Yükleniyor...

Erken seçim tek ihtimal

 

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Ülkemizin hükümetsiz kalmaması çerçevesinde çabaları sürdüreceğiz. Ayrıca buradan çıkan bir sonuç eğer hükümet çalışmalarının sürmesiyse, ikinci bir sonuç da görünen o ki bütün bu değerlendirmeler ve Sayın Bahçeli’nin erken seçim yönündeki genel açıklamaları göz önüne alındığında, ülkemizin kalıcı bir istikrar ve bütün bu yollar ve yöntemler denendikten sonra tekrar milli iradeye başvurma zarureti ihtimal olarak çok yükselmiştir, hatta tek ihtimal haline gelmiştir diyebiliriz" dedi.

Ülkenin hükümetsiz kalmaması çerçevesinde çabaları sürdüreceklerini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ayrıca buradan çıkan bir sonuç eğer hükümet çalışmalarının sürmesiyse, ikinci bir sonuç da görünen o ki bütün bu değerlendirmeler ve Sayın Bahçeli’nin erken seçim yönündeki genel açıklamaları göz önüne alındığında, ülkemizin kalıcı bir istikrar ve bütün bu yollar ve yöntemler denendikten sonra tekrar milli iradeye başvurma zarureti ihtimal olarak çok yükselmiştir, hatta tek ihtimal haline gelmiştir diyebiliriz. 

Son bir ay içinde yürüttüğümüz temaslarda, CHP ile oluşturamadığımız hükümet ortaklığı çerçevesi de göz önüne alındığında erken seçim, önümüzde görünen bir ihtimaldir, güçlü bir ihtimaldir ve bu yönde de çalışmalarımız gerektiğinde yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokratik hukuk kuralları içinde atılması gereken adımlar, meşruiyet temeli için atılması gereken adımlar neyse o adımlar atılarak, gerektiğinde Türkiye’yi suhuletle ve güvenlik, huzur ortamı içinde erken seçime götürme sorumluluğu da üzerimizdedir."

"Herkese görev düşüyor"

Bütün siyasi parti liderlerine görev düştüğünü söyleyen Davutoğlu, liderlerin birbirlerine görev, ödev vermek, "Şu parti şunu, bu parti bunu yapsın" çağrıları yapmak yerine, ülkenin selameti için sorumluluk içinde hareket etmeleri gerektiğini dile getirdi. 

Erken seçim yönünde oluşan bu atmosferi, meşruiyet zemini içinde, kimseyi, hiçbir siyasi partiyi dışlamadan birlikte yürütmek zarureti bulunduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Ülkemizin hükümetsiz kalmaması, yönetim boşluğunun doğmaması ve erken seçime gitme zarureti ortaya çıktığı bir konjonktürde bunun suhuletle ve hukuk devleti kuralları içinde gerçekleşmesi için üçüncü sonuç olarak siyasi diyaloğu sürdürmemiz şarttır" şeklinde konuştu. 

 Milletin kendilerine verdiği ödev çerçevesinde, milleti memnun edecek, pusuda, puslu havada bekleyen bazı çevreleri boşa çıkaracak bir işbirliği ortamının yürümesini sağlayacaklarını ifade eden Davutoğlu, "Gereken reformları yapmak için gerekirse Meclis’in harekete geçmesi, erken seçim için en doğru yöntemlerle Meclis’in harekete geçmesi yönünde güçlü bir iradeye sahip olduğumuzu ifade etmek isterim" dedi. 

Sorular

Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Davutoğlu, "erken seçim konusundaki kararın TBMM tarafından mı alınacağı ve bu süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşüp görüşmeyeceğinin" sorulması üzerine, verdiği hiçbir sözden dönmediğini, ilan ettiği eylem planından, adımlardan hiçbir şekilde sapmadığını söyledi. 

Liderlerle görüşmelerini, sadece onlarla mutabık kaldığı çerçevede kamuoyuyla paylaştığını anlatan Davutoğlu, tüm partilerle görüşeceğini ifade ettiğini, buna da uyacağını kaydetti. 

