyakattir aslolan ve bu ehliyet, liyakatle tabi Parlamento sayısı nasıl oluşacak, bu önemli, bu sayı oluştuktan sonra duruma göre değerlendirmesi yapılabilir. Yani MHP’ye gönül vermiş arkadaşlardan da ifade edilebilir, buna göre bir değerlendirmeyle bizim burada ehliyet ve liyakate bakarak güçlü isimlerle güçlü bir kabineyi kurmak gerekir.
FERDA YILDIRIM- Bu konudan uzaklaşmadan kısacak hemen sormak istiyorum bunu. Geçen sene bu sistemi oyladık ve 24 Haziran’da da işte sandığa giderek başkanlık sistemi hayatımıza girmiş olacak. Şimdi bu geçen sene zinhar karşı çıkılan bir durumdu muhalefet tarafından, ama şimdi onlar da kampanyalarını elbette üzerinden yürütüyorlar, başkan olursam bu olacak, başkan olursam şu gelecek hayatınıza gibi. Bir taraftan da, geçtiğimiz hafta Sayın Kılıçdaroğlu’yla Sayın Akşener parlamenter sisteme dönüş görüşmesi yaptılar. Şimdi ortada bir kafa karışıklığı mı var? Parlamenter sisteme, ama adına iyileştirilmiş parlamenter sistem diyorlar, olası görüyor musunuz bunu?
SUNUCU- 400 tane milletvekili lazım galiba bir de?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi sen tabi bir tarafından yakalamış vaziyettesin. Bir defa, o çoğunluğu bulması lazım, o çoğunluğu bulmadıktan sonra, bir defa böyle bir şeyi yapmak mümkün mü? Dedim ya, bunlar hep atıyor.
Şimdi 16 Nisan’da ne oldu? Bu ülkede bir anayasa değişikliği oldu, bu anayasa değişikliğiyle yeni bir süreç başladı. Şimdi bu yeni süreçte de ne yapıyor? Belli oranlar veriyor, eğer siz o oranı yakalamadıktan sonra Parlamentoda bir anayasa değişikliği yapamazsınız. Millete gitme noktasında da size müsaadeyi verecek olan yer neresi? Gene Parlamento. Şimdi bunlar ya bu işi bilmiyor veyahut da kafaları karıştıralım diye ne yapabiliriz, bunun gayreti içerisindeler veyahut da ha diyorlar 24 Haziran’da galiba yokuz, öyleyse şimdiden biz kafaları karıştırmak için ne yapalım?
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Suyu bulandıralım.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Suyu bulunduralım, yaptıkları iş bu. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, benim milletim 24 Haziran’da kimin ne iş yaptığını çok iyi bildiği için bunlara gereken dersi verecek, ben buna inanıyorum.
SUNUCU- Efendim, OHAL, olağanüstü halin kaldırabileceğini söylediniz seçimlerden önce. Kafanızda bununla ilgili belirlediğiniz bir takvim var mı, ne zaman kalkabilir?
Bir de efendim, OHAL biliyorsunuz zaten 15 Temmuz darbe girişiminden sonra konulmuş bir şey. O zaman OHAL’in kaldırılmasından söz ettiğinize göre, FETÖ’yle mücadelede bayağı bir merhale kat ettik ki OHAL’in kalması mı gündeme geldi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi şöyle söyleyeyim: OHAL’in getirilmesinin en önemli sebebi, zaten terör odaklıydı. Tabi bu terör odağında birinci derecede FETÖ vardı ve PKK, PYD, YPG, bunun yanında DEAŞ, bunlar vardı. Bütün bunlara karşı biz OHAL’i yaparken, bunan 16 yıl önce geldiğimizde Türkiye’de yine bir OHAL var mıydı? Vardı. Fakat o OHAL’i biz hemen bir ay içerisinde kaldırdık mı? Biz kaldırdık, çünkü o OHAL teröre karşı değildi, o OHAL maalesef bölgeseli, Güneydoğu, Kuzey Irak, buralara yönelik bir yapıydı, bizimkisi ise tamamen teröre yönelik. Ve o dönemdeki OHAL’de, hatırlayın fabrikalar filan zaman zaman ne oluyordu? Hep grevlerle karşı karşıyaydı. Şimdi bizim dönemimizde herhangi bir fabrikada bir grev söz konusu mu? Tam aksine, böyle bir greve yeltenme olduğu zaman biz OHAL’le karşısına çıkıyoruz ve onların çalışma imkânını biz kolaylaştırıyoruz, çünkü bizim buna ihtiyacımız var.
