Faniler baki hareketlere hizmetkar olur
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "(Cumhurbaşkanlığı seçimi) Benim şu anda bütün hafıza kaydımın içinde birici derecede 30 Mart var. 30 Mart’ı bir defa tam manasıyla herşeyiyle görmemiz lazım. Gördükten sonra oturacağız, konuşacağız ve bu konuyu gerekirse Cumhurbaşkanımızla da oturur değerlendiririz, ondan sonra da nihai kararımızı verir, adımımızı atarız" dedi.
Başbakan Erdoğan, Kanal 24 televizyonunun "Başbakan Erdoğan ile Özel" başlıklı canlı yayınında Star Medya Grubu Başkanı Mustafa Karaalioğlu’nun gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
AK Parti’deki 3 dönem konusuna ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Biz faniyiz. Bir defa baki hareketler faniler üzerine bina edilmez. Faniler baki hareketlere sadece hizmetkar olur. Bu olayın aslı budur. Bugün varız yarın yokuz. Biz partimizi kurarken bu tüzüğü bu şekilde arkadaşlarımızla hazırladık. Arkadaşlarıma o zamanki teklifim 3 dönem milletvekilliği yapan bir kişi bir dönem ara versin. Siyasetten kopsun, ayrılsın demiyoruz. Bir dönem ara versin ondan sonra tekrar devam etme şansı olabilir. Tabii bu yaşıyla başıyla da alakalıdır" diye konuştu.
Bunun "taze hücrelerin" partilerde yer bulmasını sağladığını belirten Erdoğan, AK Parti’de bir çok kişinin değiştiğini, genç, dinamik kişilerin geldiğini söyledi. Bu yenilenmeyi alttan gelen güçlü tabanın tetiklediğini ifade eden Erdoğan, bu seçimde gerek belediye başkanları, gerek meclis üyeleri olarak yerel yönetimde kadınların yerinin çok fazla olacağını söyledi.
"Çok farklı bir sıçrama başlayacak"
Yine de bu konuda istedikleri düzeyde olmadıklarını dile getiren Erdoğan, "Maalesef teşkilatımız bunu kıramadı. Bundan dolayı da çok üzgünüm. Nedense bayanlara karşı teşkilatın bakışında hala o tutuculuk var. Çünkü siz herşeyi A’dan Z’ye takip edemiyorsunuz. Takip ettiğim yerlerde çok müdahalelerim oldu ama teşkilat orada, hatta hatta bazı yerlerde kadın kollarımız bile tamam diyor. Ben tamam değil diyorum. Kadın noktasında hassasiyetimizi koruyoruz ve bu seçimde bayan belediye başkanlarıyla inşallah atacağımız adımlar ki özellikle Gaziantep’i çok önemsiyorum. İnşallah Fatma Hanımla bir büyükşehir belediye başkanını ilk defa Türkiye’ye biz getireceğiz. Bu bir farklılığı da inşallah ortaya koymuş olacak. Çok ilçelerde, büyük ilçelerde bayan belediye başkan adaylarımız var. İnşallah onlardan gelecek müjdeli haberlerle yerelde çok farklı bir sıçrama başlayacak" değerlendirmesinde bulundu.
"3 dönem kuralı konusunda şey değilsiniz diyebilir miyiz, değişmesi..." denilmesi üzerine Erdoğan, "Bunu birinci derecede biliyorsunuz MKYK’mız şeydir, ondan sonra da genel kuruldur" dedi.
Erdoğan, "2007’de Cumhurbaşkanlığı için adınız gündeme geldi fakat, dendi ki daha çok hizmet etmesi lazım Tayyip Erdoğan’ın, daha yolun başında, ikinci dönem başladı. İsabetli bir analizdi, şüphesiz siz de fedakarlık yaptınız. Bugün şartlar değişmiş görünüyor mu sizin için" sorusuna, "Benim şu anda bütün hafıza kaydımın içinde birici derecede 30 Mart var. 30 Mart’ı bir defa tam manasıyla herşeyiyle görmemiz lazım. Gördükten sonra oturacağız, konuşacağız ve bu konuyu gerekirse Cumhurbaşkanımızla da oturur değerlendiririz, ondan sonra da nihai kararımızı verir, adımımızı atarız" yanıtını verdi.