Böyle günlerde siyasi liderlerin bir araya gelmesinin çok doğal olduğunu, çabaların süreceğini dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Nihayet bu ülke hepimizin, eğer erken seçime gidilecekse ki görünen bu istikamette bir seyirdir, herkesin bunu tam bir olgunlukla -tamam siyasi rekabet olur, tamam eleştiri olur ama seviyeli bir şeyle- tayin etmesi lazım. Bunu bugün Sayın Kılıçdaroğlu ile paylaştık, daha önce de Sayın Bahçeli ile görüştüğümüzde mutabık kaldığımız husustur. Sayın Bahçeli ile görüşmek gerekirse bunu da yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Nihayet erken seçim kendisinin de gündeme getirdiği bir husustu. Bunun nasıl gerçekleşeceği konusunda tekrar taraflarla görüşme ihtiyacı hasıl olur, ya doğrudan ya arkadaşlarımız üzerinden, ama mutlaka bugünlerde herkesin herkesle istişare etmesi ve kimsenin de bu istişarelerden imtina etmemesi gerektiği günlerdeyiz."

"Meseleyi kendi aramızda halletmeliyiz"

Ahmet Davutoğlu, "erken seçim kararının TBMM’den çıkması" konusunda da şunları söyledi:

"Normal siyasi seyrin akışından daha güçlü bir demokratik prensip olduğu kanaatinde değilim. Yani, eğer herkes görevini yaparsa ülkede olağanüstülük gerektiren bir durum olmadığını açıkça sergilemiş oluruz. Bu ne demektir, 23 Ağustos’a kadar biz siyasi liderler ve TBMM olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın herhangi bir inisiyatif kullanmasına gerek kalmaksızın bu meseleyi kendi aramızda halletmeliyiz. Her ne surette olursa olsun, tabii Sayın Cumhurbaşkanımız anayasal çerçevede kendisine verilen yetkiyi kullanabilir, eğer biz başarısız olursak. Ama siyasi liderlerin başarısız olduğu bir senaryoyu dahi düşünmek istemiyorum. Koalisyon mümkün değilse erken seçimin ama aramızda konuşarak, prensipleri doğru konularak, meşruiyet çizgisi içerisinde TBMM’nin kendi sorununu çözmesinin daha doğru bir yöntem olacağı kanaatindeyim. Bundan sonra yapacağım görüşmelerde de şimdiye kadar koalisyon ortaklığı üzerinde durduk, Sayın Bahçeli başta bunu pek mümkün görmediği için CHP ile denedik, şimdi tekrar MHP ile konuşabiliriz. CHP ile de bugün geldiğimiz noktada erken seçim zaten herkesin zikrettiği bir husus. Dün Sayın Kılıçdaroğlu da Sayın Bahçeli de daha önce biz de zikrettik."

Başbakan Davutoğlu, şimdiye kadar gerek olmadıkça "erken seçim" demediğini, millete "Sen yanlış karar verdin, bu kararını gözetmeksizin ben sana tekrar gelmek istiyorum" demeyeceğini belirterek, üzerilerine düşeni yapmaya çalıştıklarını anlattı. 

Davutoğlu, "Erken seçimden, açık söyleyeyim en fazla fayda umacak parti AK Parti’dir. Neden? Çünkü, 18 milletvekilini daha kazanırsa, tek parti iktidarı var ama görünen, siyasal gelecekte diğer partilerin tek parti olma şansı yok. Olabileceği, koalisyon ortaklığıdır" dedi.

"Bütün süreci tekmil ettiğime inanıyorum"

Buna rağmen, süreçte görevinin tamamının hakkını vermeden, partisine veya liderliğine fayda sağlayacak diye erken seçimi gündeme getirmediğini anlatan Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi görevimi yaptığıma, bütün süreci tekmil ettiğime inanıyorum. Açık yüreklilikle bunu da milletimizin gördüğüne inanıyorum. Açık yüreklilikle yine erken seçime gideceksek de medeni bir şekilde demokratik rekabet kuralları içinde, TBMM’nin karar almasıyla erken seçime gitmeyi... Sayın Cumhurbaşkanımızın olağanüstü bir görüntü verecek, olağanüstü derken gayrimeşru demek istemiyorum, bu anayasal bir meşruiyettir ama siyasi liderlerin kendi meselelerini çözemeyip de Cumhurbaşkanımızın devreye girdiği bir başka hükümet yapılanmasıyla seçime gitmeyi doğru görmem. Bunu da ilkesel olarak söyleyeyim." 

Başbakan Davutoğlu, TBMM’nin kendi sistemi içinde bu meseleyi çözmesini istediklerini dile getirerek, "Birinci tercihim, önümüzdeki bir hafta on gün içinde üzerinde çaba sarf edeceğim husus da bir erken seçime giderken diğer siyasi partilerle belli bir anlayış birliği içinde, Meclis’in aldığı bir kararla erken seçime gitmektir. Ama o da olmuyorsa Türkiye çaresiz kalacak değil, 23 Ağustos’tan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız devreye girer ve onun takdir edeceği, Meclis Başkanımızla görüşme neticesinde bir süreçte Türkiye hükümetsiz kalmaz, yönetim boşluğu olmaz. Yeter ki hepimiz meşruiyet kuralları içinde bu kuralları işletelim, kuralları işletme sorumluluğunun bilincini sürdürelim" değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın koalisyon istemediği, benim için de koalisyon için çabaladığım, hatta ve hatta kongre kaygısıyla koalisyon istediğim görüşüyse bir bühtandan ibarettir, vehimden ibarettir" dedi.

Başbakan Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile hükümet kurma çalışmaları kapsamında yaptıkları görüşmenin sona ermesinin ardından, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı. 

Bir gazetecinin ’Sözlerinizden hükümet kurma görevini Sayın Cumhurbaşkanına iade etmeyeceğinizi mi anlıyoruz? Yani 23 Ağustos’a kadar çabalarınız sürecek, o tarihe kadar Meclis’te bir seçim kararı almayı mı planlıyorsunuz? " sözleri üzerine Davutoğlu, meşruiyet zemininde hareket ettiklerini, bunun hem hukuki hem de siyasi realite boyutunun olduğunu belirtti.

Davutoğlu, şunları söyledi:

"Ben görev aldığımda üzerimde bir sorumluluk, Türkiye uzun yıllar koalisyon pratiğinden uzaktı ve 90’lı yılların koalisyonla ilgili son derece kötü bir hafızası vardı. Bahçeli de aynı şeyi söylese onlarla da eş zamanlı yapacaktık ama ana muhalefet partisiyle koalisyona ulaşmamış bile olsak güzel bir usulüne uygun bir müzakere yöntemini gösterdik, güzel bir örnek teşkil ettik. Ama o zaman da vurguladım, benim bu görevi aldığımda, 9 Temmuz’da, AK Parti dışındaki hükümet formüllerinin tümü tüketilmişti. Yani önce yüzde 60’lık blok çerçevesinde CHP, MHP, HDP hükümet seçeneği. Sonra o olmayınca CHP-MHP’ye HDP’den dışarıdan destek şeklindeki hükümet formülleri, kamuoyu önünde tartışıla tartışıla tüketilmişti. Dolayısıyla bana görev tevdi edildiğinde ancak ve ancak AK Parti ile kurulabilecek hükümet seçenekleri, senaryoları vardı, ben o konseptte aldım. Yani eğer o hükümet seçenekleri tüketilmeseydi, benim Cumhurbaşkanına görevi iade etmem bir sonuç üretecekse, bunu yapmak doğal bir sonuç olurdu. Ama bunlar tüketildi."

"Zihnimde 9 seçenek vardı"

Başbakan Davutoğlu yola çıktığında, zihninde 9 seçeneğin bulunduğunu ifade ederek, "Dün akşam itibarıyla bu 9 seçeneğin hepsi de hala mevcudiyetini koruyordu. Şimdi CHP ile geldiğimiz noktada bunlardan en azından 3-4’ü elendi" dedi.

Diğer ihtimaller üzerinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Bu çerçevede de MHP ile yapacağımız öyle veya böyle görüşmeler neticesinde bu seçeneklerin bir kısmı da kalktığında geriye tükete tükete gideceğiz. Ama üstlendiğim görev gereği ve devletin bütün partilere verdiği ödev gereği bence bütün parti liderlerinin, hepimizin 23 Ağustos’tan önce bir erken seçim, başka ufukta bir şey görünmediği için ya da yeni bir kontekst çıkacaksa, onu tabii tartışmaya her zaman hazırız, kendimizin bu çözümü bulması ve Türkiye’de sanki başka bir faza geçiliyormuş gibi bir görüntü olmadan bu kararı birlikte almamız" diye konuştu.

"MHP ile yapacağımız temaslar sonrasında, formatı, Sayın Bahçeli’ye ben herhangi bir şey empoze etmedim, etmem. Bir siyasi liderle konuşurken de kimseden telkin almadım almam" diyen Davutoğlu, en başında kurallar ve eylem planıyla belirlediği yol haritasının gereğini yaptığını bildirdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesinin de bunun bir parçası olduğunu anlatan Davutoğlu, bu görüşmenin hangi formda olacağının kendisiyle temasla ortaya çıkacağını kaydetti.

 Davutoğlu, "Ondan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızla bir istişare ihtiyacı doğar. Bütün bunları toparladıktan sonra tekrar bir değerlendirme ihtiyacı ortaya çıkar" dedi.

"Pazartesi günü aktardığımız teklif buydu"

Bir gazetecinin, CHP ile seçim hükümeti ihtimalinin kapanıp kapanmadığını sorması ve ’CHP ile kapandı diyebiliyor musunuz’ demesi üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Evet, onu tabii söylemek Sayın Kılıçdaroğlu’na düşer onun adına konuşmam ama CHP bize bir seçim hükümeti ihtimalinin CHP-AK Parti arasında olamayacağını, açıkçası bizim o derin görüş ayrılıkları ve bazı kavramsal farklılıklar sebebiyle uzun dönemde karşılaşacağımız zorlukları da göz önünde bulundurarak bir seçim hükümeti ama reform hükümeti mahiyetinde, üzerinde mutabık kalacağımız anayasal ve yasal reformları hayata geçiren bir hükümet, sadece sıradan bir seçim hükümeti değil. Üzerinde mutabık kaldığımız çok ciddi, seçim barajının düşürülmesi de dahil olmak üzere, Seçim Kanunu’nda, Siyasi Partiler Kanunu’nda, anayasal çerçevede, yargı bağımsızlığı çerçevesinde mutabık kaldığımız hususlar var. Bunlar muhteva olarak ciddi hususlar. Bu hususları da yaparak hani 25. dönemi bir reformlarla taçlanmış bir dönem olarak en azından, Meclis’in açılıp kapandığı bir dönem değil de reformlarla taçlanmış bir dönem olarak seçime birlikte gidelim düşüncesi, bizim Pazartesi günü aktardığımız teklif buydu. Tabii ben saygı duyuyorum, Sayın Kılıçdaroğlu yaptığı yetkili kurullarla görüşmede bunun faydalı olmayacağı kanaatini bugün bana ısrar ettiği için bu anlamda bir seçim hükümeti imkanı da yok."

Davutoğlu, Meclis’te böyle bir iradenin çıkıp çıkmayacağını ise bundan sonra atacakları adımlardan, yapacakları istişarelerden sonra ele alabileceklerini belirtti.

