Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Türkiye-Rusya-Iran Üçlü Zirve Sonrasi basin toplantisinda yaptigi konusma

 

Değerli dostlar Cumhurbaşkanı Sayın Putin, Cumhurbaşkanı Sayın Ruhani, heyetlerimizin kıymetli üyeleri, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum.

Sizlerin huzurunda kıymetli dostlarım Sayın Putin ve Sayın Ruhani’ye ülkemize bir kez daha hoş geldiniz diyorum.

Suriye’de güvenliğin, huzurun ve barışın tesisi yönündeki çabalarımızın bir ifadesi olan bu zirveye ev sahipliği yapıyor olmanın memnuniyeti içindeyiz.

Geçen yıl Kasım ayında Soçi’de değerli dostum Sayın Putin’in misafirperverliğinde gerçekleşen ilk zirveden bu yana Suriye’de önemli gelişmeler yaşandı. Bugün önümüzdeki döneme ışık tutacağına inandığımız istişareler gerçekleştirdik ve atılacak adımları belirledik. Gerginliği azaltma bölgeleri konusunda Türkiye olarak sorumluluklarımızın gereğini hassasiyetle yerine getiriyoruz. İdlib’deki kısa bir süre önce tesis ettiğimiz sekizinci gözlem noktamızla bu konudaki kararlılığımızı gösterdiğimize inanıyorum.

Suriye konusunda şu hususun tüm dünya tarafından dikkate alınmasını bekliyoruz: Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanabilmesi, tüm terör örgütlerine aynı mesafede olunmasına bağlıdır. Sadece Suriye’yle kalmayıp Türkiye başta olmak üzere çevre ülkelere ve hatta tüm bölgeye yönelik tehdit oluşturan terör örgütlerinin ayrım yapılmaksızın dışlanması çok ama çok önemlidir.

Türkiye, Fırat Kalkanı Harekatıyla yaklaşık 3 bin teröristini imha ettiği DEAŞ’a karşı en etkili mücadeleyi veren ülkedir. Aynı şekilde DEAŞ saldırılarında en büyük bedelleri ödemiş ülkelerden biri de biziz. Zeytin Dalı Harekatıyla da aynı mücadeleyi Suriye’nin bütünlüğünü ve geleceğini tehdit eden bir başka terör örgütü olan PYD-YPG’ye karşı veriyoruz. Her iki harekatta şu ana kadar 4 bin kilometrekarelik bir alanı teröristlerden temizleyerek güvenli hale getirdik. Biz bu bölgelerde sadece güvenliği sağlamakla kalmıyoruz, kontrol altına aldığımız yerleri alt yapısıyla ve üst yapısıyla bölgenin asli sahipleri olan Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getiriyoruz. Bilindiği gibi ülkemizde 3,5 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. Cerablus, El Bab bölgesine şu ana kadar 160 bin Suriyeli kardeşimiz geri dönerek vatanlarında kendilerine yeni bir hayat kurdular.

Afrin bölgesindeki patlayıcı madde taramasını bitirdikten ve alt yapıyı ayağa kaldırdıktan sonra bu bölgeye de yüzbinlerce Suriyeli misafirimizin dönmek için beklediğini biliyoruz.

Tel Rıfat bölgesinin de oraya dönecek Suriyeli kardeşlerimiz için yaşanabilir hale getirmek için Rus ve İranlı dostlarımızla birlikte ortak çalışma yürütmeye hazırız. Münbiç başta olmak üzere PYD-YPG’nin kontrolündeki tüm bölgeleri güvenli hale getirene kadar durmayacağımızı bir kez de burada tekrarlamakta fayda görüyorum.

Değerli basın mensupları; PYD-YPG ile mücadelemiz Suriye’de DEAŞ’la mücadeleyi engelleyen veya aksatan değil tam tersine tamamlayan bir mahiyete sahiptir. DEAŞ ile PYD-YPG’nin aynı amaca hizmet etmediğini kabul etmeyen hiçbir anlayışın Suriye’de kalıcı barışa ve istikrara hizmet edebilmesi mümkün değildir. Dikkat edilirse bu iki örgüt sahada birbiriyle çatışıyor gibi görünen, ama aslında sürekli birbirini besleyen, destekleyen, önünü açan bir anlayışla hareket etmektedir. Suriye’de kaos çıkartılmak istenen yerlere önce DEAŞ’ın yerleşmesinin önü açılmakta, sonra onunla mücadele bahanesiyle PYD-YPG sokulmakta ve böylece terör döngüsü tamamlanmaktadır. Bu arada ülkenin geleceği için mücadele eden Suriye’nin gerçek kahramanları sürekli ezilmekte, örselenmekte, katledilmektedir.

