Yükleniyor...

Cumhurbaskani Erdogan’in Usak 6. Olagan Il Kongresinde Yaptigi Konusmanin tam metni

 

AK Parti teşkilatlarımızın kıymetli mensupları, değerli yol arkadaşlarım, istikbalimiz olan sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Buradan Uşak’ın tüm ilçelerine, tüm mahallerine, köylerinde yaşayan tüm kardeşlerime en kalbi selam ve sevgilerimi yolluyorum.

Efeler diyarı, yiğitliğin, kahramanlığın, zaferin, kültürün merkezi Uşak’ta olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Bugün Uşak’ta gerçekten tarihi bir coşkuya şahitlik ediyoruz. Şu anda dışarıda soğuğa rağmen biliyor musunuz bu salonun üç katı en az orada. Aman Yarabbim, bu ne muhabbet, bu ne sevgi böyle. Anlıyorum ki Uşak, Uşak olalı evvel Allah böyle bir gün görmedi. (“Uşak seninle gurur duyuyor” sesleri) Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. İnşallah 2019 Uşak siyasi tarihi için farklı bir yıl olacak; Mart farklı olacak, inşallah Kasım farklı olacak.

Bugün Uşaklı kardeşlerim bu şekilde muhabbetle, özlemle bizi bağrına basarken tabii ki sırtımızdaki yük de artıyor. Uşak bugün aşıklar diyarı olduğunu, memleketine, milletine, toprağına aşkla bağlanmış insanların şehri olduğunu bir kez daha ispat ediyor. Böyle muhteşem bir atmosferde kalplerimizi buluşturan, bizleri biraraya getiren Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun. Mevla kardeşliğimizi muhafaza eylesin, yol arkadaşlığımızı daim eylesin diye dua ediyorum.

Gençler, hiç endişe etmeyin, beşer planında bugüne kadar hiçbir gücün önünde eğilmedik. Biz sadece ve sadece Rabbimizin huzurunda rükûda ve secdede eğildik, ancak orada eğiliriz.

AK Parti Uşak 6. Olağan İl Kongresinin şehrimiz için, tüm Uşaklı kardeşlerim için, hepsinden önemlisi ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Uşak Teşkilatlarımızda vazife üstlenmiş tüm kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Rabbim onlardan razı olsun. Ahirete irtihal etmiş olanlara Rabbimden rahmet ve mağfiret diliyorum.

Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma ülkem ve partim adına minnettarlığımızı ifade ediyor, yeni sorumluluk üstlenen kardeşlerime de Yüce Mevla’dan muvaffakiyetler diliyorum. Tamam da, biz şimdi nereye çaya yetişeceğiz diye merak etmeye başladım.

İlk günkü aşk ve heyecanla çalışarak Uşak Teşkilatımızın demokrasi ve milli irade sancağını şehrimizde hak ettiği yere getireceğinize inanıyorum.

Değerli kardeşlerim, Uşak bize Selçuklu’nun, Osmanlı’nın emanetidir. Uşak, bize darbeciler tarafından darağacında şehit edilen Başbakan merhum Adnan Menderes’in emanetidir. Bizler de son 15 yıldır bu emanete gözümüz gibi bakmaya çalışıyoruz. AK Parti dönemlerinde Uşak hamdolsun her açıdan kalkındı, büyüdü. İşte bunlar da bizim AK kadınlarımız.

Hayata geçirdiğimiz projelerle Uşak, Ege Bölgesinin tarım, ticaret ve sanayi merkezine dönüştü.

