Erdogan ve Davutoglu’nun Aday Tanitim Toplantisi konusmalarinin tam metni
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Çok değerli basın mensupları, değerli yol arkadaşlarım, ekranları başında bizi izleyen aziz milletim; öncelikle hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum.
Birazdan sizler aracılığıyla aziz milletimize ve tüm dünyaya duyuracağımız Merkez Yürütme Kurulu kararlarımızın ülkemiz, milletimiz ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
AK Parti’nin ilgili kurullarında yapılan değerlendirmeler ve alınan kararlar Türkiye’nin en büyük siyasi hareketi ve Hükümeti olduğu için sadece bir partiyi ilgilendirmiyor, Türk siyasetinin ve ülke yönetiminin de geleceğini ilgilendiriyor. Hatta AK Parti’de yaşanan gelişmeler tüm bölge ülkeleri ve dünya kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor. Bu yüzden sadece Partimizin değil ülkemizin de geleceğini ilgilendiren, bu konuda kuyumcu titizliğiyle çok hassas bir çalışma yürüttük, çok uzun istişarelerin ardından belli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz.
Değerli kardeşlerim, Partimizi kurduğumuzda 14 Ağustos 2001’de bir açıklamamız vardı. AK Parti bütün işlerini istişareyle yapar, istişareler neticesinde kararını alır ve onu uygulamaya koyar. Ve biz bugüne kadar bundan hiçbir zaman kaçınmadık, hiçbir zaman taviz vermedik. AK Parti Grubunda, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nda, Genişletilmiş İl Başkanları toplantımızda, milletvekillerimizle istişarelerimizde arkadaşlarımızın görüş ve önerilerini aldık. Belediye başkanlarımız, il başkanlarımız, Kadın ve Gençlik Kolları yönetimlerimiz düşüncelerini ortaya koydular. En son Partimizin Merkez Yürütme Kurulu’nda da bugün meseleyi ayrıntılarıyla ele aldık ve bir sonuca vardık.
Değerli arkadaşlarım, şu parti ne dedi, diğer parti ne dedi, onlar adaylarını nasıl belirledi, nasıl belirliyor; bunların hiçbirisi bizi ilgilendirmiyor, bizi sadece kendimiz ilgilendiriyor. Ve biz hiçbir siyasi partinin kendi içinde müracaat etmediği yollara biz tam aksine müracaat ederek kararımızı alırız, olgunlaştırırız, adımımızı da ona göre atarız, şu anda da attığımız adım budur. Ve tüm birimlerimizle bu görüşmeleri yaptık, bütün bu birimlerimizdeki kardeşlerimizin düşüncelerini aldık ve geldiğimiz nokta bugün Merkez Yürütme Kurulu’nda da değerlendirildi. Belirlediğimiz adayı açıklamadan önce burada birkaç hususu, özellikle bizi gerek bu salonumuzda dinleyen veya ekranları başında izleyen milletime de aktarmak istiyorum.
Değerli dostlarım, sevgili kardeşlerim; biraz önce de ifade ettiğim gibi adayımızın belirlenmesinde gerçekten büyük bir zaman ayırdık. Aldığımız her önemli kararda olduğu gibi bu kararda da sokaktaki vatandaşımızdan, Partimizin en üst kuruluna kadar her kademede istişareler yaptık. Görüşleri, önerileri, eleştirileri çok dikkatli bir şekilde not ettik. Bu süreç içinde elbette birçok sayıda isim öne çıktı. Şunun altını çizerek ifade ediyorum: Bütün istişare kurullarında öne çıkan isimlerin her biri bizim için son derece değerli isimlerdir, bu büyük görevi omuzlayıp taşıyabilecek arkadaşlarımızdır. Partimiz içinden genel başkanlık ve başbakanlık makamına, bu görevleri yapacak ehliyet ve liyakate sahip çok sayıda aday çıkmıştır, bu da son derece gurur vericidir. Bu süreçte defaatle söyledim; kim var denildiğinde sağına-soluna bakmadan ben varım diyebilecek nice arkadaşımızın olduğunu biliyordum. Aynı şekilde kim var denildiğinde işaret edilebilecek, bu dava yükünü omuzlama gücüne, iradesine, ehliyetine ve liyakatine sahip çok sayıda arkadaşımız olduğunu da biliyordum. Allah’a hamd olsun tam da tahmin ettiğimiz gibi bir değil, iki değil çok sayıda arkadaşımız bu kutlu görev için önerildi.