Biz kendi sınırlarımızı da, tüm Suriye’yi de bu cendereden çıkartmakta kararlıyız. Suriye huzur bulmadan Türkiye huzur bulamaz, 911 kilometre sınırımız var ve akrabalık bağları olan bir yapıya sahibiz. Bu bakımdan Suriye’de yaşananların anlamı ve önemi bizim için çok ayrı bir yere sahiptir. Türkiye olarak Suriye’de yürüttüğümüz tüm operasyonlarda gereken her fedakarlığı yaparak sivil kayıpların yaşanmasının önüne geçtik. Bizim operasyon yürüttüğümüz şehirlerde benzer müdahalelerle kontrol altına alınan diğer şehirlerin görüntüleri yan yana konduğunda ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. DEAŞ ve YPG’li teröristlerden temizlediğimiz bölgelerdeki Suriyeli kardeşlerimiz şu anda hayatlarına huzur içinde devam ediyor. Buna karşılık, terör örgütünün etkinlik yürüttüğü bölgelerde sürekli bir gerilim, sürekli bir çatışma potansiyeli olduğu açıkça görülebiliyor.

Burada bulunan garantör ülke olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünün temin edilmesi, yaşanan kanlı çatışmalarının önüne geçilmesi ve ülkenin geleceğinin yeniden inşası konusunda anlayış birliği içindeyiz. Yaşanan krizin ve çatışmaların kaybedeni Suriye halkıdır, kazanının kimler olduğun ise hepimiz de gayet iyi biliyoruz. Önümüzde zor, ama başarı ışığı giderek kuvvetlenen bir yol var. Ne Suriye’nin, ne de bölgemizin geleceğinin 3-5 terör örgütünün tasallutu altında kararmasına izin vermeyeceğiz. Garantör ülkeler olarak, tuzaklara, tezgâhlara, oyunlara, provokasyonlara asla itibar etmeden, mutabık kaldığımız hedeflere doğru kararlı bir şekilde yürümeyi sürdüreceğiz. Bu konuda bizimle birlikte tüm uluslararası topluma da önemli görevler düşüyor.

Buradan bir kez daha uluslararası toplumu Suriye’deki sorunun adil ve uygulanabilir bir siyasi çözüme kavuşturulması gayretlerine destek olmaya çağırıyoruz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha saygıdeğer devlet başkanlarını ülkemizde ağırlamaktan duyduğum bahtiyarlığı şahsım ve milletim adına ifade ediyorum.

Yaptığımız istişarelerin ve aldığımız kararların Suriye için, Suriyeli mazlumlar için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Kıymetli dostum Putin’e ve aziz kardeşim Ruhani’ye özverili çabaları için teşekkür ediyor ve sözü Sayın Ruhani’ye veriyorum.

Buyurun.

İRAN CUMHURBAŞKANI HASAN RUHANİ- Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı değerli Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi, Türkiye Hükümeti ve Türkiye’nin değerli halkına teşekkür etmek istiyorum, bugün çok sıcak bir misafirperverliği örneğini gösterdiler. Bizler için İran’dan ve tabi ki Rusya’dan gelen arkadaşlarımızı en iyi şekilde dün ve bugün ağırladılar, Türk milletinin misafirleri olarak biz burada bulunduk.

Bizim bölgemiz son senelerde büyük ve çok önemli bir sorunla karşılaştı ve bu sorun da terörizm idi. Bu teröristler de bazı ülkeler tarafından eğitilmiş, bu ülkeler tarafından onlara para sağlanmış ve modern silahlar onlara temin edilmiştir. Bu teröristler Suriye halkına ait olan petrolü satabiliyor ve Suriye’ye ait olan değerli müzeleri yok edip ve onların eşyalarını, tarihi eserlerini götürüp pazarlarda satabilen teröristler idi.

Bazı büyük dünya güçleri ve başta Amerika istiyorlardı ki, DEAŞ gibi, El Nusra gibi terör örgütleri bizim bölgemizde uzun yıllar olarak onların aracı olarak kalsın ve onlar bu gruplardan aracı olarak değerlendirsin, yararlansın. Fakat Suriye ve Irak gibi büyük halklar ve milletler dost ülkeler ve milletlerin yardımıyla bu büyük komployu yok etti.

… daha çoktur. Terörizm ile mücadele doğrultusunda yaklaşık 15 ay önce Astana’da bir toplantı yapıldı ve bu zirvede de bir süreç öngörüldü ve bu süreçte Suriye’de kısmi bir ateşkesin sağlanması ve 4 bölgede de krizin azalmasına neden oldu. Bu süreçte Rusya, İran ve Türkiye temel rol oynadılar ve uzmanlar seviyesinde, bakanlar seviyesinde de çeşitli toplantılar gerçekleşti ve ilk toplantı da geçen yıl Kasım ayında Soçi’de gerçekleşti liderler seviyesinde. Daha sonra Suriye Ulusal Diyalog Toplantısı da muhalifler ve Suriye Hükümetinin temsilcileri arasında Soçi’de bir toplantı gerçekleşti, bu da gerçekten ümit verici bir süreçti ve bu süreci devam ettirmemiz lazım. O günden bugüne kadar da çeşitli sürede çeşitli gelişmeler gerçekleşti ki bu gelişmelerin bazıları ne yazık ki acı ve bazıları da ümit vericiydi. Fakat ben bugün Suriye halkının ümidinin bugün düne nazaran daha çok olduğunu, barışa kavuşma ümitlerinin daha çok olduğunu görmekten çok memnunum. Ve Suriyeli mülteciler de bugün geçmişe nazaran daha çok umutlular, evlerine dönmek için daha çok umutlular.

