Cumhurbaskani Erdogan’in Tokat’ta halka hitabinin tam metni
Tokat’ımızın saygıdeğer güzel insanları, sevgili kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum.
Malum 6. Olağan Kongre vesilesiyle bugün Tokat’tayız. Fakat epeyce ara verdik değil mi? Yani bu kadar olmamalıydı, 3,5 yıl oldu. Artık bu 3,5 yılı inşallah geride bırakıyoruz, bugün yeni bir milada başlıyoruz.
Her şeyden önce bu anlamlı buluşmaya kattığınız bu anlam sebebiyle şahsım, bakan, milletvekili arkadaşlarım adına ben de sizlere kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Kardeşlerim; hep söyledik, dedik ki, “yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya” dedik ve ben baktım bugün Tokat ayağa kalkmış.
Kardeşlerim; hamdolsun, 16 yılı bulan şu süre içerisinde 15 yıllık idaremizde… (“Dik dur eğilme bu millet seninle” sesleri) Hiç şüpheniz olmasın, biz beşer planında herhangi bir gücün önünde bugün kadar eğilmedik. Biz sadece ve sadece Rabbimizin huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Bundan sonra da Allah’ın izniyle bu can bu tende oldukça asla bizi kimse boynumuzu bükemez. İşte millet, işte irade, bu milli irade oldukça, bu yerli irade oldukça, Allah’ın izniyle 2019’un Mart’ı geliyor mu? (“Evet” sesleri) Geliyor. Arkasından Kasım geliyor mu? (“Evet” sesleri) Mart’ta da, Kasım’da da milli mutabakatımızla, milli birliğimizle beraber Allah’ın izniyle Türkiye yeni bir dönemin önünü açacak ve burada attığımız bu adımlarla beraber inşallah kardeşlerim, bir birlik, bir beraberlik… İşte geçenlerde Sayın Bahçeli’nin açıklamalarını da duydunuz, dinlediniz, arkasından yaptığımız görüşmeleri duydunuz, gördünüz. İnşallah bir mili mutabakatı hep beraber sağlayacak, tavanda da, tabanda da inşallah değerli kardeşlerim, karşımızdaki o CHP zihniyeti bu milletten gereken dersi alacaktır. Buna hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Buna hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Öyleyse daha çok çalışacağız, daha çok koşacağız, kapı-kapı dolaşacağız.
Ama birileri bizi bölmeye çalışıyor değil mi? (“Evet” sesleri) Onlara da gereken dersi arazide vereceğiz. Niye? Çünkü biz 4 unsurla, Rabia’mızla ne diyoruz?
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Tek millet… Sesiniz biraz az geldi, Tokat’a bu yakışmıyor. Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Tek millet, Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Alevi’siyle, Sünni’siyle, tek millet. Zira biz yaratılanı Yaratandan ötürü sevdik.
İki; tek bayrak. Bu bayrağımıza eş bir bayrak var mı? (“Yok” sesleri) Bitti. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.
Üç; tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Birileri vatanımızı bölecekmiş, paralel devletmiş, şuymuş-buymuş. Bu vatanı böldürtmeyeceğiz. Kim ki bu vatanı bölmeye gayret eder, işte askerimizle, polisimizle, jandarmamızla, güvenlik korucularımızla, millet olarak F-16 oluruz, helikopterlerimizle, tank, toplarımızla hep beraber bunların inlerine kadar girdik, giriyoruz ve gireceğiz. Ve 780 bin kilometrekare şehit kanlarıyla ne olmuştur, yoğrulmuştur.
Ve dört; tek devlet. Devletimizi de böldürtmeyeceğiz. Bizim tek devletimiz var, nedir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başka yok. Paralel devletmiş. Neredesin? Pensilvanya’da. Ne işin var orada? Zannediyor ki Amerika ölene kadar beni koruyacak. Yok yok, seni biraz daha kullanır kullanır, ondan sonra kirli çamaşır olarak kapının önüne atar; olacak budur zaten. Sen bu millete ihanet ettin, sen ümmete ihanet ettin, bunun bedelini ağır ödeyeceksin. Ve bak şimdi kaçtın oraya, seninle beraber kuklaların da yanında, bir kısmı Batıda, ama bu milletin asıl evlatları burada.