Bir başka konu; süreci suhulet içinde, barış içinde, dostluk ve kardeşlik hukuku içinde belli bir noktaya getirdik. Çok şeyler yazıldı-çizildi, çok şeyler söylendi vesaire, ama mümkün olduğunca bunları duymadan götürmeye gayret ettik. Çünkü bu hareketin birliği her şeyin üstündedir, bu hareketin beraberliği her şeyin üstündedir. Meydanlarda dikkat ederseniz bir şeyi ısrarla söyledik; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız dedik.
Partimiz içinde nifak çıkması veya çıkarma gayreti içerisinde olunması, fitne çıkması için çaba sarf edenler, ellerini ovuşturanlar oldu. Medyada AK Parti içinde çatışma çıkması için çok kirli operasyonların yapıldığını da şahit olduk. Belli çevrelerde Partimizi karıştırmak, Partimiz içinde çatlak oluşturmak için gayret gösterenler de oldu. Bunların hepsini biliyoruz, ama bunları biz tabii herkesle paylaşamayız. Partimiz bu operasyonların hiçbirine hamd olsun eyvallah demedi, bu tuzakların hiçbirine düşmedi. Şu ana kadar süreci çok büyük başarıyla, kardeşlik ve dostluk hukuku içinde bugünlere getirdik. İnanıyorum ki önümüzdeki hafta Olağanüstü Genel Kurula kadar da bu süreç aynen böyle devam edecektir.
Asıl imtihan elbette Olağanüstü Genel Kurulun ardından başlayacak. Hem genel başkan seçilen, başbakanlık görevini üstlenen arkadaşımız, hem de onun tüm çalışma arkadaşları, tüm teşkilatımız önemli bir süreçten geçecekler. Bu süreci birlik ve beraberlik içinde dava şuuruyla en güzel şekilde geçireceklerine yürekten inanıyorum. Bu teşkilat Genel Başkanına ve Başbakanına en güçlü şekilde sahip çıkacak, her aşamada yanında olacak, başarısı için inanıyorum ki her türlü fedakarlığı gösterecektir. Yeni Türkiye’nin inşasında rol alacak yeni genel başkan ekip ruhuyla, takım oyunuyla ve ortak akılla yol yürüyecek, AK Parti’nin bütünlüğünü her şeyin üstünde tutacaktır hiç şüphem yok. Partimiz içinde nifak, ayrışma, fitne çıkmasını bekleyenler bugüne kadar olduğu gibi Genel Kurula kadar da, ardından başlayacak süreçte de inşallah hayal kırıklığına uğrayacaklardır.
