Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Ümraniye 6. Olagan Ilçe Kongresi’nde yaptigi konusmanin metni

 

Sevgili Ümraniyeli kardeşlerim, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili gençler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Bugün Ümraniye yine bir başka, dışarıda da en az bu salon kadar bir katılım vardı. Önce dışarıdaki kardeşlerimizle bir muhabbette bulunduk, şimdi de sizlerle beraberiz.

Bugün AK Partimizin Ümraniye’de 6. Olağan Kongresini yapıyoruz. Ve 6. Olağan Kongremizle birlikte inşallah metal yorgunluğu demiştim ya, şimdi bu metal yorgunluğunu, işte bu salonda görüyorum artık metal yorgunluğu geride kaldı, bir yeniden diriliş hareketi başladı. İnşallah bu yeniden diriliş muştusunu Mart 2019’da sandıkları patlatarak vereceğinize inanıyorum. Kasım 2019’da bu diriliş muştusunu sandıkları patlatarak vereceğinize inanıyorum. Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcı için hazırlıklar tamam mı? Tamam mı? Tamam mı? Maşallah. Artık durmak yok…  

Şimdi Ana Kademeye sesleneyim; Ana Kademe, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?

Kadın Kollarımız, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?

Gençler, kapı-kapı dolaşmaya, liseli, üniversiteli gençleri kucaklamaya var mıyız? Maşallah, Barekallah.

Buradan Ümraniye’nin tüm mahallelerindeki vatandaşlarıma selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Ümraniye Teşkilatımızda görev almış tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş olanlara Allah’tan rahmet diliyorum.

Kongremizin şehrimiz için, Ümraniye’yle birlikte ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Kardeşlerim; 16 Nisan halkoylamasında Ümraniye’de ne almıştık? Yüzde 55. Yüzde 55 evet oranı Ümraniye’ye yeter mi? Yeter mi? Öyleyse demek ki şimdi daha fazla çalışmamız lazım. Buna hazır mıyız? Tabii ben Ümraniye’den şüphesiz daha iyisini, daha fazlasını bekliyorum ve bunu yapacağınıza da inanıyorum. İnşallah 2019 seçimlerinde böyle güzel bir neticeyi hep birlikte elde edeceğiz. 2019 seçimlerinde Ümraniye’den hem Belediye Başkanlığında, hem milletvekilliğinde, hem de Cumhurbaşkanlığı seçiminde şöyle tarihe geçecek oranlar bekliyorum. Bunun için çok çalışmamız lazım. Ben bugünkü tabloyla hem içeride, hem dışarıda Ümraniye’nin buna hazır olduğunu gördüm. Ama bir şey yapacağız; Ümraniye’de ayak basmadık yer, dokunmadık gönül, desteğini almadık vatandaşımız bırakmamaya söz veriyor muyuz? Maşallah.

Ümraniye, biliyorsunuz Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin yadigârıdır. Osmanlı döneminde Ümraniye bölgesi yürüttüğü ilim, irfan, medeniyet çalışmalarının hürmetine Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerine vakfedilmiştir.

