Cumhurbaskani Erdogan’in ‘TÜGVA Gençlik Bulusmasi’nda yaptigi konusmanin tam metni
Sevgili gençler, Türkiye Gençlik Vakfı TÜGVA’nın kıymetli mensupları, değerli kardeşlerim; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle muhabbetle selamlıyorum.
Beştepe Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezi’ne, milletin evine, bu gazi mekâna hoş geldiniz.
Bildiğiniz gibi bu çevrede 29 şehidimiz var, 36 gazimiz var. Ve bugün de Afrin’de hamdolsun teröristlerden 800 tanenin işi bitti ilâ cehenneme zumerâ. Tabii akşama kadar inşallah bu sayı daha da artacak. Bizim de gerek Mehmetçiklerimizden, gerek sivil, gerekse Özgür Suriye Ordusundan 20 civarında, 25 kadar şehidimiz var.
Gerek bu çevredeki, gerek 15 Temmuz’daki, gerekse Afrin’deki tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, el Fatiha.
Kardeşlerim, dünya üzerinde iyi ve güzele dair ne varsa savunmak, daima hakkın ve adaletin tarafında olacak bir nesil yetiştirmek amacıyla kurulan vakfımıza bizlere yaptıkları bu güzel ziyaret için teşekkür ediyorum.
Gençlerimizin eğitim-öğretimden iş hayatına, spordan aileye kadar tüm meseleleriyle yakından ilgilenmek üzere kurulan vakfımıza çalışmalarında Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Yurtlarıyla, burslarıyla, tabii burada bir kitap kafe denmiş, ben diyorum ki; o ismi kıraathaneye çevirelim, herhalde daha isabetli olur, yani okuma evi, okuma yeri. Kafe bizim değil. Ve kıraathanesiyle, yürüttüğü projelerle, yayınlarıyla ve diğer tüm faaliyetlerle her geçen gün daha da büyüyen bir aile haline gelen TÜGVA çatısı altındaki tüm kardeşlerime, ülkemin dört bir yanındaki tüm kardeşlerime buradan selamlarımı iletiyorum.
Ortaokuldan liseye, üniversiteden çalışma hayatına kadar nerede bir gencimiz varsa ona ulaşmayı, çatısı altında ona bir yer açmayı hedefleyen TÜGVA’nın kısa sürede kat ettiği mesafenin şahidiyim.
Ülkemizin tamamında gerçekleştirilen faaliyetlerle çeyrek milyon gencimize ulaşılmış olması elbette önemlidir. Ama ülkemizde yaklaşık 11 milyon ortaokul ve lise öğrencisi, 7 milyonun üzerinde üniversite öğrencisi, bir o kadar da çalışan gencimiz olduğunu düşündüğümüzde, yapılacak daha çok iş olduğunu görüyoruz.
Türkiye’nin 30 yaşın altında 38 milyonun üzerinde nüfusu bulunan bir ülke olarak geleceğine ümitle bakması, ancak bu nüfusu bilinçli ve donanımlı bir şekilde yetiştirmemizle mümkündür. Eğitim-öğretim de biliyorsunuz her işin başıdır, ancak tek başına yeterli değildir. Gençlerimize iyi bir eğitim ve öğretimle birlikte gönül dünyalarını dolduracak manevi bir iklim de sunmamız gerekiyor. Ruhsuz beden nasıl cesetten ibaretse, gönül dünyası ihmal edilmiş bir gencimizin eğitim öğretimi de sadece maddi bilgilerle sınırlı kalır. Toplumların hedeflerine ulaşabilmeleri için bu iki hususun birlikte inşa edilmesi şarttır.