Değerli kardeşlerim, istişare süreçlerinde ortaya çıkan çok sayıda isim arasından elbette birini seçmemiz gerekiyordu. Futbol oynadığım zamanlarda hocamız maça çıkarken şunu söylerdi: Çocuklar, kadro 18 kişi, ama sahaya çıkacak olan 11 kişi, dolayısıyla 7 kişi yedek kulübesinde kalacak, bu 7’nin içinden de ben 3’ünü değerlendireceğim, o da maç esnasındaki performansa göre derdi ve tabii 11’imizi sahaya sürer diğer 7 kişi orada kalırdı. Siyasetin de böyle bir anlıyorum ki bugüne kadar edindiğim tecrübelerle bir yapısı var. Ve belli kriterler devreye girer ve siz bu kriterlerin üzerinden de takımını oluşturursunuz. Tabii hepsiyle yürümek mümkün değil, ne kadar el veriyorsa o kadarıyla. Ve siyasette bu kriterlerden ilki, üzerinde en başından beri hassasiyetle durduğumuz ki bu Türk siyasetinde bir ilktir, o da üç dönem kuralıydı. 14 Ağustos 2001’de Partimizi kurarken koyduğumuz bu kural Allah’a hamd olsun bugüne kadar bozulmadı ve inanıyorum ki bundan sonra da bozulmayacak. Çünkü bu, halkımızın içinde alıcısını buldu. Bu siyaseti bırak anlamına gelmiyor, tam aksine diyor ki; sen üç dönem sadece Parlamento’da görev yap, bir dönem ara ver, ondan sonra devam edeceksen yine devam et. Parti kademelerinde yine çalış, mani yok. Farklı yerlerde, bakın şu anda bakan yardımcılarımızın birçoğu bizim eski milletvekillerimiz. Şu anda milletvekillerimizin içinden büyükelçi olan arkadaşlarımız bile var, demek ki bunların hepsi olabiliyor. Yani çalışmak isteyene alan bol, hepsi olur. Ama Parlamento’ya giriş-çıkışta biz tüzüğümüze bunu koyuverdik ve bundan diğer siyasi partiler hala nasibini alamadı. Bakın bir CHP bunu yapamıyor, bir MHP bunu yapamıyor, buyurun yapın. Birisi 16-17 senedir orada çakılı duruyor, öbürü de malum işte geldi, alınan neticeler ortada, millet istemiyor bunu. Millet diyor ki; başarısız oldun mu çekil. Şimdi bizim daha önce söylediklerimizi bakın CHP’de muhalefet söylüyor. Kime söylüyor? Diğerine söylüyor. Biz ne dedik? Eğer birinci olmazsak biz Genel Başkanlığı bırakırız, ama bunu onlar diyebiliyor mu? Diyemiyor. Niye? Çünkü iktidar olmak için seçime girmiyorlar, muhalefette kalmak için seçime giriyorlar. Batı’da, gelişmiş ülkelerde başarılı olamayan bırakır çekilir, bunu bir defa görmemiz lazım. Ve bizler isimleri istişarelerde zikredilen bazı arkadaşlarımızı takdirle andıklarımız ve üç dönem kuralına bundan önceki seçimlerde daha henüz takılan olmadı, ama şimdi bu seçimde takılanlar olacak.
Bir başka husus da, genel başkanlık ile başbakanlık makamının aynı arkadaşımız üzerinde toplanması kriteriydi, bu da önemli. Niye? Çünkü güçlü bir genel başkan, güçlü bir başbakan ülkeye hizmette başarılı olabilir. Eğer buradaki güç dağılımını bölmeye kalkarsak, bunu ayırmaya kalkarsak başarıyı bir defa daha peşinen Allah muhafaza yok etmiş oluruz. Olması gereken ne? Başbakanlığın gücünü genel başkanın devşirmesi, genel başkanlık gücünü başbakanın devşirmesi, bunlar önemli şeylerdi. Bunlar yaşanan, yaşandığı için de bu şekilde olması gerektiğine inandığımız konular. Partimiz iktidara geldiğinde biliyorsunuz Genel Başkan ve Başbakan ayrıydı, biz bunun zorluklarını ciddi şekilde yaşadık. Başbakan parti genel başkanı olursa ve teşkilat desteğiyle daha güçlü olabilir. Aynı şekilde başbakan olan genel başkan daha güçlü bir genel başkandır. Bu tecrübeden yola çıkarak yeni süreçte genel başkan ile başbakanın aynı kişi olmasını önemli bir kriter olarak belirledik, bu durumda da yine istişarelerde isimleri zikredilen bazı arkadaşlarımız bu kriterlere takıldı. Tekrar etmekte fayda görüyorum; adayımız çok yoğun istişareler neticesinde belirlenmiştir. Adayımız, Partimizin kuruluşundan bugüne kadar gelen kriterler ve tecrübe ışığında belirlenmiştir. Adayımız liyakat ve ehliyet kriteri hassasiyetle gözetilerek belirlenmiştir. Dolayısıyla Partimiz içinde arkadaşlarımız arasında herhangi bir kırgınlık oluşmamıştır ve oluşacağına da ben asla ihtimal vermiyorum. Her kademedeki her bir arkadaşımız süreci son derece şeffaf şekilde izlemiş, sürecin bizzat içinde olmuştur. İstişarelerin ne kadar sağlıklı işlediğini de onlar da gördü, ben de gördüm.
