Demirtas gerçekleri saptiriyor
Bir soru üzerine, Selahattin Demirtaş’ın "Dün Ağrı’da bir çatışma değil, önceden planlanmış, provası yapılmış, önceden hazırlanmış sahte bir kurgu operasyon vardı" sözlerini değerlendiren Davutoğlu, "Çok açık bir şekilde söylüyorum, Sayın Demirtaş yalan söylüyor ve gerçekleri saptırıyor. Tam seçim ortamına Türkiye girmişken ve herkes seçim kampanyasına hazırlanırken, maalesef son derece provokatif ama bu provokasyon tamamıyla bölücü terör örgütünün taraflarından gelmiştir" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, Cemal Reşit Rey Kongre Merkezi’ndeki Meridyen Derneği Kutlu Doğum Haftası Programı-Mevlidi Şerif Programı ile 6. Hadis ve Siret Araştırmaları Ödül Töreni öncesinde basın mensuplarının soruları üzerine, Papa Franciscus’un Ermeni iddialarıyla ilgili sözlerini değerlendirdi.
Dini liderlerin birinci görevinin, tarihi tartışmalar üzerinden yeni bir çatışma ve nefret ortamı oluşturmaktansa, insanları birliğe, barışa ve birlikte yaşamaya davet etmeleri olduğunu belirten Davutoğlu, Papa Franciscus’un da Türkiye’ye geldiğinde verdiği mesajların bu yönde olduğunu hatırlattı.
"Ancak maalesef zamanla üzerindeki bazı etkiler ya da kendisinin tarih alanındaki bilgisizliği, yeterliliği yetersizliği bugün bahsettiğiniz türde bir açıklamayı beraberinde getirdi" diyen Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı’ndan da bugün konuyla ilgili gerekli açıklamanın yapıldığını, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi’ni istişareler için Türkiye’ye davet ettiklerini ve gerekli tepkileri gösterdiklerini kaydetti.
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Buradan Sayın Papa’ya, bütün Hristiyan alemine bir çağrıda bulunmak istiyorum: Tarihi tartışmaları açacak olursak herhalde bundan en fazla, bir anlamda utanç duyacak olan unsurlar, Avrupa içindeki unsurlardır. Engizisyon mahkemeleri ve onun getirdiği, İspanya’dan kaçan Yahudilerin ve Müslümanların sığınağı Türkiye olmuştur. Bu 500 sene önceydi. O yıllarda İstanbul, Türklerin, Ermenilerin, Rumların, Müslümanların, Hristiyanların, Yahudilerin birlikte barış içinde yaşadığı bir şehirdi ve hep böyle ola geldi. Eğer dış faktörler olmamış olsaydı muhtemelen 1915 yılında yaşanan acı olaylar yaşanmayacaktı. Bu acıları tek taraflı olarak okumak, sadece insanoğlunun bir kısmının acılarına sahip çıkıp diğerinin acılarını örtmek, Sayın Papa’ya ve bulunduğu makama yakışmamıştır. Acılar ve özellikle savaş dönemlerinde yaşanan acılar paylaşıldığı zaman, karşılıklı olarak bu acılar anlaşıldığı ve adil bir hafızayla bu acılara sahip çıkıldığı zaman, barış ortamı doğar. Bunun güzel bir örneği aslında yine bugünlerde Çanakkale Savaşı’nda Gelibolu’da yaşanan acılar üzerinde ortaya çıkan Türk ve Avusturalya, Yeni Zelanda halkları arasındaki barış ve dostluk ortamıdır."
