Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan’in Sakarya mitinginde yaptigi konusmanin metni
… Sırtına Türk tarihi vurulan Sakarya. Bosna’sıyla, Kosova’sıyla, Arnavutluk’uyla tüm Balkanlar’ın kardeşi Sakarya. Yunanistan’ıyla, Bulgaristan’ıyla tüm Batı Trakya’nın kardeşi Sakarya. Kafkasya’sıyla, Karadeniz’iyle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’suyla tüm coğrafyamızın kardeşi Sakarya. Sahip olduğu bu büyük zenginliği ahenkle büyüten Sakarya. Toprağın, yeşilin ve sanayinin şehri Sakarya. Seni gönülden selamlıyorum Sakarya. Buradan sizler aracılığıyla Sakarya’nın tüm ilçelerindeki, mahallelerindeki kardeşlerimi selamlıyorum.
Sevginiz, coşkunuz, ahde vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, nereye gitsek Sakarya’nın izini görüyoruz, sesini duyuyoruz. Sizlerin kalbi nasıl oralardaki kardeşlerinizle birlikte atıyorsa, coğrafyamızın dört bir yanında gözler Sakarya’ya ve Türkiye’ye çevrilmiş durumda.
Sakarya bugün yine bir başka. Biz sevinirsek onlar da seviniyor, biz üzülürsek onlar da üzülüyor. Bu muhabbeti karşılıksız bırakmamak için gece-gündüz çalışıyoruz, öyle mi? Durmak yok… Eyvallah.
Sakarya bugüne kadar hep bizim yanımızda oldu, biz yola Sakarya’yla birlikte çıkmıştık. Bugüne kadar ne yaptıysak Sakarya’yla birlikte yaptık. Türkiye’yi ekonomide hep birlikte satın alma paritesine göre 18’incilikten 13’üncülüğe yükselttik; ekonomi diyorlar ya. Milli gelirimizi hep birlikte 236 milyar dolardan 851 milyar dolara çıkardık; ekonomi diyorlar ya. Türkiye’yi hep birlikte yılda ortalama yüzde 5,7 büyüyen bir ülke haline getirdik; ekonomi diyorlar ya. Bakınız 2002 yılında bizim Avrupa Birliği’ne güya hala üye olacağız. IMF’e borcumuz neydi? 23,5 milyar dolar. 2018’de ne oldu? Sıfır. Kim yaptı bunu? Biz yaptık, ekonomi diyorlar ya. Ey Bay Kemal, ey Muharrem; siz bu işlerden anlamazsınız. Çırak bile olamadınız, çırak bile.
Bakınız 2002 yılında her Avrupa Birliği vatandaşı mesela ortalama 100 avro gelir elde ederken, bizim o zaman neydi biliyor musunuz? 35 avro gelir. Geçtiğimiz yıl darbe girişimi başta olmak üzere yaşadığımız onca olumsuzluğa rağmen aylık ortalama 100 avro kazanan her Avrupa Birliği vatandaşına karşılık bizimki ne oldu? Elhamdülillah, biz de 63 avro gelir elde eder hale geldik, birebir katladı.
Türkiye geçtiğimiz 10 yılda neredeyse 8 milyon ilave istihdamla Avrupa ülkelerinin tamamı kadar yeni iş imkânı sağladı; ekonomi diyorlar ya. Siz bakmayın kur üzerinden oynanan oyunlara. Bunlar Türkiye üzerinde oynanan manipülasyonlardır. İnşallah 24 Haziran’dan sonra bunlarla hesaplaşacağız, hesaplaşacağız. Yine yapsınlar manipülasyonlarını, göreceğiz. İnşallah bunlara çok ciddi bir manifestoyu 24 Haziran’dan sonra biz çekeceğiz. Türkiye ekonomisi bütçe açığından borçlanma oranına kadar tüm başlıklarda gelişmiş ülkelerden dahi çok ileri seviyededir, dünyada 1 numara. Bütçe açığında, kamu borç stokunda Avrupa Birliği standartlarının yarısı kadar bir düzeydeyiz, yani çok iyi durumdayız. İhracatımız derseniz, göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? 2002’de 36 milyar dolar ihracatımız vardı. Şimdi ne oldu? Şimdi 162 milyar dolar oldu. 36 milyar dolar nere, 162 milyar dolar nere? Bay Muharrem, anladın mı? Bay Kemal, anladın mı? Siz buraları takip etmiyorsunuz ki, hayal dahi edemezsiniz zaten. Biz çalışıyoruz ya, üretiyoruz.