İki: OHAL’le biz bir defa terörle mücadeleyi rahatlattık, teröre yönelik çok ciddi mücadele verdik. Şu anda bu işi ciddi manada yumuşattığımız için, 24 Haziran’dan sonra biz OHAL’e şöyle bir neşter vurabiliriz. Ama şunu da söyleyeyim: Herhangi bir sıkıntı olduğu anda da OHAL tekrar getirilebilir. Ama şu anda bu sıkıntılar büyük ölçüde aşıldığı için buna bir ara verebiliriz.
BÜLENT SARIDİKEN- Buradan isterseniz FETÖ terör örgütüne müsaadenizle geçelim: Çünkü son zamanlarda suikast girişimleriyle alakalı yurt dışı ajanlarından geçilen bilgiler var FETÖ terör örgütü ve işbirlikçilerinin. Bununla ilgili sizlere gelen bilgiler de var mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi Bülent Bey, şöyle bir şey söyleyeyim: Benim bir prensibim var, doğmamış çocuğa hiç don biçmem. Bizim İstihbarat Örgütümüz var mı? Var. Bizim uluslararası istihbarat örgütleriyle ilişkilerimiz var mı? Var. Ha FETÖ terör örgütü veya PKK veya diğerleri şöyle yapar-böyle yapar, ne yaparlarsa yapsınlar. Yani şunu bilelim ki Türkiye 15 Temmuz’dan çok daha ileride, çok daha güçlü. Böyle bir şey Allah göstermesin olacak olsa, biz bunların kökünü kazırız. Bana Bay Kemal diktatör diyormuş, varsın desin. Milletim bana ne diyor, önemli olan o. Bana Batı diktatör diyormuş, varmış desin, umurumda değil. Biz şu anda teröristleri, FETÖ vesaire içeriye aldık mı? Aldık. Almanya hatırlayın 500-600 bin kişiyi devletten ihraç etti, bunları kimse konuşmuyor, bunu konuş. Biz ise şu anda devletten işte 150 bin kişiyi falan açığa aldık, beyefendiler rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyorsunuz? Bu milletin huzuru, refahı, her şeyi kaçtı gitti ya. Bu milleti böldünüz ya, parçaladınız. Babayı-anayı evlatlarıyla bölük pörçük ettiniz ya, bizim birçok dostlarımızın ben halini biliyorum. Kusura bakmayın arkadaş, eğer acırsak acınacak hale geliriz; benim felsefem bu. Sadece FETÖ’yü kastetmiyorum, hepsi.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Biraz dış politikaya girmek gerekecek ve hızlanmak gerekecek zannediyorum.
FERDA YILDIRIM- Süre azaldı, evet.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Soruları birleştirerek sormakta fayda var.