"Kafanızda tartıyor musunuz" sorusuna karşılık Erdoğan, "Şu anda 30 Mart’ı tartıyorum. 30 Mart benim için çok çok önemli. Arkadaşlarımla sürekli oturup, bunun değerlendirmesini yapıyoruz. 30 Mart’tan sonra da ona göre adımlarımızı atarız" diye konuştu.
"Paralel medyadır"
"Şu beklenti 17 Aralık’tan sonra tekrar gündeme geldi. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında gerilim potansiyeli işlendi, yazılar çıktı" sorusunun ardından Başbakan Erdoğan’ın "Nerede çıktı" sorusuna "medyada çıktı" denilmesi üzerine Erdoğan, "Paralel medyadır o" dedi.
"Böyle bir senaryoya prim verir misiniz" sorusu üzerine Erdoğan, "Ben bugüne kadar vermedim bundan sonra da kolay kolay vermem. Böyle birşey söz konusu değil. O özlem içerisinde olanların yazılarıdır onlar, o gayret içerisinde olanların yazılarıdır onlar. Bunu hep yazdılar. Eşlerimiz arasında sıkıntıdan bahsettiler. Biz bugüne kadar öyle zaman olmuş ki, asgari haftada bir bir defa görüşüyoruz. Seçim sebebiyle arazideyim, sabah çıkıyoruz gece geç saat geliyoruz. Buna rağmen gerekirse muhakkak hemen çıkar görüşürüz böyle bir şey asla söz konusu olamaz, zaten yok ama o özlem içinde olanlar var" ifadelerini kullandı.
"10 yıldır çok gündeme geldi ama çok gülüp geçme imkanınız oldu herhalde buna" denilmesi üzerine Erdoğan "aynen" karşılığını verdi.
"Mücadelemizi geri çekme anlamında böyle bir şey düşünülemez"
Tutukluluğun 5 yılla sınırlandırılması ve Ergenekon Davası’nda bazı sanıkların tahliyesi hatırlatılarak, "Bu tahliyeler sizin darbelerle çetelerle Ergenekon’la mücadele perspektifinizde bir değişiklik ifade eder mi" sorusu üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bir defa bu mücadelemizi geri çekme anlamında böyle bir şey düşünülemez. Bizim burada önce tutukluluk süresinden olaya girersek. Bir defa haksız yere insanların içeride 5-10 yıl gibi tutuklu kalmasının adil olmadığı, olmayacağını, kaldı ki 5 yıl bile bu noktada sıkıntılı. Burada yargının bana göre suçu var. Niye? Sen 5 yılda niye karar vermiyorsun. 5 yılda kararını ver, işi bitir ve ona göre o da mahkum olacaksa mahkum olur, tahliye olacaksa veya beraat edecekse beraat eder. Siz bir taraftan diyelim ki 5 yıl yatırdınız, 6 yıl, 7 yıl, 8 yıl yatırdınız, o insan beraat etti. Peki bunun hakkını neyle vereceksiniz. Bu zulüm değil mi. Biz bu zulmü hiç olmazsa minimize edelim dedik. Bu cezaevlerinde çünkü 10 yılı bile bulan bu şekilde yatan insanlar var. Bunu nasıl minimize ederiz, hiç olmazsa 5 yıla indirelim dedik. Hükümet olarak biz yaptık. Aramızda ilgili arkadaşlarımızı topladık onlarla beraber bu kararı verdik."