Bugün çok mutluyum ki, 3 ülke liderleri Ankara’da ikinci zirveyi gerçekleştirdiler. Biz üçlü zirvelerde çeşitli ve çok önemli, yararlı toplantılar gerçekleştirdik Suriye ve Suriye’nin geleceğiyle ilgili. Benim için bugünkü en mutla anlar, özellikle 3 ülkenin Suriyeli mazlum halkına yardım için ve yaralıları kurtarmak için mutabık kaldıkları an oldu. Her 3 ülke de geçmişe nazaran bu konudaki yardımları daha geliştirmek istiyorlar. Ve ümit ediyorum ki, pratikte de öyle davranalım, öyle uygulayalım ki, Suriye’nin mazlum halkı ve özellikle de bugün yaralı olanlar, tedaviye ihtiyacı olanlara daha çok yardım edelim.

İran İslam Cumhuriyeti’nin bakışından ki biz her zaman bunu vurgulamışızdır, Suriye sorununun hiçbir şekilde askeri seçeneği yoktur ve hep birlikte Suriye’deki savaşın durması için yardımcı olmamız lazım, barışçıl çözüm yolu takip edilmesi gerekiyor ve mazlum Suriyeli halkın bir an önce evlerine dönmelerine yardımcı olmamız gerekiyor. bugün Suriye’deki insani durum gerçekten çok üzücüdür ve hepimiz Suriye halkının daha refah içerisinde ve huzur içerisinde yaşamaları için yardımcı olmamız lazım.

Biz özellikle Suriye’nin toprak bütünlüğü ve milli egemenliğinin, Suriye’nin birliğinin ve Suriye’nin bağımsızlığının en önemli amaçlar olarak herkesin tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguluyoruz ve bu tabi ki Suriye halkının da isteğidir.

Terörizm ile mücadele devam etmelidir ve terör örgütlerinin kalıntıları da Suriye’den çıkarılmalıdır. Bizim yapmamız gereken iş, Suriye’nin geleceğinin şekillenmesi için yardımcı olmaktır. Hiçbir ülke Suriye’nin geleceği için karar verme hakkına sahip değil. Suriye’nin geleceği sadece Suriye halkını ilgilendiriyor ve onlara aittir. Burada sadece Suriye halkı sonuç olarak seçime katılarak, anayasa reformunu isteyerek ve özür bir seçime katılarak kendi geleceklerine karar verebilirler. Bizler Astana sürecinin garantörü 3 ülke olarak da bu doğrultudaki çabalarımıza devam edeceğiz.

Bölgemizin en büyük bayram günü kesinlikle Suriye’deki savaşın son bulduğu gün olacaktır. Bu ülkedeki teröristlerin bu ülkeyi terk ettikleri gün olacaktır. Suriye’nin kapılarının Suriyeli mülteciler üzerine tekrar açıldığı gün olacaktır ve Suriye halkı da bu ortamda özgür bir seçime katılarak kendi geleceği için karar verecektir.

Burada bir kez daha Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendiden bu zirvenin ev sahibi olarak ve Sayın Vladimir Putin Beyefendi Rusya Cumhurbaşkanının katılımından dolayı da teşekkür ediyorum.

Özellikle de bu toplantıda alınan kararlar çok umut verici, ben kendilerine çok teşekkür ediyorum. Ümit ediyorum ki bizim Suriye halkına yardım için gösterdiğimiz çabaların bu neticeye varıncaya kadar devam etmesini ümit ediyorum inşallah.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Sayın Ruhani’ye bu gerçekten efradını cami, ağyarını mani güzel basın açıklaması sebebiyle teşekkür ediyorum.

Şimdi de sözü Sayın Putin’e veriyorum, buyuruşunlar.

RUSYA DEVLET BAŞKANI VLADİMİR PUTİN- Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı Ruhani, bayanlar-baylar; bugünkü görüşmelerimiz, üçlü formattaki görüşmelerimiz son derece yapıcı bir hava içerisinde gerçekleşti ve biz detaylı bir şekilde Suriye’deki durumun temel yönlerini ele aldık. Ve bu ülkede kalıcı normalleşmesinin tesisine yönelik adımlarla ilgili görüş alışverişinde bulunduk, önemli mutabakatlar sağladık ve bu mutabakatlar görüşmemizin sonucunda imzaladığımız ortak bildiride yer aldı. Bizim kesin kararlılığımız şu doğrultudadır: Rusya, İran ve Türkiye Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını sağlamaktan yanadır, bunu da ortak bildiriye yansıttık, meslektaşlarım da bundan bahsetti. Bu ilkesel tutum bugün çok önemli. Bazıları mezhepsel ve etnik çatışmaları körükleme teşebbüslerinde bulunuyor bu ülkede. Ülkeyi parçalamaya çalışıyor ve oradaki çatışma potansiyelini, Ortadoğu’daki çatışma potansiyelini yıllar boyu muhafaza etmeye çalışıyor.