Ve bütün bunlarla beraber değerli kardeşlerim; Merkez Bankası’nın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, şimdi 110 milyar dolar. Ama ben bunu yeterli görmüyorum, çünkü biz 136 milyar dolara çıktık. Bu ara bir düşüşümüz var, yeniden bunu çok daha ileri taşımamız lazım.
Sakarya, tarım ve sanayi şehri. Tarım sektöründeki gayrisafi milli hasılamız 37 milyar liradan nereye çıktı biliyor musunuz? 189 milyar liraya yükseldi. 2002 yılında, bakın bunlar çok önemli, konuşuyorlar, işte ekonomide şöyle oldu-böyle oldu. Dinleyin dinleyin, Bay Kemal burayı da iyi dinle; sizin otomobile-motobile kafanız basmaz. 2002 yılında 91 bin adet otomobil satılan Türkiye’de geçtiğimiz yıl 723 bin otomobil satıldı. 91 bin-723 bin, hey gidi. Buzdolabı satışı neydi biliyor musunuz? 1 milyon 88 bin, nereye çıktı biliyor musunuz? 3 milyon 107 bine yükseldi. Demek ki fakir fukara, garip gureba değil. Yani her eve eğer buzdolabı giriyorsa elhamdülillah, demek ki bir refah seviyesi var. Eğer otomobiller giriyorsa bir refah seviyesi var. Çamaşır makinesi 824 binden 2,5 milyona yükseldi. Bulaşık makinesi satışı 282 binden 1 milyon 804 bine, fırın satışı 339 binden 1 milyon 122 bine çıktı. Bunlar neyi gösteriyor Bay Kemal? Muharrem Efendi, bunlar neyi gösteriyor? Anlamıyor bunlar ya. İşte bula bula birbirlerini buldular, al birini vur öbürüne.
Bütün bu başarılarda ülkemizin diğer 80 vilayetiyle birlikte Sakarya’nın büyük katkısı var. İnşallah önümüzdeki dönemde de yine Sakarya’yla birlikte hedeflerimize ulaşacağız. Şimdi sizlere soruyorum, gür bir seda bekliyorum, tamam?
24 Haziran’da güçlü Meclis için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız? Maşallah.
24 Haziran’da güçlü hükümet için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
24 Haziran’da güçlü Türkiye için Cumhurbaşkanlığında şahsımı, Meclis’te AK Parti’yi desteklemeye hazır mıyız?
Sakarya, vakit birlik vakti diyor muyuz?
Vakit Sakarya vakti diyor muyuz?
Vakit Türkiye vakti diyor muyuz?
İnşallah sizlerin desteğiyle irade, erdem ve cesaretle Türkiye şahlanacak, öyle mi? Ama sandıkları ihmal etmeyeceğiz ha, tamam? Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız hanımlar? Gençler, kapı-kapı dolaşmaya var mıyız?
Kardeşlerim; Türkiye büyüdükçe bundan tüm şehirlerimiz hakkına düşen payı aldı. Sakarya’ya son 6 yılda ne kadarlık yaptırım yaptık biliyor musunuz? Ama Bay Kemal de duysun, Bay Muharrem de duysun, onlar bunu bilmez. 21 katrilyon liralık yatırım yaptık Sakarya’ya. Ama onlara sorsan, çiftçiye bir şey vermedi. Geliyorum oraya da.
Eğitimde 2886 adet yeni derslik inşa ettik. Yükseköğrenimde 9438 kişilik yurt inşa ettik. İnşallah Sakarya’ya ikinci bir üniversiteyi de kazandırıyoruz. Şimdi Sakarya uygulamalı bilimler üniversitesini hayata geçiriyoruz. Sakarya’ya yeni ve çok modern bir stat yaptık. Geçtiğimiz yıl hizmete açtığımız 28 bin seyirci kapasiteli stadyumumuz şehrimize yakışan bir eser oldu. Beğendiniz mi? Güzel mi? Ama çıkamadınız, niye çıkmadınız? Yani benim gelip burada top oynayacak halim yok. Seneye inşallah bu işi inşallah telafi edin, tamam?
Sağlıkta 17’si hastane olmak üzere toplam 45 adet sağlık tesisini Sakarya’ya kazandırdık. Bunlar arasında 400 yataklı Adapazarı Bölge Hastanesiyle 250’şer yataklı Yenikent Devlet Hastanesi ve Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi de yer alıyor. 200 yataklı Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları hastanesiyle birlikte 8 sağlık tesisimizin şu anda inşası sürüyor. Neler ya, yapıyoruz yapıyoruz. Eğitimde yapıyoruz, sağlıkta yapıyoruz, adalette, emniyette, ulaşımda, turizmde yapıyoruz da yapıyoruz.