Bireysel başvuru hakkını da AK Parti iktidarının getirdiğini anımsatan Erdoğan, "Bu referanduma karşı olanlar o haktan istifade etti" denilmesi üzerine, şöyle konuştu:
"Ona geleceğim, şu anda bireysel başvurudan istifade ederek çıkanların hiçbirisinin AK Parti Hükümeti’ne teşekkürünü duymadım. Önemli değil, biz insani görevimizi yaptık. CHP buna karşı çıktı, MHP buna karşı çıktı, BDP buna karşı çıktı. Yüzde 58 ile gerçi meydanlarda koşturduk, dağ taş demeden o 26 maddelik değişimi hallettik ve bunu çıkardık. Şimdi bu bireysel başvurudan istifadeyle 5 yıl altında olduğu halde Sayın Başbuğ çıkmış oldu. Benzer olaylar da olabilir. Bunlar arkası gelebilir, buna mani bir hal yok. Ama şu anda bu bir defa şu anlama gelmiyor, ’artık işleri bitti beraat ettiler’ hayır beraat diye bir şey yok. Tutuksuz olarak yargılanma süreci içindeler."
İlker Başbuğ ile başından beri düşüncesinin bilindiğini ifade eden Erdoğan, "Bu ülkede Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir insanın ki kaçma maçma böyle bir şeyi olmayacak bir insan tutuksuz yargılanma yerine tutuklanmasının yanlış olduğunu, hatta Yüce Divan’da yargılanması gerektiğini savundum. Hatta konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu mealde bir açıklaması oldu. Biz bunları savunmuş insanız. Dolayısıyla buradan çıkan netice benim için geç de olsa gecikmiş adalet oldu ama gecikmiş adalet de tabii adalet değil" dedi.
"7 ay niçin gerekçeli kararı yazmıyorsun"
"İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararı yazmış olsaydı içeride kalmaya devam edeceklerdi aslında, ağır bir ihmal" denilmesi üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
"7 ay bir defa kararı yazmıyorsun, 7 ay bu gecikiyor, zaten Anayasa Mahkemesi ona atıfta bulunmak suretiyle bu kararını verdi. Sen şimdi 7 ay niçin bu gerekçeli kararı yazmıyorsun? İşte paralel yapı. Geçenlerde bir televizyon programında da söyledim, maalesef kusura bakmasınlar adeta intikam timleri oluştu. Devletin kurumları içinde intikam timleri. Bunu kendileri için yapıyorlar. Böyle bir şey olamaz. İçeride bu denli yatanlar veya yatırılanlar ne yazık ki hep bunun neticesinde oldu. Tabii bunca insan burada günahsız olarak içeride kalanlar var. Gerçekten, hakikaten suçu işlemişse ver kararını, geciktirme bu işi, ver kararını, herkes önünü görsün. Ama kimse önünü göremiyor. Böyle bir şey var. Bir savcı, bir hakim bu tür kararları verirken şunu sormalı, niye bekliyoruz, niye bekletiyoruz. Bu insanlar sıradan insan değil, emekli de olsa bunlar bu ülkede kuvvet komutanlığı yapmış, general olmuşlar buralara boşuna gelmedi. Bir kısmı muvazzaf onlar da general, onlar da kuvvet komutanlığı yapmış olanlar var. Bunlar niye bu kadar bekletiliyor demediler. ’Kalsın ya bir gün olur onları da yargılarız.’ Bu mantıkla gitti. Çünkü hayatlarında bunların böyle bir şey yok. Orada yatmanın ne anlama geldiğini bunlar bugüne kadar görmediler."
"Sayın Başbuğ’dan bir teşekkür beklediniz gibi anladım" denilmesi üzerine Erdoğan, "Hayır ben genelleme yaptım. Ben kendisini telefonla aradım, hanımefendiyi aradım kendileriyle görüştüm, kendilerine ’geçmiş olsun’ dedim. ’İnşallah ileride şu seçimi atlatalım bir araya da gelir dertleşiriz’ dedim" ifadelerini kullandı.