Kardeşlerim, bugüne kadar Uşak’a toplamda 6,5 milyar lira tutarında yatırım yaptık, yani 6,5 katrilyon. Eğitimde 1186 yeni derslik inşa ettik, bugün 33 bini aşan öğrencisiyle, fakülte ve yüksekokullarıyla Uşak’a modern bir üniversiteyi hamdolsun biz kazandırdık. Ya Uşak’ta üniversite yoktu be, biz yaptık. Bizden önce Uşak’ta sağlık hizmetlerinde ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Uşak’ta biri 400 yataklı 5 adet hastane ile 13 adet birinci basamak sağlık kuruluşu olmak üzere toplam 18 adet sağlık tesisi inşa ettik. Devlet hastanemizi 200 yataklı bir ek bina ile büyütüyoruz. TOKİ kanalıyla Uşak’ta 3517 konutu tamamladık, 777 konutun da inşası devam ediyor. Fakat, en çok hoşuma giden de ne oldu biliyor musunuz? Şu meşhur Tabakhane Deresi vardı ya rezillik, pislik. Ah ah, bu medeniyiz diyenler, çevreciyiz diyenler bu dereyi görmüyorlar mıydı? Ne yaptılar? Bir şey yaptılar mı? Peki, bu Tabakhane Deresini şimdi görüyorsunuz, ne oldu, kalktı mı? Kalktı. DSİ’ye burada teşekkür ediyorum; bir. Bak Veysel Hoca, biz yeri geldi mi teşekkürü biliriz. Ve sağ olsun TOKİ de bu projeyi şu anda oradaki bütün o binaları dönüşümle kaldırarak şu anda dükkânlarıyla, konutlarıyla hakikaten bambaşka bir orada şu anda adeta şehircilik örneği oluştu mu? Oluştu mu, soruyorum sizlere? Ve şimdi kalan bir kısmı daha var, orayı da tamamen yıkıyoruz. Bazı arkadaşlar yalnız şöyle söylüyorlarmış: İşte seçime bir sene kaldı, yıkarsak yetiştiremeyiz. Kim diyorsa bunu geri vitese taksın, öyle bir şey yok, öyle bir şey yok. Hemen yıkıyoruz, temizliyoruz ve yerine de hemen diğer tarafta olduğu gibi projemize başlıyoruz. Kararı veriyoruz demokratik bir şekilde: Kabul edenler… Ooo, kabul edilmiştir. Başkan, bak görüyorsun bizim her şeyimiz demokratik. Ve TOKİ Başkanımız da burada, zaten proje hazır ve o kalan kısım da inşallah süratle böylece bitirilecektir. Çünkü, Uşak’a çirkinlik yakışmıyor, burası bir kültür şehri, bir medeniyet şehri, aynen bunu yapacağız. Ve 2002 yılına kadar sadece 31 kilometre bölünmüş yol varken biz buna 141 kilometre daha ekleyerek toplam bölünmüş yol uzunluğunu 172 kilometreye çıkardık. Allah razı olsun. Ama Kılıçdaroğlu da şoförler benimle zannediyordu. Öyle değil mi, Kılıçdaroğlu da şoförlerin onunla olduğunu zannediyordu. Bir de, yolların halini kamyon şoförlerine sorun; eline diline dursun be. Ya her şeyi ne yap yap söyle de, yani bizim şu yaptığımız yollarla ilgili bunu söyleme be.

Değerli kardeşlerim, tabii ben arkadaşların nerede çalıştığını bilmiyorum da, yalnız şunu biliyorum: Bakın biz 1 milyon, demek ki iyi takip etmiyorsunuz bizi, 1 milyon taşeron çalışanına kadrolarını verdik ve onların işi bitti, 1 milyon. Şimdi kenarda köşede kalkmış diyelim ki 300, 500, 1000 kalmış ise, ya kardeşim takip edersiniz hakikaten hakkınız varsa hakkınız verilir. Yani 1 milyona bu hakkı veren, 1000 kişiye-2000 kişiye mi vermez? Şimdi yalnız bana bak, yalnız şöyle de söyleyeyim: Yani öyle gaz verelim diye bizi gaza getirmeye falan da kalkmayın, öyle gaza da gelmeyiz. Bak şu anda Cumhurbaşkanlığında taşeron olarak çalışanlar vardı, hepsi tamamen iş bitti, onlar da geldiler kadrolarına girdiler çalışmaya başladılar, en az 350-400 lira ile yaklaşık değerli kardeşlerim 1000 liraya kadar artışları olmak suretiyle şu anda maaşlarını alıyorlar. Şimdi mesela diyelim ki Uşak Belediyesinde Belediye, sizin BİT’leriniz var mı? Var değil mi? Yani BİT’ler demek, belediye iktisadi teşekkülleri demektir. Şimdi burada mesela onların da taşeronları vardı. Bir dakika, iş bitirelim burada, dur. Belediye iktisadi teşekkülleri vardı, şimdi belediye iktisadi teşekkülleri taşeronla çalışıyordu. Şimdi o taşeronlar içerisinden alacak, gerekirse imtihana tabi tutacak ve onları aynı daha önceki BİT’lerde olan elemanları gibi o taşeron elemanları da ne yapacak? Kadrosuna dahil edecek ve onlar da BİT’ler elemanı olarak çalışmaya başlayacaklar, belki de başladılar bilemiyorum. Başlattınız mı? Sürekli alıyorum diyor. Olay bu. Onun için işi farklı yerlere akıtmayalım. Çünkü biz AK Parti’yiz. 1 milyon taşeron çalışanını biz buralara dahil ederken adaletimizin gereği olarak dahil ettik ve bunu yaptık. Biz öyle ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız, bunu böyle biliniz.