Türkiye, yıllarca bunlardan sadece birine odaklanmış eğitim-öğretim sistemine mahkûm edilmiştir. Ancak tek kanatla uçulamayacağı gibi burada da istenilen neticeye varılamamıştır. Biz 15 yıldır hem fiziki altyapımızı güçlendirerek, hem de zihniyeti değiştirerek hedeflerimize uygun bir eğitim-öğretim sistemi kurmanın çabası içindeyiz. Hep söylediğim gibi, bu konuda önemli mesafe kaydetsek de, maalesef hedeflerimizin tamamına henüz ulaşamadık. Bunun için önümüzdeki dönemde önceliklerimizin başına bakın sadece eğitim demiyorum dikkat edin, eğitim-öğretim sistemimizin ruhunu, özünü, muhtevasını milletimizin hedeflerine uygun hale getirmeyi koyduk. Niye? Sadece öğretim yeterli değildir. Onun yanında bir de ne olacak, eğitim olacak. Bunlar birbirinden ayrılamaz, eğitim-öğretim. Bu konuda en büyük desteği TÜGVA gibi sivil toplum kuruluşlarımızdan bekliyoruz.
Sevgili gençler, kardeşlerim; vakıf faaliyetleri, sivil toplum çalışmaları bir gönül işidir, aynı zamanda çok ciddi gayret, fedakârlık ve üretkenlik gerektirir.
Ülkemizde asırlardır var olan vakıf geleneğimizi yeni bir anlayışla çok daha kapsamlı bir sivil toplum müktesebatına dönüştürüyoruz. Geçtiğimiz 15 yılda bu konuda attığımız adımların neticelerini Allah’a hamdolsun yavaş yavaş almaya başladık. Bu süreçte her alanda olduğu gibi sivil toplum faaliyetleri, bilhassa da eğitim-öğretim konularında en büyük darbeyi terör örgütlerinden aldık. Bölücü terör örgütü ile onun güdümündeki yapılar özellikle gençlerimizi hedef almışlar. Onların zihin ve gönül dünyalarını karartmışlardır.
Aynı şekilde FETÖ’nun da hedefinde gençlerimiz ve onların eğitim-öğretim süreçleri en başta yer almıştır. Devlet ve millet olarak yaptığımız müdahalelerle her iki örgütü de çökertmeyi, ülkemize verdikleri zararları bir noktada kesmeyi başardık. Ama bu mücadele sırasında her biri milletimiz için altın değerinde nice gencin terör örgütlerinin saflarında heba oluşuna da yüreğimiz yanarak şahit olduk. Türkiye’nin milyonlarca gencinin her birinin enerjisine, birikimine, hayaline ihtiyacı vardır. Şu saatten sonra terör örgütlerine kaptıracağımız her bir gencimizin vebali bizim ve sizin üzerinizedir. Onun için duramayız, çok hassas olacağız. Ve TÜRGEV’in yurtlarını da sevgili gençler, sizleri birer evladım olarak görüyorum… Sağ olasınız. Ve sizden benim özellikli ricam şudur: Kaldığınız yurtları âdeta bir otel gibi görmeyiniz. Kaldığınız yurtlar da sizin birer eğitim-öğretim kurumunuzdur, bunu böyle biliniz ki orada size verilen bu hizmetlerden netice alalım. Aksi takdirde bu süreç heba olur gider. Yolumuzu ve yoldaşlarımızı doğru seçerek yürüteceğimiz mücadeleyle inşallah ülkemizin önünde yepyeni bir dönemi hep birlikte açacağız.
Yunus Emre’nin o veciz ifadesiyle, ne kadar söylemiş: Cümleler doğrudur sen doğru isen. Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.” Evet, önce bizler doğru olacağız ki cümlelerimiz ve yolumuz da doğru olsun.
Gençlerimizin istikameti demek, Türkiye’mizin istikameti demektir. Sizler istikamet üzere olacaksınız ki Türkiye de doğru yola gidebilsin, hedeflerine ulaşabilsin. Gençlerimizin üzerine ağır bir yük bindirdiğimizi biliyorum. Üstadın dediği gibi:
“Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!
Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?”
Taşır arkadaşlar, taşır. Şayet imanımız tamsa, inancımız kaviyse, yolumuz doğruysa bu kanarya binbir başlı kartalı da taşır, yedi düveli de hizaya getirir.
