Yükleniyor...

Hep birlikte Türkiye olacagiz

 

Erdoğan, A Haber-ATV ortak yayınında, "Başbakan ile Gündem Özel" programında soruları yanıtladı. 

Başbakan Erdoğan, "Çözüm süreci devam edecek mi?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Ondan hiç şüpheniz olmasın, buna mecburuz. Çünkü bu ülke terörle beraber yaşayamaz. Terörü minimize etmemiz gerekir. Terörü minimize etmek için de ülkemizin yedi bölgesinde yaşayan 77 milyon vatandaşımızla halkımızla beraber halletmemiz lazım. Kürt kardeşlerimizin istismar edilmesine müsaade etmememiz gerekir, aynı şekilde Alevi-Sünni, böyle bir ayrışmaya asla müsaade etmememiz gerekir. Biz bu ülkede Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Roman’ı, Boşnak’ı, Arnavut’u... Hepimiz bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Yaradılanı yaradandan ötürü sevmek zorundayız" diye konuştu. 

Erdoğan, "Siyasilerin de sadece Sivas’a kadar bu bölgelerde örgütlenmeyip, 81 vilayetin tamamında, il, ilçe, belde örgütlenmeleri yapmaları gerektiğini" belirterek, "Şu anda AK Parti’den başka 81 vilayetin tamamında, ilçelerin tamamında, beldelerin tamamında örgütlenen parti hemen hemen yok gibi. Bu hassasiyeti, eğer demokrasi mücadelesi veriyorlarsa, bir demokratik mücadele veriyorlarsa bu adımı atmaları lazım" ifadesini kullandı. 

Çözüm sürecinde 6 maddelik yasal düzenleme yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, "Bu, ne kadar dürüst, ne kadar bu konuda samimi olduğumuzu göstermesi bakımından önemli" dedi. "Bu yasanın çıkmasına neden olan herkesi silah bırakmaya, evlerine dönmeye davet ettiklerini" aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Onların döndükten sonraki durumlarına yönelik bütün tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Sosyal hayata intikalde herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için bütün bu tedbirleri aldık, alıyoruz. Tabii ki bu noktada kamunun birçok dilimlerinin bugüne kadar yaşadığı sıkıntılar var. Onlarla ilgili de hassasiyetimiz, idari, hukuki, cezai bütün bu dallarda ileri sürüldü, bunlar da yasada yerini aldı. Böylece bu çözüm sürecinin, inşallah cumhurbaşkanlığını kazanmamız halinde, sonuna kadar seçilmiş hükümet, seçilmiş cumhurbaşkanı birlikte yürüteceğiz. Çok daha ileri noktalara taşıyacağız" 

"Herkes kendisini rahatça ortaya koyabilsin"

Başbakan Erdoğan, "İzmir’de Kemal Kılıçdaroğlu için Alevi demesi, Selahattin Demirtaş için Zaza demesine yönelik eleştileri nasıl değerlendirdiği" sorusuna, "Bunları art niyetli olarak karşılıyorum" yanıtını verdi.  