"Yanlış ve tutarsız bir açıklama"
Siyasi liderlerin konuyu istismar edebildiklerini ancak dini liderlerden beklentilerinin barış çağrısında bulunmaları, Avrupa’ya egemen olan İslamofobik ve anti İslam tavırlardan uzak durmaları olduğunu dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Papa’nın açıklamaları, sadece tarihin yanlış okunması, eksik okunması değil, tek taraflı olarak bir grubun acılarına sahip çıkarken diğer grubun acılarını yok saymak değil, aynı zamanda Avrupa’da yükselen ırkçılığa prim veren, Müslümanları ve Türkleri kolektif bir suçla itham eden, son derece zamanlama bakımından son derece şanssız, yanlış ve tutarsız bir açıklama olmuştur. Geçen sene Sayın Cumhurbaşkanımız, bu sene ben, 1915 olaylarıyla ilgili olarak son derece açık yürekli açıklamalarda bulunduk, tavırlar ortaya koyduk. 2005 yılında da çağrıda bulunmuştuk. Daha sonra protokolleri imzalarken de aynı çağrıyı tekrar ettik. Gelin Türklerle Ermeniler arasında, Türkiye ile Ermenistan arasında yepyeni bir dönemi açalım. 1915 olaylarını ortak hafızamızın ve adil bir hafıza anlayışıyla ortak acılarımızın paylaşıldığı ve yeni bir dostluk döneminin başlangıcı olarak birlikte değerlendirelim. Arşivlerimizi açalım. Her türlü tarihi araştırmaya ve her türlü tartışmaya açık bir şekilde bu konuları ele alalım ama gönülleri kapalı olanlara arşivleri açmak bir fayda getirmiyor. Maalesef bugün bu konudan hareketle Müslümanlara toplu olarak, Türklere özel olarak bir şekilde kolektif bir suç isnat etmek isteyenler, tam da ırkçılığın ve islam karşıtlığının yayıldığı dönemde, son derece yanlış bir akıma öncülük etmektedirler. Ümit ederiz Sayın Papa, Türkiye’ye geldiğinde bize zikrettiği görüşlerini ki o görüşlerinde de samimi olduğuna ve dini bir liderin görüşleri olması bakımından da çok büyük önem atfederek kendilerini dinlemiştik o görüşlere sahip çıkar ve şu son takındığı tutumu tekrar gözden geçirir."
Bir soru üzerine, Selahattin Demirtaş’ın "Dün Ağrı’da bir çatışma değil, önceden planlanmış, provası yapılmış, önceden hazırlanmış sahte bir kurgu operasyon vardı" sözlerini değerlendiren Davutoğlu, "Çok açık bir şekilde söylüyorum, Sayın Demirtaş yalan söylüyor ve gerçekleri saptırıyor. Tam seçim ortamına Türkiye girmişken ve herkes seçim kampanyasına hazırlanırken, maalesef son derece provokatif ama bu provokasyon tamamıyla bölücü terör örgütünün taraflarından gelmiştir" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, 4 Nisan’da Doğubeyazıt’ın Güngören Köyü mezrasında benzer bir çalışma yapıldığını kaydederek, "O bölgede yaşayan vatandaşlarımız, bölücü terör örgünün silahlı unsurları tarafından seçimlerde bir partiye destek vermek için propagandaya maruz bırakmanın ötesinde baskı altına alınmıştır. Benzer bir faaliyet, geçtiğimiz gün tekrar yapılmak istenince bu kez Diyadin’de Yukarı Tüfek Köyü yakınlarında, bu sefer Türkiye’de kamu düzenini koruma görevini üstlenen valiliğimiz ve ilgili güvenlik birimlerimiz, böylesi bir baskı, seçimlerde şu veya bu yönde oy kullanma yönündeki baskı ortamının oluşmaması için gerekli tedbirleri almak üzere bölgede faaliyete geçmişlerdir" diye konuştu.
"Baskıyı örtbas etmeye çalışıyor"
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Türkiye’nin her yerinde kamu düzenini tesis etmek için gereken her türlü çalışmayı yaptığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Bu konuda da hiç kimseye hesap verecek değildir. Bu bölücü terör örgütü unsurları, Yukarı Tüfek Köyü civarında ağaç dikme törenini bahane ederek, gerçekten ağaç dikilse, gerçekten barışçıl bir ortamda şenlik yapılsa silahlı kuvvetlerimiz de oraya onlarla birlikte o şenliğe katılmak için gider. Bizler de gideriz. Burada HDP’yi kastediyorum, siyasal bir parti propaganda yapsa, onun propaganda yapması için bütün güvenlik şartları oluşur. Ama eğer bölücü terör örgütü, dağdaki unsurlarıyla köylere inerek, baskı yapmaya kalkarsa işte orada demokrasinin ve seçim şartlarının bittiği, kamu düzeni probleminin ortaya çıktığı bir süreç başlar. Demirtaş, olayları karartmak suretiyle bölgede uygulamakta oldukları baskıyı örtbas etmeye çalışıyor. Silahlı Kuvvetlerimiz, orada gerekli tedbirleri alarak vatandaşlarımız üzerinde ortaya çıkabilecek baskıları engellemeye dönük bir çalışma yürütmüştür. Bu, onların görevidir. Her yerde de bu görevi yapacaklar."