Gençler, gün çalışma günüdür. Okulunuzda çalışacaksınız, kütüphanede çalışacaksınız, sivil toplum kuruluşlarında çalışacaksınız, evinizde çalışacaksınız. Bitip tükenmek bilmeyen bir iştiyakla okuyacak, öğrenecek, düşünecek ve eyleme geçeceksiniz. Gün mücadele günüdür. Okulunuzda arkadaş, özellikle de arkadaş çevrelerinizde fikirlerinizle mücadele edeceksiniz. Çalışıyorsanız işinizle, üretiminizle, üretkenliğinizle mücadele edeceksiniz.
15 Temmuz’da olduğu gibi gerektiğinde tankların, uçakların, helikopterlerin, silahların karşısında mücadele edeceksiniz.
Bölücü terör örgütünün çukur eylemlerinde, saldırılarında olduğu gibi yüreğinizle, bileğinizle mücadele edeceksiniz.
Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarında olduğu gibi kâbus olup teröristlerin üzerine çökerek mücadele edeceksiniz. İnşallah beraber gideceğiz, gerekirse beraber gideceğiz.
Sosyal medyada mesajlarınızla, gazetelerde yazılarınızla, televizyonda yorumlarınızla, toplantılarda değerlendirmelerinizle mücadele edeceksiniz. Her platformda, her fırsatta davamızı anlatarak ülkemizin ve milletimizin haklılığını ispat ederek mücadele edeceksiniz.
Kardeşlerim, sevgili gençler; öncelikle gereken bilgiye, donanıma, iradeye, kararlılığa, cesarete sahip olmanız gerekiyor. Önümüzde 2019, Mart’ta yerel seçimler, Kasım Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimi. Bu bizim için bir dönüm noktasıdır, her şeyden önce buna hazır olmamız lazım. Birileri diyor ki bizim gençlerimizle alakalı; bizim gençlerimiz onların gençleri kadar cevval, hareketli değil. Bizim tabii onlara verdiğimiz cevaplar belli, bu zaten sandıkta görülüyor kimin gençleri daha cevval, kimin gençleri daha hımbıl. Fakat ben bir şey daha söylüyorum, diyorum ki; bu defa sandıklar öyle patlamalı ki bunlar bir defa ne olduklarına, ne olacaklarına pişman olsunlar. Öyleyse üniversitelerde bütün genç arkadaşlarımızla çok ciddi diyalog içinde olacağız, onları saflarımıza çekeceğiz. Aynı şekilde lisede biliyorsunuz son sınıf öğrencileri de oy kullanacaklar. 18 yaşa, 30 yaştan buraya seçme ve seçilmeyi indiren biziz. Bu ne demektir? Biz gençliğimize güveniyoruz, ama onlar gençliğimize güvenmediler, ama biz güvendik. Niye? Çünkü biz Fatih Sultan Mehmet’in 18-19 yaşında bir çağı kapatıp bir çağı açtığı bir ecdadın torunlarıyız da onun için.
Ve sevgili gençler, şunu unutmayın: Korkaklar zafer anıtı dikemez. Çanakkale’de ecdadımız yedi düvelin üzerlerine gelmesine rağmen korkmadığı için ne yaptı? Zaferlere ulaştı. İstiklal Harbinde tüm yokluklara, sıkıntılara rağmen elimizdeki cesaret sermayesiyle düşmanı ne yaptık? Denize döktük. Terörle mücadelemizi karşımızdaki ihanet şebekelerinin arkalarında kim olduğuna bakarak değil kendi kalbimizdeki inanca, yüreğimizdeki cesarete bakarak başarıya ulaştırdık. 15 Temmuz, “imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, imansız olan paslı yürek sinede yüktür” anlayışıyla sokağa dökülen, çıplak ellerin çeliğe galebe çalmasının adıdır. Bugün de Afrin’de mücadele eden 20-25 yaşlarındaki o kahraman Mehmet’lerimiz, askerlerimiz aynı anlayışla o tepelerde, o zor coğrafyada tarih yazıyorlar. Türk milleti mücadeleye başladığı zaman işte böyle başarılara imza atar. Orada kızlarımız da var ha, jandarma kızlarımız var, onlar da mücadelenin içinde. Bizim Nene Hatun’larımız yok muydu? Bizim Şerife Bacı’larımız yok muydu? İşte bugün de var. Türkiye’yi küçümseyenlere, Türkiye’yi yok sayanlara bizim burada olduğumuzu, hem de bin yıldır burada olduğumuzu hatırlatmak boynumuzun borcudur.