Tasavvuftaki "Vahdette kesret" prensibini hatırlatan Erdoğan, "Eğer biz, birliği sağlayacaksak, çokluk bizim zenginliğimizdir. Yıllarca bu ülkede biliyorsunuz, Alevi vatandaşlarımız kendisinin Alevi olduğunu gizlemek zorunda kalırdı. Biz diyoruz ki, niye gizlesin? Alevi vatandaşım benim rahat rahat, ’ben Alevi’yim’ bunları övünerek, gururlanarak söyleyebilsin. Ben de Sünni’yim, ben de bunu övünerek, gururlanarak söyleyeyim. Aynı şekilde, azınlıklar noktasında, mesela yıllarca benim Kürt vatandaşım, Kürt olduğunu söyleyemezdi ama bakın şimdi söyleyebiliyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Kalkıp da Demirtaş’ın Zaza olduğu halde ortada böyle Kürt vatandaşlarımı istismar etmesinin anlamı yok. Sen Zaza’sın. Kalk Zaza olduğunu söyle. Zazalar, senin Zaza’yım demenle seninle beraber hareket edecek diye bir şey de yok" ifadesini kullanan Erdoğan, herkesin kendi kimliğini açıkça ortaya koyması, bunu gizlememesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Vatandaşım da zaten bunu istiyor. ’Ben’ diyor, ’kendi kimliğimi çok açık net ortaya koyabilmeliyim.’ Çünkü bu ülkede kimlik mücadelesi yıllar yılı verilmiştir, yıllar yılı o söyledikleri mahalle baskısı var ya, bu baskıyla sindirilmiştir. Niye sindirilmiş bir topluluk olsun? Herkes kendisini rahatça ortaya koyabilsin ve Kılıçdaroğlu da kendini rahatça ortaya koyabilsin. Hiç bundan çekinmeye gerek yok. Rahatsız olmasına da gerek yok. Başka endişeler taşıyor olabilir, onu bilmem. Ama biz böyle bir endişeyi taşımasına gerek olmadığını da çok açık net söylüyoruz."

"Resmi dil Türkçedir bundan taviz vermeyiz"

Erdoğan, "Tek dil" ifadesini savunup savunmadığı sorusu üzerine, "Tek dil ifadesini eğitim dili olarak savunduğunu" belirterek, "Kürt anne Kürt evladıyla cezaevinde Kürtçe konuşamıyor. Önünü açan adam benim. Kürtçeyi öğrenme noktasında kursları açan biziz. Aynı şekilde üniversitelerde bölümler açan biziz, bütün bunların önünü açan biz olacağız, hatta ve hatta seçmeli ders olarak ortaokul ve lise buralara koyan biziz" dedi. 

"Resmi dil konumunda, resmi dil Türkçedir, bundan taviz vermeyiz" diyen Erdoğan, Batılı ülkelerin hiçbirinde de böyle bir uygulama olmadığını aktardı. 

Erdoğan, "Çözüm sürecinin siyasetin de önünü açan bir süreç olduğu" yorumu üzerine "HDP’nin bu konuda samimi olmadığını" belirterek "Dün doğudaki illerimizden bir tanesinde, maalesef bizim belediye meclis üyelerimizi tehdit etmek suretiyle meclis üyeliğinden istifa ettirdiler, iki tanesini... İlçesini, ilini falan söylemeyeceğim. Bu, demokratik bir mücadeleye, parlamenter demokrasiye hiç yakışmıyor. Bunu ne yazık ki bölücü terör örgütü yapıyor, peki faturayı nereye gönderiyor? Maalesef buranın çıkarını, menfaatini, tahsilatını HDP’ye gönderiyor" ifadesini kullandı. 

Müteahhitlerin de yatırımlar noktasında tehdit edildiğine dikkati çeken Erdoğan, "Bu devlete vergi veriyorsunuz, aynı vergiyi bize de vereceksiniz" denildiğini, Hakkari’de yapılan havalimanının da benzer şekilde engellendiğini dile getirdi.

"Demirtaş’ın, Türkiye’nin batısından da oy almak istemesi çözüm sürecinin de ruhuna uygun değil mi?" sorusuna karşılık Erdoğan, "Bu anlayışla, bu kafayla batıdan bunlara oy gitmez" diye konuştu.

Batıdaki Kürt vatandaşların, "Verilen hizmetleri gördükleri için nereye oy vereceklerini gayet iyi bildiklerini" belirten Erdoğan, "Bunların, kafa olarak, zihniyet olarak, anlayış olarak batıyı kucaklama gibi bir dertleri yok. Bunlar ancak şiddetle, silahın zoruyla oy alabiliyorlar. Yoksa bunlar güneydoğuda, doğuda aldıkları şu oyu da alamazlar" diye konuştu. 

