Dünya küçülürken biz büyüyoruz
Davutoğlu, Doğubayazıt’taki İshak Paşa Sarayı’nda, Kanal 7 ve Ülke TV’nin ortak canlı yayınında soruları yanıtladı.
"Çeyiz Hesabı"nın çocuk evlendirecekler için bir tasarruf olduğunu belirten Davutoğlu, "Bunun bir rasyonalitesi var. Çocuk doğdu, yirmi yaşına kadar biriktiriyor, tasarrufa teşvik ediyoruz ve sonunda yüzde 20 prim veriyoruz. Bunun çıktığı günlerde kartel medyası, açık söyleyeyim, isimlerini dahi verebilirim" ifadesini kullandı.
Üç yıllık ustalık belgesi alan esnafa faizsiz kredi vereceklerini de açıkladıklarını anımsatan Davutoğlu, "Onların yeni teklif ettiklerini, biz hayata geçirdik. Şu anda üç yıllık ustalık belgesi olan esnaf, faizsiz kredi alır" diye konuştu.
Bu gibi çalışmaları hayata geçirdiklerinde bazı medya kuruluşlarından eleştiriler geldiğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bunları yaptığımızda, bu medyada ekonomi yazarlığı yapıp da ’Çok fazla ekonomi bildim’ diye yazanlar, ’Hükümet seçime giderken seçim popülizmine yöneliyor’ diye bizi eleştirdiler. Şimdi, bizi halka, esnafa, çiftçiye primlerin oranlarını yüksek tuttuk diye eleştiren aynı medya, Kılıçdaroğlu’nu parlatabilmek için ’Halka dokunan vaatler’ diye manşetle çıktı. O kadar ilginç birşey ki, o kadar ilginç bir koalisyonla karşı karşıyayız ki, ’AK Parti gitsin de ülkenin ekonomisi batarsa batsın’, ’AK Parti gitsin de Çözüm Süreci biterse bitsin’, ’AK Parti gitsin de özgürlüklere ne olursa olsun, AK Parti gitsin de kamu düzeni kalmasa bile olur’ diyen bir kesim var Türkiye’de.
Onun için, bakıyorsunuz o medya; açık söyleyeyim madem Doğan Medya... Bizim açıkladığımız paketleri ki hepi bütçe hesabı içinde açıklanmış ve bütçe açığımızı bir milim oynatmamış paketler. Şu anda Türkiye’nin bütçe açığı yüzde 0,7’dir. Avrupa’da en iyilerden biridir. OECD’de en iyilerden biridir. Bütün bu paketler, bütçe açığında hiçbir şeye yol açmadı. İnşallah 2017’de bütçe fazlası vereceğiz. Biz devraldığımızda ekonomiyi 2002’den itibaren o dönem bütçe açığımız yüzde 10,7 olmuştu. Biz, bunu 10 misli aşağıya çektik. Şimdi, bu vaatleri toplasanız 150 milyarı tutuyor asgarisinden. Hesapladık, tekrar 2002’deki bütçe açığını yüzde 10,7’ye getirir.
Ne olur peki bütçe açığı bu olduğunda? Karşılıksız para basmaya başlanır, enflasyon birkaç ay sonra çift rakamlara, bir yıl sonra da yüzde 20-30’lara tırmanır ve bir müddet sonra ’Emekliye verdim’ dedikleri bu para, aynen 90’lı yıllarda olduğu gibi para da değerini kaybettiği için bir müddet sonra 2 değil 6 tane daha ek maaş verilse, onu karşılayacak denge sağlanamaz."
Davutoğlu, medyanın yaklaşımına ilişkin, “Bize bu şekilde yaklaşıp Hükümeti eleştirmeye kalkan medya, bu vaatlerin arkasında duruyor” ifadesini kullandı.
"Bir taraftan Kılıçdaroğlu’nu parlatıyorlar, bir taraftan da HDP’yi parlatıyorlar"
Başbakan Davutoğlu, iş çevreleri ve TÜSİAD’ın Hükümete eleştirilerine yönelik de şu değerlendirmeyi yaptı:
“TÜSİAD çıksın ve yarın desin ki ’Asgari ücret 2 bin lira olsun’ desin. Kılıçdaroğlu’nun arkasında duruyorlar şimdi. Doğan Medyanın ekonomi yazarları desin ki ’Akılcıdır 2 bin lira olsun, 5 bin lira olsun. TÜSİAD açıklama yapsın ‘Bunlar gayet akılcı politikalardır’ diye. Niye yapmıyorlar? Ama şunu da demiyorlar. ‘Bunlar akıl dışı’ demiyorlar. Bizim yaptığımız şeye, ’Popülizme düşmeyin’ diye çağrıda bulunanlar, halka, esnafa, çiftçiye verdiğimiz faizsiz krediye, ’Vereceğimiz’ demiyorum bakın ’verdiğimiz’. Bunlara karşı çıkanlar, şimdi sesleri çıkmıyor. Bir taraftan Kılıçdaroğlu’nu parlatıyorlar, bir taraftan da HDP’yi parlatıyorlar.