İstanbul’un adeta göç istilasına uğradığı yıllardan Ümraniye de maalesef nasibine düşeni almıştır. Hem gecekondulaşmanın, hem de bunun getirdiği ağır ekonomik, sosyal, siyasal sorunların tüm ağırlığıyla hissedildiği bir yer olarak hafızalara kazınmıştır. Hâlbuki Ümran mutluluk demektir. Ümraniye ismiyle müsemma hizmetlere ancak ilçe olmasının ardından kavuşmuştur. İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğimizde Ümraniye Türkiye’de neyle anılıyordu? Neyle anılıyordu? Patlayan o çöp dağının olduğu 39 vatandaşımızın ölümüyle sonuçlanan çöplüğüyle tanınıyordu. O çöplüğün mimarı kimlerdi? Halk Parti, Halk Parti. Ey Cumhuriyet Halk Partisi, sizin geçmişinizde bu faturalar var. Ben şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren kardeşlerime sesleniyorum; bunlara gidin önce bunu sorun ya. Sizin geçmişiniz karanlık, ya siz önce 39 vatandaşımızın o çöp dağlarının altında kaldığı, patladığı zaman orada öldüğü Ümraniye vahşetinin hesabını verin. CHP dediğiniz zaman akla ne gelir? Çöp gelir. CHP dediğiniz zaman akla ne gelir İstanbul’da? O kirli havalar gelir. Ne gelir? Susuzluk gelir. Ne gelir? Maske ile dolaştığımız günler gelir. Ve yolsuzluk gelir, yoksulluk gelir, yasaklar gelir; bunları siz yaşattınız bize. Ve sene 94, İstanbul ne dedi? Hep birlikte AK Parti dedi. Dedi mi? Ümraniye’de dedi mi? İlçelerin çoğunda dedi mi? Ve elhamdülillah buralar ondan sonra şehirciliği gördü. Ondan sonra artık çöp dağları yok, susuzluk yok, bunlardan kurtulduk. Şimdi Ümraniye’de o çöp dağının olduğu yerde spor tesisleri var, öyle mi? Şu anda gençlerin emrinde, bu var. İşte o Ümraniye’den bugünkü Ümraniye’ye geldik. Elbette bu kolay olmadı, Büyükşehir ve İlçe Belediyemiz bir yandan, bakanlıklarımız ve diğer kurumlarımız öte yandan İstanbul’un her köşesiyle birlikte Ümraniye’yi de ismine layık bir yer haline getirmek için çok çalıştık. Sadece İlçe Belediyemiz –bakın burası önemli- 1 katrilyon 487 trilyon liralık yatırımla rutin faaliyetleri yanında ilçemize son 14 yılda 400’ün üzerinde kalıcı eser kazandırdı. Her mahallemize sağlık ocakları, muhtarlık hizmet binaları yapıldı. İlçe genelinde 19 kültür merkezi, 29 bilgi evi kuruldu. Camiler, yurtlar, okullar, kurslar gibi daha nice hizmetler Ümraniye halkına götürüldü. Yeşil alanlar, parklar, mesire alanları gibi hizmetlerle ilçede yaşayanların hayat kalitesi yükseltildi.

Ve şimdi metro olayı, artık Üsküdar’dan hareket eden metro Ümraniye’ye geliyor mu? Dakikası dakikasına her şey belli mi? Modern şehircilik bu, benim Ümraniyeli kardeşime yakışan da buydu, bunu da yaptık.

Değerli kardeşlerim; şunu unutmayın: Allah’ın izniyle bizler modern şehirciliği böyle geliştirirken yeni metro hatlarıyla Ümraniye’yi farklı yerlere de bağlamanın gayreti içerisindeyiz. Bu metro Yamanevler’e kadar olan kısmı hizmete açıldı, inşallah ikinci kısmını da yakında sizlerin istifadesine sunacağız, bununla ilgili çalışmalar sürüyor. Ümraniye, İstanbul Uluslararası Finans Merkezini de bünyesinde barındırıyor. İmar ve kentsel dönüşüm faaliyetleriyle Ümraniye’nin çehresini baştan sona değiştirdik. Ümraniye’mizdeki 2B arazilerinin tapusunu hak sahiplerine teslim ettik.

Kazımkarabekir, İnkılap, Hekimbaşı, Elmalıkent, Topağacı ve Dumlupınar mahallelerimizdeki 715 hektarlık arazi için de müjdeyi buradan veriyoruz. Pazartesi itibarıyla tapusu olan vatandaşlarımız Belediyemize inşaat ruhsatları için müracaatlarını yapabilirler. Bir kalkın ayağa bakalım, kalkın. İlçe Belediye Başkanımız burada, Büyükşehir Belediye Başkanımız da burada.

Balkanlar’dan ve Doğu Anadolu’dan çok sayıda kardeşimizin yaşadığı Ümraniye, bu bölgelerle olan irtibatını kardeş şehir ve kardeş belediye uygulamalarıyla sıkı bir şekilde devam ettiriyor. İnşallah önümüzdeki dönemde diğer ilçelerimizle birlikte Ümraniye’yi de çok daha ileriye taşıyacağız.