"Muhalefetle uzlaşma umudu olup olmadığına" ilişkin soru üzerine Erdoğan, cumhurbaşkanı olarak üzerine düşeni yapacağını belirterek, "Ama bunlar görüyorsunuz öyle açıklamalar yapıyorlar ki, çıkıyor Bahçeli ’Ayaklarının feri kesilecek’ diyor. ’Çankaya yokuşunda tıkanır kalır’ diyor. ’Sana başbakanlık yeter’ diyor, ’Hasbelkader buraya geldin’ diyor. Bunlar yakışıyor mu bir partinin genel başkanına? Bu tür ifadeleri kullananlar... Kılıçdaroğlu millete küfrediyor ya. ’Siz nasıl’ diyor, böyle böyle, ağzıma alamıyorum. ’Bunlara nasıl oy vereceksiniz’ diyor. Böyle bir şey olabilir mi?" ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Kıyılarda yaşayan, Kemalist, laik bir kesim var. orada da sizden beklenti var. Onlara nasıl mesaj vermek istersiniz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Onların yaşam koşullarında bugüne kadar biz herhangi bir değişiklik getirdik mi? İstedikleri gibi yaşamıyorlar mı? Eğlenmelerinden tutun, bütün uygulamalarına, bütün haklarına varıncaya kadar neleri ellerinden alındı? Devletçilik, cemiyetçilik, bunlar mı? Yoksa eğlenme hayatları mı? Neleri? Biz, onların ne içtiğine, ne giydiğine, ne yediğine mi baktık? Hayır. Hepsini istedikleri gibi yine yapıyorlar. Neyine karıştık? 12 yıl oldu biz iktidardayız. Yani 12 yıllık iktidar döneminde giyimlerine, kuşamlarına, yediklerine, içtiklerine karışan, müdahale eden bir iktidar var mı? Yok. Niye bundan rahatsız oluyorlar?"

Erdoğan, "Daha kucaklayıcı bir yaklaşım bekliyorlar" denilmesi üzerine, "Nedir o daha kucaklayıcı yaklaşım? Ben, onu anlamıyorum. Bilsem onu, adresini öğrenirsem, yapılması gerekeni yaparız. Daha kucaklayıcı nedir?" dedi. Erdoğan, "Ne yapılması gerektiğini bilmesi halinde, partisinin prensiplerine, ilkelerine ters olmadıktan sonra o konuda da yapılması gerekenleri yapacağına" değinerek, şöyle devam etti:

"Onların oturduğu yerlere, hizmete varıncaya kadar a’dan z’ye her türlü hizmeti götürüyor muyuz, götürüyoruz. Bunlar bizim partimize oy vermediler diye biz orayı hizmetten alıkoyuyor muyuz? Ötekileştiriyor muyuz? Yok. Bize hiç oy vermemiş yerler var veya çok az oy veren yerler var. Örnek verdim, Hakkari’de havalimanı yapacağız. ’Havalimanı yaptırtmıyorlar’ diyorum. Müteahhitler durmadan değişiyor. Yollarını yapıyoruz, devamlı tehditler. ’Buraya baraj yapmayacaksınız.’ Niye? Çünkü barajlar bölücü terör örgütünün malum geçiş güzergahlarını engelliyormuş. Biz o barajları yaparak, nice işsiz insanlara iş imkanı sağlıyoruz. İş imkanı sağlamanın yanında enerji noktasında çok büyük bir enerji potansiyelini hidroelektrik santraller vasıtasıyla temin ediyoruz. Su ihtiyacını onlar vasıtasıyla sağlıyoruz. Önümüzde belki de sınırı aşan sular konusu geldiğinde, biz bu manada engellerle karşılaşacağız. Dolayısıyla biz kendi su potansiyelimizi harcamayalım, bunu da kullanalım istiyoruz. Ama her şeyden rahatsızlar."