Açık söylüyorum; biz eğer çok basiretle davranmamış olsaydık 2007 Dağlıca baskınından sonra, Türkiye de Kuzey Irak bağlamında Türk- Kürt çatışmasının merkezine itilecekti. O zaman Erbil’in bombalanması gerektiğini manşete taşıyanlar, şimdi HDP’ye sahip çıkıyorlar. Bu dikkate şayandır. Bunlar gözümüzden kaçıyor değil. Bunları takip ediyoruz. Milletimizin de takip etmesi lazım. Bunların bütün meselesi, bir şekilde AK Parti’yi ve AK Parti’nin getirdiği istikrar döneminin sonunu getirmek. Sonunda ne olursa olsun… Getiremezler tabi Allah’ın izniyle…”
Davutoğlu, AK Parti mitinglerinde meydanların dolduğunu anlatarak, Kılıçdaroğlu’nun Niğde mitingiyle kendisinin aynı ilde yaptığı mitingin fotoğraflarının bulunduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu’nun birkaç gün önce yaptığı miting fotoğraflarına bakılarak katılımın ne kadar olduğunun görülebileceğini dile getiren Davutoğlu, “Niğde halkına kaçık uçuk şeyleri söyledi. Topladığı kalabalık o, hitap ettiği kitle o. Bir de bizim hitap ettiğimiz. Birkaç gün önce Iğdır ve Ardahan’daydı. Niye Kılıçdaroğlu’nun hiç miting resmi yok? Çünkü, yüzlerle ifade ediliyor katılımlar” dedi.
Davutoğlu, “Benim Anadolu’da gördüğüm şey, insanlar elinin altındaki sahip olduğu değeri, ilerde olabilecek bir muhayyel vaatten daha önemli görüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Öğrenci bursları hakkında da bilgi veren Davutoğlu, şunları belirtti:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi burs verecekti öğrencilere. Gitti Anayasa Mahkemesine iptal ettirdi. Şimdi, eğer gücün yetiyorsa daha fazla burs vermek gerektiğini düşünüyorsan, İzmir Belediyesine verdir. Bizim birçok sosyal faaliyeti belediyelerimiz yapıyor. İzmir Belediyesi yapsın, Eskişehir Belediyesi yapsın. Niye yapmıyor? Niye bu sosyal destekleri orada uygulamıyorlar.
Eğer HDP’nin çok parlak bir Türkiye ideali, anlattığı vizyonu varsa Diyarbakır Van, Ağrı belediyeciliğini görüyoruz. Buralara giden her hizmet, bizim Hümüket olarak götürdüğümüz hizmet. Onun dışında taş üstüne taş koymuyorlar. Birileri bu anlamda da HDP ve CHP ve dahi MHP, Türkiye’ye çok büyük hizmetler yapmış ve yapabilecek potansiyeldeymiş gibi bir koalisyonun ülke içinde ülke dışında bütün bu ‘halka dokunan ama dokunduğu zaman da yakacak olan’ bu tür irrasyonal, akıl dışı yaklaşımların propagandasını yapıyor."
Seçim vaatleri sorulan Davutoğlu, partisinin vaatlerinin seçime yönelik olmadığını söyledi.
AK Parti’nin gelecek perspektifine ilişkin iki metni paylaşmak istediğini dile getiren Davutoğlu, daha önce açıkladığı 100 maddeden oluşan Yeni Türkiye Sözleşmesi’ne değindi. Başbakan Davutoğlu, bu sözleşmeyle nasıl bir Türkiye arzu ettiklerinin informel anayasasını ortaya koyduklarını ve bunu kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi.
Bu sözleşmeye herhangi bir eleştiri gelmediğini aktaran Davutoğlu, "Nasıl bir anayasa istediğimizi, nasıl bir güçler ayrılığı prensibi benimsediğimizi yazdık. AK Parti’nin bu memlekete en büyük vaadi, insan onuruna yakışır bir siyaset ve devlet anlayışını egemen kılmaktır. Bunun da çerçevesini çizdik. Var mı böyle bir metin diğer liderler tarafından gündeme getirilmiş? Hayır" diye konuştu.
Hükümetin ekonomi alanındaki çalışmalarına da değinen Davutoğlu, 25 Öncelikli Dönüşüm Programı’nı anlattı.