Kardeşlerim, 2002’den önce demir yollarımızın durumu içler acısıydı. Yıllarca demir yollarımız ihmal edilmiş, adeta bir çivi dahi çakılmamıştı. Uşak’ta 206 kilometre uzunluğunda demir yolu yenilemesi yaptık, ayrıca şehrimize bir lojistik merkezi inşa ettik. Ankara, Afyonkarahisar, Uşak, İzmir yüksek hızlı tren projesiyle Uşak’ı İstanbul’a, Ankara’ya, Sivas’a hızlı trenle bağlıyoruz. Ankara-Afyonkarahisar-Uşak yüksek hızlı tren hattını 2019 yılı Eylül ayında, Uşak-Manisa-İzmir hattını ise 2020 yılında hizmete açıyoruz. Ayrıca, Uşak’a bir yüksek hızlı tren garı inşa edeceğiz.

Türkiye’nin ilk bölgesel havalimanı olan yıllık 2 milyon yolcu kapasiteli Zafer Havalimanını Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak illerimize kazandırdık mı? Kazandırdık, biz buyuz ya. Biz ne dedik? Havayolu halkın yolu olacak dedik, bunu yaptık mı? Yaptık. Dolayısıyla benim vatandaşlarım artık neredeyse lüks otobüs fiyatı olan uçaklarla gidip gelebiliyor.

Son 15 yılda 17 adet baraj ve 12 adet gölet inşa ederek Uşak’ın kalkınmasına önemli katkılar sağladık, onun için de Sayın Eroğlu’na teşekkür ediyoruz. Banaz Küçükler Barajından aldığımız suyu Uşak’a getirdik. Yanlış söylemiyoruz değil mi? Uşak Organize Sanayi Bölgesinin kullanma suyu problemini çözmek için Kocadere Barajı ve Uzundere Barajı ile iletim hatlarını inşa ediyoruz şu anda, devam ediyor.

Şimdiye kadar bitirdiğimiz 39 adet sulama tesisiyle Uşak’ta 94 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Uşak’a 262 milyon lirası hayvancılık olmak üzere toplam 725 milyon lira tutarında tarımsal destek verdik.

Yaptığımız bu yatırımlar ve verdiğimiz destekler sayesinde Uşak, hamdolsun bölgesinin parlayan yıldızı oldu. Bugün Uşak’ın müteşebbis ruhlu insanları üretimleriyle, ihracatlarıyla, Türk ekonomisine yaptıkları katkılarla da kendilerinden inanın söz ettiriyorlar. İşte az önce Kütahya’daydık, Kütahya’da hem kongremizi yaptık, kongremizden sonra da Kütahya Porselen’in dev bir tesisinin açılışını yaptık. Ve ardından şimdi yan tarafında bir tesisi daha inşa edecek. İşte böyle, Kütahya’da diyelim nasıl bunlar yapılıyorsa, Uşak’ta da inşallah aynı şekilde bu yatırımlar devam edecek.

Ben buradan ülkemiz için üreten, çalışan, katma değer oluşturan her bir kardeşime şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki süreçte bu topyekûn kalkınma hamlesini hep birlikte devam ettireceğimize inanıyorum. Bunun için sizlerden çok daha güçlü destek ve gayret bekliyorum.