"Sadece Ergenekoncular yok, siz söylediniz beraat anlamına gelmiyor. 28 Şubat’tan kalan bir sürü insan da var. Mirzabeyoğlu içeride, davasında bir ilerleme sağlanamadı. Yakup Köse, ağır ceza aldı ve tekrar bugünlerde içeri girmeyi bekliyor. 28 Şubat davasının hali içler acısı. 28 Şubat mağduru Erdoğan olarak ilgilendiğiniz bir dava şüphesiz. Ne dersiniz bunlara?" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Ben o konuların da takipçisiyim. Gerek Salih’in olsun gerek Yakup’un olsun bütün bunlarla ilgili ve arkadaşımın bu konularla ilgili gerekli çalışmaları yapması konusnda gerekli talimatları verdim. Takipçisiyiz. Çünkü adam öldüren, öldürmeyen bunlara bakmaksızın böyle bir yaftayı yapıştır, o onun üzerinde kalsın, böyle bir şey olamaz. Buna benzer birçok olaylar var şu anda. Arkadaşlarla oturduk, başlıklarını koyduk ve bu konular üzerinde çalışmalarını istedik. Bir bütün olarak bunları ele alalım vei ona göre de bu işler düzene girer."
"İsrail’le Mavi Marmara olayından sonraki görüşmelerin olumlu gittiği, finalize olmak üzere olduğu söyleniyor. Netenyahu’nun iyimser bir açıklaması vardı, bir beklentisi vardı. Ne dersiniz yaklaştı mı Türkiye orada anlaşmaya?" sorusuna, Başbakan Erdoğan, "Özür meselesinde bir adım atıldı. Tazminat konusunda bir yere geliniyor. Onun için bazı arkadaşlarımızı görevlendirerek, çünkü o konunun da söz sahibi olan bana göre tabii burada şehitlerimizin, gazilerimizin yakınlarıdır, yani bunların kanaatleri bizim için çok çok önemlidir. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalar yapıyor" cevabını verdi.
Ablukanın kaldırılması noktasında olumlu gelişmeler olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bizim için Filistin’e hür türlü gıdanın, inşaat malzemesinin, ilacın, şunun, bunun girip çıkması önemli, bu konuda mutabıkız. Orada bir şey yok. Yani Gazze’ye Filistin’in diğer bölgelerine gidebilecek. Ve daha başka çalışmalar da oldu bunlarla ilgil olarak orada da olumlu gelişmeler var. Tazminatta şu anda bütün o şehit ve gazilerimizin yakınlarıyla ilgili çalışmalar neticelenip tekrar bir karşı görüşmeyi görevlendirdiğimiz arkadaşlar yapacaklar. İnşallah ondan sonra bir sona gelebiliriz. Bunu çözdüğümüz anda zaten normalleşmenin adımlarını atabilriz . Bununla ilgili tabii biz ayrıca mağdur birçok kesimle de farklı görüşmeleri yapıp ona göre bir hazırlığın içerisindeyiz."
Karaalioğlu’nun, "Herhalde final aşamasına geldi diyebiliriz. Seçim öncesi mi sonrası mı nedir beklentiniz?" sorusunu yönetlmesi üzerine Erdoğan, "Yürüyor çalışma. Onu yürüten zaten malum teknokrat ve bürokrat arkadaşlarımız götürüyorlar. Seçimedn sonra inşallah takipçisi oluruz" ifadesini kullandı.
"Hesabını millet sorar"
"Seçimden sonra demokratikleşme beklentisi yüksek tabii. Sizin ’yeni Türkiye’ çok kullandığınız birşey. Seçimden sonra yeni bir atak olabilir mi? ’Alevi paketi’ni ertelediğinizi söylemiştiniz" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları söyledi:
"Bu, şeffaflaşma olayı. O konularla ilgili çok adımlar attık, şu anda gündemimizde yok. Bizim için şu anda şeffaflaşma ile ilgili bir çalışma yapıldı ve bu çalışmayı masaya oturtacağız, onunla ilgili şeyimizi şöyle bir ele alacağız ve onu Parlamentoya getireceğiz. Bizim Parlamentoda hazirana kadar yapmamız gereken önemli bazı yasa çalışmaları var. Onları bititerek şu anda ülke bir defa nelerden rahatsız bunları çözmemiz lazım. Ne konuşuyoruz, paralel yapıyı konuşuyoruz değil mi? Şu anda bizim gündemimizde bizi rahatlatacak adımların atılması lazım ve bunu biz hukuk içerisinde çözeceğiz. Hukuk içerisinde çözmemiz için bazı yasal düzenlemelerin olması lazım. Bunları halletmemiz gerekiyor, bunları hallettiğimiz andan itibaren de gerekli adımları atacağız. Çünkü biz bu konuda bir neticeye varamazsak bu ülkeye yazık olur, bu millete yazık olur. Sorumluluk makamında, mevkisinde olduğumuza göre bizim birinci derecedeki atmamız gereken adım, bu adımdır. Ve bizi güçlendirecek olan nedir? Yasama organıdır. Yasama organıyla da bunları bizim tabii çalışmamız gerekiyor. Çalışarak inşallah burada bir neticeye varmamız gerekir diye inanıyorum."
Karaalioğlu’nun, "Kendinizi bu konuda çok bağlıyorsunuz" demesi üzerine Erdoğan, "Şu anda başbakansanız, bir hükümetin başıysanız ve üstelik de tek başınıza iktidarsanız bunun hesabını millet size sorar. ’Niye’ der, ’niçin’ der. ’Bunu hem tespit ediyorsunuz niye geciktiriyosunuz?’ Bunu sorar. Bunun adımını atmaya bir bakıma mecburuz" dedi.
"Şehitler gelmiyorsa sebebi var"
"Çözüm sürecinin akıbeti konusunda endişelenmemize gerek var mı?" sorusuna Erdoğan, "Hayır. Ben meydanlarda çözüm sürecinden bahsettiğim zaman tepkiyi görüyorum. Bizim kararlılığımız asla düşmez. Kararlığımızda gerileme asla olamaz" cevabını verdi. Erdoğan, şunları söyledi:
"Eğer şu anda 1 yıl aşkın zamandır Güneydoğu’dan, Doğu’dan artık şehitler gelmiyorsa bunun bir sebebi var. İşte bu, çözüm sürecidir. Bu, milli birlik, kardeşlik sürecidir. Ve dolayısıyla bakın geçen 21 Mart’tan bu güne hamdolsun bir vaka yaşamadık. Ciddi bir vaka yok eğer şu Gezi mezi bu tür olayları bir tarafa koyarsanız, herhangi bir şey yok. Şimdi bu 21 Mart Nevruz geliyor, inşallah bunu yine bir bayram, bahar içerisinde inşallah bunu atlatacağız. Ve bu bahar inşallah bir yaza dönüş olacak, bir kışa değil. Biz öyle temenni ediyoruz. Hazırlıklarımız hep onun üzerine ve bunu da istiyoruz ki Parlamentodaki diğer partilerle beraber gerçekleştirebilelim, onlardan da bu desteği alalım. Ama tabii bu seçimin neticesinde nasıl bir tablo ortaya çıkar onu tabii kestirmek şu anda zor. Ama temennim o ki inşallah bunu da başarıyla atlatırız. Çünkü bu, yerel seçim, genel seçim değil. Ve bizim bu atacağımız adımla beraber de öyle veya böyle istikametimiz belli, şu anda yasama organında yapacağımız çalışmaların öncelikleri de belli. İnşallah Meclis kapanmadan gayet başarılı bazı yasa çalışmalarını yapar, onları da bitiririz."