Erdoğan, sahil bölgelerine de a’dan z’ye aynı şekilde hizmet götürdüklerini anlatarak, "Bodrum dediniz, Allah aşkına, şöyle on sene öncesini düşünün. Bodrum’da bir Milas Havalimanı gibi, Dalaman Havalimanı gibi, o çevreyi söylüyorum, bu tür havalimanları var mıydı? Orada havalimanından, ta Bodrum’a kadar o yolların halini düşünün, bu tür yollar var mıydı? Hiçbir hükümet, bizim bu tür bir kucaklayıcılığımızı yapmamıştır. Biz kucaklayıcılığımızı icraatımızla gösterdik. Ama onların yaşadığı gibi belki yaşamıyoruz. Bundan rahatsız oluyor olabilirler. Ama onlar da bizi kendi yaşantımızla, bu şekilde kabul edecek" diye konuştu.

"Demek onlar bizim kadar kucaklayamıyorlar"

Bu vatandaşların, hükümetten almaları gereken hizmeti almalarına karşın, "Göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalılar" şeklinde sözlerle karşılaştıklarına değinen Erdoğan, şunları söyledii:

"Daha ileri gideceğim, bu tiplerin içerisinde Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına küfredenler var. Küfrediyor. İşte o zihniyet. Çirkin işaretler yapanlar var. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanının ölmüş annesine küfredenler var. Bu zihniyet. Niye bunları konuşmuyoruz, niye bunları görmüyoruz? Ama Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı bunları söylediği zaman birileri rahatsız oluyor. Buna rağmen biz milletimize hizmetkar oluyoruz. Şunu da çok açık söylemek zorundayım, bu ülkede eğer AK Parti yüzde 50 oyu buna rağmen aldıysa, demek ki bu ülkede iki kişiden birinin gönlünü kaptı. Ama diğer partilerin tamamı orada kalanı paylaşmak durumunda kaldılar. Demek onlar bizim kadar kucaklayamıyorlar."  

Erdoğan, partisinin 81 vilayetin tamamında yerel ve merkezi düzeyde örgütlendiğine dikkati çekerek, "Ama onlar bir kısmı bakıyorsun benim Kürt vatandaşlarımın oylarıyla ayakta durmaya çalışıyor. Bir kısmı benim siyasi Türkçülük yapan kardeşlerimin oylarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Malum CHP de diyor ki ’Biz kumsalların partisiyiz’. Veyahut da medya oralarda onları işaretliyor. Onlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Ama sahillerde de artık bakıyorsunuz, AK Parti ciddi manada bir konuma yerleşti, ciddi manada oy almış oldu" değerlendirmesinde bulundu.

"Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarının muhalefeti değiştirip değiştiremeyeceğine" ilişkin soruya karşılık Erdoğan, "Muhalefet tabanının bu konudan çok rahatsız olacağına inandığını" aktararak, "Tabanın bu konuyu ciddi manada değerlendireceğini" ifade etti.

MHP Genel Başkanlığını 16-17 senedir yürüten Devlet Bahçeli’nin partiyi nereden nereye getirdiğinin ortada olduğuna değinen Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da 5. seçimi olacağına işaret etti. Erdoğan, "Onun da durumu ortada, nereden nereye getirdiği. Yerinde sayıyor veya daha düşüyor. Böyle bir konumda" dedi.

Erdoğan, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda bazı farklı uygulamalarının olacağını belirtti ve özellikle yerel hizmet verenlerle çok daha içli dışlı olmaya çalışacağını söyledi. 

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Davetlere katılırlar veya katılmazlar. Ama içli dışlı olacağım. Hükümetimizi de yanımıza alıp, onlarla bazı değerlendirmeleri yapıp, sorunları içli dışlı bir şekilde dinleme gibi bazı adımları atacağım. Yaklaşırlar, yaklaşmazlar, görevimizi bir kere, iki kere yaparız, devam ederlerse, hay hay devam ederiz. Ama devam etmedikleri takdirde ’Siz bilirsiniz’ deriz" ifadesini kullandı.

join us icon
SEN DE ARAMIZA KATIL Gücümüze Güç Katalım.