Değerli kardeşlerim, üretim ve ticaret şehri olmanın yanında Uşak, demokrasinin de kalesidir. Uşak, Cumhuriyet tarihimiz boyunca demokrasiyi, özgürlükleri, milli iradeyi en güçlü şekilde savunan şehirlerimizden birisidir. Uşaklı kahramanlar, dün olduğu gibi bugün de söz konusu vatan olduğu zaman gözlerini kırpmadan şehadete yürüyor.

15 Temmuz darbe teşebbüsünde millet olarak bu destansı duruşa hep birlikte şahitlik ettik. O gece farklı partilerden, farklı siyasi görüşlerden binlerce Uşaklı kardeşim ellerinde bayraklarıyla Kurtuluş Anıtında, şimdiki adıyla 15 Temmuz Şehitleri Meydanında buluştu. 15 Temmuz gecesi Uşaklı vatandaşlarım kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla demokrasinin ve milli iradenin etrafında adeta etten bir duvar ördü. Sizlerin kararlı tavrı sayesinde darbeciler sokağa inecek cesareti dahi kendilerinde bulamadılar. Ben buradan bir kez daha o gece ülkelerine ve demokrasiye sahip çıkan tüm Uşaklılara teşekkür ediyorum.

Sizler nasıl burada cesaretle meydanlara koştuysanız, sizin evlatlarınız da canları pahasına o gece darbecilerle göğüs göğse çarpıştılar.

Değerli kardeşlerim, yine o gece benim koruma polislerimden Mehmet Çetin kardeşim Marmaris’te şahsımı ve ailemi… Şahsımı ve ailemi öldürmeye gelen FETÖ’cü hainlere karşı son nefesine kadar mücadele etti. O geceki görüntüleri her izleyişimde yüreğim sızlıyor. İşte şimdi Mehmet’in yavrusu bize emanet. Ve o gece… (“Burada” sesleri) Allah razı olsun. Ben inanıyorum, her biriniz birer Mehmet Çetin’siniz, inanıyorum ki yavrusu da bize Mehmet Çetin’in bir emaneti.

Şimdi arkadaşlar, bir şey rica edeceğim; şimdi biz bir siyasi partiyiz değil mi? Bir siyasi parti olarak da biz, tekbiri kimse bizimle tartışabilir mi? Tartışamaz. Ama bir siyasi parti olarak biz ülke genelinde 80 milyonu kucaklayacağımızı düşünerek mesajımızı geniş tutacağız. Biz nerede tekbir getireceğimizi çok iyi biliriz.

Bak o gece ne dedik Instagram’dan? Meydanlara dedik, sokaklara dedik. Ardından ne dedik? Ölümüne dedik, ölümüne dedik. Ve bizler de siyasetin dilini çok iyi yakalayacağız. Çünkü biz hitabımızı gençler, 80 milyona yapacağız ve 80 milyona yaparken unutmayalım burada her düşünceden, her yapıdan, her yaklaşımdan insanlar var, bunları da kucaklamamız lazım. Bunları kucaklayarak inşallah 2019’un Mart’ına ve Kasım’ına yürüyeceğiz. Onun için burada hassas olalım, bizim söyleyecek, konuşacak çok şeylerimiz var, inşallah tekbiri de yerinde kullanacağız.

Marmaris’te yaşananlar FETÖ’nün ne kadar aşağılık, ne kadar müptezel, ne kadar paravan bir örgüt olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Aklını ve iradesini Pensilvanya’daki şarlatana teslim edenler, namuslarına emanet silahlarla milletimizi ve güvenlik güçlerimizi katletmekten çekinmediler. Ama onların ihaneti ne kadar büyükse, milletimizin direnişi de o derece asildi.