"Kararlıyız, pirim vermeyiz"
"Seçime giderken bir mesaj. Siz mitingleri sürdürüyorsunuz, rakipleriniz sürdürüyor. Ülkede bazı olaylar cereyan ediyor eş zamanlı olarak. Genel olarak ne demek istersiniz?" sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Benim buradan özellikle hakıma mesajım şudur; bu toplumsal olaylara özellikle kimsenin ilgi duymamasıdır. Bunlar ülkemize, ülkemizin görüntüsüne zarar veriyor ve birçok bireysel olaylar, toplumsal olaylara dönüştürülmek süretiyle, ülkemizin ve milletimizin geleceği karartılmak isteniyor. Bir defa bu konuda şuna inanmasını istiyorum ben halkımın, biz kararlıyız, bu tür şeylere prim vermeyiz. Çünkü biz, bu ülkeyi çok rahat zeminde bulmadık. Hangi şartlarda bulduğumuzu çok iyi biliyoruz. Dünyada kaçıncı sıradaydık, şu anda kaçıncı sıradayız? Hamdolsun 2023 hedeflerini belirlemiş bir iktidarız ve nereden nereye geldiğimizi halkım zaten çok iyi biliyor. Düşünün, parasının içinde bir rakamının yanına 6 tane sıfır koymuş olan bir ülkeden şu anda parasının değeri yerini bulmuş ve bununla da birçok ülkeyle kendi parasıyla alışveriş yapabilecek konuma gelmiş bir ülkeyiz. Onun için ülkemizi, dünya kamuouyuna olumsuz göstermek suretiyle, kendi kredibilitemizi yok etmeye, zayıflatmaya kimsenin hakkı yok. Onun için toplumsal bazı olayları şu seçimi sabote etmek, provoke etmek üzere yapanlar bilsinler ki onlar bu ülkede bir özgürlük adına bunu yapmıyorlar. Çünkü biz özgürlükler noktasında cumhuriyet tarihinde hiçbir iktidarın sağlayamadığı özgürlüğün alt yapısını sağladık."
Benzer olayların çok yaşandığını, bunu kalkıp kendisi için malzeme haline dönüştürenleri çok gördüklerini vurgulayan Erdoğan, "Onun için bu oyunlara asla prim vermemek lazım. Ve buna tabii Türkiye’de aşırı terör örgütleri var. Bu örgütler, bu tür puslu havaları sever. Ve ondan sonra onu değerlendirmek isterler. Hiç ilgisi olan, olmayan bu oyunlara girmeden sandığı huzur içinde değerlendirmek ve demokrasinin en önemli aracı olan sandıktan da bizim yerel yönetimlerde 30 Mart sonrası bu ülkeyi kim yönetecek bunları belirlememiz lazım" değerlendirmesinde bulundu.
"Herkes gelsin iradesini oraya yansıtsın ve ona da hep birlikte saygı duyalım. Olayın neticesi budur" diyen Erdoğan," Ben onun için milletime, böyle bir gecede en kalbi duygularla selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum. Diyorum ki; biz bir olalım, beraber olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım, bunun başka çıkışı yoktur. Bunu sağlamamız lazım" ifadesini kullandı.
"İki yüzlü olmanın anlamı yok"
Seçimden sonra balkon konuşması yapıp yapmayacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bizim, bu tür oyunlara gelmemiz lazım. Ben her gün meydanlarda balkon konuşması yapıyorum. Böyle, şablon ifadelerle siyaset idare edilmez. Siz bunu yeri gelir binanızın balkonu müsaittir, oradan yaparsınız. Eski binamda da böyle bir imkan vardı, orada yaptık. Burada da var. Burada da yaparız. Biz her zaman bunu yapıyoruz. Meydanlarda da bunu yapıyoruz. Balkon konuşmasına hasret kaldığını söyleyen bazı bize karşı cephelere şunu söylüyorum, ’Acaba sizin peşinizde olduğunuz kişiler söylemek istediklerinizi ne denli bu ülkede yerine getirdiler ki yüzde 25 veya yüzde 14 oy alıyorlar.’ Eğer AK Parti yüzde 50 olabilmişse, demek ki halkına bu noktada kucaklama mesajlarını, birlik mesajlarını, kardeşlik mesajlarını en güzel şekilde veren parti olmuştur. İki yüzlü olmanın bir anlamı yok. Ya olduğunuz gibi görüneceksiniz, ya göründüğünüz gibi olacaksınız."
Halkın efendisi değil, hizmetkarı olduğunun altını çizen Erdoğan, efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldiklerini dile getirdi.
Kimsenin gidemediği Doğu, Güneydoğu illerine gittiklerini ifade eden Erdoğan, gittiği yerlerin yarıya yakınının Güneydoğu illerinin oluşturduğunu söyledi.