AK Parti değerli kardeşlerim, büyük bir ailedir. Şu anda Türkiye’de üye sayısı itibariyle 9 milyonu aşkın üyeye sahip 1 numaralı parti AK Parti’dir.
Bakın şurada Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanlığına destek noktasında, katkı noktasında, mensubiyet duygusunu da ortaya koymada yaklaşık 1 milyon 600 bini aşkın kişi buraya bağışta bulunmak suretiyle bir mensubiyet duygusunu ortaya koymuştur, bir aidiyet duygusunu ortaya koymuştur. Diğerlerinde böyle bir şey oldu mu? Olmadı. Ben inanıyorum ki, bundan sonraki seçimlerde Partimize gönül veren kardeşlerimiz, üyelerimiz inanıyorum ki bu rakamı daha da arttıracaktır. Bugün Batı’da bu nasıl oluyorsa, inanıyorum ki Türkiye bunun da örneği olacaktır. 5 lira versin, 10 lira versin, ama ben bu seçime şu kadar katkı veriyorum, ben bununla buraya katkıda bulunuyorum demek bambaşka bir duygudur, bu duyguyu mensuplarımıza yaşatmak ayrı bir anlayıştır; AK Parti’de bunu da geliştirmemiz lazım. Parti yönetiminde veya Kabinede görev yapan onlarca arkadaşımız engin bir tecrübeye ve birikime ulaşmıştır. Doğrusu bu kadar zengin ve güçlü bir kadroya sahip olmaktan, bu kadar değerli insanlarla yol arkadaşlığı yapmaktan Rabbime ne kadar şükür etsem, hamd etsem azdır. Bu büyük ve örgütlü teşkilat kendi içinden sadece bir kişinin seçilmesi gereken böyle bir anda o bir kişiyi de en sağlıklı şekilde belirlemiştir.
Değerli kardeşlerim, bizleri ekranları başında izleyen aziz milletim; 27 Ağustos’ta AK Parti’nin Olağanüstü Genel Kuruluna genel başkan adayı olarak girecek arkadaşımız Dışişleri Bakanımız, Konya Milletvekilimiz Ahmet Davutoğlu kardeşimdir.
Kongrede delegelerimizin takdiriyle genel başkan olması durumumda Türkiye Cumhuriyeti’nin 62. Hükümetinin başbakan adayı da belki biraz acele ediyorum ama, aynı şekilde mevcut Dışişleri Bakanımız, Konya Milletvekilimiz Ahmet Davutoğlu’dur.
Hayırlı olmasını Rabbimden niyaz ediyorum, Allah utandırmasın diyorum. Yolu, yolumuz açık olsun diyor, inşallah ülkemize, milletimize hayırlı hizmetler yapması için Rabbime dua ediyorum.
Arkadaşlar, şu hususları bu basın toplantısı vesilesiyle bir kez daha vurgulamak istiyorum: Yeni genel başkanımızdan ve başbakanımızdan bizlerin de, milletimizin de en büyük beklentisi; yeni Türkiye idealini gerçekleştirmek, ülkemizi AK Parti’nin 2023 hedeflerine ulaştırmaktır. Açıkçası Ahmet Davutoğlu arkadaşımızın bu görevlere aday olmasında da paralel yapıyla mücadele azmi ve kararlılığı da önemli bir etken olmuştur.