Biz yayına hazırlanırken efendim, ABD Savunma Bakanı Mattis’ten bir açıklama geldi; bu Münbiç konusunda varılan mutabakat çerçevesinde gerçekleşecek yol haritasını uygulamakta kararlıyız dedi. Bir yandan da F35’lerin ilk teslimatının 21 Haziran’da yapılacağını biliyoruz. Amerika tarafı S400’lerle mukayese yapmayı sürdürüyor, hatta alın S400’leri, fakat kullanmayın gibi bir öneri de getirdiler. Bu konuda bizimle paylaşacağınız yeni bir durum var mı hem Münbiç konusu, hem de F35’lerin teslimatı ve S 400 mukayesesi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi değerli arkadaşlar, ekranları başında bizi izleyen aziz milletim; bir defa burada Türkiye çok ciddi bir diplomasi sürdürmektedir. Bakın batıda Rusya’yla, İran’la bu diplomasiyi sürdürüyoruz, Fırat’ın doğusunda ise Amerika ile koalisyon güçleriyle biz bu diplomasiyi sürdürüyoruz. Münbiç olayı bizim için yeni bir olay değildir. Münbiç olayı Sayın Obama’nın iş başında olduğu dönem gündemimizde olan bir olaydır. O zaman bizim meşhur bir Zeytinlik Operasyonumuz vardı. Fakat bu Zeytinlik Operasyonunda Sayın Obama bizi oyaladı, ciddi manada oyaladı ve G-20 Toplantısında Antalya’da kendisiyle bunları etraflıca orada konuştuk, tamam vesaire falan birçok şeyler söyledi. Kendisinden bazı mühimmat, malzeme talebim oldu, kayıtlarını falan aldılar, tabii bunların hiçbiri yapılmadı. Ve ne yazık ki Zeytinlik Operasyonunu tabii yapamayınca, daha sonra da Sayın Trump iş başına gelince onunla da bunları konuştuk, yüz-yüze konuştuk, o da olumlu cevaplar verdi. Fakat gel gör ki onunla da netice alamadık, tam aksine Münbiç 16 Mayıs 2016 Amerika’da toplantı yaptık hem ikili, hem de heyetler arası. O toplantıda kendisine bunları sordum. Dedim ki; bizi eğer Münbiç’te siz yanınızda görmek istemiyorsanız bunu bilelim. Görüyorum ki siz PYD-YPG ile beraber hareket etmeyi tercih ediyorsunuz. Bunlar bize göre terör örgütüdür, ama siz bunları terör örgütü olarak kabul etmiyorsunuz. Bir de uydurma bir isim daha koydunuz yanına, SDG, bunları biz yutmuyoruz; bunu bilmenizi isterim. İşte sizin asker sayınız az. Hayır dedim, biz ne gerekiyorsa bunu çok iyi yaparız. Benim generallerim böyle söylüyor; bakın dedim, sizin generallerinizin öyle söylemesi, bizim generallerimizin farklı düşünmesini ortadan kaldırmaz, benim generallerim de farklı konuşuyor. Ve heyetler arasına geçtik, tekrar gündeme geldi, baktım bunlar aynı yerdeler. O zaman dedim ki; siz yolunuza, biz yolumuza. Ve tabii o dönemde de özellikle El Bab, Cerablus filan falan bu işler de tabii yürüyordu, bu onları zaten ciddi manada ürküttü. Bunlar zannetti ki Türkler bu işi… Hâlbuki o dönemde 1250 tır silah bu adamlara gitti. Bunu kendisine söylediğimde de olamaz böyle bir şey dedi. Sayın Trump, oldu dedim. Bak sizin İstihbaratınız sizi yanıltıyor. Ve sürekli olarak bu tırlar geldi-gitti, geldi-gitti vesaire en son nereye çıktı? 5 bine, 5 bin tır.
Şimdi Münbiç’le ilgili de şöyle bir ifade kullanıyorlar: Biz bunların seri numaralarını biliyoruz ve bu seri numaralarıyla biz bu silahları PYD’den-YPG’den toplayacağız, alacağız ve onları da Münbiç’ten çıkartacağız. Şimdi ne kadar samimiler bilemiyorum.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Daha önce de söylemişlerdi çünkü.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Daha önce de söylediler. Tabii Dışişleri Bakanım da bunları bana anlatıyor bu şekilde. Dedim ki; yani bak Mevlüt Bey, bunda ne kadar? Samimi görünüyorlar. Şimdi bunu göreceğiz tabii, süreler verildi, şu kadar süre içinde şu olacak falan filan gibi.