Kardeşlerim, ülke ve millet olarak son derece kritik günler yaşıyoruz. Bir taraftan ülkemizi ekonomide, sanayide, diplomaside büyütmenin çabasını verirken, aynı zamanda vatanımıza kasteden terör örgütleriyle sınırlarımızın içinde ve dışında çok yoğun bir mücadele yürütüyoruz. İki yıl önce hendek ve çukur eylemleri üzerinden ülkemize kurulan tezgahı darmadağın etmiştik. Şimdi de DEAŞ bahanesiyle güney sınırımız boyunca kurulmaya çalışan terör devleti projelerini paramparça ediyoruz. 15 Temmuz’dan hemen sonra gerçekleştirdiğimiz Fırat Kalkanı Harekatıyla bu terör koridoruna ilk ve ağır darbeyi indirdik. Akabinde nokta operasyonlarla bölücü terör örgütüne ciddi zayiatlar verdirdik. İki ay önce de şimdiye kadarki en önemli operasyonlarımızdan olan Afrin’e yönelik Zeytin Dalı Harekatını başlattık. Şimdi buraya girerken dedim ki son durum nedir? Ve aldığım netice şu: Şu an itibariyle 3821 terörist etkisiz hale getirildi. Askerimiz ister içeride, ister dışarıda teröristi gördüğü anda beynine iniyor. Artık SİHA’larımız var mı? Var.  İHA’larımız var mı Var. Koordinatlar bildiriliyor, bakıyorsunuz F16’lar da oraya iniyor. Hazırlıklarımızı yaptıktan sonra bir gece ansızın F16’larımızla havadan, tanklarımızla karadan Afrin’e girdik. İçimizdeki ve dışımızdaki bölücü örgüt yandaşlarının propagandalarına aldırmadan operasyonu sonuna kadar da başarıyla yürüttük. Terör örgütünün senelerdir yaptığı tahkimata rağmen 58 gün gibi çok kısa bir süre içerisinde Afrin’i teröristlerden temizledik. O tünelleri gördünüz değil mi? O tünellerin içinde neler var gördünüz değil mi? Hastaneye varıncaya kadar her şeyi yapmışlar, silah depolarına varıncaya kadar her şeyi yaptılar. Ama F16’larımızla beraber oraları darmadağın ettik.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Özgür Suriye Ordusu’yla beraber icra ettiği bu operasyon elbette birilerinin konforunu bozdu. Türkiye’nin bu kadar kısa sürede sivillere ve sivil yerleşim yerlerine zarar vermeden böyle zor bir operasyonu gerçekleştirebileceğine kimse ihtimal vermiyordu. Rakka’daki yıkımın Afrin’de yaşanmaması, Musul’da olanın Afrin’de yaşanmaması, bunların aklının erdiği bir şey değildir. En başta bölücü terör örgütü olmak üzere belli ülkeleri, belli çevreleri çok ciddi rahatsız etti. Batıdan arayan bir-iki tane lider var, aramızda bunlarla çok renkli görüşmeler geçti. Ve baktılar ki beklediğimiz neticeyi alamıyoruz, onlara bir şey söyledik: Siz yolunuza, biz yolumuza. Siz NATO’da beraber olan ortağınızla değil de terör örgütleriyle beraber hareket ediyorsanız, buyurun devam edin.

Siz Elysee Sarayı’nda teröristleri ağırlayabilirsiniz. Bir başkası da zaten Almanya’da, o da bakıyorsun sarayda ağırlama yapıyor, mahkumiyeti olduğu halde bunu yapıyor. Ne yaparsanız yapın, biz hukuktan ayrılmadan, bu ülkede şehitlerimizin hukukunu sonuna kadar savunacağız ve bu ülkenin topraklarına roketlerle saldıranlara da bunun hesabını soracağız. Aylarca taş üstünde taş bırakmayana kadar Suriye’nin şehirlerini aralıksız bombalayanlar bizim sivil hassasiyetimizi bir türlü anlayamadılar. Bu sebeple de ilk günden itibaren başarımızı gölgelemek için birçok ayak oyunlarına, medya manipülasyonlarına başvurdular. Bölücü örgütün Suriye kolunun tamamı yanlış, tamamı iftira olan sözüm ona haberlerini manşetlerine taşımaktan, basın brifinglerinde doğruymuş gibi pazarlamaktan çekinmediler.