İnanıyorum ki bu mücadeleyi beraber yürüteceğiz. Çok açık-net meydanlarda hep söyledim. Yani Cumhurbaşkanı olmak, paralel yapıyla mücadelemi asla aksatmayacaktır. Çünkü ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu tür unsurlara karşı başta şahsım olmak üzere, gerek başbakanımız, gerek kabinemiz, gerekse Parlamento’daki tüm bu noktadaki Grubumuzun bu desteği vermesi inanıyorum ki 2023 Türkiye’sinin çok daha farklı bir konumda güçlenmesine fırsat oluşturacaktır. Ve bununla ilgili olarak gerekli mücadeleyi Davutoğlu kardeşimin de sarsılmadan vereceğine inanıyorum.
MİT tırlarının önünün kesilmesinden Dışişleri Bakanlığındaki o kendi riyasetindeki çok gizli toplantının gizlice dinlenmesine, Suriye ve Irak’a yapılan yardımlardan bugün paralel medyada çıkan iftiralara kadar birçok konuda Ahmet Davutoğlu kardeşim de bunun acısını yaşadı, bedelini ödedi.
Sayın Ahmet Davutoğlu paralel yapının niyetini de, gayesini de, hedefini de beraber yaptığımız toplantılarda gayet açık, net gördü. Dolayısıyla bu mücadeleyi kararlı bir şekilde yürütmenin de üzerimizde önemli bir görev olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla kabinenin Sayın Davutoğlu’nun idaresinde aynı kararlılıkla devam edeceğine inanıyorum.
Gerek paralel yapıyla mücadelede, gerek çözüm sürecinde Cumhurbaşkanı olarak bizzat şahsım Sayın Davutoğlu’nun yanında olacağım, bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bütün teşkilatımız ve Grubumuz da inanıyorum ki Sayın Davutoğlu’nu en güçlü şekilde destekleyecektir. Açıkçası bugün bu tercihimizle Türkiye kadar, komşularımız, dünya genelindeki tüm mazlumlar da dualarını bizlere bir kez daha göndereceklerdir. Zira bu tercihimizle bölgemizde ve dünyada barış, adalet, dayanışma, bunun ne denli tarafımızdan istendiğini de çok somut bir şekilde ortaya koymuş oluyoruz. Dış politikada vicdani boyutu öne çıkarmanın mücadelesini veren değerli mesai arkadaşım Davutoğlu, bu vicdani boyutu inanıyorum ki şimdi artık milli ve küresel boyutta daha güçlü şekilde savunacaktır.
Yeni anayasa meselesi Türkiye’nin öncelikli meselesidir. Sayın Davutoğlu’nun bu konuda yüksek bir hassasiyete sahip olduğunu biliyorum.
Değerli arkadaşlarım, tekrar etmekte fayda görüyorum; çok önemli, çok hassas bir sınavdan geçiyoruz, önümüzdeki 1 hafta çok önemli. Ardından başlayacak uzun süreç aynı şekilde önemli. Hasımlarımızı sevindirmeyeceğiz, ellerini ovuşturanlara fırsat tanımayacağız, Partimiz içinde emelleri olanlara imkan vermeyeceğiz. Bir olarak, kardeş olarak kongreye gidecek, ardından başlayacak süreçte de AK Parti’nin isimler üzerinden değil dava üzerinden ilerleyen bir parti olduğunu herkese göstereceğiz.
Tabii yazanlar-çizenler, muhalefetin farklı versiyonları değişik şekilde yaklaşımlar gösterebilirler. Onlar görevini yapıyor, biz de görevimizi yapacağız. Kongreyle ilgili tüm hazırlıklarımız tamam ve şu anda görev dağılımları, vesaire bütün bunlar tamam. Buradan yine tüm AK Parti Teşkilatımıza sesleniyorum; Ankara Arena Kapalı Spor Salonunda inşallah 27’si haftaya Çarşamba günü orayı gümbür gümbür dolduracağız. Birliğimizi, beraberliğimizi tüm Türkiye’ye, tüm dünyaya tekrar bu kongreyle hem teyit, hem tescil edeceğiz. Ve bunlar birer yenilenmedir ve bunlar böyle bir tarihi fırsattır ve bunu bizler Partimiz için, ülkemiz, milletimiz için önemli bir değerler silsilesi halinde inşallah yükselteceğiz.
