Yükleniyor...

G-20 çok daha kapsayici

 

Davutoğlu, B-20 Türkiye Konferansı’nda yaptığı konuşmada, toplantının kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayarak, kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek G-20 toplantısı öncesinde iş adamlarının sesini duymak istediklerini söyledi. 

"Sizin sesinizi duymak istiyoruz, kaygılarınızı, hedeflerinizi, geleceğe yönelik planlarınızı duymak istiyoruz. Sizden bizi de dinlemenizi istiyoruz" diyen Davutoğlu, G-20 ve B-20’nin bir süreç olarak düşünüldüğünde "karar, girdi ve geri bildirim" arasındaki ilişkiden hareketle bu süreci önemsediklerini dile getirdi. 

Davutoğlu, B-20 Konferansı’nın iş dünyasının finansal ve ekonomik yapılarını anlamada kendilerine yardımcı olacağını ifade ederek, "Pragmatik ve pratik tavsiyelerinizi alıp, bunları uygulamak istiyoruz. Sizden gelecek geri bildirime göre de aldığımız kararları uyguladıktan sonra kararların doğru olup olmadığını göreceğiz. Bu süreç sadece teknik bir süreç değil, ortak hareket etmenin, iş birliğinin, birlikte omuz omuza çalışmanın yaşandığı, insanlığın geleceği için birlikte çalışmanın yaşandığı bir süreç" dedi.

Hiçbir ekonomik faaliyetin insanlığın kaderinden bağımsız olmadığının altını çizen Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin dönem başkanlığındaki G-20 toplantısında "yatırım, kapsayıcılık ve uygulama" başlıklarının ele alınacağını belirtti. 

"Küresel düzenin ya da düzensizliğin resmini çizmek istiyorum" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Öncelikle gerçeği görmemiz lazım; bir kriz çağındayız. Kriz her zaman sorun olması anlamına gelmez, zaman zaman krizler çeşitli fırsatlar da arz eder. Bizim zamanında vereceğimiz kararlar, krizleri ya başarı hikayesine dönüşür ya da insanlığın geleceği için gerçek bir sorun haline gelir. Soğuk savaş sonrasındaki 25 yıla bakacak olursak, soğuk savaş sonrasında 3 temel zorluk yaşandı. Soğuk savaş sonrasında yaşanan zorluklar için deprem benzetmesi kullanıyorum. Öncelikle jeopolitik bir deprem yaşandı. Avrasya’nın hem istikrarlı hem de durağan jeopolitiğini etkiledi. Dünya ekonomisi o sırada büyük ilerleme gösteriyordu, Avrupa Birliği entegrasyonu gerçekleşmişti, Avrupa tek pazar haline gelmişti. Jeopolitik zorluklar vardı, ama ekonomi büyüme dönemini yaşıyordu.

İkinci en büyük deprem ise 11 Eylül olaylarıydı. Bu bir güvenlik depremi oldu, tüm güvenlik algılarını değiştirdi. Çok fazla savaş, gerilim, jeopolitik sorunlar yaşandı. 11 Eylül’den sonraki 15 yılda hem terörizmle mücadele için hem de ülkelerin kendi içlerindeki durumlarını düzeltebilmeleri için çeşitli savaşlar ve zorluklar yaşandı. Daha sonraki deprem ise ekonomik deprem oldu. Tüm ekonominin yüzünü değiştirdi, sadece global anlamda değil, her ülkenin ekonomisi de zorluk yaşadı. Finansal kriz olarak başladı, ekonomik kriz olarak devam etti ve işsizlik sebebiyle sosyal kriz haline geldi. İstikrarlı hükumetlerin olmayan ülkelerde siyasi kriz haline de geldi. Gelişmiş olan ekonomiler toparlanma sürecinde olsa bile global ekonomik krizlerin artçılarının sona erdiğini düşünmememiz gerekiyor."

Başbakan Davutoğlu, şu anda da dünyada jeopolitik, ekonomik, ideolojik ve sosyal krizlerin yaşandığını belirterek, 2008 yılında Gürcistan’da daha sonra Ukrayna’da yaşanan krizleri ve Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte bazı Arap ülkelerinde yaşanan olayları örnek gösterdi. 

Türkiye’nin etrafındaki 6 ülkede merkezi hükümetin kendi toprakları ve ekonomisinin tümü üzerinde kontrolü bulunmadığını, bu ülkelerde ideolojik, dine dayalı ya da mezhepsel çatışmalar olduğunu anlatan Davutoğlu, "Güvenlik zorlukları, ekonomik kriz, jeopolitik çatışmalar bugün bunların hepsi bir arada ve bu hepimiz için büyük tehlike, insanlık için büyük bir tehlike" dedi.