Peki, biz ne yaptık? Yalanın panzehri hakikatlerdir diyerek sadece gerçeklere yapıştık. Sahadaki durum neyse, gerçekte ne yaşanıyorsa onu hem milletimizle, hem de uluslararası kamuoyuyla paylaştık. Hastane vurma iftirasını hemen ertesi gün İHA’larımızın video kayıtlarıyla tamamen çökerttik ve sahiplerinin yüzlerine çarptık. Hemen her gün dünya liderleriyle telefon görüşmeleri yaparak operasyonlarla ilgili bilgi verdim. Niyetimizi, hedefimizi, gayemizi açıkça muhataplarımıza izah ettik. Anlamak isteyen, niyeti gerçekten sahih olan herkes için yaptığımız açıklamalar fazlasıyla yeterliydi. Meseleyi objektif bir şekilde değerlendiren bütün taraflar için Türkiye’nin niçin Afrin’de olduğu, bu harekatı niçin icra ettiği gayet açıktı. Ama hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir. Algılarını hakikatlere kapatanlara yapılacak pek bir şey yok.

Daha önce söylediğim bir hususu burada tekrarlamakta fayda görüyorum. Türkiye’nin bu tür operasyonlardaki gayesi, -Fransa, burayı iyi dinle- işgal değil bölgeyi eli kanlı çetelerden kurtarmaktır. Afrin’de şahit olduğumuz manzara, açılan tüneller, sığınaklara yığılan mühimmatlar ve buradan Fransa’ya sesleniyorum; bütün bu tüneller Fransız firması Lafarge’ın özellikle mikserleriyle yapılmıştır, bunları da bil. Ve tünellerin açıldığı bölgede Lafarge, şantiye orada kurulu. Sen kime neyi anlatıyorsun? Buraları biz bunlara sorsak, nerede bunlar bilmezler. Bize sor, danış.

Allah’a hamdolsun Zeytin Dalı Harekatı ile yılanın başı ezilmiş, tehlike daha fazla büyümeden bertaraf edilmiştir. Diğer bölgelerde de aynısını yapacağız. Bu haklı mücadelemizde yanımızda olanlara teşekkür ediyoruz. Hakikatler ortada olmasına rağmen ısrarla ve inatla bize düşmanlık gösterenlerin, ne yaptıklarını bilmeyenlerin de şunu bilsinler: Ülke olarak da hafızamıza nakşediyoruz. Günü geldiğinde bunların hepsini onların önüne koyacağız.

Bu eleştirilerin geçmişleri sömürge ayıbıyla dolu olanlardan gelmesini ise ayrıca manidar buluyorum. Bu Fransa değil mi ya, bu Fransa değil mi Libya’da işgal hareketini yapan. Cezayir’de 5 milyon insanı öldüren bu Fransa değil mi? Bize kalkıp da medeniyet dersini hangi yüzle veriyorsun? Önce bir dön tarihine bak, geçmişine bak. Bizim tarihimizde bu tür kara lekeler yok, işgal ise asla yok.

Gençler, ecdadımızla övünün, tarihinizle övünün. Böyle asil bir ecdadımız var, böyle onurlu bir ecdadımız var. Bizim ecdadımız esarete tabi tutulmuş ta Hint Yarımadasındaki zulme uğrayan bir insanın, bir kavmin kurtuluşu için oraya donanma gönderecek kadar asil; biz böyle bir ecdada sahibiz. Ama bunlar bizi tanımıyorlar, tanımazlar, işlerine de gelmez. Varsın gelmesin, biz işimize bakacağız.

Eğer biz bugün Suriye’nin kuzeyinde Afrin’e girdiysek, o gariplerin halini gördünüz değil mi? O mazlumların halini gördünüz değil mi? O Doğu Guta’daki yavruların o çöken binaların altında nasıl kaldığını gördünüz değil mi? Biz diyoruz ki; bu çocukları bize gönderin, göndermiyorlar. Gönderin, biz tedavilerini, her şeyini yaptırırız. Ve şu anda Afrin’e biz Kızılay’ımızla, AFAD’ımızla gittik mi? Gittik.