Bu yeni sürecin tekrar hayırlı olmasını diliyorum. Ahmet Davutoğlu kardeşimize bu yeni süreçte başarılar diliyorum. Çalışma arkadaşlarına, Partimizde birlikte çalışacağı tüm arkadaşlara başarılar diliyorum. Ülkemize, milletimize, tüm insanlığa hayırlı olsun diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Herhalde bunlar bizim ilk günlerimiz filan. Evet, tabii bu salonda artık herhalde benim son konuşmam. Şimdi ben de inşallah yeni genel başkanımızın öyle düşünüyorum, gönlümden geçen o, MYK’mızın aldığı bu karar sebebiyle kürsüye davet ediyorum ve kendilerine buradan bir hitap etmesi ricasında bulunuyorum.
DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU- Sayın Cumhurbaşkanım, değerli dava arkadaşlarım; sizleri ve bütün vatandaşlarımızı saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, zatıalinizin öncülüğünde Partimizin bütün kademeleriyle yapılan yoğun istişareler neticesinde böylesi kutlu bir göreve aday gösterilmiş olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bu vesileyle zatıalinize, Merkez Yürütme Kurulu üyesi kardeşlerime, dostlarıma, Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarıma, il başkanlarımıza, belediye başkanlarımıza, istişarede katılmış olan Kadın Kolları ve Gençlik Kolları üyelerimize ve bütün Parti mensuplarımıza, dava arkadaşlarıma teşekkürü ve minneti bir borç biliyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli dava arkadaşlarım; siyasi hareketler, sosyal hareketler zor ve kritik süreçlerde aldıkları kararlarla olgunlaşırlar. Yine zor ve kritik süreçlerde oluşturdukları gelenekle kurumsallaşırlar ve asırlara sirayet eden devlet geleneklerini oluştururlar. AK Parti hareketi, konjonktürel şartlarına çıkmış bir siyasal parti hareketi değildir. AK Parti hareketi, kökü tarihin derinliğine giden, geleceği de akide istikbale yürüyen köklü bir devlet geleneği içinde ortaya çıkmış ve bu köklü devlet geleneğini inşa ve ihya etmek üzere yola çıkmış bir kadronun hareketidir ve Sayın Cumhurbaşkanımız bu kadronun öncüsüdür, lideridir. Ve şu anda ve bu kritik süreçte gösterdikleri liderlikle de aslında Türk siyasi hayatına yeni bir istişare kültürünü kazandırmıştır bütün Parti kademelerimizle birlikte. Bu kritik süreçten sonra, bundan sonra daha da güçlü bir şekilde yolumuza devam edeceğimiz konusunda kimsenin tereddüdü olmamalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli dava arkadaşlarım; eğer bu adaylık süreci sonrasında Genel Kongremizde de bu adaylığımız delegelerimiz tarafından kabul görürse ve bu göreve ben onlar tarafından da layık görülürsem, yine hiç kimsenin tereddüdü olmasın ki son 12 yılda gerçekleştirilen büyük restorasyon hareketi hiçbir ara ve kesintiye uğramadan devam edecektir.
Son 12 yıl içinde, 12 yıl önce hasta adam muamelesi gören bir ülke ayakları üzerinde ayağa yükselmiş, birçok yerde büyük sıkıntılarla karşılaşan bir millet tarihi misyonunu hatırlamış ve kutlu bir yürüyüşe çıkmıştır. Bu kutlu yürüyüş hedefe ulaşacaktır. İster paralel yapı adı altında, ister başka adlar altında kimler bu kutlu yürüyüşü durdurmak, kesintiye uğratmak isterse bilsinler ki AK Parti kadroları onların karşısında bir tarihi bir kaya gibi duracaktır, durmaya da kararlıdır.