Mehmet Çetin gibi yiğitlerin sayesinde hamdolsun ruhunu işportada 1 dolara satan asker kılıklı kalleşler, polis kılıklı kalleşler hedeflerine ulaşamadı. 15 Temmuz gecesi Marmaris’te iki polisimizi şehit edenlerin tamamı saklandıkları lağım çukurlarında yakalandı, adalete teslim edildi. İki de benim bayan polisim vardı biliyor musunuz? Ya bayan polislerimi bile yaraladılar, onları taciz ettiler. Ulan insaf be, lan ne vicdansızsınız ya, ulan bayan bayan, bayan korumalarım bunlar. O gece fütursuzca millete saldıranlar, şimdi dört duvar arasında adalete hesap veriyor. Pensilvanya’daki şarlatanın bunlara fısıldadığı, ne diyor? Bahar yakındır diyor. O baharlar var ya, işte onlar hiçbir zaman gelmeyecek. Nereye gizlenirse gizlensinler, sırtlarını kime dayarlarsa dayasınlar, bu millete ihanet edenlerin hepsini saklandıkları inlerinde bulup yargıya teslim edeceğiz. Bu hainlerin her birinden 15 Temmuz şehitlerimizin hesabını muhakkak soracağız. Bırakın Avrupa’yı, Amerika’yı, Fizan’a da kaçsalar adli birimlerimizle, diplomatlarımızla, ilgili kuruluşlarımızla bunların peşlerini bırakmayacağız. Gittikleri her yerde devletimizin soluğunu enselerinde hissetmeye devam edecekler.

Mehmet Çetin kardeşim başta olmak üzere bütün 15 Temmuz ve terörle mücadele şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Geçen yıl terör operasyonları esnasında şehit olan Uşaklı Binbaşı Kürşat Selim Şenol’un ve tüm şehitlerimizin mekânları inşallah cennettir. Hep beraber birer Fatiha okuyalım.

Değerli kardeşlerim; Uşak, Fethullahçı terör örgütünün uzun yıllar üzerinde hassasiyetle çalıştığı illerimizden biridir. Örgütün senelerce Uşak’ın mali ve ekonomik potansiyelini, Uşaklı vatandaşlarımın hayırsever karakterini nasıl suiistimal ettiğini çok iyi bilirim. Himmet, hizmet, eğitim, yardım, hayır hasenat gibi milletimizin baş tacı ettiği kavramların arkasına saklanan örgüt her yerde insanlarımızın kene gibi kanını emmiştir. Bunu zaman zaman sesli yapmıştır, zaman zaman sessiz yapmıştır. Herhalde ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Bunlar böyle. Anadolu’nun dört bir yanındaki en parlak gençlerimiz bu örgütün efsunlu ideolojisiyle uyuşturularak karakteri formatlanarak Pensilvanya’daki din tüccarına kul-köle haline getirilmiştir. Bu örgüt mensuplarının kendi çıkarları için istismar etmeyecekleri hiçbir ilke, değer, kural yoktur. Yeri gelmiş örgüt için yalan söylemişlerdir, yeri gelmiş kendi ikballeri uğruna masum insanlara iftira atmışlardır, yeri gelmiş sınav sorularını çalmış, yeri gelmiş cinayet işlemişlerdir. Hakimiyet kurdukları yerlerde kendilerinden başka kimseye hayat hakkı tanımamışlardır. Bunun için bölücü terör örgütüyle dahi kol kola girmekten çekinmemişlerdir. Türkiye’nin son dönem siyasi tarihindeki birçok karanlık ve kanlı hadisenin gerisinde FETÖ aklı, FETÖ’cülerin parmak izi vardır. Kendi kafası o kadar çalışmaz ha, onu da bilin. Akıl o değil, onun arkasında, yani sufle ediyor, o yazıyor ve konuşuyor. Milletimizi birbirimize düşürmeye çalışan provokasyonların çoğunun planlayıcıları, uygulayıcıları bu örgüt mensuplarıdır. Şimdi baktığımızda daha iyi görüyoruz ki terör örgütleriyle mücadelemizde bir dönem yaşanan aksaklıkların sebebi de, yine FETÖ’nün sabotajlarıdır, içeriden yaptığı engellemelerdir. Atalarımızın hırsız evden olursa, mandayı bacadan aşırır dediği gibi, ülkemiz en büyük darbeyi içeriden yemiştir. Biz yıllardır ziyaret ettiğimiz illerde ve fırsat bulduğumuz her platformda vatandaşlarımıza örgütün karanlık yüzünü anlatıyor, bu yapıyla aralarına mesafe koymaları çağrısında bulunuyoruz. Vatandaşlarımızdan sürekli çocuklarını bu yapının okullarına göndermemelerini, paralarını bu örgütün bankasına yatırmamalarını, FETÖ ile irtibatlı hiçbir oluşumun içinde yer almamalarını 2010 yılından itibaren hep ifade ettim, ama anlatamadım. O gün çağrımıza kulak kabartanlar, örgütle bağını tamamen koparanlar ne kadar doğru bir karar verdiklerini daha sonra çok iyi anladılar. Buna karşılık üç yıl boyunca her düzeyde yapılan çağrılara kulak vermeyenler maalesef hatalarıyla baş-başa kaldılar. 15 Temmuz sonrasında devletimiz yaşadığı büyük travmaya rağmen FETÖ ile mücadelesini hukuk çerçevesinde yürütmüştür. Münferit hadiseler veya örgütün bilinçli manipülasyonları dışında hiç kimsenin mağduriyet yaşamaması için titizlik gösterilmiştir.