Biz üçlü işbirliğimizi tüm yönleriyle artırmaya, genişletmeye karar verdik, özellikle Astana formatında. Astana formatı zaten verimli olduğunu defalarca kanıtlamıştır. İşte garantör ülke olan Rusya, Türkiye ve İran’ın işbirliği sayesinde Suriye’deki şiddet oranı ciddi ölçüde azaltılabildi. IŞİD’in temel güçleri yenilgiye uğratıldı ve diğer terör örgütlerinin askeri güçlerine de zarar verildi ciddi ölçüde. İç ve dış mülteciler evlerine dönmeye başladılar. Sosyal ve ekonomik tesislerin yeniden yapılanması söz konusu Suriye’de. Önceliklerimizden bir tanesi Astana süreci çerçevesinde şudur: Suriye meselesinin siyasi boyutunu güçlendirmeye çalışacağız. Kapsayıcı Suriyeliler arası bir diyaloğun ilerletilmesi önceliğimizdir BMGK’nın 2254 nolu kararı üzerine.

Suriye Ulusal Diyalog Kongresinin sonuçları da çok önemlidir. Orada elde edilen mutabakatların kanaatimizce alternatifi yoktur. İranlı ve Türkiyeli meslektaşlarımızla Soçi forumunun sonuçlarının hayata geçirilmesiyle ilgili adımları ele aldık. Cenevre’de Birleşmiş Milletler nezdinde bir anayasa komitesi kuruluyor biliyorsunuz. Bu komitenin faaliyetleri çerçevesinde Suriyeliler ülkelerinin gelecekteki devlet yapısının parametrelerini kendileri belirleyecekler.

Görüşmemizin önemli konularından bir tanesi, insani yardım meseleleriydi. Bu meselenin siyasallaştırılmaması gerekiyor ve 2401 nolu BMGK kararının da noktasıdır, gününe kadar hayata geçirilmesi gerekiyor ki Suriye’deki sakinlerin azaplarının hafifletilmesine yöneliktir bu karar. Ve ben meslektaşlarımı Rusya’nın bu doğrultuda yapmış, sarf etmiş olduğu gayretler konusunda bilgilendirdim. Örneğin Doğu Guta’da yüzbinlerce insanın kurtarılmasıyla ilgili benzeri olmayan bir operasyon gerçekleştirdik. Çatışma bölgelerine devamlı olarak insani yardımlar gönderiliyor. Rus vatandaşların bağışları sayesinde yapılıyor bu. Örneğin Şubat ayında bu bağışlar sayesinde 77 ton erzak ve ilkyardım ürünleri ulaştırılabildi Suriye’ye.

Rusya, Türkiye ve İran, burada da bahsedildiği gibi terörle mücadele konusunda da gayretlerini birleştirecekler, insani yardım konusu üzerine yoğunlaşacaklar. 15 Mart’ta bir çalışma grubu kuruldu örneğin. Rehinelerin serbest bırakılması, ölenlerin cenazelerinin iade edilmesi, kayıp olan şahısların aranmasıyla ilgili faaliyetlerde bulunacak bu çalışma grubu. Sayın Erdoğan da yeni tekliflerde bulundu bu konuda.

Suriye’nin sosyal ve ekonomik alt yapısını da kalkındırıyoruz. Rus şirketler bununla ilgili birtakım proje gerçekleştiriyor ve hatta teröristlerin bir zamanlar kol gezdiği bölgelerde gerçekleşiyor bu projeler. Ve bizim hedefimiz burada teröristleri tamamen oradan kaldırmaktır. Çünkü sahadaki barış sürecini ilerletme çabalarımızı zedelemeye çalışıyorlar, her türlü yola başvuruyorlar burada. Örneğin, militanlar zehirleyici maddelerin kullanıldığı bazı provokasyonlara başvuruyorlar ve buna dair çok açık ve net kanıtlarımız var. Terörle ilgili bilgi alışverişini artırmaya karar verdik.

Ve son olarak meslektaşlarıma, Sayın Erdoğan’a, Sayın Ruhani’ye bu katılmış olduğumuz son derece verimli görüşmelerden dolayı teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Eminim bu zirvenin sonucunda somut tedbirler alınacaktır ve sonuçları da Suriye’de barışın ve istikrarın tesis edilmesine yönelik çalışmalara katkı sağlayacaktır.

Bildiğiniz gibi Rus heyeti Türkiye’de ikinci gündür bulunuyor. Birinci günümüzde ikili görüşmelerimiz oldu bizim resmi ziyaretimiz çerçevesinde. Bu ziyaret çok başarılı geçti. Ve ben Türk dostlarıma, Sayın Erdoğan’a bu iki gün içerisinde muazzam organizasyon düzenledikleri için teşekkür etmek istiyorum, ilginize teşekkür ediyorum.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, Sayın Putin’e de özellikle çok çok teşekkür ediyorum.

Dün malum Mersin Akkuyu Nükleer Enerji Santralinin temel atma törenini buradan birlikte yapmıştık ve maliyeti yaklaşık 21 milyar doları bulacak olan bu nükleer enerji santralimiz inşallah Cumhuriyetimizin 100. yıldönümü 2023 yılına kadar nasip olursa yetişecek. Ve şu anda burada çalışmalar başladı, bir taraftan orada çalışacak mühendis kadrolar Rusya Federasyonu’nda eğitimleri yapılıyor ve orada yetiştikçe Türkiye’ye onlar da dönüyor.

Bugün de Üçlü Zirvenin çalışmalarını yaptık ve bu Üçlü Zirvede de bütün arzumuz, gayretimiz bir an önce barışın egemen olduğu bir Suriye’yi özellikle yeniden inşa ve ihya edebilmek. Ve bizler burada tüm STK’larımızla hep birlikte şu ana kadar bu bölgede 31 miyar dolar buraya yatırım yaptık ve gerek çadır kentlerde, gerek konteyner kentlerde, gerekse şu anda Suriye, kuzey Suriye, o taraflarda olan vatandaşlarımız ki şu anda Cerablus, Rai, Bab, o 2 bin kilometrekarelik alana dönen 160 bin kişinin de bütün oradaki bakımları, her şeyi A’dan Z’ye yine tarafımızdan yürütülmektedir. Ve bütün bunlara yönelik şu an itibarıyla Avrupa Birliği’nin bize vaat ettiği sözden gelen, ben fazlasıyla söyleyeyim, yine ne yazık ki, verilen söz, elimize geleni demiyorum, 3 milyar avro sözü vardır, ama bunların tamamı da şu anda ilgili kurumlara ulaşmış değildir. Fakat biz gelse de, gelmese de bütün buradaki yatırımlarımızı yapmaya devam edeceğiz, buna da kendimizi mecbur hissediyoruz. Ve şu anda gerek Afrin operasyonundaki dayanışmamızı başta Rusya Federasyonu’yla çok çok önemsiyorum ve İran’la aynı şekilde ilgili arkadaşlarımız gerek bakan düzeyinde, gerek genelkurmay başkanlarımız, gerek istihbarat örgütlerimiz bu çalışmalarını gayretli bir şekilde dayanışma içinde sürdürdükleri sürece inanıyorum ki burada barışın altyapısını oluşturacağız. Birinciyi Soçi’de yaptık, ikinciyi burada, şimdi üçüncü de inşallah Tahran’da yapacağız, tarih belirlendikten sonra Tahran zirvesine de yine birlikte hazırlanacağız.

Evet, şimdi önce misafirlerimizden diyorum, gerek İran, gerek Rusya, gerekse Türkiye medyasından yazılı, görsel, 2’şer soru alacağız ve bu soruları cevaplandıracağız.

Evet…

SORU- Defalarca Suriye’nin siyasi süreçten bahsediliyordu, şu anda Suriye’nin ekonomik süreçten soru sormak istiyorum.

Rusya yılın başında bir yol haritasını imzaladı, hani bir enerji altyapısının kurulmasına yönelik bir altyapısı söz konusu. Şu anda Suriye’nin ekonomik altyapısı ya da enerji altyapısının kurulasıyla ilgili herhangi bir somut proje var mı? Buna yönelik diğer ülkeler de bir adım atıyor mu; onu da sormak istiyorum.

RUSYA DEVLET BAŞKANI VLADİMİR PUTİN- Ben tam olarak anlayamadım ne sorduğunuzu.

Şu anda Suriye’nin ekonomik kalkınması hakkında bir soru sordunuz. Tabi ki bu en önemli sorulardan en önemlisi sorusu. Siyasi çözümün yanı sıra, insanların normal yaşam koşuları sağlamak lazım. Dışarıdan yatırım olmadan tabi ki bun yapamıyoruz, dolayısıyla bütün ülkeleri çağırıyoruz, sözde değil, yani davada artık somut bir şekilde adım atsınlar, ilk olarak insani yardım katkıda bulunsunlar. Ama Rusya, İran, Türkiye dışında kimse bir adım atmıyor, Birleşmiş Milletler çerçevesinde çok kısıtlı bir insani yardım miktarları gönderiliyor, ama bu yeterli değil. Mutlaka herkes Suriye’nin altyapısını, üstyapısının yeniden tesis edilmesine herkes katılmalıdır. İnanıyoruz ki, bu siyasi süreçten sonra Suriye’nin ekonomik kalkınma daha da etkin olacaktır, daha da geniş olacak.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- İkinci Rusya’dan gazeteci arkadaşımız.

SORU- Bugünkü görüşmenin konusuyla ilgili değil ama, uluslararası bir gündem ile ilgili bir soru var. Tüm Skripal ile ilgili bir soruya cevap verdiniz. Dün sizin temsilciliğiniz ifade ettiği gibi, İngiltere artık özür dilemeli. İngiltere özür dileyecek mi, ne şekilde özür dileyecek? Özür olacak mı, işbirliği olacak mı?

RUSYA DEVLET BAŞKANI VLADİMİR PUTİN- Biz hiçbir şey beklemiyoruz, sağduyu üstlenecek bunu ümit ediyoruz, buna inanmak istiyoruz. Bu kadar bir zarar görmeyecek bizim ikili ilişkilerimiz.

Bu Skripal olayına ilişkin değil de bütün bizim uluslararası gündeme, bizim İngiltere’yle olan ilişkilerimize yönelik bir konu. Bizim işbirliğimiz mutlaka uluslararası hukuk zeminine oturmalıdır ve bu şekilde uluslararası ilişkiler daha sağlıklı, istikrarlı olacak.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, şimdi İranlı arkadaşlara söz verelim.

SORU- Benim sorum her ikinize, İran İslam Cumhuriyeti Resmi Milli Radyo Televizyonundan, siz ikinize de sorum olacaktır.

İran ve Türkiye Soçi Toplantısı ve Ankara Toplantısında gösterdiler ki yumuşak gücü, sert güç yerine yumuşak gücü kullanmak istiyorlar. Şu anda Türkiye, Rusya ve İran’ın çalışmaları, işbirliklerini tahrip etmek ve bunu sabote etmek için bazı Batı ülkelerin çabasını görüyoruz. Peki, İran ve Türkiye’nin resmi hükümetlerinin ve makamlarının bu gibi sabotajlara karşı tutumları nasıl olacak.

İRAN CUMHURBAŞKANI HASAN RUHANİ- Bizim bugüne kadar gördüğümüz şudur ki; Amerikalılar ve İsraillilerin pek de başarılı olmadıklarıdır. Onlar son seneler içerisinde Şam Hükümetini yıkmak peşindelerdi ve teröristleri bu bölgede hakim etmek istiyorlardı, bölgemizde güvensizlik yaratmak istiyorlardı ve kendi menfaatlerinin peşindelerdi, kendi menfaatlerini güdüyorlardı. Bugüne kadar her ne kadar ki Suriye halkı için büyük sorunlar yaratmış olsalar da fakat başarılı olduklarını söyleyemeyiz. İran Hükümeti Suriye olaylarının başından itibaren her zaman bölgemizdeki terörizm ile mücadeleye vurgu yapmıştır ve terörizm ile mücadele eden devletler ve halklara yardım edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. 

Bölgemizin haritası hiçbir şekilde değişmemeli ve halkların düşünceleri ve istekleri kendi ülkelerinin geleceğini şekillendirmek için yol göstermelidir. Biz aynı ilkelere devam etmeliyiz, aynı ilkeleri savunuyoruz. Ve çabamız, bölgemizin düşmanlarını, bölgemizin bölünmesi ve teröristleri bölgemizde hakim kılmaları amaçlarında başarılı olmamalarıdır ve biz yakın zamanda bölgemizin güvenliği ve Suriye’nin güvenliğinin sağlandığını görmek istiyoruz ve başarı destekleyen, güvenliği destekleyen bütün dünya ülkeleri ve başta bugün burada bu toplantıda bulunan 3 ülkenin hedeflerine ulaşmalarını diliyoruz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Evet, Suriye’nin bugünkü toprak bütünlüğü bizim için olmazsa olmazımızdır ve birilerinin Suriye dışında kendilerine göre yapmış olduğu parselasyonlar bizim için geçerli değildir. Biz bu toprak ameliyatlarına sıcak bakmıyoruz, bu bölge bunların geçmişte çok bedelini ödedi. Fakat bütün bunlarla beraber, terörizmin bunu bir fırsata dönüştürüp Suriye’den ülkemize tacizde bulunmasına da özellikle fırsat vermeyi asla kabul etmemiz mümkün değil. Çünkü burada bizim durumumuzda olan bir ikinci ülke yok. Biz 911 kilometreyle Suriye’ye sınır bir ülkeyiz, dolayısıyla bütün tacizler bugüne kadar ülkemize yapılmıştır ve bunda durmak bilmemişlerdir ve 100’ü aşkın buraya roket atışları yapılmıştır, 100’e aşkın vatandaşımız bu atışlar neticesinde şehit olmuştur. Biz hep sabır sabır sabır, artık yetti demişizdir ve ondan sonra da biliyorsunuz bu teröristlere karşı önce Cerablus, ondan sonra da malum Zeytin Dalı Harekâtıyla bölgedeki bu harekâtı gerçekleştirmek zorunda kaldık. Ve şu an itibarıyla sadece Cerablus, El Bab ve Rai, bu aradaki 2 bin kilometrelik alana 160 bin kişi geri döndü ve oradaki altyapı çalışmalarını yine bizler şu anda yürütüyoruz, yapıyoruz ve çadır kentlerde, konteyner kentlerde kalan o bölgenin halkı geri dönmeye başladı. Aynı benzer durum şu anda Afrin’de olacaktır. Türkiye’de bu kamplarda kalan Afrinli dostlarımız, kardeşlerimiz, onlar da yine topraklarına, evlerine inşallah döneceklerdir, onun da hazırlıklarını bir taraftan yapacağız.

Ancak şunun bilinmesini özellikle istiyoruz: Tabii bu bir inşa ve ihya hareketidir. Bu inşa ve ihya hareketini yaparken bölgede gerek Rusya, gerek İran üç Astana sürecinin garantörleri olarak Soçi’de başlayan bu süreci de Türkiye ve Tahran’la birlikte emin adımlarla yürüteceğiz. Ve biz Astana’yı hiçbir zaman Cenevre’ye alternatif olarak ileri sürmedik, tamamlayıcısıdır dedik. Ama birileri bunu illa da Cenevre’nin alternatifidir diyorlarsa, ona da söyleyecek bir sözümüz yok. Bizim için aslolan netice almaktır. Bu neticeyi nerede alacaksak bunun için adım atacağız. Çünkü netice alma mecburiyetimiz var, oyalanmaya tahammülümüz yok. Burada insanlar ölüyor, işte en son Doğu Guta’da meydana gelenleri gördük ve Doğu Guta’daki o yavruların nasıl acımasızca öldürüldüğünü gördük. Bütün bunları gördükten sonra kimse de kusura bakmasın, ben kucağıma 6 aylık çocuğu aldığım zaman bizim yüreklerimiz parçalanıyor, biz babayız, bunun yanında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanıyız. Bunlara dayanabilmek için herhalde insan olmamak gerekir diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

Evet.

SORU- Değerli cumhurbaşkanlarımın huzurunda selamlarımı, saygılarımı, özellikle de İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına saygılarımı sunuyorum.

Üçlü Zirveden önce Amerikalı yetkililer Suriye’den çıkacaklarını söylediler. Bölgemizde ve Suriye’de Amerika’nın oradaki varlığı bu gibi zirveleri de etkileyebileceğini ve … altına çekebileceğini düşünerek şunu sormak istiyorum: Amerika’nın oradaki varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz ve oradan çekilmesi acaba sizin için de mutluluk kaynağı olabilir mi?

İRAN CUMHURBAŞKANI HASAN RUHANİ- Amerikalılar her gün bir şey söylüyor. Mevcut Amerikan Hükümetinin ne sözlerine, ne de vaatlerine güvenebiliyoruz. Çünkü onlar kendilerinden belli bir yüz ve belli bir görüntü gösterdiler. Öncelikle biz Suriye’den çıkmak istiyoruz, orada kalıcı değiliz dediler, fakat daha sonra anlaşıldı ki onlar para peşindeler ve Arap ülkelerine diyorlar ki; şayet bizim masraflarımızı karşılarsanız, bize para verirseniz biz Suriye’de kalacağız. Bu şu anlama geliyor ki; Suriye’de kalacaklar ve para almak istedikleri ülkelerden de öngördükleri parayı alacaklar, görünen bu.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Fakat Ruhani kardeşim paranın miktarını söylemiyor, 7 milyar dolar, pardon 7 trilyon dolar, böyle bir para bugüne kadar orada masraf yapılmış, bu paranın verilmesi lazım deniyor, bu da herhalde iyice rahatlatır süreci.

Şimdi Türk medyasına geçiyoruz, buyurun.

SORU- Efendim, A Haber’den Lamia Ayhan.

Öncelikle misafirlerimize, sayın liderlere, Putin ve Ruhani’ye sormak istiyorum; Türkiye uzun süredir Suriyeli mültecilere kendi vatandaşlarımız gibi ev sahipliği yapmakta. Ama bu arada Avrupa’dan Türkiye’ye verilen sözler var. Bu yardımın hala yapılmaması, bu sözün yerine getirilmemiş olmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

İkinci sorum Sayın Cumhurbaşkanım size; Sayın Putin bir şey ifade etti sizin yeni önerileriniz olduğu noktasında, bu öneriler nelerdir?

Teşekkür ediyorum.

RUSYA DEVLET BAŞKANI VLADİMİR PUTİN- Şu veya bu ülkenin taahhütlerini yerine getirmesi-getirmemesiyle ilgili ona sormak lazım. Bizim aldığımız, Rusya olarak aldığımız taahhütleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Eğer başarılı olmuyoruz, ne zaman bunu yapabileceğiz açıkça anlatıyoruz.

Tabii ki Türkiye mülteci bakımından büyük bir yük kendisine aldı. Ama hakikaten çok eşsiz bir durum. Diğer ülkeler mesela Filistin konusunda mülteciden bir yük aldı. Rusya olarak biz Ukrayna’dan gelen mültecilerin yükünü üzerimize aldık. Bizim aslında sorunları çözmemiz lazım mülteci göçmenler olmasın diye. Dolayısıyla bugün üçlü formatta Suriye meselesini çözmek için biraraya geldik. İnanıyoruz ki çalışmalarımızın başarılı neticeleri olacaktır.

Şimdi Sayın Erdoğan’ın yeni teklifleriyle ilgili bizim özellikle insani yardım konusunda da etkin bir çalışma yapmamız gerekiyor. Şu teklifte bulundu: İhtiyaç duyulan gerek çatışmasızlık bölgelerinde, gerekse de Suriye genelinde ihtiyaç duydukları insanlara acil yardım, tıbbi yardım konusunda neler yapabileceğimizi somut bir şekilde değerlendireceğiz. Bence bu teklif çok isabetli oldu. Sayın Ruhani de bunu destekliyor. Bunun üzerinde bir çalışma yapacağız ve buna yönelik somut adım sonra atacağız.

Teşekkür ederim.

İRAN CUMHURBAŞKANI HASAN RUHANİ- Suriyeli mültecileri desteklemek mevcut koşullarda bu insani bir görevdir, özellikle de biz Müslümanlar için de bir dini görevdir, İslami bir görevdir. Ben Suriyeli mültecileri destekleyen ve onları barındıran bütün ülkelere teşekkür etmek istiyorum, başta Türkiye tabii ki bu doğrultuda büyük bir yük üstlenmiştir, büyük bir sorumluluk almıştır. Belki biz İran’da bu konuyu ve bu durumu herkesten daha iyi bir şekilde anlayabiliyoruz, bu yükün ağırlığını anlayabiliyoruz. Çünkü biz yaklaşık 39 senedir İran’da 3 milyondan fazla Afgan mülteciyi ağırlamaktayız ve dolayısıyla bunu çok iyi anlıyoruz. Bu sene de yaklaşık 400 bin Afgan öğrenci, çocuk öğrenci bizim okullarımızda eğitim almaktadır ve 20 binden fazla da Afgan üniversite öğrencisi bizim üniversitelerimizde herhangi bir bedel ödemeden eğitim almaktadır. Irak ve Kuveyt Savaşında da Afgan mültecilere ek olarak bir de Iraklı ve Kuveytli mültecileri de karşıladık. Dolayısıyla bu çok önemli bir iştir ve Avrupalı ülkeler de bu alanda yardımcı olmaları gerekiyor, herhangi bir söz verdiler ise de bu sözlerini yerine getirmeleri lazım.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Gerek Sayın Putin, gerekse Sayın Ruhani’nin özellikle neler yapılabilir ve yapacağımız konusundaki önerilere şöyle ben bir ilavede de bulunmak istiyorum, biraz açalım istiyorum. O da şudur: Şu anda Tel Abyad tarafında, yani Doğu Guta’dan gelen yaralılara yönelik bir adım atılması hususunda burada bizler süratle gerek Silahlı Kuvvetlerimiz Rus Silahlı Kuvvetleriyle birlikte bir dayanışma içerisinde orada bir sahra hastanesi kurmak suretiyle bu yaralılara ilk müdahalenin burada yapılmasını temin edelim istiyoruz. Bütün bunların yanında, bir de büyük fırınlar orada kurup bu fırınlarla da ekmek ihtiyacını bütün bölgenin karşılayalım diyoruz. Hemen süratle, bu fırın da öyle zannediyorum ki kurulmuş da olabilir ve bu fırında ekmek ihtiyacını oranın karşılayarak oradaki özellikle şu anda mültecilere bu imkânı sağlayalım.

Fakat benim asıl üzerinde durmam gereken, gerek değerli dostum Sayın Putin’e, gerekse değerli dostum Ruhani’ye şöyle bir teklifim var, ben bu teklifi daha önce de yaptım, uluslararası camiaya yaptım, o da şudur: Güvenli bölgede gerek bizim tarafta, gerekse kuzey Suriye tarafında güvenli bölgede konut inşası temin edelim diyorum. Yani bu konut inşasını yapmak suretiyle bu insanları çadırlardan, konteyner kentlerden kurtaralım. Oraların güvenli bölge haline getirilmesini bizler birlikte sağlayalım ve bu insanlar artık bu yaşam koşullarından kurtulsun ve kendilerine hazırladığımız o yerlerdeki 500’er metrekarelik bir arsa içerisinde kendilerine yerel mimariyle yapacağımız konutlar ve o konutun dışındaki yerde de eksin-biçsin, oradan da kendine imkânlar sağlasın. Böyle bir adım atmak suretiyle onları normal yaşamına bu şekilde kavuşturalım diyorum. Bu konuda bazı ülkelerin bazı taahhütleri var, ama biz şu işin şu anda nirengi noktasındayız. Eğer böyle bir adımı birlikte atabilirsek, öyle zannediyorum ki bu Suriye halkına çok daha ciddi bir sinerji meydana getirmek suretiyle faydalı olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

Evet.

SORU- 24 Televizyonu, Ahmet Örsoğlu.

Efendim, her fırsatta siz kararlılığınızı dile getiriyorsunuz. Bundan sonra terör örgütlerine yönelik yeni operasyonlar bekleyelim mi ve bu olası operasyonları Sayın Putin ve Sayın Ruhani’yle liderler zirvesinde ele alma imkânınız oldu mu?

Teşekkür ediyorum.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Değerli arkadaşlar, teröristle mücadele, terörle mücadele zamanlaması yapılan bir süreç değildir. Terör her zaman var olduğu yerde şüphesiz ki ezilmelidir, yok olduğu anda zaten siz de huzura erersiniz, ortada herhangi bir sorun böylece kalmamış olur. Ve huzurlu bir toplum içerisinde, mutlu bir toplum içerisinde yolunuza devam edersiniz. Ama terörün olduğu bir yerde de, teröristin olduğu bir yerde de tabii ki devlete düşen görev, tüm güvenlik güçleriyle bunlara karşı mücadeleyi sürdürmektir. Şu anda Türkiye’nin hem içeride, hem sınır ötesinde bir terörle mücadele sorunu vardır ve bu sorun bitene kadar yolumuza devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlar; ilginize, alakanıza çok çok teşekkür ediyoruz. Sağ olun, var olun.

 

----- / -----

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.