Kardeşlerim; benim sizden isteğim şu: Hep beraber bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız ki birbirimizi sadece Allah için seveceğiz değil mi? (“Evet” sesleri) Yoksa para- pul, makam-mevki için değil, bunların hepsi gelip geçici. Para bugün var yarın yok, makamlar bugün var yarın yok. Ne olacak ya, cumhurbaşkanı olsan ne yazar, başbakan olsan ne yazar, hepimiz gidiciyiz, her an ölebilir miyiz? Ölürüz, öldükten sonra da hemen kabristan. Hoca efendi musalla taşında ne diyor? Cumhurbaşkanı niyetine demiyor, er kişi niyetine diyor, hatun kişi niyetine diyor, ondan sonra doğru mezar, işte boyuna göre, kabına göre 2 metreküp mezara gömerler, ondan sonra da bir daha ya uğrarlar, ya uğramazlar; öyle mi?
Ama aslolan ne? Aslolan bu kubbede hoş bir seda bırakmak; öyle mi? (“Evet” sesleri) Ya bir zamanlar bizim bir cumhurbaşkanımız vardı, bir başbakanımız vardı, ya bu ülkeye ne hizmetler yaptılar be, Allah onlardan razı olsun. Kızlarımızın başları açtılar, onlar geldi başlarını örttü ya. Başı açık olan da, başı örtülü olan da bu ülkede el ele, kol kola yürüdü be. Üniversitelerin kapısını kapattılar onlara, geldiler kapıları açtılar be, üniversitelere de girdiler, devlet dairelerine de girdiler, her yerde eşit hakları sahip oldular, eğitim özgürlüğüne sahip oldular, inanç özgürlüğüne sahip oldular, fikir özgürlüğüne, düşünce özgürlüğüne sahip oldular, bunlar dense yeter, öyle mi? Bunları iktidarımızda getirdik mi? (“Evet” sesleri)
Şimdi benim sizden isteğim de, işte bak şurada neredeyse 13-14 ay kaldı Mart’a, çok çalışacağız, inşallah belediyelerde seçimleri evvel Allah kazanacağız. İnşallah Kasım geliyor arkadan, Kasım’da da milletvekili seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimi var; buna hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Bütün oyunları bozmaya hazır mıyız? (“Evet” sesleri) Sizin bu heyecanınıza, bu coşkunuza… Şu Tokat’a bak ya, Tokat’a bak. Tokat dağları gibi evvel Allah muhteşem, şu coşku bambaşka.
Kardeşlerim, şimdi içeride de tabi kongreyi yapacağız ve kongre için de malum bekleniyor, buradan da Yozgat’a gideceğiz. Bugün Yozgat’ın da olağan…
BİR VATANDAŞ- …
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya ben de size doyamadım, ne yapacağız bilemiyorum?
Aynı güne iki tane kongre. Dün biliyorsunuz Elazığ’daydık, Elazığ’dan sonra Bingöl’e geçtik, oralarda da muhteşem kongreler yaptık, sizlere selamları var. Ve…
BİR VATANDAŞ- …
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ha, dert anlaşıldı. İşte içeriyi şimdi dinlerseniz oradan sesler gelecek inşallah. Yalnız bana bak…
BİR VATANDAŞ- Kadro isteriz kadro isteriz…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Ya biz sözü bir kere söyleriz, KİT’lerin de, BİT’lerin de değerli arkadaşlar, kadroları normal taşeron gibi değil; ne gibi olacak? KİT’ler şu anda hangi anlayışla, hangi sistemle çalışıyorsa, orada olanlar da aynı sisteme dahil olacak, oraya girecek, BİT’lerdekiler de aynen. Yani biz aradan komisyoncuları ne yaptık, kaldırdık; olay bu.
BİR VATANDAŞ- Stadyum isteriz…
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İnşallah takip edeceğim stadyum konusunu da, kapalı spor salonu konusunu da.
Ey Tokat, sizi Allah için seviyorum. Biz sizlerle beraber bu yolda beraber yürüdük, bizi hiç yalnız bırakmadınız.
Şimdi hazır mısınız? (“Evet” sesleri)
(Halkla Beraber Söyleniyor)
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Tokat’ı hatırlatıyor.
Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun.