Yükleniyor...

Hedefimiz 77 milyonun gönlüne girmek

 

Davutoğlu, A Haber ve ATV ortak yayınındaki "Başbakan ile Gündem Özel" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Davutoğlu, Şah Fırat Operasyonu’nda askerlerin geri çekilmediğini belirterek, Süleyman Şah Türbesi’nin Suriye’deki bir bölgeden başka bir bölgeye nakledildiğini ifade etti.

Eğer güvenlik şartları uygun olsaydı değişim yapılacağını, o askerlerin Türkiye’ye getirilip başka askerlerin oraya gönderileceğini söyleyen Davutoğlu, askerlerin Türkiye’ye geldiğini, Suriye toprakları içinde Süleyman Şah’ın makamının olduğu Türkiye Cumhuriyeti topraklarını korumak üzere orada bulunduklarını anlattı. 

Davutoğlu, altyapının tamamlanması halinde de nakli kuburun gerçekleşeceğini belirtti.

Partideki üç dönem kuralına da değinen Davutoğlu, AK Parti milletvekillerinin tümünün ve MKYK üyelerinin her an kendisine ulaşabileceğini, her birinin AK Parti için paha biçilmez kıymette dava arkadaşları olduğunu vurguladı.

Üç dönemin "olumsuz" olarak kullanıldığını, dönem sonu gibi algılandığını dile getiren Davutoğlu, "Üç dönem şu demektir: Cumhurbaşkanımız başbakan olduğu dönemde bu arkadaşlarımıza üç dönem üst üste güvenmiş ve milletvekilliği payesi için parti kurulları da ittifak edecek şekilde devam etmişlerdir. Demek ki bu arkadaşlarımız tecrübesi, birikimi ve davaya bağlılıkları itibarıyla hepimizin güvenini kazanmış arkadaşlardır" diye konuştu.

-"Her birisi pırlanta gibi dava adamı arkadaşlardır"-

Parti tüzüğüne bir prensip koyulduğunu, bunun da o günkü şartlar içinde son derece anlaşılabilir gerekçeyle doğru bir prensip olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Üç dönem sonrası herkes bir dönem ara versin ki, birçok partide görüldüğü gibi CHP’de 40 yıl neredeyse milletvekilliği yapanlar vardı, kan tazelenmesi olsun. Bu, ilkesel olarak çok doğru bir tutum. Bu konuda da bir tüzük prensibi var" dedi.

Geçen sene parti kurullarında bunun tartışıldığını ve kuralın kalmasına karar verildiğini hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ben bu üç dönem olup ve hepimizin, şahsen benimde çok takdir ettiğim birçok arkadaşımla ne zaman isterlerse geçmişte de görüştüm, şimdi de görüştüm. Sayın Cumhurbaşkanımızla da gittiler görüştüler, bu da gayet doğaldır. Çünkü nihayetinde Cumhurbaşkanımız kendisi de bu kuralın kalması yönünde kurucu genel başkanımız olarak ifadeleri var. Ben de arkadaşlarla daha sonra bir araya geldim. Her birisi pırlanta gibi dava adamı arkadaşlardır. Hepsinin emeği bizimkilerle eşittir. Hepsi bu partinin en ayrılmaz unsurlarıdır. Bunu açıkça altını çizerek söylüyorum: bir dönem ara verilse bile daha sonra her biri geri dönecek kadar genç ve dinamiktirler. Bunun içinde Ali Babacan gibi benden yaşça epey genç arkadaşlarımız da var, Bülent Arınç gibi daha kıdemli arkadaşlarımız da var."

"Bu bir yol ayrımı değil, aksine yolların daha fazla kesişmesidir"

Olağan genel kongrelerinin yaklaştığını, orada da yeni görevlendirmeler olacağını, partinin tek anlamlı yerinin Meclis ya da hükümet olmadığını, MKYK, MYK ve partinin kurullarının bulunduğunu bildiren Davutoğlu, "İlkesel olarak, bir ilkeyi kabul ettim mi o ilkeye istisna getirmem. Bu prensiple ilgili bir konudur. O istisna uygulandığında bu sefer herkese uygulamak lazım. Etik olarak ben arkadaşlarımın arasında bir ayrım gözetmem" değerlendirmesinde bulundu.

Seçime yaklaşılmış bir konjonktürde olunduğunu, aday adaylarının çıktığını anımsatan Davutoğlu, bu tartışmayı tekrar geçen sene kaldığı yerden başlatmanın doğru olmadığı konusunda arkadaşlarıyla konuştuğunu ve onların da anlayış gösterdiğini söyledi.

"Bu bir yol ayrımı değil, aksine yolların daha fazla kesişmesidir" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

 "Gün geldiğinde üç dönem bizim için de o dönemin sonuna gelindiğinde onurla görevli arkadaşlarımıza tebliğ ederiz. Hiçbir makam kalıcı ve baki değildir. Baki olan Rabbimizdir, biz hep bu inançla yola çıktık. Kimin ne kadar hizmet ettiği değil, önemli olan kimin nasıl hizmet ettiğidir. Bazen çok kısa süre görev yapar ama tarihin akışına iz vurur insanlar. Ben bu arkadaşlarıma da partimizin etik temeline de büyük bir güven duyuyorum. İnşallah hep beraber daha çok güzel yeni zaferleri, başarıları göreceğiz." 

"Halkın her kesimine ulaşacağım, en yüksek oyu elde edeceğim"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 7 Haziran’da yapılacak seçimlerde partisinin yüzde 35 oy oranı hedeflediği yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Eğer bir anamuhalefet partisi lideri kendisi için ulaşabileceği en büyük hedef olarak yüzde 35’i seçmişse o gün istifa etmeli. Düşünün ben şimdi iktidar partisiyim, 12 yıllık bir iktidarın birikimi üzerine konuşuyorum. 12 yıllık bir iktidarda yıpranma olur. Şimdi ağzımdan yüzde 35 değil, yüzde 45 geçse bile tövbe istiğfar ederim demeyeyim ama kendimi söyle bir silkelerim. Derim ki bir dakika, ’yüzde 50 bile demen doğru değil. Halkın her kesimine ulaşacağım, en yüksek oyu elde edeceğim’ demen lazım. O anlamda, yüzde 50 bile bizim için hedef değildir. Hedef bizim için, 77 milyon vatandaşımızın gönlüne girmek. Üst sınır konduğu zaman, siz kendi hayalinizi de sınırlıyorsunuz demektir. 17-25 Aralık’tan sonra ’AK Parti yüzde 35’lere düşecek’ diyorlardı yani kendilerince AK Parti’yi hayallerindeki getirebilecekleri en kötü nokta, CHP’nin ulaşabileceği en iyi nokta ise aramızdaki fark bu işte. Kılıçdaroğlu’nun söyle bir silkinmesinde fayda var. O silkinmeyecekse CHP’li seçmenin onu silkelemesi lazım. Yüzde 35 alır mı alamayacak. Mümkün değil. Bunun dile getirmesi bile aslında zaafını ortaya koyuyor."

Davutoğlu, HDP’nin seçimlere parti olarak katılması kararının ve seçim barajını geçip geçmeyeceğinin sorulması üzerine, şöyle konuştu:

"HDP’nin yüzde 10 hedefi de o da kendi sınırlarını ortaya koyuyor. Ne olacağını tabii zaman gösterecek ama HDP’nin buradaki sınavı şimdi bu açıklama o bakımdan kritikti. Ya kemikleşmiş oylara yönelir, yüzde 10’u hayal edemez, çatışmacı bir dil kullanır ya da yüzde 10’a ulaşmak için çabalama yönünde daha uzlaşmacı ve esnek bir dil kullanır. O zaman da kemikleşmiş oylar üzerinde kaygı duymaya başlar. Bunları yaşayacak HDP de, bütün partiler de. Demirtaş’ın, ’eğer yüzde 10’u ulaşamazsak Türkiye’de felaket oluyor anlamına gelmez, halk kimi seçerse ve takdir ederse’ gibi açıklaması var. Bu doğrudur."

"Halkımız ne derse biz razıyız"

HDP’den seçimin ardından seçimin tartışma konusu yapılması isteğinde bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdiden söylüyorum, seçim gayrimeşrudur demeyin. Şartlar, oyunun kuralları belli. ’Parti olarak gireceğiz’ dediniz tamam güzel, yiğitçe bir tavır ama 7 Haziran akşamı yüzde 10’u yakalamazsanız, ’bu seçim gayrimeşrudur, bu parlamentonun temsil kabiliyeti kalmamıştır’ demeyin. Milletin iradesine saygı duyun. Tek tek girecekseniz yine girin. Bu sefer niye baraj var diye sormayın, kararınızı kendiniz alın. Seçimden sonra barajı kaldıracak alternatifleri konuşmaya da hazırız ama şimdi kurallar neyse o kurallara saygı göstererek girin ve neticesine de razı olun. Halkımız ne derse biz razıyız." 

Hayatı boyunca hiçbir zaman başarıya üst sınır koymadığını altını çizen Davutoğlu, kendisinin işinin gereğini yapacağını ve gayret göstereceğini başarıya ulaştırmanın ise Allah’tan olacağını anlattı.

"Üç dönem ve diğer kuralları da dahil olmak üzere herkes buna saygılı"

AK Parti Genel Başkanlığı ve başbakan koltuğuna oturduğu gün ilk hedefinin "hükümette hiçbir aksama olmadan Türkiye’nin işlerine nezaret etmek" olduğunu ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Elhamdülillah, şu ana kadar geldik birçok olaylar, meydan okumalar yaşadık ama herhalde kimse Türkiye’de bir başbakan değişikliği oldu da hükümetin performansı ya da Türkiye’nin istikrarı zaafa uğradı diye bir kanaate sahip değil. Yapılan anketler de bunun böyle olduğunu gösteriyor. İkinci hedefim, bu hükümetin dayandığı zemin nedir AK Parti’dir. AK Parti’nin birliğini ve beraberliğini korumak, küçük nefsi hesaplarla bu parti içerisinde herhangi bir kırılmaya izin vermemek. Bu oldu mu? Elhamdülillah o günden bugüne kadar tek bir arkadaşımız partiden ayrılmadı. Parti içinde bir ihtilaf yaşanmadı. Kongrelerimizi yaptık. Tam bir demokrasi şöleni içerisinde 50’ye aşkın ilde kongre katıldım. AK Parti’nin bütün kurulları işliyor. Bu parti, geleneği kuvvetli bir parti. Onun için üç dönem ve diğer kuralları da dahil olmak üzere herkes buna saygılı. Bu dönemde iktidarda olmadığı halde lider değişikliği yaşamadığı halde CHP’den kaç kişi istifa etti, kaç kişi genel başkanıyla her gün tartışarak bir sürü ihtilafa sebebiyet verdi. Aynı şey HDP ve diğer partiler için de geçerli."

"Hedefimiz, 7 Haziran seçimlerinde üzerimize düşen bütün gayreti gösterip Türkiye’de istikrarı güveni tahkim edecek, AK Parti’nin potansiyelini artıracak ve yeni bir anayasayı bütün kapsamıyla yazabilecek güce ulaşabilecek bir Meclis kompozisyonu yakalamak" diyen Davutoğlu, aldığı emaneti 7 Haziran’da en üst seviyeye götürecek şekilde çalışacağını söyledi.

’Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Başkanı Erdem Başçı’nın istifa ettiğini dair haberler geldi. Bunlara karşı cevap Başbakanlık kaynaklarından geldi. İstifa oldu mu’ sorusuna Davutoğlu, "Söz konusu değil" yanıtını verdi. 

"Bu haberlerin ortaya atıldığı gün Sayın Babacan, benim herhangi başbakan yardımcımla görüşmem için herhangi bir özel ayarlama yapmam gerekmez. Son derece farklı bir konu için Resmi Konut’a gelmişti" diyen Davutoğlu, şunları söyledi: 

"Son derece farklı. Merkez Bankası ile ilgili değil, faizlerle ilgili değil. Başka bir konu, yine teknik, ekonomiyle ilgili bir konu. Bir grup arkadaşla bir değerlendirme yapmamız gerekiyordu. Ben çağırdım. Hemen birtakım yerler ve ben bunu spekülatörler olarak görüyorum açıkçası. Yani Türkiye ekonomisi üzerine spekülasyon yapan bazı çevreler, belki de o anda borsada ya da kurda yükselmenin ya da inmenin getireceği yerden menfaat uman bazı çevreler bir baktık böyle haber yaymışlar. Toplantının bir aşamasına geldiğinde biz de Babacan da güldük. Ya bunun hiç karşılığı yok. Erdem Başçı ile de görüştüm bu süreç içerisinde. Hiçbir şekilde onun rahatsızlığı vesilesiyle hepimizin başına, hepimiz insanız"

Davutoğlu, ’Rahatsızlığı neydi’ soru üzerine de "Tamamıyla tıbbi bir husus. Kendisi böyle dediği için diyorum ben de. Onun sağlığıyla ilgili burada bir şey söylemem doğru olmaz. Ama dediğim gibi onun için de böyle bir şey geçerli" diye konuştu. 

’Kimse istifasını vermedi mi’ sorusu üzerine Davutoğlu, "Hayır. Ne istifa verilmesi diye bir şey söz konusu ne de istifa kelimesinin geçtiği bir görüşme söz konusu" ifadesini kullandı. 

"Bu arkadaşlar Sayın Babacan, 12 yıldır Türkiye’de AK Parti’nin kuruluşundan itibaren hem siyasetin hem ekonominin içinde böyle bir söylentinin dahi nasıl sonuç çıkaracağını en iyi o bilir" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"12 yıllık AK Parti ekonomik icraatlarının içinde bulunmuş başbakan yardımcısı olarak. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde büyük mücadele vermiş, küresel ekonomik krizin aşılmasında. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde ne badireler atlatmış arkadaşlar bunlar. Hep beraber bütün bu süreçler yaşanmış. Erdem Başçı da önce Merkez Bankası başkan yardımcısı, sonra vekili olarak uzun yıllar bu görevi yürütmüş arkadaşlar. Dolayısıyla böyle bir istifa söz konusu değil. Bu tamamıyla ya siyasi spekülasyon yapmak isteyen ya da ekonomik spekülasyon yapmak isteyenlerin çirkin bir oyunu diyeyim, veya söylentisi. Böyle bir şey söz konusu değil." 

’Cumhurbaşkanın gerek Sayın Ali Babacan’a, gerek Erdem Başçıya sert eleştirileri var. Hatta Suudi Arabistan’a giderken gazetelere yansıdığı kadarıyla ’bu iki arkadaş kendilerine çeki düzen vermeli’ diye beyanları var. Cumhurbaşkanın eleştirilerini nasıl karşılıyorsunuz’ sorusu üzerine Davutoğlu, "Herhangi bir iki arkadaş diye atıfta bulundu, doğrusu bilmiyorum Sayın Cumhurbaşkanımızın. Sayın Cumhurbaşkanımız, kendi 12 yıllık başbakanlığından sonra tabii ki ekonomi dahi her konuda kanaat beyan eder. O tecrübelerini bize aktarır, arkadaşlarımıza aktarır, görüşür. Kamuoyuyla bunları paylaşır. Bunlar Cumhurbaşkanımızın takdiridir" dedi.

Faizle ilgili tutumunu değişik vesilelerle izah ettiğini belirten Davutoğlu, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile de bunu görüştüklerini söyledi.

Davutoğlu, "Türkiye’de siyasi istikrarın devamı özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra AK Parti genel başkanı, başbakan değişti. Bütün dünya bunu takdirle takip etti. Bakınız kolay bir şey değil. Geçen senin bu aylarını düşünün, bugünlerini, bu saatlerini. Birileri diyor ki ’Mart ayında bu hükümet gidecek’ diye kumpas kuran bir paralel çete vardı. Ve herkes Mart ayında ne olacağını bekliyordu. Dışişleri Bakanlığı dinlemesi de dahil olmak üzere ne tür tuzaklarla karşı karşıya olduğumuzu herkes hatırlar. Onu aştık, 30 Mart seçimlerini aştık. 10 Ağustos seçimlerini aştık, AK Parti kaya gibi dimdik durdu" değerlendirmesini yaptı.

"Merkez Bankası bağımsızdır"

Türkiye’nin liderlik anlamında bir geçiş süreci yaşadığını, AK Parti kongresinde delegelerin büyük çoğunluğunun desteğiyle ağır sorumluluk omuzladığını belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"O zaman da ifade ettim. Bunun ve düşmekte olan emtia fiyatlarının faizler üzerinde düşme yönünde bir etkide bulunması lazım diye. Bunları, kanaatlerimi açıkça ifade ettim. Hem kamuoyuna hem de Sayın Başçı ile yaptığım özel görüşmede. Yani bunu Ekim, Kasım ayından itibaren göreceli bir şekilde düşürülmesi yönünde. Ama Türkiye’de aslında ben bunu söylememeliyim. Sayın Cumhurbaşkanımız, kanaatlerini ifade etti.

Merkez Bankası kendi çizgisini devam ettirmesi, Türkiye’de Merkez Bankası bağımsızdır. Bundan daha fazla bağımsız da nasıl olunabilir, dışarıda spekülasyon yapanlara söylüyorum. Türkiye’de Merkez Bankası bağımsızlığını kaybetmiş gibi. Kendi şeyler içinde algılar. Burada önemli olan, dünyada küresel bir kriz yaşanırken Türkiye’nin iktisadi, ekonomik yapısını sağlam tutabilmek. Ve özellikle Türkiye’nin yatırımlar için cazip bir ülke niteliğini korumak, Türkiye’de enflasyon ile mücadelede ile büyümeyi birlikte teşvik edecek yöntem benimsemek. enflasyonla mücadele bir büyümeyle mutlaka çelişmesi gereken bir husus değil. Büyümeyi bizim artırmamız gerekir, onun için sektörel dönüşüm programları ilan ettik. Birçok teşvik paketleri, istihdam içinde şimdi bir teşvik paketi getiriyoruz. Bunlarla bunu sağlamaya çalıştık. Bütün bu süreçte konu sadece finansal ve bir alanda ilgili bir husus değil. Ekonomi, makro ve entegre sistemdir. Her birisi bir diğeriyle ilişkili. Her birini hesap ettiğinizde bir sonuç alırsınız. Ve nihayet bu badirelerden eğer Türkiye kazasız belasız ekonomik bakımdan atlatmışsa bunun sihirli kelimesi güvendir, istikrardır. Yine Cumhurbaşkanımızın, başbakanlığı döneminde gelen güven ve istikrar şimdi de sürüyor. Güven ve istikrar devam ediyor."  

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın, büyük emekleri olduğunu aktaran Davutoğlu, "Kimsenin Türkiye’nin iktisadi geleceğinden, istikrar ve güven içinde bütün bu büyüme hedeflerine ulaşacağı şüphesi olmasın. Benim de beklentim bu yönde" dedi.

"Son faiz indiriminde de dile getirdim, önemli olan faizin düşme trendine girmiş olması. Ama daha daha ivmeli bir şekilde bunun olması yönünde de beklentimizi ifade ettim" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın beyan ettiği kanaatler dediğim gibi hepimiz buna saygıyla yaklaşırız. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu arkadaşları 12 yıl güvenip beraber çalıştığını da kimse unutmamalı, hep beraber çalışıldı. Ve Sayın Cumhurbaşkanımızın en yakın ekibidir, birlikte çalışmış bir ekiptir. Bu anlamda hani AK Parti içinde çalkantıya mı sebebiyet verir, Babacan istifa mı eder, şu mu olur senaryoları üzerinden kimse hesap yapmasın. Gerektiğinde kapılı kapılar arkasında, kamuoyunda görüşlerimizi açık yüreklilikle paylaşırız. Sayın Cumhurbaşkanımız bunun güzel bir örneğidir. Ama hiçbir şekilde ne AK Partinin bütünlüğünden ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin özellikle bu kritik jeopolitik ortamda, yani çevredeki ateş çemberinde kritik küresel ortamda güven ve istikrarında taviz vereceğini kimse düşünmemeli."

"Halep ve Musul bizim için kritik şehirlerdir"

"ABD bir operasyon yapacağını, Musul’un geri alınacağını Nisan, Mayıs gibi harekat olacağını açıkladı. Türkiye bu operasyona nasıl bakıyor? Türkiye bu operasyona katılacak mı? Katılacaksa muharip olarak mı katılacak, desteği lojistik kalacaksa İncirlik’in pozisyonu ne olacak" sorusu üzerine Davutoğlu, "Irak ve Suriye’deki her gelişme, özellikle de sınır boylarımızdaki gelişme bizi ilgilendirir. Güvenliğimizi ilgilendirir" yanıtını verdi. 

Türkiye’nin herhangi bir ülkenin toprağında gözünün olmadığını herkesin bildiğini belirten Davutoğlu, "Ama bizim bu uzun sınırda, 911 kilometrelik Suriye, 380 kilometreye yakın Irak sınırında bizim her an tetikte olmamızı gerektiren, her an teenni içinde olmamızı gerektiren bir konjonktür var. Suriye’de barbar bir rejim, barbar bir terör örgütüyle Suriye halkını kıskaca almış durumda. Türkiye üzerine gelen bir mülteci akını var. Bununla mücadele etmek durumundayız. Irak’ta maalesef her an mezhep çatışmasıyla körüklenecek bir iç çatışma var, geçmişten beri devam eden yine bir terör örgütü var" değerlendirmesini yaptı. 

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Halep ve Musul bizim için kritik şehirlerdir. Halep şu anda orada halkın temsilcisi mahiyetindeki Suriye muhalifleri, ılımlı Suriye muhalifleri, Özgür Suriye Ordusu bir taraftan DEAŞ’la çarpışıyor. Bir taraftan Suriye rejimiyle çarpışıyor. Burada Halep’in bir an önce istikrara kavuşması, Halep üzerinden Türkiye’ye mülteci akının olmaması büyük önem taşıyor. Benzer şekilde Musul, Kerkük ve Erbil, bu üç şehir de bizim için ulusal güvenliğimiz ve Irakla yürüttüğümüz bir çok enerji dahil işbirliği bağlamında önemli."

"Musul’da bizim başkonsolosluğumuz işgal edildiğinde oradaki tek başkonsolosluk bizim başkonsolosluğumuzdu. Bu Musul’un Türkiye için, Türkiye’nin Musul için taşıdığı önemi gösteriyor" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"O günden bugüne biz bir taraftan Irak merkezi hükümetiyle ki yarın, bugünlerde Savunma Bakanımız Bağdat’ı ziyarette bulunacak ve nasıl bir işbirliği yapılacağını konuşacak. Savunma da dahil işbirliği. İkincisi Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle orada yapılacak çalışmalar ki ben de gittim bizzat. Verilen eğitim faaliyetlerini silahlı kuvvetlerimizin mevcudiyetini gururla gördüm. Dieğer taraftan başta Kerkük olmak üzere, Türkmenler’in korunması için neler yapılabileceğinin çalışmasını yapıyoruz. Ve Musul’daki ılımlı Musulluların, bizzat Musulluların nasıl kendi şehirlerine sahip çıkabileceğini konusunda da elimizden geleni yapıyoruz. Operasyona gelince, bunun şartlarının ne olacağını zamanla göreceğiz. Şu anda belirlenmiş şu hedefe dönük veya şu şekilde yapacak bir operasyon şartları oluşmuş değil. Önemli olan biz bütün bu unsurlara yardım ederiz. Türkmenlere, Kürtlere, Musullu Araplara, Kürtlere, Türkmenlere hepsine elimizden gelen yardımı yaparız. O topraklardaki gelişmelere bigane kalmayız. Şu an da da bu yardımı yapıyoruz zaten."

"Bu yardıma muharip güç olarak katılmak söz konusu mu" sorusuna Davutoğlu, "Şu anda ona ihtiyaç hissedilen bir durum yok" karşılığını verdi. 

Davutoğlu, "Orada Musullular kendilerini kurtaracak nüfusa sahipler, yani potansiyele sahipler. Önemli olan onların aynen Suriye’de eğer ılımlı muhalefet desteklenseydi eğit-donat dört yıl sonra değil de iki yıl önce üç yıl önce yapılmış olsaydı bugün DEAŞ diye bir örgüt çıkmazdı. Rejim de bu kadar kanlı bir barbarca bir saldırıyı sürdüremezdi. Şimdi Musulluların kendi şehirlerine sahip çıkacakları şekilde eğitilip donatılmaları lazım. Bunun ihtiyaç olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

’Koalisyon güçleri bir operasyon düzenlediği takdirde henüz bunların şartları belli değil’ sözleri üzerine Davutoğlu, "Irak bağlamında şartlar farklıdır, Suriye bağlamında şartlar farklıdır. Suriye bağlamında herhangi bir koalisyon fiili bir operasyona katılma şartlarımızı daha önce ifade etmiştik. Güvenli bölgeler oluşturulması ve mülteci akının önüne  geçilmesi" dedi. 

’Aynı noktada mıyız’ sorusu üzerine Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Oradayız ama eğit-donat farklı. Çünkü eğit-donat da yaptığımız ve yapmayı gerekli gördüğümüz bir eylem. Çünkü ancak o yolla Suriye’de ılımlı muhalifler kazanabilir. Irak’ta ise muhatabımız olan bir Irak hükümeti var. Karşımızda muhatap var. Yine bir muhatabımız olan bir Irak Kürt Bölgesel Yönetimi var. Muhatabımız olan eski Musul Valisi var. Muhataplar yani orada çok net olduğu için orada yapılacak yardımlar daha açık ve Irak içinde olabiliyor. Şu an Suriye içinde bizim askeri mevcudiyetimiz yok. Ama Irak’ta var. Eğitim anlamında. Gittim bizzat da. Kamuoyu da izledi. Bağdat yönetimi bizim muhatabımızdır. Sayın Abadi geldi, neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Erbil yönetimi bizim için muhataptır, Neçirvan Barzani geçen hafta buradaydı. Musul Valisi bizim için hala seçilmiş Musul Valisidir ve Musulluları o temsil eder."

"Musul Valisi Türkiye’nin operasyona katılınacağını ifade ediyor" sözlerine Davutoğlu, "Yani muhatap o. Katılacağı değil, yardım ve destek konusunu gündeme getirdi" diye karşılık verdi. 

Davutoğlu, "İncirlik o zaman" denilmesi üzerine de "Müzakerelerle oluşacak şartlar önemli" ifadesini kullandı. 

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.