Sadece liderlere değil, tüm toplum kesimlerine seslenmek istediğini ifade eden Başbakan Davutoğlu, "Unutmamamız gerekiyor ki İkinci Dünya Savaşı, şöyle ortaya çıktı; 1929’da bir global ekonomik kriz yaşanmıştı, ideolojik çatışmalar vardı, faşizm ve başka bir takım jeopolitik gerilimler ki jeopolitik kavramı o zaman çıktı, siyasi istikrarsızlık, ekonomik durgunluk, ideolojik çatışma bir araya gelecek olursa o zaman çok dikkatli davranmamız gerekiyor ve zamanında hareket geçmemiz gerekiyor, aksi takdirde bunun sonucunda karşımızda çeşitli kötü senaryolar görmemiz mümkün" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, tüm dünya liderleri olarak tarihi bir an yaşadıklarını, sadece G-20 liderleri için değil, tüm dünya liderleri için artık bir araya gelme vakti olduğunu vurgulayarak, "Dünya liderleri olarak tarihi bir an yaşıyoruz. Jeopolitik hırslara, ideolojik çatışmalara, gençler arasında görülen yüksek işsizliğe karşı bir araya gelme vakti. Gençler arasındaki işsizlik biliyorsunuz ki birçok istikrarsızlığın da sebebi. Gençler arasındaki işsizlik bir ülkede yüksekse o ülkede her tür ideolojik çatışmanın yaşanması mümkün. Türkiye’nin dönem başkanlığında biz bunun öneminin farkındayız" diye konuştu.

G-20’nin "global kriz çözüm platformu" olarak görecek olursa, bugün ihtiyaç duyulan şeyin "entegre, koordine, kapsayıcı ve etkili bir yaklaşım" olduğuna işaret eden Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Entegre olmalı, çünkü önümüzdeki bu kriz aslında toplumun tek bir kesimini ilgilendiren bir şey değil, stratejilerimizi entegre etmemiz gerekiyor. Koordine edilmeli çünkü hiç kimse krizlere karşı bağışık değildir. O yüzden politikalarımızı, yaklaşımlarımızı koordine etmeliyiz. Bir de kapsayıcı olmalı. Türkiye’nin dönem başkanlığında en önem verdiği, üzerinde durduğu kavram ’kapsayıcılık’. Bir de kararlar etkili olmalı, kağıt üzerinde kalmamalı.

G-20 tüm krizler açısından bir ümit oluşturan, ümit veren platform. Bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri krize etkili bir şekilde yanıt veremiyorlar. Zaten çok kapsayıcı bir yapı da değil, G-20 çok daha kapsayıcı, fazla sayıda insanı temsil ediyor. O yüzden G-20’nin sadece finansal konular için değil, aynı zamanda çatışma kaynakları açısından da etkili bir platform olma ümidi var. G-20’nin finansal, ekonomik, sosyal sorunlar açısından da bir çözüm platformu olma şansı var. G-20, bütün bu konuların ele alındığı bir platform olabilir."

Başbakan Davutoğlu, ATO Congresium’da devam eden B20 Türkiye Konferansı’nda yaptığı konuşmada, başbakan olarak yüzlerce toplantıya katıldığını, bu toplantılarda çok güzel konuşmalar dinlediğini, birçok taahhüt duyduğunu, bazı konuların da oldukça kararlı şekilde dile getirildiğini gördüğünü belirterek, ancak bunların uygulamaya dönüşmemesi halinde hiçbir anlamı olmadığını söyledi.

Davutoğlu, "Filistinlilere yardım için kaç tane toplantı yapıldığını hatırlıyorum, milyarlarca doların onlara ayrıldığını biliyorum ama bu para hiçbir zaman ödenmedi. Her krizden sonra bir donör konferansı yapılıyor. Sonrasında bu kararların uygulanmadığını görüyoruz" diye konuştu.