Her gün 6-7 kişinin teşhis ve tedavisi için şehir dışına sevk ediliyor olması, tüm bunlara rağmen Sakarya’nın sağlık alanında hala eksikleri olduğunu gösteriyor. Bunun için şehir hastaneleri projemizde Sakarya’yı da unutmadık. 1000 yataklı Sakarya şehir hastanemizin proje çalışmaları bitmek üzere. İnşallah en kısa sürede onun da ihalesini yapıyoruz. TOKİ kanalıyla şehrimizde son 16 yılda 7362 konut projesini hayata geçirdik. Şimdi size bir müjde veriyorum, hazır mısınız? Anladınız galiba. Eski stadın yerini millet bahçesi yapıyoruz, millet bahçesi. TOKİ orayla ilgili bir satış akdi yapmış, fakat bugün TOKİ’yle de görüştüm, orayı satın alan arkadaşla da gerek Belediye Başkanımız, gerek TOKİ görüşmeleri yaptı, farklı bir yerden onlara yer verecekler ve böylece eski stadın yerini inşallah millet bahçesi yapıyoruz. Alacaksınız çoluğunuzu çocuğunuzu yanınıza hep beraber gidin. Orada çimlerin üzerinde yuvarlanın. Tamam mı? Yani İngiltere’nin Hyde Parkı varsa, bizim de Sakarya’da millet bahçemiz var.
Yalnız hemen buradan ben Sayın Başkana sesleniyorum. Zeki Bey nerelerde görmüyorum. Hemen proje çalışmalarının bir an önce başlaması lazım, süratle hemen. Ama beton ağırlıklı değil, yeşil ağırlıklı, bodur çınarlar vesaire, çınar ağırlıklı, muhteşem bir proje, süratle hemen başlatacağız, tamam?
Bu müjdeyi beğendiniz mi?
Bölge adliye mahkemesi Sakarya’ya getirdiğimiz önemli hizmetlerden biri. Her şeyi tamam, orayı da çok yakında faaliyete geçiriyoruz. Sakarya’ya 2002 yılına kadar ne yapmışlar biliyor musunuz? 133 kilometre bölünmüş yol yapılmış. Biz buna 268 kilometre daha ekledik. Yahu düşünebiliyor musunuz? 79 senede ne yapılmış, biz 16 senede ne yapmışız? Toplamda maliyeti 6,5 katrilyon lira olan 11 adet yol projemizin yapımı da devam ediyor. Bunların tamamı da inşallah iki yıla kadar bitiyor, çünkü biz hizmette sınır tanımıyoruz. Yapılan yollar arasında bir kısmı Sakarya sınırları içinde olan Kuzey Marmara Otoyolunun Kurtköy-Akyazı kesimi de yer alıyor, yap-işlet-devret modeliyle; anlamaz ha bunlar bundan, Muharrem filan bu işlerden anlamaz. O diyor, ya ne işim var benim bunlarla diyor. Bir tanesi çıkmış diyor ki; ben yatırım matırım anlamam, bunların hepsini durduracağım diyor. Öbürü çıkmış, ben Kanal İstanbul anlamam, durdururum diyor. Öbürü çıkmış… Ya peki kardeşim, sen Osmangazi Tünelini mi yıkacaksın? Madem hep yıkacaksınız. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü mü yıkacaksınız? Bütün bu yatırımları durduracak mısınız? Bunlara kalsa durduracaklar, niye? Bunların hayatında yapmak yok, bunların hayatında yıkmak var. Bunların dedeleriydi böyleydi, bu CHP zihniyeti budur. Bu CHP zihniyetinin dikili ağacı yoktur. Ben BOT diyorum, o diyor ki BOT’i nedir, öğrenecek ama. Ama öğrenene kadar da zaten kampanya bitecek. Yap-işlet-devret modeliyle yapımı devam eden otoyolun tamamı inşallah 2020 yılında hizmete açılacak.