Değerli kardeşlerim, bütün bunlara rağmen yaşanan birtakım aksaklıklar, eksikler olmuşsa, onları da tespit ettikçe düzeltiyor, mağduriyetleri gideriyoruz. Önümüzdeki süreci de inşallah aynı hassasiyetle devam ettireceğiz. Müslüman aynı delikten iki kez ısırılmaz. Bunun için ne adına olursa olsun, devletin bünyesinde yeni paralel yapılar kurulmasına asla izin vermeyeceğiz. Elbette insanlarımızın manevi dünyasında önemli yeri olan gönüllü kuruluşlarımızın, vakıflarımızın, derneklerimizin başımızın üzerinde yeri vardır. Elbette ülkemizdeki ve dünyadaki tüm mazlumlar, mağdurlar ve ihtiyaç sahipleri için gece-gündüz demeden koşturan hayır kurumlarımızı el üstünde tutacağız. Ancak hiçbir yapının kendi tebliğ, eğitim, hayır sınırları dışına çıkıp devlet, siyaset, ticaret ve sivil toplum alanında tahakküm kurmaya yönelik gayretlerine de göz yummayacağız.

Şu gerçeğin herkes tarafından bilinmesini istiyorum: Bu ülkede tek parti döneminin faşist zihniyeti artık tarih olmuştur. Bu ülkede 28 Şubat döneminin o baskıcı politikaları hükmünü yitirmiştir. Bu ülkede artık FETÖ tipi riyakar yapıların devri kapanmıştır. Allah’ın izniyle hiçbir güç Türkiye’yi o eski karanlık günlerine geri döndüremeyecektir. Son günlerde aslı astarı olmayan haberler üzerinden bu millet için dişini tırnağına takan gönüllü kuruluşlarımızın, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığımızın yıpratılmaya çalışıldığını görüyoruz. CHP zihniyetinin ve adı sanı belli din düşmanı çevrelerinin eski Türkiye’yi hortlatmaya dönük saldırılarına kesinlikle rıza göstermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum.

Sevgili Uşaklılar, çok değerli kardeşlerim; Hazreti Mevlana, testinin içinde ne varsa dışına o sızar buyuruyor. Atalarımız da, dervişin fikri neyse zikri de odur demişlerdir. Yani bir insanın kalbinde kin, nefret ve husumet varsa, zihin her daim onu düşünür, dil her fırsatta onu söyler. Ana Muhalefet Partisine baktığımızda bu sözlerin derin hikmetine tekrar tekrar şahit oluyoruz. Demokrasilerde çok önemli bir yeri olan ana muhalefetin ülkemizde düştüğü ihanet ve dalalet çukurundan bir türlü çıkamıyor olmasını doğrusu ben üzüntüyle karşılıyorum. Kaset mamulü Genel Başkan 94 yıllık bir partiyi adeta bir miras yedi gibi gitti terör örgütlerinin ve marjinallerinin oyuncağı haline getirdi. Kumpasla geldiği koltuğunu korumak için son 8 yıldır işbirliğine gitmediği, piyonluğunu yapmadığı hiç kimse, hiçbir grup kalmadı. 30 Mart 2014 seçimleri öncesinde Partisinin Meclis’teki Grup kürsüsünü FETÖ’nün montaj ürünü kasetlerine kiraya verdi. Her grup toplantısını milletin sorunlarını gündeme getirmek yerine, FETÖ’cülerin eline tutuşturduğu illegal dinlemelerin arenasına çevirdi. Bu partinin milletvekilleri sabahtan akşama kadar FETÖ’nün gazete görünümlü paçavralarının önünde nöbet tuttu. Bu partinin başındaki zat da adeta FETÖ’nün haber bültenlerinin ekran yüzü haline geldi. Önce 30 Mart’ta, ardından 10 Ağustos’ta, daha sonra 1 Kasım’da, en son 16 Nisan’da milletimiz bunlara esaslı bir ders verdi. Ama FETÖ ağzıyla konuşmayı, hatalarında ısrar etmeyi sürdürdüler. Ana Muhalefetin başındaki zat, 15 Temmuz için kontrollü darbe iftirasını her tekrarladığında aslında Pensilvanya’ya ve onun asıl sahibine selam çakıyor, biat tazeliyor. FETÖ’nün tezlerinin, yalan ve iftiralarının borazanlığını yaparak oturduğu koltuğun diyet borcunu ödüyor.