Durumun ekonomik açıdan da böyle olduğunu dile getiren Davutoğlu, geçen yıl Brisbane’de büyüme stratejilerinin koordineli yürütüleceğine karar verildiğini anlattı. Davutoğlu, "G20’de büyüme oranının 2018 itibarıyla yüzde 2’ye çıkarılması amaçlanmıştı ama görüyorum ki her ülkenin kendi büyüme stratejisi var. Bazen diğerininkiyle çelişiyor hatta. Eğer hepimiz aynı gemideysek, o zaman o gemi batacak olursa hepimizin etkileneceğini, kimsenin güvende olmayacağını kabul etmemiz gerekiyor. Bugün dünya ekonomisi entegredir ve kararlarımızın uygulanması konusunda beraber hareket etmemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Proaktif ekonomik strateji"

Kısa dönemli finansal krizlere yanıt vermenin, müdahale etmenin bir zorunluluk olduğunu belirten Davutoğlu, ancak sadece kısa dönemli krize odaklanıp uzun vadeli projelerin, ekonomik krizi engelleyecek önleyici stratejilerin unutulmaması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, reaktif değil proaktif bir ekonomik stratejiyi doğru bulduklarını yani sadece kısa dönemli sorunlara değil uzun dönemli yapısal reformlara da odaklanan bir ekonomi istediklerini anlattı.

Ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğini garanti edebilmek için geçen yıl kasım ve aralık aylarında 25 dönüşüm alanı belirlediklerini ve yapısal reformlara yönelik planlamalar yaptıklarını ifade eden Davutoğlu, bu dönüşüm alanlarının hepsinin uygulanacağını kaydetti.

Davutoğlu, 7 Haziran seçiminin ardından koalisyon çabalarının sonuçsuz kaldığını, geçici hükümetle yeniden seçime gidileceğini anlatarak, "Geçen pazartesi ilk toplantımızda farklı partilerden gelen tüm bakanlara şunu söyledim, ’Bu hükümet, geçici bir hükümet olarak, seçime götürecek hükümet olarak görülebilir ama bizim 4 yıllık hükümetmiş gibi hareket etmemiz gerekir.’ İlk toplantımızda bazı kararlar alarak Bakanlar Kurulumuzun Türk ekonomisi ve siyasetine yönelik uzun dönemli hedeflerle hareket edeceğini gösterdik ki bu yapısal reformlar devam etsin" dedi.

"Türkiye’de 7-8 yılda 6 milyon yeni istihdam sağlandı"

Yatırımın büyüme için temel güç olduğunun altını çizen Davutoğlu, "Yatırım yoksa istihdam olmaz, istihdam yoksa sosyal istikrar olmaz, sosyal istikrar da yoksa siyasi istikrar olmaz" ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin komşularına ve bazı ekonomik sıkıntılar yaşayan ülkelere bakıldığında, onların hizmet ekonomisiymiş gibi gerçek bir yatırım yapmaksızın hareket ettiklerini aktaran Davutoğlu, belli bir süre sonra çöküş yaşandığını, bunun istihdam fırsatı yaratan reel ekonominin olmamasından kaynaklandığını dile getirdi.

Türk ekonomisinin son 7-8 yıl içinde yaklaşık 6 milyon yeni istihdam yarattığını aktaran Davutoğlu, Türk iş camiasına da dinamik yaklaşımı sebebiyle müteşekkir olduğunu söyledi.

Davutoğlu, "Türkiye’deki hükümetle iş camiasının yakın iş birliği sayesinde yatırımlarımızı artırmayı mümkün kılacak ve işsizlikle mücadelemizi artırabileceğiz. Burada yapmak istediğimiz yatırımı artırmak için sermaye piyasalarındaki gelişmeyi artırmak, alternatif araçlar üzerine odaklanmak ve etkin kamu özel ortaklıklarını tasarlamak ve artırmak. İşte bu 3 araç, yatırım için yeni bir itici güç olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Antalya’da Türkiye’nin dönem başkanlığında yapılacak G20 Zirvesi’nde bütün bu konuların tartışılacağını belirten Davutoğlu, sadece G20’nin yatırımlarının değil düşük gelire sahip gelişmekte olan ülkelerde yatırımların nasıl artırılabileceğini tartışacaklarını da söyledi.

Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Tarihi bir dönüşümden geçiyoruz. İnsanlığın geleceği için birlikte hareket edecek olursak sizi şu konuda temin edebilirim ki sonraki kuşakların daha iyi bir dünyası olacak. Bütüncül bir yaklaşım yerine bireysel bir yaklaşım sergileyecek olursak, sadece kendi iş camiamızı, sadece kendi siyasi geleceğimizi bu ülkelerde düşünecek olursak hepimiz kaybedeceğiz. İkinci, üçüncü seçenek yok. Ya kazan-kazan ya kaybet-kaybet. İşte Türkiye dönem başkanlığında bütün ülkelere, bütün iş camiasına, sivil toplum liderlerine, dünya ekonomisinin bütün liderlerine çağrıda bulunup kazan-kazan senaryosu için birlikte olmamız gerektiğini yineleyeceğiz ve eminim ki B20’nin desteğiyle bu kazan-kazan senaryosu mümkün kılınacaktır."

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.