SUNUCU- 4 Temmuz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Yani bu süreler içerisinde gerçekten Fırat’ın doğusuna bunlar sürülürse, ha biz o zaman samimiyetlerini anlayacağız, çünkü yüzde 90-95 burada Arap var. PYD-YPG, bunlar buradan çıkarıldıktan sonra Arap nüfus ne yapacak? Kendi topraklarına dönecek. Ve burada tabii ayrıca da bazı görüşmeleri, bazı orada müşterek atılacak adımları da tespit edeceğiz. Şu anda o çalışmalar da devam ediyor.
F35’e gelince, F35’te verdikleri söz, çünkü biz 800 milyon dolar şu anda ödedik, bu bizim anlaşmamızın gereği olan bir ödeme. Bize kalkıp da bir defa bu noktada bir yanlış yaparlarsa, yani bu dünyada bir uluslararası hukuk var, bu hukukun gereği neyse, biz de bu hukukun gereğini işletiriz; bu bir.
S400’lere gelirse, kusura bakmasınlar, biz S400’leri çekip alıp da ambara koyacak halimiz yok. Biz S400’leri kalkacağız bunları da yeri geldiğinde gerektiği şekliyle S400’leri kullanacağız. Bunlar savunma sistemleridir. Biz bu savunma sistemini kullanmayacağız da ne yapacağız? Yani biz yine Amerika’nın eline mi bakacağız? Yıllarca istediklerimizde hep bize şu cevap verilmiştir: Kongre izin verilmiyor, kongre izin vermiyor, hep bunu söylemişlerdir. Biz artık bıktık. Şimdi ise bize Rusya teklifimize gayet cazip bir teklif karşılık verdi. Ne dedi? Biz ortak üretime dahi girebiliriz dedi. Kredi noktasında da gayet uygun kredi şartlarını bize verdi. Ve biz de şu anda bu süreci bu şekliyle işletiyoruz.
SUNUCU- Yol haritası devam ediyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ve bir diğer tarafta da tabii Yunanistan buluyorsunuz S300 kullanıyor, Suriye’de var. Onlar niye rahatsız etmiyor sizi de, Türkiye’ye verilecek S400’ler rahatsız ediyor?
SUNUCU- Efendim, daha çok sorumuz var, biraz hızlanalım. Bugün mitingde de açıkladınız, çok önemli bir söz sarf ettiniz, Kandil operasyonu. Öteden beri konuşuluyor, hedeflerin vurulduğunu söylediniz. Bir taraftan Hakurk, Zap bölgesinde ileri karakolların kurulduğu ifade ediliyor, 11 karakol ki Dağlıca bölgesinden terör örgütü bir daha Türkiye’ye sızamasın. Suriye geçişkenliğini de durdurmak için. Efendim, nedir Kandil Operasyonundaki son durum? Seçimlerden önce mi olur, sonra mı olur, şartlar ne zaman oluşur? Bir de, muhalefet bunu seçim argümanı olarak kullanıldığını iddia ediyor, buna ne dersiniz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Batuhan, sen ne argümanı olarak kullanıyorsun onu anlayamadım yalnız, yani beni köşeye sıkıştırıyorsun.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Kandil’de kimse yok deniyor?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bir de o var. Ama Kandil’de kimsenin olmadığını neye dayanarak söylüyor? Ha burada bir şey çıkıyor ortaya…
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Görüşüyorlar, bilgi geliyor.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Geliyor, kesin. Bugün demek ki mitingi beraber yaptıkları kişiler onlara sufle ediyorlar.
FERDA YILDIRIM- Diyarbakır’da.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biliyorlar ve orada kimse yok; ya tamam da, Türkiye’nin şu anda istihbaratı, her şeyi, orada ne olup olmadığını bilmiyor mu? Bak 20 uçakla orada biz tamamıyla ciddi manadaki koordinatlarını aldığımız hedefleri vurduk ve bunlar sıradan hedefler değildi. Aynı şekilde Kandil’in bir benzeri neresidir? Sincar’dır. Aynı durum Sincar için her an geçerlidir.