Gençler, biz sadece cesaretiyle, kahramanlığıyla, yüreği ve bileğiyle değil, aynı zamanda adaletiyle, hakkaniyete olan bağlılığıyla mazlumların yer alarak farkını ortaya koyan bir milletimiz. Bunun için sizlerden asla adaletten ayrılmamanızı istiyorum. Bunun için sizlerden zalimlerin karşısında daima mağdurların safında durmanızı, yer almanızı istiyorum. Bunun için sizlerden komşusu açken tok yatan bizden değildir emrine uygun şekilde yakınlarınızdan başlayarak tüm kardeşlerinizi, arkadaşlarınızı gözetmenizi istiyorum. Bunun için sizlerden demokrasiden, insan haklarından, özgürlüklerden, meşruiyetten taviz vermeden, kendinize bir gelecek inşa etmenin yollarını bulmanızı istiyorum. Bunun için sizlerden, bizim Rabia’mız var biliyorsunuz değil mi, bunu hiç ihmal etmeyin, bu bizim her şeyimiz. Bu Esma kızımızın da şahadete yürürken işareti.
Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Çerkez’iyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla 80 milyon tek millet.
Ve tek bayrak, bayrağımızın rengi şehitlerimizin biliyorsunuz kanının rengidir değil mi? Eşi, benzeri yok. Hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehitlerimizin ta kendisi.
Ve bu 4 unsur bizim her şeyimiz ve Rabia’mıza sıkı sıkıya sarılmanızı istiyorum.
Şimdi gençler, sizlerden her fırsatta, tekrarlıyorum, bugün burada da tekrarlayacağım, Hazreti Lokman’ın evladına öğütlerini aklınızdan çıkarmamanızı ve harfiyen uymanızı istiyorum ve Yüce Kitabımız Kur’an’ı Kerim’de buyurulan ve Rabbimizin bize emrettiği bu öğütleri sizlere kısaca hatırlatmak istiyorum.
Allah’a şirk koşma. Anne ve babana saygılı ol. Namazını dosdoğru kıl. İyiliği emret, kötülükten sakın. Başına gelenlere sabret. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, büyüklük taslama, mutedil ol. Sesini alçalt. Ben alçaltamıyorum, ama beni mazur görün. İşte bu öğütleri tutan gençlik şu anda karşımda bizim gençliğimizdir. Bu öğütlerden uzaklaşan gençlerin ise rüzgârda uçuşan yapraklar gibi savrulmaları, hatta terör örgütlerinin ağlarına takılmaları kaçınılmazdır.
Şimdi diyorum ki, durmak yok yola devam. Gençler, şurada fazla zamanımız yok, Şubat’tayız, önümüzdeki Mart yerel seçim. Bunun için çok çalışacağız, büyük bir gayretle çalışacağız. Ve gençlik halkanızı çok daha büyütmenizi istiyorum. Gerek değerli kızlarım, gerek siz değerli evlatlarım bu dayanışma içerisinde inşallah sandıklarda bir patlamayı, bir patlatmayı sizlerden Mart 2019’da bekliyorum.
Bu duygularla bir kez daha sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Rabbinizi yolunuzu, bahtınızı, kısmetinizi açık etsin diyorum.
Kalın sağlıcakla.