Bir diğer önemli bölünmüş yol projemiz, Karadeniz Sahil Yolunun 60 kilometrelik kısmını kapsayan Kaynarca-Karasu-Kocaeli bölünmüş yoludur. Ha şimdi burada Karasu, bak çok önemli, şimdi Karasu’da dev bir yatırım var. Nedir o? Evet BMC, yani BMC Karasu’ya geliyor, tesislerini buraya taşıyor. Dolayısıyla BMC’de yok yok. Otobüs üretiminden tut bütün zırhlı taşıyıcılara varıncaya kadar, savunma sanayinin ürünlerine varıncaya kadar bunlar orada üretilecek. Dolayısıyla bu Karasu’ya, Sakarya’ya ne sağlayacak? İstihdam da sağlayacak. Nasıl, iyi mi? Ben size müjde veriyorum. Ama onlar yapmıyor ki, onlar sadece gelsin Erdoğan’a çaksın. Ya Erdoğan’a çaksanız bir şey yapamazsınız. Siz vurdukça biz güçleniriz.
Kuzey Marmara Otoyolu ile bağlantılı bu yol projesinin 25 yıllık bir hikâyesi var. Bu güzergâhla ülkemizin en önemli sanayi bölgelerinden biri haline gelen Karasu Limanını Sakarya, Zonguldak, Kocaeli’ne, dolayısıyla İstanbul Ankara ve tüm Türkiye’ye entegre ediyoruz. Bu projenin de tamamını 2020 yılında hizmete almayı planlıyoruz.
Sakarya Çevre Yolu, bir diğer önemli projemizdir. İnşallah yakında ihalesini gerçekleştirip yapımına başlayacağız.
Ankara-İstanbul yüksek hızlı tren hattı, sadece Ankara ve İstanbul’un değil aynı zamanda Sakarya’nın da projesidir. Sakarya’yı hızlı trenle tanıştırmak hamdolsun bize nasip oldu. Hızlı tren hattı yanında Sakarya’ya hızlı tren fabrikasını da kurmak da bize nasip oldu. Her türlü hızlı tren setleri ve modern metro araçları nerede üretiliyor? Sakarya’da. Gebze, Sabiha Gökçen, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Yeni Havalimanı, Halkalı hızlı tren projemiz şehrimiz için çok önemli. Yatırım bedeli 8,3 milyar lira olan bu hızlı tren hattı İpek demiryolu güzergâhının ülkemizden geçen bölümünün Avrupa bağlantısını oluşturan en önemli halkalardan biri olacak. Bu projenin Gebze İstanbul yeni havalimanı hattının ihalesine birkaç ay içinde çıkıyoruz. Halkalı’ya kadar olan ikinci kesiminin ise projelendirme çalışmaları devam ediyor. Eksiklerini tamamlayarak hizmete aldığımız Karasu limanı deniz yoluyla yapılan ihracatta Türkiye ekonomisine çok büyük katkı sağlayacak. Adapazarı’nı Karasu Limanı’na ve sanayi tesislerine bağlayacak demiryolu projemizin yapımı devam ediyor. Maliyeti 900 trilyon lira olan bu projenin alt ve üst yapı imalatları dâhil 2021 yılı içerisinde tamamı tamamlanacak. Sakarya için yapmayı planladığımız bir diğer demiryolu hattı ise, Adapazarı-Karasu-Akçakoca-Ereğli-Bartın demiryolu projesidir. Adapazarı-Karasu Limanı Demiryolu Projesinin devamı olarak tasarladığımız hattın etüt projeleri tamamlandı. Son 16 yılda 126 bin Sakaryalı kardeşimizi İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirdik. Bir üretim şehri olan Sakarya ilimize verdiğimiz 1,3 katrilyon lira tutarındaki teşviklerden 474 bin sigortalımız ve işverenimiz yararlandı.
Son 16 yılda inşa ettiğimiz sulama tesisleriyle 29 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Yapım çalışmaları devam eden 9 sulama tesisiyle 46 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız.
Değerli kardeşlerim; Sakarya’nın hasretle beklediği ve şehrin içme suyu ihtiyacını karşılayacak Ballı Kaya Barajının inşasında yüzde 70’lere geldik. İnşallah bu önemli projeyi önümüzdeki yıl hizmete alıyoruz, böyle 24 yerleşim yerinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılıyoruz.
Sakarya’ya toplam yaklaşık 1,5 katrilyon lira tutarında tarımsal destek verdik. Kime? Çiftçiye. Kime? Hayvancılıkla uğraşanlara. Gördüğünüz gibi hizmetler say say bitmiyor.