FERDA YILDIRIM- En geniş hedefimiz, tüm Irak karasalından PKK’yı temizlemek midir?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bizim için tehdit oluşturan her yer.
SUNUCU- Zamanlama efendim, operasyonun zamanlaması?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bunlar söylenmez, bunlar konuşulmaz.
SUNUCU- Her an olabilir ama değil mi, bir gece ansızın gelebiliriz sözü geçerli mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben söyledim, her zaman söyledim, tabii geçerli, bir gece ansızın gelebiliriz, bir gece ansızın vurabiliriz, bu böyle. Söylenerek burada davul zurnayla olacak iş değil.
FERDA YILDIRIM- Bağdat yönetiminden bu anlamda hani tuhaf sesler geliyor operasyona dair. Temaslarınız ne durumda hem Tahran’la esasında, hem Bağdat’la?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Tahran’la benim temaslarım devam ediyor sürekli, istihbarat aynı şekilde. Tabii oralarla da bu temasların yürütülmesi çok çok önemli. Ama az önce de sorduğunuz soru üzerinden hareket edeyim; mesela Fırat’ın doğusu ve batısıyla alakalı benim Dışişleri Bakanım Pompeo’yla görüşmelerini yaptı. Bu neyi gösteriyor? Türkiye oralarla da münasebetlerini iyi sürdürüyor. Bu arada ben Sayın Putin’le görüşmelerimi sürdürüyorum. Sayın Putin Özel Temsilcisini bir heyetle mesela bana gönderiyor, ben onlarla görüşüyorum. Aynı şekilde benim karşı tarafla, Rusya’yla görüşmeler yürüten özel temsilcilerim var, onlar görüşmeleri yürütüyor. Yani bunlar diplomasi olarak sürüyor. Bu bizim bir defa Türkiye’nin diplomaside ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Siz Muharrem’in söylediklerine bakmayın, anlamaz bu işlerden. Diyor ki; bunlar ne Irak, ne İran, bak yapamayacaklar, giremeyecekler. Ne oldu, girdik, ne oldu? Sen kalkıp Selo Selo Selo, onların bağırması çağırması altında kalkıyorsun miting yapıyorsunuz. Biz öyle bir miting yapmıyoruz, ona da ihtiyacımız yok. Biz sadece orada kalkıp bizi kucaklayan, bizi seven Güneydoğulu halkımızla bu mitingleri yapıyoruz. Ve inşallah gün ola hayrola diyoruz.
BÜLENT SARIDİKEN- Ben şeyi merak ediyorum; Batı ve Amerika bizi çok yakından takip ediyor bu seçimlerle alakalı. Acaba seçimden sonraki süreçte Türkiye’ye karşı tutumlarında, davranışlarında bir değişme olur mu? Nasıl bir politika güderler size göre?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Benim şeyim şu: Bir defa seçim AK Parti’nin inşallah zaferiyle sonuçlandığı zaman bunların birçoğunun havası, yelkenleri iner.
FERDA YILDIRIM- Geçen sene yaptığımız o referandumda hani Batıdan yükselen bir olumsuz hava vardı ya, neler yapıldı biliyorsunuz, manşetler, olaylar. Bu sene pek öyle değil gibi, daha yumuşak bir hava sezinliyor musunuz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Biz gitmiyoruz ki oraya.
FERDA YILDIRIM- Biraz daha saldırgan tavrın yok olduğunu görebiliyoruz sanki.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Saldırgan tavır yine var, baksana Avusturya’da 7 tane caminin kapatılmasından bahsediliyor; bu ahlaksızlığın daniskası.