Kardeşlerim, Türkiye’nin son yıllardaki en temiz, en ahlaki askeri operasyonu olan Afrin Harekatı sebebiyle eleştirenlerin, mesela İsrail’in şu anda Gazze’de dün yaptığı katliam için kayda değer bir itiraz dile getirdiklerini duydunuz mu? Bakın, neredeyse 20’ye yaklaştı ölenlerin sayısı. Bine yaklaştı yaralananların sayısı. Neredeler? Ben dün akşam Sayın Trump’a da söyledim; bunlara müdahale etmeyecek misiniz dedim. Kimse bunları görmüyor. Biz ise bu tür katliamların içinde değiliz. Gazze’de kendi topraklarında gösteri yapan insanların üzerine ağır silahlarla saldıran İsrail’e söz söyleyemeyenlerin gözlerini bize dikmeleri, samimiyetsizliklerinin en büyük delilidir. Bu vesileyle dün Gazze’de şehit edilen Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. İsrail Yönetimini bu insanlık dışı saldırısından dolayı da şiddetle kınıyorum. İsrail, Filistin’de uyguladığı zulmün altında kalacaktır. Arkasına saklandığı güçler bugün İsrail’i koruyabilir, ama yarın ne olacağını Allah bilir, onu da söyleyeyim.

Biz haklı davalarında sonuna kadar Filistinli kardeşlerimizin yanında yer almayı sürdüreceğiz. İsrail terörünü her fırsatta ve her zeminde ifşa etmeye devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim, şimdi ben sizden ne istiyorum onu söyleyeyim… Yok, en büyük Allah’tır, biz neyiz ya.

Şimdi değerli kardeşlerim, öncelikle Rabia’mızı biliyoruz değil mi?

Erol Efendi, kaldır elini, bunu öğren.

Rabia’mızı bilenler bilmeyenlere de öğretecek. Bu bizim adeta siyasi mücadelemizin kilididir. Biliyoruz değil mi?

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

Tek millet; Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla 81 milyon tek millet.

Tek bayrak; bizim şu bayrağımızın güzelliğini görüyorsunuz değil mi? Buna eş bayrak yok. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi.

Üç, tek vatan; 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Böldürmeyeceğiz vatanımızı.

Ne oldu, yoruldunuz galiba.

Ve tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devletimiz yok. Paralel devletmiş, şuymuş-buymuş vesaire hepsi hikaye. Paralel devlet diyenler Pensilvanya’ya, o kadar.

Şimdi Rabia’mızı bir şeyle süsleyelim, neyle? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Aman ha, aman ha kardeşlerim; bakınız aramızda… Sakın fitneye-fesada yer vermeyeceğiz. Müminler birarada buna yer verir mi? Birbirinin adeta kardeşi olanlar buna fırsat verir mi? Biz ne diyoruz? Ancak inananlar kardeştir, biz kardeşiz; bundan taviz vermeyeceğiz. Bizi bölmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Ve aramıza çok fitne sokmak isteyenler, fesat sokmak isteyenler, hatta hatta içimizden çıkanlar olabilir. Hiç endişe etmeyin, biz beşer planında kimsenin önünde eğilmedik. Sadece Rabbimizin huzurunda rükuda ve secdede eğildik, başkası asla. Onun için içimizden de birileri çıkabilir, sakın fırsat vermeyin. Eğer birileri gelip de bir başka kardeşimizi kötülemeye yönelirse, hadi oradan deyin, sen bizden değilsin deyin. Biz birbirimize inandık, bu yola böyle çıktık. Çünkü hiçbir zaman bunlar boş durmayacak, tamam?  

Değerli kardeşlerim; ben bu kardeşliğimizin onuruna bu kardeşlerinizin içinden çıkmış bir kardeşiniz olarak, sizin içinizde bir hizmetkar olarak Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Öyleyse şimdi ahdimizi yapalım.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Ümraniye’yi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun, kongremiz hayırlara vesile olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun inşallah.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.