"Böyle bir telkin olmamıştır"

"Başbakan koalisyon kurmak istiyor ama Cumhurbaşkanı kurmak istemiyor" yönündeki iddialara yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine de Davutoğlu, kendisinin kimden, hangi çevreden gelirse gelsin bu tür eleştirilere hiç itibar etmediğini vurgulayarak şu yanıtı verdi:

"Kim nereden, ne çerçevede yorum yaparsa benim için kıymeti harbiyesi yoktur. ’Sayın Cumhurbaşkanımızın koalisyon istemediği, benim için de koalisyon için çabaladığım, hatta ve hatta kongre kaygısıyla koalisyon istediğim’ görüşü ise bir bühtandan ibarettir, vehimden ibarettir. Beni tanıyanlar bilirler. Yola çıktım mı, zihnimde sadece hedef vardır, ne şahsi ne başka bir çıkar duygusunu zihnimin bir köşesine, kenarına bile yerleştirmem. ’Cumhurbaşkanımızla benim aramdaki ilişkinin doğası sebebiyle bir koalisyonun benim tarafımdan istendiği’, bunları da zül addederim. Bizim şahsi ahlakımızda da devlet ahlakımızda da bunların karşılığı yoktur. Ben milletin bana verdiği ödevi ve bu ödevin gereği olarak Cumhurbaşkanımızın tevdi ettiği görevi, hükümet kurma görevini hakkıyla yerine getirmeye çalıştım, millet de buna şahittir. Cumhurbaşkanımızın bana herhangi bir yerde ’koalisyon olmasa iyi olur’ gibi telkini olmamıştır. Beni tanıyanlar bilir, hakikat dışı söz benim ağzımdan çıkmaz. Böyle bir telkin olmamıştır."

"Sayın Kılıçdaroğlu ile açık yüreklilikle paylaştım"

Başbakan Davutoğlu, kendilerinin başarısız olması durumunda, 23 Ağustos’tan sonra karar verme durumunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinde olacağını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Tabii ki istişare edilir ama böyle bir tekin söz konusu olmadı. Toplumda bir erken seçim beklentisi var mı? Bu var. Bütün anketlere de yansıyan bir  durum. Özellikle de AK Parti tabanında bunun bir erken seçim beklentisi olduğu gizli, saklı bir gerçek, bir şey değil. Biz siyasi partiler olarak toplumun veya kendi kitle tabanımızın taleplerine gözümüzü kapatabilir miyiz? Bu da olmaz. Ama bunları değerlendiririz. Eğer CHP ile veya MHP ile herhangi bir sürdürülebilir bir koalisyon imkanı olsaydı, derin görüş ayrılıkları belli konularda olmamış olsaydı, ben açık yüreklilikle kendi kitleme dönüp, ’Dava arkadaşlarım, teşkilat mensuplarım, bize milletin verdiği ödev budur, bunu da yapmamız şu anda mümkündür. Bunun gereğini yapıyoruz’ derdim ve bu konuda da kendi kitle tabanımı ikna edeceğime de inanırdım, inanıyorum şu anda da. Ama böyle bir sürdürülebilirliği konusunda tereddütlerin olduğu bir koalisyonu büyük iddialarla kurmak, ’4 yıl sürecek’ diye kurmak ama 4 ay sonra hükümetin mahiyeti konusunda dahi ’Bu bir onarım hükümeti mi, restorasyon hükümeti mi, reform hükümeti mi’ gibi tartışmalara başlamamız durumunda daha büyük sukutuhayallere sebebiyet verir. Ben bunu da Sayın Kılıçdaroğlu ile açık yüreklilikle paylaştım. Mutabık kaldığımız hususlarda bir reform hükümeti kursak ikimize de faydalı olur diye düşündüm ama tabii son derece saygı duyduğum gerekçelerle o da bunun doğru olmayacağını düşündü. Karşılıklı olarak ne kadar medeni başladıysak o kadar medeni ve ilkesel sürdürdük. Bugün de o derece karşılıklı saygı kuralları içinde medenice, ’Şu anda koalisyon hükümeti zemini yok’ diye mutabık kaldık."

Bunun, "Diyaloğun sürmeyeceği anlamına gelmediğini" vurgulayan Davutoğlu, "Diğer partilerle de sürecek, yolu bulacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve benim kanaatlerimin ayrı istikametlerde olduğu ve bu konuda farklı telkinlerde bulunulduğu görüşü tamamıyla gerçek dışıdır" diye konuştu.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.