SUNUCU- Çok sert cevap verdiniz efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu bir haçlı-hilal savaşının adeta yeniden başlaması anlamına gelir. Biz bir yere kadar sabrederiz. Eğer sen orada kalkıp da bizim mabetlerimizi kapatırsan, bunun herhalde bir karşılığı olur. Siz orada kalkıp da bizim din adamlarımıza karşı bir tavır takınırsanız, biz de kalkıp ya çok da iyi yapıyorsunuz diyecek halimiz yok. Ve Avrupa Birliği müktesebatı var. Avrupa Birliği müktesebatına Avrupa Birliği’nin üyesi bir ülke olarak sen nasıl ters böyle bir hareket yapıyorsun? Ben onun için bugün konuşmamda Sayın Merkel’e çağrıda bulundum; bu adama bir şöyle destur verin. Onun için şu seçimden sonraki durum, tablo; bunların birçoğuna çok daha farklı müdahale etme fırsatını verecektir.
SUNUCU- Artık son tur yapıyoruz.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Gündem soruları bitti mi, biraz böyle özel sorulara girelim mi?
SUNUCU- Gündemle ilgili soracağınız bir şey var mı arkadaşlar?
BÜLENT SARIDİKEN- Ben sadece kısa bir şey müsaadenizle; şimdi Türkiye’nin dışında pek fazla bu tür olaylara tepki gösterilmiyor, kısaca neden sadece Türkiye?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Demek ki biz bu konularda çok daha hassasız. Türkiye’de bile CHP’nin böyle bir hassasiyeti var mı? Diğer partilerin böyle bir hassasiyeti var mı? Yok. Burada bir cumhur ittifakının bir hassasiyeti söz konusu var, ama bunun dışında bir hassasiyet yok. Ve biz AK Parti olarak bu konularda bir defa bu bizim sinir uçlarımıza dokunuyor, damarımıza dokunuyor. Ve biz eğer bunlara karşı tavır ortaya koymazsak Türkiye’nin varlığı tartışılır hale gelir. Biz Türkiye’nin varlığını tartışır hale getirmek istemiyoruz. Kim olursa olsun. Öleceksek adam gibi ölürüz. Ama bu topraklarda bir Türkiye var, bunu bilmeleri lazım; tarihiyle, anıyla bir Türkiye’nin var olduğunu bilmeleri lazım.
SUNUCU- Efendim, referandumla kıyasladığımız zaman, onu söyledik, daha sertti, şu an birazcık daha yumuşamış görünüyorlar ve seçimlere müdahale etmiyorlar. Ama referandumda direkt içindelerdi.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda biz oralara gitmek vesaire gibi bir şeyin içinde olmadık, olmuyoruz. Şu anda biz oralarda AK Parti davasına gönül veren vatandaşlarımızla beraber bu işi yürütüyoruz.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Bosna Hersek’i bile engellemeye çalıştılar efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bosna Hersek’te mesela orayı engellemeye kalktılar, ne oldu?
SUNUCU- Gittiniz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gittik, gümbür gümbür Bosna Hersek’ten evvel Allah 15 bin kişiyle gereken cevabı Avrupa’ya verdik. Ve orada tabii sağ olsun Bakir İzetbegoviç’in konuşması muhteşem bir konuşmaydı. Aynı şekilde bizler konuşmalarımızı yaptık ve oraya gelenler zaten bütün enerjiyi aldılar ve tekrar memleketlerine döndüler, ülkelerine döndüler. Ve ben çok umutluyum, Avrupa’dan inşallah güzel neticeler gelecek.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Efendim, bu yoğun tempo, biz tabii Türk siyasi tarihine baktığımızda liderlerin işte seçim dönemlerinde yoğun olduğunu, illerde miting yaptıklarını biliyoruz, ama bu kadar sayıda değil yine. Seçim dönemine has değil sizinki, sürekli bir koşuşturma içindesiniz. Arkadaşlarımızla beraber merak ettiğimiz; kaç saat uyuduğunuz ve dinlendiğinize ilişkin bir soru, özel bir soru.