Sakarya, 24 Haziran’da tercihimizi bir kez daha hizmet siyasetinden yana kullanıyor muyuz? Sakarya, 24 Haziran’da vakit birlik vakti, vakit Sakarya vakti, vakit Türkiye vakti diyerek cumhurbaşkanlığında şahsıma, milletvekilliğinde AK Partiye mührü basıyor muyuz? Hanımlar, 24 Haziran’a kadar gece-gündüz çalışıyor muyuz? Gençler, 24 Haziran’a kadar liseli, üniversiteli tüm gençlerimize AK Partiyi, hizmetlerimiz anlatıyor muyuz? Rabbim hepinizden razı olsun.
Kardeşlerim; bu seçimde Türkiye sadece bir cumhurbaşkanı ve sadece 600 milletvekili seçmeyecek, aynı zamanda bu seçimde Türkiye yeni bir yönetim sistemine de bismillah diyecek. Sakarya’nın da yüzde 68 evet oyuyla kabul ettiği anayasa değişikliğiyle getirdiğimiz yeni sistem, seçimlerin ardından hayata geçiyor.
Yeni sistemde tüm sorumluluğu cumhurbaşkanı üstleniyor ve hükümeti de kendisi kuruyor. Fakat cumhurbaşkanı adaylarından bazıları bu değişimi yanlış anlamış. Türkiye’ye cumhurbaşkanı değil, bazıları kral olacaklarını sanıyorlar, Ali kıran, baş kesen, böyle kesildiler.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, gel bakalım Muharrem diyerek Cumhuriyet Halk Partisine cumhurbaşkanı adayı yaptığı kişinin Afrin operasyonumuzun komutanı Metin Temel Paşayla ilgili hadsizliğini duydunuz değil mi? Meydan-meydan gezip, ben bu Paşanın apoletlerini sökeceğim diyor. Sen kimsin ya, sen nesin ya? Sen bu ülkenin bir hukuk devleti olduğunu hala öğrenemedin mi? Sana o apoletleri söktürmezler. Ha, sen apolet mi sökeceksin? Gidip de kendisini ziyaret ettiğin Selahattin Demirtaş’a mı takacaksın o apoletleri? Hale bak, benim 53 tane vatandaşımı, Kürt kardeşimi Diyarbakır’da ölümüne neden olan kişi bu ülkede cumhurbaşkanı adayı, bu Muharrem Efendi de gidip onu ziyaret ediyor, bir diğeri ziyaret etmek lazım diyor.
Değerli kardeşlerim; teröristten cumhurbaşkanı adayı olmaz. Ve onun için diyorum ki değerli kardeşlerim, bugün Sakarya’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum, benim Kürt kardeşlerim bu oyunu bozacak.
53 tane Kürt kardeşimin ölümüne neden olan bu kişi, şu anda cumhurbaşkanı başkanı olması onun saflığına delil değildir. Onu ziyaret edenler ede özgürlük adına bunu yapmıyor, güya oradan oy devşiririm zannediyor. Devşiremeyeceksin, benim halkım böyle bir teröristi gidip türbe ziyareti gibi ziyaret eden bir kişiye 24 Haziran’da dersini verecektir.
Bir tane aday daha çıkmış, o da diyor ki, ya çıkması lazım. Cumhurbaşkanı adayı diyor şu anda cezaevinde nasıl durur? Hale bak ya.
Değerli kardeşlerim; neymiş, biz de 15 Temmuz’da 150 tane generalin apoletini sökmüşüz. Her şeyden önce, 15 Temmuz’da kendi milletine silah çeken, masumların kanını döken o alçaklar üniforma giymiş birer FETÖ teröristiydi, onlarla onu birbirine karıştırma. Metin Temel Paşamız ise o teröristlerle Afrin’de göğüs göğse mücadele eden bir Paşamız.
Ne olmuş? Türkiye Esnaf Sanatkârlar Konfederasyonunun Malatya’da iftarına gidiyorum, o iftarda o da protokolde. Ya zaten orada Metin Temel Paşa o protokolün mensuplarından, beni alkışlamış. Ya ben Başkomutanım, ben anayasaya göre Başkomutanım. Ey Muharrem, sen kendini ne zannediyorsun ya, dur bakalım, sen daha çırak bile değilsin dur bakalım. Ama Tayip Erdoğan şu anda anayasaya göre zaten Başkomutan ve Temel Paşa da orada protokoldeki yerini almış, iftarı beraber yapmışız ve konuşmamda da alkışlaması gereken yerde alkışlamış; niye rahatsız oluyorsun?