Bu programda bin 350 eylem bulunduğunu, her bir eylemin bir taahhüt olduğunu aktaran Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Bu eylemlerin içinde ekonominin bütün yapısını dönüştürecek, değiştirecek boyutta bir vizyon var. Türkiye’de son 12-13 yıl içinde olağanüstü bir büyüme sağladık. Nereye giderseniz gidin, her alanda. Muş’ta söyledim, 2002’de üç tane ambulans vardı. Iğdır’da 2002’de bir ambulans varmış. Şimdi her bir ilde 40-50 ambulans var ve kar paletli ambulanslar. Bu olağanüstü bir başarı hikayesi. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde bu aşama büyük bir başarıyla gerçekleştirildi ve Türkiye bir yere geldi. Biz orta düşük gelir grubundan orta yüksek gelir grubuna geçtik, şimdi yüksek gelir grubuna sıçramamız lazım. Bu da ne yolla olur? İnsan unsurunun kalitesini yükselteceğiz, niteliklerini, yani eğitim ağırlıklı gelişme. Diğer taraftan ekonominin katma değerini arttıracak teknolojik alt yapıyı geliştirecek ve ekonominin doğasını değiştirecek adımlar. Zaten sosyal destek programları çerçevesinde ortaya koyduğumuz çok geniş bir perspektif, uygulamalar var. Bunları genişleterek yayacağız."
"Çalıntı fikirlerle seçim beyannamelerini yazdılar"
Sosyal destek programlarından Aile Destek Programına (ASDEP) ilişkin bilgi veren Davutoğlu, "Bunları seçimle ilgili yapmadık. Daha önce aileyle ilgili yaptığım paket açıklamasında bunların hepsinin detaylarını verdik. Şimdi bunlardan çalıntı fikirlerle bunlar seçim beyannamelerini yazdılar" diye konuştu.
Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomik gücü arasına getirebilmek için ekonominin doğasının, yeni bir sıçramayla AR-GE ağırlıklı, katmadeğer yoğunluklu ve iyi yetiştirilmiş nitelikli insan unsuruyla dönüştürülmesi gerektiğini aktaran Davutoğlu, büyüme rakamlarına da değinerek, şöyle devam etti:
"Burada küresel ekonomideki gelişmelere de dikkat etmek lazım. Yani 90’lı yıllarda dünya büyüdü. Dünya ekonomisi birkaç misli büyüdü. Amerika’daki Bill Clinton dönemini düşünün, AB’nin doğuya açılma sürecini... Bütün bu dönemde Türkiye’de milli gelir 200 milyardan 230 milyar dolara çıktı. 1991’den 2002’ye 11 yılda 30 milyar dolar arttı. 2002’den bu güne 830 milyar dolar. Dünya büyürken biz küçüldük. Şimdi dünya küçülürken biz büyüyoruz. Yüzde 2,9 bizi tatmin ediyor mu, etmiyor. Ama Avro bölgesinin ortalaması yüzde birlerde. Avrupa’nın gelişen Avrupa dedikleri bölgeleri yüzde 1,7. Bütün o büyüyen Brezilya, Arjantin’i ile Latin Amerika ortalaması yüzde 1,3. Rusya ekonomisi küçülüyor. Avrupa ekonomisi tek tek ulus devletler bazında küçülüyor. Şu anda göreceli büyümesini sağlayan Hindistan var ve bunun hemen arkasından da... Yine bu ortalama, Türkiye’nin şu andaki büyüme ortalaması, OECD ortalamasının 3 misli. Yetiyor mu? Hayır. Türkiye’nin mutlaka en az yüzde 5’leri yakalaması lazım. Onun için zaten bu yapısal dönüşüm programlarını devreye sokuyoruz."
"1,4 milyon istihdam oluşturduk"
Hükümetin ekonomi alanında sektörel bazda yaptığı çalışmaları bulunduğunu, bunun yanı sıra DAP, KOP, DOKAP gibi projelerle ilerleyen dönemde Türkiye’yi çok büyük bir kalkınma hamlesinin beklediğini belirten Davutoğlu, "Bu ekonominin makro ve insanı doğrudan ilgilendiren boyutuyla ilgili. Geçen yıl 1,4 milyon istihdam oluşturduk. Her sene bizim bu istihdamı oluşturmamız lazım" dedi.
Türk ekonomisinin performansı açısından önemli başka bir boyut bulunduğunu aktaran Davutoğlu, hükümetin millileşme stratejisi takip ettiğini bildirdi. Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:
"İlk milli helikopterimiz uçmaya başladı. Milli uçağımız, milli eğitim uçağı, milli savaş uçağı, milli denizaltı, yüzde 100 Türk yapımı. Türk markası taşıyan üretimi arttıracağız. Markalaşmayı arttıracağız. Yerli aşı üretimi, yerli kan, plazma üretimi. Bunların hepsi, Türkiye’ye, ekonomisine büyük ivme katacak yepyeni ufuklar."