İkincisi de; Dünya Kupası başlıyor malum, favoriniz hangi ülke? Futbola merakınızı ve ilginizi biliyoruz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda saat olarak, tabii Ramazan’ın da ortaya koyduğu bir durumla mümkün olduğu kadar şöyle bir 6 saat ile işi yürütmeye çalışıyorum. Bunun dışında tabii arkadaşlarımız arazide bayağı iyiler, yoğun çalışma var. Az önce siz de ifade ettiniz, tabii biz kongrelerden de yeni çıktık, kongrelerde de bütün vilayetleri dolaştık. Yani şu anda istim üzerinde parti teşkilatları, o bizim için büyük bir avantaj oldu ve seçim gününe kadar işte en büyük mitingimiz benim İstanbul, Binali Beyin İzmir’de bir büyük mitingi olacak. İstanbul’da ayrıca tabii ilçelerde yapacağımız mitinglerim olacak, onları ayrıca dolaşacağız. Ve tabii diğer vilayetler var, mesela bugün Eskişehir’i yapıyoruz. Ama Eskişehir’de Eskişehir mitingiyle beraber bir de TANAP’ın açılışını yapacağız, orada İlham Aliyev Beyle beraber olacağız, Sırbistan Devlet Başkanı Vuçiç gelecek, Proşenko gelecek, onlarla beraber orada olacağız, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı gelecek, beraberce dört başkan olarak orada bu açılışı yapacağız. Ama onun öncesinde de Eskişehir Mitingini yapacağız. Dolayısıyla yarın inşallah Trabzon, Trabzon’dan sonra Ovit Tünelinin açılışını yapacağız, çok çok önemli bir tünel, Rize’yi Erzurum’a bağlayan bir tünel ve oradan da daha sonra Rize’ye geçip Rize mitingini yapacağız. Sonra Rize’de bizim evde inşallah şöyle bir ortak yayınla yine böyle bir toplantıyı orada gerçekleştireceğiz.
SUNUCU- Memlekette.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Daha sonra tekrar İstanbul’a…
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Bütün bunlardan fırsat kalınca uyuyorum diyorsunuz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İnşallah.
SUNUCU- 6 saat yetiyor o zaman öyle mi efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda 6 saat, ama bazen tabii aşağı da düşebiliyor, ama 6 saatle idare ediyoruz.
SUNUCU- Dünya Kupasında Türkiye yok, hangi ülkeyi destekliyorsunuz?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Destekleme demeyelim de…
SUNUCU- Favori.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Favori diyelim. Yani Almanya herhalde yine bu işin favorisi olur.
SERHAT İBRAHİMOĞLU- Cumhurbaşkanım, torunlar şikâyetçi mi sizi az görmekten?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onlar da şikâyetçi, ben de şikâyetçiyim.
SUNUCU- Karneleri nasıl efendim torunların?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Karneler maşallah.
SUNUCU- Takdir aldılar mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Takdir.
FERDA YILDIRIM- Bulduğunuz ilk fırsatta onlarla vakit geçirdiğinizi biliyoruz defaatle hep anlattığınız bir durum, size de çok iyi geldiğini…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Bu sabah şimdi önümü çevirdi en ufağı, Berat Beyinki, o şimdi 5 numara.
SUNUCU- 6 tane var değil mi?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şu anda 6 var, 7 geliyor inşallah.
Geldi bana, dede beştaş oynayalım dedi.
SUNUCU- Beştaş…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Beştaş, sen bilmiyorsun galiba.
FERDA YILDIRIM- Bu eski bildiğimiz beştaş…
SERHAT İBRAHİMOĞLU- O nasıl biliyor efendim?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Öğretmeni var, ona şey yapıyor. Şimdi beş tane taşı alırsın, bir taneyi buraya koyar atarsın, sonra iki, sonra üç, sonra dört falan atar elinin içine almaya çalışırsın.
SUNUCU- Oynadınız mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Dedim, oğlum sen oyna falan diyorum ona, o yapıyor falan, gülücükleri vesairesi falan ayrı bir heyecan veriyor.