Şahsıma saldırarak, devlete düşmanlık ederek, FETÖ’ya ve marjinal örgütlere sırtını dayayarak kendisini bekleyen akıbetten kurtulmaya çalışıyor. İşi bölücü örgütün partisiyle il başkanı takasına kadar vardırdı. İstanbul gibi birçok Avrupa ülkesinden bile kalabalık olan bir şehrin başına devletin polisine katil diyen, milletin inançlarıyla alay eden, soykırım yalanının savunuculuğunu yapan, başka da vasfı olmayan birini ne yaptılar? Getirdiler. Bu kişinin sosyal medya hesaplarına şöyle bir göz attığınızda inanın insanın yüzü kızarıyor. İl Başkanı diye İstanbul’u teslim ettikleri kişinin yazdıklarına, beyanatlarına baktığınızda, CHP gibi bu ülkede iyi-kötü bir yeri, belli bir geleneği olan parti adına utanç duymamak mümkün değil. Ben CHP’ye gönül veren insanların bu halden çok rahatsız olduğuna inanıyorum. Açıkçası, Gazi Mustafa Kemal’in partisinin düşürüldüğü bu kötü durumdan hem ülkemiz demokrasisi adına, hem de CHP’li dostlarımız adına endişe duyuyorum.

Tabii bu partinin gariplikleri bir tane değil ki. Şimdi çıktılar bak ne kavgası yapıyorlar; Atatürk’ün askeri miyiz, yoldaşı mıyız, şimdi bunu başlattılar, böyle bir kavga yapıyorlar. Ya bu tartışmaların tamamı boş be, komik be. Dik durun dik, düşüncenizin, fikrinizin namusuna sahip olun. Mevcut Genel Başkan elinde CHP Atatürk’e ne yoldaşlık, ne askerlik, ne arkadaşlık yapabilir diyor. Çünkü bugün CHP, Pensilvanya’nın sözcüsü, Kandil’in kuklası, marjinal yapıların oyuncağı durumundadır. Türkiye ve demokrasi düşmanı çevrelerin piyonu haline getirilen bu partinin içinde bulunduğu bitkisel hayattan çıkma ihtimali de mevcut şartlarda pek görülmüyor ha, onu da söyleyeyim.

Aslını sorarsanız, siyasi rekabet açısından bu CHP’den bizim hiçbir şikayetimiz yok, biz memnunuz, işimiz kolay. Biz yalnızca Türkiye’nin böyle bir Ana Muhalefete mahkum edilmiş olmasına üzülüyoruz.

Değerli kardeşlerim; tabii ki bu tablo AK Parti olarak üzerimizdeki yükü daha da ağırlaştırıyor. 2019 seçimlerine giden süreçte tabandan tavana kadar her bir kardeşimin daha fazla çalışması, daha fazla gayret göstermesi gerekiyor. Unutmayın, bu ülkenin umudu sizlersiniz. Bu ülkenin istikbalinin anahtarı sizlerin elindedir. Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıyacak, 2053 ve 2071 vizyonuyla buluşturacak olan kadro işte burada.

