“Dünyada ben de varim diyen bir siyaset anlayisi”
Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, parti genel merkezde düzenlenen "81 İl AK Parti Dışilişkiler Başkanları Bilgilendirme ve İstişare Toplantısı”nda konuşma yaptı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz partilerinin, 81 ilde bütün ilçeler, beldeler ve mahallelerde organize şekilde, 10 milyondan fazla üyesiyle dünyanın en büyük siyasi teşkilatlarından biri olduğunu söyledi.
Yılmaz, 16 yıldır dış politikada farklı bir yaklaşım sergilendiğini belirterek, "AK Parti öncesi dönemde dış politika denildiğinde elit grubun daha çok ilgilendiği, milletin değerlerinden, tercihlerinden bağımsız, sivil siyasetin uzağında olan bir alan algılanıyordu. AK Parti’nin getirdiği en önemli değişimlerden biri dış siyaseti demokratikleştirmesi olmuştur. Şu an sahip olduğumuz dış politika, millete, milletin değerlerine, beklentilerine dayalı bir dış politika." diye konuştu.
Geçmişte daha fazla izleyen, gelişmeleri takip eden, olabildiğince risklerden uzak duran bir dış politika anlayışı varken, şimdi daha aktif, milletin değerleri ve beklentileriyle uyumlu, dünyadaki hadiselere daha fazla müdahil bir dış politika anlayışının söz konusu olduğuna işaret eden Yılmaz, olaylar olup bittikten sonra reaksiyon gösteren ve olayların ardında kalan yerine, stratejik çerçevede hareket eden bir dış politika anlayışının yerleştiğini belirtti.
Yılmaz, bunun doğal bir uzantısı olarak kurumsal yapının da değiştiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçmişte dış politika denildiğinde akla sadece Dışişleri Bakanlığı gelirdi. Elbette Dışişleri önemli ama Türkiye gibi çok farklı bir tarihten gelen, çok özel coğrafyaya sahip, çok önemli bağlantıları olan bir ülkenin farklı kurumsal yapılarla dış ilişkilerini sürdürmesi zorunluluktur ve AK Parti döneminde bu kurumsal çeşitliliği gördük. Kurumsal yapımız bu dönemde çeşitlendi. TİKA’dan, Maarif Vakfına, geçmişte içeride bile itibarı son derece örselenmiş Kızılayın uluslararası marka haline gelmesinden AFAD’ın çalışmalarına varıncaya kadar, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın çalışmaları, başka birtakım ticaret ataşeliklerimiz, birçok ülkede kurduğumuz farklı bağlantıların hepsi, dış politikada yeni kurumsal yapıların da ortaya çıktığını gösterdi."
Yılmaz, liderlik yapan, inisiyatif alan, yol açan ve "Dünyada ben de varım" diyen bir siyaset anlayışına sahip Türkiye’nin, 81 milyonu ve sınırları çok aşan bir güce sahip olduğunu dile getirdi. Yılmaz, Türkiye’nin milli gelir hesaplarının çok ötesinde bir güçle insani diplomasi konusunda da çok önemli başarılar sağladığını ifade etti.
"Hadiselerin kabul edilmesi, Türkiye’nin çabasıyla gerçekleşmiştir"
Kaşıkçı cinayetine de değinen Yılmaz, soruşturmanın ciddi şekilde devam ettiğini söyledi. Yılmaz, "Bu olayın üzerini kapatmaya çalışanlar başarılı olamadılar, çünkü bu konuda her türlü hukuki araçla bu olayın ortaya çıkması, aydınlatılması için güvenlik güçlerimizle, istihbaratımızla, adli makamlarımızla, bütün kurumlarımızla ve bizzat Cumhurbaşkanımızın takibiyle çok farklı noktaya gelinmiş oldu." dedi.
Cinayetin önce reddedildiğini, sonra kabul edildiğini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bu araştırmalar geniş şekilde devam ediyor. Bazı ülkelerde maddi menfaatler temelinde bu olayı görmemezlikten gelen veya görse bile buna yeterli önemi vermeyen yönetimler olduğunu da görüyoruz ama Türkiye bu anlamda hesap, kitap yapmadan doğru olan, gerçek olan neyse ortaya çıksın ve sorumlular da hesabını versin anlayışı içinde hareket ediyor. Türkiye, olayın planlı bir hadise olduğunu ve arkasındaki karar alıcıların ve uygulayıcıların hesap vermesi gerektiğini her ortamda ortaya koyuyor. Olayın bu safhaya gelmesi, dünya kamuoyunun bilgilenmesi ve birtakım hadiselerin kabul edilmesi, Türkiye’nin çabasıyla gerçekleşmiştir. Bunu da bütün dünya görüyor ama maalesef bizim muhalefet hala görememiş durumda."
Yılmaz, Türkiye’den hoşlanmayan birtakım ülkelerin dahi bu konudaki çabayı takdir etmek zorunda kaldığına dikkati çekerek, "Onların bile gerisine düşen bir muhalefet olduğunu görüyoruz. Ana muhalefeti kastediyorum. Maalesef Türkiye bu kadar başarılı bir tavır ortaya koymuşken, Fransa’nın, başka ülkelerin tavrı ortada, bu konuya en duyarlı ve yapılması gereken neyse sonuna kadar bunu gerçekleştiren bir siyaset varken, muhalefet partileri olarak bunun arkasında durmaları, takdir etmeleri gerekirken hiçbir şekilde edebe uymayan ve gerçeklikle bağı olmayan ithamlarla kendi hükümetini uluslararası alanda suçlayan bir muhalefet görüyoruz. Bunu da milletimiz ibretle takip ediyor." değerlendirmesinde bulundu.