Orada tek milleti anlattığını dile getiren Erdoğan, "Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abaza’sıyla, Arap’ıyla, hepsi tek millet diyorum. Sizi ben, ne Türk olduğunuz için, ne Kürt olduğunuz için ne Arap olduğunuz için seviyorum. Sadece beni yaradan Allah yarattığı için seviyorum" dedi.
"Sipariş üzerine yapılmış bir iş"
İkinci olarak tek bayrak dediğini, bunu diğer partilerin söyleyemeyeceğini belirten Erdoğan, son zamanlarda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır" demeye başladığını vurguladı.
"Hakkari’ye gittiğin zaman niye orada bir tane Türk bayrağı yoktu" diye soran Erdoğan, "Bir tane Türk bayrağı yok. Cumhuriyet Halk Partisinin bayrakları. Çünkü öyle anlaştı. Oraya gelenler de Halk Partili değil. Oraya gelenler de farklı siyasi partinin mensupları ve kaçıncı oldu? Hakkari’de 4. parti oldu. Çünkü sipariş üzerine yapılmış bir iş. Sen oraya Türk bayrağıyla giremeyeceksin, ondan sonra geleceksin AK Parti’ye Türk bayrağı resti vereceksin. Git ya" diye konuştu.
Üçüncü olarak "Tek vatan" dediklerini hatırlatan Erdoğan, sadece batının, güneyin, Marmara’nın, Karadeniz’in, Orta Anadolu’nun, Doğu’nun, Güneydoğu’nun değil, 780 bin kilometrekarenin ve 76 milyonun partisi olduklarına işaret etti.
"Bunlar, tek vatan diyemediler. Bunu, biz dedik. Hizmetimizde onun için 780 bin kilometrekareye veriyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, vatandaşlara "On yıl önce Şırnak’a, Iğdır’a, Ağrı’ya, Kars’a, Hakkari’ye havalimanı yapılacak dense inanır mıydınız?" diye sorduğunu, herkesten "Hayır" yanıtı aldığını ama yapıldığını aktardı.
Hakkari’ye yapılacak havalimanın, bölücü terör örgütünün müteahhitleri tehdit etmesi nedeniyle geciktiğini belirten Erdoğan, tehdit etseler de etmeseler de orayı da yapacaklarını bildirdi.
"Kaçacak delik ararsın"
Hakkari’deki vatandaşların da havalimanına hakkı olduğunu dile getiren Erdoğan, "BDP gibi bir parti, kalkıp da neyin hizmetini veriyor. Nereye? Hakkari Belediyesi’nin yaptığı hizmetler ortada. Hadi bir parti olarak kendi partine ait belediyenin hizmetlerini bir incelesene, masaya bir yatırsana. Sefalet, rezalet. Böyle belediyecilik olur mu? Ve tek devlet. Biz devletimize de sahip çıkacağız. Devlet içinde devlete, buna müsaade etmeyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Karaalioğlu’nun "Balkon konuşmasına sözüne reaksiyon gösterdiniz" demesi üzerine, buna reaksiyon göstermediğini ifade eden Erdoğan, ikide bir bu şablonun ortaya konulmasının yanlış olduğunu vurguladı.
Kendisinin 11 yıl Başbakanlık yaptığını, başladığı noktadan bu noktaya Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin değerlendirilmediğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bir de buradan değerlendirin. ’Balkon konuşmasındaki Erdoğan’ı arıyoruz.’Ya sizin Erdoğan’a yapmadığınız, küfretmediğiniz ne kaldı. Bunu söyleyenlere söylüyorum. Herkes için geçerli değil. Bunlar şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar. Bunlar her türlü hakareti yaptılar. Buna rağmen, adam kalkıyor, bakın bir tanesi çıkıyor, ’tek adamcılık, diktatör’ diyor. Tayyip Erdoğan’ı bırak, diktatörün olduğu bir ülkede sen bir diktatöre bu şekilde laf edebilir misin?. Kaçacak delik ararsın."