Bak, çok enteresan, göreve geldiğimizde kişi başı milli gelir neydi değerli kardeşlerim? 3500. Şimdi ne oldu? Bakınız, şimdi kişi başı milli gelir elhamdülillah 11 bin oldu, dolar, TL değil. Bizim ihracatımız 36 milyar dolardı, ama şimdi az önce aldığım rakamı söylüyorum, elhamdülillah 158 milyar doları aştı. Bu şimdi Türkiye için bir rekor. Hatırlayın, göreve geldiğimizde IMF’e olan borcumuz bizim 23,5 milyar dolardı. O benim malum bir meşhur Davos’um vardı ya, gitmiştim. O Davos da son görüşmeydi. Davos’un o zamanki Başkanıyla bir görüşme yapıyorduk, yanımda Ekonomi Bakanları da vardı bizim, şimdi konuştuk konuştuk, ne yapıyorsun bakalım, ne yapacağız dedik, yine böyle sık-sık gelip gidecek misiniz dedim. Tabii güldü falan, bak bize siyasi talimat vermeye geleceksen gelme, taksiti almaya geleceksen ayrı bir konu, onu zaten gönderiyoruz. Tabii şaşırdı. Çünkü siyaseti Türkiye’de biz yaparız. Ama dedim, alacağınızı da zaten biz size ödüyor muyuz? Ödüyoruz. Taksitlerinizi de alıyor musunuz? Alıyorsunuz. O zaman nedir bu yaptıklarınız? Ve bir daha da bu şekilde o güne kadar geldikleri gibi gelmediler. Ve zaten 2013’te de ne yaptık? IMF’e olan borcu bitirdik, defteri kapattık. Şimdi Türkiye’nin IMF’le ilişkisi kalmadı.

Ve 27,5 milyar dolar Merkez Bankası döviz rezervi vardı. Şimdi elhamdülillah 120 milyar dolar döviz rezervi olan bir ülke haline geldik. Ama unutmayın, biz 136’ya da çıktık ha. Bazı şartlarla buralara düştük, tekrar toparlayacağız ve Allah’ın izniyle bu defa 136 değil 150 milyar doları inşallah bulacağız.

Tabii 16 Nisan halkoylamasında elde ettiğimiz yüzde 47’lik oy oranı bizim Uşak’ta yapmamız gereken çok şey olduğuna işaret ediyor. Yeter mi yüzde 47 bize, yeter mi? Biz sizleri de Kütahya gibi görmek istiyoruz, çok daha iyi bir noktada görmek istiyoruz. Bir defa Uşak kendine en az yüzde 60’ı hedef olarak koyması lazım, en az yüzde 60, Uşak bunu belirlemesi lazım. Uşak’a bu yakışır.

2018 senesini çok iyi değerlendirerek… Ana kademe şöyle bir kalkın bakalım, hadi ana kademeyi bir göreyim. Kimler ana kademede olduğunu bilmiyor ya. “Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık, zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık.” Kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Hazır mıyız? Bak durmak yok… Hanımlar sizden iyi ha.

Peki, ben şimdi bir de hanımları rica edeyim, hanımlar kalksın bakalım, ana kademe otursun. Kadın Kollarını göreyim. Kadın Kolları, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Çalmadık kapı… Eyvallah. Durmak yok… Durmak yok… Eyvallah.

Gençler, bir de sizi göreyim bakayım, nerede gençler? Üniversitelerde, liselerde bütün arkadaşlarınızla bu işi iPad’e ne yaptık 15 senede, 16 senede bunları yükleyeceksiniz ve bunları bütün arkadaşlarınıza da izleteceksiniz. Eğitimde ne yaptık, sağlıkta neler yaptık, adalette neler yaptık, emniyette ne yaptık, ulaşımda ne yaptık, enerjide ne yaptık, dış politikada neleri kazandık, hallettik; bütün bunları oraya gireceksiniz ve izleteceksiniz. Mali durumda neydik, ne olduk; bunları aynı şekilde, tamam? Gençler, bu çok önemli. Gayret bizden tevfik Allah’tandır.

Şimdi hazır mısınız, bir kalkalım bakalım, oturduğunuz yerde yoruldunuz biliyorum. Rabia.

Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Uşak’ı hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun, kalın sağlıcakla.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.