FERDA YILDIRIM- Onlarla vakit geçirmenin dışında tüm bu yorgunluğu atmak için, şimdi hani nasıl karnımız acıktığında yemek yiyoruz, ruh da dinlenme ihtiyacı hissediyor ve bir şeylerle beslenmek istiyor. Ruhunuzu neyle nasıl dinlendiriyorsunuz; müzik mi, kitap mı, tüm bu koşuşturmacanın arasında tabii fırsat bulabiliyorsanız?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi tabii benim müzikle aram iyidir, kendime has noktada böyle bazı özelliklerim var, arabada onu bir defa gideririm, bu var. Tabii seçim sebebiyle…
FERDA YILDIRIM- Dinlediğiniz özel bir şey var mı?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Oraya girmeyelim.
FERDA YILDIRIM- Peki.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Şimdi seçim sebebiyle jimnastikleri falan yapamadık. Haftada 2-3 gün aletli jimnastik çalışırdım.
SUNUCU- Ama kilo almamışsınız efendim, formunuzu da koruyorsunuz yani, kilo da almadınız.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ramazan da var, fena değil, şöyle 2-3 kilo verdim. Fakat şimdi mevsim de artık bayağı güzel hale geldi, inşallah 24’ünden sonra halkım yürü derse biz şimdi bir de bunu artık açık alanda sporumuza yine devam edeceğiz.
SUNUCU- Efendim, çok teşekkür ediyoruz. Aslında bir soru daha vardı, tabii herkesin formülü var, Canan Karatay’ın formülü, baktım bugün iki tane miting yaptınız, sonra iftara katıldınız, sonra geldiniz saat 1 oldu burada bizimlesiniz. Recep Tayyip Erdoğan formülü var mı?
FERDA YILDIRIM- Yeme-içme hususunda mı?
SUNUCU- Evet, ben onu soruyorum. Yani bir karışım, bir şey varsa ben de alacağım da efendim, onun için soruyorum.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Onu özel vereyim sana.
SUNUCU- Peki efendim.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Öyle bir karışım falan diye bir şeyim yok.
SUNUCU- Ekleyeceğiniz bir şey var mı Sayın Cumhurbaşkanım?
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ben şu anda ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarıma, tüm kardeşlerime, milletime; özellikle şu mübarek Ramazan-ı Şerifi hakikaten dolu dolu geçirdik, ama bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım diyorum. Bu kardeşliğimize gölge düşürmeyelim. Bu demokrasi anlayışımızı özellikle özgürlük anlayışımızı dağlarda falan aramayalım. Dağlarda arayanların nerelere neden olduğunu görüyorsunuz. Terörle bir yere varılmaz. Milletçe bu terörün karşısında durmamız lazım ve kimse de bu terörü savunmasın bize. Ve biz devlet olarak, millet olarak bu mücadeleyi er veya geç başaracağız. Dağları şu anda büyük oranda temizledik-temizliyoruz. Ordumuz, polisimiz, güvenlik güçlerimiz gerçekten jandarmamız hep birlikte büyük bir ortaya heyecan getirdiler, bir özgüven getirdiler ve bunu da başarıyla sürdüreceğiz.
Milletimizin bayramını şimdiden kutluyorum ve Rabbim hayırlısıyla inşallah bizi Ramazan Bayramına kavuştursun. Alemi İslam’ın birliğine, beraberliğine vesile kılsın diliyorum.
Sizleri de Allah’a emanet ediyorum.
SUNUCU- Efendim, çok teşekkür ediyorum, çok sağ olun, ağzınıza sağlık, özellikle verdiğiniz cevaplar için. Çok güzel bir program oldu, çok teşekkür ediyoruz.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sağ olun.
SUNUCU- Seçim Özel Programında burada noktayı koyuyoruz. Yorumu her zaman olduğu gibi siz sevgili seyircilerimize bırakıyoruz ve İstanbul’dan iyi akşamlar diliyoruz, iyi sahurlar diliyoruz efendim, hoşça kalın.