Cumhurbaşkanının kimsenin apoletini sökmek gibi bir yetkisi yoktur, yargı yapar bu işi yargı. 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren hain örgütün mensuplarını hukuka göre yargı cezalandırmıştır. Bu kişinin ayakları daha adayken yerden kesilmiş durumda, gözleri kimseyi görmüyor, Öyle ki, kamu görevlilerini işten atmakla tehdit ediyor. Ya dur, dur daha neredesin? Hatta insanları bakıyorsun kürsüye çıkarken ite kaka, ne yapıyorsun? Korumaları selfie yapan bir genci sahneden atıyor. Ülkemizi temsil görevimiz sebebiyle mecburen alınan güvenlik önlemleri yüzünden tek bir vatandaşımızın dahi incinmesine rıza göstermiyoruz.
Ama bunun bir de biliyorsunuz sosyal medyası var. Geçen öyle diyor, prompterı unutmuşum, duydunuz mu? Ben prompterı falan unutmadım, prompterın dersini veririm sana. Bay Kemal, Bay Muharrem, ben prompterı falan değil, kanat önderleriyle yaptığımız iftarda yanımdaki Hoca Efendi akşam namazını kılmak için çıktı. Ben konuşmamı yaparken o dönüyordu, korumalar önünü kestiler, onu tekrar sandalyesine göndermediler, bu beni rahatsız etti. Rahatsız edince koruma müdürümü çağırdım, dedim bak söyle şurada Hoca Efendinin önünü kestiler, onu tekrar yerine döndürmediler. Bu benim ilim ehline gösterdiğim saygımdır Bay Kemal, Bay Muharrem. Öyle sosyal medyadan saldırmakla netice alamazsınız. Bunların her işi böyle, yalap şalap, iftirayı, yalanı, çarpıtmayı, hakareti siyaset yapmak sanıyorlar. Şimdiden böylesine zıvanadan çıkanların, Allah göstermesin, ülkenin başına geçme imkânı bulsalar neler yapacaklarını tahmin bile edemiyoruz.
Tabi Metin Temel Paşamıza saldırılarının asıl sebebinin terörle mücadelede gösterdiği kahramanlıklar olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Bunların esas kuyruk acısı bundan kaynaklanıyor. Biliyorsunuz Ordumuzu Afrin’e göndermek istemiyordu Bay Kemal, bunlar istemiyordu. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve Özgür Suriye Ordusunun Afrin’i ele geçirmesi belli ki sadece PKK’nın, sadece bu örgütün güdümündeki partinin ve onun cezaevindeki liderinin değil, bunların da içine oturmuş. Biliyorsunuz CHP adayının ilk işi gidip cezaevinde bölücü örgütün kuklası olan kişiyi ziyaret etmek oldu. Deli saçması bir bahaneyle Afrin Harekâtının komutanını hedef almalarının asıl sebebi işte bu.
Ey Kılıçdaroğlu, ey Muharrem İnce; sizin de, ziyaretinize gittiğiniz elinde 53 vatandaşımızın kanı bulunan o kişinin de daha çok içine oturtacağız. Allah’ın izniyle Suriye ve Irak’ta silahını ülkemize doğrultulmuş tek bir terörist bırakmayana kadar bu mücadele mücadeleye edeceğiz.
Yanındakilerden elinden tutup Meclise taşıdıklarından kaç tanesinin FETÖ’den hapse girdiğini sayamadığımız CHP Genel Başkanına Sakarya’dan öyle bir ses verin ki kulakları çınlasın, yüreği daralsın; hazır mıyız? Rabia, gür sedayla.
Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet…
Sakarya’nın yükselen bu sesi duymanın sadece kulağı değil, gönül gözü de kapanmış demektir. Ama bunu gerçekleştirmek için bir şey daha yapacağız, en yapacağız? Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız… Bu yolda bize ölmek var, dönmek yok.
Sakarya, 24 Haziran’da bu terörist yoldaşlarına bir kez daha derslerini veriyor muyuz? Vakit birlik vakti diyor muyuz? Vakit Sakarya vakti diyor muyuz? Vakit Türkiye diyor muyuz? Maşallah.
Kardeşlerim; biz seçimlerde ne kadar çok adayla yarışırsak, o kadar memnun oluruz. Onun için durmayacağız, bütün yakınlarımıza, bütün dostlarımıza ulaşacağız, muhakkak sandıklara gideceğiz, tamam?
Haydi gelelim şarkımıza.
Unutmayın, her yiğidin bir yoğurt yiyişi var.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey Sakarya’yı hatırlatıyor.
Allah yar, yardımcımız olsun.