Son 12 yıl içinde demokrasimiz bir inşa süreci yaşamıştır. Devlet geleneğimiz bir yeniden ihya dönemi yaşamıştır. Ekonomimiz yeni bir kalkınma hamlesiyle taçlandırılmıştır. Ve bütün bunların AK Parti siyasi hareketiyle birlikte yeni bir evreye geçtiğinin hepimiz farkındayız.
Sayın Cumhurbaşkanım, şundan emin olunuz ki şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bu restorasyon hareketinde, bu kutlu yürüyüşte AK Parti kadroları omuz omuza olacaktır. Aramıza herhangi bir şekilde görüş ayrılığı ya da fitne tohumu ekmek isteyenler buna fırsat bulamayacaklardır. Bizim gerek dava ahlakımız, gerek devlet ahlakımız bu kritik dönemleri kararlılıkla aşmayı şimdiye kadar birçok kere başarmıştır, bundan sonra da başaracaktır.
Sayın Cumhurbaşkanım, değerli dava arkadaşlarım; bu devlet ve demokrasi restorasyon hareketi içinde tabii ki AK Parti’nin kurumsallaşmasını ve kurumsal kültürünün kökleşmesi yönünde de bu süreçte başlayan ve devam edegelen istişare temelinde yepyeni bir dönem yaşanacaktır.
Aslında diğer partilerin kongre öncesi hazırlıklarıyla AK Parti istişare süreci karşılaştırıldığında Partimizin ve hareketimizin farkı da ortaya çıkmaktadır. Bizde kongreler parçalanmaya değil bütünleşmeye, yeniden enerji üretmeye, yeni bir hamle aşkı kazanmaya vesiledir. Eminim önümüzdeki hafta gerçekleştireceğimiz kongrede de bunu bir kez daha yaşayacağız.
Yine devletler ve siyasi yapılar ancak ve ancak süreklilik ile yenilenme arasında bir denge kurdukları zaman hayatiyetlerini sürdürebilirler. AK Parti bir neslin hareketi olarak başlamıştır, ama bir nesille sınırlı değildir, nesillerle de sınırlı değildir, asırlarla da sınırlı değildir. Asırların derinliğinden gelen ve kıyamete kadar sürecek olan bir adalet ve hak mücadelesinin adıdır AK Parti. Sürekliliğimiz, devlet geleneğimizden, milli kültürümüzden ve temel aldığımız ilkelerden kaynaklanır. Bu ilkelerden hiçbir şekilde taviz verilemez. Hiçbir gerekçe gösterilerek bu ilke ve tutum, bu duruş, bu sağlam tarihi bakış değiştirilemez. Ama yenilenme ihtiyacı da bir zarurettir ve bizler için her zaman Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi faniler için yenilenme kaçınılmazdır, baki olan ise Rabbimiz ve davamızdır.
Sayın Cumhurbaşkanım, bugün bu kutlu göreve bu istişareler neticesinde bendenizi aday göstererek aslında hem büyük bir onuru bana yaşattınız, hem büyük bir tarihi sorumluluğu omuzlarımıza verdiniz. Bu tarihi sorumluluğu yerine getirirken her zaman sizlerden güç alacağımdan eminim. Rabbime bu tarihi sorumluluğu yerine getirirken onun yolundan ayrılmamayı niyaz ediyorum Rabbimden. Ve sizlerden de bu uğurda hep beraber çıktığımız yolda omuz omuza yürümeyi rica ediyorum.
Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Devletimize ve milletimize zeval vermemesi için AK Parti’ye de zeval vermesin. Çünkü bugün artık AK Parti milletimizin ve devletimizin yükselişiyle aynı anda zikredilmektedir. Çünkü milletimizi kucaklayan yegane siyasi yapı AK Parti’dir. Çünkü devletimizi bir fetret dönemini kapatarak tekrar inşa eden hareketin adı da AK Parti’dir. Allah bu yolda bizlere güç, kuvvet versin, Allah utandırmasın.
Tekrar minnetlerimi, teşekkürlerimi ifade ediyorum. Allah’a emanet olun.