Davutoğlu, seçim güvenliğini sağlamak üzere her türlü tedbiri alacaklarını dile getirerek, "Sayın Demirtaş karar versin. İstanbul’da Kadıköy Meydanı’nda barışçıl bir söylem güya tutturup ve legal bir siyasi partinin eş başkanı olarak konuşup, Doğubeyazıt’ta olan olaylar söz konusu olduğunda bölücü terör örgütünün sözcülüğünü yapmak ona yakışmaz. Bir tercih yapmak zorunda. Meşru bir siyasi partinin genel başkanı mı yoksa bölücü terör örgütünün silahlı unsurlarının baskı yaparak halkı yönlendirmek için yaptığı bu tür terör faaliyetlerini savunan, meşru kılmaya çalışan bir terör savunucusu mu? Gün, herkesin tavrını açık bir şekilde ortaya koyma günüdür" dedi.
Hükümet olarak Türkiye’de seçim güvenliğini tehdit eden her çalışmaya karşı silahlı herhangi bir unsurun halkı baskı altına almasına karşı gerekli tedbirleri alacaklarını ifade eden Davutoğlu, şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’a yöneltilen saldırıyla Doğubeyazıt’ta halka yönelik baskıyı uygulamak üzereyken, gelen askerlere yönelik saldırı arasında fark olmadığını, ikisinin de Türkiye’de kaos çıkarmak isteyen ve seçim güvenliğini tehdit etmek isteyen dış bağlantıları da bulunan terör unsurlarının faaliyetleri olduğunu söyledi.
"Kimse barış güvercini rolü oynamasın"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İlk silah, kesinlikle Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından atılmamıştır. Ağaç dikme töreni yapılması düşünülen yere terör unsurlarının sızmasını engellemek için tertibat alan askerimize karşı terör unsurları ateş açmışlardır, uzun namlulu silahlarla ve askerimiz de görevlerinin de bir gereği olarak mukabelede bulunmuştur. Kimse barış güvercini rolü oynamasın. Kimse bir taraftan seçime giren bir siyasi parti lideri görüntüsü ve barışçıl bir dil, diğer taraftan terör sözcülüğüne de soyunmasın. Sayın Demirtaş tam bir bukalemun mantığı içinde doğuda başka, batıda başka. Doğubeyazıt’ta onun sözcüleri başka ki terörle işbirliği yapmıştır Doğubeyazıt’taki bazı HDP unsurları, İstanbul’da Kadıköy’de başka bir dil kullanarak, Türkiye’de demokratik hayat içinde yer alınmaz" değerlendirmesinde bulundu.
Çatışmalar esnasında yaralanan askerleri ziyaret ettiğine değinen Davutoğlu, "Bu olayı yaşayan canlı şahitler var. Demirtaş’ın yalan şahitliğine ihtiyaç yok. O canlı şahitlerin anlattıkları var" dedi.
Askerlerin Mersinli, Diyarbakırlı, Yozgatlı, Antalyalı olduğunu ve hepsinin vatan aidiyetiyle hareket ettiğini anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Bundan sonra da Sayın Demirtaş’ın ve HDP’nin artık bir tercih yapmak zorunda olduklarını ifade ediyorum. Daha 2-3 hafta önce silah bırakma çağrısı ile yeni bir dönemin açıldığını ümit ederken, tekrar silahların gölgesi altında vatandaşların üzerinde baskı uygulamaya çalışmak büyük bir çelişkidir, ikiyüzlülüktür. Hele Demirtaş’ın bugün Kadıköy Meydanı’nda söyledikleri tümüyle yalandır ve tümüyle aldatmacadan ibarettir. Elimizde bütün vesikalar vardır ve bu konularda da Demirtaş’ı dürüst, samimi olmaya ve barışçıl siyaset yapmaya, barışçıl siyaseti engelleyen silahlı unsurlar kim olursa olsun, onlara karşı da tavır almaya davet ediyorum."